EKONOMİ - 05 Mayıs 2026 Salı 11:27

Anneler günü fırsatçıları iş başında: Üreticiden 20 TL’ye çıkan gül annelere 150 -200 TL’ye ulaşıyor

A
A
A
Anneler günü fırsatçıları iş başında: Üreticiden 20 TL’ye çıkan gül annelere 150 -200 TL’ye ulaşıyor

Antalya’da seralarda binbir emekle üretilen ve özenle toplanan, seradan çıkış fiyatı tanesi yaklaşık 10 ile 20 TL olan güllerin çiçekçilerde 200 TL’ye satıldığını söyleyen gül yetiştiricileri para kazanamamaktan dert yanarken, asıl parayı aracılar ve son tedarikçilerin kazandığını söyledi.


Kırmızı rengi başta olmak üzere çeşit çeşit renkleri ile Sevgililer Günü ve Anneler Günü gibi özel günlerde insanların en çok tercih ettiği hediyeler arasında yer alan gül üreticiden 10-20 TL’ye alınırken, çiçekçilerde ise 150-200 TL’den başlayan fiyatlarla satışa sunuluyor. Gül üreticisi Mehmet Bolat seralarda binbir emekle üretilen ve özenle toplanan ürünlerde üreticiden çok aracı ve satıcının kazandığını belirtti. Yaklaşık 20 yıldır Antalya’da gül ve çeşitli çiçek türlerinin üretimini yaptığını belirten Bolat, "Kepez Aktoprak Mahallesi’nde üretim ile uğraşıyoruz. Açık ve kapalı alanda 2005 yalından bu yana da gül, papatya celbere, gileor, ayçiçeği üretimi yapıyoruz. Hepsine rağbet oluyor" dedi.



"Yerli üretime bakan olmuyor"


Özellikle Sevgililer Günü gibi özel günlerde rağbetin arttığını ancak ithal ürünler nedeniyle yerli üretime talebin düştüğünü belirten Bolat, "Sevgililer günü kış ayına denk geldiği için kök başından 2-3 dal kesebiliyoruz. Bahar aylarında ise Anneler Günü’nde Mayıs ayında bir kökten 5-6 dal kesiliyor. Hasadımız çoğalıyor, ama fiyat düşüyor. Her özel günde ithal ürün muhabbeti oluyor. Sevgililer Gününde bir dal ürün 50 TL’ye giderken, Anneler Günü’nde 20-30 TL’ye satabiliyoruz. Bu aylarda ithal ürün fazla geldiği için yerli üretimde fiyatımız düşüyor. Yerli üretim gülün 50 TL’ye satışı varken, ithal ürün geldiği zaman yerliye bakan olmuyor, ithal ürüne dönülüyor" ifadelerini kullandı.



"İthal ürün yerlinin fiyatını düşürüyor"


Vitrinlerde yerli üretimden çok ithal ürünlerin satışının tercih edilmesi nedeniyle kazanamadıklarını söyleyen Bolat, "Açık arttırma usulü kooperatif ile çalışıyoruz. Müşterinin arz ve talebine göre fiyat belirleniyor. İthal ürün geldiği zaman toptancılar bunlara yönelince bizim ürünlerimizin fiyatı düşüyor. Gümrük fiyatı ne kadar üreticiyi korumak için yüzde 45’e çıkarılmış olsa bile her türlü bizim ürünlerimizin fiyatı düşüyor. Bu sene bin TL’ye nakit olarak aldığımız kaliteli bir gübrenin çuval fiyatı 3-4 bin TL. Birçok üretici kiracı, bu sene dönümünü 100 bin TL’ye tuttuğu araziye, ikinci sene 150 bin TL peşin para isteniyor. Yer sahibi ‘İşine gelirse, ya tut ya çık’ diyor. Ben bu ürünü diktiğim zaman 7-8 sene hasat alıyorum. Bir yıl masraf yapıp çıkarsam komple zarardayız. Bir dönüme 5 bin fidan dikiliyor" ifadelerini kullandı.



