GÜNDEM - 11 Eylül 2025 Perşembe 12:06

MSB, İskenderun'da hayatını kaybeden askerlerin ölüm nedenlerini açıkladı

A
A
A

Millî Savunma Bakanlığı (MSB) kaynakları İskenderun’da şehit olan askerler hakkında, "Adli Tıp Kurumu Başkanlığının raporunda şehit olan personelimizin vefatlarının ‘uzun süreli güneş altında kalmaya bağlı vücut sıcaklığının yükselmesi (hipertermi) ve gelişen komplikasyonları sonucu’ meydana geldiği mütalaa edilmiştir" dedi.

Milli Savunma Bakanlığı haftalık basın bilgilendirme toplantısı gerçekleştirildi. Milli Savunma Bakanlığında gerçekleştirilen toplantıda konuşan Milli Savunma Bakanlığı Basın Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, gündeme dair son gelişmeleri aktardı.

Suriye Harekât Alanlarında toplam 593 kilometre tünel imha edildi

Türk Silahlı Kuvvetlerinin son bir hafta içerisinde sınır ötesinde gerçekleştirdiği faaliyetlere dair bilgi veren Tuğamiral Zeki Aktürk, "Pençe-Kilit başta olmak üzere operasyon bölgelerinde tespit edilen, teröristlere ait mağara, sığınak ve barınaklarda ele geçirilen çok sayıda silah, mühimmat ve muhtelif malzeme kullanılamaz hâle getirilmiştir. Suriye Harekât Alanlarında gerçekleştirilen tünel imha faaliyetleri kapsamında ise bugüne kadar 236 kilometre Tel Rıfat’ta, 357 kilometre Menbic bölgesinde olmak üzere toplam 593 kilometre uzunluğundaki tüneller imha edilmiştir" ifadelerini kullandı.

MSB, İskenderun'da hayatını kaybeden askerlerin ölüm nedenlerini açıkladı

"Sınırlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 2’si terör örgütü mensubu olmak üzere 303 şahıs yakalandı"

Türkiye’nin hudut güvenliği kapsamında gerçekleştirilen faaliyetler hakkında da bilgilendirmede bulunan Zeki Aktürk, "Sınırlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 2’si terör örgütü mensubu olmak üzere 303 şahıs yakalanmış, 726 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. Böylelikle, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 6 bin 137, hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 49 bin 444 olmuştur. Yine, bu hafta içerisinde Van ve Hakkâri hudut hatlarında yapılan arama-tarama faaliyetlerinde toplam 30 kilogram (30.171 gram) uyuşturucu madde ele geçirilmiştir" ifadelerini kullandı. Suriye’nin savunma kapasitesini ve terörle mücadele etkinliğini artırmak amacıyla askerî eğitim ve danışmanlık faaliyetlerine başlandığını belirten Aktürk, Suriye’nin toprak bütünlüğüne, egemenliğine, Türkiye’nin ve bölgenin güvenliğine yönelik ağır tehdit oluşturan terör örgütlerinin bölgedeki belirsizlikten faydalanmasına izin verilmeyeceğini, bölgede varlık gösteren terör örgütleriyle mücadele konusundaki tutumun net olduğunu vurguladı.

"İsrail’in; terörizmi devlet politikası hâline getirdiği bir kez daha gözler önüne serilmiştir"

İsrail’in Gazze’de insanları açlığa mahkum etmeye devam ettiğini hatırlatan Aktürk, "İsrail’in Gazze kentinin çeşitli noktalarında masum insanları, evleri, çadırları ve sığınma merkezlerini hedef alması, gözünün ne derece dönmüş olduğunu ve yaşattığı insani trajedinin boyutlarını ortaya koymaktadır. Ayrıca, İsrail; Katar’a düzenlediği alçakça saldırı ile bölgedeki hukuk tanımaz saldırılarına bir yenisini daha eklemiştir. Böylece İsrail’in; terörizmi devlet politikası hâline getirdiği, istikrarsızlığı derinleştirmeye çalıştığı, çatışmadan beslendiği ve barışa tamamen karşı olduğu bir kez daha gözler önüne serilmiştir. Uluslararası topluma; İsrail’in aktif yöntemlerle durdurulmadıkça Katar’da olduğu gibi pervasız saldırılarını daha da genişleterek kendi ülkesi dâhil tüm bölgeyi felakete sürükleyeceğini hatırlatıyor, daha fazla sorumluluk üstlenme çağrımızı yineliyoruz. Egemenliğinin açıkça ihlali olan bu saldırı karşısında tüm imkânlarımızla Katar’ın yanında olduğumuzun altını çiziyoruz" diye konuştu. Milli Savunma Bakanlığı Basın Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk’ün bilgilendirme toplantısı sonrasında Milli Savunma Bakanlığı kaynakları gazetecilerin gündeme dair sorularını yanıtladı.

