POLİTİKA - 17 Eylül 2025 Çarşamba 21:56

TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Büyük bir iradeyle bu topraklarda ve bu bölgede birliği, beraberliği, kardeşliği ve huzuru tahkim etmek için çalışıyoruz"

A
A
A
TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Büyük bir iradeyle bu topraklarda ve bu bölgede birliği, beraberliği,  kardeşliği ve huzuru tahkim etmek için çalışıyoruz"

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Bölgenin de dünyanın da yeniden yapılandığı yeniden şekillendiği bir dönemden geçiyoruz. Türkiye’ye karşı nice düşmanca tavırları da içinde barındırıldığından hepimiz gayet açık bir şekilde bunun farkındayız. Ama akıl akıldan üstündür. Onlar ne yapmak istiyorsa biz onların yapmak istediğinden daha büyük bir iradeyle bu topraklarda ve bu bölgede birliği, beraberliği, kardeşliği ve huzuru tahkim etmek için çalışıyoruz" dedi.


Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu onuncu toplantısında akademisyenleri dinledi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, komisyon toplantısının sonunda konuşma yaptı. Kurtulmuş, komisyon çalışmalarının başarılı olmak zorunda olduğunu belirterek, "Tabii bu sürece ilişkin yine çok önemli tespitlerden birisi kimse Türkiye’yi tek başına bırakmaz. Tarihsel olarak büyük bir jeopolitik kırılmanın içinden geçiyoruz. Bölgenin de dünyanın da yeniden yapılandığı yeniden şekillendiği bir dönemden geçiyoruz. Türkiye’ye karşı nice düşmanca tavırları da içinde barındırıldığından hepimiz gayet açık bir şekilde bunun farkındayız. Ama akıl akıldan üstündür. Onlar ne yapmak istiyorsa biz onların yapmak istediğinden daha büyük bir iradeyle bu topraklarda ve bu bölgede birliği, beraberliği, kardeşliği ve huzuru tahkim etmek için çalışıyoruz" ifadelerini kullandı.


Siyasi iradenin Türkiye’de bulunduğunu ifade eden Kurtulmuş, "Cumhurbaşkanımızdan başlayarak devletin bütün kurum ve kuruluşları aynı doğrultuda hareket etmek noktasındadır. Burada bir üçüncü göz meselesi gündeme geldi. Ben başından beri Türkiye’nin bu tecrübesinin diğer ülke tecrübelerini bildiğimiz tecrübelere benzemediğini, benzer taraflar olsa bile bütünüyle benzemediğini ifade etmek isterim. Bizim bir üçüncü göze ihtiyacımız yok. Üçüncü göz burasıdır. Millet adına bu işe göz kulak olan, millet adına bu sürece öncülük eden bu komisyon esasında bizatihi aynı zamanda üçüncü göz fonksiyonunu icra etmektedir. Objektif bir şekilde bu süreci yerine getirmektedir" dedi.



