POLİTİKA - 05 Mayıs 2026 Salı 13:26

MHP lideri Bahçeli: "Terörsüz Türkiye, Türkiye'nin ortak mesajı olmalıdır"

A
A
A
MHP lideri Bahçeli: "Terörsüz Türkiye, Türkiye'nin ortak mesajı olmalıdır"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Terörsüz Türkiye sürecinde Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun tarihi bir vazife üstlendiğini aktararak "Sırada siyasi ve hukuki düzenlemeler vardır. Gazi Meclisimizde gerekli yasama faaliyetleri hız kazanacaktır. Teklifler değerlendirilecek, her partiden madde önerileri alınacak, kanunlaştırma sürecinin çerçevesi millet iradesiyle oluşturulacaktır'' dedi.

MHP lideri Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısında açıklamalarda bulundu. Bahçeli, açıklamasında Türkiye’nin dış politika anlayışı barışı ve istikrarı önceleyen bir çizgiye sahip olduğunu vurguladı. Dış politikada Türkiye’nin gerilim arayan bir ülke olmadığını söyleyen Bahçeli, "Kıbrıs Türkünün varlık hakkını ve Ege’deki denge hukukunu yok sayan her adım karşısında kararlı bir Türkiye bulur. Fransa’nın, Yunanistan’ın, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin ve İsrail’in Doğu Akdeniz’de kurmaya çalıştığı güvenlik ve enerji merkezli temaslar dikkatle takip edilmelidir. Her devlet kendi dış politikasını yürütür, kendi ittifaklarını kurar. Fakat bu ittifakların Türkiye’yi çevreleme, Kıbrıs Türkünü sıkıştırma, Ege’de mevcut dengeyi bozma veya Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye rağmen fiilî durum üretme amacına yönelmesi hâlinde buna kayıtsız kalmamız beklenemez" dedi.

"Kıbrıs, Türk milletinin stratejik hafızasıdır"

Kıbrıs meselesinin bu çerçevede ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Bahçeli, "Kıbrıs yalnız müzakere başlığı veya diplomasi dosyası sayılamaz. Kıbrıs; Türkiye’nin güvenlik derinliği, Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları, Kıbrıs Türkünün varlık hakkı ve Türk milletinin stratejik hafızasıdır. Kıbrıs’ta toprak alım satımı, yabancı mülkiyeti, stratejik bölgelerde taşınmaz yoğunlaşması ve ekonomik nüfuz üretme girişimleri sıradan ticari işlem gibi görülemez. Toprak yalnız tapu kaydı sayılamaz; kimi zaman egemenlik hakkının belgesi, kimi zaman güvenlik teminatı, kimi zaman gelecek nesillerin hakkıdır" ifadelerine yer verdi.

"Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin varlık hakkını koruyacak"

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin demografik dengesi, mülkiyet yapısı, ekonomik bağımsızlığı ve güvenlik hassasiyetlerinin milli mesele olarak görülmesi gerektiğini dile getiren Bahçeli, "Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin varlık hakkını koruyacak; Doğu Akdeniz’deki meşru çıkarlarını başkalarının onayına bağlamayacak; Ege’deki denge hukukunun aşındırılmasına müsaade etmeyecektir" diye konuştu.

"Terörün tasfiye edildiği Türkiye’de kalkınma hamlesinin önündeki en büyük engellerden biri ortadan kalkacaktır"

Bahçeli, dünyanın yeniden şekillendiği bir dönemde Türkiye’nin ihtiyacının, bütün alanları aynı hedefe bağlayan kapsamlı milli seferberlik anlayışı olduğuna dikkati çekti. Söz konusu seferberliklerin kültür, teknoloji, sanayi ve ekonomi alanlarında olması gerektiğini belirten Bahçeli, "Terörün tasfiye edildiği, güvenliğin kalıcı biçimde sağlandığı, şehirlerin ve kırsal alanların huzur iklimine kavuştuğu Türkiye’de kalkınma hamlesinin önündeki en büyük engellerden biri ortadan kalkacaktır. Bizler vatan sevdalısı Türk Milliyetçileri olarak barış için çıktığımız bu kutlu yola Allah’ın izniyle baş koyduk. Türk milliyetçiliği; kalabalıklarda atılan kuru sloganların, kürsülerde cilalanan kof nutukların, kalıplara hapsolmuş kör bir taassubun değil; karanlığı yaran kudretli bir şuurun tecellisidir" diye konuştu.

