ÇEVRE - 25 Kasım 2023 Cumartesi 09:44

Elektrik üretimine başlayan Yusufeli Barajı’nda son köy de sular altında kalıyor

A
A
A

Artvin’de Çoruh nehri üzerinde inşa edilen ve su tutma işleminde bir yılı geride bırakan Yusufeli Barajında baraj sularından kısmen etkilenen son köy olan Çeltikdüzü köyünün yarısı sular altında kalırken, yarısı da gölün kıyısında kaldı.

Artvin’in Yusufeli ilçesinde Çoruh Nehri üzerinde inşa edilen temelden 275 metre yüksekliğiyle kemer baraj sınıfında Türkiye’nin birinci, dünyanın 5. en yüksek barajı olan Yusufeli Barajı ve HES projesi elektrik üretimine geçtiğimiz günlerde başladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 22 Kasım 2022’de katıldığı törenle su tutma işlemi başlarken, bir yılı geçen sürede Yusufeli ilçe merkezi ve 7 köy tamamen sulara gömüldü. Baraj sularından kısmen etkilenen 10 köyden biri ve sonuncusu olan 164 haneli Çeltikdüzü köyünün ise yarısı sular altında kalırken, kalan yarısı ise baraj gölünün kıyısında kaldı.

Elektrik üretimine başlayan Yusufeli Barajı’nda son köy de sular altında kalıyor

Köyün de minarenin de yarısı su altında yarısı su üstünde kaldı

Baraj suları altında evleri ve tarım arazileri kalan köyde yaşayan 164 hak sahibinden 117 tanesi yeni yapılan Yusufeli ilçe merkezinde hak sahiplerine teslim edilen evlerden yana tercih hakkını kullanırken, 46’sı ise köyün hemen üst tarafından yapılan yeni Çeltikdüzü köyündeki köy evlerini tercih etti. Köy halkı, yaklaşık 1 yıldır yeni konutlarını teslim alarak taşınma işlemini gerçekleştirse de, bir türlü köylerinden ayrılamıyorlar. Kimi her gün köye gidip hatıralarını canlandırsa da, kimi de sulara gömülmeyen evlerinde hayatlarını sürdürmeye devam ediyor. Tarım araziler, ev, okul derken köyün camisi de sular altında kalırken, minaresi ise tıpkı köyün kaderi gibi yarısı sular altında yarısı su üzerinde kaldı. Bu günlerde Çeltikdüzü sakinleri eskisi gibi tarım arazilerinin, bahçelerinin değil evlerinin balkonlarından baraj gölünün manzarasını izliyorlar.

Elektrik üretimine başlayan Yusufeli Barajı’nda son köy de sular altında kalıyor“Köyün adı Çeltikdüzü ama ne çeltik kaldı ne düzü

Çeltikdüzü köyü muhtarı Davut Polat yaptığı açıklamada “Sular son nihayetine ulaşmak üzere. 5-6 metre sonra su seviyesi 711 koduna ulaşacak burada. Evlerin bir kısmı su altında kaldı. 6 metre sonra bir kısmı daha sular altında kalacak köyümüzde. Boşaltanlar boşalttı, bir kısmı daha evlerinde duruyorlar kamulaşan evlerde. DSİ geri verirse o evleri tekrar geri almak istiyorlar. Diğer kalanlar yukarda yeni yerleşim yeri yapıldı oraya taşındılar. Bir kısmı Yusufeli’ne taşındı. Köyümüzün ismi Çeltikdüzü köyü ama ne çeltik nede düzü kalmadı maalesef. Bütün tarım alanlarımız çeltik alanlarımız hepsi sular altında kaldı. Sadece evlerimiz kaldı. Evlerimizin önünde bahçelilerimiz var ufaktan. Yaylarımız var yukarda. Artık bir şekilde oralarda hayatımızı sürdürmeye çalışacağız. Toplamda 164 tane hak sahibi vardı müracaat eden. Bunların 117 tanesi ilçede hak sahibi oldu, 46 kişi de yukarıda yeni yerleşim alanın tercih etti. Evleri yapıldı taşındılar. 5 aydır da yeni yerleşim yerinde hayatımıza devam ediyoruz“ diye konuştu.

