SPOR - 01 Haziran 2025 Pazar 11:47

Engel tanımayan çift 2028 olimpiyatlarında Türk bayrağını dalgalandırmak istiyor

A
A
A
Engel tanımayan çift 2028 olimpiyatlarında Türk bayrağını dalgalandırmak istiyor

Yürüyerek başladığı hayatı 20 yaşından itibaren tekerlekli sandalyeyle sürdüren 29 yaşındaki Simge Elif Öztürk, halterle tanıştıktan sonra yeniden ayağa kalktı. Şimdiki en büyük hedefi milli takım formasıyla 2028 olimpiyatlarına katılmak olan Öztürk, "8 yıldır bu sporu yapıyorum, artık milli takım formasıyla yarışmayı hayal ediyorum" ifadelerini kullanırken, dünya rekoru sahibi eşi Faruk Öztürk ise, "Şimdi hedefim 2028 Olimpiyatları ve ardından genç sporculara destek olmak" dedi.


Antalya’da yaşayan dünya ve Avrupa şampiyonu bedensel engelli milli halterci Faruk Öztürk (27) ile eşi Simge Elif Öztürk (29), 11-12 Haziran’da Kırıkkale’de yapılacak Türkiye Şampiyonası’na katılmak üzere antrenmanlarını sürdürüyor. Hayatları sporla kesişen çift, sadece madalya kazanmak için değil, engelli bireyler için farkındalık oluşturmak amacıyla da mücadele ediyor.



"Yürüyordum, sonra engelli oldum, halterle hayata yeniden başladım"


Anne karnında omuriliği gelişmeyen Simge Elif Öztürk, 2016 yılına kadar yürüyebildiğini, geçirdiği ameliyatın ardından tekerlekli sandalye kullanmaya başladığını dile getirdi. Fizik tedavi sürecinde tanıştığı halterle yaşamının değiştiğini belirten Öztürk, "Kaslarımı kuvvetlendirmek için başlamıştım ama halterle hayata yeniden başladım. Bu spor bana hem fiziksel güç hem de özgüven kazandırdı" ifadelerini kullandı.


Spora başladığında ailesinin itirazları olduğunu aktaran Öztürk, "İlk başta etrafımdaki insanlar ve özellikle ailem bu sporu yapabileceğimi hiç düşünmediler. Sağlığımın olumsuz etkileneceğini düşündüler. Ama azmettim, başardım. Şimdi en büyük destekçim onlar" dedi.


67 kiloda yarışan Öztürk, 2023 ve 2024 Türkiye Şampiyonalarında birincilik elde ettiğini söyleyerek, "Haziran ayındaki şampiyona milli takım seçmesi olacak. 8 yıldır bu sporu yapıyorum, artık milli takım formasıyla yarışmak istiyorum. Milli forma giymek en büyük hayalim" diye konuştu.



Yoldan çeviren hocası, dünya rekoruna ulaştırdı


Faruk Öztürk ise haltere lise yıllarında, bir teneffüs sırasında antrenörü Ekrem hocayla tanışarak başladığını söyleyerek, şu ifadelere yer verdi: "Hüsniye Özdilek Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde okuyordum. Ekrem hocamız beni yanına çağırdı. Naim Süleymanoğlu, Halil Mutlu gibi isimlerden bahsetti. ‘İlk adımı atalım, sonrası gelir’ dedi. Ben de sözüne inandım. Okulun alt katındaki salonda antrenmanlara başladım."


Spina bifida hastalığı nedeniyle doğuştan engelli olduğunu ifade eden Faruk Öztürk, 2015’te Avrupa ikinciliği elde ettiğini, ardından milli sporcu unvanı aldığını aktardı. 2017 yılında dünya şampiyonasında hem dünya hem Avrupa rekoru kırarak şampiyon olduğunu dile getiren Öztürk, "Rekorum hala kırılamadı. +107 kiloda, sınırsız sıklette yarışıyorum" diye konuştu.


2024 Paris Olimpiyatları hedefinin, son iki hafta kala yaşadığı omuz yırtığı nedeniyle gerçekleşmediğini aktaran Öztürk, "Bir kiloyla İngiliz rakibim beni geçti ve olimpiyat kotası onun oldu. Nasibimde yokmuş. Şimdi hedefim 2028 Olimpiyatları ve ardından genç sporculara destek olmak" dedi.



Salon arkadaşlığı, hayat arkadaşlığına dönüştü


Simge Elif ve Faruk Öztürk, 2018 yılında fizik tedavi sürecinde tanıştı. Faruk Öztürk, "Fizyoterapistimiz vesile oldu. Spor salonumuza davet ettim. Bir gün geldi, iki gün geldi. Sonra ‘Yapamayacağım’ dediğinde, ‘Daha iyisini yapabilirsin’ diyerek destek oldum" ifadelerini kullandı.


