GENEL - 21 Nisan 2018 Cumartesi 15:03

Bakan Yılmaz’dan öğrencilere bilgisayar müjdesi

A
A
A
Bakan Yılmaz’dan öğrencilere bilgisayar müjdesi

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, eğitime ayrılan payı yüzde 100’ün üzerine çıkardıklarını belirterek, önümüzdeki dönem öğrencilere tablet yerine bilgisayar dağıtmayı planladıklarını söyledi.

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, eğitime ayrılan payı yüzde 100’ün üzerine çıkardıklarını belirterek, önümüzdeki dönem öğrencilere tablet yerine bilgisayar dağıtmayı planladıklarını söyledi.


Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Burdur’un Bucak ilçesi Kaymakamlığını ziyaret etti. Bakan Yılmaz, daha sonra Eğitimde Kaliteyi Artırma Projesi (BEKAP) kapsamında Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen Kitap Fuarı’nın açılışını gerçekleştirdi. Açılışa AK Parti Burdur Milletvekilleri Reşat Petek, Bayram Özçelik, Vali Şerif Yılmaz, Kaymakam Yalçın Sezgin ile vatandaşlar katıldı.



"İki günümüzü birbirine eşit kılmamanın yolu okumaktan, eğitimden geçiyor”


Bakan Yılmaz, yazarların yazdıkları kitapların okunduktan sonra okuyuculara ait olduğunu dile getirerek, "Okursanız kitap sizin. Bu coğrafyanın temel kültüründe ’oku’ var. Mutlaka okumak lazım. Bu coğrafyada yazılı en büyük kitapta da Mevlana’nın mesnevisinde oku var. Dolayısıyla bizim kimilerimiz okuyacak, kimilerimiz de mutlaka dinleyecek ki; bugünümüzü dünden daha iyi yapalım, yarınımızı da daha iyi yaparsak, 2 günümüzü eşit kılmayalım. İki günümüzü birbirine eşit kılmamanın yolu okumaktan, eğitimden geçiyor. Dolayısıyla okuyan kimse, 2 kat daha iyi görür, düşünür ve karar verir. Aslına bakınca eğitimin amacı da budur" dedi.



"Bu proje Bucak’taki eğitimin kalitesini artıracaktır”


"Bu fuar gerçekten de bir eğitim faaliyetidir” diyen Bakan Yılmaz, "Mektup, kitap, sinema, aile seminerleri, yazarlarla öğrencileri birleştirmek üzere hepsi dahil, çok önemli etkinlikler gerçekleştirildi. Bu proje Bucak’taki eğitimin kalitesini artıracaktır. Bugün öğretmenin derse 10 dakika geç kaldığından şikayet eden illerde Türkiye’nin eğitimdeki ilk üçte yer alan illeri olduğunu görüyoruz. Bu illerin arasında Burdur ve Bucak var" şeklinde konuştu.



"Herkese sorumluluk düşmekte”


Milli Eğitim Bakanı Yılmaz, "Bizler kadim bir medeniyete sahip, mazisi şan ve şerefle dolu asil bir milletin mensuplarıyız. ’İlim, Müslümanın yitik malıdır’ diyen bir peygamberin, ’İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır’ diyen bir kanaat önderinin takipçileriyiz. Bizler matematikten astronomiye, coğrafyaya, mimariden şiire, hat sanatına binlerce sanat dalında insanlığın kültürel mirasına çok önemli eserlerle katkıda bulunduk. Ancak bunları bizim bilmemiz yetmez, evlatlarımıza da anlatmalı ve öğretmeliyiz ki; onlar da gelecek nesillere aktarabilsinler. Eğitim kurumlarında bizler elbet değerler eğitimlerini evlatlarımıza veriyoruz. Ancak sadece bunun okullarda verilmesi yetmez, herkese sorumluluk düşmekte" ifadelerini kullandı.



"Avrupa’dan daha fazla eğitime kaynak ayırıyoruz"


Eğitime yapılan yatırımların son dönemde en önemli yatırımlar olarak ortaya çıktığını belirten Bakan Yılmaz, "Demokrasiyi güçlendirmek için eğitim şart. 2002’den bu döneme kadar her alanda büyük hizmetler geldik. Okullarda ’dün’ diye bir dersin konulmasının faydalı olacağını düşünüyorum. Biz geldiğimizde bütçeden eğitime ayrılan pay sadece yüzde 2,9 idi. Şimdi ise yüzde 6,2 pay ayırıyoruz. Eğitime ayrılan payı yüzde 100’den fazla arttırdık. 284 binin üstünde derslik yaptık. Türkiye’de bugün eğitimde kalitenin konuşuluyor olması, altyapı sorununun büyük ölçüde çözülmesinden kaynaklanıyor. Artık Avrupa’dan daha fazla eğitime kaynak ayırıyoruz" dedi.