Üsküp Büyükelçisi Fatih Ulusoy, Türkiye’deki süreç ile Filipinler’deki süreç arasında çok büyük farklılıklar olduğunu belirterek, "Tarihte o bölgede Müslümanların sultanlıkları bulunmaktaydı. Esasen bu mesele yüzyıllar öncesinden başlayan din temellidir. Bölgedeki Müslümanlar bakımından mesele devlet güçlerine karşı girilen bir mücadeleden çok. Müslümanların olduğu ve geçmişte sultanlıkları bulunan bölgeye tarih boyunca din temelinde uygulanan olumsuzluklar nedeniyle kendi başlarına yeniden müstakilen bağımsız olma arzusu, çatışmalar ve süreç zaman içerisinde özerklik arzusuna dönüşmesidir. Filipinler tarihte uzun dönemler sömürge altına kalmış, savaşlar sırasında uzun işgal dönemleri tecrübesi olan bir ülkedir. Farklı ülkelerin süreçte rolünler üstlenmesi konusunda esnek hatta teşvik edici bir yaklaşım sergileyebiliyor. Özellikle diğer ülkelerin maddi katkı sağlamaları, bazı projeleri üstlenmeleri konusunda olumlu bir bakışı olduğundan söz etmek mümkün. Cephe mensupları ile askeri temsilciler arasında tanışıklık, sosyal ilişki, iletişime varmıştır. Moro İslami Kurtuluş Cephesi mensupları, D.A.Ş’ın o bölgedeki kolu ile devlet güçlerinin mücadelesinde, devletin yanında devlet güçleriyle koordinasyon içinde omuz omuza mücadele etmiştir. Bağımsız silahsızlandırma organı çalışmalarında da cephe mensubu eski komutanlar ile ordu mensubu generaller birlikte yer almıştır. Dolayısıyla sürecin güçlü veya geneli bakımından bizlere doğru bir örnek veya emsal oluşturduğunu şahsen düşünmemekteyim. Silahsızlanma yönüyle başkanlığını yürüttüğü ve sürece bağlı organlardan sadece birini teşkil eden mekanizmaların ve bu alanda atılan adımları saygıdeğer komisyonun bilgisine sunmak istedim. Filipinler Devleti’yle Moro İslami Kurtuluş Cephesi arasında 2012’de Bansamoro Çerçeve Antlaşması, Mart 2014’te ise Bansamoro Kapsamlı Antlaşması imzalanmıştır. 2014’teki antlaşmanın metninde 1997’den 2014’e kadar taraflar arasında imzalanan 12 ayrı bir kayda geçirilmiştir. Kapsamlı Antlaşma ve bu 12 dergiden bazılarında kolaylaştırıcı rolü verilen ülkenin imzası da mevcuttur" ifadelerini kullandı.



Ulusoy şöyle konuştu:


"Günümüzde terminolojide silahsızlanma silahsızlandırma ifadeleri İngilizcede disarmament şeklinde ifade ediliyor. Ancak kullandığımız decommissioning kelimesi silahların bırakılmasına, irade edilmesine ilan eden insanların da silahlı bir organizasyonla sivil hayata geçişini içermektedir. Yani kıymetli hocalarımızın bahsettiği DDR sürecini tek değer ile kapsamış oluyoruz. Ülkemiz tarafından bağımsız silahsızlandırma organının faaliyetlerinde kullanılmak üzere bir miktar nakli yardımda yapılmıştır. Silahsızlandırma çalışmaları dört aşamada öngörülmüştür. Birinci aşamayı sunuyorum. Cepte öncelikle kendi mensuplarının ve silahlarının envanterini içeren bir liste oluşturacak. Ve teyit edilmiş bu silah ve kişi listesini bağımsız silahsızlandırma organına teslim edecek. Bölgedeki bir enstitü tarafından cephe mensuplarının mali ihtiyaçları ve gerekli olabilecek sosyoekonomik programlara dair bir çalışma yapılacak. 20 adet havan benzeri birden fazla personelin kullandığı silah ve 55 adet tüfek benzeri ağır silah cephe tarafından silahsızlandırma organına türenle teslim edilecek. Bu silahsızlandırmanın seremoniyel başlangıcını teşkil etti. Bağımsız silahsızlandırma organı aldığı liste çerçevesinde kendisi de gerekli teyit kuru yaptıktan sonra listedeki teyit edilmiş kişi ve silahların yüzde 30’unun süreçten geçirilmesini planlaması gerekecek. Bu işlemler için mekanlar düzenleyecek. İkinci aşamaya geçtiğimizde yüzde 30’luk ilk grup silah ve cephe üyesinin bu amaçla tahsis edilen alanlara geniş girişleri ilgili güvenlik mekanizmaları tarafından sağlanacak. Silahlar alanda kurulan yerlerde muhafaza edilecek. Silahsızlandırma işleminden geçen, silahını teslim eden ve verileri sisteme girilen cephe mensupları için sosyoekonomik programların yürütülmediği farklı bir mekanizma tarafından denetlenecek."



