SAĞLIK - 07 Ocak 2026 Çarşamba 11:36

Türkiye’de görülen başlıca 7 vitamin eksikliği ve alınması gereken önlemler

A
A
A
Türkiye’de görülen başlıca 7 vitamin eksikliği ve alınması gereken önlemler

İç Hastalıkları Uzm. Dr. İrem Özçelik, Türkiye’de D vitamini başta olmak üzere B12, demir, C, A, folik asit ve K vitamini eksikliklerinin yaygın görüldüğünü belirterek, alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi.


Türkiye’de ve dünyada giderek yaygınlaşan vitamin eksikliklerinin birçok kronik hastalık ve rahatsızlığın temel nedenleri arasında yer aldığına dikkati çeken Memorial Antalya Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. İrem Özçelik, "Beslenme alışkanlıklarının bozulması, toprak fakirleşmesi, hazır gıda tüketiminin artması ve güneş ışığından yeterince faydalanamama gibi faktörler vitamin eksikliklerini tetikliyor. Türkiye’de yapılan araştırmalar nüfusun büyük kısmında D vitamini ve B12 eksikliği olduğunu gösteriyor" dedi.


Bu eksikliklerin çoğu zaman ‘kronik yorgunluk, fibromiyalji, depresyon’ gibi tanılarla yıllarca tedavi edilmeye çalışıldığını aktaran Özçelik, "Oysa basit bir kan testiyle teşhis konup, birkaç ayda düzeltilebiliyor" diye konuştu.



"Kendinizi iyi hissetseniz de kontrollerinizi yaptırın"


Özçelik, vitamin eksikliklerinin çoğu zaman sessiz ilerleyip yıllarca belirti vermeden organ hasarına yol açabileceğine vurgu yaparak, "Kendimi iyi hissediyorum demek eksiklik olmadığı anlamına gelmez. Bu nedenle düzenli kontrolleri yaptırmak, genel sağlık durumu ve kaliteli bir yaşam öyküsü için önemlidir. Vitamin takviyeleri bilinçsiz kullanıldığında (özellikle A, D, E, K yağda eriyenler) toksik etki yapabilir. Vitaminlere mutlaka kan testi yaptırıp, doktor veya diyetisyen kontrolünde başlanmalıdır" ifadelerine yer verdi.


Uzm. Dr. İrem Özçelik, Türkiye’de D vitamini başta olmak üzere B12, demir, C, A, folik asit ve K vitamini eksikliklerinin yaygın görüldüğünü belirterek, bu durumun ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi.



"D vitamini eksikliği Türkiye’de yüzde 70-90 oranında görülüyor"


Uzm. Dr. Özçelik, D vitamini eksikliğinin kemik ve bağışıklık sistemi üzerinde önemli etkileri olduğuna dikkati çekerek, "D vitamini eksikliği osteoporoz, kas-eklem ağrıları, bağışıklık sisteminde zayıflık, sık enfeksiyon, depresyon, yorgunluk ve saç dökülmesine neden olabiliyor" dedi.


Risk grubunda kapalı giyinenler, ofis çalışanları, yaşlılar, koyu tenliler, obez bireyler ile böbrek ve karaciğer hastalarının yer aldığını vurgulayan Özçelik, günde 20-30 dakika 10.00-15.00 saatleri arasında kollar ve bacaklar açık şekilde güneşlenmenin önemine işaret etti.



"B12 vitamini eksikliği sessiz ilerliyor"


B12 vitamini eksikliğinin özellikle vejetaryenler, veganlar ve 50 yaş üstü bireylerde yaygın görüldüğünü aktaran Özçelik, bu eksikliğin kansızlık, el ve ayaklarda uyuşma, hafıza sorunları, depresyon ve yürüme bozukluğuna yol açabildiğini belirtti. Hayvansal gıdaların temel B12 kaynağı olduğunu ifade eden Özçelik, 50 yaş üstündeki bireylerde emilim azaldığı için düzenli takviyenin gerekli olabileceğini kaydetti.



