EKONOMİ - 24 Nisan 2018 Salı 09:37

Tarım ve hayvancılığın kalbi Burdur’da atacak

A
A
A
Tarım ve hayvancılığın kalbi Burdur’da atacak

Antalya, Denizli, Muğla, Isparta’yı kapsayan 4.

Antalya, Denizli, Muğla, Isparta’yı kapsayan 4. Teke Yöresi Tarım ve Hayvancılık Fuarı Burdur’da yapılacak. Burdur Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Oktay Darcan, tüm üreticileri fuara davet ederek "Burdur’un kendini gösterebileceği ve Burdurlu üreticilerimizin de kendilerine yenilik katabilecekleri bu fuar, burada yapılan en başarılı işlerden biridir" dedi.


Teke Yöresi 4. Tarım ve Hayvancılık Fuarı 26-29 Nisan tarihleri arasında Burdur Kapalı Pazar Yeri’nde düzenlenecek. Büyük ve küçükbaş hayvanların sergileneceği fuar hem sektördeki yenilikleri gözler önüne serecek hem de çekişmeli yarışmalarla renklenecek. Ayrıca ziyaretçiler de sürpriz hediyelerin sahibi olacak. Fuarda sektörün önde gelen firmaları, birlikler, kooperatifler stant açacak. Yurt içi ve yurt dışı alıcılarla buluşma olanağı yakalayacak.



"Bu fuar Teke Yöresi’ne has, hayvancılık odaklı"


Burdur’da tarımsal faaliyetlerin sigortası olarak görülen "aile çiftçiliği" modelinin en güzel örneklerinin yer aldığını söyleyen Gıda Tarım ve Hayvancılık Burdur İl Müdürü Oktay Darcan, "Bu fuar, Teke Yöresi’ne has, hayvancılık odaklı ve canlı hayvanlarla görsellik sunan bir fuar olarak kendi gelişimini halen olumlu yönde sürdürüyor. Bunu her yıl fuarımızı tekrar ziyaret etme isteği olan üreticilerimiz ve özellikle komşu illerin merakından anlayabiliyoruz" dedi.



"Dış pazarla tanışma fırsatı"


Fuarın hem ildeki üreticilerin güncel teknolojiyle buluştuğu bir merkez olduğunu hem de dış pazarlarla iletişim kurmalarına olanak tanıdığını ifade eden Darcan, "Özellikle grup halinde gelen katılımcıların fuar gezisi ile birlikte ilimiz hayvancılık tesislerini ziyaret etmek için bizlere ulaşmaları buradaki bilinçli katılım düzeyini ortaya koyuyor" diye konuştu.


Teke Yöresi 4. Tarım ve Hayvancılık Fuarı’nın her yıl heyecanla beklenen bir faaliyet haline geldiğinin altını çizen Darcan, fuara desteklerinin süreceğini ifade ederek "Dünyanın tüketim toplumuna dönüştüğü son yıllarda, üretim yapan her kişi ve kuruluşun sonuna kadar desteklenmesi gereken bir noktadayız. Dolayısı ile bu fuarın üretici ile sanayicinin buluştuğu, birim alandan daha fazla verim için teknolojinin tanıtıldığı, ikili ilişkiler ile iletişimin arttığı ve sektör aktörlerinin birbirine destek verdiği bir ortam olmasını diliyor, tüm tarım camiasına bereketli ve bol kazançlı sezonlar diliyorum" şeklinde konuştu.



"Burdur en iyisini hak ediyor"


