POLİTİKA - 08 Ocak 2026 Perşembe 14:10

TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Suriye’de özellikle SDG’nin de bir an evvel Suriye’nin yeni yönetimine entegrasyonunun sağlanması lazım"

A
A
A
TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Suriye’de özellikle SDG’nin de bir an evvel Suriye’nin yeni yönetimine entegrasyonunun sağlanması lazım"

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Suriye’nin bütün unsurlarının uyanık olması gerektiğini ifade etmek isterim. Bölge halklarının ve özellikle Suriye’deki bütün unsurların birliği, beraberliği, kardeşliği, entegrasyonu, bir arada yeni bir Suriye inşa etme idealini esas almaları lazım ve 10 Mart mutabakatında varılmış olan çerçeve içerisinde Suriye’de özellikle SDG’nin de bir an evvel Suriye’nin yeni yönetimine entegrasyonunun sağlanması lazım. Bu Suriye’nin bütün unsurlarının geleceği için önemli olan bir yaklaşımdır" dedi.


TBMM Başkanı Kurtulmuş, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla Parlamento Muhabirleri Derneği’ni ziyaret etti. Kurtulmuş, 2026 yılının hem Türkiye’ye hem insanlığa barış, esenlik, iyilikler ve güzellijkler getirmesi temennisinde bulunarak, "Mecliste olan gelişmeleri yakinen takip edip, Türkiye siyasetinin nabzının attığı, Türk demokrasisinin kalbinin olduğu bu yüce mekanda, bu gazi mekanda olan biteni millet adına gözlemliyorsunuz" ifadelerini kullandı.


Gazetecilerin sorularını da cevaplayan Kurtulmuş, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nda nasıl bir ortak rapor ortaya çıkacağı sorusu üzerine, "Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’na verdikleri katkılar için hem bütün siyasi partilere, bütün siyasi partilerin yöneticilerine, hem de komisyonda görev yapan arkadaşlarımıza buradan teşekkürü ifade etmek bir borçtur. Gerçekten fevkalade üst düzey bir demokrasi örneği ortaya konuldu. Toplumun farklı kesimleri dinlendi. Herkes birbirinin sözünü büyük bir dikkate, sizler 20 toplantının hepsini takip ettiniz. Herkes katılmadığı fikirler olsa bile büyük bir dikkatle, büyük bir nezaketle karşı tarafı dinledi. Demokratik olgunluk içerisinde, çoğulculuk anlayışıyla ve çok güçlü bir demokratik katılımla komisyon bugüne kadar çalışmalarını sürdürdü. Şimdi nihayet son safhaya girdik. Siyasi partilerimizin, komisyona katılan siyasi partilerimizin hepsi kendi raporlarını hazırladılar ve başkanlığa sundular. Böylece her parti bu konuyla ilgili kendi siyasal tutum belgesini kamuoyuna deklare etmiş oldu. Tabii partilerimizin ortaklaştığı noktalar var, ayrıştıkları noktalar var, bundan sonra çok titiz bir şekilde ortaklaşılan noktaları çoğaltarak, şu anda ayrılmış gibi görülen, ayrışmış gibi görülen noktalarda da eğer yapılabilirse bir mutabakat ortaya koyarak nihayet raporu hazırlayacağız. İki toplantı yaptık. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim, arkadaşlarımızın hepsi iyi niyetle ve uzlaşı arayışı içerisinde toplantıları sürdürüyorlar. Çok uzun olmayan bir vadede ümit ediyorum ki herkesin mutabık kalacağı, hiçbir muhalefet şerhinin altına konulmayacağı güçlü bir metin kamuoyuyla paylaşılacak. Komisyonun çalışmaları tavsiye niteliğinde olacak. Örgütün silahları bıraktığının tespit edilmesinden sonra yasal düzenlemelerle ilgili teklifler Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’na sunulacak. Bundan sonrası Meclis Genel Kurulunda partilerin çalışmaları ile tavsiye edilen konulardaki yasal hazırlıkların yerine getirilmesidir" dedi.



