ÇEVRE - 28 Şubat 2024 Çarşamba 12:39

25 bungalova onay çıktı

A
A
A
25 bungalova onay çıktı

Bolu’nun önemli turizm merkezlerinden Gölcük Tabiat Parkı’nda 2018 yılında yapılan ve mahkemenin yürütmeyi durdurma kararı sebebiyle 6 yıldır atıl halde kalan 25 bungalov için Danıştay onay verdi.


Kente 13 kilometre uzaklıkta olan ve her yıl yaklaşık 1 milyon kişinin ziyaret ettiği Gölcük Tabiat Parkı’na 19 odalı dağ köşkü ile 25 bungalov yapımı ve göl gazinosunun özel işletmeye verilmesi için 19 Aralık 2017’de Bolu Belediyesi Meclis Salonu’nda ihale yapıldı. Yapılan ihale daha sonra Bolu Belediyesi Encümeni tarafından iptal edilerek, projenin belediye tarafından gerçekleştirilmesine karar verildi. Kararın ardından projenin içerisinde bulunan 25 bungalov evin gölden 500 metre uzaklıkta belirlenen bir alanda yapımına başlandı. Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Bolu İdare Mahkemesi’nin verdiği iptal kararına itiraz ederek davayı Ankara Bölge İdare Mahkemesine taşıdı. Ankara Bölge İdare Mahkemesi geçtiğimiz yıl mart ayında konuya ilişkin kararını açıkladı. Kararda, "Ankara Bölge İdare Mahkemesi dava konusu işlemin kısmen iptali, kısmen davanın reddi, kısmen davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı yolunda Bolu İdare Mahkemesi’nce verilen kararın istinafa başvurulan kısmı usul ve hukuka uygun olup kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, istinaf başvurusunun reddine karar vermiş ve 30 gün içinde Danıştay’a temyiz yolu açık olmak üzere, 11 Mart 2020 tarihinde oy çokluğu ile karar vermiştir" denildi.


Ankara Bölge İdare Mahkemesi’nin kararının ardından Tarım ve Orman Bakanlığı Hukuk Müşavirliği tarafından dosya temyize taşınarak Danıştay’a itiraz edildi.


Gölcük Tabiat Parkında doğanın katledilmemesi için 6 yıldır süren davada Danıştay, 2016 yılı onaylı Gölcük Tabiat Parkı Gelişme Planı Revizyon Planını onayladı. Kararda, davanın 2013 yılı onaylı "Gölcük Tabiat Parkı Gelişme Planı" yönünden karar verilmesine yer olmadığının belirlendiği ifade edilerek, "2016 yılı onaylı Gölcük Tabiat Parkı Gelişme Planı Revizyonunun alanın çitle çevrilmesini öngören kısmının iptaline, planın kır evleri (bungalov) kamp alanı ile idare-konuk evi kullanım kararları dışında kalan kısımları ile kır lokantası, teleferik, dağ kızağı öngörülen kullanım kararları yönünden davanın reddine dair mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Ankara Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava kararının oybirliğiyle onanmasına" denildi.



"Aykırılık bulunmadı"


Kararda, bungalov kamp alanı ile idare-konuk evinin iptali yolunda verilen mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmına da değinilerek, "Plan kararlarında yapılarda doğal malzemenin kullanılacağı, doğayla bütünlesen yerel mimariyi bozmayan malzeme seçiminin zorunlu olduğu, ağaç dokusu ve doğal bitki örtüsünün hiçbir amaç için tahrip edilemeyeceğinin belirtildiği, bilirkişi raporuna göre kır evlerinin plan kararlarına uygun olarak tek katlı projelendirildiği ve tek katlı olarak, örme tastan ayaklar üzerinde yerden yükseltilerek inşa edildiği, yine dosyada bulunan kamp alanı görüntülerinden de anlaşıldığı üzere çatı saçaklarında ve merdiven sahanlıklarında ağaçların olduğu yerde dişler oluşturularak ağaçların korunduğu, ayrıca kır evlerinin ağaç kesilmeden inşa edildiği, alana yönelik yıllar itibarıyla sürekli ve beklenenin üzerinde artan ziyaretçi sayısıyla kendini gösteren talep durumu da dikkate alındığında, alanda kır evleri (bungalov) kamp alanı yapılmasını öngören plan kararında, sürdürülebilir yasam ilkeleri açısından doğal dengenin korunarak alanın kontrollü kullanımının sağlanmasına yönelik plan amaçlarına aykırılık bulunmadığı" ifadeleri kullanıldı.



