ASAYİŞ - 28 Ağustos 2024 Çarşamba 08:31

Boşanma aşamasındaki kocası tarafından ayaklarından vuruldu

A
A
A
Boşanma aşamasındaki kocası tarafından ayaklarından vuruldu

Bartın’da 2 çocuk annesi Ahsen Nur Paşalı, 7 yıldır kocasından şiddet gördüğünü ağlayarak anlattığı ve yardım istediği videosunu sosyal medyada paylaştıktan 5 saat sonra, boşanma aşamasındaki kocasının silahlı saldırısına uğradı. Pompalı tüfekle açılan ateş sonucu ayaklarından yaralanan kadın, olayın ardından yaşadığı dehşeti anlattı.


Ankara’da yaşayan 2 çocuk annesi Ahsen Nur Paşalı, 19 Mayıs 2024 tarihinde, çocuklarını habersiz parka götürdüğü gerekçesiyle 7 yıllık evli kocası tarafından darp edilerek burnu kırıldı. Ankara’da yaşayan annesinin evine sığınan Ahsen Nur Paşalı, kocasının bu kez ise yakınlarının ev araçlarına zarar vermesi ve çıkarıldığı mahkemece adli kontrol kararı ile serbest bırakılmasının ardından Ankara’daki kadın sığınma evine gitti.


Kocasının hakkında çıkan koruma kararını defalarca kez ihlal etmesi üzerine ise Ahsen Nur Paşalı ve 2 çocuğu bu kez Zonguldak’ta kadın sığınma evine nakledildi. Oradaki koşulların çocukları ile müsait olmadığını düşünen Ahsen Nur Paşalı, bu kez çocukları ile birlikte Bartın’ın Amasra ilçesinde yaşayan ablasının yanına sığındı.



Ağlayarak yardım istediği paylaşımdan 5 saat sonra saldırıya uğradı


İlçe otobüs duraklarındaki tuvaletin işletmesini yapan ablası ile birlikte çalışmaya başlayan Ahsen Nur Paşalı, dün öğlen 12.00 sıralarında sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşım ile kocasının tehditleri nedeniyle çok korktuğunu belirterek yardım istedi. Paylaşımda 7 yıldır şiddet gördüğünü ağlayarak anlatan talihsiz kadın, akşam saat 17.00 sıralarında çalıştığı iş yerine gelen kocası O.P.’nin pompalı tüfekli saldırısı sonucu ayaklarından yaralandı. Saldırıdan hafif yaralı bir şekilde kurtulan 2 çocuk annesi Ahsen Nur, tedavisinin ardından polis merkezine giderek ifade verdi.



’Dur’ ihtarına uymadı, kaza yaparak durdu


Saldırının ardından kaçmaya çalışan öfkeli koca ve yanındaki U.G., araçta kullandıkları 3-4 farklı ve sahte plaka ile ilçeden çıkmayı başardı. Olayın ardından ilçe giriş çıkışlarını tutan polis ekipleri, aracın kullandığı sahte plakaları da tespit ederek çevre il ve ilçelerdeki güvenlik güçlerine bildirdi. Bartın-Cide karayolunda seyrettiğinin tespit edilmesi üzerine Kastamonu’nun Cide ilçesi girişine yakın bölgede polis ekipleri tarafından barikat kurularak araç durdurulmak istendi. Araç ve polis ekipleri arasında ’dur’ ihtarına uyulmaması üzerine kovalamaca başladı. Polislerden kaçmaya çalışan öfkeli koca O.P.’nin içerisinde bulunduğu araç, polis otosuna çarparak durabildi. Her iki şahıs gözaltına alınırken, araçta uyuşturucu madde de bulunduğu öğrenildi.



