POLİTİKA - 21 Ocak 2025 Salı 19:39

Özgür Özel: "(Bolu’daki otel yangını) Adamın gırtlağına yapışırlar"

A
A
A
Özgür Özel: "(Bolu’daki otel yangını) Adamın gırtlağına yapışırlar"

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 66 kişinin hayatını kaybettiği Bolu Kartalkaya’daki otel yangıyla ilgili çok üzgün olduğunu belirterek, "Bizde bir kusur olsa o da konuşulur ama Bolu Belediyesi sınırlarında değil. Burası büyükşehir değil. Aklım almaz. Böyle bir sorumsuz açıklama, Allah korusun. İnsanın burada evladı ölmüş, sen birisini yalan yere hedef gösteriyorsun, adamın gırtlağına yapışırlar. Olmaz böyle bir şey" dedi.


CHP Genel Başkanı Özgür Özel, saat 03.30 sıralarında yangının çıktığı Kartalkaya Kayak Merkezi’ndeki Grand Kartal Otel önünde gazetecilere açıklamalarda bulundu. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’dan süreç ile ilgili bilgi aldığını ifade eden Özgür Özel, "Kendisi hem görevlendirdiği mülkiye müfettişlerini konunun hassasiyetini de bilerek en hızlı şekilde, hiçbir yönüyle bir şüphe, bir soru işareti bırakmadan açıklığa kavuşturulacak şekilde çalışmaların yapılacağını ifade etmiştir. Biz bu durumun en yakından, hem kendi milletvekillerimizle hem de Bakanlığın çalışmalarını takip ederek en yakından takipçisi olacağız. Şüphesiz bir ülkenin nasıl yönetildiğini merak ediyorsanız o ülkede insanların nasıl öldüklerine bakacaksınız. 2025 yılındayız. Benim açımdan siyasi tarihimde de, kişisel yaşantımda da en önemli tramva şüphesiz Soma. Gözümün önünde 301 hemşehrim, evladım, canım, ciğerim her gün işlerine uğurladığımız evlatlarımız yanarak öldüler, karbon monoksit zehirlenmesiyle öldüler. Burada da karne sevincini yaşayan küçücük evlatlar, anneler, babalar hayatlarını kaybetti. 2025 yılında böyle bir ölümün mazereti olmaz. Bunu bütün ülkenin görmesi, kabullenmesi lazım. İçeride Kültür ve Turizm Bakanına da ifade ettim. Yapılması gereken her şeyin yapılması lazım. Bu acıya, bu yasa saygı duyulması lazım. Sonra bir takım endişelerle, kendi ilişkin meselelerle doğru olmayan erken ifadeler çok tehlikelidir" dedi.



"Biz bunları konuşmayı zul sayarız"


Özgür Özel, sözlerine şöyle devam etti:


"Biz sabah 3’ü ağır yaralı, 3 kayıp, 6 kayıp denildiğinde Tanju Özcan Başkan bana, ’50’nin çok üzerinde olabilir Başkanım dedi. Bende ’Sayın Başkanım, sorumlu davranalım, ki hiç şüphem yok, burada edilecek her kelime aileler açısından çok önemli’ dedim. Kendisi, ’Aynen öyle düşünüyorum, Vali Bey’i bekleyeceğim’ dedi. Biz saat 6 saat bekledik. Maalesef bir yanda da iptal edilmeyen bir il kongresinin bitmesini bekliyormuşuz. Bu da milletin çok ayıpladığı bir şey. Sahada o duyguyu görmüyor musunuz? 2007 yılında bu otel yapılırken Turizm Bakanlığı Bolu Belediyesi’nden bir talepte bulunur. Bolu Belediyesi de o gün uygunluk belgesi verilir. Ben bu belgenin el altından servis edilip, sosyal medya üzerinden sanki Bolu Belediyesi. Aklım almadı yani. Bunun Bakanlık kökenli olabilmesi inanılır bir şey değildi. ’Aman, sakin olun, sakin kalın’ dedim. Baktık, gördük ki bir algı çalışması. Ne olacak? O yıl zaten belediye sizde. O günden bugüne de belediyenin kapısını çalan olmamış. Bakanlık burayı denetlendiğinde yangınla ilgili yeni bir denetim istememiş, talebi olmamış. Biz bunları konuşmayı zul sayarız. Hiç ağzımızı açmadık ilk önce. Önce cenazeler, önce yas. Eninde sonunda elbette her şey konuşulur"



