ÇEVRE - 16 Nisan 2026 Perşembe 12:02

Antalya’da sezonun ilk karpuz hasadı yapıldı

A
A
A
Antalya’da sezonun ilk karpuz hasadı yapıldı

Antalya’nın Serik ilçesinde kış ortasında toprakla buluşturulan karpuz fideleri ilk meyvelerini verdi. Burmahancı Mahallesi’nde yapılan ilk hasatta üreticiler, ithal ürün yerine yerli üretimin desteklenmesi çağrısında bulundu.


Türkiye’nin erkenci sebze ve meyve üretim merkezi Antalya’da hasat heyecanı başladı. Serik ilçesine bağlı Burmahancı Mahallesi’nde üretici Osman Çetin, Aralık ayı sonunda ektiği karpuzların ilk hasadını gerçekleştirdi. Aralık ayının son haftasında ekimi yapılan turfanda karpuzlar, yoğun emeklerin ardından tezgah yolculuğuna çıktı.



"Piyasa beklentisi kilogram başına 40 lira"


Üretici Osman Çetin, piyasada kilogram fiyatının ortalama 40 TL civarında olduğunu belirterek, "Aralık ayının 25’inde ektik. 2 ton civarında tahmini olarak çıkardık. Hayırlı uğurlu olsun hepimize. İran karpuzunu biz Antalya bölgesinde, Serik’te, Türkiye’de istemiyoruz. Maliyetlerimiz biraz yüksek ama inşallah bundan sonra da düzgün gider. İran karpuzunu istemiyoruz bizim paramız Türkiye’de kalsın" dedi.



