SAĞLIK - 25 Mart 2025 Salı 11:26

Gebelikte siyah dışkının sebepleri

A
A
A
Gebelikte siyah dışkının sebepleri

Gebelikte dışkının siyah renkte olması birçok anne adayını endişelendirebiliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Hakan Bilgesoy, gebelik sürecinde sıkça rastlanan siyah dışkılamanın genellikle kullanılan demir takviyeleriyle ilişkili olduğunu belirterek, bu durumun normal kabul edildiğini ancak bazı durumlarda dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.


Gebelik süreci, vücutta pek çok fizyolojik değişikliğe yol açarken sindirim sistemi de bu değişimden nasibini alıyor. Bu dönemde anne adaylarının karşılaştığı siyah dışkı durumu ise birçok kişide tedirginliğe neden olabiliyor. Siyah dışkının geçici ve zararsız nedenlerle mi, yoksa önemli bir sağlık sorunuyla mı ilişkili olduğunu anlamanın yolunun dikkatli gözlem ve doktor takibinden geçtiğini vurgulayan Bilgesoy, bu konuda anne adaylarını uyardı.


Op. Dr. Hakan Bilgesoy, "Özellikle siyah dışkı, beslenme alışkanlıklarından demir takviyelerine, hatta bazı sağlık sorunlarına kadar çeşitli nedenlerden kaynaklanabilir. Siyah meyveler (böğürtlen, yaban mersini), meyan kökü, kırmızı et veya pancar gibi besinler siyah dışkıya neden olabilir" dedi.



Demir takviyesi en yaygın neden


Gebelikte siyah dışkının özellikle demir takviyesi kullanan anne adaylarında görüldüğüne değinen Op. Dr. Hakan Bilgesoy, "Bununla beraber yiyecekler, kabızlık veya kullanılan demir dışındaki farklı ilaçlar da gebelikte siyah dışkılamaya neden olabilir. Gebelikte dışkının siyah olması sık karşılaşılan bir durumdur. Ancak nadiren iç kanama veya enfeksiyon gibi daha ciddi durumlara bağlı olarak gelişebilir. Bu nedenle rutin kontrollerde gebelik takibini yapan hekimi bilgilendirmek faydalı olacaktır" dedi.



"Siyah meyveler neden olabilir"


Gebelikte siyah dışkının nedenlerinden bahseden Op. Dr. Bilgesoy, "Siyah meyveler (böğürtlen, yaban mersini), meyan kökü, kırmızı et veya pancar gibi besinler siyah dışkıya neden olabilir. Yoğun mide ülseri, gastrit veya bağırsaklardaki kanamaya bağlı gelişen bir iç kanama durumunda da siyah dışkı görülebilir. Bununla birlikte kronik hemoroid varlığında da benzer sonuçlar olabilir. Siyah dışkının alınan ilaç, takviye veya besinlerden mi yoksa iç kanama gibi ciddi bir durumdan mı kaynaklandığını ayırt etmek için kullanılan ilaç ve yenilen besinleri kesip dikkatli bir takip sonucunda klinik sonuca varılabilir" diye konuştu



"Demir takviyesi sonucu görülür"


Sıklıkla demir takviyesi sonucu oluşan siyah renkli dışkının gebeliğin son dönemine kadar devam edebildiğini söyleyen Op. Dr. Bilgesoy, "Karın ağrısı, halsizlik, baş dönmesi, kansızlık gibi durumlarda detaylı bir araştırma multidisipliner olarak yapılması gerekir. Hamilelikte demir takviyesine bağlı siyah renkli dışkı tamamen normal olup, yapılması gereken herhangi bir tedavi yoktur. Çünkü demir ilaçları gebeliğin 2’nci 3’üncü ayından doğuma kadar mutlak kullanılması gereken bir takviyedir" dedi.



Lifli gıdalar ve su tüketimi önemli


Siyah dışkının çoğunlukla kabızlıkla birlikte görüldüğünü belirten Bilgesoy, anne adaylarına şu önerilerde bulundu: "Lif bakımından zengin sebze ve meyveler tüketmek, bağırsak hareketlerini destekler. Su tüketimi ise sağlıklı bir sindirim sisteminin anahtarıdır. Günde en az 2,5 litre su içilmesi, hem kabızlığı hem de ona bağlı gelişebilecek hemoroid gibi sorunları azaltır. Ayrıca doktorunuz onay veriyorsa haftada ortalama 150 dakika egzersiz yapmak da büyük fayda sağlar."