"Biz Suriye’nin toprak bütünlüğünün hem Suriye’nin geleceği için hem de bölgemizin geleceği için fevkalade hassas olduğunu düşünüyoruz"


Suriye konusundaki soru üzerine Kurtulmuş, "Son derece kırılgan bir ortam olduğunu biliyoruz. En başından itibaren, Suriye devriminin gerçekleştiği dakikadan itibaren söylediğimiz şey şudur; biz Suriye’nin toprak bütünlüğünün hem Suriye’nin geleceği için hem de bölgemizin geleceği için fevkalade hassas olduğunu düşünüyoruz. Dolayısıyla Suriye’nin toprak bütünlüğünü zedeleyecek hiçbir gelişmeye müsaade edilmemesi Suriye halkının menfaatinedir. Ayrıca Suriye’de yeni yönetimin katılımcı, çoğulcu bir anlayışla bütün toplumsal kesimlerin temsil edildiği yeni bir düzeni, yeni bir sistemi Suriye’de inşa etmesi de Türkiye’nin önemli önceliklerinden birisidir. Şimdiye kadar zaten çok çekmiş olan, uzun yıllar iç savaştan, uzun yıllar, on yıllar boyunca süren diktatör bir rejimden çok çekmiş olan Suriye halkının artık herkesin temsil edildiği güçlü bir demokratik yapıya her şeyden fazla ihtiyacı olduğu ortadadır. Bunun için de toplumdaki bütün farklı kesimlerin temsil edildiği bir yönetim anlayışını teşvik ediyoruz. Bu konuda da fikirlerimizi, telkinlerimizi hem Suriye yönetimine hem de ilgili taraflara sürekli bu tavsiyeleri ifade etmeye çalışıyoruz. Tabii ki bizim bölgedeki yaklaşımımızla özellikle bazı ülkelerin bölge politikalarındaki yaklaşımları arasında çok büyük bir zıtlığı da ifade etmek zorundayız. Biz Türkiye olarak bölgede Türklerin, Kürtlerin, Arapların, Acemlerin, Sunnilerin, Şiilerin, Müslümanların, gayrimüslimlerin, herkesin birlikte beraber yaşamasının, yani daha fazla entegrasyonun ve iş birliğinin esas olduğu bir siyasi istikamette işlerimizi görmeye davet ediyoruz. Ama biliyoruz ki bazı bölge ülkelerinin temel amacı bu bölgeyi daha fazla parçalamak, daha fazla bölmek, etnik, dini ve mezhebi temellerde bölge halklarını birbirine düşman hale getirmek" ifadelerini kullandı.


Kurtulmuş şöyle konuştu:


"Suriye’nin bütün unsurlarının uyanık olması gerektiğini ifade etmek isterim. Çok net söylüyorum, İsrail Suriye’deki Sünni Arapları sevmiyor da İsrail Suriye’nin Kürtlerini seviyor değildir. Yani kendilerine itaat etmek zorunda olan kölelerdir. Bölge halklarının ve özellikle Suriye bağlamında Suriye’deki bütün unsurların birliği, beraberliği, kardeşliği, entegrasyonu, bir arada yeni bir Suriye inşa etme idealini esas almaları lazım ve 10 Mart mutabakatında varılmış olan çerçeve içerisinde Suriye’de özellikle SDG’nin de bir an evvel Suriye’nin yeni yönetimine entegrasyonunun sağlanması lazım. Bu Suriye Kürtlerinin lehine olandır. Bu Suriye Araplarının lehine olandır. Bu Suriye’nin bütün unsurlarının geleceği için önemli olan bir yaklaşımdır."