Danıştay 6 yıl sonra kararı bozdu


İdare ve konuk evi plan projesinde danışma birimi, broşür, kitap, hediyelik eşya ile yöresel ürün satış birimi, çok amaçlı salon, bilgilendirme panoları, herbaryum, tahnit ile fotoğraf sergi alanı, idari birim ve ilk yardım ünitesi alanlarının bulunacağının vurgulandığı kararda, "Bu haliyle alanın korunarak kullanılmasına yönelik temel amacın gerçekleştirilmesine idari, sosyal ve ekonomik katkı sağlanacağı, hatta alanda verilmesi zorunlu hizmetler ile mahallinde sunumu halinde etkili ve verimli olabilecek hizmet unsurlarını da ihtiva eder tarzda uygulamanın sürdürülebilirliğini sağlayacak şekilde alanın tümüne hizmet verecek idare ve konuk evinin alanda yer almasının, Gelişme Planının temel amacını oluşturan sürdürülebilir koruma işlevinin, idari ve ekonomik yönlerden gerçekleşmesini sağlayacağı sonucuna ulaşıldığından, davanın oy çokluğuyla bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine kesin olarak, karar verildi" denildi.


Ankara Bölge İdare Mahkemesi de Danıştay’ın bozma kararına uyarak, Bolu İdare Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne dair kararın kaldırılarak, davanın reddine dair karar verdi. Açıklanan kararda, "Danıştay 6. Dairesinin bozma kararına uyularak davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulü ile 2016 yılı onaylı Gölcük Tabiat Parkı Gelişme Planı Revizyonunun kır evleri (bungalov) kamp alanı ile idare-konuk evi kullanım kararlarına ilişkin olarak dava konusu işlemin iptali yolunda Bolu İdare Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına, esastan incelenen davanın reddine" ifadeleri kullanıldı.


Kararın ardından 6 yıldır atıl şekilde bulunan 25 bungalovun bakım ve onarımları yapılarak, projenin geri kalan kısımları da tamamlanıp, tatilcilerin hizmetine sunulması bekleniyor.



