SAĞLIK - 10 Şubat 2026 Salı 10:48

Moğolistan’daki ilk çocuk kemik iliği nakli Türk ve Moğol hekim ekipleri ile birlikte gerçekleştirildi

A
A
A
Moğolistan’daki ilk çocuk kemik iliği nakli Türk ve Moğol hekim ekipleri ile birlikte gerçekleştirildi

Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Tunç Fışgın ve beraberindeki Türk sağlık heyeti, Moğolistan’ın Ulan Batur şehrinde ülke tarihinin ilk çocuk kemik iliği naklini başarıyla gerçekleştirdi.


Türkiye ile Moğolistan arasında yürütülen kapsamlı sağlık iş birliği kapsamında, Moğolistan’da çocuklara yönelik ilk kemik iliği (hematopoietik kök hücre) nakli uygulaması başarıyla gerçekleştirildi. Yapılan bu klinik uygulama, yalnızca bir çocuğun tedavi süreci açısından değil, ülkede çocuk kemik iliği nakli alanında sürdürülebilir bir sağlık kapasitesinin oluşturulması için önemli bir gelişme olarak değerlendirildi.



Çocuk hastalar kemik iliği nakli tedavi hizmetine kavuştu


Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) desteğiyle, Medical Park Bahçelievler Hastanesi, Altınbaş Üniversitesi, TİKA Moğolistan Program Koordinasyon Ofisi, Türkiye Cumhuriyeti Moğolistan Büyükelçiliği, Moğolistan Sağlık Bakanlığı, Ulan Batur 1 No’lu Devlet Hastanesi ve Ulusal Anne ve Çocuk Sağlığı Merkezi iş birliğiyle yürütülen çok merkezli ve uluslararası proje kapsamında; Moğolistan’da çocuk kemik iliği nakli merkezinin hazırlanması, sağlık ekibinin eğitilmesi, teknik ve tıbbi altyapının güçlendirilmesi ile klinik uygulamanın birlikte gerçekleştirilmesi süreçleri tamamlandı.



"Amacımız bilgi ve deneyimin kalıcı olarak aktarılmasını sağlamaktır"


Projeye katılan Moğol sağlık çalışanları, Türkiye’de aldıkları eğitim sayesinde çocuk hastalar için ülkelerinde nitelikli tedavi hizmeti sunma imkanına kavuştu. Medical Park Bahçelievler Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Tunç Fışgın, projeye ilişkin değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi:


"Bu çalışma, Moğolistan’da çocuk hematoloji ve onkoloji alanında kalıcı bir tedavi kapasitesi oluşturulmasına yönelik çok önemli bir adımdır. Klinik uygulamanın, eğitimli yerel sağlık ekipleriyle birlikte gerçekleştirilmesi, bu hizmetin sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşımaktadır. Amacımız yalnızca bir hastanın tedavisine katkı sağlamak değil, aynı zamanda bilgi ve deneyimin kalıcı olarak aktarılmasını sağlamaktır."


Uluslararası sağlık projelerinin sadece bireysel tedavilere değil, ülkelerin kendi sağlık sistemlerinde kapasite geliştirmelerine de katkı sağladığını ifade eden Prof. Dr. Fışgın, "Türkiye’nin bu alandaki bilgi birikiminin Moğolistan’daki sağlık hizmetlerine entegre edilmesi, uzun vadede çok sayıda çocuğun kendi ülkesinde tedavi edilebilmesine imkan tanıyacaktır" dedi.


Proje katılımcılarından Moğolistanlı bir hekim ise, "TİKA’nın bize sunduğu bu imkan sadece bir eğitim değil; ülkemizde eksik olan bir tedavi kapasitesinin temellerini atmak anlamına geliyor. Türkiye’ye ve TİKA’ya minnettarız" ifadelerini kullandı.



"Her çocuk kendi vatanında şifa bulsun"


Operasyonun başarıyla tamamlandığını belirten TİKA Başkanı Abdullah Eren ise Türkiye’nin sağlık alanındaki bilgi ve birikimini dost ülkelerle paylaşmaya devam ettiklerini vurguladı.