"Bir dal gül 10-20 TL’ye alınıyor"


Yaklaşan Anneler Günü nedeniyle güle olan talebin artığını ancak kendilerinden 10-20 TL’ye alınan bir dal gülün çiçekçilerde 150-200 TL’ye satıldığını belirten Bolat, "Şu anda bir dal gülün bizden çıkışı 10-20 TL, bir çiçekçiye gittiğin zaman bu rakam en düşük 150-200 TL’yi buluyor. Gülün kalitesine, boyuna göre fiyatlar değişiyor. Şu anda bizde en kaliteli birinci sınıf 70 santimetre boyunda, 4 santimetre kelle çapında bir gülün bizden çıkışı 20 TL, gün geliyor 20 TL’ye, gün gelir sıfıra, günü gelir 50 TL’ye gider ürün. Ama bu rakam 200 TL oluyor. O dönemdeki müşterinin talebine ve yoğunluğuna göre bunun gibi fiyat değişikliği olabiliyor. Ama genel olarak piyasa bu şekilde. Anneler günü yaklaşmasına rağmen şu anda çok fazla bir talep yok. Mayıs ayına girmeden önce fiyat bile verilmiyordu. Kolilere nakliye ödüyorduk, bize zarar veriyordu. Şu anda ise küçük de olsa bir kıpırdama var. Dalı 10 ile 20 TL bandında alınıyor" dedi.



