KÜLTÜR SANAT - 24 Ekim 2020 Cumartesi 16:20

Osmanlı’nın ilk idare merkezi ‘Bey Sarayı’ gün yüzüne çıkıyor

A
A
A
Osmanlı’nın ilk idare merkezi ‘Bey Sarayı’ gün yüzüne çıkıyor

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin, cihan devleti Osmanlı’nın ilk idare merkezi ve ilk sarayı olan Bey Sarayı ve çevresindeki tarihi dokunun ortaya çıkarılmasını hedefleyen projesi, düzenlenen tanıtım toplantısı ile start aldı.

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin, cihan devleti Osmanlı’nın ilk idare merkezi ve ilk sarayı olan Bey Sarayı ve çevresindeki tarihi dokunun ortaya çıkarılmasını hedefleyen projesi, düzenlenen tanıtım toplantısı ile start aldı.


Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin, Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi, Tophane, Osman Gazi ve Orhan Gazi Türbeleri ve Hisar Bölgesi’ni de içine ‘Tarih Adası’ projesinin en önemli halkası olan Bey Sarayı’nın gün yüzüne çıkarılması için ilk somut adım atıldı. Bursalıların yıllardır en büyük hayallerinden biri olan ve bugün kadar kente kazandırılması için çeşitli girişimlerde bulunulan Osmanlı’nın ilk idare merkezi ve ilk sarayı olan Bey Sarayı’nın ayağı kaldırılması için çalışmalar başladı. Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından Bey Sarayı’nın ayağa kaldırılması için Prof.Dr. Yusuf Oğuzoğlu başkanlığında Bilim Kurulu oluşturuldu. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş ve Bilim Kurulu üyelerinin katılımıyla Tophane Meydanı’nda düzenlenen lansman toplantısıyla tarihi proje kamuoyuna duyuruldu.


Payitahtın gizli hazinesi


Tophane ve Hisar Bölgesi’nin Bursa’nın kalbi olduğunu dile getiren Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, “Osmanlı tarihinin iki önemli ismi, Orhan Gazi ile Osman Gazi’nin türbelerini şükür ki bugünlere kadar koruduk. Ancak şu an bulunduğumuz bu bölgede toprak altında kalan daha nice hazine var. Bu bölge; her dönem, her millet, her kültür, her inanış için çok kıymetli olmuş. Buradaki her bir taş, her bir yapı sonraki dönemin temelini oluşturmuş. Ama sonra bunlar yapbozun parçaları gibi sağa sola savrulmuş. Bizim amacımız yüzyıllar sonra sağa sola savrulan bu kayıp parçaları bulup birleştirmek. Bugün burada toplanmamızın asıl sebebi de bu saklı hazine içinde bizim için çok özel bir yere sahip olan ‘Payitaht Mührü; Bursa Bey Sarayı’. Bugün göremediğimiz bu saray, Osmanlı Devleti’nin devlet olarak yönetildiği ilk saraydı. Kuruluş döneminin sultanları kendi devirlerinin âlimleri ile bu mekânda meşveret meclisleri kurmuşlardı. Divan-ı hümayun burada toplanır ve tüm kritik kararlar burada alınırdı” dedi.


Uzun soluklu proje


Bursa Bey Sarayı’nın, bir ikamet ve yönetim yeri olmaktan başka aynı zamanda bir kültür merkezi olduğunu ifade eden Başkan Aktaş, “Mevlüt yazarı Süleyman Çelebi, Molla Fenari, Hacı Bektaş-i Veli, Emir Sultan gibi âlimler Bey Sarayı’na teşrif ederek kültür hayatını zenginleştirmişlerdi. Ortada bilinen ancak unutulan koca bir tarih var ve biz buna sahip çıkmak istiyoruz. Tüm bu sebeplerle de Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak payitaht Bursa’da Osmanlı Devleti’nin idare merkezi olan Bey Sarayı’nın ve çevresindeki tarihi dokunun ortaya çıkarılmasına ve restorasyonuna yönelik bir projeyi başlatma kararı aldık. Bursa’nın bu önemli yapısını gün ışığına çıkarmak amacıyla da konuyla ilgili yapılan ve yapılacak olan tüm akademik çalışmalara da destek sağlamak isteğindeyiz. Bu önemli projeye başlarken;