Yaşadığı dehşeti anlattı


İfadesinin ardından gazetecilere dehşeti anlatan Ahsen Nur Paşalı, "Ablam çocuklarıyla denize gitmişti, ben de dükkandaydım. İçeride otururken bir arabanın yanaştığını gördüm. Bizim arabaya benziyordu. Dükkan içerisindeki takılardan dolayı göremedim. Dışarı çıktım baktım, plaka farklıydı. İçinde de şoför koltuğunda da bir başka bey oturuyordu. Buraya araç çekmenin yasak olduğunu söyleyerek, aracı çekmelerini istedim. Birinin bineceğini ve hemen çıkacaklarını söyledi. Ben de fazla muhatap olmak istemedim. Karşıdaki kafeye gidip çay aldım, oradaki teyzeyle biraz sohbet ettik. Döndüm içeriye sigaramı almak için girdim. çıktım tekrar, telefonumu aldım, ablamları arayacaktım. ’Çocuklar nerede’ diye bir ses duydum. Kafamı kaldırdım baktım, eşim karşımda. Hiçbir şey yapamadım. ’Telefonu bırak çabuk elinden’ dedi. Ben de o anda, hemen KADES’e bastım. O anda telefonla bir şeyler yaptığımı anladı herhalde. Elinde büyük bir tüfek vardı. Onu doğrulttu ve bir el ateş etti. Ben zıpladım, çırpındım. Arkamı dönüp, tuvaletlerin olduğu bölgeye doğru koştum. Yan döndüğümde bir el daha ateş etti. Ateş ederken bir şey dediğini duymadım, dediyse bile ben duymadım. Ağzından duyduğum son şey, ’bırak o telefonu’ sözü oldu" dedi.



"Kalabalık oluşunca telaşlanmış ve kaçmış"


Kocasını karşısında gördüğünde ve silahla saldırdığı anlarda çok korktuğunu ifade eden kadın, şöyle devam etti:


"Bacaklarımda bir yanma hissettim. İçeriye girince de baktığım ilk şey bacaklarımdı. Acaba yerinde duruyor mu diye baktım. Sonra içeriye girdiğime de pişman oldum. Keşke girmeseydim diye düşündüm. İçeriye de girerse, beni öldüreceğini düşünüyordum. Allah’tan kaçmış. O anda bir kalabalık oluşunca, gitmiş. Kasıtlı bir şekilde ayaklarıma ateş ettiğini düşünmüyorum. Çünkü direkt bana doğrulttu tüfeği. Ateş etti ama etrafın kalabalıklaşması nedeniyle telaş etti ve ayaklarımdan vurdu."



Çocuklarını parka götürdüğü için burnunu kırdı


19 Mayıs 2024 tarihinde çocuklarını parka götürdüğü için kocası tarafından darp edilerek burnu kırıldığını da anlatan Paşalı, 7 yıldır kocasından sürekli şiddet gördüğünü ifade etti. Kocasının defalarca kez kendisini aldattığını ileri süren Ahsen Nur, "7 yıllık evliyim. 7 yıldır evimdeyim. Hiçbir akrabamla görüşemiyorum. Hiçbir aile dostu ile görüşemiyorum. Bir tane bile arkadaşım yok. Sürekli şiddet uyguluyordu. En son zaten 19 Mayıs’ta burnumu kırdı. O şehir dışındaydı, ben de çocuklarımı parka götürmüştüm. Habersizce gelmiş, beni parkta görünce ’sen nasıl parka çocukları götürürsün’ dedi. Parkta da benim tek arkadaşım dediğim kadının babası vardı. Benim babamdan bile büyük. ’Sen bir erkeğin bulunduğu parka benim çocuklarımı nasıl getirirsin’ diyerek beni darp etti ve burnumu kırdı. Kendisi sürekli beni aldatıyordu, bununla alakalı delillerim de vardı ama burnumu kırdığı gün benim telefonumu elimden aldı. Bu nedenle de delilerin hepsi yok oldu. Boşanma aşamasındayız, süreç devam ediyor" dedi.