"16 Ocak’ta ilk mahkeme olacak, Meclisin hukuk bürosu da bu mahkemeyi sonuna kadar takip edecek"


Meclis’teki istismar iddialarına ilişkin soru üzerine Kurtulmuş, "Ayın 19’u, yanılmıyorsam 19 Kasım’da konu bize geldi. Biz 20 Kasım sabahı soruşturmalarımızı başlattık. Bunun sonucu olarak 5 kişi adli makamlara sevk edildi. 4 tanesi mahkeme tarafından tutuklandı, birisi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Daha sonra soruşturmayı derinleştirdik. Bu süreçte ihmali görülen bir yönetici önce zaten ilk anda aşağı alınmıştı. Daha sonra da ceza verilerek, idari görevinden uzaklaştırıldı. Dolayısıyla idari soruşturma yapılabilecek en süratli, en titiz, en etkin şekilde yerine getirildi. Zaten mahkemenin büyük oranda iddianamesinin esası da bizim yaptığımız idari soruşturmalarda ortaya çıkan suçlamalardı. Bu süreçte üzerimize düşeni Meclis olarak yaptık. En ufak bir ihmal, kayırma, bir örtme yoktur. Böyle bir iddiayı ortaya koymak da en hafif tabiriyle gerçekten usulsüzlüktür, haddini bilmezliktir. Komisyon üyeleri her aşamada bilgilendirildi. Bütün partilere şu söylendi ki; bu süreci isterseniz başından sonuna kadar takip edecek arkadaşlarımızı temsilci olarak görebilirsiniz. Yine aynı şekilde siyasi parti grupları da bu süreçle ilgili bilgilendirildi. Son derece açık, şeffaf, etkin bir soruşturma. 16 Ocak’ta ilk mahkeme olacak. Meclisin hukuk bürosu da bu mahkemeyi sonuna kadar takip edecek" şeklinde konuştu.



"Türkiye demokrasisinin güçlenmesi için yeni bir anayasa çalışması şarttır"


Bir başka soru üzerine Kurtulmuş, "Cumhuriyet tarihimizin en ağır sorunu, en yakıcı sorunu, 102 yıllık Cumhuriyetimizin 50 yılında başımıza bela olmuş terör sorununu çözmek için Meclis’teki bütün siyasi partiler bir araya gelip dünyaya örnek olacak bir etkinlikle ve demokratik olgunlukla bir komisyon çalışması yapıyor. Bu meclis mi etkisiz bir meclistir. Ayrıca bütün yasal çalışmalar, herkesin katıldığı, kendi fikrini söylediği, yeri geldiği zaman dozu yüksek bile olsa tartışmalarla her türlü müzakerenin yapılabildiği, fikir özgürlüğünün sonuna kadar kullanılabildiği bir meclis. Bu meclis mi etkisiz bir meclistir? Bu Türkiye’de maalesef belli dönemlerden kalma bir hastalık. Açık konuşuyorum, ya Meclisteki çay çorba gündeme gelir, ya milletvekilleri bedava arabaya biniyorlar, bedava uçaklara biniyorlar gibi birtakım algılarla Meclisi hep itibarsızlaştırmaya çalışan bir odak var Türkiye’de. Tam tersi de evet Meclisin daha fazla, daha etkili çalışması için görev milletvekillerine düşüyor. Hep beraber eksik taraflar varsa ki, var, biz de görüyoruz, o eksik tarafların giderilebilmesi için çalışmak Meclise düşüyor. Meclisi itibarsızlaştırmanın kimseye faydası yoktur. Türkiye demokrasisinin kalbi burasıdır ve orayı en itibarlı hale getirmiyor. Milletin nezdinde de problem çözen bir mercii haline getirmek zaten demokrasinin gereğidir. Dolayısıyla bu çerçevede hepimizin hem eylemlerimizle hem söylemlerimizle Meclisin itibarını yükseltmemiz lazım" diye konuştu.