Prof. Dr. Yusuf Oğuzoğlu danışmanlığında Bizans, erken Osmanlı ve Bey Sarayı’nın da yer aldığı Bursa Hisar Bölgesi üzerine araştırmaları bulunan bilim insanlarından oluşan bir bilim kurulu kurduk. Bugün Burada bu uzun soluklu ve zorlu projenin ilk adımını gerçekleştirmek üzere toplandık” diye konuştu.


Proje belgeselle başlıyor


Bursa tarihinde önemli bir halkayı gün yüzüne çıkaracak projenin Bilim Kurulu, Prof. Dr. Yusuf Oğuzoğlu, Prof. Dr. İlber Ortaylı, Prof. Dr. Özer Ergenç, Prof. Dr. Feridun Emecen, Prof. Dr. Heat Lowry, Prof. Dr. Cemal Kafadar, Prof. Dr. Neslihan Dostoğlu, Prof. Dr. Mustafa Şahin, Doç. Dr. İsmail Yaşayanlar, Dr. Çağhan Keskin ve Hayri Fehmi Yılmaz gibi alanında uzman isimlerden oluşuyor. Projenin ilk ayağını konuyla ilgili bir belgesel çekeminin oluşturduğunu dile getiren Başkan Aktaş, “Çalışmalarımıza; gerçeğin yeniden inşasında bize yol gösterici olacağını düşündüğümüz “Bey Sarayı; Payitahtın Gizli Hazinesi” belgeseli ile başlıyoruz. Değerli hocalarımızla yapacağımız istişareler ve konuyla ilgili yapılacak akademik çalışmalar böylesi bir konu için önem arz ediyor. Ayrıca projenin ikinci ayağını da şimdiden müjdelemek isterim. Bilim kurulumuzu oluşturan ismini saydığımız hocalarımızla Bursa’nın fethinin 695’inci yılı olan önümüzdeki yıl bir sempozyumda buluşmak ve bu buluşma neticesinde sempozyumumuzun da kitabını çıkarmak isteğindeyiz. Bursa tarihine ışık tutacak bu proje için büyük heyecan duyuyoruz” dedi.


Tarih gün ışığına çıkacak


Bilim Kurulu Başkanı Prof.Dr. Yusuf Oğuzoğlu ise Bursa tarihini gün ışığına çıkacak projenin akademisyenler olarak kendilerini de çok heyecanlandırdığını söyledi. Tarihi vesikalar, vakfiyeler, seyahatnameler ve gravürlerden bölgedeki eski dokuyu tespit etme imkanına sahip olduklarını dile getiren Oğuzoğlu, “Bu çalışma ile konu ilmi şekilde ortaya çıkacak. Bey Sarayı, sadece sultanın ikamet makamı değildi. Burası idari bir merkezdi, ilmi çalışmaların yapıldığı bir kültür merkeziydi. Bey Sarayı’nı, kuruluş dönemi ve İstanbul’un fethine kadar geçer sürede payitahtın merkezi olarak düşünmeliyiz” dedi.