"Neyle karşı karşıya olduğumuzu anlamak için biraz ekosisteme bakmak gerek"


Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak, konuşulan konunun yıllar boyunca devam ettiğini belirterek, "Bir elma ağacı metaforu bizim çok kullandığımız bir şey. Elma ağacına baktığınız zaman işte yeşil yapraklar, kırmızı elmalar falan görebiliyorsunuz. Fakat görmediğiniz noktada o ne yerleşik olduğunu, onun kökleri olduğunu, bir ekosistemin parçası olduğunu, sistemde bir işlevi olduğunu, o üzerinde bir takım asalakların olduğunu, verdiğini, o ürünün içinde bir takım hastalıkların, parazitlerin barındığını görüyorsunuz. Onun için bakarken sadece elinde bomba olan insanların üzerinden bakmıyoruz. Bir kere her şeyden önce karşı karşıya üzerinde konuştuğumuz bir mesele ve bu meseleyi ben de işte 2009 yılında Polis Akademisi çalıştığından bu yana yakından takip ediyoruz" ifadelerini kullandı.


Kaynak, şöyle konuştu:


"Bizim terörümüz öyle yerel bir mesele değil. Dünyadan bahsettiğimiz zaman en az 4 ayrı ülkeyi kapsayan, uluslararasılaşmış ve üstelik küresel güç dengelerinin kesişme noktasında bir yerde yerleşik, içinde Amerika’nın, Rusya’nın, şimdilerde Çin’in bile dahil olabileceği, bölgesel İran’ın dahil olduğu, İsrail’in dahil olduğu devasa bir meseleden söz ediyoruz. Yani meselenin tek bir tarafını ele aldığınız zaman bunun içinden çıkmak mümkün değil. Teröristi öldürerek bitiremezsin. Ne ağacından bahsediyorsanız o ağacın dallarını budamak gibi olur. Hep böyle düşündüm. Nereye geldiğini gördüm. Çok başarılı bir mücadele yapıldığı söylenemez. Yani birkaç yüz kişilik hareket binlerce insanın dağlara çıkmasına, milyonlarca insanın sempatizan hale gelmesine yol açtıkça burada bir başarıdan söz edemeyiz. Ve çok uzun süreli 1980’lerin ortasından bu yana sürdürülen çeşitli politikalar söz konusu. Şimdi neyle karşı karşıya olduğumuzu anlamak için biraz ekosisteme bakmak gerektiğini düşünüyorum. Sadece siyasi ve jeopolitik bir içinde de değerlendiremez."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara ODTÜ’de Türk bayrağı açan öğrencilere saldıranların birden fazla suçtan dosyası var Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde (ODTÜ) bahar şenliklerindeki İlkay Akkaya konserinde Türk bayrağı açan öğrencilere saldıran gruptakilerin birden fazla suçtan dosyası olduğu ortaya çıktı. Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde (ODTÜ) düzenlenen bahar şenlikleri kapsamında 6 Mayıs’ta sahne alan İlkay Akkaya konseri sırasında Türk bayrağı açan öğrencilere saldıran gruptakilerin birden fazla suçtan dosyası olduğu ortaya çıktı. Konser sırasında meydana gelen olaylarla ilgili ‘Devletin Egemenlik Alametlerini Aşağılama’, ‘Nitelikli Kasten Yaralama’, ‘Tehdit’ ve ‘Hakaret’ suçlarından resen soruşturma başlatılmıştı. Gözaltına alınan 6 şüpheliden 4’ünün birden fazla suç kaydı olduğu öğrenildi. İlhan Kaya’nın 16 suç kaydı var İlhan Kaya’nın 2 adet Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, 3 adet Terör örgütü Propagandası Yapma, 1 adet Yasa Dışı Örgüte Yardım Etme, 1 adet Kasten Yaralama, 2 adet Görev Yaptırmamak İçin Direnme, 7 adet Kanuna Aykırı Toplantı/Yürüyüş olmak üzere toplam 16 adet suç kaydı bulunduğu öğrenildi. Celal Elmacı’nın 27 suç kaydı var Celal Elmacı’nın 3 adet Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, 3 adet Örgüt Propagandası Yapma, 1 adet Yasa Dışı Örgüt Üyesi Olma, 19 adet Kanuna Aykırı