ÇEVRE - 29 Nisan 2025 Salı 16:51

Deprem uzmanı Ateş: "250-300 yıl gibi süreçte deprem beklenmiyor"

A
A
A
Deprem uzmanı Ateş: "250-300 yıl gibi süreçte deprem beklenmiyor"

Prof. Dr. Ali Ateş, Bolu’da yaşanılabilecek deprem riskine karşı uyarılarda bulundu. Ateş, 250-300 yıllık sürede Bolu’da deprem beklenmediğini işaret ederken, yeni deprem yönetmeliğini karşılamayan binaların ise 5.2’lik bir depremde yıkılabileceğini ifade etti.


Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi (BAİBÜ) İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı, Mimarlık Fakültesi Dekanı ve geoteknik uzmanı Profesör Doktor Ali Ateş, Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde ve yüksek deprem riski bölgesinde bulunan Bolu’da, meydana gelebilecek muhtemel depremler hakkında açıklamalar yaptı. Prof. Dr. Ali Ateş, kısa vadede Bolu’da bir deprem beklenmediğini belirtti. 1940’lı yıllarda Bolu’nun Abant, Mudurnu ve Gerede bölgelerinde meydana gelen depremlerinin ardından geçen sürede enerji birikinti olmadığını söyleyen Ateş, tekrar deprem için enerji birikiminin 250 ila 300 yıllık bir sürece dayanacağını ifade etti. Ayrıca Prof. Dr. Ali Ateş, yeni deprem yönetmeliğinden önce inşa edilen binalarda güçlendirme çalışmalarının yapılmasını, aksi takdirde 5.2’lik küçük bir depremde bile bu binaların yıkılabileceğini söyledi.



"Kısa vadede beklenen büyük bir deprem söz konusu değildir"


Kısa vadede Bolu’da deprem beklenmediğini söyleyen Prof. Dr. Ali Ateş, "Şu anda Bolu’da kısa vadede beklenen büyük bir deprem söz konusu değildir. Son zamanlarda İstanbul’da meydana gelen depremin Bolu’ya doğrudan bir etkisi yoktur. Elbette, titreşimler hissedilmiş olabilir. Ancak stres transferi açısından değerlendirdiğimizde, bu depremin Bolu üzerinde yakın zamanda bir etkisi olacağını düşünmüyorum. Bolu’yu etkileyen faylar, Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde bulunan segmentlerdir. Bu segmentlerin etkinliği vardır, ancak tarihsel verilere baktığımızda, Bolu çevresinde yer alan Gerede, Abant ve Mudurnu gibi bölgelerde geçmişte meydana gelen depremlerin dönüşüm periyotları oldukça uzundur. Bu periyotlar 250 ila 300 yıl gibi uzun zaman dilimlerini kapsamaktadır. Gerede depremi 1944, Mudurnu depremi 1944, Abant depremi 1957’de yaşandı. Bu depremlerden sonra geçen süre, fayların yeniden büyük bir deprem üretmesi için yeterli enerji biriktirmesi açısından henüz yeterli değildir. Dolayısıyla kısa vadede yıkıcı bir deprem beklenmemektedir. Ancak 5.1 büyüklüğüne kadar olan depremler her zaman olabilir. Bu tür depremler genellikle yıkıcı değildir. Bu durum, elbette ‘depreme hazırlıklı olmamıza gerek yok’ anlamına gelmez. Aksine, depreme hazırlık çalışmalarımızı sürdürmeliyiz" dedi.



"Mikro bölgeleme çalışmasının yapılması elzemdir"


Mikro bölgeleme çalışmalarının yapılmasına dikkat çeken Ateş, "Bolu’daki bölgelerin zemin yapılarının detaylı bir şekilde taranması, yer altı su seviyelerinin belirlenmesi ve bu verilerin haritalanması gerekmektedir. Bu çalışmalar, mikro bölgeleme kapsamında değerlendirilmelidir. Bugüne kadar parça parça bazı çalışmalar yapılmış olabilir, ancak geniş kapsamlı bir mikro bölgeleme çalışmasının yapılması elzemdir. Doğru zemine doğru yapı tasarlanmalı, deprem dayanımı yüksek yapıların, yapı tasarım parametrelerine ve yükleme senaryolarına uygun olarak inşa edilmesi sağlanmalıdır. Bu çalışmalara öncelik verilmelidir" diye konuştu.



