EĞİTİM - 22 Eylül 2025 Pazartesi 13:53

YÖK Başkanı Özvar: "Son 4 yılda 2 binden fazla öğrenci, 2 binden fazla akademik personel Polonya’yı ziyaret etti"

A
A
A
YÖK Başkanı Özvar: "Son 4 yılda 2 binden fazla öğrenci, 2 binden fazla akademik personel Polonya’yı ziyaret etti"

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, 2021 ile 2025 yılları arasında, 12 binden fazla Türk öğrenci ve 2 binden fazla akademik personelin Polonya’yı ziyaret ettiğini, aynı dönemde bin 500’den fazla Polonya öğrenci ve bin 800’den fazla personelin de Türkiye’ye geldiğini aktardı.


Türkiye ve Polonya arasında akademik ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla ilk kez düzenlenen 1. Türkiye-Polonya Rektörler Forumu’nun açılışı Gazi Üniversitesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşti.


İki ülke üniversitelerinin rektörlerini ve akademik temsilcilerini bir araya getiren forumda Türkiye ve Polonya arasında geliştirilen ve geliştirilebilecek iş birliklerine dikkat çekildi.


İki ülkenin milli marşlarının okunmasıyla başlayan program, açılış konuşmaları ile devam etti.


Burada konuşan Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, yükseköğretimin sadece bilgi ve inovasyon kaynağu olarak değil, aynı zamanda küresel dayanışma ve kapsayıcı çözümleri savunmak için bir platform olarak da kritik öneme sahip olduğunun altını çizerek, "Üniversiteler, toplumumuzun acil olarak ihtiyaç duyduğu sürdürülebilir politikalar ve teknolojiler üreterek sınır ötesi köprüler görevi görebilir. Bu nedenle, gelecek neslin daha adil, dayanıklı ve sürdürülebilir bir gelecek inşa etmeye hazır olmasını sağlamak için yükseköğretim kurumları arasındaki iş birliğini güçlendirmeliyiz. Yükseköğretim, ortak sorunlarımızı ele almak ve çözüm önerileri sunmak konusunda ön saflarda yer almalıdır. İlk Forumumuzun, bu tür küresel sorunları tartışmak ve her iki tarafın uzmanlık alanlarına uygun çözümler sunmak konusunda önemli bir rol oynayacağından eminim" diye konuştu.


"Son 4 yılda 2 binden fazla öğrenci, 2 binden fazla akademik personel Polonya’yı ziyaret etti"


YÖK’ün Türkiye ile Polonya son yıllarda tüm alanlarda artan iş birliğinden büyük memnuniyet duyduğunu kaydeden Özvar, "Her iki ülkenin üniversiteleri bu süreçte çok önemli bir rol oynamaktadır. Bu vesileyle, bu sürece dahil olan ve ikili bilimsel ve akademik iş birliğinin gelişmesine katkıda bulunan üniversiteleri ve araştırma kurumlarını tebrik etmek isterim" dedi.


Türkiye ve Polonya’nın Erasmus Plus ve Avrupa Dayanışma Birliği (ESC) programlarında aktif olarak iş birliği yapmasını da memnuniyetle belirten Özvar, 2021 ile 2025 yılları arasında, 12 binden fazla Türk öğrenci ve 2 binden fazla akademik personelin Polonya’yı ziyaret ettiğini, aynı dönemde bin 500’den fazla Polonya öğrenci ve bin 800’den fazla personelin de Türkiye’ye geldiğini sözlerine ekledi.


Polonya Bilim ve Yükseköğretim Bakanı Marcin Kulasek de Forumun, Türkiye ve Polonya arasında bilim, eğitim ve inovasyon alanlarında ye iş birliği perspektifleri açacağını söyleyerek, "Polonya ve Türkiye arasında bilim, eğitim ve inovasyon alanlarında ortak iş birliğimiz bu girişim sayesinde üniversiteler tarafından ortaklaşa yürütülecek olan gelecekte daha başarılı projelere götüreceğine eminim" ifadelerini kullandı.


