KÜLTÜR SANAT - 08 Mayıs 2026 Cuma 10:17

Nazilli’de ünlü şair ve yazar Akova konuşuldu

A
A
A
Nazilli’de ünlü şair ve yazar Akova konuşuldu

Aydın’ın Nazilli ilçesinde 20. yılına girmeye hazırlanan amatör fotoğraf tutkunlarınca kurulan Nazilli Fotoğraf Sanatı Derneği (NAFOD) kültürel etkinliklerine bir yenisini ekledi.



2006 yılında fotoğraf tutkunlarınca kurulan ve geçen yaklaşık 20 yıllık sürede sayısız etkinlik ve sayısız başarıya imza atan Nazilli Fotoğraf Sanatı Derneği, yine sıradışı bir etkinlikle gündeme geldi. Derneğin kurucu üyelerinden Aile Hekimi Dr.Gürkan Mersin’in özel çalışması ile fotoğraf ve sanatı buluşturan ünlü Şair, Yazar ve Fotoğrafçı Akgün Akova konu edildi.



Yaklaşık 2 saat süren etkinlikte Dr.Gürkan Mersin, yaptığı sunumu ile izleyicileri adeta Akova’nın yazın ve görsel dünyasını yansıttı. Mersin, Akgün’ün fotoğrafa başlamasını, yazıları ile dünyanın hem güzelliklerini hem de sanat başta olmak üzere bilim dünyası ile diyaloglarını, sanat ve fotoğraf ikilisinin en özel şekilde nasıl buluşturduğunu sade bir dille sundu.



Başkan Karacaoğlu’ndan teşekkür


NAFOD Yönetim Kurulu Başkanı Refik Karacaoğlu, yaptığı teşekkür konuşmasında, "NAFOD kurucu üyelerimizden ve yönetim kurulu üyemiz Gürkan Mersin’in sunumuyla gerçekleştirdiğimiz "Görselden Yazına: Akgün Akova" etkinliğimizi yoğun ilgi ve değerli katılımlarla tamamlamış bulunuyoruz. Fotoğraf ile edebiyatın buluştuğu bu özel gecede; görsel anlatımın kelimelerle nasıl derinleştiğini, sanatın farklı disiplinler arasında kurduğu bağı birlikte deneyimleme fırsatı bulduk. Akgün Akova’nın dünyasına yapılan bu anlamlı yolculukta bizlere rehberlik eden değerli sunumuyla Gürkan Mersin’e teşekkür ederiz. Etkinliğimize katılarak bilgi, düşünce ve sanat paylaşımına ortak olan tüm üyelerimize ve sanatsever dostlarımıza da ayrıca teşekkür ediyor; birlikte üretmeye, öğrenmeye ve paylaşmaya devam edeceğimizi belirtmek istiyoruz" dedi.



