SAĞLIK - 28 Mayıs 2026 Perşembe 11:00

Akdeniz Üniversitesi, kanserle mücadelede yeni umut olan CAR-T tedavisine 9 hastayla başlıyor

A
A
A
Akdeniz Üniversitesi, kanserle mücadelede yeni umut olan CAR-T tedavisine 9 hastayla başlıyor

Akdeniz Üniversitesi, CAR-T Hücre Tedavisi ile kanserle mücadelede Türkiye’de bir ilki hayata geçirdi. Alanında dünyada 8. merkez olma özelliği taşıyan bu altyapıda, Kurban Bayramı sonrası ilk hastaların tedavisine başlanacak.


Akdeniz Üniversitesi, CAR-T Hücre Tedavisi alanında Türkiye’de bir ilki hayata geçirerek kanser tedavisinde önemli bir eşiği aştı. Cumhurbaşkanlığı desteğiyle kurulan İleri Sağlık Araştırma Merkezi bünyesindeki CAR-T Hücre Tedavi Merkezi, dünyadaki sınırlı sayıdaki örneklerinden biri olarak Kurban Bayramı’nın hemen ardından ilk hastalarını kabul etmeye hazırlanıyor. Merkezde yürütülen çalışmalar ve tedavi sürecine ilişkin bilgi veren Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, bu adımın yalnızca Türkiye için değil, bölge coğrafyası açısından da tarihi bir öneme sahip olduğunu vurguladı.



Hücre üzerinde ilk denemeler başarılı


Tedavi sürecinin ilk duyurusunu 14 Mart Tıp Bayramı’nda yaptıklarını hatırlatan Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, "14 Mart’ta bu tedavinin müjdesini kamuoyuyla paylaştık. Sağlık Bakanlığından gerekli izinlerimizi aldık. 19 Mayıs gibi bizim için çok anlamlı bir günde ise ilk kez kan örneğiyle deneme üretimini başlattık. Öncelikle aldığımız kanda T hücrelerini izole etmek gerekiyordu. Bu tedavi yönteminin ilk basamağını başardık. Laboratuvarımızda aldığımız kanlarda T hücre izolasyonu başarıyla yapıldı. Bu bizim için çok önemli bir eşikti. Şimdi sırada bu tedaviyi hastalarımıza uygulamak var." diye konuştu.



678 başvurudan ilk 9 uygun aday belirlendi


Yapılan ilk duyurunun ardından CAR-T tedavisine yönelik yoğun bir talep oluştuğunu anlatan Prof. Dr. Özlenen Özkan, bu sürecin sağlıklı yürütülebilmesi için kısa sürede bir çağrı merkezi kurulduğunu belirterek, hastaların önceki tedavileri, tanıları, genel sağlık durumları ve eşlik eden hastalıklarına ilişkin bilgilerin tek tek toplandığını söyledi. Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Hastalarımız bize çağrı merkezi aracılığıyla ulaştı. Gerekli durumlarda doktorlarından da bilgi alındı. Bu kapsamlı değerlendirmenin sonunda toplam 678 başvuru incelendi ve ilk etapta 9 uygun aday belirlendi" dedi. Şu anda alınan kan örneklerinin standardizasyonu ve kontrollerinin sürdüğünü ifade eden Özkan, bayramın hemen ardından tedavilere başlamayı hedeflediklerini kaydetti.



"Kişiye özel tedavide yeni dönem"


Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, CAR-T tedavisinin klasik yöntemlerden farklı olarak kişiye özel uygulanan ileri bir tedavi olduğunu belirtti. Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Klasik yöntemlerde klasik kemoterapiler veriliyor, kanserli hastalara. Ciddi yan etkileri de oluyor. CAR-T tedavisinde ise hastanın kendi kanı alınıyor ve kendi kanındaki hücreler, tümör hedef alınarak tekrar modifiye ediliyor, silahlandırılıyor, kuvvetlendiriliyor, sayıları arttırılıyor. Bu işlem 10-12 gün sürüyor ve bu sürenin sonunda da modifiye edilen kan tekrar hastaya geri iade ediliyor, geri veriliyor. Tek seferlik ve kişiye özel bir yöntemden söz ediyoruz" dedi.