MSB, İskenderun'da hayatını kaybeden askerlerin ölüm nedenlerini açıkladı

İskenderun’da şehit olan iki askerin ölüm sebebi ‘hipertermi’

Bakanlık kaynakları, İskenderun Deniz Er Eğitim Alay Komutanlığında şehit düşen askerlerle ilgili idari tahkikatın ve adli tıp raporunun tamamlanıp tamamlanmadığına dair sorular üzerine şu bilgileri paylaştı:

"İskenderun Deniz Er Eğitim Alay Komutanlığında 25 Temmuz 2025 tarihinde hayatını kaybeden şehitlerimizle ilgili süreç büyük bir hassasiyetle yürütülmüş, İdari Tahkikat ve Adli Tıp raporları tamamlanmıştır. Adli Tıp Kurumu Başkanlığının raporunda şehit olan personelimizin vefatlarının ‘uzun süreli güneş altında kalmaya bağlı vücut sıcaklığının yükselmesi (hipertermi) ve gelişen komplikasyonları sonucu’ meydana geldiği mütalaa edilmiştir. Bu kapsamda olayda kastı, kusuru veya ihmali olabileceği değerlendirilen personel hakkında idari ve disiplin işlemleri devam etmektedir. Konuya ilişkin adli süreç ise İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülmektedir. Bu vesileyle, aziz şehitlerimize bir kez daha Allah’tan rahmet, kederli ailelerine, Türk Silahlı Kuvvetleri ile asil milletimize başsağlığı ve sabır diliyoruz."

"İsrail’in Suriye’deki Türk Silahlı Kuvvetleri varlıklarını hedef aldığına dair haber ve iddialar asılsız olup, gerçeği yansıtmamaktadır"

Bakanlık kaynakları, İsrail’in Suriye’de ve son olarak Katar’da gerçekleştirdiği saldırılarla ilgili olarak sorular üzerine şunları söyledi: "İsrail’in Suriye topraklarında ve Katar’da gerçekleştirdiği saldırılar, uluslararası hukuka aykırı olup, her iki ülkenin egemenlik haklarına açık bir saldırıdır. Bu tür provokatif eylemler, bölgedeki gerginliği tırmandırmakta ve barış çabalarını olumsuz etkilemektedir. Türk Silahlı Kuvvetleri, Suriye’deki tüm faaliyetlerini uluslararası hukuk ve meşru müdafaa hakkı çerçevesinde sürdürmektedir. Bu kapsamda İsrail’in Suriye’deki Türk Silahlı Kuvvetleri varlıklarını hedef aldığına dair haber ve iddialar asılsız olup, gerçeği yansıtmamaktadır. Suriye’de konuşlu birlik, personel ve teçhizatımızla ilgili herhangi bir olumsuz durum bulunmamaktadır. Son dönemde özellikle sosyal medya üzerinden yürütülen beşinci kol faaliyetleri ve algı operasyonlarına karşı dikkatli ve sağduyulu olunması büyük önem taşımaktadır. Bazı sosyal medya kullanıcılarının da bu dezenformasyon faaliyetlerine bilinçli ya da bilinçsiz şekilde alet olduğu görülmektedir. Her geçen gün daha da kontrolsüz hale gelen sosyal medya, gelecekte bir beka sorunu haline gelme potansiyeli taşımaktadır. Bu nedenle halkımızın, yalnızca resmî kaynaklardan yapılan açıklamalara itibar etmesi büyük önem taşımaktadır."