Çalışmanın yalnızca tıbbi bir operasyon olmadığını, aynı zamanda Moğolistan’daki çocuk kanseri tedavileri açısından bir dönüm noktası olduğunu ifade eden Eren, şu değerlendirmelerde bulundu:


"Moğolistan’da yıllardır lösemiyle mücadele eden 15 yaşındaki Miçidmaa’nın kendi vatanında şifa bulması, tüm çocuklarımız için yeni bir umuttur. İstiyoruz ki her çocuk kendi vatanında şifa bulsun."


Bu çalışmanın, teknik bir başarının ötesinde Türkiye ile Moğolistan arasındaki dostluğun ve dayanışmanın en insani tezahürlerinden biri olduğunu vurgulayan Eren, "Micidmaa’nın ülkede gerçekleştirilen ilk başarılı pediatrik kemik iliği nakli sayesinde hayata yeniden tutunması, bu iş birliğinin en somut göstergesidir" diye konuştu.


TİKA destekleriyle alanında uzman hekimlerin ortak tecrübesinin yalnızca bir operasyonun başarıyla tamamlanmasını sağlamadığını belirten Eren, aynı zamanda Moğolistan’da çocuk kanser tedavilerinde sürdürülebilir bir kapasite artışına katkı sunulduğunu kaydetti. Micidmaa’nın kendi vatanında şifa bulmasının, Moğolistan’daki diğer çocuklar için de yeni bir umut kapısı araladığını ifade eden Eren, sürece katkı sunan tüm paydaşlara ve sağlık çalışanlarına teşekkür etti.



Türk ekibe Şeref Nişanı takdim edildi


Nakil sonrası çocuk hasta tam remisyon ile taburcu edilirken, Moğolistan Sağlık Bakanı Jigjidsuren Chinburen tarafından Moğolistan Meclisi’nde gerçekleştirilen resmi törenle projede görev alan ekibe "Şeref Nişanı" takdim edildi. Ayrıca, Moğolistan Sağlık Bakanlığı yetkilileri ile ilgili hastanelerin yöneticilerinin katılımıyla düzenlenen basın toplantısında, iki ülke arasındaki sağlık alanındaki iş birliğinin önemi vurgulandı.



