EKONOMİ - 06 Aralık 2023 Çarşamba 11:04

Yapımı 9 yıl süren Türkiye’nin en yüksek barajı yeni yıla enerji üretimiyle girecek

A
A
A

Yapımı 9 yıl süren ve 2022 yılında tamamlanan Türkiye’nin en yüksek barajı Yusufeli Barajı, 1 yıllık su tutma işleminin ardından yeni yıla enerji üretimiyle girecek.

Artvin’de Çoruh Nehri üzerinde inşa edilen, kemer baraj sınıfında 275 metreyle Türkiye’nin birinci, dünyanın beşinci en yüksek barajı olan Yusufeli Barajı ve Hidroelektrik Santrali’nde (HES) su seviyesi yükselmeye devam ediyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katıldığı törenle geçen yıl 22 Kasım’da su tutmaya başlayan baraj, Yusufeli ilçe merkezi ile Yeniköy, Tekkale, Irmakyanı, Çeltikdüzü, Çevreli, İşhan ve Meşecik köylerini sular altında bıraktı. Su tutma işlemine başlamasıyla birlikte baraj gölünde depolanan su miktarı yükselmeye devam ederken, dev baraj yeni yıla elektrik üreterek girecek.

Yapımı 9 yıl süren Türkiye’nin en yüksek barajı yeni yıla enerji üretimiyle girecek

2013 yılında temeli dualarla atılmıştı

Dönemin Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, 2013 yılında Yusufeli Barajı’nın temel atma törenine katılarak, ardından barajın yapılacağı Çoruh Vadisi’nde incelemelerde bulunmuştu. Barajın gövdesinin yer aldığı alanı gezen Eroğlu, ardından da baraj için dua etmişti. Barajın gövdesinin yapılacağı alanda duran ve ’Hayırlı olsun inşallah" diyen Eroğlu, "Yarabbi, projemizi hayırlı eyle, kısa zamanda bitmesini bize nasip eyle, helalinden firmalara bol kazanç ihsan buyur. Ayrıca kazasız belasız bitmesini de lütfeyle. Burada emeği geçen herkese sağlık, sıhhat ver. Projeyi bu memleket için bereketli kıl" ifadelerini kullanmıştı.

4 bin personel gece gündüz çalıştı

Türkiye’nin prestijli projeleri arasında yer alan, tamamen milli sermayeyle Türk mühendis ve işçisinin alın teriyle inşa edilen Yusufeli Barajı’nın yapımı, 4 bin personelin gece gündüz yoğun mesaisi sonucunda 9 yıl sürdü.

Yapımı 9 yıl süren Türkiye’nin en yüksek barajı yeni yıla enerji üretimiyle girecek

Deriner Barajı 14 yılda tamamlanmıştı

Artvin’de Çoruh Nehri üzerinde yapımına 1998 yılında başlanan, 249 metre gövde yüksekliği ile Türkiye’nin en yüksek, dünyanın ise 6. yüksek gövdeli barajı olan Deriner Barajı ve Hidroelektrik Santrali (HES) de 12 Aralık 2012 tarihinde düzenlenen törenle su tutmaya başlamıştı. 2012 yılı sonu itibarıyla işletmeye alınan kendi sınıfında temelden 249 metre yüksekliği ile Türkiye’nin en yüksek barajı olan Deriner Barajı, bu ünvanı Yusufeli Barajı’na devretti.

4 milyon metreküp betonla Artvin’den Edirne’ye 13 metre platform genişliğinde beton yol yapılabiliyor

Çoruh Nehri üzerinde 275 metre gövde yüksekliğiyle çift eğrilikli beton kemer kategorisinde Türkiye’nin birinci, dünyanın beşinci en yüksek barajı olacak Yusufeli, 2 milyar 130 milyon metreküp su depolama hacmine sahip. Üretime geçtiğinde 558 megavat kurulu gücüyle yıllık ortalama 1 milyar 888 milyon kilovatsaat enerji üreterek ekonomiye yılda 1,65 milyar lira katkı sağlatacak olan Yusufeli Barajı, havzadaki diğer barajların enerji üretimini de yüzde 10 artıracak. Baraj gövdesinde kullanılan 4 milyon metreküp beton, Artvin’den Edirne’ye 13 metre platform genişliğinde beton yol yapılmasını sağlayacak kapasiteye sahip bulunuyor. Projeyle üretilen enerji sayesinde yaklaşık 600 bin kişinin enerji ihtiyacı karşılanabilecek.