25 bungalova onay çıktı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ordu Ordu’da öğretmenlerden Türk halk müziği konseri Ordu’nun Kumru ilçesinde, büyük bir kısmını öğretmenlerin oluşturduğu polis ve sağlık çalışanlarının da destek verdiği "Türk Halk Müziği Öğretmen Korosu" ilk konserini verdi. Kumru Kaymakamlığı ve Kumru İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü öncülüğünde gerçekleştirilen program, Kumru Anadolu İmam Hatip Lisesi Konferans Salonu’nda yapıldı. İlçedeki sanatseverlerin ve çevre ilçelerden gelen misafirlerin yoğun katılım gösterdiği konser öncesi salon tamamen dolarken, program saygı duruşu yapılması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Koro şefliğini Kumru Yunus Emre Özel Eğitim Uygulama Okulu Müzik Öğretmeni Alparslan Doğukan Yeşilbaş’ın üstlendiği konserin sunuculuğunu ise Anadolu Lisesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Murat Yalçın gerçekleştirdi. Şef Yeşilbaş öncülüğünde sahne alan koro ekibi, geçmişten günümüze uzanan ve hafızalarda yer edinen birbirinden değerli türküleri seslendirdi. Türkülerin duygu yüklü hikâyeleriyle zenginleşen program, izleyicilere zaman zaman duygusal anlar yaşatırken, başarılı sahne performansı salonu dolduran dinleyiciler tarafından uzun süre ayakta alkışlandı. Şair Dursun Ali Akınet geceye renk kattı Konserin en anlamlı sürprizlerinden biri ise Türk halk müziğine ve gönüllere taht kuran eserlerin sahibi, şair Dursun Ali Akınet’in davetliler arasında yer alması oldu. Akınet’in katılımı, nedeniyle selamlama yaptığı sırada davetliler ayakta alkışladı. İlçede ilk kez düzenlenen sanat gecesine Kumru Kaymakamı Bahri Gökalp, Belediye Başkanı Yusuf Yalçuva, daire amirleri, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, oda başkanları, öğretmenler, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı.
İstanbul Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Türkiye ekonomisi, dünya ekonomisinin 1.8 puan üstünde yıllık ortalama 5,3 büyüme kaydetmiştir" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ‘Türkiye Yüzyılında Yatırım ve Finans’ programında yaptığı konuşmada, "Son 23 yılda Türkiye üretim kapasitesini büyüten, sanayi altyapısını güçlendiren, ihracatını çeşitlendiren ve küresel ekonomideki ağırlığını istikrarlı bir şekilde arttıran önemli bir kalkınma süreci yaşamıştır. 2003-2025 döneminde Türkiye ekonomisi, dünya ekonomisinin 1.8 puan üstünde yıllık ortalama 5,3 büyüme kaydetmiştir" dedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ve Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi ortaklığında İstanbul Finans Merkezi (İFM) VakıfBank Genel Merkezi Konferans Salonunda ‘Türkiye Yüzyılında Yatırım ve Finans’ programı gerçekleşti. Program kapsamında, Türkiye’nin yatırım ve finans alanındaki dönüşüm süreci, sürdürülebilir finans politikaları, uluslararası doğrudan yatırımlar, küresel ekonomik gelişmeler ve geleceğe yönelik stratejik vizyonu bütüncül bir bakış açısıyla ele alındı. Öte yandan etkinlik kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmaları bulunan "Türkiye Yüzyılında Yatırım ve Finans" kitabı tanıtıldı. Tanıtılan kitap kapsamında Türkiye’nin son dönemdeki ekonomik dönüşümünün fikri ve stratejik arka planının kamuoyuyla paylaşılması hedefleniyor. "Türkiye ekonomisi, dünya ekonomisinin 1.8 puan üstünde yıllık ortalama 5,3 büyüme kaydetmiştir" Programda konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ‘Türkiye Yüzyılı’nda Yatırım ve Finans’ kitabının hayırlı olmasını dileyerek, emeği geçen herkese teşekkür etti. Hafıza önemli olduğuna dikkat çeken Yılmaz, " Böyle kitaplar her şeyden önce şunu gösteriyor bence. Türkiye’nin yürüyüşü alaşağı, sıradan bir yürüyüş değil. Gündelik tartışmalarla şekillenen bir yürüyüş değil; uzun soluklu, geniş perspektifli bir yürüyüş ve bu yürüyüş devam etmektedir. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Ayrıca bugün Finansal Okuryazarlık Günü. Öğleden sonra Sayın Cumhurbaşkanımızın bu kapsamda bir etkinlikte konuşması var, oraya da katılacağız ama ben bu kürsüden Finansal Okuryazarlık Günü’nü de tebrik ediyorum. Bu konuda SPK başta olmak üzere çok güzel çalışmalar yürüten kurumlarımızı da tebrik ediyorum. Küresel ölçekte yatırım ve finans mimarisinin yeniden şekillendiği bir süreçte düzenlenen bu program, Türkiye’nin ekonomik perspektifi bakımından önemli bir zemin oluşturmaktadır. Son 23 yılda Türkiye; üretim kapasitesini büyüten, sanayi altyapısını güçlendiren, ihracatını çeşitlendiren ve küresel ekonomideki ağırlığını istikrarlı bir şekilde arttıran önemli bir kalkınma süreci yaşamıştır. 2003-2025 döneminde Türkiye ekonomisi, dünya ekonomisinin 1.8 puan üstünde yıllık ortalama 5,3 büyüme kaydetmiştir. Milli gelirimiz 230 küsur milyar dolarlardan geçtiğimiz yıl itibarıyla 1.6 trilyon dolar seviyesine çıkmış, kişi başına gelirimiz 3600 dolarlardan yine geçen yıl sonu itibarıyla 18.000 doların üstüne yükselmiştir. Nominal dolar bazında dünyanın 16. büyük ekonomisi konumundayız, satın alma gücü paritesine göre ise 11. büyük ekonomisi konumundayız. Bunlar Türkiye’nin nereden nereye geldiğini gösteren önemli rakamlar. Bu yıllık 1.8 dünyanın üzerinde büyüme hızını hiç küçümsememek lazım. Bir yıl için olsa bu başarı, "Çok önemli değil" diyebilirsiniz. Ama 22-23 yıl boyunca yıllık ortalama bunu yakaladığınızda bunun birikimli etkisi sizi dünyadan ayrıştırıyor. İşte önemli olan bu; istikrarlı bir şekilde bu pozitif farkı koruyabilmek. Aynı şeyi ihracat rakamlarımızda da görüyoruz gelişmeyi. 2026 yılı nisan ayı itibarıyla yıllıklandırılmış ihracatımız 276 milyar dolar ile tüm zamanların en yüksek seviyesine çıkmış durumdadır. Bu mal ihracatı. Buna hizmet ihracatını da dahil ettiğimiz zaman 400 milyar dolara yaklaşan bir mal ve hizmet ihracatından bahsediyoruz. İnşallah hedefimiz bu sene bu 400 milyar doları aşmak. Bu da çok önemli bir eşik diye ifade etmek istiyorum" dedi. "Türkiye, büyümeye istikrarlı bir ortam içinde, sürdürülebilir bir şekilde büyümeye devam edecek" 2023 yılının ikinci yarısından bu yana hayata geçirilen ekonomik politikaların makroekonomik dengesizliklerin giderilmesine ve finansal istikrarın güçlenmesine önemli katkı sağladığını söyleyen Yılmaz, "Her dönemin kendine göre makroekonomik öncelikleri var. İşte pandemi sonrası dönemde sağlıklı bir şekilde üretimi sürdürüp toplumsal sağlığı koruma gündemimiz vardı. Dolayısıyla çarkların dönmesi gerekiyordu, reel ekonomi çok çok önemliydi. Diğer taraftan bugün geldiğimiz noktada finansal tarafın daha fazla öne çıktığını görüyoruz. Finansal dengesizlikleri gidermenin daha büyük bir öncelik haline geldiğini görüyoruz. Dolayısıyla her dönem kendi içinde öncelikler içeriyor, biz de buna uygun hareket ediyoruz. Son yıllarda temel önceliğimiz makro finansal istikrarı sağlamak, enflasyonu aşağıya doğru çekmek; bunu yaparken dengeli bir şekilde büyümemizi ve istihdam artışını sürdürmek. Dolayısıyla Türkiye, büyümeye istikrarlı bir ortam içinde, sürdürülebilir bir şekilde büyümeye devam edecek. Bunun nimetlerini