SAĞLIK - 02 Şubat 2026 Pazartesi 10:49

TVHB Başkanı Eroğlu: "Sulak alanların tahribi zoonotik enfeksiyonların ortaya çıkma ve yayılma riskini artırmaktadır"

A
A
A
TVHB Başkanı Eroğlu: "Sulak alanların tahribi zoonotik enfeksiyonların ortaya çıkma ve yayılma riskini artırmaktadır"

Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Başkanı Ali Eroğlu, "Göçmen kuşların mola alanı olan sulak alanların tahribi, kuş gribi, Batı Nil virüsü ve benzeri zoonotik enfeksiyonların ortaya çıkma ve yayılma riskini artırmaktadır" dedi.


TVHB Başkanı Eroğlu, sulak alanların tahribinin toplum sağlığını tehdit etmesi ile ilgili bir açıklama yayımladı. Eroğlu, göçmen kuşların da mola alanı olan sulak alanların tahribine dayalı, kuş gribi, Batı Nil virüsü ve benzeri zoonotik enfeksiyonların ortaya çıkıp yayılma riskinin arttığını açıkladı.



"Sulak alanların tahribi zoonotik enfeksiyonların ortaya çıkma ve yayılma riskini artırmaktadır"


Ali Eroğlu, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:


"Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 2 Şubat, 1971 yılında İran’ın Ramsar kentinde imzalanan Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanlar (Ramsar) Sözleşmesi’nin kabul edildiği güne atfen Dünya Sulak Alanlar Günü olarak ilan edilmiştir. Türkiye’nin de taraf olduğu sözleşmeyi 172 ülke imzalamıştır. Sulak alanlar; dünyamızın biyolojik çeşitliliğinin korunması, iklim dengesinin sürdürülebilirliği ve su kaynaklarının devamlılığı açısından hayati öneme sahip doğal ekosistemlerdir. Bu alanlar yalnızca çok sayıda canlı türü için yaşam alanı oluşturmakla kalmamakta; suyun doğal filtrasyonu, taşkınların dengelenmesi, karbon tutumu, mikroklimanın düzenlenmesi ve ekosistem sürekliliğinin sağlanması gibi hayati işlevleri de yerine getirmektedir. Ancak son yıllarda hızlanan kentleşme, plansız arazi kullanımı, kontrolsüz tarımsal faaliyetler, endüstriyel kirlilik ve iklim değişikliğinin etkileri nedeniyle sulak alanlarımız ciddi baskı altındadır. Sulak alanların kirlenmesi ya da yok olması, yaban hayatındaki hassas dengeyi bozarak yabani türlerin insan ve evcil hayvanlarla temasını artırmakta; bu durum halk sağlığı açısından önemli biyolojik riskler doğurmaktadır. Özellikle göçmen kuşların mola alanı olan sulak alanların tahribi, kuş gribi, Batı Nil virüsü ve benzeri zoonotik enfeksiyonların ortaya çıkma ve yayılma riskini artırmaktadır."



"Ekosistemlerde meydana gelen bozulmalar, yeni risk alanları oluşturmaktadır"


Sulak alanların aynı zamanda, antimikrobiyal dirençle mücadelede ’doğanın böbrekleri’ işlevini gördüğünü belirten Eroğlu, "Hayvansal ve tarımsal atıkların su kaynaklarına karışmasını engelleyen, patojen yükünü azaltan bu doğal filtrasyon sistemlerinin bozulması; dirençli mikroorganizmaların doğrudan çevreye ve gıda zincirine karışmasına zemin hazırlamaktadır. Sulak alanlar; hayvancılık, balıkçılık ve tarımsal üretim açısından stratejik öneme sahip olmasının yanı sıra, zoonotik hastalıkların izlenmesi, çevresel risklerin erken tespiti ve biyogüvenliğin sağlanması bakımından da kritik alanlardır. Bu ekosistemlerde meydana gelen bozulmalar, ekosistem dengesini zayıflatmakta ve toplum sağlığını tehdit eden yeni risk alanlarının oluşmasına neden olmaktadır" şeklinde konuştu.



