ASAYİŞ - 12 Mart 2026 Perşembe 12:26

MSB: "İncirlik bir Türk üssüdür, üs komutanı Türk Tuğgeneralimizdir"

A
A
A
MSB: "İncirlik bir Türk üssüdür, üs komutanı Türk Tuğgeneralimizdir"

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), "İncirlik bir Türk üssüdür. Üzerindeki tüm tesisleri ile birlikte mülkiyeti Türkiye Cumhuriyetine aittir. Üs komutanı Türk Tuğgeneralimizdir. Orada Amerikan askerlerinin olması Amerikan üssü olduğu anlamına gelmez" açıklaması yaptı.


MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) beka ve güvenliğe yönelen risk ve tehdit unsurlarına karşı mücadelesini kararlılıkla sürdürdüğünü bildirdi. Aktürk, Bakanlıkta düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısında yaptığı açıklamada, devam eden operasyon ve arama-tarama faaliyetlerinin yanı sıra ABD-İsrail ile İran arasındaki çatışmalardaki son duruma ilişkin bilgi verdi.


Terörle mücadele operasyonlarının kesintisiz sürdüğünü aktaran Tuğamiral Aktürk, "Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, beka ve güvenliğimize yönelen risk ve tehdit unsurları ile mücadelesini kararlılıkla sürdürmektedir. Devam eden operasyon ve arama-tarama faaliyetleri kapsamında hafta içerisinde 4 PKK’lı terörist daha teslim olmuştur" ifadelerini kullandı.


Sınır ötesinde güvenliği kalıcı hale getirmeye yönelik çalışmaların devam ettiğini vurgulayan Aktürk, mayın ve el yapımı patlayıcıların yanı sıra mağara, sığınak ve barınakların tespit edilerek imha edildiğini kaydetti.



"Menbic’de tünellerin yüzde 95’i imha edildi"


Suriye harekât alanlarındaki tünel imha çalışmalarına da değinen Aktürk, şu bilgileri paylaştı:


"Son bir haftada imha edilen 3 kilometre tünel ile birlikte Menbic’de tespit edilen tünel hatlarının yüzde 95’i, yani 462 kilometresi başarıyla imha edilmiştir. Böylelikle Suriye harekât alanlarında imha edilen toplam tünel uzunluğu 764 kilometreye ulaşmıştır. Bunun 302 kilometresi Tel Rıfat’ta, 462 kilometresi ise Menbic’te bulunmaktadır."



Hudutlarda yoğun güvenlik tedbirleri


Hudut güvenliğine ilişkin verileri de açıklayan Aktürk, sınırların uluslararası standartlarda korunduğunu belirtti. Aktürk, "Hafta boyunca yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 7’si terör örgütü mensubu olmak üzere 78 şahıs yakalanmış, 1.733 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir" dedi.


Yıl başından bu yana yakalanan düzensiz geçiş sayısının 1.278’e, engellenen kişi sayısının ise 13 bin 493’e ulaştığını aktaran Aktürk, hudutlarda kademeli güvenlik sisteminin kesintisiz şekilde sürdüğünü kaydetti.



"Ramstein/Almanya’dan görevlendirilen bir Patriot sistemi Malatya’da konuşlandırılmaktadır"


Aktürk, 9 Mart’ta İran’dan ateşlenen ve Türk hava sahasına giren balistik mühimmatın NATO unsurları tarafından etkisiz hale getirildiğini açıkladı. Aktürk, "İran’dan ateşlenen ve hava sahamıza giren bir balistik mühimmat, Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hâle getirilmiştir. Bazı mühimmat parçalarının Gaziantep ve Diyarbakır’da boş araziye düştüğü olayda herhangi bir can kaybı ya da yaralanma meydana gelmemiştir. ABD ve İsrail’in İran’a saldırılarıyla başlayan, İran’ın üçüncü ülkeleri de hedef alan saldırılarıyla genişleyen çatışmalar kapsamında; hava sahamızın ve vatandaşlarımızın güvenliğini sağlamak amacıyla millî düzeyde alınan tedbirlere ilave olarak, Müttefik Hava Komutanlığı Ramstein/Almanya’dan görevlendirilen bir Patriot sistemi Malatya’da konuşlandırılmaktadır" şeklinde konuştu.



