GÜNDEM - 01 Nisan 2026 Çarşamba 09:47

Efeler’de iki yılda sosyal belediyecilik odaklı çalışmalar öne çıktı

A
A
A
Efeler’de iki yılda sosyal belediyecilik odaklı çalışmalar öne çıktı

Efeler Belediyesi tarafından son iki yılda sosyal destek, dijital eğitim ve altyapı çalışmalarıyla farklı kesimlere yönelik hizmetler hayata geçirilirken, Belediye Başkanı Anıl Yetişkin "Efeler hepimizin" parolasıyla yola çıktıklarını vurguladı.



Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin’in 31 Mart yerel seçimlerinin ardından göreve başladığı iki yıllık süreçte, sosyal belediyecilik uygulamaları ile temel belediye hizmetleri birlikte yürütüldü. İlçede özellikle dar gelirli kesimler, kadınlar, gençler ve özel bireylere yönelik projeler ön plana çıktı. Bu kapsamda hizmete açılan Kent Lokantası’ndan bugüne kadar 130 bini aşkın kişi faydalandı. Ekonomik yemek imkanı sunan uygulama, öğrenciler ve emekliler başta olmak üzere geniş bir kesime hitap etti. Kadınlara yönelik çalışmalar çerçevesinde Türkan Saylan Misafirhanesi’nde ise bini aşkın kişiye konaklama hizmeti verildi. Tesiste farklı gruplara indirimli barınma imkanı sağlandı.



"Vatandaşlar 3 milyon TL’lik indirimden faydalandı"


Efem Kart ve Efe Mobil uygulamalarıyla yaklaşık 20 bin kullanıcıya ulaşıldı. Sisteme dahil olan işletmeler üzerinden vatandaşların toplam 3 milyon TL civarında indirimden yararlandığı belirtildi. Sosyal yardım çalışmaları kapsamında yürütülen "Kardeş Eli" projesi ile 2 bin 300 haneye destek sağlanırken, Evde Bakım Hizmetleri ile de 400 yaşlı ve engelli vatandaşa çeşitli hizmetler sunuldu. Sosyal Destek Giyim Noktası’ndan ise yaklaşık 200 hanenin yararlandığı bildirildi.



Afetlere hazırlık amacıyla ilçenin farklı noktalarına afet destek konteynerleri yerleştirildi. Gençlere yönelik olarak kurulan Dijital Gençlik Merkezi’nde (DİGEM) ise 15-29 yaş grubuna dijital eğitimler verilmeye başlandı. Engelsiz Yaşam Merkezi’nde yaklaşık 100 özel bireyin eğitim aldığı, Psiko-Sosyal Destek Merkezleri aracılığıyla ise 3 binden fazla kişiye ücretsiz danışmanlık hizmeti sunulduğu kaydedildi.



225 bin metrekarelik yol çalışması gerçekleştirildi


Altyapı ve üstyapı çalışmalarında da iki yılda toplam 225 bin metrekarelik yol yapım ve yenileme çalışması gerçekleştirildi. İlçe genelinde çöp konteynerleri yenilenirken, park ve mesire alanlarında bakım ve düzenlemeler yapıldı. Öte yandan belediye bünyesindeki Kadın Emeği Tarımsal Ürün Fabrikası’nda ürün çeşitliliğinin artırıldığı, yerel ürünlerin yurt dışına ihracatına yönelik çalışmaların sürdüğü ifade edildi.