"Hiç kimse Milliyetçi Hareket Partisi’nin adını terörle yan yana getiremez"

Türk milliyetçileri olarak vatanın her karışında kardeşliği hakim kılmak arzusunda olduklarının dile getiren Bahçeli, "Bu sorumluluğun bugünkü aşaması, terörün her türlüsünün topraklarımızdan ebediyen tasfiyesidir. Milliyetçi Hareket Partisi, bu tarihi sorumluluğun arkasında sonuna kadar duracak; şehitlerimizin aziz hatırasını incitmeden, gazilerimizin emanetini gölgelemeden bu yolda kararlılıkla yürüyecektir. Bu yürüyüşün adı, Terörsüz Türkiye’dir. Terörsüz Türkiye; teslimiyet değildir. Terörsüz Türkiye; taviz değildir. Terörsüz Türkiye; terör örgütüyle pazarlık değildir. Terörsüz Türkiye; devleti zayıflatmak, milli iradeyi gevşetmek, aziz milletimizin kırmızı çizgilerini çiğnemek, hassasiyetlerini kurcalamak, güvenlik ilkelerini sulandırmak hiç değildir. Şayet böyle tasavvurlara girişen varsa; Milliyetçi Hareket Partisi’ni vatana ihanetin merkezine koymaya cüret ediyorlarsa; Türk milliyetçiliğinin komuta merkezini terörle aynı terazide tartmaya kalkışıyorlarsa gaflet zindanlarına düşmüşlerdir, basiretsizliğin karanlık dehlizlerinde yolunu kaybetmişlerdir. Hiç kimse Milliyetçi Hareket Partisi’nin adını terörle yan yana getiremez. Hiç kimse bu hareketin ülkücü şehitlerimizin kanıyla, taş medreseli büyüklerimizin çilesiyle, milletimizin duasıyla, dava arkadaşlarımızın sadakatiyle yoğrulmuş müktesebatını lekeleyemez. Bilinmelidir ki Terörsüz Türkiye; Türk milletinin kanlı bir musibetten kurtulmasıdır" ifadelerini kullandı.

"Hürmüz Boğazı’nda yaşanan her sarsıntı, petrol tankerlerinin rotasını değiştirmekte"

Bahçeli, İran-ABD-İsrail geriliminin Türkiye’nin sınır güvenliğinden enerji maliyetlerine, tarımsal üretimden sanayi girdilerine, lojistik hatlardan dış ticaret dengelerine kadar geniş bir alanı etkileyebilecek kadar büyük bir potansiyeli olduğunu söyleyerek, "Hürmüz Boğazı’nda yaşanan her sarsıntı, petrol tankerlerinin rotasını değiştirmekte; değişen rotalar, mazot fiyatlarına, gübre maliyetlerine, çiftçinin ekim kararına, sanayicinin üretim hesabına, ihracatçının rekabet gücüne, vatandaşımızın mutfağına kadar uzanmaktadır. Enerji arzındaki her kırılma tarımsal üretimi baskılar. Gübredeki her artış gıda güvenliğini zorlar. Lojistik maliyetlerindeki her yükseliş, pazardaki fiyat etiketinden organize sanayi bölgelerindeki üretim planlamasına kadar her alana sirayet eder. Bu nedenle dış politika ile iç politika birbirinden kopuk değildir" şeklinde konuştu.

MHP lideri Bahçeli:

"Terörün çekildiği yerde fabrikaların bacası tüter"

Türkiye’nin geleceğini bugünün tartışmalarına göre değil; Türk ve Türkiye Yüzyılı’nın idrakine, 2053’ün ufkuna, 2071’in kavrayışına göre değerlendirdiklerinin altını çizen Bahçeli, sözlerine şu şekilde devam etti:

