POLİTİKA - 05 Aralık 2024 Perşembe 17:44

Özel: "Erken seçim istemenin zamanı geldi"

A
A
A
Özel: "Erken seçim istemenin zamanı geldi"

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, erken seçim istemenin zamanının geldiğini söyleyerek, "CHP iktidarının vatandaşı, emekliyi, emekçiyi, çiftçiyi ve esnafı kollayacağız. Bundan sonra da hem emekliler hem emekçiler için hem de güzel esnafımız için çalışmaya, mücadele etmeye devam edeceğiz" dedi.


CHP Genel Başkanı Özgür Özel çeşitli ziyaretlerde bulunmak üzere Bilecik’e geldi. Özel’in kentteki ikinci adresi Atatürk Bulvarı’nda kurulan kent lokantası önündeki açılış ve Sokak Hayvanları Rehabilitasyon Merkezi ve Yaşam Alanı temel atma programı oldu. Özel, Bilecik’te yılbaşında 8 lira olan simidin fiyatının 12 liraya, bir bardak çayın 5 liradan 10 liraya çıktığını anlatan Özel, "Asgari ücretli Bilecik’te bu sene o asgari ücretiyle 1300 tane çay simit alıyormuş, şu anda 770’e düşmüş. 1300’ün neredeyse yarısı. Paranın satın alma gücü çay simit hesabıyla Bilecik’te yarı yarıya gerilemiş durumda" dedi.



"Kaybettiklerimizi o sandıkta bulacağız"


Emekli maaşlarına da değinen CHP Genel Başkanı Özel, "Emekliler, 2002 yılında bu iktidar geldiğinde 1,5 asgari ücret alıyorlardı. Tayyip Bey hiç ellemese, hiç ilişmese ‘Sizi enflasyona ezdirmeyeceğim, enflasyon oranında zam vereceğim’ deyip olmadık işler girişmese, bugün en düşük emekli maaşı 25 bin lira olacaktı. Ama başka işlere girişti, sizi 12 bin 500 emekli maaşına mahkum etti. Şimdi biz 2002’de 8 çeyrek altın alan, bugün 2,5 çeyrek altına düşmüş, en düşük emekli maaşına itiraz ediyoruz. Bilecik’te bir emekli bir çeyrek altın kaybetse aklı çıkar, bütün gün gezdiği yerleri dolaşır, o kaybettiği altını arar. Ama bugün Bilecik’te 1 emekli değil her emekli 1 çeyrek değil, 5,5 çeyrek altın, bir sefer değil her ay kaydediyor. Bu emeklilerin Tayyip Erdoğan’a verdikleri ‘Erdoğan vergisidir.’ Erdoğan’ın iktidarda olmasının onun zenginin dostu ama garibanın dostu olmamasının bedelini sizler ödüyorsunuz. İşte kaybettiğimiz altını, kaybettiğimiz yerde bulacağız. Emeklilere çağrımdır. İlk seçim sandığa koşacağız. Kaybettiklerimizi o sandıkta bulacağız" dedi.



"Erken seçim istemenin zamanı geldi"


CHP Genel Başkanı Özgür Özel, erken seçim istemenin zamanının geldiğini söyleyerek, "CHP iktidarının vatandaşı, emekliyi, emekçiyi, çiftçiyi ve esnafı kollayacak. Bundan sonra da hem emekliler hem emekçiler için hem de güzel esnafımız için çalışmaya, mücadele etmeye devam edeceğiz" dedi.



"Asgari ücret talebimiz 30, bunun altında yokuz"


