ÇEVRE - 16 Şubat 2026 Pazartesi 10:08

Aydın’da ilk leyleği gördü, bir çuval unu kaptı

A
A
A
Aydın’da ilk leyleği gördü, bir çuval unu kaptı

Aydın’ın Söke ilçesinde baharın habercisi ilk leylek Söke’nin Pamukçular Mahallesi’nde görülürken, leyleği ilk gören kişiye Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) tarafından bir çuval un hediye edildi.


Aydın ve çevresinde, özellikle sulak alanlara yakın kırsal mahallelerde "baharın habercisi" olarak bilinen leyleklerden ilki, Söke ilçesine bağlı Pamukçular Mahallesi’ne ulaştı. Pamukçular Mahallesi’nde leyleği ilk Durdu Duran isimli yaşlı kadın gördü. Köylerine her yıl leyleklerin geldiğini, un bağışının yapıldığını ancak bugüne kadar denk getiremediğini, bu yıl ise leyleği ilk görmenin mutluluğunu yaşadığını belirten Duran’ın haber vermesiyle, EKODOSD’un "Leyleği İlk Görene 1 Çuval Un" kampanyasının kazananı oldu.


EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü konu ile ilgili olarak yaptığı açıklamada, "Oldukça yağışlı bir kış dönemi geçiriyoruz. Söke Ovası’nın pek çok noktasında taşkınlar yaşanmakta, geçici ve kalıcı sulak alanlar oluşmaktadır. Uzun göç yolculuğundan yorgun ve bitkin düşen leylekler için bu alanlar adeta doğal birer besin deposu niteliğindedir. Önümüzdeki günlerde bölgeye gelecek diğer leyleklerle birlikte eşleşme ve üreme sürecine girecek, yumurtadan çıkacak yavrularını büyütmeye başlayacaklardır. Ancak bu yılaşırı yağışlarla birlikte yukarı havzalardan gelen plastikler ve çeşitli atıklar, Büyük Menderes Nehri aracılığıyla özellikle sulak alanlarda birikmektedir. Leylekler ilk geldiklerinde önce yuvalarını sahiplenmekte, ardından yuva tamiratı yapmakta ve yumurtaların ve yavruların zarar görmesini engellemek için yuvaya malzeme taşımaktadır. Geçmişte yuvaya daha çok bitkisel organik yumuşak malzemeler taşınırken, son yıllarda çevreye ve sulara atılan plastik, ip ve benzeri atıkların taşıma kolaylığı nedeniyle leylekler tarafından yuvalara getirildiği görülmektedir. Bu durum özellikle yavru leylekler için ciddi yaralanma ve ölüm riski oluşturmaktadır. Bu nedenle çevrede bulunan bu tür atıkların mümkün olduğunca toplanması, özellikle saman balyalarında kullanılan siyah plastik iplerin doğaya bırakılmaması yavruların yaşamları için büyük önem taşımaktadır. Unutulmamalıdır ki leyleklerin geleceği; temiz bir çevreye, kirletilmemiş ve kurutulmamış sulak alanlara bağlıdır" dedi.