Moğolistan’daki ilk çocuk kemik iliği nakli Türk ve Moğol hekim ekipleri ile birlikte gerçekleştirildi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Çiftçi başına traktör sayısında lider Bursa Türkiye genelinde Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı çiftçi başına bir traktör düşerken, Bursa, Adana ve Balıkesir gibi tarım şehirlerinde bu oran ülke ortalamasının üzerine çıktı. Bursa, çiftçi başına düşen 2,2 traktör oranıyla dikkat çeken illerin başında yer aldı. TÜİK’in bu yılın mart ayına ilişkin açıkladığı "Motorlu Kara Taşıtları" verilerine göre, geçen ay 159 bin 931 taşıtın trafiğe kaydı yapıldı. Mart ayında trafiğe kaydı yapılan taşıtların yüzde 1,6’sını traktörler oluşturdu. Martta trafiğe kaydı yapılan traktör sayısı, bir önceki aya göre yüzde 19,3 arttı. 2025 aralıkta traktör sayısı 2 milyon 315 bin 504 iken, bu yılın ilk çeyreğinde sadece 5 bin 749 adetlik artış yaşandı ve martta trafiğe kayıtlı traktör 2 milyon 321 bin 253’e çıktı. Bu yılın ilk çeyreğine göre Türkiye’de traktör sayısı 2 milyon 321 bin 253 iken ÇKS’ye kayıtlı çiftçi sayısı 2 milyon 363 bin olarak kayıtlarda yer aldı. Ttraktörler, belediyeler, fabrikalar ve farklı işletmelerce kullanılıyor ancak ülke genelinde toplam üzerinden değerlendirildiğinde; Çiftçi Kayıt Sistemine (ÇKS) kayıtlı çiftçi başına bir traktör düşüyor. İllere göre çiftçi başına düşen traktör sayısı Türkye’de 50 binin üzerinde traktör bulunduğu illere bakıldığında ise 112 bin 439 ile en fazla traktöre sahip Manisa’da çiftçi başına 1,27 traktör düşüyor. Konya’da 1,12 olan çiftçi başına traktör sayısı, İzmir’de 1,58, Adana’da 1,8, Afyonkarahisar’da 1,15, Antalya’da 1,36 oldu. Bursa’da dikkati çekici bir oran Sanayi kenti Bursa’da ise trafiğe kayıtlı 81 bin 204 traktör ve ÇKS’ye kayıtlı çiftçi sayısı ise yaklaşık 37 bin görünüyor. Bu rakamlara göre Bursa’da çiftçi başına 2,2 traktör düşüyor. Traktörlerin fabrika ve sanayi tesislerinde de kullanıldığı gözönünde bulundurulsa da çiftçi başına düşen traktör sayısındaki fazlalık dikkati çekiyor. Balıkesir’de ise 73 bin 816 traktöre karşılık ÇKS’ye kayıtlı 44 bin çiftçi bulunuyor. Bu kente de çiftçi başına 1,7 traktör düşüyor. Türkiye’de 50 binin üzerinde traktöre sahip illere ilişkin rakamlar şöyle: İller Traktör sayısı (bin) Çiftçi sayısı (bin) Çiftçi başına düşen traktör Manisa 112 88 1,3 Konya 105 93 1,12 İzmir 87 55 1,6 Bursa 81 37 2,2 Ankara 75 55 1,4 Balıkesir 73 44 1,7 Denizli 66 51 1,3 Sakarya  65 49 1,3 Antalya 65 48 1,35 Adana 63 35 1,8 Aydın 62 53 1,2 Afyonkarahisar 51 44 1,2 Gaziantep 50 47 1,1
Samsun Özel öğrencilerin el emeği eserleri hastanede sergilendi Samsun’da Engelliler Haftası kapsamında farkındalık oluşturmak amacıyla düzenlenen etkinlikte, özel öğretim öğrencilerinin yıl boyunca hazırladığı el emeği eserler hastanede sergilendi. Sergi, Samsun’daki Büyük Anadolu Hastaneleri lobisinde gerçekleştirildi. Engelli bireylerin toplumsal hayattaki görünürlüğünü artırmak ve yeteneklerini desteklemek amacıyla düzenlenen sergide öğrencilerin büyük özveriyle hazırladığı el sanatları, resimler ve çeşitli sanatsal çalışmalar yer aldı. Açılışın ardından Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Genel Müdürü Dr. İsmail Şen ile Hastane Başhekimi Dr. Ahmet Muhlis Korur da sergiyi gezerek eserleri inceledi. Okul yönetimi tarafından yapılan açıklamada, Engelliler Haftası’nın toplumda duyarlılığı