Demir eksikliği kadınlarda daha sık


Demir eksikliğinin kadınlarda yüzde 30-40 oranında görüldüğünü belirten Özçelik, "Demir eksikliği anemisi halsizlik, çarpıntı, saç dökülmesi ve bağışıklık zayıflığına neden oluyor" dedi.


Demirin C vitaminiyle birlikte alınmasının emilimi artırdığını vurgulayan Özçelik, çay ve kahvenin demir emilimini önemli ölçüde azalttığını hatırlattı.



"C, A ve folik asit eksikliği bağışıklığı zayıflatıyor"


Sigara içenler ve yoğun stres altında olan bireylerde C vitamini eksikliğinin sık görüldüğünü söyleyen Özçelik, bu durumun diş eti kanaması ve yara iyileşmesinde gecikmeye yol açabildiğini ifade etti. A vitamini eksikliğinin gece körlüğü ve sık enfeksiyonlara neden olabileceğini dile getiren Özçelik, folik asit eksikliğinin ise özellikle gebelikte ciddi riskler taşıdığına dikkati çekti.



"K vitamini eksikliği kanama riskini artırıyor"


Uzm. Dr. Özçelik, uzun süre antibiyotik kullanan bireylerde K vitamini eksikliğinin görülebileceğini belirterek, bunun kolay morarma ve kanama eğilimine neden olabileceğini söyledi. K vitamini açısından yeşil yapraklı sebzelerin önemine işaret eden Özçelik, bağırsak florasının da K vitamini üretiminde rol oynadığını kaydetti.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Muğla’daki hastanede yeni tedavi dönemi Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi, modern tıbbın en güncel cerrahi yöntemlerinden biri olan HoLEP (Holmium Lazer Enükleasyon Prostatektomi) yöntemini bünyesine katarak üroloji alanında yeni bir dönem başlattı. Halk arasında "iyi huylu prostat büyümesi" (BPH) olarak bilinen rahatsızlığın tedavisinde altın standart olarak kabul edilen bu yöntemle ilk başarılı operasyon gerçekleştirildi. Özellikle büyük prostat hacmine sahip hastalar için geleneksel olarak uygulanan açık cerrahi, yerini tamamen kapalı (endoskopik) bir yöntem olan HoLEP’e bırakıyor. Prof. Dr. Hüseyin Tarhan ve Doç. Dr. İlker Akarken öncülüğünde gerçekleştirilen ilk ameliyatla birlikte, hastanenin teknolojik altyapısındaki güçlenme de gözler önüne serildi. Operasyon sonrası açıklamalarda bulunan Üroloji Klinik Sorumlusu Prof. Dr. Hüseyin Tarhan, HoLEP yönteminin hastalara sunduğu kritik avantajları şu şekilde özetledi: "Karın bölgesinde hiçbir kesi yapılmadan, doğal idrar yollarından girilerek operasyon tamamlanır. Minimum Kanama Riski: Lazer teknolojisi, dokuyu ayırırken aynı anda damarları mühürlediği için kanama riski yok denecek kadar azdır. Bu durum, özellikle kan sulandırıcı ilaç kullanan hastalar için büyük bir güvenlik sağlar. Hastalar genellikle operasyondan sadece bir gün sonra taburcu edilir; sonda kullanım süresi ise minimuma iner. Tekrarlama riski ortadan kalkıyor. Prostat dokusu kapsülünden tamamen sıyrılıp çıkarıldığı için geride parça kalmaz ve hastalığın nüksetme ihtimali neredeyse sıfırlanır" dedi. Hastanenin teknolojik gelişimine vurgu yapan Prof. Dr. Tarhan, "Hastanemizin teknolojik altyapısını güçlendiren bu önemli cihazın temininde desteklerini esirgemeyen Sağlık Bakanlığımıza teşekkürlerimizi sunarız" açıklamasında bulundu. Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi yönetimi ise, başarılı geçen ilk operasyonun ardından emeği geçen tüm sağlık ekibini tebrik ederek, bölge halkına sunulan sağlık hizmeti kalitesinin artarak devam edeceğini belirtti.
