EKONOMİ - 19 Eylül 2025 Cuma 10:21

Engebeli arazide tropikal meyve başarısı: 104 dönümlük serada 20’den fazla çeşit meyve yetiştiriliyor

A
A
A
Engebeli arazide tropikal meyve başarısı: 104 dönümlük serada 20’den fazla çeşit meyve yetiştiriliyor

Antalya’nın Alanya ilçesine bağlı Güney Mahallesi’nde, 104 dönümlük engebeli arazi üzerinde kurulu seralarda tropikal meyve üretimi tüm hızıyla devam ediyor. Muzdan avokadoya, mangodan papayaya kadar birçok tropikal meyve, zorlu coğrafi ve iklim durumlarına rağmen başarıyla yetiştiriliyor. Bu seralarda genellikle Afrika bölgesinde yetişen kahve ve kakao ağaçları da ekilerek farklı meyveler elde edilmeye çalışılıyor.


Akdeniz bölgesinin en önemli tropikal meyve üreticiliğinin yapıldığı yerlerden Alanya’da zorlu engebeli arazilerde üretilen meyveler tüketicilerin sofraları ile buluşuyor. Alanya’nın Güney mahallesinde 104 dönüm engebeli arazide kurulan devasa seralarda üretilen meyveler hem yurt pazarında hem ise ihracatta önemli rol alıyor.


Engebeli araziler seraya dönüştürüldü


Bölgenin doğal yapısı itibarıyla düz tarım arazilerinin kısıtlı olduğu Güney Mahallesi’nde, yıllar önce başlatılan arazi ıslah ve düzenleme çalışmaları ile tarıma elverişli hale getirilen 104 dönümlük alan, bugün modern seralara ev sahipliği yapıyor. Engebeli arazilerin üzerine özel olarak inşa edilen bu seralar, yer yer eğimli araziler üzerine kurularak maksimum alan kullanımı sağlıyor. Seralarda kullanılan sistemler, hem üretim verimliliğini artırıyor hem de iklim şartlarına karşı bitkilerin direncini yükseltiyor.


Sıcaklıklar 46 dereceye ulaşıyor


Gün içerisinde seraların iç sıcaklığının 46 dereceyi bulduğu görülürken, bu zorlu iklim şartlarına rağmen tropikal ürünler başarıyla yetiştiriliyor. Özellikle yaz aylarında yüksek sıcaklık nedeniyle üreticilerin çalışma saatleri sabah erken saatlere ve akşam serinliğine göre ayarlanıyor. Üreticiler, bitkilerin sıcak hava stresinden etkilenmemesi için sulama ve gölgelendirme sistemlerini titizlikle kullanıyor.


Organik gübre ve doğal sulama sistemi kullanılıyor


Serada yetiştirilen tüm ürünlerde organik gübreleme yöntemleri tercih ediliyor. Kimyasal kullanmadan gerçekleştirilen bu üretim modeli, hem çevreyi koruyor hem de ürünlerin kalitesini artırıyor. Ayrıca serada ihtiyaç duyulan sulama, bölgeye özgü bir yöntemle sağlanıyor. Yer altı suları özel havuzlarda depolanarak filtreleniyor ve damla sulama sistemi ile meyvelere ulaştırılıyor. Bu sayede hem su israfı önleniyor hem de her bitkiye ihtiyacı kadar su verilerek verimlilik artırılıyor.


Enerji güneşten, katkı ekonomiye


Güney mahallesindeki 104 dönüm arazinin üzerine kurulan seranın elektrik ihtiyacı ise tamamen güneş panellerinden karşılanıyor. Seranın kenarlarına kurulan geniş güneş enerji sistemi sayesinde hem elektrik tasarrufu sağlanıyor hem de fazla üretilen enerji devlete satılarak gelir elde ediliyor.


Hem iç piyasaya hem ihracata


Yetiştirilen tropikal meyveler, hasat sonrası hem iç piyasada tüketiciyle buluşuyor hem de yurt dışına ihraç ediliyor. Özellikle muz ve avokadonun yurt dışı talebi artarken, papaya ve mango gibi daha özel ürünler ise butik pazarlara gönderiliyor. Bu sayede hem bölge üreticisi kazanıyor hem de Türkiye ekonomisine katkı sağlanıyor. Alanya’nın tropikal tarımda önemli bir merkez haline geldiğini belirten üreticiler, son yıllarda iklim değişikliği ile birlikte bu tür ürünlere olan ilginin arttığını ifade ediyor. Seracılıkta kullanılan modern teknikler ve doğal üretim yöntemleri sayesinde ürünlerin kalitesinin her yıl daha da arttığı belirtiliyor.


