ASAYİŞ
27 Nisan 2026 Pazartesi - 15:11 "Doğan Güneş" operasyonu diye 1 milyon 900 bin lirasını dolandırdılar Konya’da kendine ulaşan dolandırıcılara 1 milyon 900 bin lirasını kaptıran yaşlı adam, aynı dolandırıcıların dairesini sattırıp parasını almaya çalışmasından şüphelenen emlakçının dikkatiyle son anda ikinci kez dolandırılmaktan kurtuldu. Edinilen bilgiye göre, geçtiğimiz mart ayı içerisinde Konya’nın Beyşehir ilçesinde yaşayan 85 yaşındaki Cezmi Arıkan’ı telefonla arayan dolandırıcılar kendilerinin emniyetle bağlantılı operasyon içerisinde olduğunu söyledi. Şebeke üyeleri yaşlı adamı, "kimliğiniz şebeke tarafından ele geçirildi, adınıza yasa dışı işlem yapılıyor" diye korkuturken, Arıkan tedirgin olarak şahıslara "yapılması gerekeni yapayım" dedi. Bunun üzerine telefon dolandırıcıları, sözde adını ’Doğan Güneş’ verdikleri bir operasyon yürüttüklerini, bu operasyonun başarılı olması için Cezmi Arıkan’ın hesaplarındaki parayı güvenli hesaba aktarması gerektiğini söyledi. Yaşlı adam ise hesabındaki 1 milyon 900 bin lirayı istenilen hesaba gönderdi. Parayı aldıktan bir süre sonra dolandırıcılar tekrar Arıkan’ı arayarak, operasyonun büyük çerçeveli olduğunu belirtip merkez Meram ilçesindeki dairesinin de satılması gerektiğini söyledi. Bunun üzerine yaşlı adam merkez Selçuklu ilçesindeki bir emlakçıya giderek, ‘Borcum var, acil, hatta bugün dairemi satmak istiyorum’ dedi. Emlakçı Ferhat Çetin, yaşlı adamın panikle daire satmak istemesinden şüphelenirken, satış bedeli alınıp tapu devri yapılarak satış işlemi tamamlandı. Şüpheleri geçmeyen emlakçı Çetin, bir şeyler ikram etmek için Cezmi Arıkan’ı ofisine getirdi. Yaşlı adam ofisinde olduğu sırada bir iş için kısa süreli dışarı çıkan Ferhat Çetin, iş yerinin güvenlik kamerasını açtığında Cezmi Arıkan’ın telefon dolandırıcılarıyla konuştuğunu fark etti. Çetin, durumu yaşlı adamın şehir dışındaki kardeşlerine ulaşarak bilgi verdi. Cezmi Arıkan’ın yakınları gelene kadar kendisine dolandırıldığını anlatan Ferhat Çetin, dolandırıcıların ağından yaşlı adamı kurtardı. "85 yaşındaki bir insan acil 2 gün içerisinde dairesini neden satar diye şüphelendim" Yaşlı adamı tekrar dolandırılmaktan kurtaran Ferhat Çetin olay gününü anlatarak, "Cezmi amca beni aradığında dairesini satmak istediğini söyledi, ben de ilgileniriz dedim. ‘2 gün içerisinde acil satılması gerekiyor’ diye söyledi. Cezmi amca Beyşehir’den geleceği için ben ertesi güne randevu verdim. Cezmi amca ile ertesi gün buluştuk. Kendisini karşıladım, aldım ofise gelirken de sohbet ettik. Çocuğunun olmadığını, eşinin vefat ettiğini, kardeşlerinin olduğunu detaylı bir sohbetimiz oldu, ofise geldik. Bana acil dairesini satmak istediğini söyleyince şüphelendim. 85 yaşındaki bir insan acil 2 gün içerisinde dairesini neden satar diye sorgulamaya başladım. Ertesi gün geldiğinde yetki işlemleri için bana telefonunu verdi. Telefondan yetki işlemi yaptım, kardeşlerinin numaralarını aldım. Cezmi amcayla yine sohbetimiz bitti, çayımızı içtik yolcu ettim. Ben ofise geldim İstanbul ve Mersin’deki kardeşlerini aradım. Dairesini satmak istediğini, haberleri olup olmadığını sordum, öyle bir şeyden haberimiz yok dediler. Cezmi amcayı aradı kardeşleri, ‘Abi