Erzurum Atatürk Üniversitesi ATA-AÖF’te dijital dönüşüm rüzgârı: "ATA-AÖF’e bahar geldi" Atatürk Üniversitesi Açık ve Uzaktan Öğretim Fakültesi (ATA-AÖF), Bahar dönemiyle birlikte eğitim teknolojileri ve pedagojik tasarımı bütüncül bir yaklaşımla yeniden ele alarak Öğrenme Yönetim Sistemini (ÖYS) kapsamlı biçimde yeniledi. "ATA-AÖF’e Bahar Geldi" sloganıyla duyurulan yeni sistem; teknik altyapısı, kullanıcı deneyimi ve içerik mimarisi bakımından modernize edilerek öğrencilerin erişimine açıldı. Eğitimde yeni bir eşik: Etkileşim, derinlik ve ölçülebilirlik Yenilenen ÖYS, uzaktan eğitimi yalnızca içerik aktarımına dayalı pasif bir model olmaktan çıkararak; öğrenciyi merkeze alan, etkileşimli ve ölçülebilir bir öğrenme ekosistemine dönüştürüyor. Sistem; bilişsel kalıcılığı artırmayı, eleştirel düşünmeyi teşvik etmeyi ve öğrenme çıktılarını somut verilerle izlenebilir kılmayı hedefliyor. Bu kapsamda geliştirilen yeni öğrenme araçları arasında: Aktif Hatırlama Modülleri: Hafıza kartları, kavram sözlükleri ve eşleştirme etkinlikleri ile temel kavramların uzun süreli bellekte kalıcılığı destekleniyor. Analitik Düşünme Araçları: Vaka analizleri ve neden-sonuç ilişkisine dayalı uygulamalar sayesinde öğrenciler teorik bilgiyi gerçek yaşam senaryolarına uyarlama fırsatı buluyor. Zenginleştirilmiş İçerik Tasarımı: Podcast yayınları, metafor temelli anlatımlar ve yapay zekâ destekli video içerikleri ile öğrenme süreci görsel ve işitsel boyutta güçlendiriliyor. Anlık Ölçme ve Değerlendirme: Ünite sonu özetleri ve kısa cevaplı sorular aracılığıyla öğrenciler kendi akademik gelişimlerini eş zamanlı olarak takip edebiliyor. Bu bütüncül yapı, pedagojik derinliği yüksek, veri temelli ve sürdürülebilir bir uzaktan eğitim modelini hayata geçiriyor. 7/24 Dijital Rehber: AÖFCAN Yeni sistemin dikkat çeken unsurlarından biri de dijital rehber (tutor) olarak tasarlanan AÖFCAN uygulaması oldu. Öğrencilerin içerik yoğunluğu içerisinde yön bulmalarını kolaylaştıran AÖFCAN; çalışma planı oluşturma, içerik önerileri sunma ve öğrenme araçlarını etkin kullanma noktasında destek sağlıyor. Böylece öğrenciler, kişiselleştirilmiş ve disiplinli bir öğrenme süreci deneyimliyor. ATA-AÖF, pedagojik dönüşümün yanı sıra teknolojik erişilebilirliği de güçlendirdi. Güncellenen mobil uygulama altyapısı ve yenilenen Online Kitap Satış sayfası sayesinde öğrenciler, akademik materyallere hızlı ve kesintisiz biçimde ulaşabiliyor. Sistem, farklı cihaz ve platformlarda uyumlu çalışacak şekilde optimize edilerek kullanıcı deneyimi üst seviyeye taşındı. Rektör Hacımüftüoğlu: "Dijital dönüşüm, stratejik vizyonumuzun temel bileşenlerinin