GÜNDEM - 08 Mart 2026 Pazar 09:40

Sıradan hayatından sıkılan genç kadın uzun yol tır şoförü oldu

A
A
A
Sıradan hayatından sıkılan genç kadın uzun yol tır şoförü oldu

Ankara’da yaşayan Başak Güvercin, iş hayatından sıkıldığı için babasının izinden giderek uzun yol tır şoförü oldu.


Ankara’da yaşayan 26 yaşındaki Başak Güvercin, babasının izinden giderek uzun yol tır şoförü oldu. Üniversite mezunu Güvercin, daha önce çalıştığı sektörlerin kendisine sıkıcı gelmesi üzerine hem gezip hem de para kazanabileceği bir meslek olarak tır şoförlüğünü tercih etti. 2 yıldır sebze ve meyve taşımacılığı yapan Güvercin, ayda ortalama 15 bin kilometre yol gittiğini aktararak, erkek egemen bir alanda çalışmanın kendisine özgüven kazandırdığını ifade etti.



"Acil bir durum olduğu zaman eve gidemiyoruz"


Uzun yol tır şoförü olmasında babasının önemli bir rolü olduğunu belirten Başak Güvercin, "Daha öncesinde satış sektöründe ve kendi alanımla ilgili sektörlerde çalıştım ama monoton bir hayat bana sıkıcı geldiğinden dolayı hem gezebileceğim hem para kazanabileceğim bir meslek grubu düşünürken aklıma babamın yolundan ilerleyip tır şoförü olmak geldi. 2 yıldır da uzun yol tır şoförüyüm. Sebze ve meyve ağırlıklı çalıştığım için genelde Akdeniz bölgesinde çalışıyorum. Güzergahım ne tarafsa yükümü aldıktan sonra oraya doğru devam ediyorum. Sebze ve meyve sezonu biraz hızlı olduğundan dolayı ayda ortalama 15-16 bin kilometreye kadar yol yapıyorum. Bu mesafeler sezonun durumuna göre de değişkenlik gösterebiliyor. Bu işin iyi yanları farklı şehirler geziyorsunuz. Farklı kültürler, farklı insanlar tanıyorsunuz. Zor yanları ise evden uzaksınız. Acil bir durum olduğu zaman eve gidemiyoruz" dedi.



"Bu meslek özgüvenimi güçlendirmemi sağladı"


Tır şoförlüğü mesleğinin kendisine olumlu yönden katkılar sağladığını aktaran Güvercin, "Mesleğin ilk yıllarında teslimat noktalarındaki yük boşaltma alanlarına yanaşamayacağımı düşünen abiler vardı. Ben bu ön yargıyı kırdım. Artık gittiğim noktalarda beni gördükleri zaman kendime ne kadar güveniyorsam onlar da bana o kadar güveniyor. Bu meslekte 2 yıl içerisinde kendime çok farklı şeyler kattım. Bu meslek, evden uzak kalmamı, tek başıma ayakta durabilmemi ve özgüvenimi güçlendirmemi sağladı" diye konuştu.



"Erkek egemen bir toplumda çalışmak bence bir kadının güçlü olduğunu gösterir"


Güvercin, kadınların çalışma hayatında daha fazla yer alması gerektiğini vurgulayarak, "Bir kadının hayatının yarım kalması, bir toplumun vicdanının yaralı kalması demek. Kadınlarımız bir erkeğin himayesi altında kalmadığı sürece zorluk yaşamayacaktır. Toplum tarafından dışlanmayacaktır. Erkek egemen bir toplumda çalışan benim gibi ablalarım ve kardeşlerim de var. Erkek egemen bir toplumda çalışmak bence bir kadının güçlü olduğunu gösterir. Kadın cinayetlerine karşı sessiz kalmayalım. Buradan tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü de kutluyorum" şeklinde konuştu.



Sıradan hayatından sıkılan genç kadın uzun yol tır şoförü oldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul ‘Çekmecem’de Kitap Var’ın bu ayki konuğu Saniye Bencik Kangal oldu Küçükçekmece Belediyesi’nin düzenlediği "Çekmecem’de Kitap Var" söyleşilerinin bu ayki konuğu, sosyal medyada Akademisyen Anne olarak tanınan ve milyonlarca takipçisi olan Akademisyen, Yazar Doç. Dr. Saniye Bencik Kangal oldu. Çocukların gelişiminde ebeveynlerinin büyük bir rolü olduğunu söyleyen Kangal, ‘’ Günümüzde sıkça akran zorbalığından bahsediyoruz ya o çocuklar zorba doğmadılar, onlar aslında zorbalığa itildiler, görülmenin başka bir yolunu seçtiler. Bu noktada anne ve babanın rolü çok önemli’’ dedi. Cennet Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen söyleşi öncesinde Küçükçekmeceli kadınlara, Kangal’ın ‘Korkma! İyi Bir Annesin’ adlı kitabı hediye edildi. Söyleşi sonunda Küçükçekmece Belediye Başkan Yardımcısı İlyas Dikici, Saniye Bencik Kangal’a çiçek takdiminde bulundu. Söyleşiye yoğun ilgi gösteren kadınlar Kangal’a kitaplarını imzalatmak için uzun kuyruklar oluşturdu. Saniye Bencik Kangal: Hiçbir çocuk kötü olarak dünyaya gelmiyor Ailelerin sorumluluktan kaçmamaları gerektiğinin altını çizen Saniye Bencik Kangal, ‘’Çocuklar birtakım gelişimsel problemlerle doğabilir fakat hiçbir çocuk kötü veya davranış bozukluklarıyla dünyaya gelmiyor. Çocuğun kendi mizacı yok mu, hani mizaç araştırmaları vardı? diyerek sorumluluğu üstünden atmak isteyenler var. Elbetteki her çocuğun bir mizacı var ancak bu çocuk nerede doğdu, nerede büyüyor? Yani ailenin genetik mirasını kendi mizacına ekliyor. Dolayısıyla o mizacın sivri yönlerini törpüleyecek olan, parlak kısımlarını da iyice parlatacak olan ailesidir’’ diye konuştu. Ergenlik döneminin risklerine dikkat çeken ve ailelere uyarılarda bulunan Kangal, ‘’Çocuklarınızdan ergenlik döneminde çok yüksek bir düşünsel performans beklememenizi tavsiye ederim. Onları şımarık, mantıksız, yaramaz vs gibi etiketlemeyin. Çünkü çocuklar iki yaşından başlayarak ergenlikte dâhil olmak üzere kimlik inşasına devam ediyor. O etiketleri onların sırtına yapıştırırsanız bir kimlik gibi benimser, bir elbise gibi üstüne giyer. Nasıl ilk aldığımız giysilerdeki etiketler rahatsız ediyor ve kesiyorsak bu etiketler de rahatsız ediyor. Ancak bu zamana kadar etiketlemiş olsak da yapmamamız gereken şeyleri yapmış olsak da bugünden sonra bunu onarabiliriz. Ne olursa olsun ilişkileri onarabiliriz’’ dedi.