ne yapıyorsun, iyi misin, Meram’daki daire boş burayı kiraya verelim’ dediler ‘yok’ diye cevap verdi. Satmak istemediğini söylemiş. Sonra tekrardan bana dönüş yaptılar ve ‘Ferhat bey biz abimizle görüştük abimiz bizden bir şeyleri saklıyor. Siz bu dairenin satışını yapın sonrasında da yine oturup konuşalım’ dediler. Ben daireyi 2-3 gün sonra satışı için bir müşteri ile anlaştım tabii kardeşlerine sürekli bilgi veriyorum, çünkü bir şeylerden şüpheleniyorum. Cezmi amcaya da soruyorum ama bana söylemiyordu" dedi. Yapay zeka ile yaşlı adamı inandırdı Daire satışının ardından parayı şahıslara göndermeden dolandırıcılık olayını ispat ettiğini anlatan Ferhat Çetin, "Tapudan çıktıktan sonra ben aracın bagajına paranın tamamını koydum. Cezmi amca ile birlikte ofise geldik. Cezmi amca oradan kendisini uğurlayacağımı biliyor ama ben göndermedim. Cezmi amcayı getirdim ofise, parayı da güvenli bir yere koydum. Şüphe üzerine Cezmi amcaya dedim ki ‘Amca sen otur ben karşıdan bir daire göstereceğim’ diye ofisimden ayrıldım. Ofisten çıkar çıkmaz cep telefonumdan kamera görüntülerini izlemeye başladım. Cezmi amca dolandırıcılarla konuşuyordu onu fark ettim, ‘artık kesin’ dedim. Sonrasında ofise geri geldim bunu Cezmi amcaya anlatmaya çalıştım ‘seni dolandırıyorlar’ dememe rağmen ‘yok’ diyerek ikna olmadı. Sonra amcaya ‘sanatçı veya siyasetçi sevdiğin bir insan’ var mı diye sordum o da Orhan Gencebay’dan bahsetti. ‘Orhan Gencebay’ı çok severim’ dedi. Cezmi amcanın fotoğrafını çektim ve yapay zekayla ikisini yan yana koyup Cezmi amcaya gösterdim. Orada şok oldu bunu nasıl yaptın diye. Öyle olunca Cezmi amcayı inandırmış oldum. Ondan sonra bir sohbet esnasında belki 10-15 dakika geçti. Cezmi amca 1 milyon 900 bin liradan bahsetti. Bunu bankaya bir ay öncesinden gönderdiğini ama bunu güvenli hesap üzerinde beklettiğini söyledi. Meğer benden önce Cezmi amcayı bir defa dolandırmışlar. 1 milyon 900 bin lirasını almışlar. Bu ikinci olay aynı şahıslar bundan sonra da Cezmi amcanın 2-3 dairesi ve arabası sırasıyla hepsini dolandırıp alacaklarmış. Çok şükür onların önüne geçmiş olduk" diye konuştu.
Yüzde 84 engeli bulunan adamı 30 dakika boyunca döven sanığın cezası belli oldu
21 Nisan 2026 Salı - 14:19 Yüzde 84 engeli bulunan adamı 30 dakika boyunca döven sanığın cezası belli oldu Kocaeli’nin İzmit ilçesinde iş yerinin odunluğuna baktığı gerekçesiyle yüzde 84 engeli bulunan adamı 30 dakika boyunca öldüresiye darp eden sanık, 3 yıl hapis cezası aldı. Cezayı az bulan mağdurun babası, konuşmakta zorluk çekerek gözleri doldu. Olay, 16 Kasım 2025 tarihinde Yenişehir Mahallesi’nde meydana geldi. Yüzde 84 otizmli ve epilepsi hastası Ertuğrul Şenol (34) bisikletle dolaştığı sırada, Yılmaz D. (54) tarafından, zorla içeri sokarak odunla darp etti. Şüphelinin vücudunun çeşitli yerlerine vurduğu şahsı daha sonra iş yerinden sokağa attığı öne sürüldü. Sağlık ekiplerince hastaneye kaldırılan Şenol’un kafasına 6 dikiş atılarak, kolu alçıya alındı. Ailenin şikayeti üzerine Yılmaz D. tutuklanarak cezaevine gönderildi. Sanık davanın ilk celsesinde; mağdurun odunluğa uyuşturucu koyduğundan şüphelendiğini, özel durumundan haberdar olmadığını ve bu sebeple olayı