Nazilli’de ünlü şair ve yazar Akova konuşuldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul GİF Bahar Buluşmaları 4 şehirde eş zamanlı başlıyor TÜRGEV tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen GİF Bahar Buluşmaları, 15-17 Mayıs 2026 tarihlerinde İstanbul, Ankara, Konya ve Silopi’de eş zamanlı olarak gerçekleştirilecek. TÜRGEV’in 30. kuruluş yılına denk gelen etkinliklerde genç kızlar sanat, kültür, teknoloji ve müzikle buluşacak. Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı (TÜRGEV) tarafından geleneksel hale getirilen ve bu yıl üçüncüsü düzenlenen "GİF Bahar Buluşmaları", İstanbul, Ankara, Konya ve Silopi’de eş zamanlı olarak kapılarını açacak. TÜRGEV bünyesinde faaliyet gösteren Güzel İşler Fabrikaları’nın (GİF) üretim odaklı eğitim modeli, ilk kez bu ölçekte dört farklı şehirde katılımcılarla buluşacak. TÜRGEV’in 30. kuruluş yılı kapsamında düzenlenen programda genç kızlar; sanat, teknoloji, kültür, akademi ve müzik alanlarında hazırlanan atölye, söyleşi, konser, sergi ve performans etkinliklerine katılacak. "Üreten, deneyimleyen ve ilham veren bir buluşma" anlayışıyla hazırlanan etkinliklerde genç kızlar, üç gün boyunca farklı disiplinlerde uygulamalı deneyimler kazanacak. Katılımcılar aynı zamanda alanında uzman isimlerle bir araya gelerek fikir alışverişinde bulunacak. İstanbul’da iki yerleşkede yoğun program GİF Bahar Buluşmaları’nın ana etkinlik noktası İstanbul’daki GİF Safveti Paşa Yerleşkesi olacak. Yerleşkede üç gün boyunca tahta baskı, Filistin temalı takı tasarımı, yakma resim sanatı, ebru ve mum yapımı atölyeleri gerçekleştirilecek. Program kapsamında ayrıca "Teknoloji ve Dönüşüm" söyleşisi, "İş Dünyasında Kadın ve Eğitim" oturumu ile "Aile Yılı Paneli" düzenlenecek. GİF Müzik öğrencilerinin konserleri ve öğrenci eserlerinden oluşan sergi ziyaretçilere açık olacak. Yerleşke bahçesinde kurulacak "GİF Sokağı"nda ise GİF eğitim modeli ve kariyer merkezi çalışmaları tanıtılacak. GİF Vezneciler Yerleşkesi fotoğrafçılık kulübü öğrencilerinin hazırladığı "Kadınların Objektifinden İstanbul’un Hikayesi" sergisi, cam sanatı atölyesi ve GİF Orkestrası konseri Safveti Paşa Yerleşkesinde gerçekleştirilecek. Ankara’da kadın orkestrası sahne alacak Ankara’daki GİF Yerleşkesi’nde Ebru Koyuncu yönetiminde hüsn-i hat etkinliği, Elif Özalp ve öğrencilerinin hazırladığı gravür sergisi, kahve festivali ve şeffaf baskı atölyeleri düzenlenecek. Ankara Kadın Orkestrası Meşk Ekibi ise 16 Mayıs’ta müzik konseri gerçekleştirecek. Konya’da tiyatrodan akademiye 13 etkinlik Program yoğunluğuyla öne çıkan Konya GİF Yerleşkesi’nde "Önce Kardeşim: Bir Yermük Çığlığı" adlı tiyatro oyunu 15 Mayıs’ta sahnelenecek. Yerleşkede tezhip, kaligrafi, ebru, takı tasarımı, ahşap boyama, kat’ı sanatı ve mini süs kabağı atölyeleri düzenlenecek. Programın akademik bölümünde Elif Yüceer’in yöneteceği "Hidayetten Hikayeye" söyleşisi, "Dijital Medya Kullanımı ve Mahremiyet Bilinci", psikolog Ayşegül Güleryüz’ün yöneteceği "Mentörler Baharda Buluşuyor" oturumu ve "Aile Akademisi: Uyanan Nesil Dirilen Gençlik" başlıklı söyleşiler yer alacak. Hacer Doğan yönetimindeki "Bir Ses Bir Nefes" müzik konseri ise 17 Mayıs’ta gerçekleştirilecek. Silopi’de sanat ve işaret dili atölyesi YKS 2025’te üç öğrencisiyle Türkiye genelinde