CHP Genel Başkanı Özgür Özel konuşmasının devamında, "Bilecik’te asgari ücretlinin enflasyonu yüzde 90, Türkiye’de ortalama enflasyonu yüzde 80, Tayyip’i üzmeyen istatistik kurumunun baş harfleri TÜİK’e göre enflasyon yüzde 50 ama bunlar asgari ücrete yüzde 25-30 zam yapmanın hesabındalar. Biz CHP olarak bir büyük kampanyayı başlattık ve sürdürüyoruz. Asgari ücret talebimiz 30, bunun altında yokuz. Asgari alan için düşüktür, veren için çok yüksektir. Ayrıca bunu önerirken 30 bin liralık asgari ücret devletin sosyal güvenlik priminde de büyük bir artışa sebebiyet veriyor. Bu artışın bir kısmını küçük esnafa döndürmek zorundayız. Çünkü yanında bir kişi çalıştıran berber veya iki kişi çalıştıran eczacı, üç garson, bir bulaşıkçı, bir aşçı çalıştıran esnaf lokantasının 30 bin lira asgari ücret verecek mecali yoktur. Çünkü asgari ücret alan için düşüktür, veren için çok yüksektir. Bunun için CHP hazırlığını yaptı. Kanun teklifini verdi. 1 ile 10 arası asgari ücretli çalıştıranlara asgari ücretli başına 6 bin lira sosyal güvenlik prim desteği vermeyi öneriyoruz. Yani asgari ücret alan için 30 bin lira olurken, veren için 24 bin lira olacak. Bu iktidar zaten asgari ücreti 22-23 bin lira yapacak. Yani esnafa dokunmadan asgari ücreti 30 bin liraya çıkarmanın yolu ortadadır” dedi.


CHP Genel Başkanı Özgür Özel konuşmasının ardından toplu açılış ve temel atma kapsamında beraberindekilerle butona bastı. Daha sonra kent lokantasının açılışını yapan Özel, vatandaşlara yemek ikram etti.



