SAĞLIK - 05 Mayıs 2026 Salı 12:06

Çocuklarda alerjiye dikkat: "Besin ilişkili anafilaksileri çok sık görmeye başladık"

A
A
A
Çocuklarda alerjiye dikkat: "Besin ilişkili anafilaksileri çok sık görmeye başladık"

Çocuklarda besin alerjilerine ilişkin konuşan uzmanlar, "90’lı yıllardan sonra astım çocukluk çağının ilk alerjik pandemisiydi. Şimdi besin alerjileri 2’nci pandemi diye söyleniyor. Besin ilişkili anafilaksileri çok sık görmeye başladık. Sadece ülkemiz için değil tüm dünyada bu şekilde artık besin alerjileri çok daha ağır, daha komplike tablolarla gelmekte. Alerjik şok eğer tanınmazsa geç tedavi edilirse, adrenalin hemen uygulanmazsa o zaman ölümcül" diyerek uyardı.


Dünyada ve Türkiye’de arttığı belirtilen şehirleşme ve sanayileşme, hava kirliliğiyle birlikte işlenmiş gıdaların sıklıkla tüketimi, yoğun ilaç kullanımı gibi durumların bağışıklık sistemini etkilediğine dikkat çeken uzmanlar, alerjilere karşı uyardı. Türk Pediatri Kurumu Yönetim Kurulu Üyeleri, İstanbul Üniversitesi- Cerrahpaşa Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden Çocuk Alerji ve İmmünoloji Uzmanı Doç. Dr. Esra Yücel ile Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Çocuk Alerji ve İmmünoloji Uzmanı Prof. Dr. Metin Aydoğan, alerjilerin nedenleri ve dikkat edilmesi gerekenleri sıralarken ailelere önemli tavsiyelerde bulundu.



"Annelerimiz ne kadar sağlıklıysa çocuklarımız da o kadar sağlıklı doğuyor"


"Annelerimiz ne kadar sağlıklıysa çocuklarımız da o kadar sağlıklı doğuyorlar" diyerek sözlerine başlayan Prof. Dr. Metin Aydoğan, "Annenin florası, bağırsak mikropları direkt çocuğa geçiyor, bağışıklık sistemi şekilleniyor. Ona göre de alerjik bir çocuk mu, sağlıklı bir çocuk mu oluyor. Çocuklarımızı ve annelerimizi nasıl sağlıklı tutacağız, her şeyden önce abur cuburdan, bütün paketli yiyecek içeceklerden uzak durmaları lazım. 2’ncisi gereksiz antibiyotik kullanmayacağız. Her bir gereksiz antibiyotik anne ve çocuğumuzun floralarını darmadağın ediyor. Ev içi ve ev dışı kirlilikleri önlememiz, sigaradan kesinlikle uzak durmamız lazım. Kargodan gelen paketlerin kesinlikle evde açılmaması lazım. Bulaşık makinelerinin içine parlatıcı, çamaşır makinelerinin içine de yumuşatıcı koymamamız gerekiyor. Bu şekilde çocuğumuzun alerjik olma oranını en aza indirme imkanı bulabileceğiz" şeklinde konuştu.



"Katkı maddelerinin birçok alerjik hastalığa zemin hazırladığını söyleyebilirim"


Sözlerini sürdüren Prof. Dr. Aydoğan, "Türkiye’deki besin alerjisi sıklıklarıyla ilgili çok çalışma var, sonuçlarında en çok inek sütü alerjisi var. 2’nci yumurta, 3’üncü ağaç yemişleri. ABD’de çocuklar da en çok fıstık alerjisi varken bizde ise süt alerjisi daha fazla. Cips, kolalı içecekler, hazır meyve suları, salam, sosis, sucuk, ketçap, mayonez gibi yiyeceklerin çocuklar tarafından tüketilmemesi gerekiyor. Paketli yiyeceklerin içerisindeki katkı maddelerinin çocukların bağırsak epitel bariyerlerini bozarak birçok alerjik hastalıklara zemin hazırladığını söyleyebilirim. Hem hamile annelerimizin hem çocuklarımızın kesinlikle uzak durması lazım. Bu konunun anne babaların birinci öncelikleri olması lazım. Doğal beslenmeleri lazım, sağlıklı büyümeyi gösteren en çok Akdeniz tipi beslenme" dedi.