Anayasa değişikliği konusunda Kurtulmuş, "Türkiye demokrasisinin güçlenmesi için yeni bir anayasa çalışması şarttır. Partilerimizin bildiğim kadarıyla hemen hepsinin geçmiş dönemlerde anayasa teklifleri var. Ama Türkiye’nin hangi konularda neye ihtiyacı olduğunu, sivil, demokrat, katılımcı, kuşatıcı, özgürlükçü, Türkiye’nin 21. yüzyıl hedeflerini yakalamasına vesile olacak yeni bir anayasaya ihtiyaç var. Ama anayasa meselesini özellikle komisyon çalışmaları çerçevesinde tamamıyla dışarıda tuttuk. Konumuz orada terörün sona erdirilmesi. Ama Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin önünde bir ödev olarak yeni bir anayasa duruyor" şeklinde konuştu.



"Gazze soykırımına sessiz kalanlar, en büyük kötülüğü kendilerine yapmışlardır"


İsrail’in Filistin’e karşı saldırılarını sürdürmesine yönelik soru üzerine Kurtulmuş, "Biz ilk andan itibaren Gazze’deki meselelerin karşısında insanlık cephesinin onurlu öncüleri olarak her platformda karşı çıkmaya özel bir gayret gösterdik. Sayın Cumhurbaşkanımız, ilgili bakan arkadaşlarımız, Meclis başkanı olarak ben de katıldığım bütün uluslararası toplantılar, konu ne olursa olsun mutlaka meseleyi Gazze konusuna getirerek, orada işlenen insanlık suçlarına dikkat çektik. İsrail’in gerçekleştirdiği apaçık soykırıma bir insan olarak ve insanlık cephesinin önemli bir üyesi olarak, Türkiye olarak her platformda karşı çıktık. Aslında Auschwitz’deki soykırımı, Srebrenica’daki soykırımı ve Gazze’deki soykırımı, bu üçünü birbirine çok benzetiyoruz. Her birisinde aslında sadece o soykırımın muhatapları değil, aynı zamanda insanlık da önemli bir geçiş dönemine girdi. Gazze soykırımı dünyada yeni bir dönemi başlatmıştır. Uluslararası alanda kuralın esas olmadığı, sadece gücün ve güçlüğünün sözünün geçerli olduğu ve maalesef arkasında siyasi ve askeri güç olanların da dilediklerini yaptığı bir dönemin kapısı sonuna kadar açılmıştır. Bu anlamda Gazze soykırımına sessiz kalanlar, en büyük kötülüğü kendilerine yapmışlardır. Birleşmiş Milletler kağıt üzerinde bir yapıdan ibarettir. Dünyanın hiçbir uluslararası kurum ve kuruluşunun artık fiili olarak bir fonksiyonu kalmamıştır. Böyle bir dünya artık uluslararası hukukun geçerli olduğu bir dünya değil, orman kanununun geçerli olduğu bir dünyadır" ifadelerini kullandı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Burtom’dan geleceğin sağlık vizyonu Bursa’da 1994 yılında bir tanı merkezi olarak kurulan ve bugün Türkiye’nin 15 ilinde kapsamlı bir sağlık ekosistemine dönüşen Burtom Sağlık Grubu, teknoloji ve sürdürülebilirlik odaklı yatırımlarıyla alanının öncüsü olmaya devam ediyor. Sağlık sektöründeki 32. yılını, tanı ve tedavi süreçlerini geliştiren dijital dönüşüm ve altyapı yatırımlarıyla taçlandıran Burtom Sağlık Grubu, 2026 yılından itibaren büyüme stratejisini "verimlilik esaslı genişleme" olarak belirledi. Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Erol Kılıç, tanı teknolojilerindeki yapay zekâ uygulamalarından onkolojideki milimetrik tedavi yöntemlerine ve yüzde 100 yenilenebilir enerji kullanımına kadar grubun çalışmalarını açıkladı. Hizmet ağını, teknolojinin en son uygulamalarını devreye alarak geliştirdiklerini anlatan Dr. Erol Kılıç, Burtom’un başarısının temelinde "tanı odaklılık" prensibinin bulunduğunu belirterek, "Burtom’un hikâyesi 32 yıl önce doğru tanıyı, doğru zamanda sunma vizyonuyla başladı. Bugün 850 kişilik büyük bir kadroya ulaşsak da ’tıbbi görüntüleme’ bizim hâlâ ana damarımızdır. Yatırımlarımızda sadece bina kapasitemizi artırmayı değil, klinik karar süreçlerine doğrudan katkı sağlayacak ileri teknoloji entegrasyonunu daha da geliştirmeyi hedefliyoruz" dedi. Yeni nesil PET-CT yatırımının bu anlayışın bir ürünü olduğuna işaret eden Dr. Kılıç, "Bu cihazımız sadece teşhiste hata payını minimize etmekle kalmıyor; daha az radyasyon yayılımı ve daha kısa çekim süresiyle hastaya konfor sağlarken, yıllık 7 MWH enerji tasarrufuyla da doğayı koruyor. Bizim için sağlık hizmeti, sadece bugünü değil, gelecek nesillerin yaşam alanını da korumayı kapsayan bir bütündür" diye konuştu. Yapay zekâ destekli radyoloji Modern tıpta görüntüleme cihazlarının erken teşhisteki kritik rolüne değinen Dr. Kılıç, merkezlerindeki yapay zekâ (YZ) kullanımının sağladığı somut faydaları üç ana başlıkta topladı : YZ algoritmaları, geleneksel yöntemlerle gözden kaçabilecek en küçük patolojileri ve lezyonları tespit ederek özellikle felç ve dejeneratif hastalıkların teşhisini kolaylaştırıyor. Radyologlarımıza adeta ‘ikinci bir göz’ desteği sunuyoruz. Yapay zekâ destekli 3 Tesla MR cihazlarımız, tarama sürelerini yüzde 70’e varan oranlarda kısaltıyor. Bu, özellikle kapalı alan korkusu olan hastalar, yaşlılar ve çocuklar için büyük bir devrim niteliğinde. Bilgisayarlı Tomografi (BT) çekimlerinde radyasyon dozu yapay zekâ tarafından otomatik olarak optimize ediliyor. Daha az kontrast madde kullanımıyla, böbrek hastalarımız için de riskleri minimize eden güvenli bir tarama protokolü uyguluyoruz" dedi. Dr. Kılıç ayrıca, hastaneye gelemeyen hastalar için sundukları evde sağlık hizmetlerinin kapsamını da genişlettiklerini; taşınabilir dijital röntgen, EKG ve ultrason cihazlarıyla klinik kalitesinde hizmeti hastanın yatağına kadar götürdüklerini vurguladı. Onkolojide milimetrik hassasiyet Kanserle mücadelede en kritik aşamanın doğru evreleme ve kişiselleştirilmiş tedavi olduğunu belirten Dr. Kılıç, onkoloji birimlerindeki teknolojik kapasiteye dikkat çekti : "Nükleer tıp birimlerimizdeki PET/CT sistemleri, tedavi yanıtını izlemede bize büyük avantajlar sağlıyor. Bu süreci, 7 milyon dolarlık bir yatırımla devreye aldığımız Tomoterapi cihazıyla birleştiriyoruz. Tomoterapi, BT tabanlı görüntüleme ile yoğunluk ayarlı radyoterapiyi (IMRT) tek bir platformda buluşturuyor. Cihaz 360 derece dönerek ışınlama yaparken tümörü milimetrik olarak hedefler. Bu hassasiyet sayesinde sağlıklı dokular maksimum düzeyde korunur; yan etkiler azalır ve özellikle baş-boyun, beyin ve çocukluk çağı tümörlerinde klinik başarı oranlarımız hissedilir derecede artar." Yüzde 100 yeşil enerji ile doğa dostu sağlık Burtom’un sürdürülebilirlik vizyonunun sadece tıbbi cihazlarla