EKONOMİ - 08 Mayıs 2026 Cuma 11:10

Milyarderlerin yüzen sarayları Antalya’da inşa ediliyor

A
A
A
Milyarderlerin yüzen sarayları Antalya’da inşa ediliyor

Antalya Serbest Bölge’nin yılın ilk 4 ayındaki ticaret hacmi 408 milyon dolara yükseldi. ASBAŞ Genel Müdürü Zeki Gürses, "Antalya Serbest Bölge’nin en önemli özelliklerinden biri ihracat ağırlıklı olması. Bölgemizde ihracatın ithalatı karşılama oranı Nisan ayı itibarıyla yüzde 192 olarak gerçekleşti" derken, bölgede inşa edilen 58 metrelik "Amanda" adlı süperyatın onlarca milyon dolara İtalyan bir müşteriye satıldığını belirten Nebula Yat Yönetim Kurulu Başkanı Serkan Sürer ise, "Amanda için 2026 Haziran ayında teslim edilecek diyebiliriz" ifadelerini kullandı.


Antalya Serbest Bölge, yılın ilk 4 ayında ulaştığı ticaret hacmi, ihracat ağırlıklı üretim yapısı, yat sektöründeki kümelenme ve yüksek katma değerli üretimle ekonomiye katkısını sürdürdü. Antalya Serbest Bölge A.Ş. (ASBAŞ) Genel Müdürü Zeki Gürses, bölgenin 2026 yılının ilk 4 ayındaki ticaret hacmi, istihdam rakamları, ihracat performansı, yat üretimindeki büyüme ve altyapı yatırımlarının etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.


Antalya Serbest Bölge’de yat üretiminin yanı sıra medikal, elektrik ve elektronik sektörlerinin de öne çıktığını belirten Gürses, bölgenin hem ticaret hacmi hem de istihdam açısından Antalya ve Türkiye ekonomisi için önemli bir üretim merkezi konumunda olduğunu söyledi.


"İlk 4 aydaki ticaret hacmi 408 milyon dolar olarak gerçekleşti"


Antalya Serbest Bölge’nin yılın ilk 4 ayında 408 milyon dolarlık ticaret hacmine ulaştığını belirten ASBAŞ Genel Müdürü Zeki Gürses, geçen yıl aynı dönemde bu rakamın 395 milyon dolar olduğunu ifade etti. Gürses, "Antalya Serbest Bölge’nin ilk 4 aydaki ticaret hacmi 408 milyon dolar olarak gerçekleşti. Geçen seneki rakam 395 milyon dolardı. Bu da yüzde 3’lük bir artış gerçekleştiğini gösteriyor" dedi.


Nisan sonu itibarıyla bölgede 79 firmanın faaliyet gösterdiğini kaydeden Gürses, yat sektörünün bölgede güçlü bir kümelenme oluşturduğunu vurguladı. Gürses, "Nisan sonu itibarıyla 79 firmamız var. Ağırlıklı sektörümüz yat sektörü. Bu alanda bir kümelenme var ve 44 firmamız faaliyet gösteriyor. Bunun yanı sıra ticaret hacmi ve istihdam anlamında çok büyük katkı sağlayan diğer sektörlerimiz de var. 4 medikal, 13 elektronik firmamız bulunuyor. Bu 3 sektör, Antalya Serbest Bölge’ye gerek istihdam gerekse ticaret hacmi olarak ciddi anlamda katkı sağlayan, katma değerli üretim yapan firmalarımızdan oluşuyor" ifadelerini kullandı.


Bölgede yaklaşık 7 bin 200 kişinin çalıştığını aktaran Gürses, yat sektöründe dönemsel olarak dışarıdan desteklenen personelle birlikte bu sayının daha da yükseldiğini belirterek, "Şu anda Antalya Serbest Bölge’de toplam çalışan sayısı 7 bin 200 civarında. Geçici süreyle dışarıdan desteklenen personelleri de dahil ettiğimizde, çünkü yat sektörüne dönemsel olarak Antalya’dan da istihdam katkısı sağlanıyor, aylık ortalama 10 binin üzerinde olduğunu rahatlıkla ifade edebilirim" diye konuştu.



"İhracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 192"


Antalya Serbest Bölge’nin en dikkat çeken yönlerinden birinin ihracat ağırlıklı üretim yapısı olduğunu ifade eden Gürses, Nisan ayı itibarıyla ihracatın ithalatı karşılama oranının yüzde 192’ye ulaştığını söyledi. Gürses, "Antalya Serbest Bölge’nin en önemli özelliklerinden biri ihracat ağırlıklı olması. Bölgemizin ihracatın ithalatı karşılama oranı Nisan ayı itibarıyla yüzde 192 olarak gerçekleşti. Son dönemde ülkemizde ihracat anlamında rakamsal olarak bir gerileme söz konusu. Son açıklanan rakamlarla ülkemizin ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 70’in altına kadar düştü. Fakat Antalya Serbest Bölge’de bunun tam tersi bir eğilim var. Bu da burada ne kadar katma değerli üretim yapıldığının ve yurt dışına ihracat gerçekleştirildiğinin bir göstergesi" ifadelerini kullandı.



Antalya’nın ihracatının yüzde 27’si Serbest Bölge’den


Antalya Serbest Bölge’nin tek başına Antalya ihracatında önemli bir paya sahip olduğuna dikkat çeken Gürses, "Bir mukayese yapacak olursak, Antalya ilinin toplam ihracatının yüzde 27’si oranındaki ihracat rakamını Antalya Serbest Bölge karşılıyor. Türkiye genelindeki sıralamaya baktığımızda ise Antalya Serbest Bölge, bir il olarak değerlendirilse 28’inci sırada yer alıyor" dedi.


"Burada üretilen yatlar dünyanın her tarafına satılıyor"


Yat sektörünün döviz kazandırıcı faaliyetler, alt sektörlere katkısı ve nitelikli istihdam sağlaması nedeniyle bölge için stratejik öneme sahip olduğunu vurgulayan Gürses, Antalya Serbest Bölge’de yat üretiminde güçlü bir kümelenme oluştuğunu belirtti. Gürses, "Yat sektörü çok önemli. Çünkü imalat ve üretim ciddi katma değer sağlıyor. Satış yönünden döviz kazandırıcı faaliyetler yürütülmesi, birçok alt sektörü desteklemesi ve nitelikli eleman istihdam etmesi nedeniyle çok ciddi katkı sunuyor. Onun için burada bir kümelenme gerçekleşti" diye konuştu.


Bölgenin 80’in üzerinde ülkeyle ticaret ilişkisi bulunduğunu ifade eden Gürses, özellikle yat sektöründe dünyanın farklı noktalarına ihracat yapıldığını söyledi. Avrupa Birliği ülkeleriyle ticaret hacminin yüzde 50’nin üzerinde olduğunu, Amerika dahil OECD ülkeleriyle de çalıştıklarını belirten Gürses, "Burada üretilen yatlar dünyanın her tarafına satılıyor. Özel siparişlere binaen dünyanın her tarafına satılıyor" dedi.



"90 metreye kadar yat imalatı yapılabiliyor"


Antalya Serbest Bölge’de 2021 yılında tamamlanan yaklaşık 17 milyon dolarlık altyapı yatırımlarının bölgenin kapasitesini ciddi şekilde artırdığını belirten Gürses, bu yatırımlarla birlikte bölgenin Doğu Akdeniz’in en kapasiteli yat üretim ve bakım-onarım merkezi haline geldiğini söyledi. Gürses, "2021 yılında tamamladığımız altyapı yatırımlarıyla birlikte burada 2 bin tona kadar yatlara hizmet verme imkanına sahibiz. Şu anda Doğu Akdeniz’de en kapasiteli yat üretim ve bakım-onarım merkezi haline geldik. Bu sayede buraya gelen yatların boyları uzadı. Eskiden 25-30 metreye kadar yat imalatı yapılabilirken, şu anda 90 metreye kadar yat imalatı yapılabiliyor" ifadelerini kullandı.



İlk 4 ayda 12 tekne teslim edildi


Antalya Serbest Bölge’de 2025 yılı sonuna kadar 832 teknenin imal edilerek sahiplerine teslim edildiğini belirten Gürses, yılın ilk 4 ayında 12 teknenin daha tamamlanıp teslim edildiğini söyledi. Gürses, "Toplamda bugüne kadar üretilen yat sayısı 844’e ulaştı. 2000-2025 yılları arasında Antalya Serbest Bölge’de üretilen yatların ortalama boyu 18 metre iken, bu yılın ilk 4 ayında üretilen yatların ortalama boyu 30 metreye çıktı. Daha büyük yatların da imalatı devam ediyor" dedi.


Rıhtımda 50 ve 60 metre boylarında yatların teslim öncesi son donanımlarının yapıldığını ve deneme testlerinin gerçekleştirildiğini aktaran Gürses, bakım-onarım faaliyetlerinde de hızlı bir gelişme yaşandığını kaydetti.



