GÜNDEM - 01 Haziran 2026 Pazartesi 11:57

Antalya’da azim hikâyesi: Ücretsiz eğitimle kendi işini kurdu

A
A
A
Antalya’da azim hikâyesi: Ücretsiz eğitimle kendi işini kurdu

Antalya’da yaşayan 36 yaşındaki iki çocuk annesi Meltem Savaş’ın hikâyesi, azmin, doğru fırsatla buluştuğunda nasıl büyük bir dönüşüme yol açtığını gözler önüne serdi. Uzun yıllar özel sektörde düşük ücretlerle çalışan ve emeğinin karşılığını alamadığını düşünen Savaş, Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin ücretsiz meslek edindirme kursları kapsamında faaliyet gösteren ATASEM ile tanıştıktan sonra hayatında yeni bir sayfa açtı. Aldığı Protez Tırnak Eğitimi sayesinde kendi iş yerini kuran Savaş, bugün hem ekonomik özgürlüğünü kazandı hem de birçok kadına ilham veren bir başarı hikâyesine imza attı.


Antalya Büyükşehir Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren ATASEM kursları, sunduğu ücretsiz eğitimlerle her yaştan vatandaşa yeni bir kapı aralıyor. Güzellik sektöründen el sanatlarına, bilişimden yabancı dillere kadar geniş bir alanda verilen eğitimler, bireylerin hem meslek edinmesini hem de kişisel gelişimini destekliyor. Antalya’da yaşayan 36 yaşındaki iki çocuk annesi Meltem Savaş da, Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin ücretsiz ATASEM kurslarından aldığı Protez Tırnak Eğitimi sayesinde kendi iş yerini açarak girişimci oldu.


"Bir yerde durup düşündüm"


Yıllarca özel sektörde farklı işlerde çalışan Meltem Savaş, yoğun çalışma temposuna rağmen düşük ücretlerle geçinmeye çalıştığını anlattı. Tüm bunların zamanla hem fiziksel hem de psikolojik bir yorgunluğa dönüştüğünü ifade eden Savaş, hayatındaki kırılma anını şu sözlerle anlattı: "Ben 17 yaşımdan beri farklı sektörlerde çalışıyorum. Bir noktadan sonra şunu fark ettim; çok çalışıyorum ama hiçbir yere varamıyorum. Ne kendime zaman ayırabiliyordum ne de çocuklarıma istediğim gibi destek olabiliyordum. O gün ‘bir şey değişmeli’ dedim."


Arayış başladı, yol ATASEM’e çıktı


Hayatında yeni bir yön çizmek isteyen Savaş, meslek edindirme kurslarını araştırmaya başladı. Daha önce ücretli olarak katıldığı bazı kurslardan memnun kalmadığını, aldığı eğitimin yetersiz olduğunu dile getiren Savaş, bu süreçte Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin ücretsiz ATASEM kurslarını keşfetti. Başvuru sürecinin ardından Protez Tırnak Eğitimi’ne katılan Savaş için bu adım, sadece bir kurs değil, aynı zamanda yeni bir başlangıcın kapısı oldu.


"Bu kez sadece katılmadım gerçekten öğrendim"


ATASEM’de aldığı eğitimin kendisi için bir dönüm noktası olduğunu vurgulayan Savaş, kurs sürecinde hem teorik hem de uygulamalı anlamda kapsamlı bir eğitim aldığını belirtti. Daha önce deneyimlediği kurslarla kıyasladığında aradaki farkın çok net olduğunu söyleyen Savaş, şunları söyledi: "Daha önce para verip gittiğim kurslarda bu kadar detaylı ve öğretici bir süreç yaşamadım. ATASEM’de gerçekten öğreniyorsunuz. Burada sadece 2 ay kurs almama rağmen çok fazla şey öğrendim. Hocalar birebir ilgileniyor, uygulama yaptırıyor. Kendime güvenim burada geldi."