artırmak adına önemli bir fırsat olduğu belirtilerek, öğrencilerin üretkenliklerini ve başarılarını kamuoyuyla paylaşmaktan mutluluk duydukları ifade edildi. Destek veren kurumlara teşekkür edilen açıklamada, bu tür etkinliklerin özel bireylerin sosyal hayata katılımına katkı sunduğu vurgulandı. Hastane yetkilileri ise anlamlı etkinliğe ev sahipliği yapmaktan memnuniyet duyduklarını belirterek, ortaya çıkan eserlerden dolayı öğrencileri ve öğretmenlerini tebrik etti. Hastane lobisinde sergilenen çalışmalar vatandaşlardan da yoğun ilgi gördü. Ziyaretçiler eserlerin büyük emek ve sabırla hazırlandığını ifade ederken, serginin iki gün daha açık kalacağı öğrenildi. Etkinliğin açılışına Büyük Anadolu Samsun Hastanesi İcra Kurulu Üyesi Yasemin Turan, Kurumsal İletişim ve Pazarlama Direktörü Meral Kıvırcı, Zafer Özel Eğitim Meslek Okulu Müdürü Mustafa Yiğit, okul yönetimi, doktorlar, öğretmenler, öğrenciler ve veliler katıldı.
Hatay Annesinin evliliğiyle hayatı değişen Faslı Elyafi, Türk bayrağını uluslararası arenalarda dalgalandırmak istiyor Fas’ta doğup büyüyen ve annesinin evliliği sonrası 3 yıl önce Hatay’ın Reyhanlı ilçesine yerleşen 19 yaşındaki Aya Elyafi, vakit geçirmek için başladığı kick boksta il şampiyonu oldu. Dünya şampiyonu olmayı hedefleyen Elyafi, Türk bayrağını uluslararası arenada dalgalandırmak istediğini söyledi. Reyhanlı ilçesi Yeni Mahallede yaşayan 19 yaşındaki Aya Elyafi, Fas’ta öz annesi ve babası ayrıldıktan sonra annesiyle birlikte Hatay’a geldi. Hatay’da annesinin Türk biriyle evlenmesi üzerine Elyafi, annesiyle birlikte Reyhanlı ilçesine taşınarak yaşamını sürdürmeye başladı. Arkadaşlarının tavsiyesi üzerine hobi olarak başladığı kick boksa heves eden Elyafi, vakit geçirmek için yaptığı kick boksta profesyonel olarak maçlara çıkmaya başladı. Kentte düzenlenen bölgesel şampiyonada derece elde eden Elyafi, yeteneğini keşfederek dünya şampiyonluğunu hedefine koydu. Antrenmanlarını kaçırmadan disiplin içinde çalışan Elyafi, kendini geliştirerek hayali olan uluslararası arenalarda Türk bayrağını dalgalandırmak istiyor. "Bir hayalim var, Dünya şampiyonu olmak istiyorum ve daha çok maçlara çıkmak istiyorum" 3 yıl önce Fas’tan gelip Hatay’a yerleşerek burada kick boksa başlayan Aya Elyafi, "Benim adım Ayal Elyafi, 19 yaşındayım ve Faslıyım. Türkiye’de Reyhanlı’da yaşıyorum ve 3 yıl oldu buradayım. Okulda son sınıfa gidiyorum. Benim annem buraya geldi, o yüzden bende yanında geldim. Okula gidiyorum ve bir de spora başladım. Türkiye her anlamda güzel ve beğendim. Bu spora ilk başladığında, sadece teselli olmak veya vakit geçirmek için başlamıştım. Zamanla bu spor ciddi bir şekil almaya başladı ve hayallerim başladı. Dünya şampiyonu olmak istedim. Şimdi yavaş yavaş hazırlanıyorum, antrenmanlarımı ciddi bir şekil yapıyorum. Bir hayalim var, Dünya şampiyonu olmak istiyorum ve daha çok maçlara çıkmak istiyorum. Hatay’da ilk madalyamı aldım. Hatay’da, Hatay şampiyonu oldum ve çok mutluyum. Çünkü ilk maça çıktığımda çok güzel hissetmiştim" dedi. "Dünya şampiyonuna katılıp Türkiye bayrağını dalgalandırmak istiyorum" Dünya Şampiyonu olup Türkiye adına yarışıp Türk Bayrağını dalgalandırmak istediğini dile getiren Alya Elyafi, "Annem ve babam Faslıyız ama ben çok küçükken ayrıldılar. Annem burada üvey babamla evlendi, o yüzden ben annem geldiği için bende geldim. Annem evlendi, ben burada okula gidiyorum