"Suriye’nin istikrarı ve güvenliği, bölgenin huzuru için kritik öneme sahiptir"

Bakanlık kaynakları, Suriye’deki son duruma ilişkin sorulara da şu yanıtları verdi:

"Suriye Hükümeti tüm kurum ve birimleri ile yeniden yapılanmaya, ülkede istikrar ve güvenliğin tesisine yönelik gayretli çalışmalarına devam etmektedir. Bu bağlamda, Suriye Hükümeti tarafından halkın huzur ve refahına doğrudan katkı sağlayacak şekilde başta DEAŞ olmak üzere bölgenin terörden arındırılması yönündeki taleplerini dikkate alıyor, bu çerçevede Suriye ile eşgüdüm içerisinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz.13 Ağustos 2025 tarihinde ‘Ortak Eğitim ve Danışmanlık Mutabakat Muhtırası’ imzalanması sonrasında Suriye Silahlı Kuvvetlerinin yeniden yapılandırılmasına yönelik çalışmalar hız kazanmıştır. Suriye hükümetinin talepleri doğrultusunda, savunma ve güvenlik kapasitesini artırmaya yönelik eğitim, ziyaret, danışmanlık ve teknik destek faaliyetleri başlatılmıştır. Bu faaliyetler, Suriye Savunma Bakanlığı ile koordineli ve planlı bir şekilde yürütülmektedir. Suriye’nin istikrarı ve güvenliği, bölgenin huzuru için kritik öneme sahiptir. Türkiye, bu doğrultuda Suriye hükümetiyle yakın iş birliğini sürdürmeye ve ‘Tek Devlet, Tek Ordu’ ilkesini desteklemeye kararlıdır."