"71 yaşındayım, ortaokuldan beri burada bir baraj yapılacağı konuşulurdu"

Bölge halkından 71 yaşındaki Mehmet Çelik ise 60 yıldır bölgede baraj yapılacağının konuşulduğunu hatırlatarak "Ben ortaokulda okurken bile burada baraj muhabbeti yapılıyordu. Valla yapılıp da bu kadar suların yükseleceğini hayal etmemiştik. Yani baraj yapılıyordu ama havza çok geniş gövde çok aşağıda. Bizim buraya gelip de bizim köyü böyle komplo alacağını tahmin bile etmedik” derken, sosyal medya içerik üretici Serhat İnce ise “Yaklaşık bir senedir burada yarım kalan köylerimizin hikayesini çekmekteyim. Yusufeli Barajı 22 Kasım 2022 de su tuttuktan sonra geldiğimiz bu noktada tam bir sene oldu. Su hemen hemen maksimum kodlarını yakalamış durumda, son 4-5 metresi kaldı. Son 4-5 metresinde suyun tam olarak nereye kadar çıkacağını en sonun hem görmek hem de buraya kadar geldiğimizde su altına kalan mezarlıklarımızı, camilerimizi, bahçelerimizi, bağlarımızı anıları çekmekteyim. Burada minarenin yarısı suyun içinde yarısı suyun üzerinde tıpkı köy gibi. Bu köyün kaderi yarısı suyun altına gitti yarısı kaldı” ifadelerini kullandı.