Toplantı/Yürüyüş ve 1 adet Başkasına Ait Kimlik Bilgilerini Kullanma olmak üzere toplam 27 Adet Suç Kaydı bulunuyor. Mehmet Ferit Güneş ve Anıl Baran Dolu’nun 4 suç kaydı var Muhammed Enis Yıldız ve Oktay Akpınar’ın suç kaydı olmadığı tespit edilirken Anıl Baran Dolu’nun 2 adet Kasten Yaralama ve 2 adet Kanuna Aykırı Toplantı/Yürüyüş olmak üzere toplam 4 adet suç kaydı, Mehmet Ferit Güneş’in ise 1 adet Devletin Kurumlarını Aşağılamak, 3 adet Kanuna Aykırı Toplantı/Yürüyüş olmak üzere 4 adet suç kaydı mevcut. İsmi geçen 6 şahsın yakalaması Ankara Başsavcılığı’nın emriyle yapıldı. Diğer şahısların yakalanması hususunda gerekli çalışmalar devam ediyor.
Antalya DNA testi işlemleri tamamlanan Kübra’nın cenazesi ailesi tarafından teslim alındı Burdur’da öldürülüp yakılan 30 yaşındaki Kübra Yapıcı’nın vücut bütünlüğü bozulan cenazesi için Antalya Adli Tıp Kurumu morgunda anne ve babasından alınan DNA örneği eşleşti. Vahşice öldürülen genç kadının cenazesi amcası tarafından teslim alınarak toprağa verilmek üzere memleketi Kahramanmaraş’a götürüldü. Cenazeyi teslim alan Kübra Yapıcı’nın amcası "Bu çocuğun ne suçu var?" dedi. Antalya’da yaşayan ve son olarak 30 Nisan’dan Kültür Mahallesi’nde bir kafeteryada 2 kişiyle birlikte görüldükten sonra kendisinden haber alınamayan Kübra Yapıcı’nın (30) Burdur’da öldürülerek gömüldüğü, da sonra ise gömüldüğü yerden çıkarılarak yakıldığı ortaya çıkmıştı. İlyas Umut D. olayı itiraf ederken, aynı gece saatlerinde yapılan operasyonla Ataberk S. de ekipler tarafından gözaltına alınmıştı. Bucak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada cinayette kullanılan silah yer gösterilmesi ile Burdur’un Ağlasun ilçesinde, Yapıcı’nın cesedinin yakıldıktan sonra kalan parçaların bir bölümü ise Antalya’nın Korkuteli ilçesindeki baraja atıldığı tespit edilmişti. DNA testi anne-baba ile eşleşti Şüpheli İlyas Umut D. ile Ataberk S., emniyetteki işlemlerin ardından dün akşam tutuklanma talebi ile adliyeye sevk edildikleri mahkemece ’kadına karşı kasten öldürme’ suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi. Kübra Yapıcı’nın anne ve babası ise vücut bütünlüğü bozulan kızlarının kimlik tespiti için Antalya Adli Tıp Kurumu morguna gelerek DNA örneği verdi. Antalya Adli Tıp Kurumu morgunda yapılan inceleme sonucu anne ve babasından alınan DNA örneği eşleşti. Vücut bütünlüğü bozulmuş halde Antalya Adli Tıp Kurumu’na getirilen parçaların Kübra Yapıcı’ya ait olduğunun netleşmesinin ardından genç kadının cenazesi bugün ailesi ve yakınları tarafından teslim alındı. "Bu çocuğun ne suçu var" Canice öldürülen genç kadının anne ve babası DNA testinin olumlu çıkmasının ardından rahatsızlandığı öğrenilirken Kübra Yapıcı’nın cenazesi amcası tarafından teslim alındı. Genç kadının cenazesi toprağa verilmek üzere Kahramanmaraş’ın Ekinözü ilçesine götürülürken, babasının rahatsızlığı nedeniyle cenazeyi teslim alan amca Mehmet Yapıcı, "Devletimiz var, Allah kimseyi devletsiz bırakmasın, yalnız devlet bu tür insanlara prim vermesin. Bu tür insanlara devletin bir lokma ekmeği haramdır. Senin ne suçun var, bu çocuğun ne suçu var? Niye yakıyorsun, niye öldürüyorsun? Bunlara yarın bir gün hapishanede eline tespih verip volta attırmasın. Bu sorunlara bir çözüm bulmamız lazım. Para mevzusu yok. Biraz parası vardı, IBAN’dan parayı bize aktar dediler, o da direndi. Onlarda dürüst insan değiller, ya madde aldılar ya da başka bir şey" dedi.