Alanya tropikal meyve üreticileri birliği başkanı ve aynı zamanda Güney mahallesinde bulunan 104 dönüm seraların işletme sahibi olan Ali Hüddoğlu ‘’ Benim bahçemde 20’den fazla çeşit var. Bölgemizde 40’tan fazla tropikal meyve üreticiliği var. Üreticilerimiz ürettiği ürünlerden memnun. Bizler bu işi aşk ile yapıyoruz. Atamızdan gelen bu çiftçiliği yerine yetirmeye çalışıyoruz. Bizim ek işimiz değil tek işimiz tropikal meyve üretmek. İthal gelen tropikal meyvelerde zorlandığımız dönemler oluyor. Yetkililerden yerel üreticileri ve yerli üretimi desteklemelerini istiyoruz. Hasat döneminde yurt dışından gelen meyvelere gümrük vergisi ve ek kısıtlama getirilmesini talep ediyoruz. Bahçemizden papaya 70 lira, muz 50 lira, avokadonun kilogramı 150 lira, ejder meyvesinin kilogramı ise 200 liradan gönderiyoruz’’ dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Oyuncu Serenay Sarıkaya sağlık kontrolünden geçirildi Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca, ünlülere yönelik uyuşturucu kullanımına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan oyuncu Serenay Sarıkaya, hastaneye getirilerek sağlık kontrolünden geçirildi. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanımına ilişkin başlatılan soruşturma sürüyor. Soruşturma kapsamında İstanbul İl Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından Beşiktaş, Sarıyer, Beyoğlu, Kağıthane ve Üsküdar ilçeleri ile Muğla ilinde belirlenen 25 adrese operasyon düzenlenmişti. Operasyonda aralarında ünlü isimlerin de olduğu 20 şüpheli gözaltına alınmıştı. İl Jandarma Komutanlığı’nda sorguları tamamlanan 20 şüpheli, Seyrantepe Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde sağlık kontrolünden geçirilmiş ve ardından kan ve saç örnekleri alınmak üzere Adli Tıp Kurumu birimlerine sevk edilmişti. Kan, saç ve idrar örneği veren şüphelilerden 9’u serbest bırakılırken, 11’i adliyeye sevk edilmiş, şüpheli Mehmet Rahşan ise tutuklanmıştı. Serenay Sarıkaya sağlık kontrolundan geçirildi Öte yandan, yurt dışından döndüğü belirlenen ve hakkında gözaltı kararı bulunan oyuncu Serenay Sarıkaya, bugün jandarma ekipleri tarafından gözaltına alındı. Jandarmadaki işlemlerinin ardından Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesine getirilen ünlü oyuncu sağlık kontrolünden geçirlidi. Ünlü oyuncunun uyuşturucu kullanımına ilişkin testlerinin yapılması için Adli Tıp Kurumu’na sevk edildiği öğrenildi.
İstanbul Bakıma götürdüğü sıfır aracında, sök tak ve boya işlemleri olduğunu öğrendi: Hukuki süreç başlattı İstanbul’da yaşayan Rıdvan Bay, engelli çocuğu adına ÖTV muafiyetiyle satın aldığı sıfır kilometre aracını bakım için bıraktığı Toyota yetkili servisten teslim aldıktan sonra araçta boya ve işlem izleri fark etti. Servisin iddiaları kabul etmediğini belirten Bay, ekspertiz raporunda araçta boya ve sök-tak işlemleri tespit edildiğini belirterek hukuki süreç başlattı. Avukat Burhan Kaan Bay, kazanın ardından müvekkiline bilgi verilmediği iddia ederek, "Asıl sorun bilgi verilmeden onarım işlemlerinin yapılması. Burada sadece bir servis kusurundan bahsetmiyoruz. Burada ciddi bir güven ihlali var. Biz bu durumla alakalı gerek ekspertiz raporu gerekse bilirkişi raporlarıyla konuyu ispat edip yargıya taşıyacağız. Olay aslında ortada olmasına rağmen yetkili servis bunu inkar ediyor. Ancak bu durum