"Sen birisini yalan yere hedef gösteriyorsun, adamın gırtlağına yapışırlar"


Hesap sorulacağını, muhalefetinden savcılarına kadar tüm ilgililerin görevini yapacağını ve sorumluların hesap vereceğine dikkat çeken Özel, "Kim olursa olsun, ne olursa olsun. Bizde bir kusur olsa o da konuşulur ama Bolu Belediyesi sınırlarında değil. Burası büyükşehir değil. Aklım almaz. Böyle bir sorumsuz açıklama, Allah korusun. İnsanın burada evladı ölmüş. Sen birisini yalan yere hedef gösteriyorsun, adamın gırtlağına yapışırlar ya. Olmaz böyle bir şey yani. Ben sayın Bakana göreve geldiğinde, ’Hayırlı olsun, Allah utandırmasın’ diyerek telefon açmıştım. Gerçekten bugün utanılacak bir şey yaptı. Yapmamak lazım. Büyük üzüntü içindeyiz. Bütün ailelerin acılarını en derinden paylaşıyorum. ’Bir daha böyle şeylerin yaşanmaması için’ diyeceğim ama yaşanıyor işte, maalesef yaşanıyor. Bu işlere bir başka yerden bakmak lazım. Burada bu kadar insan gece konaklayacak, burası OSB olsa kendi itfaiye binası olmadan olmaz ama otel olunca oluyor işte falan abuk subuk işler. Meclis’te mutlaka araştırmalı, hep birlikte bakmalıyız, yasal düzenlemeler yapılmalı, ders alınmalı ama alınmıyor yani. Çok üzgünüm. Bu işin öğle saatlerinde bir sayın bakan eliyle siyasileştirmeye çalışılmasından dolayı meşru müdafaa hakkı bir açıklama yapmak durumunda kaldık çünkü hiç alakamız olmayan bir konu olduğu için. İşin bu boyuta gelmesinden, içeride yanmış çocuk bedenleri varken bunların konuşulmasından da ülke adına utanç duydum. İçeride de bunu söyledim. Bunun hesabını kim verecekse en ağır şekilde verecek. Takip edeceğiz ama olmaz yani. 2025 yılında bir ülkede insanlar böyle ölemez, doğru değil" diye konuştu.



"Büyük bir haksızlığa uğradık"


Ali Yerlikaya’nın şeffaf şekilde süreci kendisine anlattığını ifade eden CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Hassas gitmeleri gereken süreç var. Ben kendisine sordum. Bütün ihtimalleri saydı. Çok uzun süre yangının sürdüğü yerlerdeki zorluklardan bahsetti ama bugün akşam geç saatlerde de olsa hem rakamla ilgili hem de birkaç ihtimalle ilgili net bir açıklama yapacağını söyledi. Sabırla beklemek lazım. İşin bu taraflarına bir şey söyleyemem, bütün zorluklara hak veriyorum ama öbür işe hak vermek mümkün değil. Yapılmaması gereken büyük bir haksızlığa uğradık. Kendimi de zor tutarak meseleyi de bugün bu noktada tutacağım ama olmayacak bir şey yaptı. Bizim üstümüze ne düşüyorsa yapılacak. Bir kez daha umarız ’Son olur’ diyoruz. Hepimizin başı sağ olsun" şeklinde konuştu.



"Bunu bile söylemek ana muhalefet liderine kalıyor öyle mi?"


Ayrıca Özel, kendisine yöneltilen bir soru üzerine ise şu ifadeleri kullandı:


"Siz takip etmediniz mi? Bugün bir siyasi parti Ankara kongresini iptal etmedi. Kongre bitene kadar da bir açıklama yapılmadı. Biz 6 saat boyunca rakamları bir boyutunu da biliyorduk. Bunu biz yapmayız da biz yapsak neler dersiniz, neler sorarsınız. Kongre hangi kongreymiş? Bunu bile söylemek ana muhalefet liderine kalıyor öyle mi? Bir parti kongresini iptal etmedi işte. Kendi tercihleri. Bunu herhangi bir parti yapsa neler söylenirdi neyse öyle yapsınlar öyle olsun"