Simge Elif Öztürk ise, "Faruk, aslında ilk spora başladığımda öncümdü diyebilirim. Çünkü hiç bu kadar ağırlık kaldıran biriyle karşılaşmamıştım açıkçası. O zamandan itibaren hoşlanmaya başladım. Sonrasında da aşka dönüştü. 2023 yılında birlikteliğimiz başladı ve nişanlandık. Daha sonrasında da 2025 yılının nisan ayında evlendik. Onun düştüğü zaman ben destek oluyorum, benimkilerde o. Psikolojik, fiziksel olarak bizi bizden başka kimse anlayamaz" diye konuştu.



"Olimpiyata birlikte gitmek istiyoruz"


Simge Elif ve Faruk Öztürk, Antalya Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü bünyesinde lisanslı olarak yarışıyor. Haziran ayında Kırıkkale’de yapılacak Türkiye Bedensel Engelliler Halter Şampiyonası’na birlikte hazırlanan çiftten; Faruk Öztürk +107 kiloda, Simge Elif Öztürk ise 67 kiloda mücadele edecek.


Olimpiyat hedefini de paylaşan Simge Öztürk, "Olimpiyat en çok istediğim şey. 2028 Olimpiyatları’nda eşimle birlikte yer almak istiyorum" şeklinde konuşurken, Türkiye Şampiyonası’na kadar yoğun bir şekilde hazırlıklara devam edeceklerini söyleyen Faruk Öztürk, "Bu mücadele sadece madalya için değil. Engelli bireylerin toplumda yer bulması için çalışıyoruz. Engellerimizi değil, hayallerimizi ön plana koyuyoruz" dedi.



"Spor salonları sadece şampiyon değil, umut da yetiştiriyor"


Antrenman yaptıkları salona gelen engelli bireylerin de kendilerine ulaştığını anlatan Faruk Öztürk, "Bizi televizyonda gören, gelip tanışmak isteyen çok oluyor. Halterle ilgilenmeyenleri farklı branşlara yönlendiriyoruz. Ne kadar çok engelli birey topluma kazandırılırsa, bunun o kadar faydalı olacağına inanıyoruz" ifadelerini kullandı.


Tekerlekli sandalye kullandığını ancak kendisini engelli olarak görmediğini belirten Öztürk, "Birçok sağlıklı insanın yapamadığı, ulaşamadığı başarıları elde ettim. ‘Ben engelliyim’ diyerek evine kapanan bireyler, ister sporcu olsun ister olmasın, bu şekilde karamsarlığa kapılmasın" şeklinde konuştu.


Olimpiyat hedefinin yanı sıra, kendi gibi engelli genç sporculara destek olmayı da amaçladığını vurgulayan Öztürk, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: "Spor branşımla ilgili elimden ne geliyorsa yapmak istiyorum. Genç bir sporcunun elinden tutup onu bir yere getirmek, olimpiyatlardan sonraki en büyük hayalim. Engellerini ön planda tutmasınlar. Sağlıklı bireylerin başaramadığı pek çok şeyi başarabiliyoruz."


Simge Elif Öztürk de, "Hayatta başarılmayacak hiçbir şey yok. Her şey kafamızda bitiyor, hiçbir zaman yenilmesinler. Başarmayı canı gönülden istesinler" dedi.