ilk 10 bine girerek dikkat çeken GİF Silopi Yerleşkesi, bu yıl Bahar Buluşmaları kapsamında sanat, müzik ve uygulamalı atölyelerden oluşan kapsamlı programıyla gençleri ağırlayacak. Yerleşkede "Çantamda Baharın İzleri" çanta tasarım atölyesi, sabun süsleme etkinliği, piyano performansı ve Nesime Güneş Tokay yönetimindeki "Bir Bahar Şarkısı" temalı işaret dili atölyesi gerçekleştirilecek. GİF Bahar Buluşmaları 2026 kapsamındaki etkinlikler katılmak için TÜRGEV’in web sitesinde yer alan başvuru formunun doldurulması yeterli olacak.
Hatay Bakan Kurum: "Üretim hızımızı saatte 23, günde 550 konuta ulaştırdık" Türkiye’nin COP31’e Giden Yolu: Dirençli Şehirler Hatay programında konuşan Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, 6 Şubat depremlerinin 110 bin kilometrekarelik alana yayıldığını ifade ederek saatte 23, günde 550 konut üreterek 27 Aralık 2025 itibarıyla 11 ilde toplam 455 bin konut ve iş yerini tamamlanarak hak sahiplerine teslim edildiğini söyledi. Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği süreci kapsamında, farklı ülkelerden gelen bakanlar ile aralarında Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği gibi uluslararası kuruluşların yöneticilerinin de bulunduğu yabancı temsilciler, "Türkiye’nin COP31’e Giden Yolu: Dirençli Şehirler" panelinde Hatay’da bir araya geldi. COP31’e Başkanlık yapan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, panelde "dirençli şehirler" başlığı altında katılımcılara Asrın İnşa Seferberliği kapsamında Hatay’da hayata geçirilen; iklime ve afetlere dayanıklı, Sıfır Atık uyumlu ve yenilenebilir enerjili afet konutlarını anlattı. Asrın felaketi 6 Şubat depremlerinde yıkımın 110 bin kilometrekarelik alana yayıldığını ifade ede Bakan Kurum, "COP31 Başkanı olarak bugün burada bulunmanın benim için ayrı bir anlamı var. Çünkü bu yolculuğun merkezine şehirleri koyuyoruz. İklim eylemini sahaya indirerek çözümü şehirlerde büyütmek; dirençli, sürdürülebilir ve insan odaklı şehirleri küresel iklim gündeminin ana başlıklarından biri yapmak istiyoruz. Kasım ayında Antalya’da ev sahipliği yapacağımız zirveyi yalnızca teknik müzakerelerin yürütüldüğü bir toplantı olarak görmüyoruz. Bu süreci; şehirlerin sorunlarına cevap veren, yerel yönetimlerin gücünü görünür kılan, sözleri somut sonuçlara dönüştüren bir çözüm platformu olarak değerlendiriyoruz. İşte bu nedenle, Hatay’daki program, Türkiye’nin iklim ve şehircilik vizyonunun sahadaki en anlamlı duraklarından biridir. Çünkü Hatay, bize acının yanında dayanıklılığı, umudu ve yeniden kurma iradesini de hatırlatıyor. Evet, 6 Şubat 2023’te Türkiye olarak tarihimizin en uzun gününü yaşadık. 11 ilimizde, 14 milyon insanımız bu felaketten doğrudan etkilendi. 110 bin kilometrekarelik geniş bir alanda büyük bir yıkımla karşı karşıya kaldık. Binlerce canımızı kaybettik. Yaklaşık 850 bin yapı kullanılamaz hale geldi. O günlerde insanlarımız evlerinin eski yerini bile bulmakta zorlandı; bu acı hepimizin hafızasına kazındı. Ama biz o en uzun gecede bile umudumuzu kaybetmedik. 650 bin yardım görevlisi, lojistik çalışanı ve arama kurtarma personeliyle sahadaydık. 