"Türkiye’den giderek daha fazla öğrenci ve akademisyen üniversitelerimizi tercih etmektedir"


Bilim ve yükseköğretimin toplumlar arasında kilit bir rol oynadığına dikkati çeken Bakan Kulasek, "Ekonomik büyümeyi destekliyor ve uluslararasındaki ilişkileri güçlendiriyor. Bu nedenle uluslararası iş birliği sloganlarını pratikte hayata geçirmek çok önemli. Bunun pratik bir örneği bugün açılışı yapılan ve umarım gelecekte devam edecek olan bu forumdur. Polonya yükseköğretim alanında uluslararası ilişkilere büyük önem vermektedir. Türkiye’den giderek daha fazla öğrenci ve akademisyen üniversitelerimizi tercih etmektedir. Polonyalı araştırmacılar ise Türk ortaklarıyla iş birliği içerisinde projeler yürütmektedir. Büyüyen Erasmus öğrenci sayısı bizi hep sevindiriyor" dedi.


"İki ülkenin akademi dünyası olarak önemli bir adım atmış bulunuyoruz"


Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Uğur Ünal ise iki ülke arasındaki köklü dostluğun bilim ve eğitim alanında da kendini göstereceğini ifade ederek, "İki ülkenin akademi dünyası olarak sadece üniversitelerimiz arası iş birliği değil, aynı zamanda toplumlarımızın yakın ilişkileri konusunda da bugün önemli bir adım atmış bulunuyoruz. Bu buluşmamız, bu misyonun en somut göstergelerinden biridir" ifadelerine yer verdi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana ADASO Başkanı Kıvanç: "Ya bu dönüşümün öncüsü olacağız ya da küresel rekabette oyunun dışında kalacağız" Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç, sürdürülebilirliğin artık tercih değil, üretimin ve ticaretin ana şartı haline geldiğini belirterek, "Ya bu dönüşümün öncüsü olacağız ya da küresel rekabette oyunun dışında kalacağız" dedi. Adana, küresel ticaretin ve çevresel politikaların geleceğini şekillendirecek olan "COP31’e Doğru Sürdürülebilirlik Konferansları"na ev sahipliği yaptı. Sürdürülebilirlik, iklim değişikliği ve çevre yönetimi konularında farkındalığı artırmak ve COP31 öncesinde yerelden küresele uzanan bir vizyon ortaya koymak amacıyla "COP31’e Doğru Adana" konferansı Adana Sanayi Odası (ADASO) iş birliğiyle gerçekleşti. "Ya bu dönüşümün öncüsü olacağız ya da küresel rekabette oyunun dışında kalacağız" Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç, dünyada bugün tarihin en hızlı ve zorunlu dönüşümlerinden birinin yaşandığını belirterek, "Artık sürdürülebilirlik bizler için bir tercih değil, üretimin ve ticaretin ana şartı haline gelmiştir. Özellikle Avrupa Yeşil Mutabakatı gibi somut adımlar biz sanayicilere net bir mesaj veriyor: Ya bu dönüşümün öncüsü olacağız ya da küresel rekabette oyunun dışında kalacağız. Bizler Adana’da bu süreci sadece bir zorunluluk değil, bir fırsat olarak görüyoruz. Bu noktada dijitalleşme ve yeşil dönüşümü, yani ikiz dönüşümü bir bütün olarak ele almak zorundayız. Enerjiyi verimli kullanan ve teknolojiyi merkeze alan bir altyapı, yarının kazananı olacaktır. Bu vizyonu pratiğe dökmek için hayata geçirdiğimiz Adana Sanayi Kampüsü ile sanayicimize rehberlik ediyor; Model Fabrika ve Sürdürülebilirlik Merkezimizle yeşil dönüşüm yol haritalarını çiziyoruz.COP31’e giden bu süreç bizim için sadece bir çevre politikası takvimi değildir. Bu, küresel ticaretin kurallarının yeniden yazıldığı bir ‘ekonomik anayasa’ sürecidir. Sürdürülebilirliği bir maliyet yükü olarak gören anlayışı hızla terk etmeli, onu bir