"Rıhtımlarımızın kapasitesi dolu"


Altyapı yatırımlarının ardından Akdeniz ve Orta Doğu’dan büyük yatların bakım-onarım için Antalya Serbest Bölge’ye yoğun ilgi gösterdiğini belirten Gürses, geçen aylarda 80 metrelik bir teknenin bakım-onarımının tamamlanarak gönderildiğini, 74 metrelik başka bir teknenin de gelmek için talepte bulunduğunu açıkladı. Yaklaşık 400 metrelik yat bağlama rıhtımına rağmen kapasitenin dolduğunu belirten Gürses, "Rıhtım yatırımlarımızı bitirmemize rağmen, yaklaşık 400 metrelik bir yat bağlama rıhtımımız olmasına rağmen, şu anda rıhtımlarımızın kapasitesi dolu. Liman başkanlarımızın izniyle yükleme-boşaltma rıhtımlarımızı da yat bağlama rıhtımı olarak kullanmaya başladık. Serbest bölgedeki yatırımlarımızın karşılığını ciddi anlamda almaya başladık" diye konuştu.


Antalya Serbest Bölge’de şu ana kadar bakım-onarıma gelen tekne sayısının 248’e ulaştığını belirten Gürses, "Bunun 218 tanesini teslim ettik, 30 tanesinin bakım-onarım faaliyeti şu anda devam ediyor. Şu ana kadar bu faaliyetlerden 144 milyon dolarlık bir ticaret hacmi gerçekleşti" dedi.



"Her üretilen yat yeni bir müşteri kazandırıyor"


Bölgede yapılan yatırımlarla birlikte 90 metre ve 2 bin tona kadar yatlara hizmet verilebildiğini belirten Gürses, 560 tonluk travellift ve modern yat bağlama yatırımlarının firmaların elini güçlendirdiğini söyledi. Gürses, altyapı yatırımları sayesinde içerideki firmaların daha büyük siparişler alabildiğini belirterek, "Şu anda dünyada kabul edilebilir en güvenli sistemin yatırımını Antalya Serbest Bölge’de gerçekleştirdik. Toplam rıhtım yatırımlarımızla birlikte yaklaşık 17 milyon dolarlık bir yatırım yapmıştık. Burada 90 metre ve 2 bin tona kadar yatlara hizmet verebiliyoruz. Ayrıca 560 tonluk travelliftimiz var. Bu anlamda elimiz çok güçlendi" dedi.


Antalya Serbest Bölge’de üretilen yatların Monaco, Cannes ve Florida gibi dünyanın önemli fuarlarında sergilendiğini kaydeden Gürses, "Burada üretilen yatlar dünyanın önemli fuarlarında sergileniyor. Monaco’da, Cannes’da, Florida’daki fuarlarda yer alıyor. Her üretilen yat yeni bir müşteri kazandırıyor. Çünkü Türk işçisinin emeğiyle üretilen yatlar gerçekten çok kaliteli. Bu yatların denizlerdeki sayısının artması da burayı cazibe merkezi haline getirdi" ifadelerini kullandı.


Elektronik ve medikal sektörü de öne çıkıyor


Antalya Serbest Bölge’de yat sektörünün yanı sıra elektrik-elektronik ve medikal sektörlerinin de katma değerli üretim açısından öne çıktığını belirten Gürses, elektronik sektöründe faaliyet gösteren firma sayısının 13’e çıktığını söyledi. Elektronik sektörünün kilogram başına ihracat değerinin yüksekliğine dikkat çeken Gürses, "Elektrik ve elektronik sektöründe sayı 13’e kadar çıktı. Bu bizim için mutluluk verici. Çünkü katma değeri son derece yüksek. Kilogram değeri 7-8 bin dolara, bazen 10 bin dolara kadar çıkan ürünler var. Bu, ülkemiz ekonomisine ciddi anlamda katkı sağlıyor" dedi.


Bu sektörlerin teknoloji transferi ve nitelikli istihdam açısından da önemli olduğunu belirten Gürses, üniversite gençlerinin bölgede çalışma imkanı bulduğunu söyledi. Medikal sektörünün de özellikle kadın istihdamına katkı sağladığını belirten Gürses, "Medikal sektörü de kadınları istihdama kazandırma yönünden çok önemli bir katkı sağlıyor. Yaklaşık yüzde 80 kadın istihdamı sağlıyor. Aynı şekilde teknoloji transferi açısından da önemli. Bu 3 sektör bizim için gerçekten çok önemli. Daha çok gelişmeleri için çalışıyoruz" diye konuştu.