"Terörsüz Türkiye ile etnik tahrikçilerin çapsız siyasetlerine, emperyalizmin vekalet unsurlarına, mezhep simsarlarının istismarlarına kapımızı kapatıyoruz. Kan analizlerine, kemik yapılarına, kafatası boyutlarına göre değil; Türk’ün, Kürt’ün, Alevi’nin, Sünni’nin, Arap’ın Süryani’nin doğulunun, batılının aynı bayrak altında, aynı vatan üzerinde, aynı devlet çatısı altında, aynı gelecek ve istikamet birliğinde kenetlendiği bir Türkiye için çabalıyoruz. Terörsüz Türkiye; komşunun komşuya güvenmesidir. Terörsüz Türkiye; annenin evladını okula huzurla göndermesidir. Terörsüz Türkiye; esnafın kepengini endişesiz açması, çiftçinin tarlasına korkusuz gitmesi, öğretmenin sınıfa başı dik girmesi, yatırımcının Anadolu’nun her köşesine güvenle erişmesidir. Terörsüz Türkiye, iç mukavemetimizin çelikten bir duvar gibi, kol kola, el ele ve tek vücut halinde milletçe ilmek ilmek örülmesidir" dedi.

Hudutlarda cana kasteden, sivilleri hedef alan, karakollara çıkartma yapan, köyleri yağmalayan, evlatları kaçıran; anaları gözü yaşlı, çocuklarımızı yetim, bacıları dul bırakan terörü bitirmenin artık şart olduğunu söyleyen Bahçeli, Terörsüz Türkiye’nin güvenlikten kalkınmaya, acıdan umuda, korkudan huzura, kayıptan üretime geçişin adı olacağını söyledi. Bahçeli, "Doğu ve Güneydoğu Anadolu yalnızca İçişleri Bakanlığımızın özel ilgi alanı, Millî Savunma Bakanlığımızın uzmanlık sahası, Milli İstihbarat Teşkilatımızın güvenlik raporlarının konusu olmamalıdır. Terörsüz Türkiye ile tarımın, hayvancılığın, yenilenebilir enerjinin, sınır ticaretinin, lojistik koridorların, kültür turizminin, girişimciliğin, sanayinin ve teknoloji yatırımlarının merkezleri haline gelmelidir. Sulama barajlarıyla, göletlerle, modern sulama sistemleriyle, tarımsal desteklerle, hayvancılık kredileriyle, organize sanayi bölgeleriyle donatılmış Doğu ve Güneydoğu Anadolu’yu düşlüyoruz. Terörün bittiği yerde bereketin izleri başlar. Terörün sustuğu yerde çocukların neşesi duyulur. Terörün çekildiği yerde fabrikaların bacası tüter. Terörün gölgesinden arınan yerde istihdamın yolu açılır. Terörün tasfiye edildiği yerde ovalar hayat bulur. Terörsüz Türkiye ile Diyarbakır denildiğinde evlat nöbeti tutan annelerin feryatları değil; kültür turizminin, gastronominin merkezi akla gelecektir" ifadelerine yer verdi.

MHP lideri Bahçeli:

"Terörsüz Türkiye, Türkiye’nin ortak mesajı olmalıdır"

Terörsüz Türkiye sürecinde Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun tarihi bir vazife üstlendiğini aktaran Bahçeli, "Sırada siyasi ve hukuki düzenlemeler vardır. Gazi Meclisimizde gerekli yasama faaliyetleri hız kazanacaktır. Teklifler değerlendirilecek, her partiden madde önerileri alınacak, kanunlaştırma sürecinin çerçevesi millet iradesiyle oluşturulacaktır. Günlük siyasi kazançların, küçük hesapların telaşıyla bu tarihi yükümlülüğe sırt çevrilmemelidir. Kalabalıkları galeyana getirmek, kitleleri yönlendirmek uğruna bu mühim dönemeçte milletimizi kutuplaştırma gafletine düşülmemelidir. Kimse şehitlerimizin aziz hatıralarını istismar etmemeli, kimse gazilerimizin fedakarlıklarına gölge düşürmemeli, kimse anaların gözyaşı üzerinden siyaset devşirmemeli, kimse kardeşliğimizi, birliğimizi, dirliğimizi zehirleyecek sözlerin, söylemlerin, sözde siyasetlerin peşine takılmamalıdır. Terörsüz Türkiye, Türkiye’nin ortak mesajı olmalıdır" şeklinde konuştu.