Yapımı 9 yıl süren Türkiye’nin en yüksek barajı yeni yıla enerji üretimiyle girecek

Adem Güngör

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kastamonu 2 bin 587 rakımlı dağın zirvesinde 15 Temmuz şehitlerini andılar Kastamonu’da, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü etkinlikleri çerçevesinde 50 kişilik grup, 2 bin 587 rakımlı Ilgaz Dağı’nın zirvesine tırmanarak şehitleri andı. Filistin’de yaşanan katliama da dikkat çeken katılımcılar, “Çocukların öldüğü bir dünya istemiyoruz” mesajı verdi. Kastamonu Valiliği, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü 10. Bölge Müdürlüğü Kastamonu İl Şube Müdürlüğü ile Kastamonu Üniversitesi Turizm Fakültesi tarafından 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen “15 Temmuz Şehitlerini Anma ve Büyük Hacet Zirve Tırmanışı”na katılan vatandaşlar, Kastamonu-Çankırı sınırındaki Ilgaz Dağı’nın zirvesine tırmandı. Tosya ilçesindeki Kösençayırı Göleti’nde kurulan kampın ardından sabah erken saatlerde gazi ve şehit yakınları ile vatandaşlardan oluşan 50 kişilik grup, Ilgaz Dağına tırmanmak için yürümeye başladı. Yaklaşık 4 saatlik yürüyüşün ardından 2 bin 587 metre yükseklikteki Ilgaz Dağı’nın Büyük Hacet Zirvesine ulaşan grup, saygı duruşunda bulunup İstiklal Marşı’nı okudu. Filistinliler unutulmadı Büyük Hacet Zirvesine tırmanan gurup, yıpranan Türk bayrağını yenisiyle değiştirdi. Türk bayrağının açılması ve şehitler için duaların okunmasının ardından etkinlik sona erdi. Etkinlikte İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarına da dikkat çekilerek, “Çocukların ölmediği bir dünya istiyoruz” mesajı verildi. “5 kilometre boyunca 2 bin 587 rakımda bulunan Büyük Hacet Zirvesine tırmandık” Yürüyüşü koordine eden Kastamonu Üniversitesi Turizm Fakültesi Öğretim Görevlisi Hikmet Haberal, şehitleri anmak istediklerini belirterek, “15 Temmuz 2024 tarihinde Kastamonu’nun en yüksek dağı Ilgaz’ın en yüksek zirvesi olan 2 bin 587 rakımdaki Büyük Hacet Zirvesine tırmandık. Bugün burada 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü sebebiyle, Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarıyla, bu vatan topraklarında hayatlarını kaybeden bütün şehitlerimizi anmak için zirve tırmanışı yaptık. Büyük Hacet Zirvesinden bütün şehitlerimizin ruhları şad olsun, mekanları cennet olsun diyerek, gazilerimize de sağlıklı uzun ömürler diliyorum” dedi. Kastamonu Üniversitesi tırmanışı geleneksel hale getirerek 3’üncüsünü düzenlediklerini ifade eden Haberal, “Kastamonu Valiliğimize, Kastamonu Üniversitesi Rektörlüğümüzü, Turizm Fakültemize, Doğa Koruma ve Milli Park Şube Müdürlüğüne, Tosya Off-Road Kulübüne, Tosya’nın Berçin köyü sakinleri ile yaylada bulunan vatandaşlarımıza bizleri yalnız bırakmadıkları için teşekkür ediyoruz. Bu yürüyüş artık geleneksel hale geldi. Bu yıl üçüncüsünü gerçekleştirdik. Bundan sonra da inşallah sonsuza kadar bu anma etkinliklerini yaşatacağız” diye konuştu. Büyük Hacet Zirvesi tırmanışının üç günlük bir etkinlik sonunda gerçekleştirildiğini söyleyen Haberal, “İki gün önce Kösençayırı Göleti’nde kamp yaptık. Kösençayırı Göleti’ndeki kamp sırasında Büyük Hacet Zirvesine yürüyüş gerçekleştirerek mevcut yol durumlarımızı gözlemledik. Bugün ise sabah saat 10.00’da Kösençayırı Göleti’nden ayrıldık, Tosya’nın Berçin köyü yaylasına kadar geldik. Berçin köyü yaylasından yaklaşın Büyük Hacet Zirvesine 3,5 saatlik bir yolculuk sonunda toplamda 5 kilometrelik bir güzergahtan çıkarak vatansever dostlarımızla birlikte zirveye ulaştık. Şanlı Türk Bayrağımızı göndere çektik. 