Efeler’de iki yılda sosyal belediyecilik odaklı çalışmalar öne çıktı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Mersin’de yol yenileme çalışmaları sürüyor Mersin’de ulaşım kalitesini artırmak amacıyla çalışmalarını sürdüren Büyükşehir Belediyesi ekipleri, Mezitli’de yoğun kullanılan bir güzergâhta yaklaşık 600 metrelik yolu sıcak asfaltla yenileyerek daha güvenli ve konforlu hale getirdi. Mersin Büyükşehir Belediyesi Yol Yapım Bakım ve Onarım Dairesi Başkanlığı ekipleri kentin dört bir yanında ana arterlerden ara sokaklara kadar sorumluluk alanındaki yollarda sıcak asfalt serim çalışmaları aralıksız sürdürüyor. Zamanla yıpranan ve kullanım ömrünü tamamlayan yolların yenilenmesi için sahada yoğun mesai harcayan ekipler, vatandaşların ulaşımını daha konforlu ve güvenli hale getirmek amacıyla planlı şekilde çalışmalarını yürütüyor. Bu kapsamda ekipler, Mezitli ilçesi Yeni Mahalle’de bulunan 33180 Sokak’ta sıcak asfaltla yol yenileme çalışması gerçekleştirdi. Yaklaşık 600 metre uzunluğundaki yolda yürütülen çalışmalar kapsamında öncelikle bozulmuş zemin kaldırıldı, ardından zamanla yıpranan ve ekonomik ömrünü tamamlayan yol, iş makineleriyle kazınarak asfalt serimine hazır hale getirildi. Gerçekleştirilen sıcak asfalt uygulamasıyla yolun dayanıklılığı artırılırken, sürücüler için daha düzgün ve güvenli bir yol zemini oluşturuldu. Bölge ulaşımında yoğun olarak kullanılan güzergâhta yapılan asfalt yenileme çalışmasıyla yol standardı yükseltilirken, trafik akışının daha güvenli ve konforlu hale gelmesi sağlandı.
Kars Kars’ta somut olmayan kültürel miras için önemli adım Kars’ta kültürel değerlerin korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması adına önemli bir çalışma daha hayata geçirildi. Kars İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü koordinesinde "Somut Olmayan Kültürel Miras İl Tespit Komisyonu" toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda, kentin zengin kültürel birikiminin korunması, yaşatılması ve kayıt altına alınması amacıyla yürütülecek çalışmalar ele alındı. Özellikle unutulmaya yüz tutmuş geleneksel el sanatlarının yeniden canlandırılması ve sürdürülebilir hale getirilmesi için yol haritası belirlendi. Komisyon kapsamında; dericilik, nalbantçılık ve demircilik gibi geçmişten günümüze aktarılan ancak günümüzde giderek azalan mesleklerin tespit edilmesi öncelikli hedefler arasında yer aldı. Bu mesleklerin ustalarıyla birebir görüşmeler yapılması, bilgi ve deneyimlerinin kayıt altına alınması ve bu değerlerin genç nesillere aktarılması planlanıyor. Ayrıca sadece el sanatları değil, halk kültürüne ait sözlü gelenekler, yerel ritüeller, geleneksel yaşam biçimleri ve yöresel uygulamalar da kapsamlı bir şekilde incelenecek. Yapılacak çalışmalarla, Kars’ın kültürel hafızasının korunması ve ulusal envantere kazandırılması amaçlanıyor. Yetkililer, somut olmayan kültürel mirasın korunmasının yalnızca geçmişe sahip çıkmak değil, aynı zamanda kültürel kimliğin geleceğe taşınması açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, bu süreçte tüm paydaşların katkısının önemli olduğunu vurguladı. Başlatılan çalışmaların, Kars’ın kültürel zenginliğini görünür kılması ve gelecek kuşaklara aktarılması noktasında önemli bir rol üstlenmesi bekleniyor.