Balıkesir CHP’li Büyükşehir Belediye Başkanları Balıkesir’de buluştu Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Büyükşehir Belediye Başkanları Balıkesir’de bir araya geldi. Ev sahibi olan Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın hedeflerinin iktidar olmak olduğunu kaydederken, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, iktidarın CHP’nin üzerine geldiğini savundu. CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökhan Zeybek ise belediyelerin şirket kurmasının onaya bağlanmasını eleştirdi. Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, aralarında Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mahsur Yavaş, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın da bulunduğu salonda genel siyaseti değerlendirdikten sonra Balıkesir’de yaptığı hizmetleri anlattı. Başkan Akın, "Değerli arkadaşlarım Balıkesir sıradan bir şehir değil. Balıkesir iki denize kıyısı olan çok büyük coğrafyasıyla hem Marmara Denizi’nin hem de Ege Denizi’nin rüzgarını aynı anda hissedildiği coğrafyası olduğu coğrafyanın büyüklüğü kadar kültürüyle de çok zengin bir şehir. Tarımıyla, sanayisiyle, turizmiyle Türkiye’de üretim gücüne ciddi katkı sağlayan stratejik konumuyla ülkemizin en önemli geçiş noktalarından biridir. Aynı zamanda Balıkesir’imiz tarihin her döneminde sorumlu kalmış, kritik eşitlerde inisiyatif göstermiş bir şehir. Kurtuluş mücadelesinde Kuvayı Milliye’nin filizlendiği bu topraklar bugün de aynı kararlılıkla Türkiye’nin geleceğine katkı sunmaya devam etmektedir. Çünkü Balıkesir’imiz memleket ne demek bilir, birlik, beraberlik ne demek bilir. Siyasetin millet için yapılması gerektiğini vatanın, hayran, devletin, milletin her şeyden de üstün olduğunu bilir. Çok değerli başkanlarım. Bugün burada toplanmamızın çok önemli bir anlamı var. Sadece kendi şehrimizin, Balıkesir’imizin için değil, aynı zamanda Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik, sosyal ve siyasal tabloyla değerlendirmek için hepimiz bir aradayız. Yerel yönetimler sadece altyapı hizmeti sunan kurumlardan ibaret değil. Yerel yönetimler halka en yakın olan, ister iliyle, ister ilçesiyle, ister memleketin bütünüyle ilgili olsun, halkın umudunu diri tutan, geleceğe yön veren en önemli yapılardan biridir. Ancak hepimizin bildiği gibi kolay süreçten geçmiyoruz. Ekonomik zorluklar bir taraftan, artan hayat pahalılığı bir taraftan, vatandaşlarımızın en temel sorunlarını çok daha yükselmiş noktadırlar. Tabi bu noktada belediye başkanları olarak bizlerin sorumluluğu çok daha da artıyor. Çünkü vatandaşımız çözümü yakınında, yani en yakınında bizde arıyor. Bizim gücümüz de alttan geliyor. Gücümüz vatandaşımızın gözündeki umuttan geliyor. İktidara giden yolun yerelden geçtiğini herkes kabul eder. Bizler de siyasetçiyiz. Elbette hedefimiz iktidar olmak. Mensup olduğumuz partimizi, dünya görüşümüzü, ideallerimizi iktidara taşımak. Ancak bir farkımız var. Biz belediye başkanıyız. Ne yapmamız gereken belli. Kanun