Prof. Dr. Feridun Emecen, Prof. Dr. Neslihan Dostoğlu, İl Kültür Turizm Müdürü Dr. Kamil Özer, Prof. Dr. Mustafa Şahin, Doç. Dr. İsmail Yaşayanlar ve Dr. Çağhan Keskin de Osmanlı’nın ilk Sarayı ortaya çıkaracak projede yer almanın heyecan verici olduğunu belirterek, projenin aynı başladığı heyecanla tamamlanmasını diledi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzincan Erzincan’da başladı, Mogadişu’da devam ediyor Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi (EBYÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Finans ve Bankacılık Bölümünden 2024 yılında birincilikle mezun olan Somalili öğrenci Siham Ali Hussein, Rektör Prof. Dr. Akın Levent’i makamında ziyaret etti. Lisans eğitimini Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesinde tamamlayan Hussein, mezuniyetinin ardından bölüm öğretim üyelerinin kariyer planlaması ve yönlendirmeleri doğrultusunda Somali’nin başkenti Mogadişu’da Ziraat Katılım Bankasında göreve başladı. Çalıştığı kurum tarafından düzenlenen eğitim programı kapsamında İstanbul’a gelen Hussein, bu vesileyle Erzincan’a gelerek üniversitesini ve akademisyenlerini ziyaret etti. Ziyarette, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Finans ve Bankacılık Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Volkan Baysal da hazır bulundu. Mezun öğrenci Siham Ali Hussein, üniversitede aldığı eğitimin mesleki hayatına önemli katkılar sağladığını belirterek, EBYÜ’nün kariyer yolculuğunda kendisi için önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade etti. Rektör Prof. Dr. Akın Levent ise ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, üniversitenin uluslararası öğrencilere verdiği nitelikli eğitimin mezunlar aracılığıyla farklı ülkelerde karşılık bulmasının gurur verici olduğunu söyledi. Levent, mezunların kendi ülkelerinde ve uluslararası kurumlarda görev almasının, Türkiye’nin yükseköğretimdeki gücünü ve üniversitenin uluslararası akademik etkileşime katkısını ortaya koyduğunu kaydetti.
Ankara "Mehmet Akif İnan Ödülleri" sahiplerini buldu Mehmet Akif İnan Vakfı ile Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) tarafından düzenlenen 7’nci Mehmet Akif İnan Ödülleri hak sahiplerini buldu. Mehmet Akif İnan Vakfı ve Memur-Sen iş birliğiyle bu yıl 7’ncisi düzenlenen Mehmet Akif İnan Ödül Töreni programı, edebiyat, düşünce ve sendikal mücadele alanlarında önemli katkılar sunan isimleri bir araya getirdi. Programda, Türk şair, yazar, araştırmacı ve Memur-Sen’in kurucusu Mehmet Akif İnan’ın fikir dünyasını, mücadelesini ve bıraktığı mirası yaşatmak amacıyla çeşitli kategorilerde ödüller takdim edildi. Program kapsamında Mehmet Akif İnan’ın düşünce hayatına ve sendikal mücadele anlayışına vurgu yapıldı. "Mehmet Akif İnan abi, sendikal zeminde emeğin izzetini tahkim eden bir mefkurenin müellifiydi" Ödül töreninde açıklamalarda bulunan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Mehmet Akif İnan’ın Türkiye için önemli bir edebiyat insanı olduğunu belirterek, "Mehmet Akif İnan abi, kalemiyle tefekkür eden, kürsüde sözü inşa eden, sendikal zeminde emeğin izzetini tahkim eden bir mefkurenin müellifiydi. Ardında bıraktığı, Hakk’a yaslanan bir mizan, ölçüsü olan bir tavır, edebi olan bir mücadele terbiyesiydi. Hakk’ı talep ederken dili kirletmeyen, adaleti savunurken ölçüyü zedelemeyen, haysiyeti pazara düşürmeyen bir sebat çizgisi oluşturdu. Bu akşam o mizanın huzurunda duruyoruz. Kendi sözümüzün ağırlığını, kendi tavrımızın istikametini, kendi mesuliyetimizin hududunu tartıyoruz. Zira bu terbiye, insanın iç nizamını da dünyanın hengamesini de