Özgür Özel: "(Bolu’daki otel yangını) Adamın gırtlağına yapışırlar"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Geleneksel halı dokuma ustası, kültürel mirası ilmek ilmek geleceğe taşıyor Geleneksel Türk el sanatlarından Yağcı Bedir halı dokumacılığının önemli temsilcilerinden Zehriban Emül, çocukluk yıllarında annesinden öğrendiği zanaatı yarım asırdır büyük bir sevgiyle sürdürüyor. Kapalı Türk düğümü tekniğiyle üretilen ve yıllar geçtikçe değer kazanan halıları özenle dokuyan usta zanaatkar, bu kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılması için tezgah başından ayrılmıyor. Halk eğitim merkezlerinde yaklaşık 30 yıl boyunca eğitmenlik yaparak yüzlerce öğrenci yetiştiren 51 yaşındaki Zehriban Emül, son 6 yıldır tüm enerjisini bizzat tezgah başında üretim yapmaya ayırıyor. Halı dokumacılığına henüz ilkokul çağlarındayken annesinin yanında oyun oynayarak başladığını anlatan Emül, mesleğine olan bağlılığını hiç kaybetmediğini dile getirdi. İlk öğrendiği dönemlerde her gece rüyalarına halı dokurken kullanılan kirkit aletinin sesinin girdiğini söyleyen usta dokumacı, "O zaman bu yolu hiç bırakmayacağımı biliyordum. Bizim dokuduğumuz halılar kullanıldıkça değer kazanıyor, adeta birer antika esere dönüşerek torunlara miras kalıyor" dedi. En büyük hayali gençlerin tezgaha oturması Geleneksel sanatın yaşatılması için eğitimin önemine dikkat çeken Zehriban Emül, el dokumacılığının okullarda gençlere tanıtılması gerektiğine inanıyor. Çocukların sanatla buluşmasının ruhsal gelişimlerine de olumlu yansıyacağını ifade eden Emül, "Çocuklar haftada bir saat bile olsa tezgaha otursalar, o renkli motiflere baksalar ruhları dinlenir. Ben kirkit sesinin herkesin kulağında güzel bir müzik gibi çınlamasını ve bu kadim mesleğin aydınlık yarınlara taşınmasını gönülden istiyorum" diye konuştu.
Antalya Antalyalı anne ömrünü Down sendromlu oğluna adadı: "O sağ olsun bana yeter" Antalya’da yaşayan Esin Çam, 4 ay sonra 18 yaşına girecek Down sendromlu oğlu Emirhan Çam’ın elini 18 yıldır hiç bırakmadı. Oğluyla haftanın 5 günü etkinlikten etkinliğe koşan anne Çam, özel çocukların ailelerinin en büyük kaygısını dile getirerek, "18 yıldır hep çocuğumdayım ben. O sağ olsun bana yeter. En büyük hayalim Emir’in ayakta durması. Bütün özel çocukların ailesinin tek düşüncesi eminim ki bizden sonra ne olacak, onu düşünüyoruz. Biz ölürsek çocuklarımız ne olacak, bizim çocuklarımıza biz öldükten sonra sahip çıkılsın" dedi. Antalya’da yaşayan 47 yaşındaki Esin Çam’ın hayatı, yaklaşık 18 yıl önce dünyaya gelen oğlu Emirhan Çam ile bambaşka bir yöne döndü. Ağustos ayında 18 yaşına girecek Down sendromlu Emirhan için 18 yıldır hayatını oğlunun eğitimine, sağlığına ve sosyal yaşama katılmasına göre şekillendiren anne Çam, hem kendi mücadelesini hem de özel çocuk sahibi ailelerin ortak kaygısını anlattı. Oğlunu evden koparmadan, sosyal yaşamın içinde tutmak için haftanın 5 günü etkinliklere götüren Çam, "Her günümüzü dolu dolu yaşıyoruz" diyerek, özel çocuk sahibi ailelere de çocuklarının arkasında durmaları çağrısında bulundu. "10 ay kendimi eve kapattım" Oğlu Emirhan’ın doğumundan sonra Down sendromlu olduğunu öğrendiğini belirten Esin Çam, tanı sürecinin kendileri için