Adem Güngör - Fatih Tüysüz

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Ankara’da vatandaşlar kendini polis ve savcı olarak tanıtıp 15 milyon lira dolandıran şüpheliler yakalandı Ankara’da kendini polis ve savcı olarak vatandaşları 15 milyon lira dolandıran bir grup şüpheli polis ekipleri tarafından gerçekleştirilen operasyon sonucu suçüstü yakalandı. Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla, Etimesgut İlçe Emniyetince yürütülen çalışmalar kapsamında, kendilerini polis ve savcı olarak tanıtarak Ankara’da vatandaşları dolandıran şüpheliler gerçekleştirilen operasyon sonucu suçüstü yakalandı. Yapılan tespitlerde, vatandaşların yaklaşık 15 milyon lira değerinde para ve ziynet eşyasını bir şüpheli şahsa elden teslim ettiği anlaşıldı. Şüpheli şahıslar mağdur kadını kilometrelerce uzakta kamerasız bir bölgeye çekti. Soruşturma kapsamında Şüphelilerin; mağduru korku ortamına sokarak döviz ve ziynet eşyası talep ettikleri anlaşıldı ve vatandaşın döviz ve ziynet eşyalarını verdikten hemen sonra dolandırıldığını anlaması sonrasında yapılan çalışmalarda şüphelinin adresi tespit edildi. Şüpheli şahsın mağdurdan aldığı ziynet ve paraları başka şahıslara teslim edeceği tespit edildi, parayı teslim almak için şahsın ikametine gelen şahıslarda asayiş ekiplerince suçüstü yakalandı. Şüphelilerden ele geçirilen döviz ve ziynet eşyaları sahiplerine teslim edildi. Yakalanan şüpheliler, işlemlerinin ardından adli makamlara sevk edilirken, olayla ilgili soruşturmanın çok yönlü olarak sürdüğü bildirildi.
Ankara İletişim Başkanı Duran: "28 Şubat sürecinde yaşanan engellemeler şükürler olsun bugün artık aşılmıştır" İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Kadınların inançlarından dolayı iş ve eğitim hayatının engellendiği ve açıkça dışlandığı dönemlerde ne yazık ki yaşanmıştır. 28 Şubat sürecinde yaşanan üniversite hayatından kamuya ve özel sektöre kadar uzanan engellemeler şükürler olsun bugün artık aşılmıştır" dedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla siyasetten iş dünyasına, spordan sanata, fabrikadan tarlaya, evden okula, hayatın her alanında var olan, emeğini, yüreğini, sabır, şefkat ve özveriyle ortaya koyarak hayata dokunan kadınlarımızın hikâyesini fotoğraflarla görünür kılmak amacıyla "Hayata Dokunan Kadınlar" sergisi düzenlendi. 5 Mart 2026 tarihinde Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığında gerçekleştirilen "Hayata Dokunan Kadınlar" sergisi 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün anlam ve önemine dikkat çekerken aynı zamanda tarihe tanıklık eden kareler aracılığıyla kadınların toplumsal yaşamın her alanındaki varlığını ve emeğini gözler önüne sererek kadınların cesareti, azmi ve kararlılığıyla şekillenen hikâyelerini geçmişten bugüne taşıyor. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Prof. Dr. Burhanettin Duran’ın açılışını yaptığı sergide çay hasadı yapan kadınlardan, seramik fabrikasında çalışan kadınlara, Ankara Radyosu’nda yayın yapan kadın spikerden Türkiye’nin ilk kadın taksi şoförüne, eğitimden sanata, kamusal alandan gündelik yaşama kadar hayata dokunan kadınlarımızın arşiv fotoğraflarına yer veriliyor. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı dijital görsel arşivinden derlenen siyah beyaz fotoğraflardan oluşan sergide 1934-1986 yılları arasında kadınların yaşamın farklı alanlarında iz bıraktığı anlara tanıklık eden 41 fotoğraf karesi yer alıyor. Serginin açılış programında konuşan İletişim Başkanı Duran, "8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle düzenlediğimiz bu sergide sizlerle bir arada olmaktan memnuniyet duyuyorum. Elbette bugün sadece bir takvim günü değil. Kadın emeğinin, kadın aklını, kadın iradesini ve kadınların bu ülkenin geçmişindeki ve geleceğindeki üstlendiği belirleyici rolü güçlü bir biçimde ortaya koymak için toplandık. Sergimizde yer alan görseller, kadın emeğinin tarihsel dönüşümünü ve hayatın her alanında üstlendikleri sorumluluğu açıkça göstermektedir. Şunu özellikle ifade etmek isterim. Kadının onuru, emeği ve toplumsal kıymeti bizim için modern bir hak arayışının ötesinde medeniyetimizin temel değerleri arasında yer alan köklü bir anlayışın ifadesidir" diye konuştu. "Bizim kültürümüzde kadın, toplumu kuran, dönüştüren ve ayakta tutan asli bir öznedir" Türk kültüründeki kadının yerinin vurgulayan İletişim Başkanı Duran, "Bizim kültürümüzde kadın yalnızca önemli bir değer değil, toplumu kuran, dönüştüren ve ayakta tutan asli bir öznedir. Yakın ve uzak tarihimiz bunun en açık şahididir. Kurtuluş Savaşı’ndan, Cumhuriyet’in inşasına, 28 Şubat’tan, 15 Temmuz direnişine kadar kadınlarımız milletimizin kader anında önemli sorumluluklar