teknolojik sıçrama fırsatı olarak kucaklamalıyız. Unutmayalım ki; doğaya sırtını dönen bir sanayi geleceğe yürüyemez. Bizler hem üreteceğiz hem büyüyeceğiz hem de yarınlara tertemiz bir miras bırakacağız" diye konuştu. "Sürdürülebilirliği bölgesel bir dönüşüm hareketine dönüştürmek için çalışıyoruz" Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (ATÜ) Rektörü Prof. Dr. Adnan Sözen sürdürülebilirliğin sadece daha az tüketmek değil akıllı ve verimli üretmek olduğunu ifade ederek, "Sürdürülebilirlik artık yalnızca çevresel bir kavram değil; ekonomik kalkınmadan enerji politikalarına, sanayiden tarıma, şehirleşmeden eğitime kadar hayatın her alanını kapsayan stratejik bir dönüşüm alanıdır. Bu süreçte biz üniversitelerin rolü sadece eğitim vermek değil; şehrine yön veren, bilim üreten ve sürdürülebilir kalkınmaya liderlik eden kurumlar olmaktır. Bilimsel araştırmalarımız ve nitelikli insan kaynağımızla bu dönüşümün en önemli aktörlerinden biriyiz. Özellikle teknoloji odaklı üniversitelerin; yenilenebilir enerji, döngüsel ekonomi ve yeşil üretim teknolojileri gibi alanlarda öncü çalışmalar yürütmesi hayati önem taşıyor. Çünkü sürdürülebilirlik yalnızca daha az tüketmek değil, aynı zamanda daha akıllı ve verimli üretmek, gelecek nesilleri düşünerek hareket etmek demektir. Bugün dünya, kaynakları sınırsızmış gibi kullanan geleneksel kalkınma anlayışının artık sürdürülebilir olmadığını bizlere göstermektedir. ATÜ olarak, sürdürülebilirliği bölgesel bir dönüşüm hareketine dönüştürmek için çalışıyoruz. Dünyada ’su ayak izi belgesi’ alan ilk üniversite olma başarımızı sadece bir belge olarak görmüyoruz; bu birikimi belediyelerimizle, organize sanayi bölgelerimizle ve kamu kurumlarımızla paylaşıyoruz. Adana; güçlü sanayisi, tarımsal kapasitesi ve akademik altyapısıyla Türkiye’nin sürdürülebilir dönüşüm merkezi olma potansiyeline sahiptir. Geleceğin güçlü şehirleri, sürdürülebilirliği bugünden inşa eden şehirler olacaktır. Biz de daha yaşanabilir ve dirençli bir gelecek için tüm paydaşlarımızla ortak akıl üretmeye devam edeceğiz" dedi. Konuşmaların ardından program konferans ile devam etti.
Hakkari Yüksekova’da depreme dayanıksız yapılar bir bir yıkılıyor Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından başlatılan çalışmalar kapsamında depreme dayanıksız olduğu belirlenen binaların yıkımına devam ediliyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinesinde yürütülen kentsel dönüşüm çalışmaları çerçevesinde, ilçe merkezindeki riskli yapıların tahliye ve yıkım süreçleri hız kazandı. Bu kapsamda, ilçenin en işlek noktalarından Cengiz Topel Caddesi üzerinde bulunan ve ekonomik ömrünü tamamladığı tespit edilen eski binaların yıkımı gerçekleştirildi. Hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte hız verilen çalışmalarda, ekipler çevre güvenliğini ön planda tutuyor. Yıkım alanları güvenlik şeridiyle kapatılırken, binaların iş makineleriyle kontrollü şekilde yıkılması vatandaşlar tarafından da ilgiyle takip edildi. Bakanlık yetkililerinden alınan bilgiye göre, yıkılan eski ve dayanıksız yapıların yerine deprem yönetmeliğine uygun modern ve güvenli konut ile iş yerleri inşa edileceği belirtildi. Yüksekova genelinde deprem riskine karşı yürütülen envanter çalışmaları ve riskli yapı tespitlerinin periyodik olarak devam edeceği bildirildi. Esnaf Naim Diri, depreme dayanıksız olan binaların yıktırıldığını belirterek, "Yerine daha sağlam ve daha güzel binalar inşa edilecek. Geri dönüşüm kapsamında güzel bir şehir olacak" dedi.