ve bir de bu sporu yapıyorum. İlk kez Fas’ta karate yapıyorum ama başaramadım, bende buraya geldim. O yüzden bir kick boksa katıldım. Burada da başarılı ve daha basit oluyor. Henüz çok başaralı değilim ama yavaş yavaş ilerliyorum. Şimdi ciddi bir şekil çalışıyorum. Hayalim var o da, Dünya şampiyonu olmak. Bu yıl şampiyona var ve umarım gidebilirim. Dünya şampiyonasına katılıp, Türk bayrağını dalgalandırmak istiyorum. Ben Fas’ta büyüdüm ama spora burada başladım. Bütün antrenmanlarım burada oldu. Bu yüzden Türk bayrağını dalgalandırmak istiyorum" ifadelerini kullandı.
Denizli Evlenmeden önce talasemi taşıyıcısı olup olunmadığına bakılmalı Denizli Talasemi ve Lösemililer Derneği Başkanı Turgay Besim, Başkan Yardımcısı Mustafa Boran ve Üye Semra Albayrak, Dünya Talasemi Günü kapsamında İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk’ü ziyaret etti. Gerçekleşen ziyarette talasemi hastalarının tedavi süreçleri, sağlık hizmetlerine erişim, talep ve önerileri ele alınırken, Dünya Talasemi Günü kapsamında gerçekleştirilen ve planlanan etkinlikler hakkında da bilgi verildi. İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, talaseminin dünyada en sık görülen kalıtsal kan hastalıklarından biri olduğunu belirterek, toplumda "Akdeniz Anemisi" olarak bilinen hastalığın anne ve babadan çocuğa geçtiğini, çocuk 3-4 aylıkken başlayarak düzenli kan nakli gerektirdiğini ifade etti. Talasemi ile mücadelede en etkili yöntemin korunma olduğuna dikkat çeken Öztürk, toplum eğitimi, hastalığı taşıyan kişilerin tarama yöntemiyle saptanması, genetik danışmanlık ve doğum öncesi tanının büyük önem taşıdığını vurgulayarak şöyle konuştu: "Türkiye’de 2018 yılından bu yana 81 ilde akdeniz anemisi ve talasemi gibi hastalıkların da içinde bulunduğu genetik bozukluk "hemoglobinopati"nin tespiti için ‘Evlilik Öncesi Hemoglobinopati Tarama Programı’ başlatıldı. Bu program kapsamında, tarama testleri Aile Hekimliklerinde tamamen ücretsiz olarak yapılmaktadır. Denizli’de yapılan taramalarda; 2025 yılında 14 bin 670 kişi tarandı ve 484 taşıyıcı tespit edildi. 2026 yılının ilk dört ayında ise 6 bin 317 kişi taranarak 238 taşıyıcı tespit edildi. 2021 yılından bu yana da talasemi tanısı alan hiçbir bebeğimiz olmadı" dedi. "Evlenmeden önce talasemi taşıyıcısı olup olmadığına bakılmalıdır" Denizli Devlet Hastanesi bünyesinde hizmet veren 7 yataklı Talasemi Merkezi’nin 2003 yılından bu yana faaliyet gösterdiğini de ifade eden İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, merkezde 2026 yılı mevcut durumda 65 kayıtlı hastanın takip ve tedavisinin sürdürüldüğünü ifade etti. Öztürk, talasemiyle mücadelede evlilik öncesi taramaların hayati önem taşıdığına dikkat çekerek; "Taşıyıcı bireyler genellikle kendilerini sağlıklı hisseder ve bir test yaptırmadıkları sürece bu durumu bilmezler. Ancak iki taşıyıcının evlenmesi durumunda, çocuklarının %25 ihtimalle ağır talasemi hastası olarak doğma riski bulunur. Bu durum, çocuk için ömür boyu sürecek düzenli kan nakilleri ve zorlu tedavi süreçleri anlamına gelir. Halbuki talasemi önlenebilir bir hastalıktır. Erken tanı, taşıyıcılık taramaları ve bilinçlendirme çalışmaları sayesinde sağlıklı nesillerin korunması mümkündür. Toplumumuzun bu konuda daha duyarlı olmasını istiyoruz ve çiftlerin evlenmeden önce Aile Hekimlerimizde talasemi taşıyıcısı olup olmadığına baktırmasını önemsiyoruz" diye konuştu.