gerçekleştirdiğini öne sürmüştü. "Sanık, müvekkilimin kaçmasını önlemiş, kızı ise gözcülük etmiştir" Olayla ilgili davanın 2. celsesi, Kocaeli 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya ilk celse adli kontrol şartıyla serbest bırakılan sanık Yılmaz D. katılmazken, mağdur Ertuğrul Şenol, ailesi ve taraf avukatları katıldı. Sanığın cezalandırılmasını talep eden müşteki vekili avukat Tuğba Özbay, "Sanığın istikrarlı savunması yoktur; emniyette ayrı, savcılıkta ayrı, mahkemede ayrı ifade vermiştir. 30 dakika boyunca Ertuğrul darp ediliyor. Sanık, müvekkilimin kaçmasını da önlemiştir, kızı ise gözcülük etmiştir. Bu sadece darp eylemi değildir. Eziyet, yağma ve hürriyeti tahdit suçları da işlenmiştir. İndirim uygulanmaksızın sanığın cezalandırılmasını talep ediyoruz" diye konuştu. "Sanık, mağduru yanına çağırıp çekiştirerek odunluğa götürdü" Cumhuriyet savcısı, ilk celse verdiği mütalaayı tekrarladı. Mütalaada, sanığın olay tarihinden önce iş yerinin odunluğuna girdiğini iddia ettiği mağdur Ertuğrul Şenol’u iş yeri çevresinde gördüğü belirtildi. Sanığın, mağduru yanına çağırıp çekiştirerek odunluğa götürdüğü ve burada eline aldığı odunla darbettiği kaydedilen mütalaada, alınan doktor raporuna göre mağdurun basit tıbbi müdahaleyle giderilemeyecek şekilde yaralandığı vurgulandı. Engelli kişiyi odunla darbettiği iddia edilen sanığa 4 yıl 6 aya kadar hapis istemi Mütalaada, mağdurun akıl rahatsızlığı nedeniyle eyleme karşı beden ve ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olduğuna dikkat çekildi. Ayrıca kovuşturma aşamasında, mağdurun engelli olduğunun ilk bakışta açıkça anlaşılabilir derecede belirgin olduğu kanaatine varıldığı ifade edildi. Savcı, sanığın "nitelikli kasten yaralama" suçundan 1 yıl 6 aydan 4 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti. 3 yıl ceza Mahkeme heyeti, kendini savunmayacak kişiye yönelik nitelikli kasten yaralama suçundan sanığa 3 yıl hapis cezası verdi. "Suça iştirak edenler var" Duruşma sonrası açıklama yapan müşteki vekili Avukat Tuba Özbay, "Duruşma arasında verdiğimiz dilekçede soruşturmanın genişletilmesi gerektiğini ifade ettik. Çünkü kamera görüntülerini tekrar izlediğimizde, çözümlemesi yapılamamış görüntülerde başka faillerin de olduğunu; bu kişilere yardım eden ya da olaya iştirak eden başka kişiler bulunduğunu gördüğümüzü söyledik. Bu kişiler hakkında da işlem yapılması gerektiği kanaatindeyiz. Bunu mahkemeye talep ettik" diye konuştu. "30 dakika boyunca darp etmiş" Sanığın 30 dakika boyunca Ertuğrul Şenol’un boğazına bastırarak darp ettiğini söyleyen Özbay, "Mahkeme, soruşturmanın genişletilmesi yönündeki taleplerimizi reddetti. Kamera görüntülerinin eksiksiz şekilde incelenmesi talebimiz de kabul edilmedi. Sonuç olarak mahkeme, yaralama suçundan ceza verdi. İyi hal indirimi uygulamadı, sanık 3 yıl hapis cezası aldı" ifadelerini kullandı. Baba konuşmakta zorluk çekerek gözleri doldu Konuşurken boğazı düğümlenen ve gözleri dolan Ertuğrul’un babası Münir Şenol ise "Bence sanık çok az bir ceza aldı. Sanığın oğlum için, ’Kadın satıyor, uyuşturucu satıyor’ demesi beni derinden yaraladı. Yalan ifade verdi. Tekrardan yargılanıp en ağır cezayı almasını istiyorum" dedi.