Hayalden gerçeğe uzanan yol


Eğitim sürecini tamamladıktan sonra beklemek yerine harekete geçmeyi tercih eden Savaş, daha önce aldığı cilt bakım kursu ve tırnak bakım kursu sertifikalarıyla kendi iş yerini açarak girişimcilik yolunda ilk adımını attı. Aldığı sertifika ile beraber açtığı iş yerinde başlangıçta küçük bir çevreyle başlayan müşteri ağı, kısa sürede genişledi. Bugün kendi işinin patronu olarak çalışan Meltem Savaş, hem gelirini kendi belirliyor hem de çalışma saatlerini ailesine göre planlayabiliyor. Bu değişimin hayatına kattığı en büyük değerin "özgürlük" olduğunu vurgulayan Savaş, "Artık emeğimin karşılığını alıyorum ve en önemlisi kendim için çalışıyorum. Her sabah gelip kendi iş yerinizin kapısını açmak çok güzel bir duygu. Bir de çok uzun zamandır bunun hayalini kurunca gerçekten çok mutlu oluyorsunuz. İleriki dönemlerde işletmemi büyütüp, kendimi geliştirip daha farklı alanlara da yönelmek istiyorum" diyerek benzer durumda olan kadınlara da cesur olmaları çağrısında bulundu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Elazığ Elazığ’da kuraklık alarmı veren nokta yeniden suya gömüldü Keban Baraj Gölü Aşağı İçme köyü mevkisinde yaşanan büyük değişim havadan görüntülendi. Geçmiş yıllarda kuraklıkla anılan ve eski yapıların gün yüzüne çıktığı havza, etkili yağışların ardından yeniden tamamen su altında kaldı. Elazığ’da Keban Baraj Gölü havzasındaki Murat Nehri’ndeki su seviyesi, yıllar içinde kuraklıktan tam doluluğa geçerek tarihi bir değişim kaydetti. Bölgede 2021 yılında yaşanan şiddetli kuraklık nedeniyle suların metrelerce geriye çekildiği merkeze bağlı Aşağı İçme köyünde, o dönem eski yerleşim yerleri ile ağaç kökleri tamamen gün yüzüne çıkmış ve toprakta derin çatlaklar oluşmuştu. 2026 yılına gelindiğinde ise etkili olan yağışlar baraj havzasını yeniden eski ihtişamına kavuşturdu. 5 yıl önce kuraklıkla boğuşan Aşağı İçme köyü çevresi, baraj gölünün maksimum seviyeye ulaşmasıyla yeniden tamamen suyla kaplandı. Her iki döneme ait havadan çekilen eski ve güncel görseller büyük değişimi net bir şekilde ortaya koyarken, suya sıfır konumuna gelen köy ise ege sahillerini aratmıyor. Yaşanan olumlu değişimden dolayı mutlu olduklarını dile getiren köy sakinlerinden Mehmet Tosun, "Bu suyun köyümüze katmış olduğu değer çok önemlidir. Bu konuda bazen mutlu oluyoruz bazen barajın çekilmesiyle mutsuz oluyoruz. Ama sonuçta bunlar ekolojik, meteorolojik olaylar. Bu yıl suyun bu safhada olması, güzelliğe güzellik katarak mutluluk içerisinde burada yaşamamızı sağlıyor" dedi. Şinasi Güçlü ise "6 yıldır böyle bir şey yoktu. Bilindiği üzere 6 yıl sonra Keban Baraj Gölü’nün de kapakları açılması demek, buranın da son koduna ulaştığı demektir. Anlatmaya gerek yok görüyorsunuz. Harika bir ortam ve görüntü" şeklinde konuştu.
Ankara İçişleri Bakanı Çiftçi: "Bayramı tatili boyunca maalesef 70 vatandaşımızı trafik kazalarında kaybettik" İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Kurban Bayramı tatili kapsamında vatandaşın can güvenliği için alınan tedbirleri sosyal medya hesabından paylaştı. Çiftçi, "Trafikte ise 66 bin 481 personelimiz ve 49 bin 826 ekip aracımızla denetimlerimizi aralıksız sürdürdük. Tüm tedbirlerimize rağmen Kurban Bayramı tatili boyunca maalesef 70 vatandaşımızı trafik kazalarında kaybettik" dedi. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, sona eren Kurban Bayramı tatilinin ardından sosyal medya hesabından alınan tedbirleri duyurdu. Bakan Çiftçi alınan tedbirlerin neticesinde 9 günlük tatil uygulanan Kurban Bayramları içerisinde en düşük can kaybının bu yıl yaşandığını belirtti. Tüm tedbirlere rağmen 70 vatandaşın trafik kazalarında hayatını kaybettiğini ifade eden Çiftçi, hayatını kaybeden vatandaşlar için başsağlığı diledi. Bakan Çiftçi sosyal medya hesabından paylaştığı Bayram tedbirlerine ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Milyonlarca vatandaşımızın sıla-ı rahim için yollara çıktığı, sevdiklerine kavuşmanın mutluluğunu yaşadığı Kurban Bayramı tatilini geride bıraktık. Bayram boyunca İçişleri Bakanlığımızın 334 bin 17 personeli, vatandaşlarımızın huzur ve güvenliği için 24 saat esasına göre görev yaptı. Trafikte ise 66 bin 481 personelimiz ve 49 bin 826 ekip aracımızla denetimlerimizi aralıksız sürdürdük. Tüm tedbirlerimize rağmen Kurban Bayramı tatili boyunca maalesef 70 vatandaşımızı trafik kazalarında kaybettik. Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza yüce Rabbimden rahmet, kederli ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyorum. Kaybettiğimiz her bir can, yüreğimizde derin bir iz bırakmaktadır. "9 günlük tatil uygulanan Kurban Bayramları içerisinde en düşük can kaybının yaşandığı yıl olmuştur" Vatandaşların alınan tedbirlere ve trafik kurallarına gösterdiği hassasiyete değinen Çiftçi, "2026 yılı Kurban Bayramı, 9 günlük tatil uygulanan Kurban Bayramları içerisinde en düşük can kaybının yaşandığı yıl olmuştur. 9 günlük tatil uygulanan Kurban Bayramlarında trafik kazalarında hayatını kaybeden vatandaşlarımızın sayısı 2016 yılında 117, 2018 yılında 148, 2021 yılında 87, 2023 yılında 110, 2024 yılında 71, 2026 yılında 70" ifadelerini kullandı. "Hedefimiz, tek bir vatandaşımızı dahi trafik kazalarında kaybetmemektir" Önceki 9 günlük Kurban Bayramlarının ortalamasıyla kıyaslandığında, ölümlü trafik kazalarında yüzde 45,1, kaza yeri can kayıplarında ise yüzde 34,3 oranında düşüş kaydedildiğini ifade eden Çiftçi, "Elbette bizim için hiçbir rakam teselli değildir. Hedefimiz, tek bir vatandaşımızı dahi trafik kazalarında kaybetmemektir. Bu anlayışla daha güvenli yollar ve daha güvenli bir Türkiye için çalışmalarımızı aynı kararlılık ve sorumluluk bilinciyle sürdüreceğiz" dedi.
Sakarya Sahabe oğlunun mezarını buldu, kitaplarını satarak türbeye dönüştürdü İstanbul’un fethi için çıktığı seferde yaralanarak dönüş yolunda şehit olduğu rivayet edilen Ali bin Abdülkerim, Sakarya’nın Akyazı ilçesinde türbesi bulunan babası Hazreti Malik bin Ebi Havli’nin karşısına defnedildi. Yaptığı çalışmalarla mezarı tespit eden tarihçi, okuduğu kitapları satarak alanı türbeye dönüştürdü. Akyazı ilçesi Pazarköy Mahallesi’nde türbesi bulunan ve halk arasında "Abdülkerim" adıyla da anılan Hazreti Malik bin Ebi Havli’nin Medineli sahabelerden biri olduğu ve İslam’ın ilk dönemlerinde Müslüman olduğu ifade ediliyor. Rivayetlere göre, Peygamber Efendimiz’in "Konstantiniyye mutlaka fetholunacaktır" hadisine mazhar olmak amacıyla yola çıkan ordular arasında yer alan Hazreti Malik bin Ebi Havli, Pazarköy’de çıkan bir çatışmada şehit düştü ve buraya defnedildi. Babasının şehit olduğunu öğrenen oğlu Ali bin Abdülkerim ise İstanbul’un fethedilmesi için düzenlenen ikinci sefere katıldı. İstanbul’a kadar giden ve burada yaralanan Ali bin Abdülkerim, dönüş yolunda şehit oldu ve babasının mezarının karşısına defnedildi. Yaptığı çalışmalar neticesinde mezarı tespit eden tarihçi İhsan Uzungüngör, okuduğu kitapları satarak mezarı türbeye çevirmeye çalıştı. Her ne kadar Hazreti Malik bin Ebi Havli’ye ve oğlu Ali bin Abdülkerim’e dair bilgiler İslam tarihi kaynaklarında sınırlı olsa da halk arasında sahabe olduklarına dair inanç güçlü şekilde yaşatılıyor. "Okuduğum tarih kitaplarını satarak türbeye çevirmeye çalıştım" Tarihçi İhsan Uzungüngör, "Ali bin Abdülkerim, Hazreti Malik bin Ebi Havli’nin oğludur. 668 yılında Hazreti Malik bin Ebi Havli burada şehit düştü ve defnedildi. Bunu duyan oğlu ise İstanbul’un fethedilmesi için düzenlenen ikinci sefere katıldı ve İstanbul’a kadar gitti. İstanbul’da yaralandı ve dönüş yolunda şehit oldu. Diğer sahabeler onu alarak babasının defnedildiği yerin karşısına defnetti. Bu kabri araştırmalarım neticesinde kendim buldum ve okuduğum tarih kitaplarını satarak türbeye çevirmeye çalıştım. Vatandaşlar daha çok Hazreti Malik bin Ebi Havli’nin türbesine geliyor ama buraya gelen de var. Pazarköy halkı türbeyi çok ziyaret etmez, daha çok Kuzuluk’taki İhlas Holding’in kaplıcalarındaki misafirler burayı ziyaret eder" dedi.