Denizli Cafer Sadık Abalıoğlu Eğitim ve Kültür Vakfı milli mücadele ruhunu çocuklarla buluşturuyor Denizli’de, Müftü Ahmet Hulusi Efendi’nin 107 yıl önce yaktığı Milli Mücadele ateşini özellikle ilkokul ve ortaokul çağındaki öğrencilere hissettirmek ve bu bilinci küçük yaşlarda kazandırmak amacıyla Cafer Sadık Abalıoğlu Eğitim ve Kültür Vakfı "Yaşasın Vatan! O Vakit Üç Taş, Şimdi Kalem" isimli sergi hazırlandı. Cafer Sadık Abalıoğlu Eğitim ve Kültür Vakfı danışmanı Prof. Dr. Süleyman İnan’ın küratörlüğünü yaptığı ve 11-15 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilen eğitsel ve etkileşimli sergi, ilkokul ve ortaokul öğrencilerinin ziyaretine açık olacak. Pamukkale Üniversitesi çeşitli fakültelerinde öğrenim gören öğrencilerin rehberliğinde, sergiyi dolaşarak hazırlanan görsel materyaller aracılığıyla Milli Mücadele dönemini yaşayarak ve görerek öğrenme fırsatı buluyor. Sergide; Milli Mücadele kahramanları, halkın elinde avucunda ne varsa ortaya koyarak verdiği destek, Tekâlif-i Milliye emirleri ve bağımsızlık mücadelesinin toplumsal yönü öğrencilere aktarılıyor. Öğrenciler ayrıca gerçek bir İstiklal Madalyasını yakından inceleme fırsatı bulurken, dinledikleri Atatürk Marşı’yla Cumhuriyetin kuruluşuna duydukları minnet ve bağlılığı yeniden hissediyor. Vakıfta kalıcı olarak sergilenen Atatürk ve Cumhuriyet temalı bölümde ise Cumhuriyet döneminde gerçekleştirilen yenilikler ve toplumsal dönüşüm çocuklara anlatılıyor. Sergiyle, çocuklarda Milli Mücadele ruhunun canlı tutulması ve tarih bilincinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Vakıf tarafından 2004 yılından bu yana yayımlanan "Geçmişten Günümüze Denizli" dergisinde de Denizli’nin Milli Mücadele dönemindeki rolü, farklı araştırmacı ve uzmanlar tarafından çeşitli yönleriyle ele alınıyor. Denizli’nin Milli Mücadele’ye verdiği erken ve güçlü destek, şehrin bağımsızlık mücadelesindeki duruşunu ortaya koyan önemli örneklerden biri olarak değerlendiriliyor. Vakfın Danışmanı Prof. Dr. Süleyman İnan nerdeyse çeyrek asırdır yayınlanan vakfın kültürel yayını Geçmişten Günümüze Denizli Dergisinde, Denizli tarihine dair yapılan çalışmaları özetledi. Ancak tüm bunları okumayanlar için bir hamlenin gerekli olduğunu; Milli Mücadele Müzesinin, anıtının veya hafıza mekânının ihtiyaç olduğunu söyledi. Yarın İzmir’in işgali ile yapılan tebligatın, ertesi gün ise İzmir’in işgalinin yıldönümü olduğunu hatırlatarak sözlerine başlayan Pamukkale Üniversitesi Öğr. Üyesi Prof. Dr. Ercan Haytoğlu. 15 Mayıs’tan itibaren Milli Mücadele ateşinin yanmaya başladığını, canıyla, malıyla katılan insanların ancak hatırlanırsa yaşayabileceğini vurguladı. Tüm kahramanları yaşatacak somut hatıraların, izlerin Denizli’de eksik olduğunu belirtti. Denizli’nin son bin yıldaki kırılma anlarını anlatan Pamukkale Üniversitesi Öğr. Üyesi Prof. Dr. Turgut Tok 15 Mayıs 1919 tarihinin de bir kırılma anı olduğunu söyledi. Denizli’nin Milli Mücadele döneminde yaptıklarının, katkılarının, maddi ve manevi kadın erkek destek verenlerin bir görsel alanla temsil edilmesinin öneminden bahsetti. Üç taş ruhunun geleceğe taşınmasının ancak bu şekilde mümkün olacağını söyledi. Geçmişten Günümüze