Anneler günü fırsatçıları iş başında: Üreticiden 20 TL’ye çıkan gül annelere 150 -200 TL’ye ulaşıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Bakan Yumaklı: "Suyun verimli, akılcı ve sürdürülebilir kullanımına önem veriyoruz" Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Su stresi altında bir ülke olarak; suyun verimli, akılcı ve sürdürülebilir kullanımına önem veriyoruz. ’Suda sıfır kayıp’ ilkesiyle, kentsel, endüstriyel ve tarımsal su kullanımında yürütülen bu seferberlik, yalnızca bir kampanya değil; bir zihniyet dönüşümüdür. Amacımız; ’her damlanın hesabını yapan bir toplum bilinci’ oluşturmaktır" dedi. Tarım ve Orman Bakanlığı koordinasyonunda düzenlenen 5. İstanbul Uluslararası Su Forumu, Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda başladı. "İnovasyondan Eyleme: Su Dirençliliğini Güçlendirmek" ana temasıyla gerçekleştirilen programın açılış töreninde konuşan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Bu forumun temasını ’Su Direncini Güçlendirmek: İnovasyon Eylemi’ olarak belirledik. Peki neden bu tema? Çünkü artık teorik tartışmaların, iyi niyet beyanlarının ötesine geçme vaktimiz geldi. Yapay zekadan uzaktan algılamaya, dijital teknolojilerden yeni finansman modellerine kadar elimizdeki tüm yenilikçi araçları, sahada uygulanabilir politikalara dönüştürmek zorundayız. Forum ile, su dirençliliği ve verimliliğine ulaşmak için deneyimlerin, iyi uygulamaların ve yenilikçi yaklaşımların paylaşılacağı yüksek düzeyli bir platform oluşturmayı hedefledik. Forum süresince ele alacağımız konular; finansmandan ’Tek Su -Tek Sağlık’ yaklaşımına, su diplomasisinden enerji-gıda-ekosistem ilişkisine kadar, suyun tüm disiplinlerle olan kopmaz bağını yansıtıyor" dedi. "Su verimliliğindeki asıl başarının, tarımsal üretimdeki dönüşümle mümkün olduğunu biliyoruz" Bakan Yumaklı, su verimliliğindeki asıl başarının, tarımsal üretimdeki dönüşümle mümkün olduğunu söyleyerek, "Su stresi altında bir ülke olarak; suyun verimli, akılcı ve sürdürülebilir kullanımına önem veriyoruz. Bu bilinçle, Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayelerinde ’Su Verimliliği Seferberliğini’ başlattık. ’Suda sıfır kayıp’ ilkesiyle, kentsel, endüstriyel ve tarımsal su kullanımında yürütülen bu seferberlik, yalnızca bir kampanya değil; bir zihniyet dönüşümüdür. Amacımız; ’her damlanın hesabını yapan bir toplum bilinci’ oluşturmaktır. Su verimliliğindeki asıl başarının, tarımsal üretimdeki dönüşümle mümkün olduğunu biliyoruz" diye konuştu. "Her bölgenin su kapasitesine uygun ürünleri çiftçilerimizle birlikte belirliyoruz" Her bölgenin su kapasitesine uygun ürünleri çiftçilerle birlikte belirlediklerini, aşırı su tüketen ürünlerin kurak havzalarda ekilmesi yerine, su dostu ürünleri teşvik ettiklerine değinen Bakan Yumaklı, "Bu kapsamda, suya göre ürün planlaması, kuraklığa dayanıklı bitki türlerinin yaygınlaştırılması, erken uyarı sistemleri ve uydu tabanlı izleme, veri temelli sulama planları gibi yenilikçi uygulamaları hayata geçiriyoruz. Her bölgenin su kapasitesine uygun ürünleri, çiftçilerimizle birlikte belirliyor, aşırı su tüketen ürünlerin kurak havzalarda ekilmesi yerine, su dostu ürünleri teşvik ediyoruz. Dijital teknolojiler, sensör sistemleri, uzaktan algılama ve büyük veri analitiği sayesinde, suyun kaynaktan kullanıcıya kadar tüm döngüsünü anlık olarak izleyebiliyoruz. Bu imkanlar; kayıp-kaçakların azaltılmasını, su kalitesinin sürekli izlenmesini ve kuraklık ile taşkın risklerinin erken tahminini mümkün kılıyor. Tarımda uydu verileri ve yapay zeka destekli karar sistemleri, sulama verimliliğini önemli ölçüde artırırken, sanayi ve şehirlerde dijital izleme altyapıları, kaynak kullanımını daha verimli hale getiriyor. Bu dönüşümün yaygınlaştırılması için sonuç odaklı finansman modelleri, güçlü kamu-özel sektör iş birlikleri, veri standartlarının oluşturulması ve teknik kapasitenin geliştirilmesi kritik önemdedir. Bu süreç yalnızca teknolojiyle değil; kurumsal kapasite, doğru finansman ve güçlü iş birliği ile başarıya ulaşabilir. Bu kapsamda, forumdaki