"Abdullah Öcalan için statü açığı Terörsüz Türkiye hedefinin başarısına hizmet edecek biçimde ele alınmalıdır"

Bahçeli, Abdullah Öcalan’ın statü meselesinin konuşulmasının önemli olduğunu kaydederek, "Abdullah Öcalan için statü açığı varsa; bu açık Türkiye Cumhuriyeti lehine, Terörsüz Türkiye hedefinin başarısına hizmet edecek biçimde ele alınmalıdır. Bu noktada ihtiyaç duyulacak mekanizmanın adı ne olursa olsun, özü açık olmalıdır: Bu mekanizma; toplumsal onarımı, siyasal normalleşmeyi, demokratik katılımı, kardeşlik hukukunu, kamu düzenini, milli güvenliği ve huzurlu geleceği birlikte gözetmelidir. Bu tartışmalara son vermek için bunun adının "Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü" olmasını öneriyorum. Fakat elbette başka alternatifler de üretilebilir. Temennimiz PKK’nın kurucu önderliğinin bir tanım altında görev yapmasıdır. Çünkü meselenin esası; terörün tamamen tasfiye edilmesi, silahların susması, terörün gündemimizin dışına kesin biçimde çıkarılması, siyasetin terör vesayetinden arındırılması ve toplumsal bütünleşmenin sağlanmasıdır" şeklinde konuştu.

MHP lideri Bahçeli:

"Türkiye’yi yönetmek ciddiyet ister"

Cumhur İttifakı’nın, yalnız seçim dönemlerinde kurulan sandık birlikteliği olmadığını kaydeden Bahçeli, "Kabine, bürokrasi ve Cumhur İttifakı unsurları aynı hedefe bakmalı, aynı istikamete yürümeli, aynı tarihî sorumluluğun ağırlığını taşımalıdır. Her bakanlık bir cephe, her kurum bir mevzi, her karar Türkiye’nin büyük yürüyüşünün parçası olarak görülmelidir. İç siyasetin dili, seviyesi ve sorumluluk anlayışı da aynı ciddiyete ulaşmalıdır. Dünya ağır bir belirsizlik döneminden geçerken Türkiye’nin iç siyaseti ve Terörsüz Türkiye vizyonu küçük hesaplara, günlük çekişmelere ve dar parti menfaatlerine sıkıştırılamaz. Türkiye’yi yönetmek ciddiyet ister. Türkiye’yi yönetmeye talip olmak dirayet, azamet ve ağır bir mesuliyet ister. Millî meseleler, kişisel çıkar siyasetinin gölgesinde konuşulamaz. Milletin geleceği, devletin bekası ve vatanın istikameti böylesi bir hafiflikle taşınamaz" değerlendirmesinde bulundu.