başında gelmektedir" Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Ahmet Hacımüftüoğlu, dijital dönüşümün üniversitenin stratejik vizyonunun temel bileşenlerinden biri olduğunu vurguladı. Rektör Hacımüftüoğlu açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Açık ve uzaktan öğretimde kaliteyi artırmak, erişilebilirliği güçlendirmek ve öğrencilerimize çağın gerekliliklerine uygun bir öğrenme ortamı sunmak temel önceliğimizdir. ATA-AÖF bünyesinde hayata geçirdiğimiz bu yenilikçi Öğrenme Yönetim Sistemi, yalnızca teknik bir güncelleme değil; pedagojik yaklaşımımızın da yeniden yapılandırılması anlamına gelmektedir. Amacımız, öğrencilerimizin bilgiyi ezberleyen değil; analiz eden, yorumlayan ve üreten bireyler olarak yetişmelerine katkı sağlamaktır." Rektör Hacımüftüoğlu ayrıca, dijitalleşmenin üniversitenin kurumsal gelişiminde kritik bir rol oynadığını belirterek, "Uzaktan eğitimi sürdürülebilir, ölçülebilir ve nitelikli bir geleceğin öğrenme modeline dönüştürme kararlılığımız devam edecektir" dedi.
İstanbul AKRA Gran Fondo Antalya’da pedallar ‘Yeşil Gelecek’ için dönecek AKRA Gran Fondo Antalya, bu yıl 11-12 Nisan 2026 tarihlerinde sekizinci kez Antalya’nın Kemer ilçesinde düzenlenecek. AKRA Gran Fondo Antalya, bu yıl da Kemer’de bisiklet tutkunlarını bir araya getirecek. İki gün sürecek organizasyon, amatör sporculara hem rekabet hem de keyif dolu bir yarış deneyimi sunacak. "Yeşil Gelecek" temasıyla start alacak yarış, Batı Toroslar’ın eteklerinden Akdeniz kıyılarına uzanan parkuruyla katılımcılara eşsiz manzaralar eşliğinde pedal çevirme imkanı sunacak. 2018 yılından bu yana düzenlenen AKRA Gran Fondo Antalya, her yıl olduğu gibi bu yıl da Türkiye’nin yanı sıra farklı ülkelerden Kemer’e gelen bisikletçilere doğayla iç içe bir gran fondo deneyimi sunmayı hedefliyor. 2 gün boyunca yarış heyecanı Uluslararası Bisiklet Birliği (UCI) ve Türkiye Bisiklet Federasyonu kurallarına uygun olarak düzenlenecek AKRA Gran Fondo Antalya, farklı zorluk seviyelerine sahip parkurlarıyla 2 gün boyunca her seviyeden bisikletçiye hitap edecek. 11 Nisan Cumartesi günü, tırmanış performansının ön planda olduğu tırmanış etabı koşulacak. Kemer Olbia Parkı’ndan saat 16.00’da başlayacak parkur, Olympos Teleferik’te sona erecek. Toplam 17.81 kilometrelik parkurda sporcular 806 metrelik bir tırmanışla mücadele edecek. 12 Nisan Pazar günü ise organizasyonun ana yarışları gerçekleştirilecek. Bu kapsamda sporcular, 98 kilometrelik parkurda 2 bin metre irtifa kazanımıyla zorlu bir mücadele verirken, 48 kilometrelik parkur ise daha kısa mesafede yarışmak isteyen bisikletçilere keyifli bir alternatif sunacak. Her iki parkur da Kemer Olbia Parkı’ndan start alacak ve aynı noktada sona erecek. 98 km’lik parkur saat 08.00’de, 48 km’lik parkur ise saat 08.30’da start alacak. Organizasyonun ödül töreni de aynı gün saat 14.00’te Kemer Olbia Parkı’nda düzenlenecek. Kayıtlar sürüyor Yarışlara katılmak isteyen sporcular için kayıt süreci devam ediyor. Tüm parkurlar için son kayıt tarihi 7 Nisan 2026 olarak açıklandı. Organizasyonla ilgili detaylı bilgi ve kayıt işlemleri akragranfondoantalya.org adresinden yapılabiliyor.
