SAĞLIK - 24 Şubat 2020 Pazartesi 11:12

Anlamsız anlamsız konuşmaya başladıysanız, elleriniz titriyorsa, soğuk soğuk terliyorsanız tehlikedesiniz

A
A
A
Anlamsız anlamsız konuşmaya başladıysanız, elleriniz titriyorsa, soğuk soğuk terliyorsanız tehlikedesiniz

Anlamsız anlamsız konuşmaya başladıysanız, elleriniz aniden titremeye başladıysa, durduk yere soğuk soğuk terliyorsanız tehlikedesiniz.

Anlamsız anlamsız konuşmaya başladıysanız, elleriniz aniden titremeye başladıysa, durduk yere soğuk soğuk terliyorsanız tehlikedesiniz. Uzmanlar çağın hastalığı Hipoglisemi’ye (şeker düşmesi) müdahalede gecikme yaşandığında hayati tehlikeye sebep olabileceğini söyledi.


Burtom Konur Cerrahi Tıp Merkezi Dahiliye Uzmanı, Uzm.Dr Cemal Nuri Gürbüz, şeker düzeyinin düşmesi ile ilgili önemli bilgiler verdi.


Gürbüz, Evde, işyerinde veya sokakta birinin aniden ellerinin titremeye başladığına, soğuk soğuk terlediğine, anlamsız anlamsız konuşmaya başladığına, durup dururken şaşkın, sinirli ve adeta dağılmış bir hale geldiğine tanık oldunuz mu hiç? Belki de baş ağrısı, baş dönmesi ve çarpıntıdan yakınan, acıktığını söyleyen rengi solmuş bu kişinin nesi olduğunu hemen tahmin edip bir yerlerden kesme şeker veya meyve suyu bulup iyileştirdiniz onu. Hipoglisemiye bazen o kadar da kolay çözüm bulunamaz. Acil tıbbi müdahale gerekebilir. Müdahalede gecikme olduğunda nöbetler başlayabilir, kalp ritminde bozulma, kalp krizi, göz içi kanaması ve hatta koma bile görülebilir. Özellikle yaşlılarda uzun süren şeker düşüklüğü hayati tehlikeye sebep olabilir. Şeker düzeyinin 50 miligramın altında olması, hipoglisemiye ait belirtilerin varlığı, şeker veya şekerli sıvı ile düzelme olması tanı için yeterlidir" dedi.


Tedavi ve takibi iyi yapılmayan ve şekeri genellikle yüksek seyreden şeker hastalarında 50 mg’ın çok üstünde de hipoglisemi bulguları görülebildiğine dikkat çeken Uzm.Dr Cemal Nuri Gürbüz, "Uzun yıllardır şeker hastalığıyla yaşayan bazı hastalar zamanla gelişen ve nöropati adı verilen sinir hasarı nedeniyle şeker düşmesini hissedemeyebilirler. Kullandıkları bazı ilaçlar da bu olumsuzluğa katkı yapabilir. Şekerin hızlı düşmesi durumunda, örneğin 500 miligramdan hızla 200 miligrama düşmesi halinde bile, hipoglisemi belirtileriyle karşılaşmak hiç şaşırtıcı değildir. Şeker hastalığı hipogliseminin tek değil ama en sık görülen nedenidir. Şeker hastaları öğünlerin gecikmesi, ara öğünlerin ihmali, yetersiz beslenme, ağır egzersizler, aşırı alkol, kullanılan insülin veya ilaç dozunun yüksek olması gibi nedenlerle hipoglisemiye girebilirler. Kilo kaybı, adet dönemleri ve doğum sonrası dönemde de şeker düşmesine rastlanabilir. Eski şeker hastalarında mide boşalmasında gecikme olması da şeker düşmesine neden olabilir" diye konuştu.


Hipoglisami’ye nasıl müdahale edilmeli


Burtom Konur Cerrahi Tıp Merkezi Dahiliye Uzmanı, Uzm.Dr Cemal Nuri Gürbüz şeker hastalarındaki hipogliseminin tedavisi için şu önerileri yaptı.


"Hafif hipoglisemi durumlarında hastaya hemen 4 adet kesme şeker veya bulunabilirse 150 cc portakal suyu verilmeli, 15 dakika sonra tekrar şeker ölçülmeli, şeker 80 mg’ın altında ise tekrar aynısı yapılmalı.


Orta derecedeki hipoglisemi durumlarında 5 adet kesme şeker veya 200 cc portakal suyu verilmeli, on beş dakika sonra şeker 80 mg’ın altında ise aynısı tekrarlanmalı. Daha ileri durumlarda acil tıbbi yardım istenmeli.


Reaktif hipoglisemiler


Yemekten bir kaç saat sonra görülen şeker düşmelerinin nedeni insülin direnci olabilir. Gizli şeker diye bahsedilen bu dönem şeker düşmelerinin görüldüğü dönemdir. Yemeklerden sonra bazı kilolu kişilerde uyuklama olur ya, işte bu durum gizli şekerin en bilinen belirtisidir. Bu kişilerin üç ana ve üç ara öğün yemeleri, şekerli yiyecek ve içeceklerden uzak durmaları önerilir.