yargıda elbet ispatlanacaktır" dedi. İddiaya göre, Rıdvan Bay, 2025 yılında engelli çocuğu adına ÖTV muafiyeti kapsamında sıfır kilometre araç satın aldı. Bay, en son aracını fren balatalarından gelen ses ve araç iç aksamındaki gürültü şikayeti nedeniyle Bahçelievler’de bulunan Toyota yetkili servise bıraktı. Kendisine işlemlerin aynı gün içerisinde tamamlanacağının söylendiğini bildiren Bay, aracın çeşitli gerekçeler öne sürülerek üç gün serviste tutulduğunu iddia etti. 3 gün sürmesine rağmen aracın bakımdan bir günde çıkarıldığı şeklinde belge düzenlendiğini aktaran Bay, süreç boyunca servis yetkilileriyle görüştüğünü ve kendisine yol testi yapılamadığı ve ustanın serviste olmadığı yönünde açıklamalar yapıldığını belirtti. Aracını üçüncü günün sonunda teslim aldığında ise mesai saatinin sona erdiğini ve aracın yalnızca otopark görevlisi tarafından teslim edilebileceği bildirildi. Aracın bazı bölümlerinde izler ve lekelenmeler fark ettiğini ifade eden Bay, duruma ilişkin net bir açıklama yapılmadığını öne sürdü. Aracı teslim ettiğindeki sorunların devam ettiğini söyleyen Bay, daha sonra araçlardan anlayan bir arkadaşının uyarısı üzerine araçta boya işlemi yapılmış olabileceğinden şüphelendiğini ifade etti. Bunun üzerine yeniden yetkili servise giderek boya ölçüm testi talep ettiğini belirten Bay, yapılan ölçümlerde araçta boya olduğunun söylendiğini iddia etti. Servisin durumu kabul etmediğini öne süren Bay, daha sonra bir ekspertiz firmasına başvurdu. Ekspertiz raporunda aracın çeşitli bölümlerinde boya ve sök-tak işlemleri bulunduğunun tespit edildiğini belirten Bay, bakımı yapan kişinin de işten çıkarıldığını öğrendiklerini belirtti. Bay, olay sonrası avukatıyla birlikte hukuki süreç başlattı. "Aracımı 20’si teslim edip 23’ü teslim aldım" 2025 yılında ÖTV muafiyeti kapsamında engelli çocuğu adına sıfır kilometre araç satın aldığını aktaran Rıdvan Bay, "İstanbul Eyüpsultan’da bulunan yetkili bayiden aracımı sorunsuz şekilde teslim aldım. Bahçelievler’de ikamet ettiğim için evime yürüme mesafesinde bulunan yetkili servisi tercih ettim. Aracımın tüm bakımları ve yaşadığı teknik sorunlarla ilgili bugüne kadar başvurduğum tek yer bu yetkili servis oldu. 20 Şubat tarihinde aracımı balatalarından gelen ses ve araç iç aksamındaki gürültü şikayetleri nedeniyle servise teslim ettim. Aynı gün teslim edilmesi gereken araç, çeşitli gerekçeler sunularak ancak üç gün sonra teslim edildi. Bu süreç boyunca servis ile sürekli iletişim halindeydim. Bana önce yol testine çıkılamadığı, ardından ustanın gelmediği söylendi. Üçüncü günün sonunda, bayinin kapanış saatine yakın bir zamanda aranarak aracımı teslim alabileceğim bildirildi. Aracımı 20’si teslim edip 23’ü teslim aldım. Bayiye gittiğimde mesai saati sona ermişti ve muhatap olabileceğim hiçbir yetkiliyi bulamadım. Aracımı otopark görevlisinden teslim aldım. Aracın yanına gittiğimde bazı bölgelerde izler ve özellikle far çevresinde lekelenmeler olduğunu fark ettim. Durumu sorduğumda net bir açıklama yapılmadı, sadece ’arayıp sorarsınız’ denilerek araç tarafıma teslim edildi" dedi. "Biz böyle bir işlem yapmayız, isterseniz hukuki yola başvurabilirsiniz" şeklinde cevap verildi Bayiden çıkan aracındaki sorunların devam ettiğini söyleyen Bay, "Problemlerinin hiçbirinin giderilmediğini fark ettim. Ertesi gün servis