Böcek ailesinin ölümüne ilişkin davada savunma yapan otel sahibi: "Ailenin ölümünün ilaçlamaya bağlı olduğuna inanmıyorum"
21 Nisan 2026 Salı - 14:11 Böcek ailesinin ölümüne ilişkin davada savunma yapan otel sahibi: "Ailenin ölümünün ilaçlamaya bağlı olduğuna inanmıyorum" İstanbul Fatih’te, 4 kişilik Böcek ailesinin ‘zehirlenme’ iddiasıyla hayatını kaybetmesine ilişkin, aralarında otel yetkilisi ile ilaçlama firması sahibinin de bulunduğu 5’i tutuklu 6 sanıklı davanın görülmesine başlandı. Duruşmada savunma yapan ilaçlama firması sahibi tutuklu sanık Zeki Kışı, "Benim ilaçlama işiyle ilgili hiçbir bilgim yoktur. Ben sadece firma sahibiyim. İşlemlerle alakalı bilgim yok. Tek bilgim, 2-3 ay eğitim aldık, bu kadar. Biz çalışanlara eğitim vermedik" dedi. Almanya’dan 9 Kasım 2025’te turistik amaçla İstanbul’a gelerek 13 Kasım 2025’de ‘zehirlenme’ iddiasıyla hayatlarını kaybeden anne Çiğdem Böcek (27) baba Servet Böcek (38) ile 3 yaşındaki Masal ve 6 yaşındaki Kadir Muhammet Böcek’in ölümlerine ilişkin 5’i tutuklu 6 sanık bugün ilk kez hakim karşısına çıktı. İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, 5 tutuklu sanık, 1 tutuksuz sanık ile tarafların avukatları ve müşteki aile hazır bulundu. "Ailenin ölümünün ilaçlamaya bağlı olduğuna inanmıyorum" Duruşmada savunma yapan otel sahibi tutuklu sanık Hakan Oğlak, olayın meydana gelmesinden ötürü üzüntü duyduğunu belirterek, "Ben uzun yıllardır otellerde garsonluk yaptım. Benim canım feda olsaydı da, bu aile ölmeseydi. Malım mülküm yansaydı da, bu aile yaşasaydı. Olayın yaşandığı dönem bacağımdaki sıkıntıdan dolayı tedavi oluyordum. Bu nedenle otel ile ilgilenemedim. Halil diye bir arkadaş beni aradı ve bana, ‘101 numaralı odada haşere şikayeti var, ne yapalım?’ dedi. Ben de, ‘ilaçlama şirketini arayın’ dedim. Bildiğim kadarıyla birkaç gün sonra gelip ilaçlamışlar. Biz o odayı 2 gün boyunca kapalı tuttuk. O şirketi seçmemizin nedeni Google puanı ve sitelerindeki referans otellerden kaynaklıydı. 101’de yapılan ilaçlamanın 202’yi etkilemesi imkansızdır. Çünkü iki oda arasında havalandırma yolu yoktu. Biz daha önce de ilaçlama yaptık ama kimse bundan zarar görmedi. Ailenin ölümünün ilaçlamaya bağlı olduğuna inanmıyorum. İlaçlamayı zaten ben yapmadım. Otelde yapılan incelemelerde, ilaçlama şirketinin sertifikasının olup olmadığını, tarım ve ilçe ekipleri bile anlayamadı, ben nasıl bilebilirim ki? Ben 5 aydır işlemediğim bir suçtan dolayı tutukluyum. Benim olayda herhangi bir kusur ya da ihmalim yok. Ben bu ilaçlamayı profesyonel bir firmaya yaptırdım. Ben bu ilaç firmasının ruhsatının iptal edildiğini nereden bilebilirdim?" ifadelerini kullandı. "Yemek yedikten sonra otele giderken kapının önünde ambulans gördüm" Savunmasında, Böcek ailesinin çocuklarının akşam saatlerinde kustuğunu söyleyen resepsiyon görevlisi tutuklu sanık Muhammad Moeen Ud Din Chishti, "Sabah otele çalışmak için geldim. 101 numaralı odanın kapısı ilaçlamadan dolayı kapalıydı. Servet Böcek ve Çiğdem Böcek, çocuklarının yedikleri şeyden dolayı kustuğunu, odayı temizlememizi söyledi, biz de temizledik. Gece 00.00’de otelde kusma kokusu vardı. Gece 01.00’da, acıktığım için yemek yemeye gittim. Otelin kapısını da kilitledim. Çıkarken anahtarı da cama yapıştırdım. Yemek yedikten sonra otele giderken kapının önünde ambulans gördüm. Kapıyı açtım ve aileye yardım ettim. Bu olaydan dolayı çok üzgünüm. İlaçlamadan benim haberim yoktu. Bana bir şey demediler. Ben bu otelde geçici çalışıyordum. Beni işe Ali Duran isimli şahıs aldı onun yerine bakıyordum" şeklinde konuştu. İlaçlama firması sahibi: "Benim ilaçlama işiyle ilgili hiçbir bilgim yoktur" DSS ilaçlama firması sahibi tutuklu sanık Zeki Kışı savunmasında, "2019 yılında şirkete sertifika almak için başvurduk. Sonrasında pandemi çıktı alamadık. Bu şirketi Sinan ile beraber kurduk. İlaçların isimleri var. İlaçların neye