Özel: "Erken seçim istemenin zamanı geldi"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara DEM Parti Grup toplantısı DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, "Korkuları değil, ortaklıkları çoğaltarak birlikte kazanabiliriz, birlikte büyüyebiliriz. Eşit yurttaşlık, demokrasi ve barış temelinde kurulacak yeni birliktelik yalnızca içeride değil, bölgede de Türkiye’yi stratejik bir güç haline getirir" dedi. Bakırhan, partisinin TBMM Grup toplantısında konuştu. Tuncer Bakırhan, konuşmasına Trendyol Süper Lig’e yükselen Erzurumspor ve Amedspor’u kutlayarak konuşmasına başladı. Bakırhan, İran savaşının dünya ekonomisini sarstığını belirterek, "Asya’dan Avrupa’ya resesyon, Çin’den ABD’ye büyük bir buhran kapıda. Ülke olarak bu kaosun en yakıcı etkilerini de biz yaşıyoruz. Savaşa dahil olmadığımız halde en yakıcı etkilerini yaşıyoruz" dedi. Orta Doğu’da belirsizliklerin devam ettiğini kaydeden Bakırhan, "ABD, İsrail, İran savaşının yarattığı büyük sarsıntılar bölgedeki bütün dengeleri yeniden harekete geçirmiş durumda. Körfez ülkeleri eski güvenlik konumlarını kaybediyor. Hürmüz Boğazı artık bir ekomanya mücadele alanına döndü. Irak’ta kalıcı bir yönetim mimarisinin kurulmaması, Lübnan’da bitmeyen savaş halklar açısından ciddi tehditler ve tehlikeler oluşturuyor. Türkiye açısından en rasyonel yol, dostlarını çoğaltmak ve düşmanlarını azaltmaktır. Türk’ün tarihsel dostu Kürt, Kürt’ün tarihsel dostu da Türk’tür. Kürt jeopolitiği bir risk değil, bir fırsat olarak görülmelidir. Korkuları değil, ortaklıkları çoğaltarak birlikte kazanabiliriz, birlikte büyüyebiliriz. Eşit yurttaşlık, demokrasi ve barış temelinde kurulacak yeni birliktelik yalnızca içeride değil, bölgede de Türkiye’yi stratejik bir güç haline getirir. Türkiye’nin pozisyonu Cizre belediyemizin logosunda olan, ortasında gücü ve dengeyi temsil eden aslan ve ters yönlere bakan çift başlı ejder misalidir. Bir yönü doğuya, bir yönü batıya, bir yönü geçmişe, bir yönü geleceğe bakan bir ülkedir Türkiye. Türkiye, gücü ve dengeyi temsil edebilecek bir jeopolitik hakikate sahiptir. Türkiye, iç barışını sağlarsa, bölgeye huzur, istikrar getirebilecek bir güç haline gelebilir" diye konuştu. "Yasal düzenlemeler yapılırsa ve buna rağmen PKK gereğini yapmasa söz olsun ilk sözü biz söyleyeceğiz" Bakırhan şöyle devam etti: "Biz Kürt meselesini çözeceksek, her defasında Orta Doğu’daki gelişmelere, Balkanlardaki gerilimlere, Kafkasya’daki çatışmalara, Akdeniz’deki hesaplara bakarak mı karar vereceğiz? Bu mantık doğru bir mantık değildir. Son 20 yılda sadece yanı başımızda 14 büyük savaş yaşandı. Bu bakımdan erteleme ile yol alabileceğimiz bir eşikte değiliz. Barış kaygı ve tereddütlerle değil, barış cesaretle olur. Bugün barış için tüm şartlar uygundur. Ama ne yazık ki temel sorun siyasetsizliktir. Esnaf soruyor, asker annesi soruyor, cezaevindeki tutsak ailesi soruyor, öğrenci soruyor, emekçi soruyor, siyaset neden cesaret edemiyor, iktidar neyi bekliyor diye. Altını önemle çizmek istiyorum. Bu sürecin ciddiyetinin adı hukuktur. Süreci ciddiye alan onu hukuka bağlar. Barış bir tohumsa hukuk onun toprağıdır. Toprağı olmayan bir yerde tohum yeşerir mi? Hukuk, Meclisin ‘ben izleyici değilim, kurucu özneyim’ demesidir. Bu çerçevede bir diğer önemli konu sıkça ifade edilen teyit ve tespit meselesidir. Aylardır tartışılıyor. Tespit ve teyit hukukun önüne konulan bir duvar değil, hukuka açılan bir kapı olmalıdır. Çünkü insanlar belirsizliğe dönmez, güvenceye döner. Silahlı bir örgüte ülkeye gel, demokratik siyasete dön dedikten sonra hangi hukukla karşılanacağını da söylemeniz gerekmiyor mu? Gerekiyor değil mi? Nereye gelecek? ‘Gel ama hukuk