Engel tanımayan çift 2028 olimpiyatlarında Türk bayrağını dalgalandırmak istiyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Yalova Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, Yalova’da sektör temsilcileriyle buluştu: "Tarımsal kayıplar geri alınacak" Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "2025 yılının hem kurallık hem zirai don açısından bütün kategorilerde, bütün başlıklarda tarımsal üretimimizi etkilediği bir gerçek. Ancak 2025 yılında bizlerin yüzleştiği ve karşılaştığı ancak gıda arz güvenliği açısından sorun teşkil etmeyen bu husus, 2026 yılında inşallah bütün kayıplarımızı geri almak şeklinde zuhur edecektir" dedi. Bir dizi programa katılmak için Yalova’ya gelen Bakan Yumaklı, ilk olarak Yalova Valiliği’ni ziyaret etti. Burada Vali Ahmet Hamdi Usta ve il protokolü tarafından karşılanan Yumaklı, ardından anı defterini imzaladı. Bakan Yumaklı, ardından Yalova Ticaret ve Sanayi Odası’nda gerçekleştirilen sektör buluşmasına katıldı. Burada konuşan Yumaklı, sektör temsilcilerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamını iletti. Sektörü tüm yönleriyle değerlendirmeye büyük önem verdiklerini belirten Yumaklı, "Tarım ve orman sektörüyle alakalı buna bir de elbette suyu ayrıca ilave etmemiz gerekir. Bütün dünyada stratejik önem kavramının ifade edildiği bir değerler bütünü olduğunu ifade etmek istiyoruz. Artık gıda arz güvenliği, su, yeşil vatan, bunlar bir ülkenin stratejik önceliklerin arasına diğer önemli hususlarla birlikte girmiş durumda. Dolayısıyla hem iklim krizi hem de küresel konjonktür sektörümüzü bu anlamda etkileyen kritik riskler arasına girmiş durumda" diye konuştu. "Aynı ciddiyette aynı kararlılıkla devam edeceğiz" Yumaklı, Türkiye’de, gıda arz güvenliğini sağlamaları gereken 86 milyon vatandaşın bulunduğunu belirterek şöyle konuştu: "Gıda arz güvenliği derken neyi diyoruz? Basitçe, ihtiyacımız olan gıdamızı, soframıza gelecek olan ürününü elde etmekle alakalı hiçbir sorunun yaşanmaması. Temel olarak bu. Sadece bizim kendi vatandaşlarımızın değil, aynı zamanda ülkemize gelen, başta turistler olmak üzere transit olanlar da dahil, kimler varsa ülkemizde konaklayanların da ihtiyacını karşılamak bu manada önemli. Dolayısıyla bunları her geçen gün, biraz önce söylemiş olduğum iklim değişikliği başta olmak üzere tüm konjonktürel etkiler ve kritik risklerle beraber yönetmek durumundayız. Biz bu manada suyu merkeze alan tarımsal üretim planlamasını hayata geçirdik, 2024 yılının son çeyreğinde. Hamdolsun hem üreticilerimizin bunu çok ciddi bir şekilde sahiplenmesi hem de bizim metodolojilerimizin bu manada uygulamış olduğumuz programın çalışıyor olması, yönlendirici etkilerini görmemiz, birinci senenin sonunda bizlere büyük ümit vermiş durumda. Aynı ciddiyette aynı kararlılıkla devam edeceğiz inşallah. Yeni destekleme modelimiz uygulanan tarımsal krediler, uluslararası fonlar bunların hepsinin tamamını tarımsal üretim planlamasıyla entegre etmiş vaziyetteyiz. Üretim sezonu başında açıklanan ve 3 yıllığına açıklanan destek modeli de bu manada öngörü açısından çiftçilerimize, üreticilerimize bir avantaj sağlamış durumda." "Tarımsal kayıplar geri alınacak" Hayvansal üretimle alakalı 2024 yılının başında bir yol haritası açıkladıklarını hatırlatan Bakan Yumaklı, "Bu yol haritasını herhangi bir şekilde bir ara ermeden ya da esnemeden aynı şekilde devam ediyoruz. Bunun da pozitif etkilerini görmüş durumdayız. İnşallah hem hayvansal üretimle ilgili üretim planlamasını, hem de bitkisel üretimle ilgili, su ürünleriyle ilgili üretim planlamasını kararlılıkla uygulamaya devam edeceğiz. 2025 yılının hem kurallık açısından hem zirai don açısından bütün kategorilerde, bütün başlıklarda tarımsal üretimimizi etkilediği bir gerçek. Ancak 2025 yılında bizlerin yüzleştiği ve karşılaştığı ancak gıda arz güvenliği açısından sorun teşkil etmeyen bu husus, 2026 yılında inşallah bütün kayıplarımızı geri almak şeklinde zuhur edecektir. Bunun da buradan müjdesini öğrenmiş olalım" diye konuştu. Yumaklı, bakanlık olarak Yalova’nın tarım, orman ve su potansiyeli bildiklerini dile getirerek sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu şirin, sıcak ve samimi il, hem hakikaten merkezi bir noktada olması, Türkiye’nin en çok tarımsal üretimi tüketen, yaklaşık yüzde 25 civarında üretilen bütün tarımsal ürünlerin tüketildiği İstanbul’a yakın olması, diğer geçiş noktalarında bir bağlantı noktası olmasına sebebiyle son derece önemli. Dolayısıyla