58 metrelik Amanda haziranda teslim edilecek


Antalya Serbest Bölge’nde faaliyet gösteren Nebula Tersanesi tarafından inşa edilen 58 metrelik "Amanda" adlı süperyat da bölgedeki yat üretim kapasitesinin geldiği noktayı ortaya koydu. Nebula Yat Yönetim Kurulu Başkanı Serkan Sürer, onlarca milyon dolara İtalyan bir müşteriye satılan Amanda’nın teknik özellikleri, yapım süreci ve teslim takvimine ilişkin bilgi verdi. Amanda’nın 58 metrelik bir süperyat olduğunu belirten Sürer, "Amanda, Nebula Tersanesi’nin ürettiği 58 metrelik bir süperyat. Tasarımcısı dünyaca meşhur Espen Oeino. Amanda’nın yapımı 3 yıl sürdü. Bin 300 groston hacme sahip. Yenilikçi bir sevk sistemi olan dizel elektrik sevk sistemine sahip. Teknede dizel jeneratörler elektrik üretiyor, elektrikli pervanelerimizde de sevk sistemi çalışıyor" dedi.


Yatta 7 misafir kabini ve 15 kişilik mürettebat kapasitesi bulunduğunu belirten Sürer, Amanda’nın 14 misafire konforlu deniz tatili imkanı sunacak şekilde tasarlandığını söyledi. Sürer, "Teknemizde 7 misafir kabini ve 15 mürettebat için mürettebat kabinleri mevcut. Bu, 14 kişilik bir misafir kapasitesi demektir. Aynı zamanda 15 kişilik de mürettebat kapasitesi var" ifadelerini kullandı.



"Çapa atmadan sabit durabilecek sisteme sahip"


Amanda’nın ileri teknoloji donanımlarıyla dikkat çektiğini belirten Sürer, süperyatın dynamic positioning sistemi sayesinde çapa atmadan sabit durabildiğini anlattı. Sürer, "Teknemiz aynı zamanda dynamic positioning dediğimiz, çapa atmadan sabit durabilecek bir sabitleme sistemine sahip. Bu, baş pervane ile kıç pervanelerin senkronize çalışmasıyla oluşan bir sistem" dedi.


Amanda’nın 6 güvertesi bulunduğunu, teknede asansör, servis mutfakları ve ana mutfak gibi otel standardında donanımlar yer aldığını belirten Sürer, "Oldukça geniş bir hacmi var. İçinde 6 güverte olduğu için bir asansörü var. Her katta servis mutfakları, en alt katta ana mutfağı var. Konforlu bir deniz tatili için gereken her şey otel standartlarında teknemizde mevcut. Ana makine dairesinden mutfağa, servisten temizliğe, güverte temizliğinden halatların toplanmasına kadar çok çeşitli personel bulunduğu için ciddi anlamda personel ihtiyacı oluyor. Lüks bir yatta konfor her şeyden önce geldiği için gereken her türlü donanım, ekipman ve personel teknede mevcut" diye konuştu.


"Amanda için 2026 Haziran ayında teslim edilecek diyebiliriz"


Amanda’nın suyla buluştuğunu ve teslim öncesi test sürecinin başladığını belirten Sürer, süperyatın Haziran 2026’da sahibine teslim edilmesinin planlandığını açıkladı. Sürer, "Teknemiz aslında suyla buluştu. Teknelerin yapım aşamasında bitime yaklaşan ilk aşama suya indirilmektir. Suya indirildikten sonra deniz suyuyla çalışan sistemlerin test edilmesi gerekiyor. Burada da 2-3 aylık bir süre gerekiyor. Bütün sistemler test ediliyor. Ondan sonra deniz testi dediğimiz seyre çıkılıp bütün raporlar alındıktan sonra sahibine teslim ediliyor. Amanda için 2026 Haziran ayında teslim edilecek diyebiliriz" dedi.