Ömer Faruk Karataş

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Yalova Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, Yalova’da sektör temsilcileriyle buluştu: "Tarımsal kayıplar geri alınacak" Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "2025 yılının hem kurallık hem zirai don açısından bütün kategorilerde, bütün başlıklarda tarımsal üretimimizi etkilediği bir gerçek. Ancak 2025 yılında bizlerin yüzleştiği ve karşılaştığı ancak gıda arz güvenliği açısından sorun teşkil etmeyen bu husus, 2026 yılında inşallah bütün kayıplarımızı geri almak şeklinde zuhur edecektir" dedi. Bir dizi programa katılmak için Yalova’ya gelen Bakan Yumaklı, ilk olarak Yalova Valiliği’ni ziyaret etti. Burada Vali Ahmet Hamdi Usta ve il protokolü tarafından karşılanan Yumaklı, ardından anı defterini imzaladı. Bakan Yumaklı, ardından Yalova Ticaret ve Sanayi Odası’nda gerçekleştirilen sektör buluşmasına katıldı. Burada konuşan Yumaklı, sektör temsilcilerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamını iletti. Sektörü tüm yönleriyle değerlendirmeye büyük önem verdiklerini belirten Yumaklı, "Tarım ve orman sektörüyle alakalı buna bir de elbette suyu ayrıca ilave etmemiz gerekir. Bütün dünyada stratejik önem kavramının ifade edildiği bir değerler bütünü olduğunu ifade etmek istiyoruz. Artık gıda arz güvenliği, su, yeşil vatan, bunlar bir ülkenin stratejik önceliklerin arasına diğer önemli hususlarla birlikte girmiş durumda. Dolayısıyla hem iklim krizi hem de küresel konjonktür sektörümüzü bu anlamda etkileyen kritik riskler arasına girmiş durumda" diye konuştu. "Aynı ciddiyette aynı kararlılıkla devam edeceğiz" Yumaklı, Türkiye’de, gıda arz güvenliğini sağlamaları gereken 86 milyon vatandaşın bulunduğunu belirterek şöyle konuştu: "Gıda arz güvenliği derken neyi diyoruz? Basitçe, ihtiyacımız olan gıdamızı, soframıza gelecek olan ürününü elde etmekle alakalı hiçbir sorunun yaşanmaması. Temel olarak bu. Sadece bizim kendi vatandaşlarımızın değil, aynı zamanda ülkemize gelen, başta turistler olmak üzere transit olanlar da dahil, kimler varsa ülkemizde konaklayanların da ihtiyacını karşılamak bu manada önemli. Dolayısıyla bunları her geçen gün, biraz önce söylemiş olduğum iklim değişikliği başta olmak üzere tüm konjonktürel etkiler ve kritik risklerle beraber yönetmek durumundayız. Biz bu manada suyu merkeze alan tarımsal üretim planlamasını hayata geçirdik, 2024 yılının son çeyreğinde. Hamdolsun hem üreticilerimizin bunu çok ciddi bir şekilde sahiplenmesi hem de bizim metodolojilerimizin bu manada uygulamış olduğumuz programın çalışıyor olması, yönlendirici etkilerini görmemiz, birinci senenin sonunda bizlere büyük ümit vermiş durumda. Aynı ciddiyette aynı kararlılıkla devam edeceğiz inşallah. Yeni destekleme modelimiz uygulanan tarımsal krediler, uluslararası fonlar bunların hepsinin tamamını tarımsal üretim planlamasıyla entegre etmiş vaziyetteyiz. Üretim sezonu başında açıklanan ve 3 yıllığına açıklanan destek modeli de bu manada öngörü açısından çiftçilerimize, üreticilerimize bir avantaj sağlamış durumda." "Tarımsal kayıplar geri alınacak" Hayvansal üretimle alakalı 2024 yılının başında bir yol haritası açıkladıklarını hatırlatan Bakan Yumaklı, "Bu yol haritasını herhangi bir şekilde bir ara ermeden ya da esnemeden aynı şekilde devam ediyoruz. Bunun da pozitif etkilerini görmüş durumdayız. İnşallah hem hayvansal üretimle ilgili üretim planlamasını, hem de bitkisel üretimle ilgili, su ürünleriyle ilgili üretim planlamasını kararlılıkla uygulamaya devam edeceğiz. 2025 yılının hem kurallık açısından hem zirai don açısından bütün kategorilerde, bütün başlıklarda tarımsal üretimimizi etkilediği bir gerçek. Ancak 2025 yılında bizlerin yüzleştiği ve karşılaştığı ancak gıda arz güvenliği açısından sorun teşkil etmeyen bu husus, 2026 yılında inşallah bütün kayıplarımızı geri almak şeklinde zuhur edecektir. Bunun da buradan müjdesini öğrenmiş olalım" diye konuştu. Yumaklı, bakanlık olarak Yalova’nın tarım, orman ve su potansiyeli bildiklerini dile getirerek sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu şirin, sıcak ve samimi il, hem hakikaten merkezi bir noktada olması, Türkiye’nin en çok tarımsal üretimi tüketen, yaklaşık yüzde 25 civarında üretilen bütün tarımsal ürünlerin tüketildiği İstanbul’a yakın olması, diğer geçiş noktalarında bir bağlantı noktası olmasına sebebiyle son derece önemli. Dolayısıyla bizim her başlıkta desteklerimiz