oturumlarda, su yönetiminde dijital dönüşümün tüm boyutlarını birlikte ele alarak, uygulanabilir politika ve çözüm önerileri geliştirmeyi hedefliyoruz. Burada gerçekleştireceğimiz fikir alışverişlerinin, "her damladan azami fayda" anlayışının benimsenmesi ve su verimliliğinin yalnızca bir politika değil, toplumsal bir kültür haline gelmesine vesile olmasını temenni ediyorum" şeklinde konuştu. "İklim değişikliği; özellikle Akdeniz ve Orta Doğu’da, su kaynaklarının kalitesi ve miktarına etki ediyor" İklim değişikliğinin özellikle Akdeniz ve Orta Doğu’da, su kaynaklarının kalitesi ve miktarına etki ettiğini, atık su altyapısı üzerinde de ek baskı oluşturduğunu belirten Bakan Yumaklı, "Şüphesiz ki su, sınırları aşmaktadır. Türkiye olarak biz, suyun, ülkeleri ve insanları ayırdığına değil, birleştirdiğine yürekten inanıyoruz. İklim değişikliği; özellikle Akdeniz ve Orta Doğu’da, su kaynaklarının kalitesi ve miktarına etki ediyor, atık su altyapısı üzerinde de ek baskı oluşturuyor. Bu nedenle, bölgemizde istikrarın sağlanmasına, ekonomik kalkınmaya ve refahın artırılmasına büyük önem veriyoruz. Bu anlamda, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ’Daha adil bir dünya mümkün’ ilkesine uygun olarak politikalarımızı şekillendiriyoruz. Komşularımızla suyun hakça, makul ve etkin kullanılması esasıyla, diyaloğumuzu ve işbirliğimizi sürdürmeye devam ediyoruz. Sınıraşan havzalarımızda, su kaynaklarının korunması ve kullanılması için, karşılıklı fayda esasıyla, bilgi, deneyim ve teknoloji transferi gerçekleştiriyor ve ortak teknik projeler geliştiriyoruz. 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına ulaşılması için, Afrika’daki ve dünyanın farklı bölgelerindeki çok sayıda ülkeye, su sektöründe mali ve teknik destek sağlıyoruz. Bu vesileyle, su sorunları ve krizler karşısında, ortak bir sorumluluğu paylaştığımızı ve beraber harekete geçmemiz gerektiğini bir kez daha vurgulamak isterim" ifadelerini kullandı. Programa İstanbul Valisi Davut Gül, İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürü Suat Parıldar, dünyanın dört bir yanından 9 bakan, 8 bakan yardımcısı başta olmak üzere su uzmanları, akademisyenler, kamu ile özel sektör temsilcileri katıldı.
Antalya 14 ülkeden 501 koşucu Corendon Tahtalı Run to Sky’da buluşuyor Corendon 12. Tahtalı Run to Sky, 8-10 Mayıs 2026 tarihleri arasında dünyanın dört bir yanından gelen sporcuları "denizden gökyüzüne" uzanan efsanevi parkurlarda buluşturacak. Bu yıl 14 ülkeden 501 koşucunun katılımıyla gerçekleşecek organizasyonda Türkiye’nin yanı sıra Almanya, Azerbaycan, Belçika, Britanya, Estonya, İrlanda, İsviçre, Kazakistan, Kırgızistan, Litvanya, Norveç, Polonya ve Rusya’dan sporcular, Tahtalı Dağı’nın zirvesine ulaşmak için mücadele edecek. Antalya’nın Kemer ilçesinde, Akdeniz’in büyüleyici doğasında deniz seviyesinden Tahtalı Dağı’nın zirvesine uzanan benzersiz parkurlarıyla düzenlenen 12. Corendon Tahtalı Run to Sky, hafta sonu uluslararası koşu heyecanına sahne olacak. Türkiye’den 420 sporcunun yer alacağı yarışta koşucular, Çıralı sahilinden başlayarak caretta carettaların izlerini taşıyan kumsallardan, binlerce yıldır sönmeyen ateşleriyle efsanelere konu olan Yanartaş’tan ve Likya uygarlığının izlerini taşıyan parkurlardan geçerek Tahtalı Dağı’nın zirvesine doğru yükselecek. 2026 parkurları Organizasyonda bu yıl üç farklı parkur koşulacak: KemeRun 12K: Kemer merkezinden Çalıştepe’ye uzanan, Kemer manzarasıyla öne çıkan kısa parkur. Run to Sky 27K: Çıralı’dan Tahtalı Zirvesi’ne uzanan, Türkiye’nin en özel skyrunning rotalarından biri. Phaselis Run 43K: 2026 yılında ilk kez koşulacak parkur; katılımcılara Phaselis Antik Kenti ve Kemer’in doğal güzellikleri içinde koşma deneyimi sunacak.