iyi geldiğini ustalar bilir. Ben, ilaç satın almam, ayarladığım ustalara parayı veririm, ilacı alırlar. Benim ilaçlama işiyle ilgili hiçbir bilgim yoktur. Ben sadece firma sahibiyim. İşlemlerle alakalı bilgim yok. Tek bilgim, 2-3 ay eğitim aldık, bu kadar. Biz çalışanlara eğitim vermedik" dedi. Bunun üzerine mahkeme başkanı sanığa, "Kimse hakkında bilgin yok, ilaç hakkında bilgin yok. Çalıştırdığın insanlar işinin ehli bile değil. Bu işin olabileceğini ön göremedin mi?’ dedi. Sanık bu soruyu yanıtsız bıraktı. Savunma yapan ilaçlama firması sahibinin oğlu tutuklu sanık Serkan Kışı ise, "Ben ilaçlama firmasından önce İBB iştiraki İGDAŞ’ta çalıştım. Çocuğum yeni doğduğundan dolayı işten ayrıldım. 5-6 sonra babamın yanına gittim işlerde yardım etmek amacıyla. Firmadan bir yetkim yoktur. İlaçlamayı yapan kişi Sinan Gözübek’tir. Sinan, hastalanan çocuğu ziyaret etti. Bu HTS kayıtlarında sabittir" dedi. "Serkan bana ilaçlama için konuştuğum iş ile ilgili, ‘biz temizlik firmayız, sen de temizlik personeli olarak geçeceksin’ dedi" İlaçlamayı yapan tutuklu sanık Doğan Cağferoğlu’da savunmasında, "Serkan ve Zeki’yi bizim mahalleden tanırım. Kızım doğduktan sonra eşim ve ben işten çıkarıldık, maddi olarak zor durumdaydık. Serkan bana mesaj attı, ‘boşta kaldıysan bize gel daha sonra iş bulursan gidersin’ dedi. Ben ilk birkaç hafta diğer şirketlerden haber bekledim ses gelmeyince kabul etmek zorunda kaldım. Kısa bir konuşmamız oldu. Serkan bana ilaçlama için konuştuğum iş ile ilgili, ‘biz temizlik firmayız, sen de temizlik personeli olarak geçeceksin’ dedi. Gerekli eğitimler bana sözlü olarak verdi ve Ağustos ayının başında tek başıma çıkmaya başladım. Şirket tamamen Whatsapp üzerinden yürütülüyordu. Randevu, hesap ve uygulama olarak 3 ayrı grup vardı. Randevular Serkan diye kaydettiğim numaradan geliyordu. Sonra ne yazık ki bu olay geldi ve biz 11 Kasım’da otele gittik. 20 dakika uygulama yaptık resepsiyonda. Eyüp diye birisi vardı sordum 101 numaralı odayı gösterdi. Biz orada 2 çeşit uygulama yaptık, ilacı suyla seyreltip sıktım, sonra da bir tabağa plastik jel döküp onu odaya bıraktım. Ardından işlem bitti ve ben otelden çıktım" diye konuştu. Duruşmada tüm sanıkların savunmaları tamamlandı. Yargılamaya 45 dakika ara verildi, aranın ardından duruşmaya devam edilecek. (GŞ-RU
Edremit’te korkutan çöp ev yangını
21 Nisan 2026 Salı - 14:11 Edremit’te korkutan çöp ev yangını Balıkesir’in Edremit ilçesinde çöp ve hurda malzemeleriyle dolu evde çıkan yangın paniğe neden oldu. Yoğun duman ve yanıcı maddelerden çıkan gaz nedeniyle ekipler müdahale etmekte zorlanırken, yangın uzun uğraşlar sonucu kontrol altına alındı. Edinilen bilgiye göre, İbrahimce Mahallesi, Ömer Seyfettin Caddesi üzerindeki iki katlı bir evde henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. İçerisinde hurda kağıt, plastik ve çöp biriktirildiği öğrenilen evden yükselen alevler, kısa sürede tüm binayı sardı. Çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Edremit İtfaiye Grup Amirliği ekipleri sevk edildi. Yangın bölgesine gelen ekipler, evin içinin tamamen hurda ve yanıcı malzeme dolu olması nedeniyle alevlere müdahale etmekte güçlük çekti. İçerideki atıkların yanmasıyla ortaya çıkan yoğun zehirli gaz, itfaiye personeline zor anlar yaşattı. İtfaiye ekipleri, yayılan gazın etkisini kırmak ve alevlerin çevredeki binalara sıçramasını önlemek amacıyla suyun yanı sıra yoğun köpük kullandı. Maske ve oksijen tüpleriyle binaya girmeye çalışan ekipler, bir yandan soğutma çalışması yaparken diğer yandan içerideki hurda yığınlarını tahliye etmeye çalıştı. Yangın, ekiplerin koordineli çalışmasıyla diğer evlere sıçramadan kontrol altına alınırken, evde büyük çapta maddi hasar meydana geldi. Mahalle sakinlerini sokağa döken yangınla ilgili emniyet güçleri tahkikat başlatırken, itfaiye ekiplerinin soğutma çalışmaları devam ediyor.