200 bin mimar, mühendis ve işçiyle tek yürek olduk. Fedakar insanlarımızın emeği karanlık anlarımızda ışık oldu. Devlet ve millet el ele verdi; asrın dayanışmasını asrın inşa seferberliğine dönüştürdük. Şu anda bulunduğumuz Hatay, depremin en ağır vurduğu ilimizdi. Yeniden inşa aşamasında en çok burada zorlandık. Ama geldiğimiz noktada, tüm şehirlerimizi, tarihi kültürel yerleri de dahil olmak üzere ayağa kaldırdık. Tüm bu çalışmaları yaparken üretim hızımızı saatte 23, günde 550 konuta ulaştırdık. 27 Aralık 2025 itibarıyla 11 ilimizde toplam 455 bin konut ve iş yerini tamamlayarak hak sahibi vatandaşlarımıza teslim ettik. Size 455 bin konutu şöyle anlatayım. Nüfus bakımından Litvanya, yüzölçümü açısından Bulgaristan, İzlanda kadar bir ülkeyi 2 yılda alt yapısı, okulları, iş yerleri, parkları, ibadethaneleri; topyekun bir şehircilik anlayışıyla yeniden inşa ettik" dedi. "Deprem sonrası yarım milyon konutu neredeyse sıfır enerjili bina konseptine uygun tasarladık" Bakan Kurum, tarihin en büyük kentsel yeniden inşa sürecini; verimlilik, çevre dostu yapılar, sıfır atık, akıllı sistem yönetimi ve sürdürülebilir yerleşim ilkeleri üzerine kurduklarını belirterek "Kentsel dirençlilik; afet yönetimi ile iklim değişikliğini ayırmaz; aynı vizyonun parçası olarak görür. Bir şehir; depreme karşı güvenli, iklim risklerine uyumlu, enerji verimli ve altyapısıyla güçlü olmalı; insanlarına güven, aidiyet ve yaşam kalitesi sunmalıdır. Bugün dünya şehirleri; kentsel ısı adası etkisi, artan enerji talebi, hava kirliliği, su güvenliği ve altyapı baskısıyla karşı karşıyadır. İnsanlar güvenli binaların yanında temiz hava, güvenilir su, etkin atık yönetimi ve uygun maliyetli enerji istiyor. Bu taleplere ancak iklime dirençli kentler inşa ederek cevap verebiliriz. Bugün küresel enerji tüketiminin yaklaşık dörtte üçü şehirlerde gerçekleşiyor; sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 70’i şehirlerden kaynaklanıyor. Bu tablo bize şunu söylüyor: Şehirlerimiz yalnızca büyüyen yerleşim alanları değil, iklim eyleminin ana mekanlarıdır. Biz, depremden etkilenen 11 ilimizde tam da bu anlayışla hareket ettik. Tarihin en büyük kentsel yeniden inşa sürecini, yeni bir yol haritasına dönüştürdük. Bu yol haritasını verimlilik, çevre dostu yapılar, Sıfır Atık, akıllı sistem yönetimi ve sürdürülebilir yerleşim ilkeleri üzerine kurduk. Deprem sonrası yarım milyon konutu neredeyse sıfır enerjili bina konseptine uygun tasarladık; enerji tüketimini yüzde 39, sera gazı emisyonunu yüzde 38 azalttık. Bu yaklaşımı yalnızca deprem bölgesinde değil, 81 ilimizin tamamında benimsiyoruz. Tüm bu adımları 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefimiz ve Yeşil Kalkınma vizyonumuzla uyum içinde atıyoruz. COP31’de, dayanıklı şehirlerin desteklenmesini, uluslararası iklim gündeminin temel önceliklerinden biri haline getirmeyi hedefliyoruz. Çünkü küresel çapta, binaların emisyonlarını azaltmalıyız. Yeşil bina sertifikasyon sistemlerini güçlendirmeliyiz. Dirençli şehirler için yeni finansman mekanizmalarını geliştirmeliyiz. Dirençli altyapı ve bina standartlarını küresel ölçekte yaygınlaştırmalıyız. Bu başlıklar yalnızca Türkiye’nin öncelikleri değildir. Şehirlerin ortak ihtiyacıdır. İnsanlığın ortak geleceğine karşı sorumluluğumuzdur. Ben, bu programın sonunda hazırlanacak Hatay Deklarasyonu’nun dünya şehirleri için tüm insanlık için güçlü bir referans olacağına yürekten inanıyorum" ifadelerini kullandı.