danışmanını arayarak, aracın üç gün serviste kalmasına rağmen sorunların çözülmediğini ifade ettim. Bana uygun bir zamanda ustayla birlikte tekrar yol testine çıkılabileceği söylendi ancak danışman yıllık izne çıkacağını belirterek görüşmeyi sonlandırdı. Yoğun hastane süreci içinde olduğum için servise sürekli gidip gelme imkanım olmuyor. Daha sonra araçlardan anlayan bir arkadaşım, araç üzerindeki lekeleri inceleyince araçta boya işlemi yapılmış olduğunu söyledi. Arkadaşımın da tespiti üzerine iyice kuşku duydum. Ertesi sabah yetkili servise gidip boya ölçüm testi talep ettim. Ben gittiğimde anlamsız hareketler yapmaya başladılar. Durumun farkına vardığımı anladıklarında tavırlarının değiştiğini hissettim. Servis Müdür Yardımcısı Kerim bey geldi, içerdeki yoğunluğa rağmen ilk sıraya beni alıp öncelik tanıdılar ne hikmetse. Boya ölçüm testi yapıldı. Ölçüm sırasında sağ çamurluk ve sağ kapıda boya olduğu söylendi. Ben de aracımı yetkili servis dışında hiçbir yere götürmediğimi belirterek bu durumun nasıl gerçekleştiğini sordum. Ancak bana, ukala bir tavırla ’biz böyle bir işlem yapmayız, isterseniz hukuki yola başvurabilirsiniz’ şeklinde cevap verildi" diye konuştu. "Yetkili servislere de güvenemeyeceksek artık kime güveneceğiz bilmiyorum" Ardından Bahçelievler’de bulunan bir ekspertize giderek detaylı inceleme yaptırdığını söyleyen Bay, "Ekspertiz sonucunda sağ çamurluğun komple boyalı olduğu, şoför tarafı arka kapıda ise sök-tak işlemi bulunduğu ve iç-dış boyama yapıldığı tespit edildi. Diğer parçaların orijinal olduğu belirtildi. Ekspertiz raporunu aldıktan sonra avukatımla görüşerek hukuki süreci başlattık. Yetkili serviste boya tespiti yapıldığı sırada, o dönemde aracımla ilgilenen personelin çağrılmasını talep ettim ancak ilgili çalışanın işten çıkarıldığını öğrendim. Buna rağmen servis yönetimi durumu kabul etmedi ve sorumluluk almadı. Ben hasar tespiti yapılın, aracın değer kaybının karşılanması, mağduriyetimin giderilmesini istiyorum. Zaten olan olmuş. Bari gereken yapılsın. Sıfır kilometre bir araç satın aldım ve yalnızca yetkili servise teslim ettim. Aracıma büyük özen gösteriyorum, kapalı otoparkta tutuyorum ve servis dışında hiçbir yere götürmedim. Yetkili servislere de güvenemeyeceksek artık kime güveneceğiz bilmiyorum" dedi. "Müvekkilin aracında yapılan işlemlerde her yönden şaibeler mevcut" Asıl meselenin, kazanın ve onanırım bilgisinin müvekkiline verilmediğini iddia eden Avukat Burhan Kaan Bay, "Burada sadece bir servis kusurundan bahsetmiyoruz. Burada ciddi bir güven ihlali var. Biz bu durumla alakalı gerek ekspertiz raporu gerekse bilirkişi raporlarıyla konuyu ispat edip yargıya taşıyacağız. Hem müvekkilimin zararlarının giderilmesi noktasında hem de ilgililerin gerekli yaptırımlara tabi tutulması noktasında süreci sonuna kadar takip edeceğiz. Zaten müvekkilin aracında yapılan işlemlerde her yönden şaibeler mevcut. İş emri numarasında araç üç günde teslim edilmesine rağmen aynı gün teslim edilmiş gibi belge düzenleniyor. Müvekkilin aracıyla ilgilenen çalışan işten çıkarılmış. Olay aslında ortada olmasına rağmen yetkili servis bunu inkar ediyor. Ancak bu durum yargıda elbet ispatlanacaktır" ifadelerini kullandı.
