ASAYİŞ - 24 Şubat 2026 Salı 16:04

Halit Yukay davasında acılı aile konuştu: "Aslan gibi oğlum denizin dibinde bırakıldı"

A
A
A
Halit Yukay davasında acılı aile konuştu: "Aslan gibi oğlum denizin dibinde bırakıldı"

Yalova’dan Bozcaada’ya gitmek üzere denize açıldıktan sonra teknesi parçalanmış halde bulunan ve günler sonra cansız bedenine ulaşılan iş insanı Halit Yukay’ın (43) ölümüne ilişkin 10 sanığın yargılandığı davanın görülmesine Erdek 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Duruşmada Yukay’ın eşi, annesi ve babası sanıklardan şikayetçi olduklarını belirtirken, ünlü oyuncu Kıvanç Tatlıtuğ da tanık olarak dinlendi.


Edinilen bilgiye göre, 4 Ağustos’ta saat 15.10’da Yalova’dan ‘Graywolf’ isimli teknesiyle Bozcaada’ya gitmek üzere denize açılan Halit Yukay’dan bir süre sonra haber alınamadı. Parçalanmış halde bulunan teknenin ardından başlatılan arama çalışmalarının 19’uncu gününde Yukay’ın cansız bedeni Erdek ilçesi açıklarında, denizin 68 metre derinliğinde bulundu. Cenaze, Türk Deniz Kuvvetleri’ne ait TCG Alemdar gemisindeki dalgıçlar tarafından 3 Eylül’de çıkarıldı.


Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, Yukay’ın teknesine çarptığı değerlendirilen "Arel 7" isimli kuru yük gemisinin kaptanı ile mürettebat hakkında dava açıldı. Davanın ikinci duruşması Erdek’te görüldü.


"Ben ve çocuklarım Halit’i bir daha göremeyeceğiz"


Duruşmada hakim tarafından söz verilen Yukay’ın eşi Ourania Stypa Yukay, tercüman aracılığıyla yaptığı konuşmada, sanıkların olay sonrası gerekli müdahaleyi yapmadığını savunarak şunları söyledi:


"Sanıkların kazayı taksirle değil, bilerek yaptıklarını düşünüyorum. Geminin kontrolünü boş bir şekilde bırakarak kasten ölüme sebebiyet verdiler. Bu nedenle Halit değil başka bir kişi de ölebilirdi. Olay gerçekleştikten sonra üstlerine düşen görevleri yapsaydılar, eşim kurtarılabilirdi. Ancak sanıklar bu şekilde davranmamış, müdahale etmemiş. Otopsi raporunda da eşimin boğularak öldüğü sabittir. Olay sonrası liman polisini arayıp yardım isteyebilirlerdi. Benim eşim 1 ay boyunca denizin dibinde bekledi ve 40 kilo olarak çıkarıldı. Ben, çocukları ve ailesi onu bir daha göremeyeceğiz. Bu duruma sanıklar sebep olmuşlardır. Eşim profesyonel bir şekilde hem yat inşası hem de kullanımı ile ilgilenmekteydi. Karşı taraf yardım ve bildirim yükümlülüklerini yerine getirmediği gibi bizimle de iletişime geçip baş sağlığı dilemedi. Kendi adıma ve çocuklarım adına şikayetçiyiz."


"Benim nezdimde bu bir cinayettir"


Anne Aliye Ayşım Yukay ise gözyaşları içinde, "Benim aslan parçası oğlum 183 santimetre boyundaydı. Kendisi denizci, deniz adamı. Bu insanlık dışı bir şey. Bu olay neticesinde aslan gibi oğlum vefat etmiştir. Denizde de karada da ölüm her zaman olabilir. Olayda oğlum da kusurlu olabilir. Ancak daha sonra gemi ile oğlumun teknesini ikiye bölüp etrafında manevra yapıp, olduğu yerde bırakılıp gidilmesini asla kabul etmiyorum. Benim nezdimde bu bir cinayettir ve sanıklar da katildir. Bir filika indirilseydi, bildirimde bulunulsaydı oğlum hemen bulunabilirdi. Oğlum 40 gün denizin dibinde bekledi. Şikayetçiyim" dedi.