zorlu başladığını anlattı. Emirhan’ın doğumdan sonra 3 gün kendisine verilmediğini ifade eden Çam, o süreçte bir şeylerin farklı olduğunu hissettiğini söyledi. Çam, yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: "Emirhan yaklaşık 18 yıl önce doğdu. Down sendromlu olduğunu bilmiyorduk. Emirhan doğduktan sonra 3 gün bebeği yanıma vermediler. Vermedikleri ve ikinci doğumum olduğu için aksi bir şey olduğunu düşündüm. Daha sonra çocuk doktorumuz Down sendromlu olduğunu söyledi. Tabii ki bu süreç bizim için çok uzun bir süreç oldu. 10 ay kadar kendimi eve kapattım. Ne yapmam gerekli diye düşündüm. 10 ay sonra kendime, ‘Kendini bir silkele, kendine gel, bu çocuk senin çocuğun’ dedim. Ondan sonra hastane süreçlerimiz başladı." "Hayat çizgimizi Emirhan’a göre çizdik" Emirhan’ın kalbinde delik olduğunu, bu nedenle uzun süre hastane süreçleri yaşadıklarını kaydeden anne Çam, zamanla bütün yaşam düzenlerini oğluna göre kurduklarını söyledi. Emirhan’ın sağlık kontrolleri, özel eğitimi ve okul süreciyle birlikte aile olarak farklı bir hayat düzenine geçtiklerini belirten Çam, Bursa’dan Antalya’ya taşınma kararını da bu süreçte aldıklarını ifade etti. Çam, "Emirhan kalbi delik doğdu. Üfürme denildi, o kapatıldı. Sürekli hastanelerdeydim. Daha sonra Emirhan’a göre hayat çizgimizi çizdik. Hastaneler, okullar derken 18 yaşına girecek şu anda. Sürekli doktor kontrolleri altındaydık. Daha sonra eğitimine ağırlık verdim. Bursa’da doğdu zaten. Bursa’daki eğitimden sonra, ‘Biz burada nefes alamıyoruz, ortam değiştirelim’ dedik. Antalya’ya geldik. Antalya’da özel eğitimini verdik. Özel eğitime gidiyor, normal okuluna gidiyor. Yani hayatımızı ona göre yönlendirdik ve o şekilde de devam edecek" diye konuştu. "Onun bir gülümsemesi her şeyi değiştiriyor" Özel çocuk büyütmenin zorluklarına değinen Esin Çam, bu süreçte hem hastane yollarında hem de sosyal hayatta birçok güçlükle karşılaştıklarını dile getirdi. İnsanların bakışlarının ve davranışlarının zaman zaman kendilerini zorladığını anlatan Çam, tüm yorgunluğunu oğlunun bir gülümsemesiyle unuttuğunu söyledi. Anne Çam, "Zorluklarımız tabii ki oldu. Normal bir çocuğun büyümesiyle bizim çocuklarımızın büyümesi farklı. Bir ucun hep hastanede. Tabii ki insanların sana karşı davranışı farklı, senin onlara bakış açın değişiyor. Ama bilmiyorum, iyi ki de olmuş. Hayat mücadelemiz devam ediyor. 18 yıl zor bir süreçti. Önümüzde de ne olacağını bilmiyoruz. Ama sevgisi farklı, her şey farklı. Göğüs geriyorsun, yorgunluğunu atıyorsun. Onun sana bir gülümsemesi, ‘anne’ demesi her şeyi daha farklı yapıyor" ifadelerini kullandı. İlk dönemlerde psikolojik destek aldığını da anlatan Çam, "Ben ilk 10 ay eve kapandığımda psikologla görüştüm. Bana, ‘Seni dışlayanlar olacak, yargılayacaklar, önce sen kendin dik duracaksın’ dedi. Ben de doktorumu dinledim. İnsanları eledim. İyisini kötüsünü ayırdım. Çocuklarımıza karşı davranışlarına baktım" dedi. "18 yıldır çalışamıyorum, çocuğumun peşindeyim" Emirhan 6 aylıkken Antalya’ya geldiklerini belirten anne Esin Çam, bu süreçte hem zor insanlarla hem de merhametli, şefkatli kişilerle karşılaştıklarını söyledi. Çocuğu doğmadan önce tekstilde kesim dikim ustası olarak çalıştığını ifade eden