"Bazı virüsler ilk 10 ayda, bazıları 2 yaşta geçirildiğinde astım sıklığını artırıyor"


Astımla ilgili konuşan Aydoğan, "Türkiye’de genel olarak yüzde 6 ile 10 arasında bir sıklık var, Orta Anadolu Bölgesi’nde daha düşük, nem oranı daha yüksek olan Marmara’da daha yüksek bir oran söz konusu. Sigaranın bir çocuk, anne için zehirden bir farkı olmadığını bilmemiz lazım. İlk 1-2 yaşlarında karşılaşılan enfeksiyonlar da alerjik hastalıkların sıklığını artırabiliyor. Bazı virüsler ilk 1 yılda, bazıları ilk 10 ayda, bazıları da ilk 2 yaşta geçirildiğinde astım sıklığını artırıyor. 2 yaştan önce kreşe giden çocukların riskinin her virüs için değil, astım riskini artırdığı kanıta dayalı olarak gösterilmiş. Annelerimizin iş hayatıyla ilgili bir dinamikleri var, çok kolay değil ama olabildiği kadar o dönemlerde kalabalık, çocukların enfeksiyon geçireceği ortamlarda olmamalarını sağlamalarında fayda var. Annenin bağırsak florasının çocuğu birebir etkilediği gösterilmiş, o nedenle anne ne kadar sağlıklı beslenirse ne kadar antibiyotikten uzak kalırsa, sağlıklı olursa çocuğun dünyaya attığı ilk adımı daha sağlıklı hale getirebilir" şeklinde konuştu.



"Besin ilişkili anafilaksileri çok sık görmeye başladık"


Geçmişten bu güne alerjik hastalıklarla ilgili konuşan Doç. Dr. Esra Yücel, "90’lı yıllardan sonra astım çocukluk çağının ilk alerjik hastalık pandemisiydi. Şimdi besin alerjileri için 2’nci pandemi diye söyleniyor. Besin ilişkili anafilaksileri biz de artık çok sık görmeye başladık. Sadece ülkemiz için değil tüm dünyada bu şekilde artık besin alerjileri çok daha ağır, daha çoklu besin alerjisi gibi daha komplike tablolarla karşımıza gelmekte. Ülkemizden bununla ilgili yapılan bir çalışmada da özellikle besin alerjili çocukların yüzde 16’sının ilk reaksiyonu anafilaksi şeklinde olmuş. İngiltere’den yapılan çalışmalar da benzer gözlemi gösteriyor. Bu çocuklarda acil başvuruları özellikle ilk reaksiyon olarak anafilaksi olabilmekte. Besin ilişkili anafilaksi yaşayan hastalarda mutlaka kaçınma önlemlerini aileyle konuşuyoruz. Etiket okuma, besin güvenliğini sağlayabilmek önemli" şeklinde konuştu.



"Adrenalin oto enjektörleri yanlarında olmalı"


‘Bazı ortamlarda hastaların kazayla alerjisi bulunan besinle karşılaşmaları da tabi ki mümkün’ diyen ve bu durumda yapılması gerekenler hakkında bilgi veren Doç. Dr. Yücel, "Böyle durumlarda acil müdahalenin yapılmasına kadar olan o kritik süreyi geçirmemek adına uygulamaları gereken adrenalin oto enjektörleri hastaların yanında olmasını öneriyoruz. Hastaya ne yapması gerektiğini öğretiyoruz. Uygun yerden uygun şekilde uygulamasını istiyoruz, sonrasında ilgili sağlık kuruluşuna müracaatını özellikle 112’yi arayarak bunu sağlamalarını öğretiyoruz. Koruyucu önlemlerle ilgili anne beslenmesi çok önemli. Bebeğin ilk 6 ay mutlaka anne sütüyle beslenmesi, alerjik hastaların azaltılmasında güzel bir önlem olabilir. Bebeğin sezaryenle doğuma göre vajinal yolla doğması alerjik hastalıkların azalmasına neden olabilir. Çocuğun temiz havada, doğal besinlerle beslenmesi, aşırı işlenmiş besinleri çok fazla tüketmemesi, bağırsak mikrobiyomunun sağlıklı olması alerjik hastalıkların gelişmemesi adına faydaları olacaktır" dedi.