"Eski yapılar 5.2 büyüklüğünde bir depremde yıkılabilir"


Deprem yönetmeliğine de değinen Ali Ateş, eski yapıların muhtemel bir 5.2 büyüklüğünde depremde yıkılabileceğini belirtti. Ateş, "Güncel deprem yönetmeliklerine göre tasarlanan ve inşa edilen yapılar, 7.0 ve 7.2 büyüklüğündeki depremleri rahatlıkla atlatabilir. Ancak eski yapıların durumu farklıdır. Bu yapılar 5.2 büyüklüğündeki bir depremde bile yıkılma riski taşıyabilir. Öncelikle yapı stoğunun taranması gerekir. Yapıların hangi yıllarda inşa edildiği, hangi deprem yönetmeliğine göre tasarlandığı ortaya konulmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bugüne kadar 10 farklı deprem yönetmeliği yayımlanmıştır. Her yeni yönetmelik, önceki yönetmeliklerin yetersizliklerinin fark edilmesiyle ortaya çıkmıştır. Örneğin, 2018 Deprem Yönetmeliği neden çıkarıldı? Çünkü her depremde yeni bilgiler ediniliyor, yeni kriterler geliştiriliyor ve mevcut yönetmelikler yetersiz kalabiliyor. Bu da şu anlama gelir, Mevcut binalar, gelecekte olabilecek risklere karşı yeterince dayanıklı olmayabilir. Bu yüzden yapı stoğu detaylı biçimde incelenmeli, hangi yönetmeliğe göre inşa edildiği tespit edilmeli ve mevcut yönetmeliğe göre performans analizi yapılmalıdır. Eğer yapının mevcut durumu yeni yönetmeliğin şartlarını sağlamıyorsa, bu binalar ya yıkılmalı ya da güçlendirilmelidir. Aksi takdirde, bu yapılar 5.2’lik bir depremde bile hasar görebilir veya yıkılabilir" ifadelerini kullandı.