yok, gel ama yasa yok’ diyorlar. Devlet ‘silah bıraksınlar, biz adım atarız diyor’ aylardır. PKK ‘yasal zemin olsun biz bırakırız’ diyor. Her ikisinin de kaygısını anlıyoruz. Biz parti olarak şunu teklif ediyoruz. Sayın Kurtulmuş, komisyondaki partilerin koordinatörlerini önce bir çağırın. Elimizde müşterek bir belge var. Komisyonun hazırlamış olduğu rapor var. Özel yasayı hemen meclise sunalım, bu teklif bir haftada yasallaşsın. Siyaset yol açsın, ülke rahatlasın, yasal adımlar atılsın. Öcalan’ın sürece katkı sunabileceği özgür çalışma ve özgür iletişim koşulları oluşturursun. PKK gereğini yapmasa o zaman toplum çıksın desin ki evet bu taraf görevini yapmadı." "Biz de kamuoyunun önünde söz veriyoruz, sizin de huzurunuzda söz veriyoruz. Özgür, demokratik siyaset için yasal düzenlemeler yapılırsa ve buna rağmen PKK gereğini yapmasa söz olsun ilk sözü biz söyleyeceğiz" diye devam eden Bakırhan, "İlk eleştiriyi biz yapacağız ve bu durumu kabul etmeyeceğiz. Ama söz olsun bunun gereğini yapmayan iktidarı da eleştireceğiz, eleştirmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. "Bugün belirsizlik, barış önündeki en büyük engeldir" Örgütün bir niyet ortaya koyduğunu ve devletin inisiyatif aldığını kaydeden Bakırhan, "Barışın yasasını getirecek kurum iktidardır. Çıkarılacak yer Türkiye Büyük Millet Meclisidir. Biz barışa ikna olduğumuz için bunları söylüyoruz, bunları konuşuyoruz. Komisyon raporu barış için son söz değil, ilk sözdür. Türkiye’nin tarihi raflarda unutulmuş raporlarla doludur. İyi güzel raporlar hazırlanıyor ama bir iktidar geliyor kafası esiyor işte onları raflara kaldırıyor. Sadece Türkiye’de değil dünyanın birçok yerinde öyledir. Biz istiyoruz ki bu sefer bu rapor raflarda beklemesin. Kaderi önceki raporlar gibi olmasın. Raporun somut önerileri ortadadır. Daha fazla geciktirmeden gereğini yapalım. Bakın açık ifade ediyorum. Bugün belirsizlik barış önündeki en büyük engeldir. Süreç belirsizlik içinde bırakılırsa herkes kendi korkusunda büyür. Karanlık iç ve dış güçleri aktif hale getirebilir. Biz bugün herkesi sorumluluğa çağırmak için konuşuyoruz. Ortada apaçık ve tarihi bir imkan var. Bunu bekleterek riske atmak siyasi akıl değil, siyasi vebal üretir" şeklinde konuştu. Öcalan’ın statüsü Öcalan’ın statüsüne atıf yapan Bakırhan, "Herkes çok iyi biliyor ki Öcalan’ın kişisel konfor isteğine dair bugüne kadar tek bir belirlemesi, tek bir işaret, tek bir sözü olmamıştır. Tek bir derdi var, başlattığı bu mücadelenin demokratik yasal adımlarla birlikte artık başka bir evreye taşınmasıdır. Böylesi bir ağır süreçte muhatabın çalışma, görüşme, iletişim imkanlarından yoksul bırakılması siyaset aklıyla açıklanamaz. Sayın Bahçeli’nin Öcalan statüsü ne olacaktır sorusu baştan tarihidir. Bu soru orta yerde hala duruyor ve hala cevabını beklemektedir Sayın iktidar. Bugün Sayın Bahçeli’nin grup toplantısında statü ve yasal adımlar atması konusunda ortaya koyduğu çerçevenin altına imza atıyoruz. Sayın Erdoğan’ın da belirttiği gibi süreci sonuna götürenler tarihe geçecektir. Sözü üzerine biz de diyoruz ki tarih cesaret edenleri yazar, buyurun tarih birlikte yazalım Sayın Erdoğan" diye konuştu.