Edremit’te korkutan çöp ev yangını
21 Nisan 2026 Salı - 14:06 Edremit’te korkutan çöp ev yangını Balıkesir’in Edremit ilçesinde, içinde çok miktarda çöp ve hurda malzemenin biriktirildiği evde çıkan yangın paniğe neden oldu. Yoğun duman ve yanıcı maddelerden çıkan gaz nedeniyle ekipler müdahale etmekte zorlanırken, yangın uzun uğraşlar sonucu kontrol altına alındı. Edinilen bilgiye göre, Edremit’in İbrahimce Mahallesi, Ömer Seyfettin Caddesi üzerinde bulunan iki katlı bir evde henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. İçerisinde aşırı miktarda hurda kağıt, plastik ve çöp biriktirildiği öğrenilen evden yükselen alevler, kısa sürede tüm binayı sardı. Çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Edremit İtfaiye Grup Amirliği ekipleri sevk edildi. Yangın bölgesine gelen ekipler, evin içinin tamamen hurda ve yanıcı malzeme dolu olması nedeniyle alevlere müdahale etmekte güçlük çekti. İçerideki atıkların yanmasıyla ortaya çıkan yoğun zehirli gaz, itfaiye personeline zor anlar yaşattı. İtfaiye ekipleri, yayılan gazın etkisini kırmak ve alevlerin çevredeki binalara sıçramasını önlemek amacıyla suyun yanı sıra yoğun köpük kullandı. Maske ve oksijen tüpleriyle binaya girmeye çalışan ekipler, bir yandan soğutma çalışması yaparken diğer yandan içerideki hurda yığınlarını tahliye etmeye çalıştı. Yangın, ekiplerin koordineli çalışmasıyla diğer evlere sıçramadan kontrol altına alınırken, evde büyük çapta maddi hasar meydana geldi. Mahalle sakinlerini sokağa döken yangınla ilgili emniyet güçleri tahkikat başlatırken, itfaiye ekiplerinin soğutma çalışmaları devam ediyor.
Ankara’da pitbull saldırısına ilişkin olayda köpek sahibi hakim karşısında
21 Nisan 2026 Salı - 14:03 Ankara’da pitbull saldırısına ilişkin olayda köpek sahibi hakim karşısında Ankara’nın Etimesgut ilçesinde, 2 çocuğu yaralayan ’pitbull’ cinsi köpeğin sahibi tutuklu sanık Fatma Tuğçe Özbek Erol, "bilinçli taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma" suçundan hakim karşısına çıktı. Ankara Batı 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, tutuklu sanık Fatma Tuğçe Özbek Erol ile taraf avukatları katıldı. Hakim, kimlik tespiti ve iddianamenin özetinin okunmasının ardından tutuklu sanığa söz verdi. Sanık Erol, yaşanan talihsiz olay nedeniyle büyük üzüntü duyduğunu, olay sırasında evde bulunmadığını, annesinin araması üzerine durumu öğrendiğini, hızla eve giderek köpeğini oradan uzaklaştırdığını öne sürdü. "Ben köpeğimi eğittim" Hakimin, mağdur çocuklardan D.Ö.’nün diş izine bağlı yaralandığının tespit edildiğine ilişkin sorusu üzerine Erol, "Ben sadece köpeğimin patisiyle yaraladığını biliyorum. Karşı taraf marketten geliyor, çocukların elinde poşet ya da oyuncak olduğu için böyle tepki vermiştir. Ben köpeğimi eğittim" diye konuştu. Annesinin olayın yaşandığı esnada köpeği içeriye almak için çabaladığını anlatan Fatma Tuğçe Özbek Erol, "Bu olay sebebiyle yaşadığım üzüntü tutukluluk süreme üzülmemin önüne geçti. Beni affetmeseler bile, çocuklar ve ailesi için ömrüm boyunca her şeyi yapmaya razıyım. Ailemin geçimini de ben sağlıyorum. Beraatımı talep ediyorum" dedi. Sanık avukatı ise olayın Erol’un iş yerinde bulunduğu sırada ve denetimi dışında, apartmandaki ortak koridorda gerçekleştiğini, müvekkilin gerekli tüm önlemleri aldığını ve ihmalkarlığının bulunmadığını savunarak müvekkilinin beraatını talep etti. "Küçük çocuğum konuşamayacak yaştadır" Müşteki Adem Öztürk ise olay sırasında otoparkta bulunduğunu belirterek, "Kızım büyük olduğundan biraz