ÇEVRE - 08 Ocak 2026 Perşembe 16:07

Kemer Belediyesi’nden öğrencilere sıfır atık eğitimi

A
A
A
Kemer Belediyesi’nden öğrencilere sıfır atık eğitimi

Kemer Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü, çevre bilincinin artırılması amacıyla Kemer’de yer alan 22 okulda eğitim gören 1306 öğrenciye sıfır atık eğitimi verdi. Öğrenciler eğitim sırasında "Kemer’in Çevre Dedektifi Kerem" eşliğinde sıfır atık konusunda bilgi sahibi oldu.


Kemer Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Serap Minta ve Kemer Belediyesi Çevre Yüksek Mühendisi Gizem Gökdemir tarafından verilen eğitimlerde öğrencilere atıkların kaynağında ayrıştırılması, geri dönüşümün çevreye ve ekonomiye katkıları, doğal kaynakların korunmasının önemi ve sıfır atık anlayışının günlük yaşamda nasıl uygulanabileceği konularında detaylı bilgi aktarıldı.


Kağıt, plastik, cam ve metal atıkların doğru şekilde ayrıştırılması, yanlış atık alışkanlıklarının doğa üzerindeki olumsuz etkilerinin örneklerle anlatıldığı eğitimlerde, Çevre Dedektifi Kerem karakteri sayesinde öğrenciler, çevreyi korumanın önemini eğlenerek öğrenme fırsatı buldu.


Kemer Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Serap Minta, yaptığı açıklamada, çevre bilincinin küçük yaşlarda kazandırılmasının önemine dikkat çekerek, amaçlarının çocukların sıfır atık konusunda öğrendiklerini günlük yaşamlarına ve ailelerine de yansıtmalarını sağlamak olduğunu aktardı.


Kemer Belediyesi Başkan Yardımcısı Semih Top ise çevre bilincinin küçük yaşlarda kazanılmasının büyük önem taşıdığını vurgulayarak, "Kemer Belediyesi olarak çevreyi koruyan ve doğaya saygılı bir kent anlayışını benimsiyoruz. Sıfır atık projelerimiz kapsamında okullarımızda gerçekleştirdiğimiz bu eğitimlerle çocuklarımızın çevre bilinci kazanmasını sağladık. Bugün attığımız bu adımların, yarın daha temiz ve daha yaşanabilir bir Kemer olarak geri döneceğine inanıyoruz" dedi.