3 farklı karakoldan gözaltı kararı vardı, adli kontrol ile serbest kaldı


Ahsen Nur Paşalı, kocasının kendisine uyguladığı şiddet ve yakınlarına ait ev ve araçlara yönelik yaptığı saldırılar nedeniyle aynı günde 3 farklı karakoldan 3 gözaltı kararı çıktığını kaydetti. Güvenlik güçlerinin yoğun çabası ile yakalanan kocasının tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildiğini belirten Paşalı, çıkarıldığı mahkemede ise adli kontrol kararı ile serbest bırakıldığını kaydetti. Ahsen Paşalı, "Burnumu kırdıktan sonra beni ambulansla hastaneye kaldırdılar, darp raporu aldım. Ankara’ya ailemin yanına gittim. Polis karakoluna gittim, ifade verdim, kendisinden şikayetçi oldum. Uzaklaştırma kararı alındı ama bu kararı bir çok kez ihlal etti. Annemlerin evinin camını ve kapısını kırdı. Babamın çalıştığı tırın aynalarını ve camını kırdı. Sürekli tehdit ediyordu. Aynı gün içerisinde 3 karakoldaki 3 farklı suç nedeniyle 3 kez gözaltı kararı vardı. Polisler canla başla uğraştılar ve yakaladılar. Hastaneye rapor almaya götürüldüğünde kaçtı. Tekrar yakaladılar. Ertesi gün, tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilmiş, sonra da adli kontrol kararıyla serbest bırakmış" ifadelerini kullandı.



Kadın sığınma evine başvurdu


Serbest bırakılan kocasından korkusuna 2 çocuğu ile birlikte Ankara’daki kadın sığınma evine yerleştiğini anlatan Paşalı, can güvenliği riski nedeniyle Zonguldak’a nakil edildiklerini belirterek, sonrasında ise ablasının yaşadığı Bartın’ın Amasra ilçesine geldiklerini kaydetti. Sosyal medya paylaşımını ise başına gelecekleri tahmin etmesi nedeniyle yaptığını söyleyen Paşalı, "Serbest bırakıldıktan sonra, direkt savcı ile görüştüm. İfade vererek, yakın koruma ve elektronik kelepçe talep ettim. Tanıştığım yakın korumalar, sığınma evine gitmemin, daha güvenli olacağını söyleyince kadın sığınma evine gittim. Yaklaşık 2 ay Ankara’da kaldım. Can güvenliği riskim bulunduğu için Zonguldak’a nakil ettiler. Sonra da Bartın’da ablamların yanına geldim. İnsan yaşadığını en iyi kendisi bilir, ben de başıma gelecekleri biliyordum. Sürekli tehdit ediyordu. Attığı tehdit mesajları vardı. Polislere de verdim mesajları. ’Seni vurmazsam, çocuğum ölsün’ diyordu. Tehditleri nedeniyle korkuyordum. Biliyordum, sesimi duyurmak istedim, olacakları önlemek istiyordum" diye konuştu.