Çam, Emirhan’ın doğumundan sonra iş hayatına devam edemediğini dile getirdi. Çam, "Normalde çalışıyordum. Kesim dikim ustasıyım, tekstilciyim. Çocuğum doğana kadar çalışıyordum. Hamilelik döneminde de çalıştım. Emekliliğime az bir süreç kaldı ama 18 yıldır çalışamıyorum. Neden? Çocuğumun peşindeyim. Kimseye güvenemiyorum. Bir şey olsa sana anlatır mı, anlatamaz mı? Bu sorunları yaşadığımız için zorluklarımız tabii ki çok oldu. Ama Allah güç kuvvet verdi. Bütün özel çocuklarımızın aileleri bunu yaşamıştır eminim. Her zorluğun bir kolaylığı oluyor" diye konuştu. "Okula bir gün bensiz gitmedi" Oğlunun peşinden 18 yıldır hiç ayrılmadığını söyleyen Esin Çam, Emirhan’ın okula bir gün bile yalnız gitmediğine dikkat çekti. Yağmurlu havalarda okul önünde şemsiyeyle beklediğini anlatan Çam, yaşadıkları zorluklara rağmen oğlunu sosyal hayatın içinde tutmak için büyük çaba gösterdiğini söyledi. Anne Çam, "18 yıldır peşinden hiç ayrılmadım. Okula bir gün bensiz gitmedi. Yağmurlu havada, şemsiyenin altında beklediğimi de biliyorum. Çok zorluklar yaşadık, hala da yerine göre yaşıyoruz. Haftanın 5 günü evde hiç durdurmuyorum. Hep aktif haldeyim" dedi. Anne-oğulun haftalık programı dolu dolu Emirhan’ın haftalık programını da anlatan Esin Çam, oğlunun devlet lisesine, özel eğitime, Zihinsel Yetersiz Çocukları Yetiştirme ve Koruma Vakfı’ndaki etkinliklere ve Engelsiz Kafe’ye gittiğini söyledi. Çam, haftanın tek boş günü olan cuma günlerini de artık "anne-oğul balık günü" olarak planladıklarını ifade etti. Çam, "Pazartesi günleri normal devlet lisesine, iş okuluna gidiyoruz. Salı günü öğleden önce ZİÇEV’de folklorumuz var, öğleden sonra Engelsiz Kafe’deyiz. Çarşamba günü yine folklordeyiz. Perşembe günü öğleye kadar normal devlet lisesinde, öğleden sonra ZİÇEV’de dersimiz var. Bir cuma günü boşluğumuz kalıyor, onu da planladık. Olta takımı alıp her cuma denize balık tutmaya gideceğiz. Oyuncak balık seti almıştım, leğene su koyup onunla oynuyordu. Baktım ki ilgisini çekiyor, bu yaz da bunu uygulayalım dedim. Cuma günü Anne-oğul balık günümüz olacak" ifadelerini kullandı. Yaz tatillerinde de Emirhan’ı farklı ortamlara götürdüğünü söyleyen Çam, "Büyüklerini ziyarete götürüyorum, şehir dışına çıkarıyorum. Alternatif etkinlikler olursa duyduğumda götürüyorum. Dolu dolu yaşatmak istiyorum. Her günümüzü dolu dolu yaşıyoruz" dedi. "Özel çocuklarınızı eve kapatmayın" Özel çocuk sahibi ailelere seslenen Esin Çam, çocukların sosyal yaşamdan koparılmaması gerektiğini vurguladı. Evde uzun süre hareketsiz kalmanın ve tablet kullanımının çocukları olumsuz etkilediğini belirten Çam, çocukların mutlaka etkinliklere, eğitimlere ve sosyal ortamlara yönlendirilmesi gerektiğini söyledi. Çam, "Her anneye, babaya diyorum ki özel çocuklarınızla dolu dolu zaman geçirin ve onların da bir işe yaradığını hissettirin. Haftanın 5 günü evde durdurmamaya çalışıyorum. Çünkü evde durduğu zaman tablet ağırlıklı oluyor. Tablet de Down sendromlular için tehlikeli, çünkü oturdukça iç organlarında rahatsızlık oluşuyor" diye konuştu. "Anne bak ben bunu yaptım dediğinde çok mutlu oluyorum" Emirhan’ın okulda el sanatları alanında eğitim aldığını belirten Esin Çam, oğlunun bileklik ve boncuk dizdiğini, taş döşeme