"Kamu kurumları, yerel yönetimleri duyarlı olmaya ve somut adımlar atmaya davet ediyoruz"


’Tek sağlık’ yaklaşımına değinen Eroğlu, "Veteriner hekimler; hayvan hastalıklarının kontrolü, yaban hayatının izlenmesi ve sulak alanlarda yaşayan canlıların sağlığının korunması süreçlerinde bilimsel ve kamusal sorumluluk üstlenmektedir. İnsan, hayvan ve çevre sağlığının ayrılmaz bir bütün olduğunu esas alan ’tek sağlık’ yaklaşımı, sulak alanların korunmasında temel bir yol haritası niteliği taşımaktadır. Ülkemiz, uluslararası sözleşmeler kapsamında sulak alanların korunmasına yönelik önemli yükümlülükler üstlenmiş bulunmaktadır. Ancak mevcut tehditlerin boyutu dikkate alındığında; bu taahhütlerin sahaya etkin biçimde yansıtılması, koruma-kullanma dengesini esas alan, bilimsel temelli, şeffaf ve denetlenebilir politikaların kararlılıkla uygulanması gerekmektedir. Biyolojik çeşitliliğin korunması, ekosistem sağlığının sürekliliği ve doğal mirasımızın gelecek kuşaklara aktarılabilmesi için sulak alanların korunması zorunludur. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak; ilgili kamu kurumlarını, yerel yönetimleri, meslek örgütlerini ve toplumu, sulak alanlarımızın korunması konusunda daha duyarlı olmaya ve somut adımlar atmaya davet ediyoruz" diye konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Uzun namlulu katliamda soruşturma derinleşti: Tutuklu sayısı 8’e yükseldi Kocaeli’nin İzmit ilçesinde 3 kişinin hayatını kaybettiği eğlence mekanına yönelik uzun namlulu silahlı saldırıya ilişkin yürütülen soruşturmada yeni detaylar ortaya çıkarken, operasyonların devamında yakalanan şüphelilerden 2’si tutuklandı, 2’si ev hapsi cezası aldı. Olayla ilgili tutuklu sayısı 8’e yükseldi. Ömerağa Mahallesi’nde 27 Mart’ta saat 00.30 sıralarında bir eğlence mekanına otomobille gelen kişi veya kişilerce ateş açılmıştı. Saldırıda işletme sahibi Volkan Berberoğlu (42), Cem Özer (49), emekli polis memuru Talip Çakır ile C.S. ve kimliği henüz belirlenemeyen bir kişi yaralanmıştı. Hastaneye sevk edilen yaralılardan Özer, Berberoğlu ve Çakır, yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamamıştı. Tedavileri süren diğer 2 yaralıdan birinin ise durumunun ciddiyetini koruduğu bildirilmişti. Hayatını kaybeden Berberoğlu’nun cenazesi Düzce’nin Akçakoca ilçesinde, Özer’in cenazesi İzmit’te, Çakır’ın cenazesi ise Sakarya’nın Karasu ilçesinde toprağa verilmişti. 91 kamera, 1844 saat görüntü incelendi Olayın ardından Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğü’nün farklı birimleri tarafından geniş çaplı çalışma başlatıldı. Olay yeri ve çevresindeki güzergahlar ile otoyollardaki güvenlik sistemleri mercek altına alındı. Toplam 91 ayrı KGYS ve iş yeri kamerasına ait 1844 saatlik görüntü titizlikle incelendi. Yapılan analizlerde şüphelilerin İstanbul’dan geldikleri ve saldırıdan yaklaşık 5 gün önce İzmit’e gelerek keşif yaptıkları tespit edildi. İlk operasyonda 6 tutuklama Elde edilen bulgular doğrultusunda organize şekilde hareket ettikleri değerlendirilen şüphelilere yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda, biri Azerbaycan uyruklu olmak üzere toplam 9 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler adliyeye sevk edilirken, 6’sı tutuklandı, 2’sine yurt dışı çıkış yasağı getirildi, 1 şüpheli ise ev hapsi kararıyla serbest bırakıldı. Operasyon genişledi 4 şüpheli daha yakalandı Soruşturmayı derinleştiren ekipler, 31 Mart’ta İstanbul ve Sakarya’da belirlenen adreslere yönelik operasyon düzenledi. Operasyonlarda 4 şüpheli daha yakalanarak gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden C.C.D ve S.S isimli şahıslar ev hapsi alırken, Ü.D ve N.A isimli şahıslar tutuklanarak cezaevine gönderildi. Tutuklu sayısı 8’e yükseldi Soruşturma kapsamında gerçekleştirilen operasyonların ardından toplam gözaltı sayısı 13’e ulaşırken, tutuklu sayısı ise 8’e yükseldi. Olayla ilgili soruşturmanın çok yönlü olarak sürdüğü öğrenildi.