sınırlı kalmadığını söyleyen Dr. Kılıç, İnegöl’de hayata geçirdikleri Güneş Enerji Santrali’nin (GES) grubun toplam elektrik ihtiyacının yüzde 100’ünü karşılandığını ifade etti. 2026 yılından itibaren büyüme stratejilerini "verimlilik esaslı genişleme" olarak tanımlayan Dr. Erol Kılıç, Burtom’u sadece bir hizmet sağlayıcı değil, uluslararası standartlarda bir sağlık ekosistemi haline getireceklerini belirtti. Gelecek 10 yıllık dönemde sağlık turizmi, geriatri (yaşlı bakımı), longevity (uzun ömür) ve bütüncül tıp alanlarına odaklanacaklarını, Bursa’nın termal kaynaklarını modern tıpla birleştirerek dünyaya açmayı planladıklarını dile getiren Dr. Kılıç, "Sayısal büyümeden ziyade, spesifik alanlarda uzmanlaşmış nitelikli sağlık profesyonellerini bünyemize katarak değer sağlamaya devam edeceğiz" dedi.
İzmir Ege Üniversitesi Özbekistan ile olan iş birliklerini güçlendiriyor Ege Üniversitesi, 2030 Yükseköğretim Yol Haritası ve uluslararasılaşma vizyonu doğrultusunda Türk Dünyası ile iş birliklerini güçlendirmeyi sürdürüyor. Bu kapsamda Özbekistan Hafif Sanayi Geliştirme Ajansı Başkan Yardımcısı Rukhullo Zikrillaev ve beraberindeki heyet, Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı ile bir araya geldi. Yükseköğretim Kurulunun (YÖK) himayelerinde; Özbekistan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu’na bağlı Hafif Sanayi Geliştirme Ajansı ile Ege Üniversitesi arasında, Özbekistan’da tekstil mühendisliği ve tasarımı alanlarında eğitim-öğretim, akademik, bilimsel ve toplumsal katkıya yönelik iş birliği olanaklarının değerlendirilmesi amacıyla planlanan toplantıların ilki EÜ Senato Salonu’nda gerçekleştirildi. "Türk Dünyası ile yeni bilimsel iş birliklerine imza atıyoruz" Toplantıda konuşan Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, " Ülkemizin köklü üniversitelerinden birisi olarak bilimsel birikimimizi başta Türk Dünyası olmak üzere küresel ölçekte görünür kılmak için yeni uluslararası akademik ve bilimsel iş birliklerine imza atıyoruz. Bu kapsamda Özbekistan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu bünyesinde faaliyet gösteren Hafif Sanayi Geliştirme Ajansı ile tekstil mühendisliği ve tasarımı alanlarına iş birliği fırsatlarını değerlendirmek adına bir araya geldik. Özbekistan’daki hafif sanayi sektörünün kapsamlı gelişimine, üretim hacimlerinin artırılmasına, ileri teknolojilerin getirilmesine ve ihracat potansiyelinin genişletilmesine öncülük eden Ajans ile Üniversitemizin bilgi birikimini buluşturarak Özbekistan ile süregelen ortaklıklarımıza yenilerini eklemek istiyoruz. İki ülke arasındaki ortak kültürel mirasımızın kadim değerlerini temel alan yaklaşımımız doğrultusunda, uzun yıllardır başarıyla sürdürdüğümüz akademik iş birliklerinizi yeni alanlarla genişletmeyi hedefliyoruz. Özbekistan ile kurulan güçlü bağların ortak hedefler doğrultusunda daha da pekişerek devam edeceğine inanıyoruz" dedi. "Ege Üniversitesinin tekstil ve tasarım alanında güçlü birikimi var" Hafif Sanayi Geliştirme Ajansının çalışmaları hakkında bilgi veren Rukhullo Zikrillaev, "Ajansımız, hafif