Takip şart


"Gebelikte dışkının siyah olması sık karşılaşılan bir durumdur" diyen Bilgesoy, nadiren de olsa bunun iç kanama veya enfeksiyon gibi daha ciddi sağlık sorunlarından kaynaklanabileceğine dikkat çekti. Bilgesoy, "Bu nedenle rutin kontrollerde gebelik takibini yapan hekimi bilgilendirmek faydalı olacaktır" diyerek sözlerini tamamladı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Ersoy: "Ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahip" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye’nin konservasyon ve restorasyon alanında dünyada sayılı ülkeler arasında yer aldığını belirterek, "Bugün ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" dedi. Bakan Ersoy, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Konservasyon Laboratuvarı’nda yürütülen çalışmaları yerinde inceleyerek, son yıllarda yapılan yatırımların Türkiye’yi arkeoloji ve kültürel miras alanında uluslararası ölçekte güçlü bir konuma taşıdığını vurguladı. "Ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" Konservasyon laboratuvarlarında hem ekip hem de ekipman açısından ciddi yatırımların yapıldığını aktaran Bakan Ersoy, "Bunun somut sonucu olarak, bu merkezlerde bugüne kadar 251 binden fazla eser restore edilerek kültür hayatımıza kazandırıldı. Bugün ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" ifadelerini kullandı. "Pek çok ülkeden ekipler, eğitim almak için laboratuvarlarımızı tercih ediyor" Türkiye’nin sahip olduğu teknik altyapı ve uzman insan kaynağının birçok ülke tarafından yakından takip edildiğini belirten Ersoy, "Pek çok ülkeden uzman ekipler, eğitim almak ve deneyim paylaşmak için laboratuvarlarımızı tercih ediyor. Bu durum, ülkemizi arkeoloji ve kültürel mirasın korunması alanında uluslararası düzeyde ayrı bir noktaya taşıyor" açıklamalarında bulundu. Ersoy, laboratuvarların yalnızca restorasyon çalışmalarıyla sınırlı kalmadığını, aynı zamanda kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadelede de bilimsel veri ve teknik analizlerle kritik bir rol üstlendiğini ifade etti. Konservasyon altyapısına ilişkin bilgiler de paylaşan Bakan Ersoy, Genel Müdürlük bünyesinde 11 aktif laboratuvarın bulunduğunu ve 281 uzman personelle hizmet verildiğini söyledi. Kazılardan çıkan eserlerin, sergilenene kadar birçok bilimsel işlemden geçtiğini aktaran Ersoy, ahşap, taş, metal, bronz ve tekstil gibi farklı malzemeler için ayrı uzman ekiplerin görev yaptığını; müdahale yöntemlerinin laboratuvar analizlerine göre belirlendiğini kaydetti. Bakan Ersoy, tekstil konservasyonu çalışmalarına da değinerek, Mustafa Kemal Atatürk’ün Selanik’teki doğduğu evde sergilenen kişisel eşyalarının da bu laboratuvarda titizlikle korunduğunu hatırlattı. "Atatürk’ün ailesine ait kişisel eşyalar, Cumhuriyet Müzemizde geçici olarak sergilendikten sonra burada bakım ve onarımları yapılarak yeniden Selanik’teki Atatürk Evi’ne gönderildi" diyen Ersoy, laboratuvarların her türlü malzemeye müdahale edebilecek teknik yeterliliğe sahip olduğunu vurguladı. "256 noktada kazı çalışması yürütüyoruz" Geleceğe Miras Projesi kapsamında kazı faaliyetlerinin hızla arttığını kaydeden Ersoy, "Bugün 256 noktada kazı çalışması yürütüyoruz. Artan kazı bütçeleriyle, son 60 yılda yapılan çalışmaları önümüzdeki 4 yıl içinde gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Bu yoğunluk, konservasyon kapasitemizi daha da güçlendirmemizi zorunlu kılıyor" dedi. Bakan Ersoy, sahada ve laboratuvarlarda görev yapan tüm uzmanlara teşekkür ederek, Türkiye’nin kültürel mirasını bilimsel yöntemlerle koruma ve geleceğe aktarma kararlılığının artarak süreceğini ifade etti.