GL Platform Fuar Genel Müdürü Gül Ceylan da Türkiye’nin değişik kentlerinde tarım ve hayvancılık fuarlarına ev sahipliği yaptıklarını, Burdur’daki heyecanın ise diğerlerinden farklı olduğunu belirtti. Ceylan, "Bu heyecanın altında yatan en önemli neden Teke Yöresi üreticisinin yüksek bilinçli olmasında yatıyor. Burdur üreticisi yaptığı işi sevgiyle yapıyor. Burdur üreticisi fedakarca çalışıyor, gecesini gündüzüne katıyor. Bu yüzden tüm desteklerin en iyisini hak ediyor. Biz de GL Platform olarak fuarımızı bu bakış açısıyla hayata geçiriyoruz. Amacımız en iyisini yapmak, üreticimize katkıda bulunmak" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya Emekli profesör, baba mirası dönerci dükkanına sahip çıkıyor Sakarya Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümünden mezun olduktan sonra yaklaşık 40 yıl boyunca akademisyenlik yapan Prof. Dr. Ahmet Oğur, emekliliğinin ardından 100 yaşındaki babasının dönerci dükkanının başına geçti. Eğitim hayatının ardından İstanbul Teknik Üniversitesinde asistan olarak göreve başlayan ve profesörlüğe kadar yükselen 67 yaşındaki Ahmet Oğur, yoğun mesaisine rağmen memleketi Sakarya’daki baba mesleğinden hiç kopmadı. Şehir dışında görev yaptığı dönemlerde dahi hafta sonları dükkana gelerek ailesine yardım eden Prof. Dr. Oğur, akademisyenlik kariyerini 2024’de noktaladıktan sonra tamamen tezgahın arkasına geçti. "Hem akademisyenlik hem lokantacılık işini birlikte yürüttüm" Çocukluğundan bu yana mesleğin her alanında yetiştiğini anlatan Oğur, üniversite eğitimi sonrası başlayan çalışma hayatı boyunca baba ocağına hep destek verdiğini söyledi. Oğur, "Üniversiteden makine mühendisi olarak mezun olduktan sonra İstanbul Teknik Üniversitesi’ne asistan olarak işe başladım ama yine de hafta sonları geldiğim zaman cumartesi, pazar akşamları babama yardımcı oluyordum. Ondan bir şeyler kapmaya, öğrenmeye çalışıyordum. Daha sonra 1990 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi’nde doçent olana kadar İstanbul’a gidip geldim. Ben küçüklüğümden beri babamın yanında bu mesleği öğrendim. Akademisyenliğin yanı sıra, edindiğim tecrübemi bu dükkana aktarmaya çalıştım. Dolayısıyla hem akademisyenlik hem lokantacılık veya kebapçılık işini birlikte yürüttüm" dedi. "Eleman olmadığı zaman boşluğu doldurmak adına hep çalıştım" Akademisyenlik ile esnaflığın benzer yönleri bulunduğuna işaret eden Oğur, her ikisinde de belli bir çaba ve uzmanlık doğrultusunda ilerlendiğini vurguladı. Esnaf olmanın zorluklarını yaşayarak öğrendiğini dile getiren Oğur, "Akademisyenlik belli bir konuda uzmanlaşmak. Aynı şeyi lokantacılar, kebapçılar düşünürse o da çıraklıktan kalfalığa bir eğitim gerektiriyor. Dolayısıyla ikisi de emeğin, çabanın karşılığı olarak neticeleniyor. Baba mesleği olduğu için bulaşıkhanesinden garsonluğuna, tezgahta köfteciliğe kadar her türlü işi yaptım. Eleman olmadığı zaman boşluğu doldurmak adına hep çalıştım, o yüzden bana hiç zor gelmedi. Gerçekten esnaf olmanın çok zor bir şey olduğunu yaşaya yaşaya gördüm. Bu tecrübemi ve birikimimi akademik hayattan sonra da hayata geçirmek istedim. Babam işine sadık ve çok seven birisi, bizde aynı yoldan gitmek istiyoruz. Onun adını devam ettirmek istiyoruz" diye konuştu.
Antalya Antalya sahillerinde bayram yoğunluğu ikinci günde artarak devam etti Antalya’nın dünyaca ünlü Konyaaltı Sahili Kurban Bayramı’nın ikinci gününde yerli ve yabancı tatilcilerle doldu. Hava sıcaklığının 27, deniz suyu sıcaklığının ise 25 derece ölçüldüğü kentte, rüzgara rağmen tatilciler denize girip güneşlendi. İstanbul’dan tatile gelen Efe Kaya, "İstanbul’a yaz gelmemiş, Antalya’ya gelmiş. Gideceğimiz için o kadar üzgünüz ki yemin ederim iş bulsak gitmeyeceğiz İstanbul’a" dedi. Kurban Bayramı’nın 9 günlük tatille birleşmesiyle turizmin başkenti Antalya’da sahillerde yaşanan yoğunluk bayramın ikinci gününde de devam etti. Kentte hava sıcaklığı 27, deniz suyu sıcaklığı ise 25 derece ölçülürken, nem oranıysa yüzde 74 olarak kayıtlara geçti. Hafif rüzgarın zaman zaman etkili olduğu Konyaaltı Sahili’nde yerli ve yabancı tatilciler, sabah saatlerinden itibaren sahile gelerek denizin ve güneşin keyfini çıkardı. Sahile gelen vatandaşların bazıları denize girerek serinlerken, bazıları kumsalda güneşlenmeyi, bazıları ise çimlerin üzerinde piknik yapmayı tercih etti. Su sporları ve yamaç paraşütü renkli görüntüler oluşturdu Konyaaltı Sahili’nde denize girenlerin yanı sıra su sporları yapan tatilciler de dikkat çekti. Bazı tatilciler SUP olarak bilinen ayakta kürek sörfü yaparak denizin keyfini çıkarırken, gökyüzünde yamaç paraşütü yapanlar da görüntülendi. "Yaz buraya gelmiş" İstanbul’dan Antalya’ya tatile gelen 18 yaşındaki Yusuf Eroğlu, kentteki havayı ve denizi çok beğendiklerini söyledi. Eroğlu, "İstanbul’dan tatile geldik. Havalar ısınıyor dediler. İstanbul’da biz hırka giyiyorduk. Orada da sıcaktı ama buraya geldik, yaz buraya gelmiş, daha İstanbul’a gelmemiş. Deniz suyu on numara, denizi de tertemiz. Beğendik buraları. Arkadaşlar ‘hayatı yaşıyorsun’ diyorlar" ifadelerini kullandı. "Gideceğimiz için o kadar üzgünüz ki" Tatil için Antalya’ya gelen 18 yaşındaki Efe Kaya ise 5 gündür kentte olduklarını belirterek, Antalya’daki ortamdan memnun kaldıklarını söyledi. Kaya, "Biz 5 gündür buradayız. Geziyoruz, insanlar kendi halinde. Kimse kimseye bulaşmıyor. Herkes kendi keyfinde, neşesinde. Huzur var, insanların içi rahat. İstanbul’da şu telefonu buraya koyarken bile insan tedirgin oluyor ama burada hiçbir şey yok. Herkes iyi davranıyor, tanısan da tanımasan da kız olsun erkek olsun herkes çok iyi" dedi. Antalya’nın denizini, sahil düzenini ve fiyatlarını da beğendiklerini söyleyen Kaya, "Denizi temiz, yolları temiz. Sahilin her yerinde tuvaletler var. Fiyatları çok ucuz. İstanbul’a göre burası cennet, 2 günümüz kaldı. Gideceğimiz için o kadar üzgünüz ki; yemin ederim iş bulsak gitmeyeceğiz İstanbul’a. O kadar fark var" diye konuştu.