KKTC’nin güvenliği için F-16 ve hava savunma sistemleri konuşlandırıldı


Aktürk, İran ile ABD-İsrail arasında yaşanan çatışmaların bölgesel güvenlik risklerini artırdığını belirterek, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliğine yönelik adımların da atıldığını söyledi.


"Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliğinin artırılmasına yönelik kademeli planlamalar kapsamında 6 adet F-16 savaş uçağı ile hava savunma sistemleri KKTC’ye konuşlandırılmıştır" diyen Aktürk, Türkiye’nin hava sahası ve vatandaşlarının güvenliği için gerekli tüm tedbirleri aldığını vurguladı.


Aktürk, bölgedeki gelişmeler nedeniyle hava ve deniz unsurlarının görevlerini sürdürdüğünü belirterek, "Hava sahamızın güvenliğini sağlamak ve olası ihlalleri önlemek amacıyla muharip uçaklarımızla hava devriyesi icra edilmekte, Doğu Akdeniz’de deniz ve hava unsurlarımız tarafından seyir, keşif ve gözetleme faaliyetleri yürütülmektedir" dedi.


İran sınır hattında olağan dışı bir hareketlilik bulunmadığını kaydeden Aktürk, muhtemel risklere karşı devletin ilgili kurumlarıyla koordinasyon içinde gerekli tedbirlerin alındığını söyledi.


Türkiye’nin bölgesel gelişmeleri yakından takip ettiğini belirten Aktürk, şunları kaydetti:


"Ülkemiz, hava sahasının, sınırlarının, vatandaşlarının ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliğini sağlamak amacıyla millî imkân ve kabiliyetlerini kullanmaya, savunma ve caydırıcılık temelinde NATO ve müttefiklerimizle eş güdüm içerisinde gerekli tüm tedbirleri almaya devam edecektir."


Aktürk, masum sivillerin hayatını kaybetmesine yol açan çatışmaların derhal sona erdirilmesi ve kalıcı ateşkes sağlanmasının önemini de vurguladı.



Türkiye-Yunanistan GAÖ temasları


Türkiye ile Yunanistan arasında tesis edilen Güven Artırıcı Önlemler kapsamında bazı temasların gerçekleştirildiğini aktaran Aktürk, Yunanistan Hava Kuvvetleri Komutanlığından bir heyetin 9-11 Mart tarihlerinde Türk Hava Kuvvetleri Komutanlığını ziyaret ettiğini bildirdi.


Ayrıca Aktürk, Nordik-Baltık ülkeleri Ankara büyükelçileri ve savunma ataşelerinin 10 Mart’ta İstanbul’daki Deniz Güvenliği Mükemmeliyet Merkezini ziyaret ettiğini söyledi.


Aktürk, yerli ve milli savunma sanayisinin TSK’nın kabiliyetlerini güçlendirmeye devam ettiğini belirterek, şu bilgileri verdi:


"Geçtiğimiz hafta içerisinde Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketimiz tarafından muhtelif adet ve çapta silah ve mühimmatın teslimatı tamamlanmış, Hassas Güdüm Kiti (HGK-84) Tedariki Projesi kapsamında ASFAT tarafından TÜBİTAK SAGE iş birliğiyle geliştirilen çeşitli miktarda güdüm kiti Hava Kuvvetleri Komutanlığımıza teslim edilmiştir."



