GÜNDEM - 04 Nisan 2026 Cumartesi 10:27

Kitap aşkı çocuklukta başladı, 11 bin kitaba ulaştı

A
A
A
Kitap aşkı çocuklukta başladı, 11 bin kitaba ulaştı

Antalya’nın Alanya ilçesinde yaşayan 77 yaşındaki Mehmet Kaya, kitaplara adadığı yaşamıyla dikkat çekiyor. Çocukluk yıllarında başlayan okuma sevgisini bir ömre sığdıran Kaya, 18 yıldır yaşadığı evini adeta dev bir kütüphaneye dönüştürdü. Bugün evinde yaklaşık 11 bin kitap bulunduğunu belirten Kaya, bunların 10 binini okuduğunu ifade ederek, kitaplarla kurduğu bağın sıradan bir alışkanlığın çok ötesinde olduğunu ortaya koyuyor.


77 yaşındaki Mehmet Kaya’nın kitaplarla tanışması henüz küçük yaşlarda başladı. O yıllarda eline geçen her kitabı okumaya çalışan Kaya, zamanla bu alışkanlığını vazgeçilmez bir yaşam biçimine dönüştürdü. Aradan geçen yıllar boyunca kitap biriktirmeye devam eden Kaya, 18 yıl önce yerleştiği evinde koleksiyonunu büyüterek her odayı kitaplarla doldurdu. Bugün evine girenleri raflar dolusu kitap karşılıyor. Günlük yaşamında kitap okumayı merkezine aldığını dile getiren Kaya, boş kaldığı her anı kitap okuyarak değerlendirdiğini söyledi.



"Azim ve tutkunun yaşı yok"


Sadece okumakla yetinmeyen Kaya’nın bir diğer tutkusu ise şiir. Yıllar içinde şiire olan ilgisini geliştiren Kaya, hem şiir okumaya hem de yazmaya başladı. Duygularını kaleme dökerek ifade etmenin kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını belirten Kaya, bu ilgisinin zamanla şiir kitapları yazmasına vesile olduğunu söyledi. Evindeki kitapları büyük bir özenle koruyan Kaya, oluşturduğu bu kütüphanenin sadece kendisi için değil, aynı zamanda gelecek nesiller için de önemli olduğunu düşünüyor. İlerlemiş yaşına rağmen okuma ve yazma azminden hiçbir şey kaybetmeyen Mehmet Kaya, kitaplarla iç içe yaşamını sürdürmeye devam ediyor. Onun hikâyesi, okuma alışkanlığının bir insanın hayatını nasıl şekillendirebileceğini gözler önüne sererken, azim ve tutkunun yaşı olmadığını da bir kez daha ortaya koyuyor.



"Okumaya devam ediyorum"


Okumaktan hiçbir zaman vazgeçmeyen Kaya, "Okumaya hasret bir babanın çocuğuyum, babam beni okutmaya çalıştı. Okurken daha güzel sözler öğrenmeye başladım ne kadar güzel söz öğrendiysem daha güzelin peşinde koştum. Kendimi daha güzel adam yapmak için şiir yazmam gerektiğine inandım. Şiirler yazdım dergiler çıkarttım kitap okumak benim yalnızlığımı giderdi. Benim insanlık tarafımı inşa etti. Daha çok okuyunca kitap okumanın mutlak surette insanın insan olması gerektiğine inandım. Bu inancımın peşinden gittim. Ülkeme dair, insana dair, aşka dair, evine ekmek götüremeyen babalara dair şiirler yazdım. 77 yaşındayım okumaya devam ediyorum’’ dedi.



"11 bin kitabım var"


Evinde 11 bine yakın kitap olduğunu ve radyoya olan ilgisinin geçmişte izler bıraktığını vurgulayan Mehmet Kaya, "Benim evimin her tarafı kütüphane. 11 bine yakın kitabım var. 10 binini okumuşumdur. Okuduğum her kitaptan kendime bir şeyler aldım. Onlardan nimet devşirdim bir güzellik aldım o güzelliğin devam etmesi için de tekrardan kitap okumaya başlıyorum. Kitaplarla mutlu oluyorum. Kitabı her elime aldığımda gönlüme bir bahar gelmiş oluyor. Radyo bana geçmişimi hatırlatıyor annemi babama hatırlatıyor radyodan şiirler dinliyorum kasetlerden şiirler dinliyorum. En az bin 500’e yakın kasetim var. Her odamda bir radyo vardır. Yazı yazarken, kitap okurken şiirler dinliyorum’’ ifadelerini kullandı.