Deprem uzmanı Ateş: "250-300 yıl gibi süreçte deprem beklenmiyor"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Tarifini kendi buldu, 29 yıldır aynı baharatı satıyor Samsun’da bir aktar, 3 yıllık uğraş sonucu tutturabildiği 29 çeşit üründen oluşan baharat karışımını 29 yıldır müşterilerinin beğenisine sunuyor. ’Osmanlı baharatı’ adını verdiği karışım, yurt içi ve yurt dışından talep görüyor. Yaz mevsimi ile birlikte yazlıkçılar ve tatilcilerin vazgeçilmezi olan mangal keyfi, baharat tüketiminin de artmasına neden oldu. Hazır baharatlardan istedikleri aromayı bulamayan vatandaşlar özel karışımlara yöneldi. 3 yıllık uğraş sonucu bulunan ve 29 çeşitten oluşan baharat karışımına ise Samsunlular ve yabancılar oldukça rağbet gösteriyor. "29 çeşit karışımın olduğu baharatı 29 yıldır satıyorum" Tarifini kendi bulduğu baharatı 29 yıldır sattığını ifade eden aktar Recai Doğanay, "Osmanlı baharatını sadece Samsun değil şehir dışına da gönderiyoruz. Dönerde de kullanılıyor. Osmanlı baharatında 29 çeşit ürünün karışımı var. Reyhan, safran, kişniş, fesleğen, köri, isot, toz biber, nane, kekik, pul biber gibi ürünler var. Bu ürünlerin hepsinin bir oranı var. Örneğin, 50 gram köri, yeni bahardan 10 gram gibi ekliyorum. İnsanlar sanmasın ki bu ürünlerin hepsini kararsam aynısını yaparım. Bu ürünün kıvamını bulmam tam 3 yılımı aldı. Çünkü içerisinden bazı ürünleri de çıkartmak zorunda kaldık. Sarımsak ve soğan tozunu baharattan çıkarttım. Bu baharatı en çok tavuk ürünlerinde kullanıyorlar. Döner, mangal, fırın ve köftede çok sık kullanıyorlar. Fırın yemeklerinin tamamına yakışıyor. İmam bayıldı, fırın tavuk, baget, patates gibi yiyeceklerde kullanılıyor. Yahni ve et türü yemeklerde de sıklıkla kullanılıyor. Çorbanın, kuru fasulyenin, menemenin üzerine dahi çok yakışıyor. Pilavın üzerinde ve sadece zeytin yağının üzerine de atılarak afiyetle tüketiliyor" dedi. "Karışımda yer alan ürünler belli fakat oranı herkes tutturamıyor" Karışımdaki en püf noktanın hangi ürünün ne kadar kullanılacağı olduğuna da değinen Doğanay, "Merak edenlere içerisindeki tüm baharatların adını veriyorum. Bu kıvamı tutturmanın püf noktası oranlar. Buçuklu oranla attığım ürünler bile var. Yenibahar örneğin 9,5 gram atılıyor. Çünkü bazı baharatların rehası daha baskın oluyor. Safran da çok az miktarda var. Ben bir kürü 4 kilo 800 gram olarak hazırlıyorum. 1 seferde 20 kilo olarak yapıyorum. Şehir dışından talep olduğunda yüklü miktarda gönderiyorum. Dönerde kullanacaklar çekme baharat istiyor. Osmanlı baharatını çekerek gönderiyorum ve dönere sarıyorlar. Yurt dışından da çok rağbet görüyor. Ürünü gram ve kilo işi satıyoruz. Kilosunu bin TL’den satışa sunuyorum. Ayrıca karışımdaki baharatların tamamı dükkanda müşterilere sunduğum baharatlardan. Dışarıdan bir ürün alıp da bu karışıma koymuyorum" diye konuştu. Baharat karışımının hazır baharatlardan daha güzel olduğunu belirten vatandaşlar da 29 çeşit ürünün yer aldığı karışımın aromasını beğendiklerini söylediler.
Gaziantep GAÜN Çocuk Hastanesi’nde "Primer İmmün Yetmezliği Farkındalık Haftası" etkinliği düzenlendi Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) Çocuk Hastanesi’nde, "Primer İmmün Yetmezliği Farkındalık Haftası" kapsamında farkındalık etkinliği gerçekleştirildi. GAÜN Çocuk Hastanesi Çocuk İmmünoloji-Allerji Hastalıkları Bilim Dalı tarafından organize edilen etkinlikte, hastanede tedavi gören çocuklar keyifli ve eğlenceli anlar yaşadı. Etkinliğe GAÜN Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Tarakçıoğlu, GAÜN Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Oğuzhan Saygılı, Pediatri Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Keskin’in