Kemer Belediyesi’nden öğrencilere sıfır atık eğitimi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla EGEF Başkanı Kaytan; "10 Ocak Basın Bayramı değil, dayanışma günüdür" Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu Genel Başkan Yardımcısı, Ege Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı ve Muğla Büyükşehir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Cem Kaytan, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı. Kaytan, basın sektöründe yıllardır çözülemeyen ve her geçen gün derinleşen sorunlar nedeniyle 10 Ocak’ı bir ‘Bayram’ olarak değil, ‘Dayanışma ve mücadele günü’ olarak andıklarını ifade etti. Basın sektörünün 2026 yılına; ekonomik baskılar, güvencesiz çalışma şartları, mesleki itibar kaybı, dijital mecralarda artan kontrol ve hukuki belirsizlikler ile girdiğine dikkat çeken Kaytan, bu sorunların ertelenmeden ele alınmasının, yalnızca basın mesleği için değil, demokrasinin sağlıklı işleyişi açısından da hayati önemde olduğunu vurguladı. "Basın sektöründe yaşanan yapısal sorunlar çözüme kavuşturulmadıkça, mesleğimiz itibar kaybetmeye, gazeteciler güvencesizleşmeye devam edecektir" diyen Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu Genel Başkan Yardımcısı, Ege Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı ve Muğla Büyükşehir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Cem Kaytan, "Basınımızın bugün içinde bulunduğu zor şartları hepimiz biliyor, bizzat yaşıyoruz. Günümüzde Türk basını, öncelikle gazetecilik mesleğini ve bu mesleği kimlerin yapabileceğini düzenleyen ‘Gazetecilik Meslek Yasası’na acilen ihtiyaç duymaktadır. Basın Meslek Yasası eksikliğini yanı sıra, basın sektörünün yıllardır çözülemeyen yapısal sorunları, güvencesiz çalışma şartları, ekonomik baskılar ve mesleki itibar kaybı nedeniyle 10 Ocak’ı bir bayram olarak değil, dayanışma ve mücadele günü olarak anıyoruz" "Medya 2026’ya ciddi sorunlarla girdi" Başkan Kaytan, 2026 yılına Medya sektörünün ciddi sorunlarla girdiğini ve basın özgürlüğünden çalışma şartlarına, dijital yayıncılıktan internet yasasına kadar kapsamlı ve çağdaş yasal düzenlemelere acilen ihtiyaç vardır" diyerek "Mesleki düzenleme eksikliği etik dışı yayıncılığı teşvik etmekte, gazetecilik kimliğini zedelemektedir. 10 Ocak 1961’de yürürlüğe giren 212 sayılı yasa ile kazanılan haklar bugün uygulamada büyük ölçüde ortadan kalkmıştır. Oysa basın ve ifade özgürlüğü demokratik toplumların vazgeçilmezidir; halkın haber alma hakkı ancak bağımsız ve özgür basınla mümkündür. 10 Ocak’ı gerçek anlamda bir basın bayramı olarak kutlayabilmek için basının sorunlarını gecikmeden ve el birliğiyle çözmek zorundayız. Kısacası özgür basın yoksa, demokrasi de eksik kalır. Halkın sesi olan bağımsız basın, düşünce ve ifade özgürlüğünün en güçlü aracıdır. Bu nedenle ülke olarak, basının sorunlarını görmezden gelmek yerine, el birliğiyle çözmek zorundayız. 10 Ocak’ı gerçek anlamda bir Basın Bayramı olarak kutlayabileceğimiz günlere; mesleğimizin onurunu, gazetecilerin haklarını ve basın özgürlüğünü esas alan bir anlayışla, en kısa sürede ulaşmayı temenni ediyorum" dedi.