"Eşimle birbirimize bakıp ağlıyoruz"


Baba Muhittin Can Yukay da oğlunun küçük yaşlardan itibaren denizle iç içe olduğunu belirterek, "Oğlum 10 yaşından beri tekne kullanırdı. İyi bir denizcidir. Birlikte ve ayrı ayrı da seyahat ettik. Benim aklım böyle bir kazayı almıyor. Eşimle mutfakta oturuyoruz, bir süre sonra birbirimize bakıp ağlamaya başlıyoruz. Olayın üzerinden yaklaşık 7 ay geçti ama hala aklım almıyor. Bu olaya bir mana vermeye çalışıyoruz ancak veremiyoruz. Ben kasıtlı olduğunu düşünüyorum. Şikayetçiyim" ifadelerini kullandı.


Kıvanç Tatlıtuğ tanık olarak dinlendi


Duruşmada Halit Yukay’ın arkadaşı olan ünlü oyuncu Kıvanç Tatlıtuğ da tanık olarak dinlendi. Olay günü Yukay ile telefon görüşmesi yaptıklarını belirten Tatlıtuğ, "Halit çok dikkatli bir kaptandı. Seyir güvenliğini tehlikeye sokacak bir hareket yapmazdı. Ne zaman birlikte yola çıksak dümeni bırakmadığını bizzat gördüm. Gerekli önlemleri almadan kontrolü bırakacak birisi değildi" dedi.


Sanıklar hakkında çeşitli hapis cezalarının talep edildiği davada mahkeme heyeti, eksik hususların giderilmesi için duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Çorum Çorum’da son binanın da yıkılmasıyla tarihi silüet gün yüzüne çıktı Çorum’un çehresini değiştiren ve şehre tarihi kimliğini yeniden kazandıran "Tarihi Şehir Meydanı" projesinde son yapının da yıkımı gerçekleştirildi. Saat Kulesi, Ulu Cami ve Velipaşa Hanı aynı meydanda buluştu. Çorum Belediyesi tarafından gerçekleştirilen "Tarihi Şehir Meydanı" projesinin 2. etap çalışmaları kapsamında, Velipaşa Hanı’nın önünü kapatan anahtarcı dükkanının kamulaştırma ve tahliye süreci tamamlandı. Belediye ekiplerince gerçekleştirilen yıkımla birlikte, Velipaşa Hanı tüm ihtişamıyla gün yüzüne çıktı. Yıkım çalışmalarına katılan Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın, projenin tamamlanmasıyla birlikte Saat Kulesi, tarihi belediye binası ve Velipaşa Hanı’nın artık aynı meydanda buluştuğunu söyledi. Öte yandan Ulu Cami yanında yer alan ve yıkımı tamamlanan noter binasının bulunduğu alanda Tarihi Hükümet Konağı Projesi hayata geçirilecek. Yeni yapılacak bina, geçmişte aynı bölgede yer alan ve Çorum’un idari hafızasında önemli bir yere sahip olan tarihi vilayet binasının mimarisini yansıtacak. "Son derece önemli bir çalışmayı hayata geçirmiş olacağız" Yıkılan son binayla şehrin tarihi silüetinin ortaya çıktığını ifade eden Aşgın, "Biz şunu istiyoruz. Şehrimiz kimlikli bir şehir olsun, tarihi dokusu dimdik ayakta dursun ve bu niteliğiyle varlığını sürdürsün. Nasıl ki 8 bin yıllık geçmişe sahip, Hititler’den Roma’ya, Bizans’tan Selçuklu’ya ve Osmanlı’ya uzanan binlerce yıllık büyük bir tarihin mirasçılarıysaki, şehir merkezinde de bu tarihi lokasyonların önünde engel teşkil eden yapıların kaldırılması ve bu sürecin tamamlanması bizim için büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmayı ilk kez yapmıyoruz. Daha önce de benzer uygulamaları hayata geçirdik. Şimdi ise Saat Kulesi ile Velipaşa Hanı’nı buluşturacak, bununla birlikte tarihi belediye binası ve Çöplü Arastası meydanı ile bütünleşerek şehrin tarihî dokusunu ve kimliğini daha görünür kılacak bir adım atıyoruz. Yıkılacak alan nitelik ve nicelik açısından küçük olabilir, ancak şehrin geleceği ve katacağı değer bakımından son derece önemli bir çalışmayı hayata geçirmiş olacağız" dedi.