yanı sıra Prof. Dr. Metin Kılınç, Prof. Dr. Mehmet Boşnak, Prof. Dr. Ahmet Baştürk, Prof. Dr. Ercan Küçükosmanoğlu ile çok sayıda hasta ve hasta yakını katıldı. Etkinlikte açıklamalarda bulunan GAÜN Çocuk Hastanesi Çocuk İmmünoloji-Allerji Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özlem Keskin, immün yetmezlik hastalıklarının bağışıklık sistemini oluşturan unsurlardan herhangi birinin yokluğu veya fonksiyon bozukluğu sonucu ortaya çıktığını belirtti. Türkiye’de hastalığın görülme sıklığının dünya ortalamasına göre daha yüksek olduğuna dikkat çeken Keskin, Gaziantep ve çevresinde akraba evliliklerinin daha yaygın olması nedeniyle bazı nadir immün yetmezlik türlerinin de daha sık görülebildiğini ifade etti. Sık tekrarlayan enfeksiyonlar, büyüme geriliği, uzun süreli antibiyotik ihtiyacı ve aile öyküsünün önemli uyarıcı olduğunu vurgulayan Keskin, "Primer İmmün Yetmezlik Farkındalık Haftası" kapsamında düzenlenen etkinliklerle toplumda farkındalığı artırmayı hedeflediklerini söyledi. Keskin, erken tanının organ hasarı gelişmeden hastalığın kontrol altına alınmasında kritik rol oynadığını belirterek, immün yetmezlik hastalarının damardan veya subkutan antikor tedavisi, koruyucu antibiyotik uygulamaları ve gerektiğinde kemik iliği nakli gibi yöntemlerle tedavi edildiğini ifade etti. Keskin, hastaların tedavi sürecinde emeği bulunan hekimlere, hemşirelere ve tüm sağlık çalışanlarına teşekkür ederek, "İmmün yetmezlikli hastaların sağlıklı günlere ulaşması bir ekip işidir" dedi. Etkinlik kapsamında çocuklar için palyaço gösterileri, oyun aktiviteleri ve yüz boyama etkinlikleri düzenlendi. Programın sonunda ise immün yetmezliği simgeleyen "zebra" temalı pasta kesilerek çocuklara ikram edildi. Etkinlik, çocukların ve ailelerinin keyifli anlar yaşamasıyla sona erdi.
Gaziantep Süper hücre fırtınasının vurduğu Gaziantep’te bina otoparkları çamurla doldu Gaziantep’te hafta sonu etkili olan şiddetli yağış ve fırtınayla birlikte oluşan hortum nedeniyle duvarları yıkılan binaların otoparkları çamurla doldu. Gaziantep genelinde etkili olan "süper hücre" fırtınası kentin pek çok noktasında hayatı adeta felç etti. Fırtına ve sağanak yağış sonrası çok sayıda su baskını yaşanırken, kuvvetli yağmurun ve fırtınanın ardından zararın boyutları ortaya çıkmaya devam ediyor. Fırtınada etkili olan yağmur, dolu, hortum ve rüzgar, cadde ve sokaklar ile köprü altlarını göle çevirdi. Birçok binanın duvarlarının yıkılması sonucu binaların kapalı otoparkları suyla doldu. Suların çekilmesi sonrası otoparklara inerek çamur boyasına bürünen otomobillerini gören vatandaşlar gördüklerine inanamadı. 2025 yılının tamamında metrekareye 202 kilogram yağışın düştüğü Gaziantep’te 2026 yılının ilk dört ayında ise yağış miktarı 607 kilograma ulaştı. Kentte ilk dört ayda yağış miktarı geçen seneye göre metrekarede yüzde 216 oranında arttı. Son yılların en yağışlı döneminin yaşandığı kentte hafta sonu etkili olan aşırı yağış ve süper hücreden sonra metrekareye 60 kilogram yağış düştü. Belli aralıklarla yağışın devam ettiği kentte sağanak yağış zaman zaman etkisini iyice artırıyor. Kentteki bazı binaların otoparklarını, zemin katlarını ve daireleri su basarken, kimi binaların duvarları da yıkıldı. Bugün öğle saatlerinden sonra etkili olan sağanak yağış Şahinbey ilçesinin Narlıtepe Mahallesi’ndeki bazı binaların duvarlarının yıkılması sonucu otoparkları su basınca araçlar çamur içinde kaldı. Mahalledeki bazı bölgelerde mazgalların tıkanması sebebiyle oluşan su birikintileri binaların sığınak ve asansör boşluğuna doldu. İçerisinde otomobillerin bulunduğu otoparklarda vatandaşlar, araçlarını çıkarmak için su çekme işlemini bekliyor.