Manisa Okul Sporları Voleybol Gençler (A) Grup Müsabakaları Manisa’da tamamlandı Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından Manisa’da düzenlenen Okul Sporları Voleybol Gençler (A) Grup Müsabakaları, Salihli ilçesinde oynanan karşılaşmaların ardından sona erdi. Manisa Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ev sahipliğinde, Salihli Ramiz Turan Spor Kompleksi ile Atatürk Spor Salonu’nda gerçekleştirilen müsabakalara 10 farklı ilden 11 kız ve 11 erkek okul takımı katıldı. Türkiye Şampiyonası’na yükselmek için kıyasıya mücadelenin yaşandığı organizasyonda, grup birincileri belirlenerek şampiyona bileti alan takımlar netleşti. Müsabakalar sonunda kızlarda A Grubu’nda İzmir Özel Mavişehir Okyanus Anadolu Lisesi, B Grubu’nda İzmir Özel Rota Anadolu Lisesi, C Grubu’nda ise Özel İstek Antalya Lara Anadolu Lisesi grup birincisi oldu. Erkeklerde ise A Grubu’nda Aydın İncirliova Spor Lisesi, B Grubu’nda İzmir Atatürk Lisesi, C Grubu’nda Denizli Bozkurt Spor Lisesi gruplarını zirvede tamamladı. Grup birincisi olan okul takımları, Okul Sporları Türkiye Şampiyonası’na katılmaya hak kazandı. Müsabakalar sonunda dereceye giren takımlara madalya ve katılım belgeleri, Salihli Gençlik ve Spor İlçe Müdürü Oktay Ayaz ile beden eğitimi öğretmenleri tarafından takdim edildi. Manisa Gençlik ve Spor İl Müdürü Yunus Öztürk, organizasyonda başarılı olan takımları tebrik ederek Türkiye Şampiyonası’nda başarılar diledi. Öztürk, Manisa’nın spor organizasyonlarına ev sahipliği konusunda önemli bir noktaya geldiğini belirterek, "Geçtiğimiz yıl okul sporlarında ve diğer branşlarda birçok önemli turnuvaya başarılı bir şekilde ev sahipliği yaptık. Gençlik ve Spor Bakanlığımız tarafından ilimize kazandırılan modern tesisler sayesinde bugün her ilçemizde spor organizasyonlarının düzenlenebileceği nitelikte tesislere sahibiz" dedi.
Antalya Kepez’e 2 Semt Evi, 1 Barınma Evi geliyor Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, Sütçüler ve Habibler mahallelerinde yapılacak semt evleri ve Yeni Mahalle’ye kazandırılacak Barınma Evi için hayırseverlerle protokol imzaladı. Kepez Belediyesi tarafından ilçeye vatandaşların sosyal, kültürel ve barınma ihtiyaçlarına cevap verecek 2 semt evi ve 1 barınma evi kazandırılacak. Semt evleri ve barınma evi protokolleri, Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz ile hayırseverler arasında, başkanlık makamında imza altına alındı. Sütçüler Mahallesi’ne kazandırılacak semt evinin protokolü, hayırsever Mehmet Halil Çiçek, Habibler Mahallesi semt evi protokolü ise hayırsever Emin Aktaş ile imzalandı. Semt evleri, mülkiyetleri Kepez Belediyesi’ne ait olan Sütçüler Mahallesi 27140 adadaki park alanına ve Habibler Mahallesi 26393 adadaki park alanına inşa edilecek. Yeni semt evleri; vatandaşların taziye kabul edebileceği, sosyal etkinliklerin düzenlenebileceği ve mahalle sakinlerinin bir araya gelerek dayanışma içerisinde olabileceği merkezler olarak hizmet verecek. Kepez Barınma Evi protokolü, Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz ve Bilal Canpolat tarafından imza altına alındı. Protokol kapsamında; Yenimahalle 25506 ada 5 parselde, mülkiyeti Kepez Belediyesi’ne ait olan Sosyal Tesis Alanı’nda yer alan 3 katlı, 125 metrekare zemin oturumlu ve asma kat tadil edilerek Barınma Evi olarak kullanılmak üzere Kepez Belediyesi’ne bağışlanacak.
İstanbul Beynine mermi saplanan çocuk hasta Memorial’daki "nöronavigasyon" teknolojili operasyonla sağlığına kavuştu Özbekistan uyruklu Ahrorbek Hojimurodov’un, kuzeniyle birlikte oynadığı silahın ateş alması sonucu beynine mermi saplandı. Durumu kritik olan ve görme kaybıyla karşı karşıya kalan minik hasta, Memorial Ataşehir Hastanesi’nde uygulanan "nöronavigasyon" teknolojisi ile gerçekleştirilen başarılı operasyonun ardından yeniden sağlığına kavuştu. Özbekistan uyruklu 10 yaşındaki Ahrorbek Hojimurodov, Aralık 2025 tarihinde evde kuzeni ile birlikte silahla oynamaya başladı. Babası Bunyodjon Imomov’un uyarılarına rağmen çocukların oynadıkları silah bir anda patladı. Patlamanın etkisiyle silahtan çıkan mermi, Hojimurodov’un sağ gözüne