2 bin 587 metre yükseklikteki anmamızı yaptık, bundan dolayı da gururluyuz” şeklinde konuştu. “Bizler dimdik durduğumuz sürece hiçbir güç bizleri bu topraklardan söküp atamayacak” Tosya’dan yürüyüşe katılan Coğrafya Öğretmeni İsmail Şencan ise, “Bulunduğumuz konum bu coğrafyanın en yüksek yeridir. Uludağ’dan daha yüksektir. Uludağ 2 bin 543 metredir, bizim bulunduğumuz yer 2 bin 587 metredir. Böyle bir zirveye çıkmak beni çok mutlu etti. Türk milleti demek asker demektir, devlet demek millet demektir. Bu yüzden böyle zor günlerde Türk milleti bu özelliğini tekrar bizlere gösterdi. Vatanımız bölünmez bir bütündür, bunu 15 Temmuz gecesi tekrar gösterdi" şeklinde konuştu. İstanbul’dan yürüyüşe katılan Nurullah Emekli ise, “Her zaman 15 Temmuz, Çanakkale Savaşı, Sakarya Meydan Muhaberesi gibi günlerde bu tür zirvelere çıkılması gerekiyor. Çanakkale ve Sakarya Savaşları Türk’ün birliğinin bir simgesiydi, 15 Temmuz ise bunu perçinleyen bir gündür” ifadelerini kullandı. “Çocukların ölmediği bir dünya istiyorum” Filistin’deki yaşanan zulmü unutmayan ve çocukların ölmediği bir dünya barışı isteyen Mustafa Kerem Ağaoğlu da, “2 bin 587 metre yükseklikteki Büyük Hacet’in zirvesindeyiz. Burada olmak beni çok mutlu etti. Çünkü 15 Temmuz gecesi, ülkemiz zorluklar yaşadı. Vatan bölünmez, bölünemez. Ben de çocukların ölmesini istemiyorum. Bu zirveden dünyaya haykırıyorum” dedi. Büyük Hacet Zirvesinden çağrıda bulunan Salih Kemal Çevikoğlu ise, “Savaşların olmadığı, çocukların ölmediği bir dünya istiyoruz” diye konuştu.
Mersin Vali Pehlivan: "Şimdi bizlere düşen, şehitlerimizin, gazilerimizin hatıralarına sahip çıkmak, o günleri unutmamak, unutturmamak" Mersin Valisi Ali Hamza Pehlivan, "Şimdi bizlere düşen, şehitlerimizin, gazilerimizin hatıralarına sahip çıkmak, o günleri unutmamak, unutturmamak" dedi. Toroslar ilçesi Akbelen Şehir Mezarlığı’ndaki şehitlikte düzenlenen törene Vali Ali Hamza Pehlivan, AK Parti Mersin Milletvekili Ali Kıratlı, MHP Mersin Milletvekili Levent Uysal, Akdeniz Bölge ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Murat Fırat, Cumhuriyet Başsavcısı Tolgahan Öztoprak, İl Emniyet Müdürü Kamil Karabörk, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Ercan Atasoy, Sahil Güvenlik Akdeniz Bölge Komutanı Tuğamiral Oğuz Bavbek, şehit aileleri ve gaziler katıldı. Törende, İl Müftüsü Aydın Yığman şehitler için dua okudu. Kent protokolü tarafından şehit mezarlarına karanfil bırakıldı. Duygulu anların yaşandığı şehitlik ziyaretinde kent protokolü, şehit aileleri ve gazilerle sohbet etti. Törende konuşan Vali Pehlivan, "Hani şair diyor ya, şehitler tepesi boş değil. Evet, şehitler tepesi boş değil. Bu kahramanlarımız, toprağın üstündeyken mücadele ettiler, kanlarını akıttılar, canlarını verdiler ve şimdi kabirlerinde gene, aslında bırakmış oldukları manevi hatıralarla nöbet tutuyorlar, nöbet tutturuyorlar. Kendilerinden sonra gelen nesillerde ilham kaynağı oluyorlar. O yüzden aziz şehitlerimiz, onların aileleri, devletimize, milletimize emanet, her zaman gönlümüzde, her zaman zihnimizde, başımızın tacı" dedi. "Bugün 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü" diyen Pehlivan, şöyle devam etti: "8 yıl önce, yıllar içerisinde devlet kurumlarına sızan yıkıcı, bölücü kirli planlarını sinsice hayata geçirmenin orada hazırlıklarını yapan FETÖ Terör Örgütü mensuplarının giriştiği darbe kalkışması ve bunun karşısında aziz milletimizin, Cumhurbaşkanımızın çağrısıyla dik duruşu, bu darbecilere karşı mücadele edişi, yüreğindeki inançla, imanla, kararlılıkla, vatanına, milletine, devletine, bayrağına bağlılıkla, milletine duyduğu aşkla mücadele verdi. Şehitlerimizden ilham alarak, gazilerimizden ilham alarak, aziz milletimiz o zorlu gecede, o karanlık gecede, geleceğimizi karartmak isteyenlere karşı, tıpkı tarih boyunca olduğu gibi, tıpkı Çanakkale’de olduğu gibi, tıpkı Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi, o gün de hiç sağına soluna bakmadan yollara, meydanlara düştü ve yıkıcı planları olanların bu planlarını başlarına yakmayı başardık. Şehitlerimiz ve gazilerimiz var. Allah onlardan razı olsun, onlar sayesinde o gecenin sabahı aydınlık oldu. Ve ülkemiz, devletiyle, milletiyle, bölünmez bütünlüğünü muhafaza etti, ediyor. Şimdi bizlere düşen, şehitlerimizin, gazilerimizin hatıralarına sahip çıkmak, o günleri unutmamak, unutturmamak. 15 Temmuz’da bize tuzak kuran, varlığımıza, birliğimize, bütünlüğümüze kastedenleri, darbe girişiminde bulunanları unutmayacağız. Bununla birlikte, bu darbenin gerçekleşmesini önleyen kahramanlarımızı, aziz milletimizin mensuplarını, güvenlik güçlerimizi, kamu kurumlarımızda vatan sevgisiyle mücadele eden bu milletin evlatlarını, bu milletin kahraman evlatlarını, verilen mücadeleyi unutmadık, unutmayacağız." (FVZ-FKE-
İstanbul Sultangazi’de eve girmeye çalışan yılanı kedi engelledi Sultangazi’de ’Kara Çocuk’ isimli kedi pencerede dinlendiği sırada eve girmeye çalışan yılanı fark ederek kavgaya tutuştu. Yılan yakalanarak doğal yaşamına bırakıldı. Ev sahibi Sedat Soysal, "Kedimiz olmasaydı o yılan kapıdan içeri girerdi. Allah muhafaza belki birisini ısırır, birisini zehirlerdi" dedi. Olay, 12 Temmuz Cuma günü Sultangazi Merkez Habibler Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, ’Kara Çocuk’ isimli kedi, yaşadığı evin penceresinde dinlendiği sırada eve girmeye çalışan yılanı fark etti. Kedi, yılanın eve girmesini engellemek için kavgaya tutuştu. Önceki gün de evlerinde akrep yakalanan ev sahiplerinin durumu fark etmesiyle yılan yakalandı. ’Kara Çocuk’ sayesinde yakalanan yılan vatandaşlar tarafından doğal ortamına bırakıldı. "Kedimiz ’Kara Çocuk’ olmasaydı o yılan kapıdan içeri girerdi" Evde oturdukları sırada aniden kedilerinin yüksek bir sesle miyavlamasıyla dışarı çıktıklarını söyleyen Sedat Soysal, "Dışarı çıktık, kediyle yılan kavga ediyorlar. Yerde bir yılan var ve kavga ediyorlar. Bırakmıyor camdan içeri girsin. Kedimiz ’Kara Çocuk’ olmasaydı o yılan kapıdan içeri girerdi. Allah muhafaza belki birisini ısırır, birisini zehirlerdi. Yani o kedinin sayesinde biz hepimiz bugün ayaktayız. Allah’a şükür bize hiçbir şey yapmadı. Burası kırsal alan gecekondu mahallesidir. Mahallemizin hemen biraz yakınında başlatılan bir hafriyat alanı var. O hafriyat alanını dolduruyorlar ve hayvanlar kaçıyorlar. Bahçemizde değil de bahçenin yakınlarında görüyorduk. Şimdi tam içeriye yani evimize kadar giriyorlar" dedi. Yakalanan yılan daha sonra vatandaşlar tarafından tekrar doğal yaşam alanına bırakılırken, o anlar ise cep telefonu kamerasına yansıdı.