Antalya’da sezonun ilk karpuz hasadı yapıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sinop Sinop’ta araç tercihi değişiyor: Motosiklet zirvede Türkiye İstatistik Kurumu(TÜİK) verilerine göre Sinop’ta mart ayı itibarıyla trafiğe kayıtlı araç sayısı 85 bin 917’ye ulaşırken, motosikletlerin hem toplam içindeki payı hem de yeni kayıtlardaki ağırlığı öne çıktı. Kentteki araçların yüzde 22,7’sini motosikletler oluşturdu. Bu oran, motosikletlerin Sinop trafiğinde ne denli yaygınlaştığını ortaya koyarken, otomobillerin ardından ikinci sıradaki yerini güçlendirdi. Traktör ve kamyonetlerin payı ise motosikletlerin gerisinde kaldı. Mart ayında trafiğe kaydı yapılan 354 aracın büyük bölümünü yine motosikletler oluşturdu. Yeni kayıtların yüzde 65’i motosiklet olurken, bu oran diğer tüm taşıt türlerini açık ara geride bıraktı. Otomobiller yüzde 25,1 ile ikinci sırada kalırken, diğer araç türlerinin payı sınırlı düzeyde gerçekleşti. Geçen yılın aynı ayına göre toplam taşıt kaydı 92 adet azalsa da, motosikletlerin yeni kayıtlar içindeki baskın konumu değişmedi. Bu durum, kentte bireysel ulaşım tercihlerinde motosiklet kullanımının giderek daha fazla öne çıktığını gösterdi. Öte yandan, mart ayında bin 971 taşıtın devri yapılırken, motosikletler 250 adetle ikinci el piyasasında da önemli bir yer tuttu. Otomobillerin ardından en fazla devri yapılan taşıt türlerinden biri olan motosikletler, Sinop’taki araç hareketliliğinde belirleyici unsurlardan biri olmayı sürdürdü. Kentte dar sokak yapısı ve yeni alternatif ulaşım yollarının yeterince hayata geçirilememesi, vatandaşları daha pratik ve ekonomik çözümlere yönlendiriyor. Özellikle şehir içi ulaşımda zaman ve maliyet avantajı sunan motosikletler, bu şartların etkisiyle giderek daha fazla tercih ediliyor.
Giresun Fındıkta verim düşüklüğü maliyeti artırıyor Türkiye’nin önemli tarımsal ihraç ürünlerinden fındıkta yaşanan verim düşüklüğü, üreticinin maliyet yükünü arttırırken, uzmanlar çözüm için bahçelerde yapılması gereken bakım ve yenileme çalışmalarına dikkat çekiyor. Giresun Üniversitesi Fındık İhtisaslaşma Koordinatörü Doç. Dr. Ali Turan, fındıkta kamuoyunda sıkça tartışılan kahverengi kokarca zararlısının önemli bir sorun olduğunu ancak asıl tehlikenin verim düşüklüğü olduğunu belirtti. Turan, özellikle yaşlanan fındık bahçelerinin gençleştirilmesi gerektiğini vurguladı. Fındıkta temel sorunun verim olduğuna işaret eden Turan, "Kahverengi kokarca zararı önemli olmakla birlikte belirli dönemlerde artıp sonra düşüş gösterebiliyor. Ancak özellikle birinci standart bölge olarak adlandırılan Ordu, Giresun ve Trabzon’da bahçelerin yaşlanmasıyla birlikte verim ciddi şekilde geriledi. Türkiye’nin dünya fındık üretimindeki payı da son yıllarda düşüş eğiliminde. Tarım Bakanlığı verilerine göre yaklaşık 15 yıl öncesine kıyasla bu pay azalmış durumda" dedi. Üreticinin fiyat beklentisinin verimle doğrudan ilişkili olduğuna dikkat çeken Turan, "Fiyatlar ne kadar artırılırsa artırılsın, dekardan alınan verim düşük olduğu sürece üreticiyi memnun etmek mümkün değil. Türkiye’de dekara ortalama verim yaklaşık 80 kilogram seviyesinde. Bu miktar maliyetleri karşılamaya yetmiyor. Verimin en az 150-200 kilogram seviyelerine çıkarılması gerekiyor. Aksi halde fiyat tartışmaları devam eder" diye konuştu. "Verim düşüklüğü üreticiyi bahçeden uzaklaştırıyor" Verim kaybının yalnızca ekonomik değil, sosyal sonuçlar da doğurduğunu ifade eden Turan, düşük gelir nedeniyle üreticilerin bahçelerden uzaklaştığını söyledi. Turan, "Son dönemde maliyetlerin artması ve verimin düşmesi nedeniyle üreticiler bahçelerini ya terk ediyor ya da yarıcıya veriyor. Ancak artık yarıcıların da bahçeleri bırakmaya başladığı görülüyor. Bu durum üretimde sürdürülebilirliği tehdit ediyor" ifadelerini kullandı. Fındıkta sürdürülebilir üretim için bahçelerin yenilenmesi gerektiğini vurgulayan Turan, "Yaşlanmış bahçelerin gençleştirilmesi, rehabilitasyon çalışmalarının yapılması ve birim alanda verimin artırılması şart. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ilgili kurum ve sektör paydaşlarıyla iş birliği içinde bu süreci hızlandırması gerekiyor. Aksi halde hem üretim hem de üretici kaybı devam edecektir" dedi.