"Güven ve sterilizasyon öncelik taşıyor"


Tedavi sürecinde güvenlik ve sterilizasyonun en kritik başlık olduğunu vurgulayan Özkan, laboratuvardaki işlemlerin son derece hassas yürütüldüğünü söyledi. Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan tüm sürecin büyük bir titizlikle sürdüğünün altını çizerek, "Bu bir kan ürünü. En küçük bir riske tahammülü yok. O nedenle bu kan ürünlerini en steril, en doğru şekilde muamele edip hastaya geri vermek çok kıymetli. Bizim için en önemli konu, tedavinin doğru, steril ve güvenli biçimde hastaya uygulanması." diye konuştu.



Daha önce kanlar yurt dışına gidiyordu


Prof. Dr. Özlenen Özkan, bu tedavi Türkiye’de yokken hastaların ya kendilerinin yurt dışına gitmek zorunda kaldığını ya da kan örneklerinin İsrail gibi merkezlere gönderildiğini söyledi. Bu durumun hem çok masraflı olduğunu hem de tedavinin gücünü azalttığını kaydeden Rektör Özkan, "Buraya en yakın merkez İsrail’di. Bizim hastalarımız tedavi için başka ülkelere gidiyordu ya da kanları bu ülkelere gönderilip işlenip geri geliyordu. Buradaki sorun şu, oradan kan buraya gelirken, yol kat ederken de etkinlikleri azalıyordu. Bu anlamda da çok daha etkili olacak. Aynı merkezde kanınızı vereceksiniz. Aynı merkezde hemen tekrar size 10 gün sonra işlendikten sonra kan transfer edilecek. Bu anlamda hem maddi olarak çok daha uygun fiyatlı daha erişilebilir olacak hem daha güvenli olacak" ifadelerini kullandı.



"Yaklaşık 6 yıllık bir emeğin sonucu"


Akdeniz Üniversitesi’nde hayata geçirilen CAR-T Hücre Tedavi Merkezi’nin temellerinin yaklaşık 6 yıl önce atıldığını belirten Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, göreve geldikleri ilk dönemde Prof. Dr. Ömer Özkan ile birlikte bu vizyonu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a anlattıklarını söyledi. Dünyanın ilk rahim nakli, Türkiye’nin ilk yüz ve çift kol nakli gibi tıp tarihine geçen ilklere imza atan Prof. Dr. Ömer Özkan ile birlikte, yalnızca bugünün değil geleceğin tedavilerine de yön verecek bir merkez kurmayı hedeflediklerini ifade eden Özkan, kanser tedavileri, organ nakline yönelik doku üretimi ve ileri sağlık araştırmaları için Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan destek istediklerini anlattı.



"Cumhurbaşkanımızın desteği olmasa bu proje hayata geçemezdi"


Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Biz tabii organ nakli, kompozit doku yaptığımız için Ömer hocayla yapay organ ve kanser ile ilgili bazı projeler, planlar vardı kafamızda ilk baştan beri. Biz göreve atandığımızdan sonra, Sayın Cumhurbaşkanımızla bu planlarımızı, projelerimizi paylaştık. Sağ olsun gerçekten çok ilgilendi ve çok büyük bir destek verdi. Çok teşekkür ediyoruz, buradan da kendilerine şükranlarımı iletiyorum. Gerçekten bu merkez onun desteği olmadan ortaya çıkabilecek bir merkez değildi. Destekleri çok kıymetli. İnşallah bu desteklerin sonucunda da birçok insan şifa bulur" dedi.



"Lenfoma ile başlayan tedavi başka kapılar da aralayacak"