Kemal Diri - Fırat Demir

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Süper hücre fırtınasının vurduğu Gaziantep’te bina otoparkları çamurla doldu Gaziantep’te hafta sonu etkili olan şiddetli yağış ve fırtınayla birlikte oluşan hortum nedeniyle duvarları yıkılan binaların otoparkları çamurla doldu. Gaziantep genelinde etkili olan "süper hücre" fırtınası kentin pek çok noktasında hayatı adeta felç etti. Fırtına ve sağanak yağış sonrası çok sayıda su baskını yaşanırken, kuvvetli yağmurun ve fırtınanın ardından zararın boyutları ortaya çıkmaya devam ediyor. Fırtınada etkili olan yağmur, dolu, hortum ve rüzgar, cadde ve sokaklar ile köprü altlarını göle çevirdi. Birçok binanın duvarlarının yıkılması sonucu binaların kapalı otoparkları suyla doldu. Suların çekilmesi sonrası otoparklara inerek çamur boyasına bürünen otomobillerini gören vatandaşlar gördüklerine inanamadı. 2025 yılının tamamında metrekareye 202 kilogram yağışın düştüğü Gaziantep’te 2026 yılının ilk dört ayında ise yağış miktarı 607 kilograma ulaştı. Kentte ilk dört ayda yağış miktarı geçen seneye göre metrekarede yüzde 216 oranında arttı. Son yılların en yağışlı döneminin yaşandığı kentte hafta sonu etkili olan aşırı yağış ve süper hücreden sonra metrekareye 60 kilogram yağış düştü. Belli aralıklarla yağışın devam ettiği kentte sağanak yağış zaman zaman etkisini iyice artırıyor. Kentteki bazı binaların otoparklarını, zemin katlarını ve daireleri su basarken, kimi binaların duvarları da yıkıldı. Bugün öğle saatlerinden sonra etkili olan sağanak yağış Şahinbey ilçesinin Narlıtepe Mahallesi’ndeki bazı binaların duvarlarının yıkılması sonucu otoparkları su basınca araçlar çamur içinde kaldı. Mahalledeki bazı bölgelerde mazgalların tıkanması sebebiyle oluşan su birikintileri binaların sığınak ve asansör boşluğuna doldu. İçerisinde otomobillerin bulunduğu otoparklarda vatandaşlar, araçlarını çıkarmak için su çekme işlemini bekliyor.
Tekirdağ Sürücülere net mesaj: "Direksiyondayken ekrana değil yola bak" Trafik Haftası kapsamında Tekirdağ’da yapılan uygulamada, sürücülere direksiyon başında telefon kullanımının tehlikelerine dikkat çekilerek bilgilendirme yapıldı. Yeşilay Tekirdağ Şube Başkanlığı ile Tekirdağ İl Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Şubesi ekipleri, İstanbul Yolu TOKİ uygulama noktasında ortak bir denetim gerçekleştirdi. Trafik kontrolü sırasında araçlar tek tek durdurulurken, sürücülere özellikle araç kullanırken cep telefonu ile ilgilenmemeleri konusunda uyarılarda bulunuldu. Ekipler tarafından hazırlanan bilgilendirici broşürler sürücülere dağıtılırken, dikkat dağınıklığının kazalara davetiye çıkardığı vurgulandı. Uygulamada sürücülerle birebir iletişim kurularak, kısa süreli ekran kullanımının dahi ciddi riskler oluşturduğu anlatıldı. Konuyla ilgili gazetecilere açıklamalarda bulunan Yeşilay Tekirdağ Şube Başkanı Zafer Soykırlı, "Bu hafta Trafik Haftası, biz de Trafik Haftası nedeniyle Yeşilay olarak tütün, alkol, teknoloji ve kumar bağımlılığı ile mücadele ediyoruz. En önemli bağımlılıklardan bir tanesi de ekran bağımlılığı. Maalesef günlük hayatımızın dışında araç kullanırken de ekrana bağımlı oluyoruz. Biz diyoruz ki ’Direksiyondayken Ekranda Değilim.’ Artık direksiyondayken ekranı bırakıyoruz, telefonla ilgilenmiyoruz. Çünkü yapılan bilimsel çalışmalar şunu gösteriyor ben ne kadar iyi bir sürücüyüm? Çok profesyonel bir sürücüyüm de desem sizin telefona baktığınız anda 0,5 saniyelik bir intikal süreniz uzuyor bu da sizin 60 kilometre hızla giden bir aracın frene bastığınızda 15 metre geç frenleme yapıyor. Artık bunun 100-110 kilometreye çıktığınızda kaza kaçınılmaz oluyor. Öncelikle kendi canınız için, sevdikleriniz için, üçüncüsü de hiç tanımadığınız insanlar için lütfen direksiyon başında telefon kullanmayın" dedi.