Gayri askeri statüdeki adaların silahlandırılmasına tepki


Milli Savunma Bakanlığı, Doğu Ege adalarının statüsüne ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Bakanlık, söz konusu adaların 1923 tarihli Lozan Barış Antlaşması’nda Limni ve 1947 tarihli Paris Barış Antlaşması’nda Kerpe Adalarının gayri askeri statüde bulundurulmaları şartıyla Yunanistan’a devredildi hatırlatılarak şunlar kaydedildi:


"Gayri askeri statü, antlaşmaların esaslı şartı olarak düzenlenmiştir. Dolayısıyla gayri askeri statünün ihlal edilmesi esaslı bir ihlale sebep olmakta ve bu oldu-bitti çabaları hukuken tek taraflı olarak gayri askeri statünün sona erdiği sonucunu doğurmamaktadır. Bu husus devletimizin en üst kademesi tarafından da dile getirilmiştir. Yunanistan’ın usulüne uygun olarak akdedilmiş antlaşmalar hilafına adaların statülerini ihlal eden girişimleri hem hukuka aykırılık oluşturmakta hem de komşuluk-müttefiklik ilişkilerimizi zedelemektedir. Coğrafyamızda süregelen güvenlik krizlerine karşı NATO müttefikleri arasında bu tarz durumların yaşanması kabul edilemezdir. Yunanistan’ın gerçek amaca hizmet etmeyen ve bölgemizde yaşanan krizleri fırsata çevirmeye yönelik girişimlerini kabul etmediğimizi ve bu doğrultuda gerekli tüm tedbirleri aldığımızı ifade ediyoruz."



"Türkiye’nin aldığı tedbirler son derece meşru, yerindedir"


MSB, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliğinin Türkiye açısından stratejik öneme sahip olduğunu vurguladı. ABD-İsrail ile İran arasında yaşanan çatışmaların ardından ortaya çıkan füze ve drone tehdidi nedeniyle KKTC’ye konuşlandırılan unsurların caydırıcılığı artırmaya yönelik olduğunu belirten kaynaklar, şu değerlendirmeyi yaptı:


"KKTC’ye konuşlandırdığımız hava ve hava savunma unsurları caydırıcılığı tahkim etmeye, hava sahasının güvenliğini desteklemeye ve muhtemel tehditler karşısında hızlı reaksiyon kabiliyetimizi güçlendirmeye yöneliktir. Aldığımız bu ilave tedbirler sadece Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin değil Ada’nın tamamının güvenliğine katkı sağlayacaktır. Bilindiği üzere Türkiye Kıbrıs’ta garantör ülkedir. Garantör olmayan bazı ülkelerin Kıbrıs Adası ve Doğu Akdeniz’e askerî unsur sevk ettiği bir ortamda, Türkiye’nin aldığı tedbirler son derece meşru, yerinde ve dengeli bir güvenlik yaklaşımının gereğidir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne biz yeteriz. Türkiye, bölgede gerilimi artıran değil barış ve istikrarı koruyan bir anlayışla hareket etmektedir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliği bizim güvenliğimizdir. Bununla birlikte, Kıbrıs Türklerinin hak ve menfaatlerini hedef alan hiçbir hasmane tutuma ve oldubittiye izin vermeyecek; garantörlüğün vermiş olduğu hak ve yetkileri kullanmaktan çekinmeyeceğiz."


İran’dan ateşlenen ve NATO hava ve füze savunma unsurlarınca etkisiz hale getirilen gelişmeler üzerine NATO ile istişare mekanizmalarının devreye alındığını belirten MSB, şunları kaydetti:


"Bu kapsamda NATO Müttefik Hava Komutanlığı Ramstein/Almanya’dan görevlendirilen bir Patriot sistemi, hava savunma mimarisinin tamamlayıcı unsuru olarak Malatya’ya konuşlandırılmaktadır. Atılan bu adımlar; hem Türkiye’nin hem NATO’nun savunma, caydırıcılık ve müttefik dayanışması anlayışıyla, ortak güvenliğini tahkim etmeyi amaçlamaktadır."



"S-400 neden kullanılmadı?" sorusu


Bakanlık, balistik füze tehdidine karşı neden S-400 sisteminin kullanılmadığı yönündeki sorulara da yanıt verdi. Türkiye’nin hava ve füze savunma faaliyetlerinin çok katmanlı bir yapı içinde yürütüldüğünü belirten MSB, şu bilgileri paylaştı:


"Türkiye NATO’nun entegre hava ve füze savunma sisteminin bir parçasıdır. Bu sistem erken uyarı sensörleri, komuta kontrol sistemi ve önleme füzelerinden oluşmaktadır. Bir balistik füze tespit edildiğinde, müdahale süresinin çok kısa olması sebebiyle sistem en uygun ve en hızlı önleme aracını otomatik olarak seçerek ateşlemektedir. Ülkemize yönelen balistik füze tehdidine karşı en uygun ve etkin savunma unsurları devreye alınarak söz konusu mühimmat başarıyla imha edilmiştir."