da belli. Yönetmelik de belli. Yani sonuçta bizler birer belediye başkanıyız. Biz siyaseti halka rağmen yapamayız, yapmayız. Biz ayrıştıran değil, kucaklayan siyasete inanırız. Senden benden demeden, milleti de aynı vatan gibi bölünmez bir bütün olarak kabul ederiz. Bizim anlayışımız, gerektiği zaman gözünü bile kırmadan, söz konusu vatansa gerisi teferruattır diyebilmektir. Böyle bir gelenekten geliyoruz. Siyaset, makamlar, hiçbiri vatanımızdan, bayrağımızdan, milletimizden, devletimizden üstün değildir" dedi. CHP Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ise, "Başkanımız az önce Balıkesir’de yaptığı uygulamalardan söz etti. Belediye icraatlarımız şunu gösterdi ki onların ulaşamadığı her noktaya ulaşıyoruz. Çok değerli hizmetler yapıyoruz. Az önce ekranda izlediğimiz uygulamaları çoğunluğun birçok belediyede görebilirsiniz. Zaten bu toplantıda bir araya gelmemizin temel sebeplerinden bir tanesi bu. Dertlerimizi paylaşalım, uygulamalarını paylaşalım. İyi uygulamaları birbirimize anlatalım. Eksiklerimizi görelim, tamamlayalım. Bir elin nesi var iki elin sesi var. Bir bireyin ölünceye kadar, nihayete erinceye kadar yaşamı belediyelerin o bireyin yaşamının içerisinde olduğu gerçekle Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanları belediyecilik hizmeti götürüyor. Bir birey vefat ettiği zaman evine o cenaze evine hocasını gönderiyor. Fatihasını okutuyor. Yıllar yıllı bu yanlış algılarla halkı kandırarak Cumhuriyet Halk Partisi’ni başka bir yere koyup bir öcü gibi gösteren bu anlayışı yıktığı için Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanlarının üzerine geliyor bu mevcut iktidar. İktidar bizim olacak. Biz çalıştığımız sürece ve çok da çalışıyoruz. Daha da fazla çalışacağız. Çok değerli hizmetler yapıyoruz. Değerli belediye başkanım. Hepiniz sokağa çıktığınız zaman bunu görüyorsunuz. Halkın ilgisi bize, halkın sevgisi bize, halkın güveni bize, halk bizi kendinden görüyor. Roller değişti, o algılar kırıldı, dağıldı. Bugün halkın yanında olan Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanları, AK Partili belediye başkanları AK Partili siyasiler şu anda mağrur. İşler tersine döndü. Onun için heyecanlandı iktidar. Biz milletimizin hayır duasını arkamıza alarak, onun teşekkürüyle mutlu olarak, onun desteğiyle güçlü olarak çalışmalarımıza devam edeceğiz. Çok daha güzel hizmetler yapacağız. Birbirimize destek olacağız. Birbirimizin yanında olacağız. Birbirimizin umudunu büyüteceğiz. Halkımızın karşısına diri çıkacağız" dedi. CHP Yerel Yönetimlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökhan Zeybek ise "Parlamentoda dün bir yasa geçti. Belediyelerin şirket kurması, kooperatif kurması, şirket yoluyla temin etmesi, kooperatifler ortak olması gibi tüm işlemler Cumhurbaşkanı onayla bağlandı. Bunun anlamı şudur. Artık onay bitti. Üretici kooperatifleriyle işbirliği yapmayan belediye engellilerle kırsal kalkınmada köylülerle kurduğu kooperatiflerle ortak yapmayan bir belediye