CAR-T tedavisinin ilk etapta lösemi ve lenfoma hastalarında uygulanmaya başladığını belirten Rektör Özkan, bu yöntemin başlangıçta son çare olarak görüldüğünü, ancak bugün dünyada giderek daha erken basamakta değerlendirilen güçlü bir tedavi yaklaşımına dönüştüğünü vurguladı. Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, "İlk etapta bu tedaviler lösemi ve lenfomalı hastalarda başlandı. Aslında ilk başlandığı zaman son dönemeç tedaviydi ama şu anda baktığınız zaman ilk basamak tedavileri olma yolunda hızla ilerliyor. Birçok hastalık bu kişisel tedavilere doğru hızla yönelecektir." diye konuştu. Merkezin yalnızca lenfoma ve lösemi ile sınırlı kalmayacağını belirten Prof. Dr. Özlenen Özkan, burada kanser tedavilerinin yanı sıra özellikle beyin kanseri başta olmak üzere farklı hastalık alanlarına yönelik önemli çalışmalar yürütüleceğini söyledi. Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Sadece kanserde değil, otoimmün hastalıklarda da açıkçası bu tür hücresel tedaviler çok ümit vaat ediyor. Bu anlamda bu merkez sadece kanser değil, başka tedavilerde de inşallah rol alacaktır. Kanser çağımızın en illet hastalığı. İnsanları hayattan koparan, çok ciddi tedaviler gerektiren, çok pahalı ve çok ümitsiz bırakan bir hastalık. Bizim amacımız hem en uygun tedaviyi hem en iyi tedaviyi hem de en yenisini vermek. Hatta sadece başkalarının geliştirdiği tedavileri değil, kendimize has tedavi yöntemleri bulmak için de bu merkez çok kıymetli. Bu aynı zamanda bir araştırma merkezi. Bu araştırmaları da burada yapmayı planlıyoruz" ifadelerini kullandı.



"Üniversiteler bilim üretmek zorunda"


Akdeniz Üniversitesi’nin bu merkezi yalnızca bir tedavi alanı olarak değil, aynı zamanda bilimsel üretimin odağı olacak bir araştırma üssü olarak gördüğünü vurgulayan Özkan, üniversitelerin bu tür atılımlarda öncü olması gerektiğini belirtti. Özkan, "Üniversiteler zaten bilim üretmesi gereken yegâne kurumlar. Üniversiteler bence ülkenin ana damarı kuruluşlarından bir tanesi. Çünkü hem siz ülkenin geleceğini eğitiyorsunuz hem bilim üretiyorsunuz. Altyapıları çok sağlam, insan kaynağı çok sağlam, çok büyük kurumlar, uluslararası iletişimleri olan kurumlar. Bu merkez de inşallah bütün Türkiye’nin göz bebeği olur. Birçok merkeze de önayak olur, sayıları artar" dedi.



