ASAYİŞ - 06 Mayıs 2026 Çarşamba 08:52

Kübra’nın korkunç sonu gün yüzüne çıkarıldı

A
A
A
Kübra’nın korkunç sonu gün yüzüne çıkarıldı

Adalet Bakanı’nın hiçbir cinayetin faili meçhul kalmaması yönündeki kararlı duruşu, başsavcılıklar ile güvenlik güçlerinin güçlü koordinasyonu sahada karşılığını buldu. Manavgat, Serik ve Burdur cumhuriyet başsavcılıklarının faili meçhul suçları araştırma birimleriyle koordineli hızlı reaksiyonu ve acılı baba Yunus Yapıcı’nın birebir iz sürmesi sayesinde Kübra Yapıcı cinayeti kısa sürede aydınlatıldı.


Antalya’da yaşayan Kübra Yapıcı’dan 30 Nisan gecesi saat 02.00’den sonra haber alınamaması üzerine korku dolu süreç başladı. Baba Yunus Yapıcı, kızının hayatından endişe ederek aynı gün Serik Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurdu. Derhal başlatılan çalışmalar, Türkiye’de faili meçhul dosyaların kararlılıkla takip edildiğini bir kez daha ortaya koydu.


Yapılan ilk incelemelerde genç kadının gece saat 03.30 sıralarında Kepez’deki bir kafede iki erkekle birlikte olduğu ve saat 04.45’te bu kişilerle mekândan ayrıldığı güvenlik kameralarıyla net şekilde belirlendi.



Şüpheli isimlere ulaşıldı, çelişkili ifadeler dikkat çekti


Soruşturma derinleştikçe "Ata" ve "Umut" isimlerini kullanan iki şahsın izine ulaşıldı. Ancak verilen ifadeler olayın seyrini değiştirdi. "Umut" isimli şüpheli, Kübra’yı bir market önünde bıraktığını iddia etti. Fakat yapılan saha incelemesinde o saatlerde marketin kapalı olduğu ortaya çıktı. Bu çelişki, şüpheleri daha da güçlendirdi.


Tam bu noktada devreye giren baba Yunus Yapıcı, yürüttüğü bireysel araştırmalarla şüphelilerin gerçek kimliklerine ulaştı ve bu bilgileri savcılıkla paylaştı.



Korkunç itiraf: Ormanda öldürdüler, cesedi yaktılar


Elde edilen deliller doğrultusunda yakalanan İlyas Umut D.’nin alınan ifadesi, cinayetin vahşetini gözler önüne serdi. İlyas Umut D., Kübra Yapıcı’nın diğer şüpheli Ata Berk S.’ye borcu olduğu gerekçesiyle Burdur’daki ormanlık alana götürüldüğünü ve burada silahla öldürüldüğünü anlattı.


İtirafa göre cinayet sonrası ceset önce gömüldü, ardından tekrar çıkarılarak yakıldı. Parçaların bir kısmı ise baraj sularına atıldı. Bu kan donduran detaylar üzerine Burdur Cumhuriyet Başsavcılığı ve jandarma teşkilatı da sürece dahil oldu.



Deliller tek tek ortaya çıktı


Şüpheli beyanları doğrultusunda yapılan aramalarda, ormanlık alanda Kübra Yapıcı’ya ait olduğu değerlendirilen yanmış ceset parçalarına ulaşıldı. Bu bulgular, cinayetin tüm yönleriyle ortaya çıkarılması adına kritik bir eşik oldu.


Soruşturma kapsamında İlyas Umut D. gözaltına alınırken, cinayetin diğer faili olduğu değerlendirilen Ata Berk S., İstanbul’da kıskıvrak yakalandı. Cinayet mahalli Burdur Cumhuriyet Başsavcılığı sınırlarında kaldığından dosyanın burada ikmal edileceği ve yargılamanın yapılacağı öğrenildi.



Devletin kararlılığı ve babanın takibi sonucu gerçek ortaya çıktı


Adalet ve İçişleri Bakanlıklarının faili meçhul dosyalara karşı ortaya koyduğu net irade, üç başsavcılığın emniyet ve jandarma güçleri koordineli ve hızlı çalışması ve bir babanın pes etmeyen mücadelesi sayesinde Kübra Yapıcı cinayeti kısa sürede aydınlatıldı. Bu süreç, faili meçhul bırakılmayan her dosyada devletin tüm unsurlarıyla nasıl hızlı ve etkili harekete geçtiğini bir kez daha gözler önüne serdi.



