EĞİTİM - 08 Ekim 2025 Çarşamba 14:27

BARÜ ile YOBÜ iş birliğinde anlamlı panel: "Direnişin Kadın Yüzü: Gazze"

A
A
A
BARÜ ile YOBÜ iş birliğinde anlamlı panel: "Direnişin Kadın Yüzü: Gazze"

Bartın Üniversitesi (BARÜ) ile Yozgat Bozok Üniversitesi (YOBÜ) iş birliğinde düzenlenen panelde, Gazze’de yaşanan insanlık dramının kadınlar ve aileler üzerindeki etkilerine dikkat çekildi.


Bartın Üniversitesi (BARÜ) ile Yozgat Bozok Üniversitesi (YOBÜ) tarafından anlamlı bir organizasyona imza atılarak "Direnişin Kadın Yüzü: Gazze" başlıklı bir panel düzenlendi. YOBÜ ev sahipliğindeki panelde BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya programın açılış konuşmasını yaptı.


Açılış konuşmalarında Filistin ve Gazze’nin unutturulmaması gerektiği vurgulandı


Rektör Prof. Dr. Ahmet Akkaya konuşmasında "Bugün Gazze’de yaşanan insanlık dramını, kadınların onurlu direnişini ve hakikatin sesini hep birlikte hatırlayacağız. Bu imtihan yalnızca Gazze’de ya da Filistin’de yaşayanların değil, Müslümanların ve insanlığın ortak imtihanıdır. Binlerce insanın yurdundan edilmesi ve farklı coğrafyalara göç ettirilmesi, 7 Ekim 2023 itibarıyla çok daha derin bir trajediye dönüşmüştür. Bugün o acı günün üzerinden iki yıl geçti. Kadın, çocuk, yaşlı demeden insanlar hâlâ orada direnişini sürdürüyor, açlık ve yoklukla mücadele ediyor. Bizler ise burada seyirci kalmıyoruz; derslerle, yürüyüşlerle ve boykotlarla Gazze halkının yanında olduğumuzu gösteriyoruz." dedi.


YOBÜ Rektörü Prof. Dr. Evren Yaşar ise "Üniversite olarak akademik faaliyetlerin yanında insanlık onurunun savunucusu olmakla da yükümlüyüz. Çünkü bilim ancak vicdanla birleştiğinde anlam taşır. Sessiz kalmak bu zulme ortak olmak demektir. Gazze’de her gün yeniden yazılan bir insanlık dramı yaşanıyor. Yozgat Bozok Üniversitesi ve Bartın Üniversitesi olarak bilimin, insanlığın ve vicdanın sesi olarak mazlumun yanında olmayı sürdüreceğiz." diye konuştu.


Panelde, Gazze’de kadın ve ailenin önemine değinildi


Konuşmaların ardından geçilen panelin moderatörlüğünü YOBÜ Sağlık Bilimleri Fakültesinden Doç. Dr. Özlem Doğan Yüksekol yaparken konuşmacı olarak Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Saadet Oruç ve BARÜ Eğitim Fakültesinden Doç. Dr. Sunay Akkaya yer aldı.


Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oruç "Kadın ve Gazze" başlığında, Filistin halkının zor şartlar altında yaşadığını anlatırken "Gazze hepimizin yürek teline dokunan bir konu oldu. İçinden geçtiğimiz bu çağda biz buradayken orada bir toprak parçasının üzerine bombalar yağmaya devam ediyor. Açlıkla onlara yeni bir soykırım uygulanıyor. Yaşatılanlar Türkiye’yi de hedef alan bir yayılmacılık anlayışıdır. Bugün Gazze’ye sahip çıkmak aslında aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’ne sahip çıkmaktır." ifadelerini kullandı.


Doç. Dr. Akkaya ise "Gazze ve Aile" konu başlığında bir sunum gerçekleştirerek Gazze’deki kadınların üstlendiği rolleri farklı boyutlarıyla ele aldı. Sunumunda örnekler üzerinden bilgilendirmelerde bulunan Doç. Dr. Akkaya, "Gazze’de aile, hayatta kalmanın en önemli simgesidir. Kadınlar ise aileyi sadece doyuran değil ayakta tutan ve yaşatan kişidir. Gazzeli kadınların direnişi insanlığın umudu, sessiz ama köklü bir direniştir. İşgalin gölgesinde kendi hikâyelerini yazan ve dünyaya seslerini duyurmak için çalışan kadınlar, yaşatılan zorluklara rağmen mücadele etmeye devam ediyor." diye konuştu.