"Alerjik şok tanınmaz, adrenalin hemen uygulanmazsa ölümcül"


Alerjisi bulunan bireylerin tatil noktaları vb. alanlarda yiyeceklerle temasına ilişkin konuşan Doç. Dr. Yücel, "Açık büfelerle ilgili en büyük risk, besinlerin birbirine çok temas etmesi. Hazırlayan kişilerin bu konudaki özeni hakkında ailelerin bilgi sahibi olmamaları, restoran ve çalışanların besin alerjisi konusundaki bilgilerinin, farkındalıkların ne durumda olduğunu bilemememiz. Ailelerin içeriğinden emin olmadıkları besini çocuklarına tükettirmemeleri en güvenli olmalarını sağlayacak yollardan bir tanesi. Alerjik şok eğer tanınmazsa, geç tedavi edilirse, adrenalin hemen uygulanmazsa o zaman ölümcül ya da ölüme yakın, çok ağır bir tabloyla karşı karşıya bırakabilir. Yumurta alerjili bir genç kızımız, doğum günü pastasında içeriğini sorgulatmasına rağmen tüketimi sonrası çok ağır bir alerjik şok nedeniyle kaybedilmişti. Örneğin, nar tükettikten sonra yoğun bir egzersiz sonrası anafilaksi geçiren bir hastamız olmuştu. Böyle nadir durumlarda olabiliyor. Alerjide sıklık özellikle inek sütü ve yumurta ülkemiz için kuru yemişler ceviz ve fındık, Antep fıstığı, kaju, susam, bakliyatlar ve deniz ürünleri" ifadelerini kullandı.