çok yakın bir bölgeden beynine isabet etti. Babası tarafından ilk olarak Taşkent’teki bir hastaneye götürülen ve gözünü kaybetme riski bulunan Hojimurodov’a başarı oranı yüzde 40-60 olarak verildi. Bunun üzerine baba Imomov, oğlunu tedavi için Türkiye’ye getirerek Memorial Ataşehir Hastanesi’ndeki doktorlara teslim etti. Göz, plastik cerrahi ve beyin cerrahisi bölümlerinin koordineli çalışmalarıyla birlikte Hojimurodov’un ameliyatı başarıyla tamamlandı. Memorial Ataşehir Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Zafer Orkun Toktaş, Hojimurodov’un tedavisinde kullanılan ve klasik yöntemlerden farklı olarak kapalı şekilde; adeta ’askeri dron sistemi’ne benzer yöntemlerle gerçekleştirilen ’Nöronavigasyon’ teknolojili operasyonun detaylarını aktardı. "Gerçekten teknolojiye ihtiyacımız olan bir vakaydı" Prof. Dr. Zafer Orkun Toktaş, Memorial Ataşehir Hastanesi’nde gerçekleştirilen operasyonun bilinen yöntemlerin dışında hastanın beynini tamamıyla açmaya gerek kalmadan yapıldığını dile getirerek, uygulanan teknolojinin sağlık sektöründe büyük bir ilerleme sağladığını ifade etti. Prof. Dr. Toktaş, operasyonun detaylarına ilişkin şu bilgileri aktardı: "Gerçekten bizim için unutulmazlardan biri oldu bu hastamız çünkü hem olayın oluş şekli hem de bize geliş şekli üzücüydü. Kuzeniyle oynarken bir silah yaralanması oluyor ve beyne son anda girmekten kurtulan ama maalesef göze doğru yönelen bir mermi vardı. Bu hasta bize yurtdışından ulaştı. Tabii ki biraz da teknoloji için ulaştığını düşünüyoruz çünkü gerçekten teknolojiye ihtiyacımız olan bir vakaydı. Bu vakada hem göz ekibi, hem plastik cerrahi ekibi hem de beyin cerrahisi ekibi ortak bir çalışma yaptı. Eski klasik yöntemlerde olduğu gibi biz bu hastada kafatasını açmadık. Ameliyatı gözden küçük bir kesi ile girerek gerçekleştirdik. Gözün dış duvarından navigasyon teknolojisiyle sadece 2 santimlik bir kesi yapılarak; yani halk arasında ’kapalı’ olarak bilinen yöntemle çalıştık. Kemikte sadece merminin boyu kadar bir delik açarak bu mermi çıkartılmış oldu. Sonrasında hasta göz bölümüne devredildi, tamamen oranın takibi ve kontrolü altında şu anda ve sanıyorum ki o gözün görmesi de kurtarılacak, beklentilerimiz ve dileklerimiz bu yönde. Elbette ki çocuğumuzun hayatının kurtulması da bizim için ayrı bir sevinç kaynağı." "Bu yöntemle çok daha pratik ve çok daha sağlıklı şekilde sonuçlar alabiliyoruz" Prof. Dr. Toktaş, nöronavigasyon teknolojisiyle birlikte işlem gereken bölge dışında gereksiz bir noktaya zarar verilmediğinin altını çizerek; bunun sağlık sektöründe çığır açan bir teknoloji olduğunu dile getirdi. Kullanılan yöntemle ilgili olarak Toktaş, "Artık askeri teknolojilere benzer teknolojiler tıpta da kullanılmakta, özellikle son birkaç yıldır. Bunlardan en önemlisi ’nöronavigasyon’ teknolojisi. Navigasyonun bize sağladığı şey şu: Önümüzdeki kemik duvarların arkasını görmek ve gereksiz dokulara hiç dokunmadan, gerekmeyen yerleri açmadan ve sağlıklı dokulara zarar vermeden sadece o noktaya erişim için doğrudan hedefe yönelmemizi sağlıyor. Bu gerçekten bizim için çığır açan bir teknoloji, sıklıkla da kullanmaya çalışıyoruz. Uluslararası alanda da bu teknolojiler biliniyor ve hastalar artık bu teknolojilere doğru yönelmeye başladı. Bu yöntemle çok daha pratik ve çok daha sağlıklı şekilde sonuçlar alabiliyoruz. Sağlık teknolojimizin uluslararası alanda tanındığını görmek beni çok mutlu ediyor. Dünyanın farklı kıtalarından ve farklı ülkelerinden insanlar ülkemize bu tip tedaviler için başvuruyor. Bir Türk vatandaşı olarak bu benim için büyük bir gurur kaynağı" ifadelerine yer verdi.