nasıl olur da üreticiden aldığı ürünü aracısız olarak tüketime ya da uluslararası piyasalara ya da yurt dışı piyasalara satarak köylünün, çiftçinin daha yüksek seviyede geliri elde etmesini sağlar. Aslında cezalandırılan belediyeler midir? Bu yasal engellemelerle birlikte belediyelerin eli kolu bağlanmış mı olur? Hayır arkadaşlar cezalanan, cezalandırılan milletin kendisidir. Millet cezalandırılmaktadır" diye konuştu. Başkan Yardımcısı Zeybek, konaklama vergilerinin son durumuyla ilgili, "O nedenle hizmet çeşitliliği artan Büyükşehir Yasası’yla birlikte neredeyse coğrafyanın tüm hizmet götürmek zorunda olan altmış beş yaş üstündeki emeklilere ücretsiz oluşum desteği veren, kamuda çalışan başka faaliyetleri dolayısıyla belediyeler tarafından ücretsiz olarak taşınan tüm yurttaşlarımızı dikkate aldığında Cumhuriyet Halk Partisi iktidarının yapacağı ilk işlerden bir tanesi hali anlamdaki özelliklerini çok daha güçlendirmek, gelir tanelerini çeşitlendirmek ve özellikle de turizm bölgesinde bulunan belediyelerimiz açısından bunun da sözünü vermek istiyorum. Konaklama belgesinin belediyeler tarafından alınmasının mutlaka sağlanması gerekir. Turiste hizmeti veren belediye, yolları yapan belediye, parkları yapan belediye, otobüsler işleten belediye ama özellikle Antalya, Muğla, İzmir, Aydın, Mersin, Adana, İstanbul, Ankara gibi Bursa gibi Balıkesir gibi turizm bölgelerindeki konaklama belgesinin ya da turizm geliş TGA belgelerinin bakanlık tarafından alınıyor olması da büyük bir adaletsizliktir" dedi. Çekilen hatıra fotoğrafı sonrası toplantı basına kapalı olarak devam etti.
Kırşehir Mesleğinin son temsilcisi, çırak bulamıyor Kırşehir’de Zanaatkarlar Çarşısı’nda tesbih ustalığı yapan Savaş Çiftçi, mesleğinde çırak yetişmemesinden yakındı. Kentte profesyonel anlamda tek kaldığını söyleyen Çiftçi; antika tespihlerin değerinin 1 milyon TL’ye kadar ulaşabildiğini ifade etti. Yıllardır tespih yapımıyla uğraşan Savaş Çiftçi; mesleğin emek ve el yatkınlığı istediğini belirterek tespih yapımı hakkında bilgiler verdi. Çiftçi; "Tespih sektöründe çırak yetişmesi biraz zor bir iş. El yatkınlığı olması gerekiyor. Sektörümüz her zaman çırakların müracaat ettiği bir alan değil" dedi. Tespihin toplumda yanlış algılandığını da ifade eden Çiftçi, "Maalesef tespih kullanımları magandalıkla anılıyor. Elinde tespih olanlar o şekilde değerlendiriliyor. Oysa tespih efendiliğin sembolüdür. Kullanım şekilleri önemli" diye konuştu. Kırşehir’de profesyonel anlamda mesleği sürdüren tek kişi olduğunu kaydeden Çiftçi, "Şehirde tekim. Çırak yetiştirememenin üzüntüsünü yaşıyorum. Mesleği öğrenmek isteyenlere severek yardımcı olurum" ifadelerini kullandı. Tespihlerin taş, kehribar, ağaç ve hayvansal malzemelerden üretildiğini söyleyen Çiftçi; fiyatların kullanılan malzeme ve işçiliğe göre değiştiğini belirterek, tespihlerin 400-500 TL’den başladığını ve antika tespihlerde ise fiyatların 500 bin TL ile 1 milyon TL arasında değiştiğini aktardı.