de sosyal refah olarak, sosyal adalet çerçevesinde toplumun geniş kesimlerine yayma iradesiyle hareket etmeye devam edecektir, bunun altını çizmek istiyorum. Finansal istikrar niye önemli? Finansal istikrar olacak ki sürdürülebilir büyüme olsun. Sürdürülebilir büyüme olacak ki kalıcı sosyal refah artışı sağlansın. Popülist, kısa vadeli, sonuç üretmeyen politikalarla, söylemlerle değil; sağlıklı bir zeminde sosyal refahı kalıcı bir şekilde arttırmak temel amacımızdır. Ve biz de bu kapsamda çalışmalarımızı sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı. "Dünya, eski dünya değil. Liberal küresel düzen büyük oranda zayıflamış durumda" Dünyanın eski dünya olmadığının altını çizen Yılmaz, "Dünyanın halini hepimiz takip ediyoruz. Dünya, eski dünya değil. Liberal küresel düzen büyük oranda zayıflamış durumda. Uluslararası kurumlar, kurallar zayıflamış durumda. Korumacılık yükselmiş durumda, ekonomik milliyetçilik diyebiliriz belki, yükselmiş durumda. Ve ülkeler arasında tarife savaşlarından tutun jeopolitik gerilimlere kadar gerilimlerin yükseldiği bir dönemden geçiyoruz. Belirsizliklerin arttığı, çatışmaların, gerilimlerin yükseldiği bir dönemden, bir dünyadan geçiyoruz. Bu da tabii ekonomik performansı aşağı çekiyor; büyümeyi aşağı çektiği gibi dünya ticaretini de ciddi anlamda zayıflatıyor. Hatta büyümeden daha fazla ticaret üzerinde etki yaptığını ifade edebiliriz. Böyle bir ortamdayız. Böyle ortamlar bir taraftan bir meydan okuma elbette ama bir taraftan da bir fırsat. Normal zamanlarda ülkelerin dünya hiyerarşisindeki konumunu değiştirmek kolay değildir. Çünkü dünyadaki hiyerarşi kendisini yeniden üretir. Ama bu tür dönemlerde, zorlu dönemlerde istikrarını koruyan, güçlü politikalar izleyen, iyi bir liderlikle, güçlü liderlikle hareket eden ülkelerin dünyadaki konumunu değiştirme imkanı da bulunmaktadır. Biz Türkiye olarak inşallah bu ortamı, bu belirsizliklerin, risklerin yükseldiği ortamı ülkemizi daha üst seviyeye taşıyarak değerlendireceğiz. Programımız doğru bir program ve bunu kararlı bir şekilde uygulamaya devam edeceğiz. Gündelik gelişmeler olabilir. Dünyadan, bölgemizden, ülke içinden kaynaklanan çeşitli gündelik gelişmeler şu veya bu yönde, olumlu veya olumsuz yönde tartışmalar oluşturabilir. Bunların etkileri her zaman için geçicidir." değerlendirmesinde bulundu.
Ankara Türk mühendislerinin geliştirdiği teknoloji İngiltere’de uçaklara yakıt olacak Kocaeli’deki GOSB Teknopark’ta faaliyet gösteren Türk Ar-Ge firması Altaca, insan kaynaklı atık çamurunu (biyokatı) sürdürülebilir havacılık yakıtına dönüştürmek için İngiltere merkezli Firefly şirketi ile stratejik teknoloji iş birliği anlaşması imzaladı. Birleşik Krallık’ın Ankara Büyükelçisi Jill Morris’in ev sahipliğinde büyükelçilikte düzenlenen anlaşmanın imza törenine Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan ile iki ülkenin kamu ve iş dünyası temsilcileri katıldı. İmzalar, Firefly kurucuları James Hygate ve Paul Hilditch ile Altaca’nın kurucuları Alper Önoğlu ve Taner Önoğlu tarafından atıldı. İnsan atığından havacılık yakıtı üretilecek Yapılan anlaşma kapsamında Firefly’ın Birleşik Krallık’ta kurmayı planladığı sürdürülebilir havacılık yakıtı üretim tesisinde, Türk firması Altaca’nın geliştirdiği "CatLiq-Hidrotermal Sıvılaştırma Teknolojisi" kullanılacak. Bu yenilikçi sistem sayesinde kanalizasyon çamuru gibi biyokat atıkları, biyo-ham petrole dönüştürülecek. Firefly’ın "wet-to-jet" olarak adlandırdığı bu üretim modelinde, rafinaj aşaması için