bu ilimize devam edecek. Aronya, kestane balı, kivi, süs bitkileri. Süs bitkilerini bütün Türkiye’ye öğreten Yalova var. Dolayısıyla bu konularda da ve daha potansiyel olan diğer konularda da Kırsal Kalkınma Destekleri başta olmak üzere bu ürünlerin modern şartlarda üretilmesi, pazarlanması ve marka haline gelmesi için yine çalışmaya hep birlikte sektörümüzle devam edeceğiz. Bu desteklerin tamamı, bahsetmiş olduğum programların tamamı, Yalova’daki tarımsal üretimi güçlendirme, tarımsal sanayiye çok hızlı bir şekilde geçişin sağlanmasını elde etmek amacını taşıyor, bunu ifade etmek istiyorum. Tabii bu işin bir de istihdam yönü var. Hakikaten dediğim gibi son dönemde, özellikle tarımsal istihdamla ilgili bütün ülkelerin endişe duyduğu, çözümler geliştirmeye çalıştığı bir dönemde hem üretici gelirlerinin belli bir seviyenin üzerinde olması, hem üretimin garanti edilmesi, kaliteli ve verimli bir üretimin yapılması bu manada önemli. TKDK İPAK destekleri var. Biliyorsunuz Avrupa Birliği ile ortaklaşa takip ettiğimiz bir program. Mart ayında kamuoyuyla 2026 yılı takvimini paylaşmıştık. Geçen ay da Kırsal Kalkınma Yatırımları Programı’nın proje başvuru sürecini başlattık. Biraz önce söylemiş olduğum şeylerin tamamını hayata geçirmek adına bakanlığımız belli takvimde, belli programları yayınlıyor. Dolayısıyla bu desteklerin de, hibe destekleri başta olmak üzere Yalova’nın üretimine çok önemli katkıda bulunacağını ifade etmek istiyorum." Bakan Yumaklı, genç ve kadın gelişimcilere pozitif ayrımcılık yapmaya devam edeceklerini 2026’daki Kırsal Kalkınma Desteklerinin minimum yüzde 20’sini kadın ve genç girişimcilere ayırdıklarını söyledi. Yumaklı, Yalova’nın konumunun Yalova’ya pazar anlamında da büyük bir kolaylık sağladığını anlattı. Armutlu Kaledere Göleti çalışmalarının devam ettiğini, Armutlu Yumurdere ve Çınarcık Ortaburun sulaması ikmal işinin de tamamlandığını söyledi. Programları AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Yalova Milletvekili Ahmet Büyükgümüş, AK Parti Yalova Milletvekili Meliha Akyol da takip etti.
İstanbul Talasemiyle yaşamak zor, önlemek mümkün Halk arasında Akdeniz anemisi olarak bilinen talasemi, bebeklik döneminden itibaren kansızlık, solukluk ve halsizlik gibi belirtilerle kendini gösteren zorlu bir sağlık sorunu. Çocuk Hematoloji Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Didem Atay, 8 Mayıs Dünya Talasemi Günü nedeniyle yaptığı açıklamada hastalığın seyri ve korunma yöntemleri hakkında hayati bilgiler paylaştı. Genetik geçişli ve yaşam boyu tedavi gerektiren ciddi bir kan hastalığı olan talasemi (Akdeniz anemisi), erken çocukluk döneminde ortaya çıkarak aileleri uzun soluklu bir mücadeleye sürüklüyor. 8 Mayıs Dünya Talasemi Günü kapsamında önemli uyarılarda bulunan Medipol Mega Üniversite Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Didem Atay, bu zorlu hastalıkta en etkili yaklaşımın tedavi etmekten ziyade genetik taramalarla hastalığı baştan önlemek olduğunu vurguladı. Talasemi erken dönemde belirti verebiliyor Talaseminin süt çocukluğu döneminden itibaren belirti verebildiğini belirten Prof. Dr. Atay, "Bu hastalık kansızlık, solukluk ve halsizlik gibi bulgularla ortaya çıkabilir. Bazı hastalar henüz 6 aylıkken düzenli kan nakli almak zorunda kalabiliyor. Bu durum hem çocuk hem de aile için uzun ve zorlu bir süreci beraberinde getiriyor. Talasemi yaşam boyu takip gerektirirken, multidisipliner yaklaşım oldukça önemli" dedi. Düzenli tedavi ve takip şart Talasemi tedavisinde düzenli kan transfüzyonlarının ve demir şelasyon tedavisinin temel olduğunu belirten Prof. Atay, "Bunun yanında hastaların büyüme ve gelişimleri, hormon düzeyleri ve kalp sağlığı düzenli olarak takip edilmelidir. Demir birikiminin organlara zarar verip vermediği yakından izlenmelidir. Günümüzde uygun hastalarda kök hücre nakli ile kalıcı tedavi sağlanabiliyor. Bu süreç deneyimli ekipler tarafından yürütülmesi tedavi için oldukça önemli" ifadelerini kullandı. En etkili yöntem hastalığı önlemek Talasemide en önemli adımın hastalığı önlemek olduğunu belirten Prof. Dr. Atay, "Talasemi tarama programlarıyla taşıyıcı bireylerin belirlenmesi büyük önem taşıyor. Taşıyıcı çiftlerin genetik danışmanlık alarak sağlıklı çocuk sahibi olması mümkün. Bu nedenle korunma en etkili yöntemdir" dedi. Prof. Dr. Atay, hastalık gelişmesi durumunda ise doğru tedavi ve güçlü bir ekip çalışmasıyla başarılı sonuçlar elde edilebildiğini ifade etti.