Mide ameliyatı geçirenlerin yüzde 15’inde görülebilen hipogliseminin nedeni midenin hızla boşalıp gıdaların ince bağırsağa ulaşmasıdır. Bu durumlarda kan şekeri önce hızla yükselip sonra hızla düşer. Bu kişiler azar azar ve sık sık yemek yerlerse sorunları bir ölçüde azalır. Aşırı miktarda alkol alanlarda karaciğerden kana şeker geçişi yavaşlayıp şeker düşmesi görülebilir. Karaciğer sirozu, viral hepatitler, böbrek yetmezliği, kalp yetmezliği ve sepsis ( Mikropların kana yayılması ) şeker düşmesine neden olabilir. İleri derecede yeme bozukluğu, örneğin anorexia nevroza şeker düşmesi sebeplerinden biridir. Hamilelik sırasında şeker düşebilir. Pankreasın insülin veya insülin benzeri etki gösteren bir hormon salgılayan tümörlerinde ciddi hipoglisemilerle karşılaşılabilir. İnsüline zıt etkisi olan glukagon, büyüme hormonu, tiroid hormonu ve kortizolün eksik üretiminde açlık sırasında hipoglisemi görülebilir. Şeker hastası olmayanlardaki hipogliseminin acil tedavisi şeker hastalarındaki gibidir. Fakat önemli olan altta yatan neden neyse onu bulup tedavi etmektir.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzincan Erzincan’da başladı, Mogadişu’da devam ediyor Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi (EBYÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Finans ve Bankacılık Bölümünden 2024 yılında birincilikle mezun olan Somalili öğrenci Siham Ali Hussein, Rektör Prof. Dr. Akın Levent’i makamında ziyaret etti. Lisans eğitimini Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesinde tamamlayan Hussein, mezuniyetinin ardından bölüm öğretim üyelerinin kariyer planlaması ve yönlendirmeleri doğrultusunda Somali’nin başkenti Mogadişu’da Ziraat Katılım Bankasında göreve başladı. Çalıştığı kurum tarafından düzenlenen eğitim programı kapsamında İstanbul’a gelen Hussein, bu vesileyle Erzincan’a gelerek üniversitesini ve akademisyenlerini ziyaret etti. Ziyarette, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Finans ve Bankacılık Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Volkan Baysal da hazır bulundu. Mezun öğrenci Siham Ali Hussein, üniversitede aldığı eğitimin mesleki hayatına önemli katkılar sağladığını belirterek, EBYÜ’nün kariyer yolculuğunda kendisi için önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade etti. Rektör Prof. Dr. Akın Levent ise ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, üniversitenin uluslararası öğrencilere verdiği nitelikli eğitimin mezunlar aracılığıyla farklı ülkelerde karşılık bulmasının gurur verici olduğunu söyledi. Levent, mezunların kendi ülkelerinde ve uluslararası kurumlarda görev almasının, Türkiye’nin yükseköğretimdeki gücünü ve üniversitenin uluslararası akademik etkileşime katkısını ortaya koyduğunu kaydetti.
Ankara "Mehmet Akif İnan Ödülleri" sahiplerini buldu Mehmet Akif İnan Vakfı ile Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) tarafından düzenlenen 7’nci Mehmet Akif İnan Ödülleri hak sahiplerini buldu. Mehmet Akif İnan Vakfı ve Memur-Sen iş birliğiyle bu yıl 7’ncisi düzenlenen Mehmet Akif İnan Ödül Töreni programı, edebiyat, düşünce ve sendikal mücadele alanlarında önemli katkılar sunan isimleri bir araya getirdi. Programda, Türk şair, yazar, araştırmacı ve Memur-Sen’in kurucusu Mehmet Akif İnan’ın fikir dünyasını, mücadelesini ve bıraktığı mirası yaşatmak amacıyla çeşitli kategorilerde ödüller takdim edildi. Program kapsamında Mehmet Akif İnan’ın düşünce hayatına ve sendikal mücadele anlayışına vurgu yapıldı. "Mehmet Akif İnan abi, sendikal zeminde emeğin izzetini tahkim eden bir mefkurenin müellifiydi" Ödül töreninde açıklamalarda bulunan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Mehmet Akif İnan’ın Türkiye için önemli bir edebiyat insanı olduğunu belirterek, "Mehmet Akif İnan abi, kalemiyle tefekkür eden, kürsüde sözü inşa eden, sendikal zeminde emeğin izzetini tahkim eden bir mefkurenin müellifiydi. Ardında bıraktığı, Hakk’a yaslanan bir mizan, ölçüsü olan bir tavır, edebi