GÜNDEM - 28 Ocak 2026 Çarşamba 10:09

Körüklü çizme ustası Karpuzcu’ya "2025 Yaşayan İnsan Hazinesi" ödülü

A
A
A
Körüklü çizme ustası Karpuzcu’ya "2025 Yaşayan İnsan Hazinesi" ödülü

Kültür ve Turizm Bakanlığı ile UNESCO iş birliğinde düzenlenen "2025 Yaşayan İnsan Hazinesi" ödülüne layık görülen Kuşadalı körüklü çizme ustası Mustafa Karpuzcu (65), efe kültürünün başkenti Aydın’a büyük bir gurur yaşattı. Osmanlı’dan Milli Mücadele’ye, Efe’lerden günümüz devecilik kültürüne uzanan köklü bir geleneği yaşatan Karpuzcu, yok olmaya yüz tutmuş bir sanatın yaşayan temsilcisi olarak adını kültürel miras tarihine yazdırdı.



Mustafa Karpuzcu’nun "Yaşayan İnsan Hazinesi" unvanıyla taçlanan hikayesi, yalnızca bir ustanın başarısı değil; aynı zamanda Anadolu’nun, Aydın’ın ve efe kültürünün geleceğe taşınan güçlü bir mirası olarak dikkat çekiyor. Dededen toruna uzanan bu emek yolculuğu, kaybolmaya yüz tutmuş sanatların hala umutla yaşatılabileceğini bir kez daha gözler önüne seriyor.



Baba mesleği olan körüklü çizme yapımını günümüze kadar taşıyan Mustafa Karpuzcu, bu alanda üretim yapan sayılı ustalardan biri olarak biliniyor. Mesleğe henüz 6 yaşındayken, çizmelere çakılan çivileri düzelterek başladığını anlatan Karpuzcu, aradan geçen onlarca yılın ardından 65 yaşında "Yaşayan İnsan Hazinesi" unvanına layık görülmenin tarif edilemez bir gurur olduğunu dile getirdi.



"Yıllarca verdiğim emeklerin karşılığını görmek benim için büyük mutluluk. Bunun ulusal çapta görünür olması, yıllardır dökülen alın terinin gerçek bir karşılığı" sözleriyle duygularını ifade eden Karpuzcu, ödülün yalnızca kendisi için değil, bu kadim sanat için de büyük bir kazanım olduğunu vurguladı.



"Osmanlı’dan Efe’ye, Efe’den deveciliğe uzanan bir sembol"


Bir dönem Osmanlı’da Yeniçerilerin, Milli Mücadele yıllarında ise efelerin simgesi olan körüklü çizmeler, günümüzde de özellikle devecilik kültürünün vazgeçilmez bir parçası olarak varlığını sürdürüyor. Ancak modern çağın getirdiği hızlı dönüşüm, bu el emeği göz nuru sanatın ustalarını da birer birer azaltıyor.



Unutulmaya yüz tutmuş körüklü çizme yapımının bugün birkaç usta tarafından yaşatılabildiğini belirten Mustafa Karpuzcu, en büyük sorunlarının çırak bulamamak olduğunu söyledi.



"Gençler sanattan uzaklaşıyor"


Gençlerin bu mesleği öğrenme konusunda çekingen davrandığını ifade eden Karpuzcu, "Çoğunlukla sanayi bölgelerine ya da farklı iş kollarına yöneliyorlar. Oysa önlerinde yaşatılması gereken çok kıymetli bir sanat var" diyerek çağrıda bulundu. Bu kültürel mirasın sürdürülebilmesi için gençlerin desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Karpuzcu, her türlü katkıya açık olduklarını da sözlerine ekledi.



"Bir meslek, bir aile geleneği"


Mesleği babası Mehmet Karpuzcu’dan öğrenen Mustafa Karpuzcu, bugün aynı geleneği oğlu Mehmet Karpuzcu’ya aktarmanın mutluluğunu yaşıyor. "Çırak bulamazken, kendi oğlumun bu işe merak salması beni çok mutlu etti" diyen usta, artık atölyede oğluyla omuz omuza çalışıyor.



Asıl mesleğinin halk oyunları eğitmenliği olduğunu belirten Mehmet Karpuzcu ise baba mesleğine yönelişini şu sözlerle anlattı:


"İlk bakışta farklı gibi görünse de aslında birbirinden çok uzak olmayan iki alan. Her ikisi de geçmişten gelen kültürümüzü yansıtıyor. Babamın yaptıklarını izleyerek büyüdüm. Pandemi döneminde ‘Ben de yapabilir miyim?’ diyerek derileri elime aldım ve kendimi geliştirmeye başladım"



Yakın zamanda kalfalık belgesini aldığını belirten Mehmet Karpuzcu, ustalık belgesini de aldıktan sonra tamamen körüklü çizme yapımına yönelmek istediğini söyledi.