sanayi işletmelerinin modernizasyonunu, uluslararası standartlara uygun ürünlerin üretimini genişletmeyi, ihracatı teşvik etmeyi ve yeni pazarları keşfetmeyi, yatırım çekmeyi ve yenilikçi projeleri desteklemeyi, alanda personel yetiştirme sisteminin iyileştirilmesini amaçlayan bir kuruluştur. Ege Üniversitesinin tekstil, moda, konfeksiyon ve tasarım alanlarında güçlü akademik birikimi bulunuyor. Bu doğrultuda Ege Üniversitesi ile tekstil mühendisliği ve tasarımı alanlarında yapılabilecek ortak projeleri birlikte tartıştık. Ege Üniversitesine ve Rektörümüze değerli ev sahiplikleri için teşekkür ediyoruz" diye konuştu. Toplantı sonunda Prof. Dr. Musa Alcı, günün anısına Rukhullo Zikrillaev’e hediye takdiminde bulundu.
Muğla Yeniköy Kemerköy Enerji, Çalışan Gazeteciler Günü’nde yerel basınla bir araya geldi Yeniköy Kemerköy Enerji, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü öncesinde yerel basın mensuplarıyla Yeniköy Sosyal Tesisleri’nde bir araya geldi. Buluşmada şirketin 2026 vizyonu paylaşılırken, sahada yürütülen zeytin ağaçlarının taşınmasına yönelik uygulamalar hakkında da kapsamlı bilgilendirme yapıldı. Yeniköy Kemerköy Enerji, yeni yılın ilk günlerinde yerel basın temsilcileriyle bir araya gelerek hem bölge gündemine hem de sahada yürütülen çalışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Buluşmada şirketin 2026 yaklaşım ve planlamaları paylaşılırken, zeytin ağaçlarının taşınmasına yönelik uygulamalar hakkında da teknik bilgilendirme yapıldı. Küresel ölçekte yanıltıcı bilginin en ciddi risklerin başında geldiğini belirten ve kamuoyunu doğru bilgilendirmenin önemine dikkat çeken Yeniköy Kemerköy Enerji Genel Müdür Yardımcısı Burak Işık, "Yerel basın, bu coğrafyanın hafızasıdır. Bölgemizdeki tüm kritik süreçleri en yakından gözlemleyerek, tanıklık ederek, bölgenin nabzını tutuyor ve kamuoyunun doğru bilgilenmesini sağlıyorsunuz. Kamuoyunun doğru bilgiye ulaşmasına katkı sağlayan tüm gazetecilerin gününü içtenlikle kutluyorum" dedi. 2025 yılında yerli kaynaktan üretimle 500 milyon dolarlık ithalat engellendi Geçtiğimiz yıl Türkiye elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 2,2’sini karşılayan Yeniköy Kemerköy Enerji, 500 milyon dolarlık doğal gaz ithalatının önüne geçti. Şirketin Türkiye’nin elektrik arz güvenliğindeki rolüne de dikkat çeken Burak Işık, "Yerli linyit kaynaklarına dayalı üretimin, özellikle baz yük ihtiyacının karşılanmasında kritik bir fonksiyon üstleniyor. Santralin kesintisiz üretiminin yalnızca bölgesel değil, ulusal elektrik şebekesinin dengesi açısından da stratejik önem taşıyor. Küresel enerji jeopolitiğinde risklerin arttığı bu dönemde, Yeniköy Kemerköy Enerji olarak ülkemizin sürdürülebilir elektrik arz güvenliği için aralıksız çalışıyoruz" dedi. Işık, 2025 yılında yerli kaynaktan elektrik üretimi için önemli bir adım daha attıklarını hatırlatarak, "Kurulu gücü 42 megavat (MW) olacak güneş enerji santrali (GES) tesisimiz için ÇED olumlu kararı alındı" ifadelerini kullandı. "2026 vizyonu: Planlı, bilimsel ve sürdürülebilir yaklaşım" Burak Işık, şirketin 