ÇEVRE - 17 Ekim 2017 Salı 13:30

Borçka Dereleri DSİ tarafından ıslah edildi

A
A
A
Borçka Dereleri DSİ tarafından ıslah edildi

DSİ Çoruh Projeleri 26.

DSİ Çoruh Projeleri 26. Bölge Müdürlüğü tarafından Artvin’in Borçka ilçesindeki derelerin ıslah çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.


DSİ, Artvin Borçka İlçesi Demirciler Köyü Ormanlı ve Elmalı mahallelerinin Azura ve Elmalı Dereleri, Borçka Taşlıtarla mevkiindeki Napaşman Deresi taşkın kontrolü kapsamında çalışmalarını hız kesmeden devam ediyor.


Proje kapsamında Elmalı köyünde 2 adet araç köprüsü, 2 Bin 535 metre duvar, 65 adet brit, Azure Deresi’nde 1 adet araç köprüsü, 2 Bin 162 metre duvar, 60 adet brit, Taşlıtarla Mevkiinde 410 metre duvar ve 24 adet britin yapımı gerçekleştirildi. Projelerde kapsamında fiziki gerçekleşmenin yüzde 98 seviyesinde olduğu dile getirildi.


Öte yandan Arhavi için DSİ Çoruh Projeleri 26. Bölge Müdürlüğünce Geçirgen Tersip Bentleri Yapımı sözleşmesi imzalandı. Bu ihale ile Arhavi ilçesi Aşağıhacılar ve Yukarıhacılar köylerinde geçirgen tersip bentleri inşa edilecek.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Meme kanseri hastaları doktorlarıyla bowling pistinde buluştu Memorial Ataşehir Hastanesi’nin düzenlediği etkinlikte meme kanserini atlatan ve kanserle mücadele eden hastalar, doktorlarıyla bowling oynayarak farkındalık oluşturdu. Lisanslı bowling oyuncusu Özgür Türkkan hastalığa rağmen sporu bırakmadığını anlatırken, kahkaha terapisti Banu Erdem ise süreci ’hayatıma uğrayan bir konuk’ olarak tanımladı. 1-7 Nisan Kanser Haftası kapsamında "Kansere Karşı Bowling Zamanı" etkinliği düzenlendi. Meme kanseri tedavisi gören hastalar ile doktorların bir araya geldiği etkinlikte, hem moral hem de farkındalık ön plana çıktı. Katılımcılar, bowling oynayarak kanserle mücadelede motivasyonun önemine dikkat çekti. Sporuna devam ediyor Meme kanseri tedavisi gören Özgül Türkkan, kanser tedavisi gördüğünü ve halen ilaç tedavisine devam ettiğini belirtti, Prof. Dr. Bülent Çitgez’in hastası olduğunu ve tedavi sürecinin oldukça iyi gittiğini söyledi. 63 yaşında olduğunu ve aktif olarak spor yaptığını ifade eden Türkkan, lisanslı bir bowling oyuncusu olduğunu dile getirdi. Hastalığı yaklaşık altı yıl önce öğrendiğini anlatan Türkkan, annesinde de meme kanseri bulunması ve daha önce doktorların kistlerinin kansere dönüşebileceğini söylemesi nedeniyle bu duruma hazırlıklı olduğunu ifade etti. Hastalığı öğrendiğinde panik yapmadığını aktaran Türkkan, doktoruna hastalığın evresini ve ne zaman yeniden bowling oynayabileceğini sorduğunu kaydetti. Kısa sürede ameliyat olduğunu ve ardından uzun bir kemoterapi sürecine girdiğini belirten Türkkan, "Tedavi kapsamında göğüslerim alındı, radyoterapi uygulanmadı ancak kemoterapi uzun sürdü. Şu anda ilaç tedavisi ve düzenli kontrollerle sürecim devam ediyor" dedi. Türkkan, tedavi sürecinde safra kesesinde polipler tespit edildiğini ve risk oluşturmaması için ameliyatla alındığını dile getirerek, "Ardından tedavim planlı şekilde sürdü. Kendimi sağlıklı hissediyorum. Spor hayatıma devam ediyorum. Lig maçlarına çıkmaya devam ettim. Spor hayatımda çok önemli bir yer tutuyor" şeklinde konuştu. Kanserin günümüzde yaygın bir hastalık haline geldiğini belirten Türkkan, insanların hastalığı gözlerinde büyütmemesi ve hayattan kopmaması gerektiğini vurguladı. Moral ve yaşama azminin önemine dikkat çekti. "Kanser hayatıma uğrayan bir konuk gibiydi" Meme kanseri tedavisi gören Banu Erdem ise 2022 yılından bu yana Prof. Dr. Bülent Çitgez ile tedavi sürecinin devam ettiğini belirterek kendisinin de bir meme kanseri survivoru olduğunu söyledi. Etkinlikte bulunma nedeninin meme kanserinin hayatına kattıkları olduğunu dile getiren Erdem, bu sürecin hayattaki birçok değerin farkına varmasını sağladığını ifade etti. Meme kanserini hayatına uğrayan bir "konuk" gibi gördüğünü ve bu deneyimi uğurladığını düşündüğünü belirtti. Tedavisinin