Denizli Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ömer Gökmen, iki yıl önce yayınlanan ve Milli Mücadele döneminde son derece şanssız yaşanan vaka hakkındaki "İsyan İsyan Dedikleri" isimli kitabında değindiği konuları anlattı. İki yıldır yazdığı bir cümleye dahi itiraz eden olmadığını önemle vurguladı. Gazi torunu olarak Denizli’nin cephelere yaptığı katkıyı anlatan Geçmişten Günümüze Denizli Dergisi Yayın Kurulu Üyesi Faruk İnceoğlu, Vakıf binasının o yıllarda Un Fabrikası olarak çalıştığını ve o dönemki sahibi Kadri Karabacak’ın cepheye un göndermek için gittiği tren istasyonunda Demirci Efe tarafından öldürüldüğünü anlattı. Denizli Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürü Hüdaverdi Otaklı gazi torunu olarak Müftü Ahmet Hulusi Efendi’nin Bayramyerindeki fetvasından bahsederek, milli birlik ve beraberlik ruhunun ne kadar önemli olduğunu anlattı. Yapılan tüm kahramanlıklara rağmen yaşanan Denizli Vakasıyla Denizli halkının haksızlığa uğradığını belirtti. Gazi ve şehit torunu olarak 35 yıldır Denizli tarihi konusunda araştırmalar yaptığını ifade eden Araştırmacı Yazar Feridun Toker Milli Mücadele döneminde Denizli’nin lokantalarının yemekler hazırladığını, gönüllüler için yatacak yer temin ettiğini anlattı. Denizli Vakası konusunda yapılan yanlış açıklamaların can acıttığını, doğruların anlatılması için müze yapılmasının şart olduğunu söyledi. Cafer Sadık Abalıoğlu Vakfı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İsmet Abalıoğlu tarihini bilmeyen ulusların geleceği şekillendiremeyeceğini, Milli Mücadele dönemini canlı tutarak gelecek nesillere aktarmamız gerektiğini söyledi. Vakıf olarak bu konuda çalışmalar yapıldığını ve bundan mutlu olduklarını belirtti. Gerçekleştirilen basın toplantısında; vakfın yürüttüğü bu çalışmaların yalnızca geçmişi anlatmakla sınırlı kalmadığı, gelecek nesillerde milli bilinç ve tarih farkındalığı oluşturmayı hedeflediği vurgulanırken, Denizli’nin Milli Mücadele’deki rolünü kalıcı şekilde yaşatacak bir anıt çalışmasının da şehir yöneticilerinin destekleriyle hayata geçirilmesi yönündeki beklenti dile getirildi. Böyle bir çalışmanın, verilen emeğin somut bir karşılığı olmasının yanı sıra, Denizli’nin tarihi hafızasına da önemli bir katkı sağlayacağı ifade edildi.
İstanbul GençBizzTech 2026 Türkiye Finali tamamlandı Türkiye İş Bankası ve Genç Başarı Eğitim Vakfı iş birliğiyle hayata geçirilen GençBizzTech 2026’nın kazananları belli oldu. Türkiye genelindeki fen liselerinden genç girişimcilerin katıldığı yarışmanın finalinde; eğitimden sağlığa, tarımdan afet teknolojilerine uzanan yenilikçi projeler yer aldı. Laboratuv-AR projesi birincilik elde ederek Türkiye’yi Letonya’da düzenlenecek Avrupa’nın en büyük girişimcilik festivali GEN-E 2026’da temsil etme hakkı kazandı. Türkiye İş Bankası ve Genç Başarı Eğitim Vakfı (GBEV) iş birliğiyle bu yıl üçüncüsü düzenlenen GençBizzTech 2026 Bilim ve Teknoloji Temelli Lise Girişimcilik Programı, büyük final heyecanının ardından şampiyonlarını seçti. 