çalışmaları yaptığını anlattı. Emirhan’ın kendi emeğiyle bir şeyler ortaya koymasının kendisi için büyük bir gurur olduğunu söyleyen Çam, oğlunun çabasının kendisine güç verdiğini ifade etti. Çam, "Lisemizde el sanatları, aşçılık ve tarım alanları var. Emirhan el sanatlarına uygun olduğu için bileklik, boncuk diziyorlar, taş döşeme yapıyorlar. Bu benim için çok büyük, çok gurur verici bir şey. Yoktan var etmek gibi diyebilirim. O yüzden her anne çocuğunun arkasında duracak. Çocuklarımızı kapatmamak lazım. Ne kadar mücadele edersek bize o kadar geri dönüyor. ‘Benim çocuğum böyle, ne yapabilirim, eve kapatayım’ dememek lazım. 18 senedir ben hep dışarıdayım, hep etkinliklerdeyim. Folklor, basketbol ne bulursam götürmeye çalışıyorum" diye konuştu. "En büyük hayalim Emir’in ayakta durması" Özel çocuk sahibi ailelerin ortak kaygısını da dile getiren Esin Çam, en büyük hayalinin Emirhan’ın kendi ayakları üzerinde durabilmesi olduğunu söyledi. Oğlunun verdiği mücadelenin kendisini daha çok mücadele etmeye ittiğini belirten Çam, özel çocukların ailelerinden sonra da korunup desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Çam, sözlerini şöyle tamamladı: "18 yıldır hep çocuğumdayım ben. O sağ olsun bana yeter. En büyük hayalim Emir’in ayakta durması. Oğlum el sanatlarına gidiyor. Okuldan çıktığı zaman, ‘Anne bak ben bunu yaptım’ dediğinde çok mutlu oluyorum. Biliyorum o da bir şeylerin çabasında, bir şeyler yapmak için mücadele veriyor. Benim oğlumun verdiği mücadelenin yanında ben daha çok mücadele veriyorum. Yeter ki ayakta dursun, kendini ifade etsin. Bütün özel çocukların ailesinin tek düşüncesi eminim ki bizden sonra ne olacak? Onu düşünüyoruz. Biz ölürsek çocuklarımız ne olacak, bizim çocuklarımıza biz öldükten sonra sahip çıkılsın."
Kahramanmaraş Kahramanmaraş’ta asfalt çalışmaları Kahramanmaraş’ta alt yapısı tamamlanan yollarda sıcak asfalt serim çalışmalarına başlandı. Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi, şehir genelinde sürdürdüğü alt ve üstyapı yatırımlarına hız kesmeden devam ediyor. Bir yandan altyapı modernizasyon çalışmalarını yoğun şekilde sürdüren Büyükşehir Belediyesi, altyapı imalatları tamamlanan bölgelerde de üstyapı uygulamalarını eş zamanlı olarak hayata geçiriyor. Vatandaşların daha güvenli, konforlu ve modern ulaşım imkânına kavuşması amacıyla yürütülen çalışmalar kapsamında, şehrin farklı noktalarında asfalt seferberliği aralıksız sürüyor. Üstyapı çalışmaları kapsamında ekiplerin çalışma gerçekleştirdiği adreslerden biri de Yavuz Selim Mahallesi oldu. Mahallede bulunan 73015 sokakta altyapı çalışmalarının tamamlanmasının ardından sıcak asfalt serimine geçildi. Yaklaşık 1 kilometre uzunluğundaki arterde sürdürülen çalışmalarla yol baştan sona yenileniyor. Yol Yapım, Bakım ve Onarım Dairesi Başkanlığı koordinesinde yürütülen çalışmalar kapsamında arter, toplam 2 bin ton sıcak asfaltla kaplanıyor. Yoğun iş makinesi ve personel desteğiyle sürdürülen çalışmaların kısa süre içerisinde tamamlanması hedefleniyor. Altyapı imalatları sırasında deforme olan ve sürücüler açısından konfor kaybına neden olan arter, gerçekleştirilen üstyapı yatırımıyla daha modern bir görünüme kavuşuyor. Toplam 5 Milyon TL’lik yatırımla yenilenen sokakta, ulaşım standardının önemli ölçüde artırılması amaçlanıyor. Asfalt seriminin tamamlanmasının ardından yolun hem sürüş güvenliği hem de ulaşım konforu açısından bölge sakinlerine daha kaliteli bir hizmet sunması hedefleniyor.