Akdeniz Üniversitesi, kanserle mücadelede yeni umut olan CAR-T tedavisine 9 hastayla başlıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Mehmet Topal’a Belçika, Romanya ve Makedonya’dan teklif var Teknik Direktör Mehmet Topal, Avrupa’nın çeşitli liglerinden gelen teklifleri değerlendirmeye aldı. İki sezondur farklı dönemlerde Romanya Süper Lig ekibi Petrolul Ploieşti’yi çalıştıran Teknik Direktör Mehmet Topal’a buradaki başarılı performansının ardından Avrupa’nın farklı liglerinden teklifler geliyor. Son olarak ligde kalma play-off’larında göreve gelen ve Petrolul’ü ligde tutmayı başaran Mehmet Topal gelecek sezon için henüz kararını vermedi. Topal daha önce de takımı UEFA Konferans Ligi elemelerine taşımayı başarmıştı. Romanya’nın farklı takımları, Belçika Ligi ve Makedonya Ligi’nden teklifler alan genç teknik adam, kararını FIFA Dünya Kupası’ndan sonra verecek. Petrolul Ploieşti’nin de Mehmet Topal’ı takımda tutmak için yoğun çaba sarf ediyor. Mehmet Topal kısa bir süre önce Romanya basınına yaptığı açıklamada, "Petrolul benim teknik direktörlüğe başladığım yer. Petrolul ile kopmaz bir gönül bağım oldu. Zor günlerde de yanlarında oldum ve ligde tuttum. Romanya Ligi artık benim bildiğim bir lig" ifadelerini kullandı. 40 yaşındaki teknik adam öte yandan UEFA Pro Lisans eğitimi tamamlayarak lisansın sahibi oldu. Dünya Kupası’nı takip edecek Futbolculuk kariyerinde Galatasaray, Valencia, Fenerbahçe, Başakşehir ve Beşiktaş gibi takımlarda forma giyen Mehmet Topal, 2026 FIFA Dünya Kupası’nı yerinde takip ederek izlenimlerde bulunacak. Topal, Dünya Kupası’ndan sonra gelecekle ilgili kararını verecek. Mehmet Topal, farklı dönemlerde göreve geldiği Petrolul Ploieşti ile 38 maça çıkarken, 13 galibiyet, 16 beraberlik ve 9 mağlubiyet yaşadı.
Çanakkale Bozcaada 9 günlük Kurban Bayramı’nda dolup taştı Çanakkale’nin Kuzey Ege Denizi’ndeki turizm merkezi Bozcaada ilçesi, 9 günlük Kurban Bayramı tatilinde yerli ve yabancı turistlerin akınına uğradı. Adanın doğal güzellikleri ve tarihi dokusu, tatilcilerin ilgisini çekerek konaklama tesislerinin tam kapasiteyle çalışmasını sağladı. Konaklama tesislerindeki yüzde 100 doluluk oranı, adadaki işletmeciler ve esnafın da yüzünü güldürdü. Havasıyla küçük bir kasabayı yansıtan, dar sokaklarında farklı mimarideki eski Rum evleri, deniz ürünleri restoranları, Türkiye’nin en iyi korunmuş tarihi kalesi, bakir koyları, temiz ve buz gibi denizi yanında, bir de İstanbul’a olan yakınlığı nedeniyle pek çok kişinin tercih nedeni olan turizm merkezi Bozcaada, 9 günlük Kurban Bayramı tatilinin gözdesi oldu. Kurban Bayramı’nda başta İstanbullular olmak üzere çevre illerden gelen tatilciler, Kuzey Ege’nin incisi Bozcaada’ya akın etti. Adanın doğal güzellikleri ve tarihi dokusu, tatilcilerin ilgisini çekerek konaklama tesislerinin tam kapasiteyle çalışmasını sağladı. Bozcaada’daki konaklama tesislerindeki yüzde 100 doluluk oranı adadaki işletmeciler ve esnafın da yüzünü güldürdü. Tatilciler, sıcak yaz günlerinde serinlemek için adanın koylarında ve plajlarında denize girme fırsatı buldu. Adayı süsleyen güzel sokaklarda dolaşan tatilciler, adanın tarihi ve doğal güzelliklerini keşfetmek için fotoğraf çekti. Akşamları ise Polente Burnu’nda gün batımını izlemek için buluşan tatilciler, romantik ve huzurlu anlar yaşadı. Bozcaada’nın meşhur restoranlarında ise tatilciler, adanın yöresel lezzetlerini deneyerek keyifli anlar geçirdi. Eşsiz lezzetlerin tadına bakmak için restoranlara akın eden tatilciler, adanın gastronomik zenginliklerini keşfetti. Geyikli-Bozcaada hattında deniz ulaşımını sağlayan GESTAŞ, yoğunluk nedeniyle ek feribot seferleri düzenleyerek ulaşımın aksamaması için önlem aldı. Bu sayede tatilciler, adaya rahatlıkla ulaşım sağlayarak keyifli bir tatil geçirdi. Yoğun talep sayesinde ekonomik anlamda da hareketlilik yaşandı ve adanın turizm sektörü canlandı. Bozcaada, 9 günlük Kurban Bayramı tatili süresince ziyaretçi akınına uğrayarak tatilcilerin unutulmaz hatıralar biriktirmesine ve adanın güzelliklerini keşfetmesine imkan sağladı. Bozcaada Turizm İşletmecileri Derneği (BOZTİD) Başkanı Kemal Furıncı, bayram