Mustafa Karpuzcu’nun "Yaşayan İnsan Hazinesi" unvanıyla taçlanan hikâyesi, yalnızca bir ustanın başarısı değil; aynı zamanda Anadolu’nun, Aydın’ın ve efe kültürünün geleceğe taşınan güçlü bir mirası olarak dikkat çekiyor. Dededen toruna uzanan bu emek yolculuğu, kaybolmaya yüz tutmuş sanatların hala umutla yaşatılabileceğini bir kez daha gözler önüne seriyor.



Körüklü çizme ustası Karpuzcu’ya "2025 Yaşayan İnsan Hazinesi" ödülü

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Oya Tekin’in eşi Celal Tekin: "Eşime yönelik tehdit nedeniyle Aziz İhsan Aktaş ile buluştum" Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasında, görevinden uzaklaştırılan Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin’in eşi tutuklu sanık Celal Tekin savunma yaptı. Aziz İhsan Aktaş ile görüşme sebebine dair sanık Tekin, "Eşime yönelik tehdit nedeniyle Aziz İhsan Aktaş ile buluştum. Ben eşimi tehditten korumak için bu şekilde hareket ettim. Erkeksi duygularım ile hareket ederek Aziz İhsan Aktaş ile yüz yüze geldim" dedi. Aziz İhsan Aktaş ifadesinde, 19 Temmuz 2024 günü Oya Tekin’in eşi Celal Tekin ve CHP Adana Milletvekili Burhanettin Bulut ile Ankara’da bir araya geldiklerini belirterek, "Hak ediş alacaklarımın ödenmesi karşılığında 1 milyon dolar para talep ettiler. Parayı almadan hak ediş ödemesinin yapılmayacağını belirttiler. Bunun üzerine Ankara’da aynı gün 3 farklı şubeden çekilen toplam 1 milyon doları Celal Tekin’e Ankara İncek Kızılcaşar’da bulunan Atılım Üniversitesi’nin yakınında teslim ettim. Para teslim edilince belediye aynı gün 75 milyon lira hak ediş ödemesi yaptı. Celal Tekin’e teslim edilen 1 milyon dolar Burhanettin Bulut ile Celal Tekin arasında paylaşıldı" demişti. Oya Tekin’in eşi tutuklu sanık Celal Tekin ise, savunmasında "Ben 35 yıllık hukukçuyum. Eşim 2024 yılında belediye başkanı seçildi. Benim belediyede bir görevim var mı, hayır. Zaten vakit olarak da belediye işleri ile ilgilenemem. Birbirimizin alanlarına hiç müdahale etmedik. İddianamede benim eşimin talimatı ile Ankara’ya gittiğim söyleniyor. Bu doğru değildir" dedi. Aziz İhsan Aktaş’la tanıştığını ifade eden Tekin, "Kendisi belediyede alacaklarının olduğunu, alamadığını belirtti. Sonra tekrar tekrar arayarak alacakları konusunda ısrarda bulundu. Ben sürekli Oya Hanım’ın şahsi borcu olmadığını, ödemenin belediyeden alınması gerektiğini söyledim. Onlarca kez belediyeye geldiğini, görüşemeyince olay çıkardığını, ödeme yapılmaması halinde kötü şeyler olacağını belirtmiştir. Bu işin farklı boyuta geldiğini gördüğümden görüşme teklifini kabul ettim. Ailemi korumak benim görevim. Başka işlerim de olduğundan Ankara’ya gidecektim. Aziz İhsan Aktaş ile kendi belirlediği yerde görüştük. Bana ödeme alamadıklarını, şirketlerinin batma noktasına geldiğini söyledi. Ben de elemanının sürekli olay çıkardığını bunu engellemesini ve yasal alacağı varsa alacağını söyledim. Belediye kasasında para olmadığı için ödeme yapılamadı. Delillerimiz toplanmamıştır. Olayın eşime karşı işlenen bir hak ihlali, benim de hak ihlaline karşı verdiğim bir tepki olarak değerlendirilmesi gerekirken, bunlar dışarda bırakılmıştır. Tutuklanmamız kabul edilemez. Birileri bir sabah uyanmış ve kötülük yapmaya karar vermişler" ifadelerini kullandı. Avukatların kendisine yönelttiği "Sizi tehdit eden biri ile bir villada mı buluşursunuz yoksa insan kalabalığı olan yerde mi?" sorusuna sanık Tekin, "Eşime yönelik tehdit nedeniyle Aziz İhsan Aktaş ile buluştum. Ben Ankara’yı ayrıntılı olarak bilmiyorum. Kendisinin attığı konuma gittim. Ben eşimi tehditten korumak için bu şekilde hareket ettim. Erkeksi duygularım ile hareket ederek Aziz İhsan Aktaş ile yüz yüze geldim. Eğer çok korksaydım polise başvururdum" diye konuştu. Sanık Aziz İhsan Aktaş’ın "Benim kendisiyle görüşmek için aracıları araya koyduğumu söyledi, bu aracılar kimdir?" sorusuna sanık Tekin "Eşime ulaşamayınca araya siyasiler koydular" dedi. Duruşma diğer sanıkların savunmaları ile sürüyor.