Milyarderlerin yüzen sarayları Antalya’da inşa ediliyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Yaşlı bakım merkezinde hastaya şiddet iddiasına 4 gözaltı Beylikdüzü’nde bir yaşlı bakım merkezinde şiddet uygulandığı iddiaları üzerine 4 kişinin gözaltına alındığı öğrenildi. Konuya ilişkin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada ise, "İlgili personelin iş akdi derhal feshedilmiş ve hakkında adli süreç başlatılmıştır. Olaydan etkilenen engelli bireyin hastaneye sevki sağlanmış, gerekli tıbbi müdahalesi gerçekleştirilmiş olup tedavi ve takip süreci titizlikle sürdürülmektedir" denildi. Öte yandan iddialara ilişkin yeni görüntüler ortaya çıktı. Görüntülerde kafası sarılı olan yaşlı vatandaşın yakınlarının ağladıkları ve çalışanlara tepki gösterdikleri görülüyor. Beylikdüzü’nde bulunan Huzur Vadisi Bakım Merkezi’nde görüntülerdeki hastalara şiddet uygulandığı ortaya çıktı. Güvenlik kamerası ve cep telefonu görüntülerinde bakım merkezi çalışanlarının yaşlı hastalara şiddet uyguladığı ve bir hastanın yüzüne tükürdüğü anlar yer aldı. İddialara göre kurumda benzer olayların daha önce de yaşandığı öne sürüldü. Olayın ortaya çıkmasının ardından videoya çekenlerin, kurumun mesul müdürünün ve 2 çalışanın gözaltına alındığı öğrenildi. Ayrıca konuyla ilgili Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’ndan açıklama yapıldı. Öte yandan bu iddialara ilişkin yeni görüntüler ortaya çıktı. Görüntülerde kafası sarılı olan yaşlı vatandaşın yakınlarının ağladığı ve "müdür nerde" diye sorduğu görülüyor. Öte yandan kurum yetkililerinin, olaydan sorumlu olan kişilerin işine son verildiği yönünde açıklama yaptığı öğrenildi. "İlgili personelin iş akdi derhal feshedilmiş ve hakkında adli süreç başlatılmıştır" Konuya ilişkin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, "Bazı sosyal mecralarda yer alan, İstanbul’da bir özel bakımevindeki görüntülere ilişkin aşağıdaki açıklamanın yapılması gereği duyulmuştur. 27 Nisan 2026 tarihinde meydana gelen olayın Bakanlığımıza intikal etmesiyle birlikte ivedilikle teftiş başlatılmıştır. Yapılan ilk tespitte olayın, İstanbul Beylikdüzü Kavaklı bölgesinde faaliyet gösteren Özel Huzur Vadisi Bakım Merkezi’nde meydana geldiği belirlenmiştir. Görüntülerde yer alan kişinin kimlik tespitleri yapılmış; ilgili personelin iş akdi derhal feshedilmiş ve hakkında adli süreç başlatılmıştır. Olaydan etkilenen engelli bireyin hastaneye sevki sağlanmış, gerekli tıbbi müdahalesi gerçekleştirilmiş olup tedavi ve takip süreci titizlikle sürdürülmektedir. Bakanlığımız tarafından söz konusu kuruluşa yönelik teftiş süreci başlatılmıştır. İncelemeler tüm yönleriyle devam etmekte olup, engelli bireylerimize yönelik her türlü kötü muameleye karşı sıfır tolerans ilkesiyle hareket edilmektedir. Sürecin tüm aşamaları Bakanlığımız tarafından yakından takip edilmektedir" ifadelerine yer verildi.
Antalya Uzm. Dr. Elif Sarıönder Gencer: "İnme yalnızca tedavi edilen değil, önlenebilen bir sağlık sorunudur" Girişimsel Nöroloji Uzm. Dr. Elif Sarıönder Gencer, 10 Mayıs İnme Farkındalık Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, inmenin yalnızca tedavi edilmesi gereken değil, aynı zamanda büyük ölçüde önlenebilen bir sağlık sorunu olduğunu vurguladı. Antalya’da inme hastalığına dikkat çekmek amacıyla açıklamalarda bulunan Memorial Antalya Hastanesi Girişimsel Nöroloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Elif Sarıönder Gencer, inmenin nedenleri, risk faktörleri ve erken müdahalenin önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İnme riskini azaltmak büyük ölçüde kişinin elinde İnmenin çoğu zaman aniden geliştiğini ancak altta yatan risk faktörlerinin büyük bölümünün kontrol altına alınabileceğinin mümkün olduğunu belirten Uzm. Dr. Elif Sarıönder Gencer, "Özellikle kontrolsüz yüksek