olan bir mücadele terbiyesiydi. Hakk’ı talep ederken dili kirletmeyen, adaleti savunurken ölçüyü zedelemeyen, haysiyeti pazara düşürmeyen bir sebat çizgisi oluşturdu. Bu akşam o mizanın huzurunda duruyoruz. Kendi sözümüzün ağırlığını, kendi tavrımızın istikametini, kendi mesuliyetimizin hududunu tartıyoruz. Zira bu terbiye, insanın iç nizamını da dünyanın hengamesini de aynı terazide okur. Mazlumun ahını duyan vicdanı diri tutar, zalimin kabalığı karşısında eğilmeyen vakar talim eder, hak hatırını her şeyin fevkinde görmeyi öğretir. Genel olarak büyüklerimizin ve özel olarak da Akif İnan abinin bizlere emanet ettiği çizgi, bugünün gürültüsü içinde sözü ve duruşu muhkem kılan bir muhasebe kapısıdır. İçinden geçtiğimiz zaman, bu muhasebeyi daha ağır ve daha zaruri kılıyor" diye konuştu. "Hakemlik iddiasındaki yapıların tarafsızlığını kaybettiği bir dünyada; güçlü olmak bir mecburiyettir" Türkiye Yüzyılı Maarif Modeliyle birlikte gençlerin vizyonunu daha da üst sıralara çıkaracaklarının altını çizen Bakan Tekin, "Kontrol ve denge mekanizmalarının zayıfladığı, hakemlik iddiasındaki yapıların tarafsızlığını kaybettiği bir dünyada güçlü olmak bir mecburiyettir. Bu güç, zulmetmenin imkanı değil; zulümden korunmanın, haysiyeti muhafaza etmenin, hakkı savunmanın dayanağıdır. Kendi güvenliğimiz kadar, mazlumların hukukuna omuz verebilmenin de şartıdır. Bu yüzden teknolojide güçlü, ilimde güçlü, stratejik akılda güçlü, en önemlisi maneviyatı güçlü nesiller yetiştirmek zorundayız. Dünyayı bilen ama kendini de bilen; kökünü inkar etmeden ufkunu büyüten, tarihini ve kültürünü bir hamaset malzemesi değil, bir istikamet kaynağı olarak taşıyan bir nesil yetiştirmek zorundayız. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, işte bu nesli yetiştirecek modeldir" şeklinde konuştu. "Mehmet Akif İnan, Türkiye’nin emek tarihine yön veren kurucu akıldır" Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın ise, Mehmet Akif İnan’ın sadece bir fikir adamı olmadığını, sendikalaşmanın kurucusu olduğunu da ifade ederek şunları söyledi: "Mehmet Akif İnan, yalnızca bir edebiyatçı değildir. O; şair, yazar, öğretmen, sendikacı, fikir ve aksiyon adamıdır. Tüm bu vasıfları tek bir kimlikte buluşturmuş, aydın sorumluluğuyla hareket etmiş bir münevverdir. Anadolu’nun vicdanından süzülüp gelen bir duruşun adı, isminin hakkını veren, medeniyet davamızın yiğididir. ‘Hiçbir ülke, yeniden ayağa kalkma potansiyeline bizim kadar sahip değildir’ derken, bu millete özgüven aşılayan, inancı dirilten bir öncüdür. Türkiye’nin emek tarihine yön veren, sendikal dünyaya Eğitim Bir-Sen’i, Memur-Sen’i armağan eden kurucu akıldır. Emek, ekmek ve medeniyet mücadelemizde, sivil toplum alanında attığımız her adımı haykırıyoruz. Hamdolsun bugün çatısı altında bulunduğumuz Memur-Sen kurucu liderinin vasfıyla kuşanmış, bir sendikadan fazlası olmayı kendine şiar edinmiş bir örgütlenmedir. Dün, milletin tepesine çöken yasakçılara, başörtüsünü turnikelerde boğmak isteyenlere, 28 Şubat’ın hadsizliğine, 27 Nisan’ın aymazlığına, 15 Temmuz’un hainliğine karşı ‘pabuç o kadar ucuz değil’ diyerek bir yumruk gibi meydanlara indiysek, biliniz ki bu duruşun arkasında, mayası yerli, mefkuresi milli Akif İnan’ın halis fikirleri vardı." Tören kapsamında ödül hak sahiplerinin isimleri ve aldıkları ödüller ise şöyle: "Dr. Dilek Gürsoy - Jüri Özel Ödülü, Prof. Dr. Mustafa Büyükada - Çalışma Hayatı ve Emek Ödülü, Tahta Kılınç - Başarı ve Teşvik Ödülü, Ebubekir Eroğlu - Kültür Sanat Edebiyat Ödülü, Prof. Dr. Bekir Karlığa - Üstün Hizmete Vefa Ödülü, Sumud Filosu - Uluslararası Değer Ödülü." Eğitim, kültür ve sendikal alanda emek veren kişi ve kuruluşların ödüllendirildiği programa, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Hür Dava Partisi (HÜDA PAR) Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, ÖSYM Genel Başkanı Bayram Ali Ersoy ile sendika üyeleri katıldı. Program, ödül töreninin ardından hatıra fotoğrafı çekimi ile son buldu.