Diyarbakır Cumhuriyet Savcısı Çakmakkaya şiddet olaylarını değerlendirdi Cumhuriyet Savcısı Baki Yiğit Çakmakkaya, şiddet olaylarının önlenmesinin aynı zamanda modern ceza adalet sistemlerinin temel yaklaşımı haline geldiğini söyledi. Geçtiğimiz yıllarda Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemelerinde duruşma savcısı olarak görev yapan Cumhuriyet Savcısı Baki Yiğit Çakmakkaya, çocuklar ve gençler arasında gözlemlenen şiddet eğilimlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Günümüzde dijital oyunların yaygınlaşmasının özellikle ilk ve ortaöğretim çağındaki çocuklar üzerinde önemli etkiler oluşturduğunu vurgulayan Çakmakkaya, gelişim çağındaki bireylerin zihinsel ve sosyal açıdan hassas bir dönemden geçtiğini dile getirdi. Uzun süreli ekran maruziyetinin dikkat süresinde azalma, akademik başarıda düşüş, sosyal ilişkilerde zayıflama, fiziksel hareketsizlik ve uyku düzeninde bozulma gibi sonuçlar doğurabildiğini kaydeden Çakmakkaya, bazı oyun içeriklerinin ve oyunların aralarında yer alan şiddet içerikli reklamların şiddet temelli davranış kalıplarını normalleştirebildiğini söyledi. Çakmakkaya, öfke kontrolü gelişmemiş çocuklarda problem çözme becerilerinin yerini saldırgan tepkilerin alabileceğini, bu durumun yalnızca pedagojik değil, aynı zamanda ilerleyen dönemlerde suç davranışı açısından da risk oluşturduğunu dile getirdi. "Bilimsel çalışmalar şiddet eğilimine dikkat çekiyor" Uluslararası akademik çalışmalarda da dijital bağımlılık ve davranışsal değişimler arasındaki ilişkinin incelendiğini belirten Çakmakkaya, araştırmalarda dijital ortam kullanımının bireylerin sosyal davranışları ve psikolojik dengesi üzerinde belirleyici etkiler oluşturabileceğinin ortaya konulduğunu ifade etti. Çakmakkaya, araştırmaların kontrolsüz dijital tüketimin sosyal izolasyon, empati zayıflaması ve saldırganlık eğilimleriyle ilişkilendirilebildiğini gösterdiğini aktardı. 2020 yılında uluslararası bilimsel hakemli dergide yayınlanan ve ortak yazarı olduğu şiddet konusundaki makalede şiddet konusunu incelediklerini belirten Çakmakkaya, Prof. Dr. Sevil Atasoy’un ve uluslararası diğer çalışmaların da değerlendirilmesi sonucu seri katillerin küçüklüklerinde diğer canlılara, özellikle hayvanlara karşı şiddete yönelik eylemlerinin olduğunun saptandığına değinerek, patolojik durumların çocukluk çağından itibaren takip edilmesi gerektiğini ifade etti. Şiddetin çoğu zaman ani ortaya çıkmadığını belirten Çakmakkaya, çocukluk döneminde gözlenen bazı davranışların ileride ciddi suç eğilimlerinin erken işaretleri olabileceğine dikkat çekti. Kriminoloji alanındaki çalışmaların küçük yaşlarda hayvanlara yönelik şiddet davranışı sergileyen bireylerin ilerleyen dönemlerde daha ağır şiddet eylemlerine yönelme riskinin arttığını ortaya koyduğunu söyleyen Çakmakkaya, çocukluk çağı travmalarının basında yer alan haberlerin veriliş şeklinden dijital oyunlara ve diğer faktörlere uzanan çok fazla sayıda sebebi olduğunu kaydetti. Şiddetin yalnızca bireysel bir disiplin sorunu değil, toplum güvenliği açısından erken müdahale gerektiren bir risk alanı olduğunu söyleyen Çakmakkaya, bu sorunu çözmek için aile, okul ve yerel yönetimlere ortak sorumluluk düştüğünü söyledi.