tansiyon ve sigara kullanımı ülkemizde en sık görülen nedenler arasında yer almaktadır. Diyabet, yüksek kolesterol, obezite, hareketsiz yaşam, aşırı alkol tüketimi, düzensiz beslenme ve kalp ritim bozuklukları da inme riskini artıran önemli faktörler arasında bulunmaktadır. İnme çoğu zaman öncesinde sessiz ilerleyen damar risklerinin sonucudur. Düzenli sağlık kontrolleri, tansiyon, şeker ve kolesterol takibi, sigaranın bırakılması, sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivitenin artırılması ile inme riski belirgin şekilde azaltılabilir. Birden fazla risk faktörü bir araya geldiğinde risk katlanarak artar. Bu nedenle korunmada en etkili yaklaşım, tüm riskleri birlikte ele almaktır" dedi. Yaş ve genetik değiştirilemese de farkındalık hayat kurtarır İnmede ileri yaş, erkek cinsiyet, aile öyküsü ve daha önce geçirilmiş geçici iskemik atak gibi değiştirilemeyen risk faktörlerinin de önemli olduğunun altını çizen Gencer, "Bu kişilerin daha yakından izlenmesi gerekir. Kalp hastalıkları, boyun damarlarında darlık, pıhtılaşma bozuklukları, hormonal etkenler, kronik stres ve bazı enfeksiyonlar da inme riskini artırabilir" şeklinde konuştu. İnmede en kritik mesaj: Belirtileri tanıyın, zaman kaybetmeyin "İnme belirtileri genellikle aniden başlar" diyen Gencer, "Erken fark edilen her dakikanın tedavi açısından büyük önem taşır. İnmede zaman beyindir. Müdahalede geçen her dakika, beyin hücrelerinde geri dönüşü olmayan kayıplara yol açabilir. Bu nedenle belirtiler başladığında beklemek, şikayetlerin geçmesini umut etmek ya da zaman kaybetmek çok ciddi sonuçlara neden olabilir" ifadelerini kullandı. İnmenin en sık görülen belirtileri İnmenin en sık görülen belirtilerini; yüzde ani kayma veya asimetri, kol ya da bacakta ani güçsüzlük ve uyuşma, konuşmada bozulma, peltekleşme ya da konuşulanı anlayamama, ani görme kaybı, denge kaybı veya yürüme bozukluğu ile ani başlayan şiddetli baş ağrısı olarak sıralayan Gencer, "Bu belirtilerden biri bile görüldüğünde vakit kaybetmeden 112 Acil aranmalıdır. Çünkü hızlı başvuru, tedavi şansını belirleyen en önemli unsurdur" dedi. Erken müdahale kalıcı sakatlık riskini azaltıyor Girişimsel nöroloji alanındaki gelişmeler sayesinde, özellikle damar tıkanıklığına bağlı inme tablolarında uygun hastalara zamanında müdahale edilebildiğini belirten Gencer, "Erken tanı ve doğru tedaviyle inme sonrası gelişebilecek kalıcı kayıplar azaltılabilir. İnme sonrası sakatlık ani, beklenmedik ve kalıcı olabilir. Ancak bu tablo her zaman kaçınılmaz değildir. Hastanın doğru zamanda, doğru merkezde, uygun tedaviye ulaşması; yaşamını, hareket kabiliyetini ve konuşmasını koruma açısından belirleyici olabilir. İnme artık yalnızca sonucu kabullenilen bir hastalık değildir; erken müdahaleyle seyri değiştirilebilen bir acildir" dedi. İlk saatler hayati önem taşıyor "Belirtilerin başlamasından sonraki ilk saatler kritiktir" diyen Gencer, "Özellikle ilk 4,5 saat çok önemlidir. Ancak bazı hastalarda ileri değerlendirmelerle daha geç dönemde de uygun tedavi seçenekleri vardır. Bu nedenle "geç kaldım" düşüncesiyle beklenmemesi, her inme şüphesinde mutlaka en kısa sürede hastaneye başvurulması gerekir" diye konuştu. Toplumsal farkındalık tedavinin ilk adımıdır İnmenin yalnızca ileri yaş hastalığı olmadığını açıklayan Gencer, şöyle dedi: "On yıllarda daha genç yaş gruplarında da daha sık görülmektedir. Toplumun her kesiminin inme belirtilerini bilmesi gerekmektedir. İnme tedavisinde başarı yalnızca hastanedeki müdahaleye değil, hastanın yakın çevresinin farkındalığına da bağlıdır. İnmeden korunmak da, inme geçirildiğinde kalıcı sakatlığı önlemek de mümkündür. Bunun için risk faktörlerini ciddiye almak, belirtileri tanımak ve zaman kaybetmeden doğru merkeze başvurmak gerekir. İnmede hızlı davranmak, hastanın geleceğini değiştirebilir."