Eğitimde kalite artırılacak


Geçmişte 70-80 kişilik sınıflarda eğitim görüldüğünü ve 45-50 dakikalık derslerde bir öğretmenin her öğrenciye 1 dakika bile ayırmasının mümkün olmadığını kaydeden Bakan Yılmaz, derslik başına düşen öğrenci sayısının son süreçte 36’dan 24’e düşürerek de eğitimde önemli bir başarı elde ettiklerine değindi. Bakan Yılmaz bu rakamların Burdur ve Bucak’ta 17 olduğunu da sözlerine ekledi.


Eğitimde kaliteyi arttırmak için ikili eğitimi kaldırmaya devam ettiklerini hatırlatan Bakan İsmet Yılmaz, derslik açığının en kısa sürede tamamlanacağını ve 2019 yılı sonuna kadar ikili eğitimi tamamen sonlandıracaklarını aktardı.



"Tablet yerine bilgisayar dağıtılacak”


Okullarda kodlama dersini başlattıklarını dile getiren Bakan İsmet Yılmaz, "Önümüzdeki dönem çocuklarımıza kodlama dersinin uygulamasını yapabilsinler diye tablet bilgisayar yerine klavyeli bilgisayarlar vermeyi planlıyoruz. Önümüzdeki dönem meslek lisesi ve özel eğitim kurumlarını da bu kapsama alacağız. Fatih Projesi kapsamında daha önce 1 milyon 400 bin tablet bilgisayarı öğretmen ve öğrencilerimize ücretsiz olarak dağıttık. Kodlama eğitiminin de uygulamasını yapabilsinler diye tablet yerine normal bilgisayarlar da vermeyi planlıyoruz" diye konuştu.



"Öğretmen atamalarıyla eğitimde kalite artırılacak”


Kendi dönemlerinde 584 bin öğretmen ataması gerçekleştirdiklerini ifade eden Yılmaz sözlerine şöyle devam etti:


"Bugün görev yapan her 3 öğretmenden 2’si bizim dönemimizde atandı. Bu yıl 25 bin öğretmenin daha atamasını yapacağız. 600 binden fazlası bizim dönemimizde atanmış öğretmenlerimizle evlatlarımıza daha iyi eğitim vereceğiz."


Törenin ardından Milli Eğitim Bakanı Yılmaz, Vali Şerif Yılmaz, Milletvekilleri Reşat Petek, Bayram Özçelik ile birlikte Kitap Fuarı’nı gezdi.