Adana Şehit annesi: "Benim oğlum burada yatarken Anneler Günü gelmiş neyimize bizim" Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde 2016 yılında PKK’lı teröristlerin yola tuzakladığı el yapımı patlayıcının askeri aracın geçişi sırasında infilak ettirilmesi sonucu şehit düşen Piyade Uzman Çavuş Orçun Kubat’ın annesi Şükriye Kubat, "Acısı ilk günkü gibi. Benim oğlum burada yatarken Anneler Günü gelmiş neyimize bizim? Anneler Günü’nde acılarımız daha çok depreşiyor" diyerek gözyaşlarına hakim olamadı. Şehit annesi Şükriye Kubat, Anneler Günü’nde oğlunun Adana Asri Mezarlığı Şehitliği’ndeki kabrini ziyaret etti. Oğlunun mezarı başında dua eden anne Kubat, mezar taşındaki fotoğrafını sevip uzun süre gözyaşı döktü. 2016 yılında Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde şehit olan oğlunun acısının yıllardır dinmediğini söyleyen anne Kubat, "2016 yılında Yüksekova’da şehit oldu. Acısı aynı, ilk günkü gibi; değişen bir şey yok. Anneler Günü ama çok buruk geçiyor. Her anımda onun yokluğunu hissediyorum" dedi. Anneler Günü’nde oğlunun kendisine sürpriz hediyeler gönderdiğini anlatan acılı anne, "Anneler Günü’nde internetten hediye gönderip sürpriz yapardı. Bütün annelerin günü kutlu olsun ancak şehit annelerinin günü pek kutlu değil. Anneler Günü’nde acılarımız daha çok depreşiyor" ifadelerini kullandı. Oğlunun nişanlandıktan kısa süre sonra şehit düştüğünü belirten Şükriye Kubat, "Nişanlanıp gitmişti, aradan 2 ay geçmedi; şehit oldu" diyerek mezar başında gözyaşı döktü.
Bursa Ayıları bal peteğindeki ayak izleri ele verdi Bursa’da aç kalan anne ayı ve 2 yavrusu bir çiftçinin ormana bıraktığı 21 kovan arısını telef etti. Balları yiyip kovanları parçalayan ayılar 1,5 milyona yakın arının ölmesine sebep oldu. Ayıları bal peteği üzerinde bıraktıkları ayak izleri ele verdi. Edinilen bilgiye göre olay Mudanya ilçesine bağlı Çayönü Mahallesinde meydana geldi. 17 senedir arıcılıkla uğraşan 58 yaşındaki Abdullah Çalı orman arazisi içerisine arılarını bıraktı. Geçtiğimiz gün arı kovanlarının bulunduğu bölgeye gelen anne ayı ve 1 yaşlarındaki 2 yavrusu 21 kovanı parçalayıp içindeki balı yediler. Bal olmayınca gıdasız kalan milyonlarca arı kovanlar parçalandığı için geceyi parçalanan kovanların önünde dışarıda geçirince soğuktan öldü. Bal peteğindeki ayak izinden anlaşıldı Sabah arılara bakım için gelen Abdullah Çalı gördüğü manzara karşısında dehşete düştü. Önce parçalanan kovanları toplayan Çalı bir bal peteği üzerindeki ayak izlerinden olayın failinin anne ve yanındaki yavru ayılar olduğunu tespit etti. Parçalanmış petekleri ve ölen arıları toplayan Çalı bal petekleri üzerine çıkan ayıların ayak izlerini gösterip her birinin içerisinde 70 bin arı barındırdığı 21 adet kovanının telef olduğunu söyledi. Çalı, "Bir kovandan daha az bir arı kalmış ama onlarında anne babaları var mı yok mu bilmiyorum" dedi. Öte yandan, Abdullah Çalı’nın 5 kovan arısının da geçtiğimiz yıl hırsızlar tarafından çalındığı öğrenildi.