Gaziantep Gaziantep’te vatandaşlar hala şokta: Çatılar uçtu, araçlar zarar gördü, evler hasar aldı, ağaçlar söküldü Gaziantep’te etkili olan süper hücre fırtınası sonrası yaralar sarılmaya çalışılırken afetten etkilenen vatandaşlar ilk kez böyle bir durumla karşılaştıklarını söyleyerek hala şok yaşadıklarını ifade etti. Misafirlikteyken çatı uçması ve balkon yıkılması nedeniyle aracı hurdaya dönen bir vatandaş ise yetkililerden yardım istedi. Gaziantep genelinde önceki gün "süper hücre" fırtınası etkili oldu. Bir anda bastıran fırtına kentin pek çok noktasında hayatı felç etti. Fırtınayla birlikte etkili olan yağmur, dolu, hortum ve rüzgar, cadde, sokaklar ve köprü altlarını göle çevirdi. Yaklaşık yarım saat süren fırtınada çatılar uçtu, dereler taştı, araçlar zarar gördü, evler hasar aldı, ağaçlar söküldü. Fırtınanın etkisiyle 23 kişinin yaralandığı kentte olayın şokunu atlatmaya çalışan vatandaşlar ise ilk kez böyle bir durumla karşılaştıklarını söyledi. Misafirlik için gittiği yerde afete yakalanan ve çatı uçması-balkon yıkılması nedeniyle aracı hurdaya dönen bir vatandaş ise yetkililerden yardım istedi. "Korkunç şeyler oldu, bina yakılacak zannettik" Afete misafirlikte yakalandığını söyleyen ve çok korktuklarını belirten Taner Güler isimli vatandaş, "Ben bu mahallede oturmuyorum, misafirliğe gelmiştim buraya. Yukarı çıktık, ben de site içerisine koydum aracımı. Burayı pek bilmiyorum. Yukarı çıktık, yarım saat sonra hava akşam olmuş gibi karardı. Yani inanılmaz korkunç şeyler oldu. Kabus gibi bir şeydi, yani biz bina yakılacak zannettik. İçerden pencereleri tuttuk" dedi. "Balkon yıkılması ve çatı uçması sonucu aracım ağır hasar aldı" Afetin etkisiyle balkon yıkılması ve çatı uçması sonucu aracının ağır hasar aldığını da belirten Güler, "Daha sonra aşağı indik vaziyet bu. Yani biz de bilemedik nasıl olduğunu. Üzerine çatı parçaları düşen araç benim, o an ikinci bir depremi yaşamış gibi olduk burada. O durum anlatılmaz yaşanır diyebilirim. Balkonlar falan hep yığılmış aracın üzerine. Yani araç çalışır vaziyette değil. Şu an durum bu. Mağdurum, yetkili yerlere gittim. Herkes birbirinden habersiz diyebilirim yani. Bugün kaymakamlığa gittim, şu an kaymakamlığının gelmesini bekliyorum. Belediyeye, valiliğe ve karakola gittim. Şu an mağdurum ve bekliyorum" ifadelerini kullandı. "Bu yaşıma kadar ilk defa böyle bir felaket gördüm, her tarafta deprem etkisi vardı" Aynı binada oturan ve fırtınaya yolda yakalandığını söyleyen Settar Yalçın ise "O gün misafirlik için köyüme gitmek üzereydim. Fakat o felaketin yaşandığı anda yoldaydım ve bir yere gidemedim. Bu yaşıma kadar ilk defa böyle bir felaket gördüm. Evime geri döndüğümde ise her taraf depremin bıraktığı etkiyle aynı olmuştu. Çatılar uçtu, binalar ve araçlar hasar gördü. Yetkililer geldi, incelemede bulundu. Tutanaklar tutuldu. Herkese geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum" diye konuştu.
Kocaeli Kurbanlıkta küpe, yaş ve sağlık uyarısı Kocaeli Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Mehmet Bostancı, yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde vatandaşları hastalıklı, küpesiz ve yaş kriterini taşımayan hayvanların satın alınmaması konusunda uyardı. Yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde açıklamalarda bulunan Kocaeli Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Mehmet Bostancı, "Kurban Bayramı halk sağlığı, hayvan sağlığı, hayvan refahı ve ekonomik boyutları olan bir organizasyondur, böylesine karmaşık ve oldukça kısa bir sürede gerçekleşen organizasyonun sağlıklı ve huzur içerisinde geçmesi için ciddi önlemler alınmalıdır. İçinde veteriner hekimlerin görev aldığı kurumlar başta olmak üzere, diğer Kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum örgütlerinin beraber oluşturacağı politikalarla sağlıklı şekilde yürütülebilir. Büyük önemi bulunan gıda güvenliği, kurbanın kesimi, kesim yerleri, kesecek kişilerin sağlığı, hayvan nakilleri, araçların dezenfeksiyonu çok daha fazla dikkatli ve kurallara tam uyumla yürütmemiz gereken süreç haline gelmiştir" dedi. "Kurbanlık, satış yerlerinden