Manisa Laboratuvar sonuçları "pestisit yok" dedi, başarı tescillendi Manisa’nın Alaşehir ilçesinde üretim yapan Mete ve Müşerref Üründü çifti, 2026 sezonunda zorlu iklim şartlarına rağmen kimyasal pestisit kullanmadan gerçekleştirdikleri üretimle dikkat çekti. Yapılan laboratuvar analizlerinde asma yapraklarında "pestisit kalıntısı tespit edilmedi (N.D.)" sonucu elde edildi. Soğuk ve yağışlı geçen sezonun bağlarda hastalık riskini artırdığı, birçok üreticinin kimyasal mücadeleye yöneldiği süreçte Üründü çifti, doğaya saygılı üretim anlayışından taviz vermedi. Özellikle asma yaprağının hassas yapısına dikkat çeken üreticiler, elde edilen sonucun büyük bir emeğin karşılığı olduğunu ifade etti. Müşerref Üründü, "Yaprak bitkinin en hassas bölgesidir. Uygulanan herhangi bir kimyasal en hızlı burada kendini gösterir. Buna rağmen tertemiz bir sonuç almak bizim için sadece bir analiz değil, büyük bir emeğin karşılığı" dedi. Sezonun son yılların en zorlu dönemlerinden biri olduğuna dikkat çeken Üründü, iklim şartlarının ve hastalık baskısının kendilerini zorladığını belirterek, "Birçok üretici çözümü kimyasallarda aradı. Biz ise doğaya, toprağa ve insan sağlığına zarar vermeden üretmenin mümkün olduğunu göstermek istedik" diye konuştu. "Sözlere değil, doğaya kulak verdik" Üretim sürecinde yalnızca doğa şartlarıyla değil, çevreden gelen olumsuz söylemlerle de mücadele ettiklerini ifade eden Üründü, "Sürekli olarak, ‘Bu iş ilaçsız olmaz’, ‘Bu kadar hastalık baskısında nasıl yapacaksınız?’ gibi sözler duyduk. Bu söylemler zaman zaman bizi yordu ancak doğru bildiğimiz yoldan vazgeçmedik" ifadelerini kullandı. Üretim anlayışlarının organik (bio) temelli ve doğaya saygılı bir sistem olduğunu vurgulayan Üründü çifti, kimyasal içerikli yaygın üretim modelinin ise konvansiyonel tarım olarak adlandırıldığını belirtti. Aldıkları analiz sonucunun yalnızca bir belge olmadığını dile getiren üreticiler, "Bu sonuç; sabrın, inancın ve emeğin karşılığı. Bizim için bu sadece bir başarı değil, aynı zamanda bir sorumluluk" dedi. Elde edilen bu başarının, sürdürülebilir tarım ve kalıntısız üretim açısından önemli bir örnek oluşturduğu değerlendirilirken, Üründü çifti aynı hassasiyetle üretime devam edeceklerini ifade etti.
Aydın Başkan Çerçioğlu: "Bu yıl 3 milyon fide ürettik" Aydın Büyükşehir Belediyesi 2014 yılından bu yana yerel tarımın güçlendirilmesi ve ata tohumlarının gelecek nesillere aktarılması amacıyla sürdürdüğü çalışmalara devam ediyor. Efeler ilçesi Atatürk Kent Meydanı’nda düzenlenen etkinlikle 80 bin yazlık fide vatandaşlarla buluşurken Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, "Bu yıl 3 milyon fide ürettik" dedi. Aydın Büyükşehir Belediyesi 2014 yılından bu yana yerel tarımın güçlendirilmesi ve ata tohumlarının gelecek nesillere aktarılması amacıyla sürdürdüğü çalışmalara devam ediyor. Büyükşehir Belediyesi’ne ait seralarda tamamen ata tohumlarından üretilen fideler, kentin farklı noktalarında vatandaşlarla buluşturulmaya devam ediyor. Fide dağıtımlarının son adresi Efeler ilçesi oldu. Atatürk Kent Meydanı’nda dağılacak fideler için vatandaşlar uzun kuyruklar oluşturdu. Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu ve beraberindekiler fideleri vatandaşlara dağıttı. Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, "11 yıl önce fidelerimizi vatandaşlarımızla buluşturmaya başladık. Bu yıl da toplamda 3 milyon adet fide ürettik. 17 ilçemizde her yıl olduğu gibi bu yıl da vatandaşlarımızla ata tohumlarımızı buluşturduk. Biber, domates, salatalık gibi çeşitli sebzelerimiz mevcut. Her yıl söylediğim gibi lütfen vatandaşlarımız bunların çekirdeklerini saklayarak gelecek nesillere aktarılmasına yardımcı olsunlar. Çünkü fideleri kolay elde etmedik. Zamanında köy köy dolaşarak büyüklerimizin sandıklarından çıkartarak bizlere emanet ettiği tohumlardan ürettiğimiz fidelerimizi vatandaşlarımıza dağıtmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Fide dağıtımlarımız her yıl olduğu gibi önümüzdeki yıllarda da sürecek. İlgi gösterip burada sıra bekleyerek fidelerimizden alan ve üreten herkese de teşekkür ediyorum" dedi. Başkan Çerçioğlu yaklaşan Anneler Günü’nü de unutmayarak, tüm annelerin ve anne adaylarının Anneler Günü’nü kutladı. Fide dağıtımında Başkan Çerçioğlu’na AK Parti Aydın İl Başkanı Mehmet Erdem, Efeler İlçe Başkanı Oğuz Kendirlioğlu, Kadın Kolları Başkanı Şahika Edremit de eşlik etti.