Diyarbakır Dünya Astım Gününde kritik uyarı: "Astım kontrol altına alınabilir" Türk Toraks Derneği, düzenli tedavi ve doğru inhalerle astımın kontrol altına alınabileceğini vurguladı. Astım hava yollarında mikrobik olmayan iltihaplanma sonucu gelişen, nefes darlığı, hırıltı ve öksürükle seyreden kronik bir hastalık olarak tanımlanıyor. Doğru tanı ve uygun tedavi ile hastalık kontrol altına alınabiliyor. Dünya genelinde yaklaşık 350 milyon kişiyi etkileyen astım, önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. Dünya Astım Günü kapsamında uzmanlar, astımın kontrol edilebilir bir hastalık olduğuna dikkat çekti. Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzm. Dr. Mehmet Sinan Bodur, Astım Günü dolayısıyla Türk Toraks Derneğinde bilgilendirici programlar ve etkinlikler yapıldığını söyledi. Bodur, "Astım, hava yollarında bulunan inflamatuar bir rahatsızlıktır. Hava yollarının inflame olması ile ödemlenmesi sonucu hava yollarında darlık meydana gelir. Bu da hastaların yaşam kalitesini bozmakta ve zaman zaman, özellikle kış mevsimlerinde araya giren enfeksiyonlarla ataklar geçirmesine neden olmaktadır. Astım atakları geçtiği zaman akciğer fonksiyonlarında kalıcı fonksiyon kaybına yol açabilir. Amacımız astım tanısı alan hastalarımızda tam kontrolü sağlamaktır. Bunun için kullandığımız bir takım inhaler ve tedaviler var. Bu inhaler ve tedavilerde solunum yolu mukozasının stabilizasyonunu uygun doz ve uygun tedavi ile sağlamaya çalışırız. Hastalarımızdan da istediğimiz, tedavilerimize uymaları ve özellikle ilaçlarını kendi başlarına bırakmamalarıdır. Çünkü her bırakılan tedavi bir süre sonra yeni bir atakla ve daha üst basamak tedavilerle araya girmemize neden oluyor. Tekrar söylüyorum astım, hava yolunun duyarlılığıdır. Benzerlik kurulacak olursa, romatoid artritte etken eklemlere yönelerek eklemleri şişirir ve zaman içerisinde eklem disfonksiyonuna neden olur ise astım da aslında enflamatuar bir hastalıktır. Dolayısıyla yıllar içerisinde eğer kontrol edilmezse solunum yollarında kalıcı değişiklikler meydana gelir. Bu da solunum fonksiyonlarını geriletir. Belirtiler olarak da nefes darlığı, hırıltılı solunum, gece öksürükleri ve yaşam kalitesinin bozulması ön planda olmak üzere bu semptomlarla giden hastalar, örneğin sigara içiyorsa durumu sigaraya bağlayabiliyor ancak acil servislere atakla başvurabiliyor. Astım tedavisinin yapılmaması ne yazık ki bazı durumlarda ölüm riskini artırmaktadır. Dolayısıyla biz göğüs hastalıkları uzmanları olarak ve Türk Toraks Derneğinin önerileri doğrultusunda astımın tam kontrol edilebildiğini hastalarımıza söylemek istiyoruz. Düzenli ve etkin tedavi, eğer tedaviden fayda görülmüyorsa basamak artırma ve bazı durumlarda biyolojik tedaviler dediğimiz yeni gelişen ilaçları devreye sokarak alerji ve immünoloji klinikleriyle birlikte hastalarımızı tedavi ve takip ediyoruz. Astım temelinde alerjik ve immünolojik bir patoloji olduğu için genetik yatkınlığı da bulunmaktadır’’ dedi.
Denizli DTO’dan işletmelere enerji verimliliği desteği Denizli Ticaret Odası (DTO), sanayide enerji verimliliğini artırmak ve işletmelerin üretim maliyetlerini azaltmak amacıyla önemli bir projeyi hayata geçirdi. Güney Ege Kalkınma Ajansı’nın (GEKA) 2025 Yılı Teknik Destek Programı kapsamına alınan ve DTO tarafından yürütülen Enerji Ölçümleriyle Verimlilik Projesi’nin eğitim ve danışmanlık etabı başladı. DTO’nun Enerji Ölçümleriyle Verimlilik Projesi’nin çerçevesinde, Denizli Teknik Tekstil Merkezi (DTTM) bünyesinde bulunan ölçüm cihazları kullanılacak. Bu sayede işletmelerin enerji verimliliği konusunda bilinçlendirilmesi, enerji maliyetlerinin azaltılması ve sürdürülebilir üretim süreçlerine katkı sağlanması hedefleniyor. DTO’da gerçekleştirilecek eğitim programındaki uzmanlar, katılımcıları enerji sistemlerinde verimlilik artırıcı uygulamalar konusunda kapsamlı bilgilendirecek. Eğitimlerde; enerji sistemlerinin temel prensipleri, ölçüm teknikleri ve enerji geri kazanım yöntemleri ele alınacak. Eğitim süreci başladı Program kapsamında ilk eğitim, Buhar Sistemlerinde Enerji Verimliliği ve Uygulamaları başlığıyla gerçekleştirildi. Eğitimde buharın temel özellikleri, buhar