"İncirlik bir Türk üssüdür, üs komutanı Türk Tuğgeneralimizdir"


Bakanlık, İncirlik Üssü’nün statüsüne ilişkin değerlendirmelerde de bulunarak "İncirlik bir Türk üssüdür. Eskişehir’deki Muharip Hava Kuvveti Komutanlığımıza bağlı olarak görev yapan 10’ncu Ana Jet Üs Komutanlığımız Adana İncirlik’te konuşludur. 10’ncu Ana Jet Üs Komutanlığımızda, F-16 filomuz, Tanker filomuz ve İHA’larımız bulunmaktadır. Üzerindeki tüm tesisleri ile birlikte mülkiyeti Türkiye Cumhuriyetine aittir. Üs komutanı Türk Tuğgeneralimizdir. Orada Amerikan askerlerinin olması Amerikan üssü olduğu anlamına gelmez. Orada ayrıca İspanya, Polonya ve Katar askeri personeli de bulunmaktadır" ifalerine yer erdi.



MSB: "İncirlik bir Türk üssüdür, üs komutanı Türk Tuğgeneralimizdir"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana AOSB’nin Sanayi Gençlik Koşusu 10 Mayıs’ta Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi, üretim kültürünü sosyal yaşamla buluşturan vizyoner çalışmaları kapsamında "Sanayi Temalı Gençlik Koşusu" düzenliyor. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı kapsamında organize edilen 4. Sanayi Gençlik Koşusu, 10 Mayıs 2026 Pazar günü Adana Merkez Park’ta gerçekleştirilecek. Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi, sadece üretim, istihdam ve ihracat gücüyle değil; sosyal yaşamı destekleyen, gençleri harekete geçiren organizasyonlarıyla da dikkat çekmeye devam ediyor. Bu kapsamda düzenlenecek olan "Sanayi Temalı Gençlik Koşusu", Adana’da sanayi ile spor arasında güçlü bir bağ kurulmasına katkı sunacak. 5 kilometre ve 10 kilometre kategorilerinde gerçekleştirilecek koşu, 10 Mayıs 2026 Pazar günü Merkez Park’ta yapılacak. Toplam 200 bin lira ödülün verileceği organizasyonun, gençlerin yanı sıra sporseverleri, sanayi çalışanlarını ve geniş katılımlı bir kent dinamizmini aynı etkinlikte buluşturması hedefleniyor. "Sanayiyi hayatın her alanıyla bütünleştiren bir anlayışla hareket ediyoruz" Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi Bölge Müdürü Ersin Akpınar, organizasyona ilişkin yaptığı değerlendirmede, AOSB’nin üretimi yalnızca ekonomik kalkınmanın değil, aynı zamanda sosyal gelişimin de merkezine yerleştiren bir anlayışla yol aldığını kaydetti. Akpınar, "Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi olarak biz, sanayiyi yalnızca fabrikaların içinde büyüyen bir güç olarak görmüyoruz. Sanayinin; eğitimle, çevreyle, sosyal yaşamla, gençlikle ve sporla da bütünleşmesi gerektiğine inanıyoruz. Düzenlediğimiz Sanayi Temalı Gençlik Koşusu da bu vizyonun güçlü bir yansımasıdır" dedi. "Sanayinin disiplini, sporun centilmenliğiyle buluşacak" Etkinliğin taşıdığı mesaja dikkat çeken Ersin Akpınar, sanayi kültürünün disiplin, azim, süreklilik ve hedef odaklı çalışma anlayışıyla şekillendiğini; sporun da aynı değerleri centilmenlik, dayanıklılık ve ortak heyecan üzerinden topluma taşıdığını ifade etti. Akpınar, "Bu organizasyonda sanayinin disiplinini sporun centilmenliğiyle