Bilecik Güzellik merkezlerindeki 400’ü aşkın tarihi geçmiş ürüne el konuldu Bilecik Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, şehir merkezinde faaliyet gösteren güzellik merkezlerine yönelik kapsamlı denetimler yaparak tarihi geçmiş çok sayıda ürüne el koydu. Halkın sağlığını korumak, güvenli ve kaliteli bir hizmet sunulması amacıyla birçok alanda kontroller gerçekleştiren zabıta müdürlüğü ekipleri bu kez, güzellik merkezindeki usulsüzlüklere müdahale etti. Başta temizlik şartları ve çalışma şartları olmak üzere birçok kalemde kontroller yapan ekipler, son kullanma tarihi geçen ürünlere el koydu. Son kullanma tarihi geçen 400’ü aşkın ürüne el konuldu Bilecik Belediyesi Zabıta Müdürü Mücahit Öndersev, yapılan denetimlerin detayı hakkında verdiği bilgide, "Zabıta Müdürlüğü olarak başta gıda ürünlerinin işlendiği ve satıldığı alanlar olmak üzere halk sağlığını yakından ilgilendiren onlarca ayrı iş kolunda denetimlerimizi sürdürüyoruz. Yaptığımız denetimlerde güzellik merkezlerinde yapılan uygunsuzlukları fark eden ekiplerimiz, gerekli tutanakları tutarak ilgili birimlere rapor olarak sundu. Denetimlerde farklı iş yerlerinde olmak üzere 400’ü aşkın son kullanma tarihi geçen ürüne el koyduk. Bizler Zabıta Müdürlüğü olarak halk sağlığı için bu konuda gerekli hassasiyet ve denetimleri gerçekleştirmeye devam edeceğiz. Bu tür mekanlardan hizmet alan vatandaşlarımızın da daha duyarlı olmaları, karşılaştıkları olumsuz durumları bize bildirmelerini istiyoruz" ifadelerini kullandı.
İzmir Ege Üniversitesi uzmanlarından otizmde "nöroçeşitlilik ve erken tanı" vurgusu Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyeleri, otizmin yalnızca çocukluk çağına özgü bir durum olmadığını belirterek, erken tanının hayati önemi, yetişkinlikte teşhis süreçleri ve toplumda doğru bilinen bilim dışı yanlışlara dair önemli açıklamalarda bulundu. Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesinin farklı anabilim dallarında görev yapan uzman akademisyenler, Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) ile ilgili toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla kapsamlı bir bilgilendirme çalışmasına imza attı. Uzmanlar, otizmin nörogelişimsel bir farklılık olduğunu vurgulayarak, bireylerin çocukluktan yetişkinliğe uzanan süreçte yaşadıkları zorluklar ve sahip oldukları potansiyeller üzerine önemli değerlendirmelerde bulundu. EÜ Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şebnem Pırıldar, otizmin sıklıkla çocuklukta tanınmasına rağmen erişkin yaşlarda da teşhis edilebildiğine dikkat çekti. Belirtilerin çocukluktan itibaren mevcut olduğunu ancak bazen maskelendiğini ifade eden Prof. Dr. Pırıldar, "Belirtiler daha hafif veya silik olabilir. Kişinin sosyal becerileri gelişmişse bu belirtileri kamufle edebilir. Ayrıca anksiyete, depresyon veya DEHB gibi eşlik eden diğer psikiyatrik rahatsızlıklar ön plandaysa, otizmin özgün belirtileri gözden kaçabilir. Kadınların sosyal becerilerinin daha güçlü olması ve duyusal hassasiyetleri maskeleme yeteneklerinin gelişmiş olması, tanının atlanmasına yol açabilmektedir. Tanı süreci klinik görüşmelere ve kapsamlı gelişim öyküsüne dayanıyor. Tanının erken konulması; beceri eğitimlerinin planlanması, tetikleyici faktörlerin belirlenmesi ve eşlik eden rahatsızlıkların tedavisi açısından hayati önemdedir. Tanının ertelenmesi, özellikle ergenlik ve gençlik döneminde bireyin özgüvenini ve kimlik gelişimini olumsuz etkileyerek sosyal ilişkilerini bozabilir. Bu noktada ‘nöroçeşitlilik’ kavramını vurgulamak ve farklılıkların birer zenginlik olduğunu kabul etmek, damgalamanın önüne geçmekte yararlı olacaktır" dedi. "Ekran maruziyeti otizmin nedeni değil, bir tercihtir" Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sezen Köse, dil gelişim geriliğinin her zaman otizm anlamına gelmediğini ancak mutlaka uzman bir değerlendirme gerektirdiğini