halen doktor kontrolünde devam ettiğini ifade eden Erdem, aynı zamanda kahkaha terapisti olduğunu söyledi. Bu kitapta, kendi sürecini anlattığını dile getirdi. Bu sürecin bir savaş değil, birlikte yürütülen bir yolculuk olduğunu ifade etti. Kahkahanın gücüne inandığını ve bunu benzer süreçlerden geçen kişilerle paylaşmak istediğini söyleyen Erdem, tedavi sürecinde en önemli unsurlardan birinin hekimlere güvenmek olduğunu vurgulayarak "Doktorlarıma tamamen güvendim ve yönlendirmelerine harfiyen uydum" dedi. Zorlandığı anlar olduğunu ancak hiçbir zaman isyan etmediğini ifade eden Erdem, "Bu süreç bana çok şey öğretti. Bugün hayatı çok daha kıymetli görüyorum" diye konuştu. "Ülkemizde meme kanseri daha genç yaşlarda görülebiliyor" Memorial Ataşehir Hastanesi Meme ve Endokrin Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Bülent Çitgez ise 1-7 Nisan Kanser Haftası kapsamında farkındalık oluşturmak amacıyla klasik yöntemlerin dışında bir etkinlik düzenlediklerini belirtti. "Bowling oynayarak hem insanların motive olmasını hem de bu hastalığın tedavi edilebilir olduğunu görmelerini istedik. Uzun vadede sağlıklı bir yaşamın mümkün olduğunu göstermek amacıyla böyle bir şey yaptık" dedi. "Dünyada her 8 kadından biri hayatı boyunca meme kanseriyle karşılaşıyor" diyen Prof. Dr. Bülent Çitgez şu açıklamaları yaptı: "Ülkemizde de oranlar dünya ile paralel. Geçen yıl Türkiye’de yaklaşık 25 bin yeni meme kanseri tanısı kondu. Bu sayı elbette büyük ve ürkütücü. Ancak ülkemize özgü bir durum da var: Meme kanseri daha genç yaşlarda görülebiliyor. Gelişmiş ülkelerde genellikle 40 yaş ve üzeri kadınlarda daha sık görülürken, bizde daha genç yaş grubunda da sık rastlanıyor. Sık görülmesine rağmen sevindirici bir gerçek var: Meme kanseri, tedaviye en iyi yanıt veren kanser türlerinden biridir. Eğer hastalar memede ele gelen bir kitle, akıntı ya da asimetri gibi bir değişiklik fark ederse korkmadan doktora başvurmalıdır. Unutulmamalıdır ki her ele gelen kitle kanser değildir. Şüpheli durumlarda ultrason, mamografi ve gerekirse MR ile değerlendirme yapılır, ardından biyopsi ile kesin tanı konur. İyi huyluysa takip edilir, kötü huyluysa uygun tedavi planlanır." "Sosyokültürel ve ekonomik nedenlerle hastalar doktora başvurmakta gecikebiliyor" Sosyokültürel ve ekonomik nedenlerle bazı hastalar doktora başvurmakta gecikebildiğine değinen Prof. Dr. Bülent Çitgez, "Özellikle memede bir sorun fark edildiğinde utanma, çevresel baskı ya da yanlış inanışlar nedeniyle başvurular ertelenebiliyor. Bu da tanının geç konulmasına yol açıyor. Günümüzde teknolojinin gelişmesiyle meme kanseri tedavisinde meme kaybı minimum düzeye indirilebiliyor. Eğer meme küçük ve kitle büyükse önce kemoterapi ile tümör küçültülüyor, ardından cerrahi uygulanıyor. Gerekli durumlarda silikon protez ya da hastanın kendi dokusu kullanılarak estetik açıdan da başarılı sonuçlar elde ediliyor. Amaç, hastayı hem sağlık hem de sosyal yaşam açısından en iyi şekilde desteklemektir" açıklaması yaptı. "Kanserden korkulmasın, geç kalmaktan korkulsun" Prof. Dr. Bülent Çitgez son olarak şunları söyledi: "Şunu özellikle vurgulamak isterim: Kanserden korkulmasın, geç kalmaktan korkulsun. Çünkü meme kanseri erken evrede, özellikle birinci evrede yakalandığında yüzde 90’ın üzerinde başarıyla tedavi edilebilmektedir. Tüm kadınlara önerimiz; yılda bir kez doktor muayenesi yaptırmaları ve ayda bir kez kendi kendine meme muayenesi yapmalarıdır. Şüpheli bir durum fark edildiğinde panik yapmadan vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır. Kendi kendine muayene, adet döneminden sonra yapılmalıdır. Muayene, memenin üst kısmından başlayarak koltuk altına kadar tüm bölgenin kontrol edilmesi şeklinde olmalıdır. Ele gelen bir kitle ya da herhangi bir değişiklik fark edildiğinde mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır."