veya doğrudan hayvancılık işletmesinden alınmalıdır" Kurban hizmetleri süresince kurbanlık hayvan tedarikinde, nakillerinde, satış ve kesim yerlerinde hayvan sağlığı, hayvan refahı, veteriner halk sağlığı ve çevre sağlığı açısından herhangi bir risk ve aksaklık yaşanmaması için "2026 Yılı Kurban Hizmetlerinin Uygulanmasına Dair Tebliğ" kapsamında iş ve işlemler yürütüldüğüne dikkat çeken Bostancı, "4 Mayıs tarihinde İl Kurban Hizmetleri Komisyonu tarafından alınan karar doğrultusunda, kurbanlık hayvanların satışına izin verilen yerlerde başlanabilecektir. Kurbanlık hayvanlar, hayvan pazarları, hayvan borsaları veya Kurban Hizmetleri Komisyonu’nca belirlenen kurbanlık satış yerlerinden veya doğrudan hayvancılık işletmesinden alınmalıdır. Buraların dışındaki yerlerden kurban alınmamalıdır" diye konuştu. "Kurbanlık pis kokulu ishal ve burun akıntısı olmamalı" Kurbanlıkların gebe olmaması ve büyükbaş hayvanların 2 yaşından, küçükbaş hayvanların ise 1 yaşından küçük olmaması gerektiğini vurgulayan Mehmet Bostancı, "Hayvanın besi durumu iyi olmalı, yeni doğum yapmış olmamalı, tüyleri karışık ve mat olmamalı, pis kokulu ishal ve burun akıntısı olmamalı, çevreye karşı aşırı tepkili veya duyarsız olmamalı, iştahının iyi olması, yem ve suyu yemesi gerekmekte, topallık olmamalıdır. Aşırı zayıf olmamalıdır. Üretimin devamlılığı açısından dişi damızlık hayvan kesimi tercih edilmemelidir" şeklinde konuştu. "Küçükbaş hayvanlarda kulak küpesi, pasaport ve sevk raporlarının bulunması zorunludur" Büyükbaş hayvanlarda, hayvanın Tarım ve Orman Bakanlığı kayıtlarında bulunduğunu gösteren kulak küpesi, pasaport ve veteriner hekim tarafından muayene edildiğini belgeleyen sevk raporunun bulunması gerektiğinin altını çizen Bostancı, "Küçükbaş hayvanlarda kulak küpesi, pasaport ve sevk raporlarının bulunması zorunludur. TARIMCEBİMDE uygulaması sayesinde, hayvanın kulak küpe numarası girilerek; ırkı, yaşı, cinsiyeti, sahibi ve uygulanan koruyucu aşılar gibi bilgilere erişim sağlanabilmektedir. Kulak küpesi bulunmayan hayvanlar kesinlikle satın alınmamalıdır" ifadelerini kullandı.
Tekirdağ Sürücülere net mesaj: "Direksiyondayken ekrana değil yola bak" Trafik Haftası kapsamında Tekirdağ’da yapılan uygulamada, sürücülere direksiyon başında telefon kullanımının tehlikelerine dikkat çekilerek bilgilendirme yapıldı. Yeşilay Tekirdağ Şube Başkanlığı ile Tekirdağ İl Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Şubesi ekipleri, İstanbul Yolu TOKİ uygulama noktasında ortak bir denetim gerçekleştirdi. Trafik kontrolü sırasında araçlar tek tek durdurulurken, sürücülere özellikle araç kullanırken cep telefonu ile ilgilenmemeleri konusunda uyarılarda bulunuldu. Ekipler tarafından hazırlanan bilgilendirici broşürler sürücülere dağıtılırken, dikkat dağınıklığının kazalara davetiye çıkardığı vurgulandı. Uygulamada sürücülerle birebir iletişim kurularak, kısa süreli ekran kullanımının dahi ciddi riskler oluşturduğu anlatıldı. Konuyla ilgili gazetecilere açıklamalarda bulunan Yeşilay Tekirdağ Şube Başkanı Zafer Soykırlı, ‘’Bu hafta trafik haftası bizde trafik haftası nedeniyle Yeşilay olarak tütün, alkol, teknoloji ve kumar bağımlılığı ile mücadele ediyoruz. En önemli bağımlılıklardan bir tanesi de ekran bağımlılığı. Maalesef günlük hayatımızın dışında araç kullanırken de ekrana bağımlı oluyoruz. Biz diyoruz ki ‘Direksiyondayken Ekranda Değilim’ artık direksiyondayken ekranı bırakıyoruz, telefonla ilgilenmiyoruz. Çünkü yapılan bilimsel çalışmalar şunu gösteriyor ben ne kadar iyi bir sürücüyüm? çok profesyonel bir sürücüyüm de desem. Sizin telefona baktığınız anda 0,5 saniyelik bir intikal süreniz uzuyor bu da sizin 60 km hızla giden bir aracın frene bastığınızda 15 metre geç frenleme yapıyor. Artık bunun 100-110 km ye çıktığınızda kaza kaçınılmaz oluyor. Öncelikle kendi canınız için, sevdikleriniz için, üçüncüsü de hiç tanımadığınız insanlar için lütfen direksiyon başında telefon kullanmayın" dedi.