Şehit ailesi ziyareti


Bakan Yılmaz ve beraberindekiler daha sonra Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) Suriye’nin Afrin bölgesindeki Zeytin Dalı Harekatı kapsamında yürütülen arama tarama faaliyetleri sırasında meydana gelen patlamada şehit düşen Piyade Er Muhittin Talha Çalışkan’ın ailesine ziyarette bulundu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya Emekli profesör, baba mirası dönerci dükkanına sahip çıkıyor Sakarya Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümünden mezun olduktan sonra yaklaşık 40 yıl boyunca akademisyenlik yapan Prof. Dr. Ahmet Oğur, emekliliğinin ardından 100 yaşındaki babasının dönerci dükkanının başına geçti. Eğitim hayatının ardından İstanbul Teknik Üniversitesinde asistan olarak göreve başlayan ve profesörlüğe kadar yükselen 67 yaşındaki Ahmet Oğur, yoğun mesaisine rağmen memleketi Sakarya’daki baba mesleğinden hiç kopmadı. Şehir dışında görev yaptığı dönemlerde dahi hafta sonları dükkana gelerek ailesine yardım eden Prof. Dr. Oğur, akademisyenlik kariyerini 2024’de noktaladıktan sonra tamamen tezgahın arkasına geçti. "Hem akademisyenlik hem lokantacılık işini birlikte yürüttüm" Çocukluğundan bu yana mesleğin her alanında yetiştiğini anlatan Oğur, üniversite eğitimi sonrası başlayan çalışma hayatı boyunca baba ocağına hep destek verdiğini söyledi. Oğur, "Üniversiteden makine mühendisi olarak mezun olduktan sonra İstanbul Teknik Üniversitesi’ne asistan olarak işe başladım ama yine de hafta sonları geldiğim zaman cumartesi, pazar akşamları babama yardımcı oluyordum. Ondan bir şeyler kapmaya, öğrenmeye çalışıyordum. Daha sonra 1990 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi’nde doçent olana kadar İstanbul’a gidip geldim. Ben küçüklüğümden beri babamın yanında bu mesleği öğrendim. Akademisyenliğin yanı sıra, edindiğim tecrübemi bu dükkana aktarmaya çalıştım. Dolayısıyla hem akademisyenlik hem lokantacılık veya kebapçılık işini birlikte yürüttüm" dedi. "Eleman olmadığı zaman boşluğu doldurmak adına hep çalıştım" Akademisyenlik ile esnaflığın benzer yönleri bulunduğuna işaret eden Oğur, her ikisinde de belli bir çaba ve uzmanlık doğrultusunda ilerlendiğini vurguladı. Esnaf olmanın zorluklarını yaşayarak öğrendiğini dile getiren Oğur, "Akademisyenlik belli bir konuda uzmanlaşmak. Aynı şeyi lokantacılar, kebapçılar düşünürse o da çıraklıktan kalfalığa bir eğitim gerektiriyor. Dolayısıyla ikisi de emeğin, çabanın karşılığı olarak neticeleniyor. Baba mesleği olduğu için bulaşıkhanesinden garsonluğuna, tezgahta köfteciliğe kadar her türlü işi yaptım. Eleman olmadığı zaman boşluğu doldurmak adına hep çalıştım, o yüzden bana hiç zor gelmedi. Gerçekten esnaf olmanın çok zor bir şey olduğunu yaşaya yaşaya gördüm. Bu tecrübemi ve birikimimi akademik hayattan sonra da hayata geçirmek istedim. Babam işine sadık ve çok seven birisi, bizde aynı yoldan gitmek istiyoruz. Onun adını devam ettirmek istiyoruz" diye konuştu.
Antalya Antalya sahillerinde bayram yoğunluğu ikinci günde artarak devam etti Antalya’nın dünyaca ünlü Konyaaltı Sahili Kurban Bayramı’nın ikinci gününde yerli ve yabancı tatilcilerle doldu. Hava sıcaklığının 27, deniz suyu sıcaklığının ise 25 derece ölçüldüğü kentte, rüzgara rağmen tatilciler denize girip güneşlendi. İstanbul’dan tatile gelen Efe Kaya, "İstanbul’a yaz gelmemiş, Antalya’ya gelmiş. Gideceğimiz için o kadar üzgünüz ki yemin ederim iş bulsak gitmeyeceğiz İstanbul’a" dedi. Kurban Bayramı’nın 9 günlük tatille birleşmesiyle turizmin başkenti Antalya’da sahillerde yaşanan yoğunluk bayramın ikinci gününde de devam etti. Kentte hava sıcaklığı 27, deniz suyu sıcaklığı ise 25 derece ölçülürken, nem oranıysa yüzde 74 olarak kayıtlara geçti. Hafif rüzgarın zaman zaman etkili olduğu Konyaaltı Sahili’nde yerli ve yabancı tatilciler, sabah saatlerinden itibaren sahile gelerek denizin ve güneşin keyfini çıkardı. Sahile gelen vatandaşların bazıları denize girerek serinlerken, bazıları kumsalda güneşlenmeyi, bazıları ise çimlerin üzerinde piknik yapmayı tercih etti. Su sporları ve yamaç paraşütü renkli görüntüler oluşturdu Konyaaltı Sahili’nde denize girenlerin yanı sıra su sporları yapan tatilciler de dikkat çekti. Bazı tatilciler SUP olarak bilinen ayakta kürek sörfü yaparak denizin keyfini çıkarırken, gökyüzünde yamaç paraşütü yapanlar da görüntülendi. "Yaz buraya gelmiş" İstanbul’dan Antalya’ya tatile gelen 18 yaşındaki Yusuf Eroğlu, kentteki havayı ve denizi çok beğendiklerini söyledi. Eroğlu, "İstanbul’dan tatile geldik. Havalar ısınıyor dediler. İstanbul’da biz hırka giyiyorduk. Orada da sıcaktı ama buraya geldik, yaz buraya gelmiş, daha İstanbul’a gelmemiş. Deniz suyu on numara, denizi de tertemiz. Beğendik buraları. Arkadaşlar ‘hayatı yaşıyorsun’ diyorlar" ifadelerini kullandı. "Gideceğimiz için o kadar üzgünüz ki" Tatil için Antalya’ya gelen 18 yaşındaki Efe Kaya ise 5 gündür kentte olduklarını belirterek, Antalya’daki ortamdan memnun kaldıklarını söyledi. Kaya, "Biz 5 gündür buradayız. Geziyoruz, insanlar kendi halinde. Kimse kimseye bulaşmıyor. Herkes kendi keyfinde, neşesinde. Huzur var, insanların içi rahat. İstanbul’da şu telefonu buraya koyarken bile insan tedirgin oluyor ama burada hiçbir şey yok. Herkes iyi davranıyor, tanısan da tanımasan da kız olsun erkek olsun herkes çok iyi" dedi. Antalya’nın denizini, sahil düzenini ve fiyatlarını da beğendiklerini söyleyen Kaya, "Denizi temiz, yolları temiz. Sahilin her yerinde tuvaletler var. Fiyatları çok ucuz. İstanbul’a göre burası cennet, 2 günümüz kaldı. Gideceğimiz için o kadar üzgünüz ki; yemin ederim iş bulsak gitmeyeceğiz İstanbul’a. O kadar fark var" diye konuştu.