Konya Konya’da esnaf odalarının genel kurulları tamamlandı Konya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği’ne (KONESOB) bağlı 83 odanın seçimleri tamamlandı. KONESOB Başkanı Muharrem Karabacak, genel kurulların esnaf ve sanatkarlara hayırlı olmasını temenni etti. 2 Ocak 2026’da Ereğli Hızarcılar ve Marangozlar Odası’nın genel kuruluyla başlayan seçim süreci, 31 Mart 2026 Salı günü gerçekleştirilen Yunak Bakkallar Odası’nın seçimiyle tamamlandı. Genel kurul sürecini değerlendiren Konya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (KONESOB) Başkanı Muharrem Karabacak, "Birliğimize bağlı 83 odamızın genel kurullarını başarıyla tamamladık. Adeta bir şölen havasında geçen genel kurullarımız, esnaf ve sanatkarlarımızın hür iradesi ve güçlü teveccühüyle sonuçlandı. Süreç boyunca, 83 odamızın genel kurullarına yönetim kurulu üyelerimizle birlikte katıldık ve seçim heyecanına ortak olduk. Yoğun katılım ve teveccühle güven tazeleyen ve yeni görev alan başkanlarımız ile yönetim kurulu üyelerimizi bir kez daha tebrik ediyorum. Başkanlarımız ve yönetim kurulu üyelerimiz, 4 yılı en iyi şekilde değerlendirecek; başta esnaf ve sanatkarlarımız olmak üzere şehrimiz ve ülkemiz için canla başla çalışacaktır. Genel kurullarımızın esnaf ve sanatkarlarımıza, ülkemize, Konya’mıza, teşkilatımıza, odalarımıza, başkanlarımıza, kurullarımıza ve personelimize hayırlı olmasını temenni ediyorum" dedi.
Ankara ÜNİPERSEN: "Kütüphaneci, arşivci ve kitap pataloğu unvanları için ilave 1 derece ayrıcalık değil, haktır" Üniversite İdari Personel Sendikası (ÜNİPERSEN), Ardahan Üniversitesi Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanlığı kadrosunda teknik hizmetler sınıfında ‘kütüphaneci’ unvanıyla görev yapan üyelerine verilen ilave 1 derecenin geri alınmasına ilişkin işlemin mahkeme kararıyla iptal edildiğini açıkladı. ÜNİPERSEN tarafından yapılan açıklamada, sendika tarafından açılan davada 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 36/A-4’üncü maddesi kapsamında teknik bilimler lisansiyeri sayılarak verilen ilave 1 derecenin geri alınmasına ilişkin işlemin iptali ile maddi kayıpların tahsilinin talep edildiği belirtildi. Ayrıca mahkemenin dava konusu işlemi hukuka aykırı bularak iptal ettiği ve üyelerinin yoksun kaldığı, parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine hükmettiği kaydedildi. Mahkeme kararında idarenin dayanak gösterdiği görüş değişikliğinin personel aleyhine sınırsız biçimde uygulanamayacağının açık şekilde ortaya konulduğu ifade edildi. Dava dosyasında yer alan Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’nın 28 Mayıs 2025 tarihli ve 34254 sayılı yazısında da kütüphaneci unvanının teknik bilimler lisansiyeri kapsamında değerlendirilebileceğine işaret edildiği aktarıldı. Açıklamada aynı unvana ilişkin farklı dönemlerde farklı değerlendirmeler yapılmasının sonuçlarının personele yüklenemeyeceği vurgulanarak, "Bu karar yalnızca bir derece işleminin iptali anlamına gelmemektedir. Karar, kütüphaneci, arşivci ve kitap pataloğu unvanlarının teknik hizmetler sınıfında yer aldığını ve teknik bilimler lisansiyeri kapsamında değerlendirilmesi gereken bu unvanlar bakımından ilave 1 derecenin bir ayrıcalık değil, hak olduğunu ortaya koymuştur" denildi. Açıklamada ayrıca kurumların kendi içindeki görüş değişiklikleri, çelişkili yorumları ve sonradan geliştirdikleri daraltıcı değerlendirmelerin personelin kazanılmış haklarını ortadan kaldırmanın aracı olamayacağı belirtilerek, "İdari yorumlardaki çelişkinin bedeli personele ödetilemez. İlave 1 derece bu unvanlar için bir lütuf değil, mevzuattan kaynaklanan kazanılmış bir haktır" ifadelerine yer verildi. ÜNİPERSEN, söz konusu kararın yalnızca kendi üyeleri açısından değil, benzer durumda bulunan kütüphaneci, arşivci ve kitap pataloğu unvanlı kamu görevlileri bakımından da önemli ve yol gösterici nitelikte olduğunu belirtti. Sendika, üyelerinin mali, özlük ve kariyer haklarını hedef alan hukuka aykırı uygulamalara karşı mücadeleyi sürdüreceğini bildirdi.