"Kitap okumadığın gün karanlıktasın"


Karanlıkta kalmak istemeyen gençler için kitap okumanın değerli olduğunu söyleyen Kaya, ‘’Gençlere yegane tavsiyem durmadan kitap okusunlar. Teknoloji gelişti ama mutlaka kitap okusunlar, kitapların sayfasını çevirsinler kitapların kokusunu alsınlar. Gençler evlenirken düğün davetiyesi yerine kitaplar gönderin, davetiye masraflarına kitap alın kitap gönderin. onlar da sizin sayenizde kitap okusunlar bu yeni bir alışkanlık olsun. Kitap okumadığın gün karanlıktasın. Karanlıkta kalmak istemiyorsan kitap oku’’ şeklinde konuştu.



Kitap aşkı çocuklukta başladı, 11 bin kitaba ulaştı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas Uzmanı uyardı: "Kişisel veriler, mahrem bilgiler yapay zekayla paylaşılmamalı" SİVAS (İHA) – Sivas Cumhuriyet Üniversitesi (SCÜ) İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sefer Darıcı, kişisel verilerin, özellikle de mahrem bilgilerin yapay zekayla paylaşılmaması gerektiğini söyleyerek, "Verileriniz afişe olabilir" dedi. Günümüzde sohbet tabanlı yapay zeka uygulamalarının artmasıyla birlikte bireylerin bu sistemlerle kurduğu iletişim daha kişisel bir boyuta taşınıyor. Yapay zeka ile iletişim kuran kişilerin bu sistemleri zaman zaman bir insan gibi algılayarak daha detaylı ve özel bilgiler paylaştığı görülüyor. Bu durum literatürde ‘anthropomorfize etme’ olarak tanımlanırken, kullanıcıların yapay zekaya insana özgü özellikler atfetmesi anlamına geliyor. Paylaşılan içeriklerin kişisel ve mahrem bilgiler içermesi ise veri güvenliği açısından çeşitli riskleri beraberinde getiriyor. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Sefer Darıcı, yapay zeka ile kurulan iletişimde dikkatli olunması gerektiğini belirtti. Darıcı, kullanıcıların farkında olmadan kişisel verilerini paylaşabildiğini ve bunun ilerleyen süreçte çeşitli riskler doğurabileceğini, verilerin pazarlanabileceğini söyleyerek, "Önemli olan kişisel verilerin, özellikle de mahrem bilgilerin yapay zekayla paylaşılmaması gerektiğidir" ifadelerini kullandı. "Yapay zeka mahrem bilgilerinizle besleniyor" Yapay zekanın insanların mahrem bilgilerinden beslendiğini söyleyen Darıcı, "Günümüzde yapay zeka kullanımının hızla artmasıyla birlikte anthropomorfize etme eyleminin de arttığını görüyoruz. Anthropomorfize, yapay zekaya sanki bir insanmış gibi insana ait özellikler atfetme durumudur. Sanki karşınızda insan varmış gibi algılama eğilimini ifade eden bir kavramdır. Karşımızdakini insan gibi düşündükçe ve o tarzda bir eğilim içerisinde oldukça, onunla olan paylaşımlarımızda insanla olan paylaşımlarımız gibi daha detaycı ve daha mahrem içerikler dahi olabiliyor. Yapay zekanın bir yandan kendi öğrenim yapısı olduğu kadar, aynı zamanda yapay zekayı kullanan kişilerden öğrendiği verilerle birlikte de öğrendiğini görebiliyoruz. Hatta kişinin yapay zekaya geçmişinden, o uygulamayla yapmış olduğu paylaşımlardan yola çıkarak, o kişiye yani müşteriye ilişkin yanıtlar verdiğini de biliyoruz. Doğal olarak yapay zeka bir yandan sizden besleniyor, diğer yandan da algoritma olarak öğrenmiş olduğu diğer kaynaklardan besleniyor. Bu tarz içeriklerin paylaşımını yaptığımızda da yapay zekanın sizin mahrem bilgilerinizle de beslenmesi ve onunla da öğrenmesi anlamına gelmektedir" dedi. "Bir sınırı olduğunu unutmamak gerekiyor" Paylaşılan verilerin açığa çıkma ihtimali olduğunu belirten Darıcı, "Bu durum, ilerleyen zamanlarda verilerinizin üçüncü kişiler tarafından da kullanılabilmesi riskini de beraberinde