Boşanma aşamasındaki kocası tarafından ayaklarından vuruldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Gebze’den Kanada’ya kıtalar arası ticaret köprüsü Gebze’nin üretim gücünü Kanada pazarıyla buluşturmak amacıyla Gebze Ticaret Odası ile Burlington Ticaret Odası arasında "Kardeş Oda" protokolü imzalandı. Protokolle, iki ülke iş dünyası arasında B2B görüşmelerin artırılması ve yeni ihracat iş birliklerinin kurulması hedefleniyor. Gebze Ticaret Odası, üyelerinin uluslararası pazarlardaki etkinliğini artırmak ve yeni ticari bağlantılar kurmasını sağlamak amacıyla Kanada’dan gelen Burlington Ticaret Odası heyetini ağırladı. Program kapsamında iki oda arasında "Kardeş Oda" protokolü imzalanırken, Gebze’de üretim yapan firmaların Kanada’daki iş dünyasıyla bir araya gelmesine yönelik B2B görüşmelerin de gerçekleştirileceği belirtildi. Gebze ve Burlington’un liman, havaalanı, demiryolu ve denizyolu bağlantılarıyla benzer yönlere sahip olduğuna dikkat çekilen programda, özellikle üretim, ihracat ve teknoloji alanlarında yeni iş birliklerinin kurulması hedefleniyor. "Kıtalar arası bir iş birliğinin ön adımıdır" Gebze Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Abdurrahman Aslantaş, odanın 28 bin üyeye sahip olduğunu belirterek, "Bizim oda olarak en büyük misyonumuz, onların ticarette yerini artırmak, üretimlerindeki katma değerini yükseltmek ve ürettiklerini de ihraç etmek. Bununla beraber dış pazarla bir araya getirip Kardeş Oda protokolleriyle ilişkileri daha sıcak tutmak ve bunları geliştirmek. Kanada’nın Burlington şehri de Gebze’ye çok benzer yönleri olan bir bölge. Limanları olan, havaalanları olan, demiryolları olan ve denizyolları olan bir bölge. Biz de bu benzer bölgenin ve gelişmiş teknolojilerin birbirleriyle eşleştirilmesi, B2B görüşmeleri yaptırılması, Türkiye’deki, özellikle bölgemizde üretim yapan firmaların yeni ihracat kapıları açması ve yeni iş birliklerinin oluşmasına vesile olmak adına bugün bir araya geldik. Kardeş Oda protokolümüzü imzaladık. Bu protokol sadece bir protokol değildir. Kıtalar arası bir iş birliğinin aslında ön adımıdır ve biz bu işte ısrarcı olacağız. Daha sık bir araya geleceğiz. İlgili sektörleri bir araya getirip inşallah her iki ülkenin de faydasına olabilecek ticari faaliyetlerin artmasına vesile olmayı hedefliyoruz" dedi. "Gebze, enlerin olduğu bir bölge" Gebze’nin üretim gücüne dikkati çeken Aslantaş, "Gebze’miz enlerin olduğu bir bölge. Üretilmeyen bir ürünün olmadığı, dünya standartlarında ve dünya standartlarının üzerinde üretim yapan bir bölge. Böyle bir bölgeye de uygun programlar yapmak lazım. Kanada da özellikle nükleer enerji noktasında çok ileri düzeyde bir ülke. Bu çalışma, ülkeler arası ilişkilerin artırılmasına da bir adım olabilecek nitelikteydi. Oda olarak ticari faaliyetleri ve ihracat faaliyetlerini artırma noktasındaki irademiz ve ısrarcılığımız devam edecektir. Bunun için gerekli altyapıyı ve gerekli anlaşmaları yapmak üzere gayretlerimiz devam edecek" şeklinde konuştu. "Gebze Ticaret Odası ile ilişki kurmaktan heyecanlıyım" Burlington Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Terry Caddo ise Gebze Ticaret Odası ile ilişki kurmaktan memnuniyet duyduğunu belirterek, "Gebze Ticaret Odası ile bir ilişki kurmaktan dolayı çok heyecanlıyım. Dünya genişledikçe ve Kanada küresel olarak daha fazla ortak aradıkça, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iş dünyalarımızın bağlantı kurması, birbirine ulaşması ve Türkiye ile Kanada arasında daha fazla ticari bağlantıya sahip olması yönündeki teşvikleri önemlidir" diye konuştu. "Tüm arkadaşlarımı ve iş ortaklarımı buraya gelmeye teşvik ediyorum" Türkiye’ye ikinci kez geldiğini ifade eden Caddo, "Türkiye’ye ikinci gelişim. Harika bir ülke. Kanada’dan çok kısa bir uçuş mesafesinde. Tüm arkadaşlarımı ve iş ortaklarımı buraya gelmeye teşvik ediyorum. Bu kadar yakın bir NATO ortağına sahip olmak harika. İstanbul’un her yerini gezmekten çok keyif aldım, şimdi de Gebze’yi görme şansım oldu" ifadelerini kullandı.