Çocuklarda alerjiye dikkat: "Besin ilişkili anafilaksileri çok sık görmeye başladık"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Gaziantep’te vatandaşlar hala şokta: Çatılar uçtu, araçlar zarar gördü, evler hasar aldı, ağaçlar söküldü Gaziantep’te etkili olan süper hücre fırtınası sonrası yaralar sarılmaya çalışılırken afetten etkilenen vatandaşlar ilk kez böyle bir durumla karşılaştıklarını söyleyerek hala şok yaşadıklarını ifade etti. Misafirlikteyken çatı uçması ve balkon yıkılması nedeniyle aracı hurdaya dönen bir vatandaş ise yetkililerden yardım istedi. Gaziantep genelinde önceki gün "süper hücre" fırtınası etkili oldu. Bir anda bastıran fırtına kentin pek çok noktasında hayatı felç etti. Fırtınayla birlikte etkili olan yağmur, dolu, hortum ve rüzgar, cadde, sokaklar ve köprü altlarını göle çevirdi. Yaklaşık yarım saat süren fırtınada çatılar uçtu, dereler taştı, araçlar zarar gördü, evler hasar aldı, ağaçlar söküldü. Fırtınanın etkisiyle 23 kişinin yaralandığı kentte olayın şokunu atlatmaya çalışan vatandaşlar ise ilk kez böyle bir durumla karşılaştıklarını söyledi. Misafirlik için gittiği yerde afete yakalanan ve çatı uçması-balkon yıkılması nedeniyle aracı hurdaya dönen bir vatandaş ise yetkililerden yardım istedi. "Korkunç şeyler oldu, bina yakılacak zannettik" Afete misafirlikte yakalandığını söyleyen ve çok korktuklarını belirten Taner Güler isimli vatandaş, "Ben bu mahallede oturmuyorum, misafirliğe gelmiştim buraya. Yukarı çıktık, ben de site içerisine koydum aracımı. Burayı pek bilmiyorum. Yukarı çıktık, yarım saat sonra hava akşam olmuş gibi karardı. Yani inanılmaz korkunç şeyler oldu. Kabus gibi bir şeydi, yani biz bina yakılacak zannettik. İçerden pencereleri tuttuk" dedi. "Balkon yıkılması ve çatı uçması sonucu aracım ağır hasar aldı" Afetin etkisiyle balkon yıkılması ve çatı uçması sonucu aracının ağır hasar aldığını da belirten Güler, "Daha sonra aşağı indik vaziyet bu. Yani biz de bilemedik nasıl olduğunu. Üzerine çatı parçaları düşen araç benim, o an ikinci bir depremi yaşamış gibi olduk burada. O durum anlatılmaz yaşanır diyebilirim. Balkonlar falan hep yığılmış aracın üzerine. Yani araç çalışır vaziyette değil. Şu an durum bu. Mağdurum, yetkili yerlere gittim. Herkes birbirinden habersiz diyebilirim yani. Bugün kaymakamlığa gittim, şu an kaymakamlığının gelmesini bekliyorum. Belediyeye, valiliğe ve karakola gittim. Şu an mağdurum ve bekliyorum" ifadelerini kullandı. "Bu yaşıma kadar ilk defa böyle bir felaket gördüm, her tarafta deprem etkisi vardı" Aynı binada oturan ve fırtınaya yolda yakalandığını söyleyen Settar Yalçın ise "O gün misafirlik için köyüme gitmek üzereydim. Fakat o felaketin yaşandığı anda yoldaydım ve bir yere gidemedim. Bu yaşıma kadar ilk defa böyle bir felaket gördüm. Evime geri döndüğümde ise her taraf depremin bıraktığı etkiyle aynı olmuştu. Çatılar uçtu, binalar ve araçlar hasar gördü. Yetkililer geldi, incelemede bulundu. Tutanaklar tutuldu. Herkese geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum" diye konuştu.
Kocaeli Kurbanlıkta küpe, yaş ve sağlık uyarısı Kocaeli Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Mehmet Bostancı, yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde vatandaşları hastalıklı, küpesiz ve yaş kriterini taşımayan hayvanların satın alınmaması konusunda uyardı. Yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde açıklamalarda bulunan Kocaeli Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Mehmet Bostancı, "Kurban Bayramı halk sağlığı, hayvan sağlığı, hayvan refahı ve ekonomik boyutları olan bir organizasyondur, böylesine karmaşık ve oldukça kısa bir sürede gerçekleşen organizasyonun sağlıklı ve huzur içerisinde geçmesi için ciddi önlemler alınmalıdır. İçinde veteriner hekimlerin görev aldığı kurumlar başta olmak üzere, diğer Kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum örgütlerinin beraber oluşturacağı politikalarla sağlıklı şekilde yürütülebilir. Büyük önemi bulunan gıda güvenliği, kurbanın kesimi, kesim yerleri, kesecek kişilerin sağlığı, hayvan nakilleri, araçların