Aydın’da ilk leyleği gördü, bir çuval unu kaptı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Alanya’da şiddetli yağış sonrası heyelan oluştu, yol çöktü Alanya’da etkili olan aşırı yağışların ardından toprak kayması ve yol çökmesi meydana geldi. Toprak kayması ve yol çökmesi havadan dron ile görüntülenirken mahalle sakinleri Devlet Su İşleri ve belediyeye dilekçe verdiklerini, ancak istinat duvarı yapılmadığını söyledi. Olayda şans eseri yaralanan olmadı. Olay, Çıplaklı Mahallesi 70111. Sokak’ta çay kenarında bulunan yolda yaşandı. Bölgede etkisini artıran sağanak yağış sonrası dere kenarındaki toprak suya doyarak yumuşadı. Zeminin taşıma gücünü kaybetmesi sonucu yolun çay tarafında kayma meydana geldi. Kısa sürede asfalt kaplama çökerken, yolda derin yarıklar oluştu. Drone ile havadan görüntülendi Meydana gelen toprak kayması ve yol çökmesi havadan drone ile görüntülendi. Görüntülerde, yolun çay tarafındaki bölümünün tamamen çöktüğü, toprağın aşağı doğru kaydığı ve asfaltın askıda kaldığı net şekilde görüldü. Çökme nedeniyle yol trafiğe kapatılırken, çevrede güvenlik önlemleri alındı. ‘’Bina sakinleri korku içinde’’ Bina yönetiminde olan Mehmet Altınışık ‘’Yolumuz aşırı yağışlardan dolayı kayma meydana geldi. Daha öncede kaymıştı. DSİ ve Belediye’ye dilekçelerimizi verdik. Ama mağduruz. Buraya bir istinat duvarı yapılmadı. Aşırı yağışlardan dolayı bu duruma geldik. Binada 46 dairemiz var. Herkes mağdur durumda halen burası trafiğe açık. Bir önlem alınmadı. Bina sakinleri korku içinde evimiz kayacak mı diye. Trafiğe kapatılıp gerekli önlemlerin alınmasını istiyoruz’’ dedi.
Elazığ Evde eşi ile gördüğü adamı öldüren başkomisere 10 yıl hapis cezası Elazığ’da evinde eşiyle yakaladığı şahsı öldüren başkomiserin yargılandığı davada kararını açıklayan mahkeme, iyi hal ve üst halden haksız tahrik indirimi uygulayarak sanığı 10 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırdı. Geçen yıl 5 Eylül’de yaşanan olayda, Çaydaçıra Mahallesi’ndeki evine öğle vakti gelen Başkomiser M.K., içeride Orhan Ö. (44) ile karşılaştı. Çıkan kavga sonucunda başkomiser, belindeki silahla defalarca ateş etti. Kurşunların hedefi olan Orhan Ö. olay yerinde hayatını kaybederken, Başkomiser M.K. ise çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Elazığ 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın karar duruşmasında, tutuklu sanık M.K. ve taraf avukatları salonda hazır bulundu. Sanık M.K. ifadesinde, "Maktulle evimin içerisinde karşılaştığım an itibariyle maktul kapı arkasında saklanmış bir şekilde bıçağı bana saplamaya kalktı. Ben ilk etapda mani oldum. Boğuşma sırasında ikimizde yaralandık. Bunlar doktor raporunda mevcuttur. Maktulün otopsi raporunda ateşli silah yaralanmaların dışında boynunu sıkmamdan dolayı oluşan raporlar var. Maktul olay öncesinde bıçak alarak saklanması ve yazışmalarındaki ‘M.K. eve gelirse umurumda değil artık. Tanışmak zorunda kalırız, kendisi bilir’ sözleri maktulün yapmış olduğu bıçaklı saldırıyı düşünce bakımından önemlidir. Maktul gayriahlaki birliktelik içerisindedir. Deşifre olacağını anladığından itibaren de bıçaklı saldırı yaparak birlikteliğin ifşa olmamasını sağlamaya çalışmıştır. Maktulün benim evimde olması konut ihlalinin içinde bulunduğu suçtan dolayı bıçaklı saldırı yaparak kurtulmayı denemiştir. Maktulün evli ve 3 çocuk babası olması, ilişkilerinin öğrenilmesi durumunda hem evinden hem de işinden olacaktı. Bundan dolayı saklanmış ve bıçaklı saldırı gerçekleştirmiştir. Olay anında da maktul ‘seni geberteceğim’ sözleri söyledi" diye konuştu. "Maktulü öldürmek için ateş etmedim" Maktulün saldırısının biter bitmez ateş etmeyi bıraktığını aktaran M.K., "İsteseydim silahta kalanları da sıkardım ama ben öyle bir şey yapmadım. Maktulü öldürmek için ateş etmedim. Otopsi raporlarında da görüldüğü gibi tek bir yere ateş etmemişim. Vücudunun alt kısmından ateş etmeye başlamışım. Olay esnasında kullandığım silah yarı otomatik bir tabancadır. Bir defa doldurunca mermi bitene kadar sıkabiliyorsun. Olay esnasında birden fazla dolduruş yapmam için silahın bozuk veya mermilerin patlamamış olması gerekiyor. Olayda fişekler patladı birden fazla dolduruş yapmadığım ortadadır. Olay sonlandıktan sonra dahi üzerimdeki korkuyu atamadım. Benim yaşanan olaydaki kastım kesinlikle öldürmek değildi. Olay anında bıçağın bana yöneltilmiş olmasından dolayı müdahale etmek zorunda kaldım. Kastım kesinlikle öldürmek değil, hayatıma yönelik saldırıyı bertaraf etmekti. Maktulün saldırısını anlar anlamaz atışlarıma son vermiş olmam da öldürme kastımın olmadığını ortaya koymuştur" şeklinde konuştu. "Kanunların beni korumasına muhtacım" M.K., "Olayın ardından kolluk görevlilerine durumu bildirdim. Olay yerini terk etmedim veya kaçmadım. Konunun ölümle sonuçlanması beni üzmüştür. Böyle bir konunun yaşanmasını dahi istemezdim. Evimde ansızın beklemediğim bir anda bir saldırıya maruz kaldım. Çocuğumdan işimden ve özgürlüğümden uzak kaldım. Ömrüm boyunca kanunlara uyan örf ve adetlere bağlı olarak yaşamaya çalıştım. Bunlara rağmen bela beni evimde buldu. Kanunların beni korumasına muhtacım. ve mağduriyetime inanmasını arz ederim. Yaşanan olayda kastım kesinlikle öldürmek değildi. Ateş etmek zorunda kaldım. Konunun ölümle sonuçlanması beni üzmüştür. Olayın yaşanmasını istemezdim" ifadelerini kullandı. Kararına açıklayan mahkeme heyeti sanığa, iyi hal ve üst halden haksız tahrik indirimi uygulayarak 10 yıl 2 ay hapis cezası verdi.