yoğunluğunun beklentilerin üzerine çıktığını belirterek, "Bayramda doluluk oranımız oldukça yoğun. Bayramdan 2-3 gün öncesine kadar yüzde 70-80’ler civarındaydık. Ancak dünyaca ünlü National Geographic’in Bozcaada’yı yemek yenilecek ve ziyaret edilecek en güzel 15 yer arasında göstermesiyle birlikte ilgi daha da arttı. Düne kadar yüzde 90’lara varan doluluk oranı bayramın birinci günü itibarıyla yüzde 100 doluluk oranına yaklaşıyor. Adaya gelmek isteyenler varsa rezervasyon yaptırmalarını tavsiye ederim. Ada gayet güzel, hava güzel, insanlar denize giriyor, mutlular, çok güzel bir bayram geçiriyoruz. Misafirlerimize Bozcaada’yı tercih ettikleri için teşekkür ediyoruz" dedi. Restoran işletmecisi Zeki Ayaşlıgil adadaki hareketliliğin esnafa da olumlu yansıdığını ifade ederek, "Tatil çok güzel geçiyor. Bozcaada’da yüzde 100 doluluk var diyebilirim. Misafirlerimiz adaya akın akın geldi. Restoranlar ve oteller dolu dolu geçiyor. Ayrıca gastronomi ilçesi seçildiğimiz için de Bozcaada olarak çok şanslıyız. Herkes Bozcaada’nın lezzetlerini tatmaya geldi. Çok teşekkür ediyoruz. Bir dahaki bayramda da bekleriz" diye konuştu. Kafe ve pastane işletmecisi Cemil Günday da yoğunluğun her geçen gün arttığını belirterek, "Bayram güzel başladı. Doluluk oranı yavaş yavaş artıyor. Yarından sonra tam kapasiteye ulaşacağımızı düşünüyorum. Hava da güzel. Gelen misafirlerimize güzel bir tatil diliyorum" ifadelerini kullandı.
Ankara Bakan Uraloğlu: "Test süreçleri başarıyla devam eden Milli Elektrikli Hızlı Tren’imiz saatte 240 kilometre hıza ulaştı" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye’nin ilk hızlı treninin testlerinin başarıyla devam ettiğini bildirdi. Bakan Uraloğlu, "Trenlerimiz maksimum hızına ulaşıncaya, tüm güvenlik ve konfor kriterlerini eksiksiz karşılayıncaya kadar testlere devam edeceğiz" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu, Türkiye Raylı Sistem Araçları AŞ (TÜRASAŞ) tarafından yerli ve milli imkanlarla üretilen Türkiye’nin ilk hızlı treninin test süreçlerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Daha önce hızlı trenin kritik testlerinden biri olan dinamik fren testlerinde 225 kilometre hıza ulaştıklarını hatırlatan Bakan Uraloğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Yerli ve milli imkanlarla üretimini tamamladığımız Türkiye’nin ilk hızlı treni dinamik fren testlerinin henüz ikinci gününde saatte 225 kilometre hıza başarıyla ulaşmıştı. Test süreçleri başarıyla devam eden Milli Elektrikli Hızlı Tren’imiz saatte 240 kilometre hıza ulaştı." "Trenlerimiz tüm güvenlik ve konfor kriterlerini eksiksiz karşılayıncaya kadar testlere devam edeceğiz" Bakan Uraloğlu, testlere ilişkin bilgi vererek "Bu kapsamda trenin hız, fren, sürüş ve yol uyumu gibi tüm performans kriterlerini detaylı şekilde inceleyeceğiz. Bu yoğun ve titiz test programları kapsamında, trenlerimiz maksimum hızına ulaşıncaya, tüm güvenlik ve konfor kriterlerini eksiksiz karşılayıncaya kadar testlere devam edeceğiz" dedi. "Trenlerimizi, yüksek konfor ve inovasyon ile mevcut ve gelecekte var olacak ihtiyaçları karşılamak üzere tasarladık" Uraloğlu, 577 yolcu kapasiteli, alüminyum gövdeli 8 araçtan oluşan bu setleri, otomatik tren durdurma sistemi, elektromekanik yolcu giriş kapıları, tam otomatik iklimlendirme, yangın ihbar, işitsel ve görsel yolcu bilgilendirme ve kamera sistemleri ile donattıklarını dile getirdi. Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti: "En önemli ve kritik sistemlerinden olan ‘Tren Kontrol ve Yönetim Sistemi’ ile ‘Cer Sistemi’ni, ASELSAN ile tamamen yerli ve milli olarak tasarladık ve ürettik. Trenle seyahat edecek yolcularımızın rahatlıkla kullanabilmeleri için; yiyecek ve içecek ihtiyaçlarını kolaylıkla karşılayabilecekleri otomatlar ve mutfak bölümleri yerleştirdik. Ayrıca bu araçlarımızda engelli vatandaşlarımız için iki adet yolcu bölmesi ve tekerlekli sandalyeleriyle platformdan araca ve araçtan platforma indirilip bindirilmesini sağlayan asansörlere de yer verdik. Trenlerimizi, yüksek konfor ve inovasyon ile mevcut ve gelecekte var olacak ihtiyaçları karşılamak üzere tasarladık."