getiriyor. Bu durum aynı zamanda sizin profilinizin, duygularınızın, yapay zekayla yapmış olduğunuz paylaşımların, geçmişinizin, merak etmiş olduğunuz ve sorduğunuz şeylerin bu bilgisayar algoritması içerisinde var olması ve onun da bu bilgilere sahip olması anlamına geliyor. Bu tarz içeriklerin paylaşılıyor olması, yarın bir gün verilerle alakalı bir sıkıntı yaşandığı zaman sizin verilerinizin de afişe olması anlamına gelebilir. Yapay zeka uygulamalarında firmaların kendi içlerinde bu verileri belirli şartlar altında kullandıklarını, hatta bazılarının da bu bilgileri üçüncü kişilerle paylaşılabileceğini, yapay zeka kullanmadan önce onayladığımız sözleşmede zaten otomatik olarak kabul etmiş oluyorsunuz. Böylesi bir durumda ilerleyen zamanda reklam, pazarlama, siyasal bir amaçla veya belirli bir profili tahmin etme gibi amaçlarla da kullanılabilir. Bu nedenle yapay zekayla ister istemez o sohbetler yapılırken belirli paylaşımlar yapılmak zorunda, ancak bunun da bir sınırı olduğunu unutmamak gerekiyor" diye konuştu. "Mahrem bilgiler yapay zekayla paylaşılmamalı" Kişisel Verileri Koruma Kanunu söz konusu olsa da verilerin sızıntı durumunda ortaya dökülebileceğini unutmamak gerektiğinin altını çizen Darıcı, "Her ne kadar da karşınızdaki firma sizin verilerinizi koruyacağını ifade ediyor olsa dahi veya ‘biz anlaşma yaptığımız üçüncü şahıslara karşı verememe konusunda, reklam pazarlama iş birliği yaparız’ gibi bir içeriği söz konusu olsa da, bunlara dikkat etmek gerekiyor. Sizin atmış olduğunuz herhangi bir veriniz, bu bir fotoğraf olabilir, bir içerik, herhangi bir metin veya doküman olabilir, bu yapay zekayı hem eğiten hem de bunu üçüncü kişilerle pazarlayan bir yapısı söz konusu olabilir. Önemli olan burada kişisel verilerin, özellikle de mahrem bilgilerin yapay zekayla paylaşılmaması gerektiğidir" şeklinde konuştu.
Hatay Hatay’da çöl tozu etkisini sürdürüyor Libya üzerinden kuvvetli rüzgarla birlikte Türkiye’ye ulaşan çöl tozu, ülkenin en güneyinde yer alan Hatay’da etkisini sürdürüyor. Libya üzerinden Türkiye’ye gelen toz taşınımı konusunda meteoroloji uyarıda bulunmuştu. Türkiye’nin en güneyinde yer alan Hatay’da Libya üzerinden gelen çöl tozu etkisini sürdürüyor. Antakya ve Defne ilçelerinde toz taşınımından dolayı puslu bir hava hakim olurken, güneş gündüz olmasına rağmen güçlükle görülebildi. Havadan çekilen görüntülerde kent merkezinin çöl tozu içerisinde kaldığı görüldü. "Dışarıya çıkılmayacak bir hava var, maskesiz kimse dışarı çıkmasın" Çöl tozu nedeniyle dışarıya çıkılmayacak bir havanın olduğunu ifade eden Semire Coşkun, "Bugün havalar çok kötü ve tozlu olduğu için her yerde toz var. Tozun etkisi geçer diye düşündük ama geçmedi ve berbat bir hava var. Dün toz havası çok etkiliydi. Bu sabah çok iyiydi ama öğleye doğru toz etkisini gösterdi. Dışarıya çıkılmayacak bir hava var, maskesiz kimse dışarı çıkmasın. Yağmur yağarsa toz havası etkisini kaybeder" dedi. "Bu havada nefes almakta zorlanıyorum" Tozlu havalarda nefes almakta zorlandığını anlatan İbrahim Elmas, "Dün hava çok bulanık ve tozdu, bugün de etkisi devam ediyor. Bu havalarda çok bunalım içindeyiz. Bu çöl fırtınası Yemen veya Libya tarafından geliyor. Her yıl birkaç gün böyle havalar oluyor. Yağmur yağarsa tozları yıkar gider. İnşallah yağmur yağar. Bu havada nefes almakta zorlanıyorum ve öksürüyorum. Benim yaşımdaki insanların dışarıya çıkmamalarını tavsiye ederim. Evlerde kalmaları daha güzel olur. Aslında bu havada maske takmanın tam zamanı" ifadelerini kullandı.