Rektör Akkaya’dan Rektör Yaşar’a ziyaret


Panelin ardından Rektör Akkaya, Rektör Yaşar’ı makamında ziyaret etti. Ziyarette, yükseköğretim alanındaki güncel gelişmeler ele alınırken iki üniversite arasında ortak yapılabilecek çalışmalar hakkında istişarelerde bulunuldu.


Ziyaret, hatıra fotoğrafı çekiminin ardından son buldu.




BARÜ ile YOBÜ iş birliğinde anlamlı panel: "Direnişin Kadın Yüzü: Gazze"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Selçuk Üniversitesi akademisyenleri 4 yeni bitki türü keşfetti Selçuk Üniversitesi, Türkiye’nin biyolojik zenginliğini gün yüzüne çıkaran önemli bir akademik başarıya imza attı. Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kuddisi Ertuğrul’un yürütücülüğündeki proje kapsamında Orta Toroslar’da keşfedilen 4 yeni kayagülü türü bilimsel literatüre kazandırıldı. TÜBİTAK’ın destek verdiği kayagülü (Aethionema) cinsinin revizyonuna yönelik proje kapsamında Selçuk Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyeleri Prof. Dr. Kuddisi Ertuğrul, Prof. Dr. Tuna Uysal, Doç. Dr. Meryem Bozkurt, Doç. Dr. Emrah Şirin, Doç. Dr. Hakkı Demirelma ve Doç. Dr. Burcu Yılmaz Çıtak, Türkiye genelinde 45 ilde saha çalışmaları gerçekleştirdi. Konya, Karaman ve Antalya’dan alınan örnekler üzerinde yapılan değerlendirme ve analizler sonucunda ise daha önce bilinmeyen dört yeni kayagülü türü kayıtlara geçti. Türler, bilim dünyasına tanıtılarak uluslararası saygınlığı bulunan Plants dergisinde yayımlandı. Proje detaylarına ilişkin bilgi veren Prof. Dr. Kuddisi Ertuğrul, "Çalışmamız, TÜBİTAK tarafından desteklenen kayagülü (Aethionema) cinsinin revizyonuna yönelik bir projenin ürünüdür. Türkiye’de 45 ilde gerçekleştirdiğimiz arazi çalışmalarında yaklaşık bin 500 örnek topladık. Ayrıca yurt içindeki 15 herbaryum ve yurt dışındaki yaklaşık 10 uluslararası herbaryumu inceleyerek toplamda 2 bin 500’e yakın örnek üzerinde çalıştık. Morfolojik, taksonomik, tohum, polen, moleküler ve kromozom analizlerini birlikte değerlendirerek bu dört bitki türünün bilim dünyası için yeni olduğuna karar verdik" diye konuştu. Türkiye Kayagülü açısından önemli bir merkez Yeni türlerin tamamının Toroslar’da yayılış gösterdiğine dikkat çeken Ertuğrul, "Bu bitkilerin tamamı Konya, Karaman ve Antalya illerindeki Toros Dağları’nda tespit edildi. İki tür Karaman’da, biri Konya’da, biri ise Antalya’nın Akseki ilçesinde tanımlandı. Bu türleri Beyşehir kayagülü, Sultan kayagülü, Akseki kayagülü ve Göktepe kayagülü olarak adlandırdık. Kayagülü cinsi dünyada yaklaşık 70 türle temsil ediliyor ve bunların 51’i Türkiye’de yayılış gösteriyor. Bu 51 türün 37’si endemik, yani yalnızca Türkiye’de bulunuyor. Bu durum Türkiye’yi bu bitki grubu açısından önemli bir merkez haline getiriyor" dedi. Bitkilerin yetişme ortamına ilişkin bilgi veren Ertuğrul, "Türlerin büyük bölümü serpantin ve kireçtaşı gibi kayaç alanlarda, bin 100 ile 2 bin metre arasındaki yükseltilerde yetişiyor. Beyşehir kayagülü ise daha çok bozkır alanlarda görülüyor. Bu bitkiler halk tarafından çok bilinen türler değil. Bu nedenle kullanım alanlarına dair literatürde şu an için bir bilgiye rastlamadık" ifadelerini kullandı. Yeni türler, Herbaryumumuza eklendi Ertuğrul, yeni keşfedilen türlerin de yaklaşık 30 bin örnekle Türkiye’nin önemli koleksiyonları arasında yer alan ve Selçuk Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü bünyesinde bulunan KNYA Herbaryumu’na eklendiğini belirtti. Prof. Dr. Ertuğrul, hazırlıkları süren ve yaklaşık 70 cilt olarak planlanan "Resimli Türkiye Florası" çalışmasıyla Türkiye’nin bitki çeşitliliğinin güncel ve görsel bir şekilde sunulmasının hedeflendiğini aktardı.