Kocaeli Kral ölümden döndü, zorlu ameliyat başarıyla tamamlandı Kocaeli’nin Körfez ilçesinde diyafram fıtığı nedeniyle nefes almakta güçlük çeken ve ölmek üzere olan sokak kedisi "Kral", belediye bünyesindeki rehabilitasyon merkezinde gerçekleştirilen başarılı operasyonla sağlığına kavuştu. Körfez ilçesinde sokakta yaşayan ve esnafın "Kral" ismini verdiği kedi, nefes almakta zorlandığı ve acı çektiği fark edilince Körfez Belediyesi Sokak Hayvanları Geçici Bakımevi ve Rehabilitasyon Merkezine getirildi. Veteriner Hekim Arzu Demirhan tarafından yapılan incelemede, kedinin anormal solunum sergilediği ve şiddetli ağrı çektiği belirlendi. Röntgen sonuçlarında, diyafram kasının yırtılması sonucu karın içi organlarının göğüs boşluğuna geçtiği (diyafram fıtığı) tespit edilen kedi, acil ameliyata alındı. "Az sayıda klinikte yapılıyor" Veteriner Hekim Arzu Demirhan, bu tür vakaların genellikle yüksekten düşme veya araç çarpması gibi ağır travmalar sonucu oluştuğunu belirtti. Müdahale edilmemesi durumunda akciğer ve kalbe yapılan baskının hayati risk oluşturduğuna dikkat çeken Demirhan, "İnhalasyon anestezisi altında gerçekleştirdiğimiz operasyonda, entübasyon tüpü ile solunum desteği sağlandı ve tüm hayati değerler anlık olarak takip edildi. Operasyon sırasında sönmüş olan akciğerler yeniden şişirilirken, göğüs boşluğuna geçen organlar olması gereken konumlarına yerleştirildi" dedi. 7 günlük kritik süreç başarıyla tamamlandı Ameliyatın ardından 72 saatlik kritik yoğun bakım sürecini başarıyla atlatan "Kral", tedavinin 7’nci gününde sağlığına kavuştu. Kendi başına beslenmeye ve rahat nefes almaya başlayan kedinin genel sağlık durumunun iyi olduğu bildirildi. Körfez Belediyesi yetkilileri, sokak hayvanlarının yaşam hakkını korumaya devam edeceklerini vurgulayarak, duyarlılık gösteren esnafa teşekkür etti. Yetkililer, bu tür komplike cerrahi müdahalelerin ancak tam donanımlı merkezlerde yapılabileceğinin altını çizdi.
İstanbul Berkay Şengel’e çarparak öldüren sanığın tutukluluk halinin devamına karar verildi Kadıköy’de yolun karşısına geçmek isteyen Berkay Şengel otomobil çarpması sonucu hayatını kaybetti. Hakkında 5 suç kaydı bulunan sanık Azad Baran Hışım "taksirle ölüme neden olma" suçundan hâkim karşısına çıkmış ilk celsede tahliye olmuş ve itiraz üzerine tekrar tutuklanmıştı. Sanık Hışım’ın bugün görülen duruşmasında tutukluluk halinin devamına karar verildi. Kadıköy Göztepe Mahallesi Bağdat Caddesi’nde 19 Şubat Perşembe günü saat 20.30 sıralarında meydana gelen kazada, edinilen bilgiye göre Bağdat Caddesi’nde yürüyüş yapan yazılım mühendisi Berkay Şengel, yolun karşısına geçmek istediği sırada Azad Baran Hışım (23) yönetimindeki 10 ALK 654 plakalı otomobilin çarpması sonucu ağır yaralandı. 22 metre savrulan Şengel, olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı. Şengel, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Sürücü Hışım ise kazanın ardından aracını olay yerinde bırakarak kaçtı. Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamede, sanığın yaya geçidinden geçmekte olan Şengel’e çarptığı ve olay yerinden kaçtığı aktarıldı. Kaza tespit tutanağı ile 6 Mart 2026 tarihli bilirkişi raporuna göre sanığın kazada tamamen kusurlu, maktulün ise kusursuz olduğu tespit edildi. Sanığın, maktulün bir anda önüne çıktığını, bu nedenle göremediğini ve frene basamadığını, panikleyerek olay yerinden kaçtığını, daha sonra polis merkezine giderek kazayı kendisinin yaptığını söylediğini ancak suçlamayı kabul etmediğini beyan ettiği ifadeleri yer aldı. Sanık Azad Baran Hışım ilk celsede tahliye edilmiş itiraz üzerine tekrar tutuklanmıştı. Tutuklu sanık Azad Baran Hışım, bugün ikinci kez hakim karşısına çıktı. İstanbul Anadolu 41. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya Berkay Şengel’in annesi Özlem Özeren, babası Gökhan Hasan Şengel ve taraf avukatları katıldı. "Ne yazık ki yaşanan, basit bir trafik kazası olarak değerlendirildi" Katılan Özlem Özeren, "Sayın mahkeme ben şuan bir anne olarak karşınızdayım. Evladımı, kurallara eksiksiz uyarak ve kendisine tanınan en temel güven alanı olan yaya geçidinden geçerken kaybettim. Devletimizin "buradan güvenle geçebilirsin" dediği Çifte Havuzlar 228 numaralı yaya geçidinde, oğlum Berkay Şengel’in hayatı bitti. Ancak ne yazık ki yaşanan, basit bir trafik kazası olarak değerlendirildi" dedi. Tutuklu sanık Azat Baran Hışım mahkemedeki savunmasında , "Önceki ifademi tekrar ederim. Tahliyemi talep ediyorum" dedi. Mahkeme, dosyadaki eksiklerin giderilmesine ve sanığın tutukluluk halinin devamına hükmetti. Duruşma 30 Nisan tarihine ertelendi.