Chevron Lummus Global’in teknolojisi kullanılacak. Üretilecek düşük karbonlu havacılık yakıtı için Avrupa’nın önde gelen havayolu şirketlerinden Wizz Air ile 15 yıllık alım anlaşması da imzalandı. GOSB Teknopark’tan yapılan açıklamada, "GOSB Teknopark ekosisteminden çıkan bu güçlü teknoloji iş birliği, Ar-Ge’nin, mühendisliğin ve yenilikçi üretim kapasitesinin sınırları aşan etkisini göstermesi açısından büyük önem taşıyor. Altaca’nın geliştirdiği teknolojinin sürdürülebilir havacılık yakıtı gibi dünya genelinde stratejik öneme sahip bir alanda kullanılması, Türkiye’de geliştirilen ileri mühendislik çözümlerinin küresel değer zincirlerinde daha güçlü şekilde yer alabileceğini ortaya koyuyor. GOSB Teknopark olarak firmalarımızın geliştirdiği teknolojilerin uluslararası pazarlarda değer üretmesinden ve sürdürülebilir bir gelecek için küresel çözümlerin parçası olmasından gurur duyuyoruz" denildi.
Antalya Finike portakallı lokum Antalya’da vatandaşlarla buluştu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde yürütülen Türk Mutfağı Haftası kapsamında Antalya’da düzenlenen "Bir sofrada bir miras, lokumun kültür yolculuğu" etkinliğinde, Türk mutfağının köklü mirası lokum anlatıldı. Selçuklu ve Yörük kültürünü yansıtan kıyafetlerle hazırlanan lokumlar, Kaleiçi çevresinde vatandaşlara ikram edilirken, Finike portakallı lokum katılımcılardan yoğun ilgi gördü. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde yürütülen Türk Mutfağı Haftası kapsamında, Antalya’da Türk mutfağının köklü mirasını yaşatan etkinlik gerçekleştirildi. "Bir sofrada bir miras, lokumun kültür yolculuğu" adıyla düzenlenen programda, lokumun Türk kültüründeki yeri ve geleneksel ikram anlayışındaki önemi ön plana çıkarıldı. Antalya Olgunlaşma Enstitüsü ev sahipliğinde, AK Parti Muratpaşa İlçe Başkanlığı iş birliğiyle düzenlenen etkinlikte, Selçuklu ve Yörük kültürünü yansıtan kıyafetlerle hazırlanan lokumlar vatandaşlarla buluşturuldu. Programda, geleneksel paylaşma ve ikram kültürü canlandırılırken, hazırlanan lokumlar Kaleiçi çevresinde vatandaşlara ikram edildi. Özellikle Finike portakallı lokum, katılımcılar tarafından büyük beğeni topladı. "Lokum, Türk kültürünün vazgeçilmez değerlerinden biri" Programa katılan İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Yasin Eriş, Türk mutfağının önemli tatlarından biri olan lokumun Antalya’ya özgü dokunuşlarla hazırlandığını belirterek, "Kadim kültürümüzün çok güzel geleneklerinden ve tatlarından bir tanesinin, lokumun bize uyarlanmış halini, Antalya’ya uyarlanmış halini burada arkadaşlarımız, Olgunlaşma Enstitümüz yapmışlar. Portakallısını bugün yedik, tatlı, çok da güzel olmuş. Lokum, yıllara sari Türk kültürünün vazgeçilmez değerlerinden bir tanesi. Saray mutfağında olsun, halkın kendi geleneklerinde olsun çok güzel yeri olan geleneklerimizden, tatlarımızdan bir tanesi. Bunun bu şekilde yaşatılması, geçmişe dair unutulmaya yüz tutmuş veya canlandırılması gereken taraflarının tekrar gün yüzüne çıkartılması, bunda da olgunlaşma enstitülerimizin yer alması elbette ki bizim açımızdan ayrı bir gurur vesilesi" diye konuştu. "Emine Erdoğan’ın duyarlılığı hepimiz için çok değerli" AK Parti Muratpaşa İlçe Başkanı Tuncay Hayta ise Türk mutfağına ait değerlerin yaşatılmasının önemine dikkat çekti. Hayta, "Türkiye Cumhuriyeti’ne varıncaya kadar geleneksel bir kültürün devam ettiğini görmek mutluluk verici. Sayın Emine Erdoğan hanımefendinin bu konudaki duyarlılığı hepimiz için çok değerli" ifadelerini kullandı.