bizim her başlıkta desteklerimiz bu ilimize devam edecek. Aronya, kestane balı, kivi, süs bitkileri. Süs bitkilerini bütün Türkiye’ye öğreten Yalova var. Dolayısıyla bu konularda da ve daha potansiyel olan diğer konularda da Kırsal Kalkınma Destekleri başta olmak üzere bu ürünlerin modern şartlarda üretilmesi, pazarlanması ve marka haline gelmesi için yine çalışmaya hep birlikte sektörümüzle devam edeceğiz. Bu desteklerin tamamı, bahsetmiş olduğum programların tamamı, Yalova’daki tarımsal üretimi güçlendirme, tarımsal sanayiye çok hızlı bir şekilde geçişin sağlanmasını elde etmek amacını taşıyor, bunu ifade etmek istiyorum. Tabii bu işin bir de istihdam yönü var. Hakikaten dediğim gibi son dönemde, özellikle tarımsal istihdamla ilgili bütün ülkelerin endişe duyduğu, çözümler geliştirmeye çalıştığı bir dönemde hem üretici gelirlerinin belli bir seviyenin üzerinde olması, hem üretimin garanti edilmesi, kaliteli ve verimli bir üretimin yapılması bu manada önemli. TKDK İPAK destekleri var. Biliyorsunuz Avrupa Birliği ile ortaklaşa takip ettiğimiz bir program. Mart ayında kamuoyuyla 2026 yılı takvimini paylaşmıştık. Geçen ay da Kırsal Kalkınma Yatırımları Programı’nın proje başvuru sürecini başlattık. Biraz önce söylemiş olduğum şeylerin tamamını hayata geçirmek adına bakanlığımız belli takvimde, belli programları yayınlıyor. Dolayısıyla bu desteklerin de, hibe destekleri başta olmak üzere Yalova’nın üretimine çok önemli katkıda bulunacağını ifade etmek istiyorum." Bakan Yumaklı, genç ve kadın gelişimcilere pozitif ayrımcılık yapmaya devam edeceklerini 2026’daki Kırsal Kalkınma Desteklerinin minimum yüzde 20’sini kadın ve genç girişimcilere ayırdıklarını söyledi. Yumaklı, Yalova’nın konumunun Yalova’ya pazar anlamında da büyük bir kolaylık sağladığını anlattı. Armutlu Kaledere Göleti çalışmalarının devam ettiğini, Armutlu Yumurdere ve Çınarcık Ortaburun sulaması ikmal işinin de tamamlandığını söyledi. Programları AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Yalova Milletvekili Ahmet Büyükgümüş, AK Parti Yalova Milletvekili Meliha Akyol da takip etti.
İstanbul Talasemiyle yaşamak zor, önlemek mümkün Halk arasında Akdeniz anemisi olarak bilinen talasemi, bebeklik döneminden itibaren kansızlık, solukluk ve halsizlik gibi belirtilerle kendini gösteren zorlu bir sağlık sorunu. Çocuk Hematoloji Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Didem Atay, 8 Mayıs Dünya Talasemi Günü nedeniyle yaptığı açıklamada hastalığın seyri ve korunma yöntemleri hakkında hayati bilgiler paylaştı. Genetik geçişli ve yaşam boyu tedavi gerektiren ciddi bir kan hastalığı olan talasemi (Akdeniz anemisi), erken çocukluk döneminde ortaya çıkarak aileleri uzun soluklu bir mücadeleye sürüklüyor. 8 Mayıs Dünya Talasemi Günü kapsamında önemli uyarılarda bulunan Medipol Mega Üniversite Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Didem Atay, bu zorlu hastalıkta en etkili yaklaşımın tedavi etmekten ziyade genetik taramalarla hastalığı baştan önlemek olduğunu vurguladı. Talasemi erken dönemde belirti verebiliyor Talaseminin süt çocukluğu döneminden itibaren belirti verebildiğini belirten Prof. Dr. Atay, "Bu hastalık kansızlık, solukluk ve halsizlik gibi bulgularla ortaya çıkabilir. Bazı hastalar henüz 6 aylıkken düzenli kan nakli almak zorunda kalabiliyor. Bu durum hem çocuk hem de aile için uzun ve zorlu bir süreci beraberinde getiriyor. Talasemi yaşam boyu takip gerektirirken, multidisipliner yaklaşım oldukça önemli" dedi. Düzenli tedavi ve takip şart Talasemi tedavisinde düzenli kan transfüzyonlarının ve demir şelasyon tedavisinin temel olduğunu belirten Prof. Atay, "Bunun yanında hastaların büyüme ve gelişimleri, hormon düzeyleri ve kalp sağlığı düzenli olarak takip edilmelidir. Demir birikiminin organlara zarar verip vermediği yakından izlenmelidir. Günümüzde uygun hastalarda kök hücre nakli ile kalıcı tedavi sağlanabiliyor. Bu süreç deneyimli ekipler tarafından yürütülmesi tedavi için oldukça önemli" ifadelerini kullandı. En etkili yöntem hastalığı önlemek Talasemide en önemli adımın hastalığı önlemek olduğunu belirten Prof. Dr. Atay, "Talasemi tarama programlarıyla taşıyıcı bireylerin belirlenmesi büyük önem taşıyor. Taşıyıcı çiftlerin genetik danışmanlık alarak sağlıklı çocuk sahibi olması mümkün. Bu nedenle korunma en etkili yöntemdir" dedi. Prof. Dr. Atay, hastalık gelişmesi durumunda ise doğru tedavi ve güçlü bir ekip çalışmasıyla başarılı sonuçlar elde edilebildiğini ifade etti.