geriye çekilmiş ancak diş izi vücudunda oluşmuştur. Kızım geri çekilince köpek, daha küçük olan diğer çocuğumu yaralamıştır. Zaten küçük çocuğum konuşamayacak yaştadır. Çocuğu köpeğin elinden almak için sanığın annesi de benim eşim de uğraşmışlar. Çocuğun yaralanma şekli dosyadaki fotoğraflar ve raporlardan bellidir" diye konuştu Olay sonrasında çocukların hastaneye götürüldüğünü belirten Öztürk, köpeğin ağızlıksız gezdirildiğine dair görüntüler bulunduğunu, apartmanda da bu nedenle tedirginlik yaşandığını ve daha önce şikayetlerde bulunulmasına rağmen önlem alınmadığını söyledi. Öztürk, şikayetinin devam ettiğini söyledi. Beyanların ardından görüşü sorulan Cumhuriyet savcısı sanığın tutukluluk halinin devamını talep etti. Ara kararını açıklayan mahkeme, Ayşe Ö. hakkında Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına, bu nedenle tanık olarak dinlenilmesinden vazgeçilmesine ve yürütülecek soruşturma sonucunda iddianame düzenlenmesi halinde dosyaların birleştirilip birleştirilmeyeceğinin değerlendirilmesine karar verdi. Sanığın tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme sonraki duruşmayı 11 Mayıs’a erteledi.
Gülistan Doku soruşturmasında tutuklu başhekimin ifadesi ortaya çıktı
21 Nisan 2026 Salı - 13:49 Gülistan Doku soruşturmasında tutuklu başhekimin ifadesi ortaya çıktı Tunceli’de kayıp üniversite öğrencisi Gülistan Doku soruşturması kapsamında tutuklanan dönemin başhekimi Dr. Çağdaş Özdemir’in ifadesi ortaya çıktı. Tunceli’de 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturmada cinayet şüphesiyle 11 şüpheli tutuklanırken, son tutuklanan isim ise dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Çağdaş Özdemir olmuştu. ‘Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek’ suçundan tutuklanan Özdemir’in jandarmadaki ifadesi ortaya çıktı. Özdemir, 2019 ve 2020 yıllarında kendisinin Tunceli Devlet Hastanesi Baş Hekimlik görevini, eşinin de Tunceli İl Sağlık Müdürlüğünde başkan olarak yani il müdür yardımcısı olarak görev yaptığını ifade etti. 3 yıl boyunca hem Tunceli Devlet Hastanesinde Başhekim ve hem de il sağlık müdürü olarak görev yapma sebebi sorulunca, "Ben bu görevi kendim istemedim, hatta o dönemin valisi olan Tuncay Sonel’e atamamın yapıldığı ilk aylarında kendi makamına gidip, sayın valim ben bu 2 görevi yapmakta zorlanıyorum diye 2-3 kez ifade ettim ancak pandemi sebebi ile olduğunu düşünüyorum, herhangi bir değişim olmadı" dedi. 2019 ve 2020 yıllarında Tunceli Devlet Hastanesi’nde Sisoft isimli yazılım şirketi ile çalışıldığını ifade eden Özdemir, hastanede şirket çalışanı olarak 2 elemandan birinin Burçin Yerlikaya, asıl sorumlu olan diğerinin Yücel Erdem olduğunu ifade etti. Özdemir’e 2019 ve 2020 yıllarında Tunceli Devlet Hastanesi kayıtlarının silinmesi ve düzeltilmesi işlemlerinde kimin yetkili olduğu da soruldu. Özdemir, "Hastane kayıtlarının silinmesi, düzeltilmesi, eklenmesi hususlarında bu personeller ve firmanın kendisi yetkiliydi, benim yada başka bir hastane çalışanında böyle bir yetki yoktu. Yetki olmadığı gibi bilgi ve beceriside yoktu. Benim de bu konu ile ilgili yetkim olmadığı gibi becerimde yoktur. Silme işlemi ile ilgili şöyle örnek vererek anlatmak istiyorum; A isimli şahsın hastane müracatı alınıp TCKN’ den dolayı olası yanlış kaydedilmesi durumunda, bilgi İşleme kaydı açan poliklinik ya da acil sekreteri yazılı belgeyi 2 müdür yardımcısına imzalatıp, havalesini sağlayarak Yücel beye yazılı olarak dilekçesini verir, Yücel bey gerekli silme, düzeltme ve ekleme işlemlerini