buluşturuyoruz. Üretimin gücünü, gençliğin enerjisiyle aynı atmosferde bir araya getiriyoruz. Bu koşu, yalnızca bir spor etkinliği değil; aynı zamanda çalışma azmini, dayanışmayı, hedefe odaklanmayı ve birlikte başarma kültürünü temsil eden anlamlı bir buluşmadır" diye konuştu. "AOSB, üretimin yanında yaşam kültürüne de yatırım yapıyor" Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi’nin yıllardır sanayicilere sunduğu güçlü altyapı, çevre yatırımları, eğitim kurumları ve sosyal projelerle örnek bir model ortaya koyduğunu belirten Akpınar, bu anlayışın spor organizasyonlarıyla daha görünür hale geldiğini vurguladı. Ersin Akpınar, "AOSB bugün sadece üretim yapan bir merkez değil; yaşam kültürüne yatırım yapan, gençleri destekleyen, sosyal birlikteliği önemseyen güçlü bir ekosistemdir. Bölgemizin sporla anılması, gençlik enerjisiyle yan yana gelmesi ve kentimizin sosyal hayatına doğrudan katkı sunması bizim için son derece kıymetlidir" ifadelerini kullandı. "Gençlerimizi ve tüm Adana’yı bu heyecana ortak olmaya davet ediyoruz" Sanayi Temalı Gençlik Koşusu’nun geniş katılımlı bir şehir etkinliğine dönüşmesini hedeflediklerini belirten Akpınar, organizasyonun yalnızca yarışma yönüyle değil, taşıdığı birliktelik ruhuyla da ön plana çıkacağını söyledi. Akpınar, "Başta gençlerimiz olmak üzere, sporla ilgilenen tüm vatandaşlarımızı, sanayi camiamızı ve Adana’nın bu ortak heyecana katkı sunmak isteyen tüm kesimlerini koşumuza davet ediyoruz. İnanıyoruz ki bu etkinlik, AOSB’nin üretim gücünü sosyal dinamizmle buluşturan örnek organizasyonlardan biri olarak hafızalarda yer edecektir" dedi.
Kayseri KAYPİDER Başkanı Tarla: "Kayseri’de üye sayısını Ramazan’dan sonra artıracağız" Kayseri Plastik İşletmecileri Derneği (KAYPİDER) Başkanı Yunus Tarla, "Kayseri’de üye sayısını Ramazan’dan sonra artıracağız" dedi. KAYPİDER Başkanı Yunus Tarla, plastik sektörüyle ilgili açıklamalarda bulundu. Dernek çalışmaları hakkında bilgiler veren Tarla, "Bütün camiamızdan Allah razı olsun. Herkes birbirini tanıyor. Kayseri öyle büyük bir şehir değil, küçük bir şehir. Birlikte kuvvet ve bereket var. Sivil toplum örgütlerinde ne kadar çok birleşirsen, ne kadar çok kümelenme yaparsan, sesin o kadar yüksek gelir. Biz kurulduğumuz günden bu yana 52 üyemizle devam ediyoruz. Ancak Kayseri’de üye sayısını Ramazan ayından sonra artıracağız. Kayseri Ticaret Odası, Kayseri Sanayi Odası’nda kayıtlı olan 400’ün üzerinde firma var. Buralarda 4 bin 500 kişi çalışıyor. Biz Kayseri’de çok ciddi bir sektörüz. Plastik sektöründe Türkiye’de 9. sıradayız. Kayseri’de de çok iyi bir konumdayız. Doğumdan ölüme kadar plastik hayatın her alanında var. Hayatımızın her alanında plastik var. Doğayı plastik kirletmiyor. Doğayı insanlar kirletiyor. Yani poşeti doğaya atana kadar geri dönüşüme verse sanayinin başka bir alanında o poşet kullanılacak" dedi. "Savunma sanayi sektörüne de çalışma istiyoruz" Plastik üreticileri olarak savunma sanayiine