dezenfeksiyonu çok daha fazla dikkatli ve kurallara tam uyumla yürütmemiz gereken süreç haline gelmiştir" dedi. "Kurbanlık, satış yerlerinden veya doğrudan hayvancılık işletmesinden alınmalıdır" Kurban hizmetleri süresince kurbanlık hayvan tedarikinde, nakillerinde, satış ve kesim yerlerinde hayvan sağlığı, hayvan refahı, veteriner halk sağlığı ve çevre sağlığı açısından herhangi bir risk ve aksaklık yaşanmaması için "2026 Yılı Kurban Hizmetlerinin Uygulanmasına Dair Tebliğ" kapsamında iş ve işlemler yürütüldüğüne dikkat çeken Bostancı, "4 Mayıs tarihinde İl Kurban Hizmetleri Komisyonu tarafından alınan karar doğrultusunda, kurbanlık hayvanların satışına izin verilen yerlerde başlanabilecektir. Kurbanlık hayvanlar, hayvan pazarları, hayvan borsaları veya Kurban Hizmetleri Komisyonu’nca belirlenen kurbanlık satış yerlerinden veya doğrudan hayvancılık işletmesinden alınmalıdır. Buraların dışındaki yerlerden kurban alınmamalıdır" diye konuştu. "Kurbanlık pis kokulu ishal ve burun akıntısı olmamalı" Kurbanlıkların gebe olmaması ve büyükbaş hayvanların 2 yaşından, küçükbaş hayvanların ise 1 yaşından küçük olmaması gerektiğini vurgulayan Mehmet Bostancı, "Hayvanın besi durumu iyi olmalı, yeni doğum yapmış olmamalı, tüyleri karışık ve mat olmamalı, pis kokulu ishal ve burun akıntısı olmamalı, çevreye karşı aşırı tepkili veya duyarsız olmamalı, iştahının iyi olması, yem ve suyu yemesi gerekmekte, topallık olmamalıdır. Aşırı zayıf olmamalıdır. Üretimin devamlılığı açısından dişi damızlık hayvan kesimi tercih edilmemelidir" şeklinde konuştu. "Küçükbaş hayvanlarda kulak küpesi, pasaport ve sevk raporlarının bulunması zorunludur" Büyükbaş hayvanlarda, hayvanın Tarım ve Orman Bakanlığı kayıtlarında bulunduğunu gösteren kulak küpesi, pasaport ve veteriner hekim tarafından muayene edildiğini belgeleyen sevk raporunun bulunması gerektiğinin altını çizen Bostancı, "Küçükbaş hayvanlarda kulak küpesi, pasaport ve sevk raporlarının bulunması zorunludur. TARIMCEBİMDE uygulaması sayesinde, hayvanın kulak küpe numarası girilerek; ırkı, yaşı, cinsiyeti, sahibi ve uygulanan koruyucu aşılar gibi bilgilere erişim sağlanabilmektedir. Kulak küpesi bulunmayan hayvanlar kesinlikle satın alınmamalıdır" ifadelerini kullandı.
Tekirdağ Sürücülere net mesaj: "Direksiyondayken ekrana değil yola bak" Trafik Haftası kapsamında Tekirdağ’da yapılan uygulamada, sürücülere direksiyon başında telefon kullanımının tehlikelerine dikkat çekilerek bilgilendirme yapıldı. Yeşilay Tekirdağ Şube Başkanlığı ile Tekirdağ İl Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Şubesi ekipleri, İstanbul Yolu TOKİ uygulama noktasında ortak bir denetim gerçekleştirdi. Trafik kontrolü sırasında araçlar tek tek durdurulurken, sürücülere özellikle araç kullanırken cep telefonu ile ilgilenmemeleri konusunda uyarılarda bulunuldu. Ekipler tarafından hazırlanan bilgilendirici broşürler sürücülere dağıtılırken, dikkat dağınıklığının kazalara davetiye çıkardığı vurgulandı. Uygulamada sürücülerle birebir iletişim kurularak, kısa süreli ekran kullanımının dahi ciddi riskler oluşturduğu anlatıldı. Konuyla ilgili gazetecilere açıklamalarda bulunan Yeşilay Tekirdağ Şube Başkanı Zafer Soykırlı, ‘’Bu hafta trafik haftası bizde trafik haftası nedeniyle Yeşilay olarak tütün, alkol, teknoloji ve kumar bağımlılığı ile mücadele ediyoruz. En önemli bağımlılıklardan bir tanesi de ekran bağımlılığı. Maalesef günlük hayatımızın dışında araç kullanırken de ekrana bağımlı oluyoruz. Biz diyoruz ki ‘Direksiyondayken Ekranda Değilim’ artık direksiyondayken ekranı bırakıyoruz, telefonla ilgilenmiyoruz. Çünkü yapılan bilimsel çalışmalar şunu gösteriyor ben ne kadar iyi bir sürücüyüm? çok profesyonel bir sürücüyüm de desem. Sizin telefona baktığınız anda 0,5 saniyelik bir intikal süreniz uzuyor bu da sizin 60 km hızla giden bir aracın frene bastığınızda 15 metre geç frenleme yapıyor. Artık bunun 100-110 km ye çıktığınızda kaza kaçınılmaz oluyor. Öncelikle kendi canınız için, sevdikleriniz için, üçüncüsü de hiç tanımadığınız insanlar için lütfen direksiyon başında telefon kullanmayın" dedi.