vurguladı. Ailelerin en çok merak ettiği ekran kullanımı konusuna açıklık getiren Prof. Dr. Köse, "Otizm spektrumundaki çocukların bilgi ve uyaran işleme sistemleri farklı çalışır. Bu çocuklar sosyal uyaranlar yerine, daha tekdüze ve sosyal mesaj içermeyen ekran gibi uyaranlara yönelme eğilimi gösterirler. Yani ekran maruziyeti otizmin nedeni değil, otizmli çocukların bir tercihi ve yönelimidir. Tedavi sürecinde sosyal temasın ve göz temasının artırılması, ekran maruziyetinin ise azaltılması önerilir. Özetle; uyaran eksikliğinin otizme yol açtığı görüşü bilimsel olarak kabul görmemektedir; asıl süreç, otizm spektrumundan etkilenen bireyin sosyal olmayan uyaranları tercih etmesidir. Ayrıca, ayrıştırmak yerine kaynaştırma eğitimine odaklanmak bireyin yetişkinlikteki yaşam kalitesini artırıyor" diye konuştu. "Aşılar ve otizm arasında hiçbir bağlantı yok" Erken tanının tedavi başarısındaki kritik rolüne değinen Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burcu Özbaran ise "Otizmde erken tanı ve müdahale, tedavi sonuçlarının başarısı açısından hayati önemdedir. Ailelerin veya bakım verenlerin, çocuğun gelişimiyle ilgili en ufak bir şüphe veya tereddüt duymaları halinde vakit kaybetmeden bir çocuk psikiyatristine başvurmaları gerekir. Amacımız sadece tanı koymak değil, gelişimsel duraksamaları erkenden saptayarak müdahale etmektir. Risk grubundaki çocukları erken dönemde teşhis ettiğimizde, ileride bir tanı almalarına gerek kalmadan normal gelişim süreçlerini tamamlamalarına yardımcı olabiliyoruz. Bu açıdan erken tanı, şüphelenme ve farkındalık çok değerlidir. Otizm, her bireyin farklı özellikler sergilediği çok geniş bir yelpazedir. Nörogelişimsel bir bozukluk olan otizmde, beyindeki hücre bağlantıları normal gelişimden farklılık gösterir; bazı alanlarda bağlantılar çok yoğunken, bazılarında daha gevşektir. Bu durum, bazı bireylerde duyusal hassasiyetlere veya yoğun ilgi alanlarına bağlı olarak özel yeteneklerin gelişmesine zemin hazırlayabilir. Ancak her otizmli bireyin mutlaka özel bir yeteneği olacağı düşünülmemelidir. Önemli olan, çocuğun var olan yeteneklerini ve ilgi alanlarını işlevsel bir şekilde yönlendirebilmektir. Şunu çok net ifade etmeliyim ki; aşılar ile otizm arasında hiçbir bağlantı yoktur. Türkiye, aşılama konusunda köklü ve başarılı bir sağlık sistemine sahiptir. Aşılar otizme yol açmadığı gibi, aşılamanın ihmal edilmesi çocuklarda çok daha ciddi hastalıklara neden olabilir. Bilimsel gerçek şudur: Aşılar ve otizm arasında hiçbir ilişki bulunmamaktadır" dedi. "İş hayatında ve sosyal ilişkilerde başarı mümkün" EÜ Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Cenan Hepdurgun, "Otizmli bireyler doğru yönlendirme ile toplumda çok başarılı roller üstlenebilirler. Otizmin erişkinlikte başlamıyor ancak bu dönemde fark edilebiliyor. Otizmli bireyler güçlü ve zayıf yönlerini tanıdıklarında; arkadaşlık, iş ve aile hayatında mutlu bağlar kurabilirler. Özellikle kısıtlı ilgi alanları, bazı meslek dallarında büyük bir avantaja dönüşebilir. Bilgisayar sektörü, bilim ve sanat alanında dünyaya yön veren pek çok ismin otizm spektrum özelliklerine sahip olduğu bilinmektedir. Kişi, kendine uygun mesleği bulduğunda, dünyanın gidişatını değiştirecek düzeyde büyük başarılara imza atabilir" diye konuştu. Ege Üniversitesi uzmanları, çocukluktan itibaren takip edilen ve erişkinlikte yeni tanı alan bireyler için sosyal beceri ve eğitim programları geliştirmeye, klinik uygulama ve bilimsel araştırmalarla yaşam kalitesini artırmaya devam ettiklerini belirterek açıklamalarını sonlandırdı.