472 takım arasından finale kalan 10 ekip, tarım, sağlık, eğitim, lojistik, afet teknolojileri gibi farklı alanlarda çözümler sunan projeleriyle jüri karşısına çıktı. Laboratuv-AR, Virtual Biopsy ve Agrogen dereceye girerek Türkiye’nin teknoloji serüvenine isimlerini yazdırdı. Teknoloji odaklı çözümler yarıştı Yıl boyunca mentorlar eşliğinde projelerini geliştiren öğrenciler; yenilikçi girişimlerini gün boyu süren stant gezileri ve sahne sunumlarıyla paylaştı, iş dünyasından isimlere sundu. Finalde ‘Yılın Projesi’ seçilen ‘Laboratuv-AR’ Türkiye’yi temsil etmek üzere Letonya’da düzenlenecek Avrupa’nın en büyük girişimcilik festivali GEN-E 2026’ya katılma hakkı kazandı. Genç girişimciler, projelerini uluslararası arenada tanıtarak küresel ekosistemle buluşma fırsatı elde edecek. Laboratuv-AR projesi, Türkiye’yi Avrupa’da temsil edecek Balıkesir Şehit Turgut Solak Fen Lisesi öğrencileri tarafından geliştirilen, fen deneylerini artırılmış gerçeklik teknolojisiyle dijital ortama taşıyan ‘Laboratuv-AR’ projesi, Türkiye’de ve dünyada laboratuvar imkânı olmayan çocuklara hitap eden bir eğitim teknolojisi sunuyor. Artırılmış gerçeklik (AR) ve yapay zekâ tabanlı mobil uygulama yolu ile öğrenciler, pahalı cihazlar veya tehlikeli kimyasallar yerine, kâğıt çıktıları veya pet şişe gibi nesneleri kullanarak karmaşık fen deneylerini dijital ortamda gerçekleştirebiliyor. Öğrencilerin sorularını yanıtlayan ve görsel tanımlama yaparak deneyler oluşturmalarına yardım eden bir yapay zekâ asistanı barındıran uygulama, geleneksel yöntemlerin aksine; interaktiflik, ulaşılabilirlik ve yaygın kullanımı tek bir platformda birleştiriyor. İkinci olan Virtual Biopsy, cilt kanseri için erken teşhis imkânı sunuyor Konya Meram Fen Lisesi öğrencilerinin, cilt lezyonlarını yapay zekâ ile analiz ederek erken teşhise destek sağlayan ‘Virtual Biopsy’ projesi ikinciliği hanesine yazdırdı. Proje, cilt kanserinin (melanom vb.) erken teşhisini herkes için ulaşılabilir kılmayı hedefleyen, yapay zekâ destekli bir mobil sağlık platformu olarak fark oluşturuyor. Kullanıcı, vücudunda riskli gördüğü lezyonun (ben, leke vb.) fotoğrafını telefon kamerasıyla çekerek uygulamaya yüklüyor. Kullanıcıdan kişisel veriler ve klinik bilgiler içeren kısa bir anket doldurması isteniyor. Sistem, dermatolojide altın standart olan ABCDE kuralı (Asimetri, Sınır düzensizliği, Renk çeşitliliği, Çap ve Evrim) üzerinden görseli analiz ederek; düşük, orta veya yüksek risk seviyesini içeren bir skor sunuyor ve gerekli yönlendirmeleri yapıyor. Kısacası cilt kanseri şüphesi taşıyan kişilerin hastaneye gitmeden önce hızlı, bilimsel ve güvenilir bir ön değerlendirme almasını sağlayarak, tedavi sürecine erken başlanmasına ve hayat kurtarılmasına yardımcı oluyor. Üçüncülüğü alan Tarlasist projesi; tarımda verimliliği artırıyor, çiftçinin zarar riskini azaltıyor Ordu Fen Lisesi öğrencilerinin oluşturduğu Agrogen takımının, uydu verilerini yapay zekâ ile birleştirerek çiftçilere kârlı üretim kararları sunan Tarlasist projesi ise yarışmayı üçüncülükle tamamladı. Proje, çiftçilerin akıllı telefonlarını birer dijital danışmana dönüştüren, veri odaklı bir tarım karar destek platformu olarak öne çıkıyor. Proje, geleneksel yöntemlerle tarım yapan çiftçilerin karşılaştığı verimsizlik ve finansal riskleri, bilimsel verileri anlaşılır hale getirerek çözmeyi amaçlıyor. Çiftçilerin karmaşık bilimsel verileri (toprak değerleri, iklim verileri vb.) anlamlandırmasındaki zorluğu ortadan kaldırmayı amaçlayan Agrogen, 10 farklı veri kaynağını birleştirerek saniyeler içinde analiz sunuyor. Tapu Kadastro verileriyle tam uyumlu olan uygulama okuma-yazma veya uygulama kullanımı kısıtlı olanlar için sesli asistan desteği de sağlıyor.