almış ve belirleyici rol üstlenmiştir. Hepimizin malumu Cumhuriyet’le birlikte kadınlarımız seçme ve seçilme hakkına birçok Batı ülkesinden önce kavuşmuş, kamusal ve mesleki hayatta erkeklerle eşit şartlarda varlık göstermeye başlamıştır. Ancak açıkça ifade etmek isterim ki, kadının güçlenmesi yalnızca hukuki kazanımlarla değil, toplumsal gerçeklikle örtüşen politikalarla mümkündür" şeklinde konuştu. "28 Şubat sürecinde yaşanan engellemeler şükürler olsun bugün artık aşılmıştır" 28 Şubat döneminde kadınların yaşadığı zorlukların sona erdirildiğini hatırlatan Duran, "Nitekim kapsamlı sosyolojik araştırmalar, kadınların iş hayatına katılım konusunda güçlü bir irade ortaya koyduğunu, aynı zamanda çalışma hayatında eşit muamele beklentisinin hala tam anlamıyla karşılanamadığını göstermektedir. Bununla birlikte, kadınların inançlarından dolayı iş ve eğitim hayatının engellendiği ve açıkça dışlandığı dönemlerde ne yazık ki yaşanmıştır. 28 Şubat sürecinde yaşanan üniversite hayatından kamuya ve özel sektöre kadar uzanan engellemeler şükürler olsun bugün artık aşılmıştır. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde inanç özgürlüğünün önündeki tüm engeller ortadan kaldırılmıştır" ifadelerini kullandı. "Artık Türkiye’de kadınlar, karar alma mekanizmalarında da daha etkin biçimde yer almaktadır" Türkiye’nin son 25 yılda kadın haklarını güçlendirmek için neler yaptığını aktaran Duran, şunları kaydetti: "Türkiye özellikle son 25 yılda kadın haklarını güçlendirmeye yönelik kamu politikaları ve anayasal düzenlemelerle kadın erkek eşitliğini müesses hale getirme adına önemli adımlar atmıştır. Yine bu süreçte kadın istihdamını arttırmaya yönelik teşvikler hayata geçirilmiş, girişimci kadınların kredi ve hibe programları sunulmuş, doğum süt izni ve çocuk yardımı gibi uygulamalarla hukuki eşitliğin fiili zemini güçlendirilmiştir. Artık Türkiye’de kadınlar yalnız sahada değil, karar alma mekanizmalarında da daha etkin biçimde yer almaktadır. Bizim için kadınlarımızın gerçek anlamda güçlenmesi, şiddetten arındırılmış bir hayat, sosyal ve siyasal hayata etkin katılıp ekonomik güvence ve saygın bir çalışma ortamıyla doğrudan ilgilidir. Zira güçlü kadının güçlü aileyi, güçlü ailenin de güçlü toplumu inşa edeceğini düşünmekteyiz." "Kadının güçlenmesiyle ailenin güçlenmesi, birbirini tamamlayan iki unsur olarak görülmelidir" 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayan Duran, "Kadının güçlenmesiyle ailenin güçlenmesi birbirine alternatif değil, birbirini tamamlayan iki unsur olarak görülmelidir. Bu minvalde, İletişim Başkanlığı olarak sorumluluk alanımız çerçevesinde aile değerlerimizin medyada ve iletişimin her sahasında görünür ve özendirici olması için son derece gayret gösteriyoruz. Bu konuda her birimizin sergilemiş olduğu katkıyı ve hassasiyeti değerli buluyorum. Bunun için sizlere teşekkür ediyorum. İletişim ve medya alanında yürüttüğümüz her çalışmada kadın çalışma arkadaşlarımızın emeği ve sorumluluk bilinci kurumumuzun taşıyıcı kolonlarından biridir. Bu katkı niceliksel olduğu kadar niteliksel bir güçtür. Bu düşüncelerle hepinizin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü tebrik ediyorum. Hepinize teşekkür ediyor, saygılar diliyorum" dedi.
Osmaniye Kadirli OSB’de tavuk fabrikasında çıkan yangın sabaha karşı söndürüldü Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde bulunan Kadirli Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) faaliyet gösteren tavuk fabrikasında çıkan yangın sabaha karşı söndürülürken, soğutma çalışmalarının sürdüğü bildirildi. Yangında can kaybı yaşanmadı. Edinilen bilgilere göre, Kadirli OSB içerisinde bulunan Şen Piliç’e ait tavuk fabrikasında gece saatlerinde henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. Kısa sürede büyüyen yangın, rüzgarın da etkisiyle fabrikanın farklı noktalarına yayıldı.Fabrikadan yükselen dumanları fark eden çalışanlar durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. İhbar üzerine bölgeye çok sayıda itfaiye, sağlık ve güvenlik ekibi sevk edildi. Yangına ilk müdahale Kadirli ve Osmaniye Belediyesi itfaiye ekipleri tarafından yapılırken, yangının büyümesi üzerine çevre il ve ilçelerden de takviye itfaiye ekipleri çağrıldı. Yangın söndürme çalışmalarına Orman İşletme Müdürlüğü’ne ait arazözler de destek verdi. Ekiplerin yoğun müdahalesi sonucu yangın sabaha karşı kontrol altına alınarak söndürülürken, bölgede soğutma çalışmalarının devam ettiği öğrenildi. Öte yandan Osmaniye Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti ile Kadirli Kaymakamı Erdinç Dolu da yangın bölgesine gelerek yetkililerden söndürme çalışmaları hakkında bilgi aldı. Olayla ilgili inceleme başlatıldı.