yapar, bu tarz konular benim bilgimi gerektirecek konular değildir, daha önce yapıldıysa da bilgim yoktur" diye konuştu. "Bu kayıtlara ulaşılamıyorsa silinmiştir" Gülistan Doku’yu tanımadığını, hiç görmediğini söyleyen Özdemir’e Gülistan Doku’nun 07.01.2020 tarihli POLNET sorgusu çıktısı doğrultusunda 31.12.2019 saat 09.09’da Tunceli Devlet Hastanesine giriş kaydının bulunduğu tespit edildiği halde, müteakip yapılan araştırmalar neticesinde bu kayıtlara ulaşılamamış olup bahse konu kaydın silinmesi de soruldu. Bahse konu "POLNET" çıktısı ve tutanak gösterilince Özdemir, "Bahse konu POLNET sisteminin Polislerin kullanmış olduğu sorgu sistemi olarak biliyorum. POLNET’ in de verileri Hastaneden aldığını biliyorum. 7 Ocak’ ta böyle bir POLNET sorgusu yapılıp Tutanak tutulduysa herhalde böyle bir şey vardır. Sonrasında bu kayıtlara ulaşılamıyorsa silinmiştir. Başkaca bir açıklaması olup, olmadığı konusunda bir bilgim yok, bu konuyu bilişim uzmanlarının çözmesi gerekli. Tahminen silindiği yönünde görüşüm vardır" ifadelerini kullandı. "Bu imza başhekim yardımcılarıma ait olabilir" Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığına sunulmak üzere 08.01.2020 tarihli yazıyla Tunceli Devlet Hastanesinden "Gülistan Doku’nun son 1 yıla ait kayıtların çıkartılarak (Muayene olduğu poliklinikler vs.) gönderilmesi" ile ilgili yazıya cevabi olarak 09.01.2020 tarihli üst yazı ekinde kendisinin imzası bulunduğu halde, Gülistan Doku’ya ait Epikriz raporları içerisinde 31.12.2020 tarihli Epikriz raporuna rastlanmadığı da Özdemir’e soruldu. Özdemir, "Bu imza başhekim yardımcılarıma ait olabilir geçmişte de ben olmadığım zaman işler aksamasın diye atmış olabilirler. Ben bu evrak ile ilgili o dönemde Gülistan Doku hakkında bilgi istenildiğini biliyorum, başhekim yardımcılarım bana evrakı hazırlayıp gönderdiklerini söylemişlerdi, ama içeriğinin ne olduğunu bilmiyorum, eklerinde sunular epikriz raporlarının eksikliğinden de bir bilgim yoktur" diye kaydetti. "Benim meslek etiğime, kişisel karakterime yakışmayan durumdur" Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca Akgün yazılım şirketi ile yapılan yazışma sonucunda şirketten 16.04.2025 tarihinde gelen cevabi yazıda "Gülistan Doku’ya ait 31.12.2019 tarihli HBYS sisteminde yer alması gereken hastane kayıtlarının profesyonel ve detaylı bir çalışma ile kasıtlı bir biçimde silindiği değerlendirildi. Özdemir’e "Gülistan Doku’nun bahse konu hastane kayıtlarına silme talimatını size kim verdi? Siz bu silme işlemini kime yaptırdınız?" sorusu yöneltildi. Özdemir şöyle cevapladı: "Ben yukarıda da bahsettiğim gibi kimse ile bu konu hakkında ve Gülistan Doku hakkında hiç bir görüşmem olmadı, bahse konu Akgün firmasının yazısında belirtildiği hususlar yapıldı ise bunda benim bir sorumluluğum ve bilgim yoktur. Bu tamamen bilgi işlemciler ve yazılım şirketi olan Sisoft’ un sorumluluğunda ve kontrolünde olan işlemlerdir. Benim Kullanıcı yetkilerimde o dönem böyle bir yetkim yoktu. Firma ile hizmet sözleşmemiz vardır. Benim normal poliklinik hizmetleri ve hastane istatistikleri konusunda kullanıcı yetkim vardır. Bu konu hakkında bir bilgim olmadığı için silme işlemini de kimin yaptığını, ya da kimin yaptırdığını bilmiyorum. Bana kimse bu işlemi yapma konusunda talimat vermedi, veremez de çünkü ben böyle kötü bir işi yapacak değilim. Benim meslek etiğime, kişisel karakterime yakışmayan durumdur. Maddi, manevi bir problemim olmadığı için hiçbir vaatle kimse bana bu tarz yasal olmayan, yanlış işlemleri yaptıramaz" dedi.