İstanbul TÜROFED ve İş Bankası’ndan konaklama sektörünü güçlendiren iş birliği İş Bankası ve konaklama sektörünün çatı örgütü TÜROFED, sektörün finansmana erişimini kolaylaştırarak ülke turizminin sürdürülebilir büyümesine katkı sağlamak amacıyla bir iş birliği protokolü imzaladı. Türkiye; iklim çeşitliliği, doğal güzellikleri, zengin tarihi ve kültürel mirası ile turizm sektöründe yüksek bir potansiyele sahip. Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) ve Türkiye İş Bankası da önemli gelir ve istihdam kaynakları arasında yer alan turizmin finansal yapısını güçlendirmek, ekosistemin uzun vadeli gelişimini desteklemek hedefiyle bir iş birliğine gitti. Marmaris’te Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Yılmaz ve TÜROFED Başkanı Erkan Yağcı’nın katıldığı imza töreniyle hayata geçirilen iş birliği çerçevesinde İş Bankası, turizm yatırımcılarının finansmana erişimini kolaylaştıran özel kredi paketleri, esnek vadeler, sezon nakit akışı döngüsüne duyarlı geri ödeme planları ve nakit akışına uyumlu yapılandırmalar sağlayacak. Kendi içinde turizme özel oluşturduğu yapılanmaya ve uzman ekiplere sahip Banka; sektörde otel yatırımcılarından işletmecilere uzanan geniş bir kitleye yönelik ürün ve hizmetler geliştirmeye devam edecek. Bütüncül bir finansal iş ortaklığı modeli Sektörel ihtiyaçlara göre şekillenen bütüncül bir finansal iş ortaklığı modeli örneği olan iş birliği ile geliştirilen finansman çözümleri, özellikle otel yatırımlarının uzun geri dönüş süreleri ve operasyonel dalgalanmalar dikkate alınarak tasarlandı. Bu sayede risk yönetimi maksimum seviyeye çıkarılırken işletmelerin finansal planlamaları daha öngörülebilir hale gelecek. "Sektörün rekabet gücü artacak" İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Yılmaz, ülkemizin gelişimi için kritik alanlardan ve ekonomik lokomotiflerden olan turizme stratejik önem verdiklerini belirterek, sektöre finansal çözümlerin yanı sıra ihtisaslaşmaya yönelik faaliyetleri; tarihi mirasımızı ve doğamızı korumak için gerçekleştirdikleri projelerle de destek verdiklerini söyledi. Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ayrı bir uzmanlık alanı olarak konumlandırdığımız turizme yatırım danışmanlığı, fizibilite desteği ve veri analitiği gibi alanlarda da hizmet sunarak katkı sağlamayı hedefliyoruz. Bu yaklaşımımız ile turizm profesyonelleri, standart bankacılık ürünlerinin ötesinde, doğrudan kendi ihtiyaçlarına hitap eden çözümlerle buluşuyor. TÜROFED ile kurduğumuz bu güçlü iş birliği ise sektörün kurumsallaşması, küresel rekabet gücünün artması ve uluslararası ölçekte daha sürdürülebilir bir büyüme modeline geçmesine katkı sağlayacak." "Geleceğin turizm anlayışını şekillendirecek" TÜROFED Başkanı Erkan Yağcı ise İş Bankası ile hayata geçirilen iş birliğinin Türkiye’nin dört bir yanındaki otel yatırımcıları ve işletmecilerin finansmana erişimini kolaylaştıracağını belirtti. Yerel ekonomiler için daha fazla değer oluşturan bu modelin istihdamın güçlenmesine ve turizm gelirlerinin niteliğinin artırılmasına da katkı sunacağını belirten Yağcı, şöyle dedi: "Sektörün sürdürülebilir büyümesi için atılan bu adım, yalnızca bugünün ihtiyaçlarına yanıt vermekle kalmıyor; geleceğin turizm anlayışını şekillendirecek finansal altyapının da temelini oluşturuyor. Bu yeni dönem, Türkiye turizminin değer odaklı büyüme hedeflerine ulaşmasında ve küresel rekabet gücünü artırmasında önemli bir kaldıraç etkisi oluşturacak"