Kübra’nın korkunç sonu gün yüzüne çıkarıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Fatih Acacı cinayeti davasında gerekçeli karar açıklandı: Eylem "kasten öldürme" kapsamında Ankara’da 15 yaşındaki Fatih Acacı’nın bıçaklanarak öldürülmesine ilişkin 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada, suça sürüklenen çocuk hakkında verilen 12 yıl hapis cezasının gerekçesi açıklandı. Mahkeme, sanığın eyleminin "kasten öldürme" kapsamında olduğunu vurgularken, olayın başlangıcında maktulden gelen saldırı nedeniyle "haksız tahrik" indirimi uygulandığını belirtti. Fatih Acacı cinayeti davasında gerekçeli karar açıklandı. Gerekçeli kararda, olayın 8 Eylül 2025 tarihinde meydana geldiği, suça sürüklenen çocuğun maktulün kız arkadaşıyla mesajlaşması nedeniyle Acacı ile aralarında husumet oluştuğu kaydedildi. Tarafların Pursaklar Şehit Murat Dülger Parkı’na gittikleri, burada çıkan tartışmanın kavgaya dönüştüğü, suça sürüklenen çocuğun olayda ele geçirilemeyen kesici aletle Acacı’yı göğüs, batın, kol, uyluk ve sırt bölgelerinden yaraladığı aktarıldı. Mahkeme, suça sürüklenen çocuğun Fatih Acacı’yı öldürme kastının bulunmadığı ve kendisini savunmak amacıyla hareket ettiği yönündeki savunmalarına itibar etmedi. Kararda, Acacı’nın olayda kullandığı bir bıçağın bulunmadığı, olay yerinde veya üzerinde herhangi bir bıçak ele geçirilmediği, buna karşılık suça sürüklenen çocuğun olaydan sonra kullandığı bıçağı saklamaya çalıştığı ve eylemi başlangıçta inkâr ettiği belirtildi. Mahkeme meşru savunma hükümlerinin uygulanamayacağına hükmetti Gerekçeli kararda, "maktulün önce saldırdığı, suça sürüklenen çocuğun kendisini korumak amacıyla bıçağı rastgele salladığı" yönündeki savunmanın tanık beyanları, kamera kayıtları ve olay yeri tespitleriyle uyumlu olmadığı vurgulandı. Mahkeme, suça sürüklenen çocuğun Acacı’yı yakın mesafeden birden fazla kez bıçakladığını, olay yerinden kaçmak yerine dönerek maktulü yaralamaya devam ettiğini belirterek, meşru savunma hükümlerinin uygulanamayacağına hükmetti. Kararda, taraflar arasındaki tartışmanın maktulün kız arkadaşına mesaj atılması nedeniyle başladığı, Acacı’nın suça sürüklenen çocuğa yönelik "Senin bacaklarını kırarım" şeklinde sözler söylediği, bu sözlerin ve devamındaki arbede ortamının haksız tahrik oluşturduğu kaydedildi. Bu nedenle mahkeme, cezada haksız tahrik indirimi uygulandığını belirtti. Acacı’nın vücudunda 10 adet kesici-delici alet yarası tespit edildi Mahkeme, eylemin tasarlayarak işlendiğine ilişkin yeterli delil bulunmadığını da belirtti. Kararda, taraflar arasında aynı gün yaşanan tartışma sonrası olayın meydana geldiği, Yargıtay içtihatlarında aranan soğukkanlılıkla karar verme, plan yapma ve tasarlama düzeyine ulaşan olguların dosyada bulunmadığı kaydedildi. Ayrıca canavarca hisle öldürme değerlendirmesi yönünden de çok sayıda bıçak darbesinin tek başına bu nitelendirme için yeterli olmadığı ifade edildi. Adli Tıp Kurumu raporuna da yer verilen kararda, Acacı’nın vücudunda 10 adet kesici-delici alet yarası tespit edildiği, ölümün sol böbrek, dalak, karaciğer, ince bağırsak ve diyafram yaralanmasına bağlı iç ve dış kanama sonucu meydana geldiği belirtildi. Suça sürüklenen çocuğun yaralanmasının ise kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığı kaydedildi. Mahkeme, D.G.’nin üzerine atılı "çocuğa karşı kasten öldürme" suçunu işlediğinin sabit olduğuna hükmederek önce ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Ardından haksız tahrik nedeniyle ceza 24 yıl hapse, suça sürüklenen çocuğun 15-18 yaş grubunda olması nedeniyle 16 yıl hapse indirildi. Türk Ceza Kanunu’nun 31/3 maddesi gereği çocuklar hakkında verilecek hapis cezasının 12 yılı aşamayacağı dikkate alınarak sanık 12 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, suça sürüklenen çocuğun yargılama sürecindeki tutumu, pişmanlığa yönelmeyen davranışları ve suçu inkâr etmesi nedeniyle takdiri indirim uygulanmasına yer olmadığına karar verdi.