Kocaeli Cinayete kurban gittiği değerlendirilen kadının komşuları konuştu Kocaeli’nin Körfez ilçesinde yatalak annesine yemek hazırladığı sırada evinin mutfağında kanlar içinde ölü bulunan Gül Dağ’ın komşuları olayın şokunu yaşıyor. Cinayete kurban gittiği değerlendirilen Dağ’ın yaşlı annesini bakmak için 6 ay önce yanına aldığını belirten bir arkadaşı, "Boğazının kesildiğini biliyorum. Çok iyi biriydi, kendi halindeydi ve kimseye kolay kolay kapı açmazdı" dedi. Olay, 27 Şubat’ta saat 17.30 sıralarında Mimar Sinan Mahallesi Çağlayan Sokak’ta meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, yaşlı annesine bakan 63 yaşındaki Gül Dağ, mutfakta yemek hazırladığı sırada yere yığıldı. Sesler üzerine Dağ’ın annesi bağırarak yardım istedi. Yardım çığlığının ardından olay yerine gelen Dağ’ı kanlar içinde bulan komşular durumu 112 Acil Çağrı Merkezine bildirdi. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri yaptıkları kontrolde Gül Dağ’ın olay yerinde hayatını kaybettiği belirledi. Boğazında kesik olduğu belirlenen kadının cenazesi otopsi işlemleri için morga kaldırıldı. Yapılan otopsi sonucunda olayın cinayet olabileceği şüphesi ağırlık kazanınca, soruşturma dosyası İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekiplerine devredildi. Başsavcı evde inceleme yaptı Soruşturma kapsamında polis ekiplerince mühürlenen evde, Körfez Cumhuriyet Başsavcısı ve nöbetçi savcı nezaretinde detaylı inceleme yapıldı. Polis, şüpheli veya şüphelilerin tespiti ve yakalanması amacıyla çevredeki güvenlik kameralarının kayıtlarını mercek altına aldı. "Boğazının kesildiğini biliyorum" Olayın ardından büyük üzüntü yaşayan mahalle sakinleri, Gül Dağ’ın sakin bir hayat sürdüğünü ve ailenin maddi durumunun iyi olduğunu anlattı. Maktulün arkadaşı olduğunu söyleyen Zehra Karaca, "Gül’ün eşi bildiğim kadarıyla pandemi döneminde öldü. Gül’ün ilk eşinden zihinsel engelli bir çocuğu varmış ancak yanında yaşamıyor. Bir sene olmadan daha yeni Gül annesini bakmak için yanına getirdi. Nasıl vefat ettiğini bilmiyorum ancak boğazının kesildiğini biliyorum. Çok iyi biriydi. Kendi halindeydi, kimseye kolay kolay kapı açmazdı, sosyal biri değildi" dedi. "Gül’ün ikinci evliliğiydi" Bir diğer komşu ise "Gül’ün ikinci evliliği olduğunu biliyorum. Eşi hastaydı, bir sene kadar önce vefat etti. Yakın zamanda da annesini yanına aldı. Annesinin yatalak olduğunu biliyorum. Dostu, düşmanı var mıydı bilmiyorum" şeklinde konuştu. Komşu Kenan Çekiç ise "İftar zamanında bir şüphelinin zile bastığını ve kadına darbelerle vurduğunu komşulardan duyduk. Kadının da eşinin de ikinci evlilikleri. Eşinin çocukları vardı ancak kadının var mıydı bilmiyorum. Gül Hanım yaşlı annesine bakıyormuş. Mahallemizde böyle bir olay olduğu için üzgünüz. Varlıklı bir ailelerdi" ifadelerini kullandı.