de katma değeri yüksek işler yapmak istediklerini söyleyen Tarla, "Biraz katma değerli iş yapmak istiyoruz. Savunma sanayi sektörüne de çalışma istiyoruz. Bu konuyu Sanayi Odası Başkanımızla konuştuk. Ticaret Odası Başkanımızla konuştuk. Onlar da sağ olsunlar yardımcı olacaklarını ve önümüzün açılacağını söylediler. Bu noktada çok ciddi girişimlerimiz var. Bize parça verecekler. Biz o parçaları tasarlayacağız ve testini yaparak, geri teslim edeceğiz. Bununla birlikte biz artık pek çok parçayı yapabilir düzeye geleceğiz. Biz savunma sanayiini güçlendirecek, katma değeri yüksek olan işler yapmak istiyoruz. Bu hem istihdama katkıda bulunacak hem savunma sanayiinde ciddi bir açığı kapatacak" ifadelerini kullandı. "Yeşil Dönüşüm OSB’nin kurulmasıyla alakalı bir çalışmamız var" Yeşil Dönüşüm OSB’nin kurulmasıyla alakalı mevcut bir çalışmalarının olduğunu aktaran Tarla, "Türkiye’de son zamanlarda Yeşil Dönüşüm Organize Sanayi Bölgeleriyle ilgili bir takım çalışmalar var. Bunu şu anda Ankara kurdu. Yeşil Dönüşüm OSB, çevreye zarar vermeyen akıllı bir OSB. Yeşil Dönüşüm OSB, geri dönüşümcülerin atığını doğaya ya da farklı yerlere vermeyip, belli bir depolamayla arıtmalardan geçerek, yeniden üretildiği lisanslı bir OSB. Bunu sadece Sanayi Odası yapabiliyor. Sanayi Odası Başkanımızla görüştük. Şu anda orayla ilgili belirli kayıtları aldık. Yeşil Dönüşüm OSB’nin kurulmasıyla alakalı bir çalışmamız var" dedi. "Üretimlerimiz temkinli gidecek" Ham madde fiyatlarından dem vuran Tarla, üretimde temkinli gideceklerini belirterek, "Allah fırsatçılara meydan açmasın. Arkadaşlarla birkaç gündür konuşuyorum. Ham maddenin tonuna kimi 300 dolar kimi 500 dolar kimi de bin doları geçtiğini söylüyor. Çok yüksek rakamlar konuşuluyor. Şu ortamda hiçbir üretici buna cesaret edip, ürün üretemez. Bizler sanayiciyiz, bekleyeceğiz ve göreceğiz. Üretim elbette olacak ama üretimlerimiz temkinli gidecek. Örneğin 200-300 tonluk bir anlaşma yapılıyorsa buna karşılık, ’yok ben 2 tonluk anlaşma yapabilirim, öz sermayem bu kadar bunu karşılayabilirim’ denmeli. Bugün 200 ton dendiği zaman 200 bin dolar havada uçuşuyor. Bu doğru bir şey değil" şeklinde konuştu. "Ham maddede yurt dışına bağımlıyız" Plastik ham madde konusunda yurt dışına bağımlı olduklarını dile getiren Tarla, "PETKİM, bizim için önemli. Plastiğin türevleri var. Bunu saysan 500’ü bulur. PETKİM bu türevlerin hepsini yapmıyor 20 kalem ham madde üretiyor. Onun dışındakileri elbette yurt dışından almak zorundayız. Ham maddede yurt dışına bağımlıyız. Biz elbette ham maddenin yerli olmasını isteriz. Bizim olsun isteriz. Biz bunu çok önemsiyoruz. Biz ham madde almak için parayı hep yurt dışına gönderiyoruz. Kim ne söylerse söylesin, ham maddede yurt dışına bağımlıyız. Bu noktada sanayicilerimiz bilinçli gidiyor. STK’larımız çalışıyorlar. Dalgalı bir dönemdeyiz. İnşallah bu dönemi aşacağız. Yurt dışına bağımlılıktan kurtulmak için ciddi manada yatırımlar yapmak lazım" diye konuştu.