aynı terazide okur. Mazlumun ahını duyan vicdanı diri tutar, zalimin kabalığı karşısında eğilmeyen vakar talim eder, hak hatırını her şeyin fevkinde görmeyi öğretir. Genel olarak büyüklerimizin ve özel olarak da Akif İnan abinin bizlere emanet ettiği çizgi, bugünün gürültüsü içinde sözü ve duruşu muhkem kılan bir muhasebe kapısıdır. İçinden geçtiğimiz zaman, bu muhasebeyi daha ağır ve daha zaruri kılıyor" diye konuştu. "Hakemlik iddiasındaki yapıların tarafsızlığını kaybettiği bir dünyada; güçlü olmak bir mecburiyettir" Türkiye Yüzyılı Maarif Modeliyle birlikte gençlerin vizyonunu daha da üst sıralara çıkaracaklarının altını çizen Bakan Tekin, "Kontrol ve denge mekanizmalarının zayıfladığı, hakemlik iddiasındaki yapıların tarafsızlığını kaybettiği bir dünyada güçlü olmak bir mecburiyettir. Bu güç, zulmetmenin imkanı değil; zulümden korunmanın, haysiyeti muhafaza etmenin, hakkı savunmanın dayanağıdır. Kendi güvenliğimiz kadar, mazlumların hukukuna omuz verebilmenin de şartıdır. Bu yüzden teknolojide güçlü, ilimde güçlü, stratejik akılda güçlü, en önemlisi maneviyatı güçlü nesiller yetiştirmek zorundayız. Dünyayı bilen ama kendini de bilen; kökünü inkar etmeden ufkunu büyüten, tarihini ve kültürünü bir hamaset malzemesi değil, bir istikamet kaynağı olarak taşıyan bir nesil yetiştirmek zorundayız. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, işte bu nesli yetiştirecek modeldir" şeklinde konuştu. "Mehmet Akif İnan, Türkiye’nin emek tarihine yön veren kurucu akıldır" Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın ise, Mehmet Akif İnan’ın sadece bir fikir adamı olmadığını, sendikalaşmanın kurucusu olduğunu da ifade ederek şunları söyledi: "Mehmet Akif İnan, yalnızca bir edebiyatçı değildir. O; şair, yazar, öğretmen, sendikacı, fikir ve aksiyon adamıdır. Tüm bu vasıfları tek bir kimlikte buluşturmuş, aydın sorumluluğuyla hareket etmiş bir münevverdir. Anadolu’nun vicdanından süzülüp gelen bir duruşun adı, isminin hakkını veren, medeniyet davamızın yiğididir. ‘Hiçbir ülke, yeniden ayağa kalkma potansiyeline bizim kadar sahip değildir’ derken, bu millete özgüven aşılayan, inancı dirilten bir öncüdür. Türkiye’nin emek tarihine yön veren, sendikal dünyaya Eğitim Bir-Sen’i, Memur-Sen’i armağan eden kurucu akıldır. Emek, ekmek ve medeniyet mücadelemizde, sivil toplum alanında attığımız her adımı haykırıyoruz. Hamdolsun bugün çatısı altında bulunduğumuz Memur-Sen kurucu liderinin vasfıyla kuşanmış, bir sendikadan fazlası olmayı kendine şiar edinmiş bir örgütlenmedir. Dün, milletin tepesine çöken yasakçılara, başörtüsünü turnikelerde boğmak isteyenlere, 28 Şubat’ın hadsizliğine, 27 Nisan’ın aymazlığına, 15 Temmuz’un hainliğine karşı ‘pabuç o kadar ucuz değil’ diyerek bir yumruk gibi meydanlara indiysek, biliniz ki bu duruşun arkasında, mayası yerli, mefkuresi milli Akif İnan’ın halis fikirleri vardı." Tören kapsamında ödül hak sahiplerinin isimleri ve aldıkları ödüller ise şöyle: "Dr. Dilek Gürsoy - Jüri Özel Ödülü, Prof. Dr. Mustafa Büyükada - Çalışma Hayatı ve Emek Ödülü, Tahta Kılınç - Başarı ve Teşvik Ödülü, Ebubekir Eroğlu - Kültür Sanat Edebiyat Ödülü, Prof. Dr. Bekir Karlığa - Üstün Hizmete Vefa Ödülü, Sumud Filosu - Uluslararası Değer Ödülü." Eğitim, kültür ve sendikal alanda emek veren kişi ve kuruluşların ödüllendirildiği programa, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Hür Dava Partisi (HÜDA PAR) Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, ÖSYM Genel Başkanı Bayram Ali Ersoy ile sendika üyeleri katıldı. Program, ödül töreninin ardından hatıra fotoğrafı çekimi ile son buldu.