kazanı verimliliği, kondensin geri döndürülmesi, buhar kaçaklarının önlenmesi, flaş buhar üretimi ile enerji geri kazanımı ve buhar sayaçları konuları işlendi. Makine Mühendisi Sayın Behiç Akkan, enerji ve bakım sistemleri alanındaki 40 yılı aşkın deneyimini katılımcılarla paylaştı. Eğitim takvimi, 6 Mayıs 2026 Çarşamba günü Basınçlı Hava Sistemlerinde Enerji Verimliliği ve Uygulamaları, 12 Mayıs 2026 Salı günü Su Verimliliği ve Uygulamaları, 13 Mayıs 2026 Çarşamba günü de Santrifüj Pompalarda Enerji Verimliliği ve Uygulamaları ile devam edecek. "Ekonomide verimlilik esastır" DTO Başkanı Uğur Erdoğan, projeleri ile işletmelerin enerji kaynaklarını daha verimli kullanmalarının sağlanacağını, çevresel sürdürülebilirliğe katkı sunulacağını ve sanayicilerin rekabet gücünün artırılmasının amaçlandığını söyledi. Gösterdikleri ilgiden dolayı katılımcılara teşekkür etti.
Denizli Denizli OSB’de "Yeşil ve Sürdürülebilir Sanayi" programı başladı Denizli Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğü’nün, bölgenin rekabet gücünü artırmak ve küresel pazarlardaki konumunu güçlendirmek amacıyla hazırladığı "Yeşil ve Sürdürülebilir Sanayi" eğitim ve danışmanlık programı başladı. Tüm dünyayı etkisi altına alan yeşil dönüşüm sürecinin sanayi açısından yalnızca çevresel bir zorunluluk değil, aynı zamanda önemli bir ekonomik fırsat ve sürdürülebilir büyümenin temel anahtarı olduğu vurgusuyla hayata geçirilen program, DCUBE Döngüsel Ekonomi Danışmanlık ve Sürdürülebilirlik Ticaret A.Ş. iş birliğiyle ve GEKA Teknik Destek Programı kapsamında hazırlandı. Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) gibi uluslararası düzenlemelerin ihracata doğrudan etki edeceği bu kritik süreçte firmaların dönüşüme hazır hale gelmesini amaçlayan program; sanayicilere rehberlik etmeyi, riskleri fırsata dönüştürmelerini sağlamayı ve yeşil finansman kaynaklarına erişimlerini kolaylaştırmayı hedefliyor. Eğitimin açılışına Denizli OSB Yönetim Kurulu Başkanı Selim Yaymanoğlu, Denizli OSB Teknopark Genel Müdürü Prof. Dr. Ersan Öz, Denizli OSB Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim Onur Yıldırım, Denizli OSB Bölge Müdürü Ahmet Taş, sanayiciler ve üniversite öğrencileri katıldı. "Uluslararası rekabette güçlü kalmalıyız" Eğitimin açılış konuşmasını gerçekleştiren Prof. Dr. Ersan Öz konuşmasında, yeşil dönüşümün artık bir tercih değil zorunluluk haline geldiğine dikkat çekerek, "Sanayi ve üniversite iş birliğinin bu süreçte kritik bir rolü bulunuyor. Sürdürülebilirlik odaklı çalışmalarla hem çevresel sorumluluklarımızı yerine getirmeli hem de uluslararası rekabette güçlü kalmalıyız. Bu tür eğitim programları, firmalarımızın bilgi ve farkındalık düzeyini artırarak dönüşüm sürecini hızlandıracaktır" dedi. "Yeşil dönüşüm sürecinde hızlı aksiyon alabilen firmalarımız rekabette öne çıkacaktır" Denizli OSB Başkanı Selim Yaymanoğlu, Denizli sanayisinin geleceğe hazırlanması adına önemli bir adım attıklarını belirterek, "Yeşil dönüşüm sürecini doğru okuyabilen ve bu alanda hızlı aksiyon alabilen firmalarımız rekabette öne çıkacaktır. Bizler de Denizli OSB Yönetimi olarak sanayicilerimizin bu sürece uyum sağlamaları için her türlü desteği vermeye devam ediyoruz. Bu programın Bölgemiz için önemli kazanımlar sağlayacağına inanıyoruz" ifadelerini kullandı. Açılış konuşmalarının ardından DCube Kurucu Ortağı Gülcan Ergün ve PAÜ Uluslararası Ticaret ve Finansman Bölümü Öğretim Üyesi Doç Dr. Uğur Akkoç sunumlarını gerçekleştirdi. Gerçekleştirilen sunumlarda sürdürülebilir kalkınma, yeşil dönüşüm, döngüsel ekonomi, karbon piyasaları ve sürdürülebilir finansmana erişim konularında katılımcılara kapsamlı bilgiler aktarıldı.