2026 vizyonunun; enerji üretimini devam ettirirken, sahadaki tüm uygulamaları planlı, bilimsel ve uzun vadeli bir bakış açısıyla ele almak üzerine kurulu olduğunu ifade etti. Işık, bu yaklaşımın, üretim faaliyetleri ile doğal çevrenin birlikte ele alındığı, sahadaki uygulamaların bilimsel veriler ışığında yönetildiği bir anlayışı esas aldığını belirterek, "Bugüne kadar enerji, maden ve çevrenin birbirine zıt iki kavram olmadığını anlatma sorumluluğuyla, bilimin öncülüğünde hareket ettik, bundan sonraki süreçte de aynı kararlılıkla çalışmalarımızı sürdüreceğiz" açıklamasında bulundu. Zeytin ağaçlarına yönelik çalışmalara ilişkin bilgilendirme Buluşmada, son dönemde kamuoyunda yer alan "ağaçları maviye boyadılar" ve "zeytinleri katlettiler" şeklindeki paylaşımlar hakkında da teknik çerçevede bilgi verildi. Işık, bu iddialara ilişkin şu açıklamayı yaptı: "Bu tür gerçek bilgiden uzak haberler sahadaki bilimsel çalışmaları gölgede bırakmayı amaçlıyor. Bizim yaklaşımımız çok net: Tüm uygulamalarımız kayıt altındadır, bilimsel verilere dayanır ve ilgili kamu kurumlarıyla üniversitelerin denetimine açıktır. Bu kurumların yanı sıra bağımsız bir kuruluş olan Türkiye Tabiatını Koruma Derneği (TTKD) tarafından zeytin taşıma sürecimiz ayrıca paydaşlarımız adına izlenmektedir." "Bordo bulamacı ve kaolin uygulamaları yapıyoruz" Sahadaki teknik uygulamalara değinen Işık, "Taşıma öncesinde ve taşıma sırasında, zeytin ağaçlarının zarar görmemesi için bordo bulamacı uygulaması yapılıyor. Bu uygulama, budama sonrası ağaçları mantar ve bakteri kaynaklı hastalıklara karşı korumak amacıyla tarımda uzun yıllardır kullanılan standart bir yöntem. Süreçte ayrıca besleyici bitkisel aktivatörlerle destekleme yapılıyor ve kaolin kaplaması ile ağaçların dış etkenlere karşı dayanıklılığı artırılıyor" ifadelerini kullandı. Üniversite destekli saha izleme çalışmaları Yürütülen uygulamaların üniversite iş birlikleriyle takip edildiğini belirten Burak Işık, Ankara Üniversitesi ile sürdürülen çalışmalara da dikkat çekerek, şöyle devam etti: "Daha önce aynı yöntemlerle taşınan 151 zeytin ağacının tamamının kök tuttuğu ve sürgün verdiği, üniversite ile yürütülen saha izleme çalışmalarıyla tespit edildi. Bu veriler, uyguladığımız yöntemlerin sahadaki karşılığını net biçimde gösteriyor." Yeni fidanlarla zeytin varlığı destekleniyor Işık, çalışmaların yalnızca mevcut ağaçlarla sınırlı kalmadığını vurguladı: "Taşınan her bir zeytin ağacı için yeni zeytin fidanları dikiliyor. Böylece sahadaki çalışmalarla eş zamanlı olarak bölgedeki zeytin varlığının korunması ve güçlendirilmesi hedefleniyor." Buluşma, yerel basın mensuplarının sorularının yanıtlanmasıyla sona erdi. Yeniköy Kemerköy Enerji yetkilileri, sahada yürütülen çalışmalar ve planlamalarla ilgili sürecin şeffaflık ilkesi doğrultusunda ele alındığını, kamuoyunun doğru ve düzenli biçimde bilgilendirilmesini önemsediklerini ifade etti. Şirket, önümüzdeki dönemde de yerel basınla temasını sürdürerek, yürütülen çalışmalara ilişkin bilgi paylaşımına açık bir iletişim anlayışıyla devam edeceğini belirtti.