Ankara Adalet Bakanı Gürlek: "Rojin, hayalleri yarım kalmış bir genç kızımız, biz devlet olarak bu işin sonuna kadar üzerine gideceğiz" Adalet Bakanı Akın Gürlek, Van Gölü kıyısında cansız bedeni bulunan Rojin Kabaiş’in ailesi ve avukatlarıyla bir araya geldi. Bakan Gürlek, "Rojin, hayatının baharında gelecekleri, umutları, hayalleri yarım kalmış bir genç kızımız. Biz devlet olarak bu işin sonuna kadar üzerine gideceğiz" dedi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, 2024 yılında Van’da hayatını kaybeden üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in babası Nizamettin Kabaiş, annesi Aygül Kabaiş ve ailenin avukatları ile Adalet Bakanlığı’nda bir araya geldi. Adalet Bakanı Gürlek, Rojin Kabaiş’in ölümü ile ilgili olayın çözülmesi için Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının devreye girdiğini belirterek, "Daire Başkanlığında biz soruşturma yapmıyoruz, bunun altını çiziyorum. Buradaki arkadaşlarımızın hepsi tecrübeli, ceza hukukunda uzman arkadaşlar, alanında uzman. Dosyalara ayrı bir gözle bakıyoruz. Özellikle savcımızla irtibatta kalıyoruz, aileler ve avukatla irtibatta kalıyoruz. Yeni bir delil varsa özel bir ekip kurulması gerekiyorsa, mesela Tunceli için özel bir ekip kurduk, burası için de daraltılmış baz için bakalım. Bizim soruşturma yetkimiz yok ama biz teknik olarak orada soruşturma yapan makamı destekliyoruz. Devletin bu olayla ilgilendiğini, sonuna kadar gidilmesi gerektiğini ailelerimize hissettiriyoruz" dedi. Rojin’in telefonu incelenecek Soruşturmayla ilgili ailenin ve avukatların görüşlerini dinleyen Bakan Gürlek, olayın çözülmesi için devlet olarak her türlü imkanla çalışıldığını kaydetti. Bakan Gürlek, ailenin ve avukatların dile getirdiği daraltılmış baz çalışması için teknik imkan varsa bakılacağını kaydetti. İspanya’ya gönderilen Rojin’in telefonunun Çin’e de gönderileceğini ifade eden Bakan Gürlek, ailenin ve avukatların taleplerini dinledi. "Sonuna kadar üzerine gideceğiz" Tüm delillerin tekrar inceleneceğini ve daraltılmış baz kayıtlarının isteneceğini vurgulayan Bakan Gürlek şöyle konuştu: "Hayatının baharında gelecekleri, umutları, hayalleri yarım kalmış bir genç kızımız. Biz devlet olarak bu işin sonuna kadar üzerine gideceğiz. Biz üzerimize ne düşüyorsa yapmaya çalışıyoruz. Bu birimin kuruluş amacı da bu. Özellikle faili meçhul kalmış cinayetlerde sonuna kadar gitmek. Rojin kardeşimiz hayatının baharında gencecik kızcağızken, tam olay belli değil cinayet mi, intihar mı? Bunu çözmemiz lazım. Bizim zaten konumuz bu, savcılığın bunun tespitini yapması lazım. İntihar ya da cinayet. Siz aile olarak cinayet olduğunu düşünüyorsunuz. Tabii bu konuda bütün hususların en ince noktaya kadar araştırılması lazım." Kendi eşinin de Vanlı olduğunu ifade eden Bakan Gürlek, aileyle yakından ilgilenerek, devletin yapabileceği ne varsa yerine getirileceğini vurguladı. "Devletimize, adalete güveniyoruz" Baba Nizamettin Kabaiş de Bakan Gürlek’e kendilerine gösterdikleri ilgi ve verdikleri destek için teşekkür ederek, "Biz her zaman güveniyoruz, devletimize, size, adalete. Çok umutluyuz" dedi. Kabaiş, "Kızım çok masumdu" diyerek, olayın faillerinin tespit edilmesini istedi. Görüşmenin sonunda Bakan Gürlek, ailenin ve avukatların dikkat çektiği hususların titizlikle ilgili daire tarafından da inceleneceğini söyledi. Görüşmede Adalet Bakan Yardımcısı Can Tuncay, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürü Hazım Aslancı ve Ceza İşleri Genel Müdür Yardımcısı Ömer Demirci de yer aldı. Van Yüzüncüyıl Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü birinci sınıf öğrencisi olan Rojin Kabaiş, Van’da 27 Eylül 2024’te kaybolmuş, Kabaiş’in cesedi 18 gün sonra Van Gölü’nün Molla Kasım köyü sahilinde bulunmuştu. İlk incelemede vücudunda kesici veya ateşli silah yarasına rastlanmadığı ve kemik kırığı bulunmadığı tespit edilmişti. Van Cumhuriyet Başsavcılığı olayla ilgili soruşturmaya devam ediyor. Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığınca üzerinde çalışılan dosyalar arasında yer alan Rojin Kabaiş’in ölümüyle ilgili incelemeler de devam ediyor.