KÜLTÜR SANAT - 11 Şubat 2026 Çarşamba 13:54

2. Bursa Altın Çınar Kısa Film Festivali başlıyor

A
A
A
2. Bursa Altın Çınar Kısa Film Festivali başlıyor

Osmangazi Belediyesi, kültür ve sanatı yalnızca takvimlere sıkışan etkinlikler olarak değil, kentin geleceğini şekillendiren bir vizyon meselesi olarak ele alan yaklaşımıyla Bursa’ya yeni bir sinema markası kazandırıyor. Geçtiğimiz yıl ilk kez bir kısa film yarışması olarak hayata geçirilen Altın Çınar, gördüğü yoğun ilgi ve nitelikli başvuruların ardından bu yıl festival kimliğiyle yoluna devam ediyor.


Bursa, bu yıl yalnızca film izleyen bir kent değil; kısa filmin üretildiği, ele alındığı ve geleceğinin konuşulduğu güçlü bir sinema buluşma noktasına dönüşüyor. Osmangazi Belediyesi’nin öncülüğünde düzenlenen 2. Bursa Altın Çınar Kısa Film Festivali, şehrin köklü kültürel mirasını çağdaş sinema diliyle buluşturmayı hedefliyor. Genç yönetmenlere görünürlük sağlayan, kısa film üretimini cesaretlendiren ve kenti ulusal-uluslararası sinema haritasında daha güçlü bir noktaya taşıyacak bir vizyonla yola çıkan festival, kısa film dünyasına yeni bir soluk getirmeye hazırlanıyor.


8-9 Mayıs 2026 tarihlerinde düzenlenecek olan 2. Bursa Altın Çınar Kısa Film Festivali, Türkiye’nin dört bir yanından gelen nitelikli yapımları Bursalı sinemaseverlerle buluşturacak. Yarışma filmlerinin yanı sıra, ulusal ve uluslararası alanda dikkat çeken kısa filmler de özel gösterimler kapsamında festival programına zenginlik katacak. 31 Mart 2026’ya kadar sürecek başvuru dönemi sonunda belirlenecek programıyla festival, yalnızca bir rekabet alanı değil, aynı zamanda güçlü ve prestijli bir sinema vitrini sunacak.


Gösterimlerin ötesine geçen etkinlik programı, genç sinemacılar için öğrenme ve üretim platformu niteliği taşıyacak. Atölyeler, masterclass’lar ve söyleşiler aracılığıyla, alanında deneyimli isimler ile genç yetenekler bir araya gelecek. Özellikle sinema teknolojilerindeki dönüşümü odağına alan içeriklerle katılımcılara ilham verici bir deneyim yaşatılacak. Ayrıca Bursa’nın fethinin 700’üncü yılına özel etkinliklerin de festival programında yer alması planlanıyor.



2. Bursa Altın Çınar Kısa Film Festivali başlıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bolu Tanju Özcan’ın şantaj davasının 2.celsesinde basın mensupları salona alınmadı Bolu’da İçişleri Bakanlığı tarafından görevden uzaklaştırılan ve farklı bir dosyadan tutuklu bulunan Tanju Özcan’ın hem müşteki hem de sanık sıfatıyla yargılandığı şantaj davasının ikinci celsesi başladı. Dosyada resmi bir gizlilik kararı bulunmamasına rağmen, hakimin talimatıyla basın mensuplarının duruşmayı izlemesine izin verilmedi. Bolu 6. Asliye Ceza Mahkemesi’nde ilk duruşması görülen ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran şantaj davasında ikinci duruşma Bolu 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı. Davanın bugünkü oturumu, alınan kararla basına kapalı olarak gerçekleştiriliyor. Mahkeme heyeti tarafından dava dosyasıyla ilgili önceden alınmış resmi bir kararı olmamasına rağmen, hakimin talimatı doğrultusunda gazetecilerin duruşma salonuna girişine izin verilmedi. Duruşmayı takip etmek üzere Bolu Adliyesi’ne gelen basın mensupları, polis ekipleri tarafından salonun kapısında durduruldu. Kolluk kuvvetleri, hakimin talimatını gerekçe göstererek gazetecilerin içeri girmesini engelledi. Tanju Özcan bugün SEGBİS’le savunmasını verecek Farklı bir dosyadan tutuklu bulunan ve ilk duruşmaya sağlık sorunları sebebiyle katılmayan Tanju Özcan’ın, davanın ikinci celsesine bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katılacağı öğrenildi. İlk duruşmada tutuklu sanık Mehmet Eren Akgüney tahliye edilmiş, eksikliklerin giderilmesi ve diğer tanıkların dinlenmesi amacıyla duruşma bugüne ertelenmişti. Tarafların ve avukatların hazır bulunduğu, basına kapalı olarak devam eden ikinci celsedeki gelişmeler bekleniyor.
İstanbul Turan Yemekleri Günü Türk dünyasının asırlık lezzetlerini aynı sofrada buluşturdu Yüzyıllar öncesine uzanan Türk mutfak kültürünü aynı sofrada buluşturan Turan Yemekleri Günü, 3 Mayıs’ta Üsküdar’da bulunan Kadim Kahve ev sahipliğinde yoğun katılımla gerçekleştirildi. Kadim tarifleri ve kültürel mirası yeniden hatırlatarak bu zenginliği geleceğe taşıma amacıyla hayata geçirilen organizasyon, gastronomi ile tarih bilincini aynı sofrada buluşturan güçlü bir etkinlik olarak öne çıktı. MYK Gastro Arena Eğitmen Şefi Erkan Kıyıcıoğlu, Şef İbrahim Halil Öner ve Kadim Kahve Pasta İmalat Şefi Esra Meral tarafından özenle hazırlanan Turan yemekleri ve ikramlar, misafirler tarafından büyük beğeni topladı. Türk mutfağının köklü geçmişini günümüze taşıyan ve yüzyıllar öncesine uzanan lezzetleri bir araya getiren "Turan Yemekleri Günü", kadim bir kültürün sofradaki hafızasını yeniden canlandırdı. Gastronomi ile kültürel mirası buluşturan bu özel gün, Türk yemek geleneğinin derinliğini ve sürekliliğini görünür kılan anlamlı bir buluşma niteliği taşıdı. Türk Devletleri Teşkilatı üyeleri Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ile gözlemci üyeler Türkmenistan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ülkeleriyle birlikte tarihteki 16 Büyük Türk Devleti’nden ilham alınarak şekillenen etkinlik, geniş Türk coğrafyasının ortak kültürel değerlerini mutfak üzerinden yeniden hatırlattı. Kadim Kahve ev sahipliğinde gerçekleşti İstanbul’un tarihi dokusuyla öne çıkan semtlerinden Üsküdar’da yer alan Kadim Kahve ev sahipliğinde düzenlenen organizasyonda, Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan geniş Türk coğrafyasının mutfak birikimi aynı sofrada buluştu. Yüzyıllar boyunca Türk topluluklarının gündelik yaşamında yer etmiş yemekler, özgün tarifleri ve taşıdıkları kültürel anlamlarla misafirlere sunuldu. Etkinlikte; Nevruz Çorbası ve Bavırsak, Bal Bavır ve Cenekey Salatası, Kremalı Dana Ciğer Kavurması ve Kaymaklı Beyaz Lahana Salatası ve Beş Parmak ikram edildi. Ayrıca yemek sonrasında Rişte Baklavası, Jent ve Firni tatlıları misafirlerin beğenisine sunuldu. "Yemek kültürü, milletlerin hafızasıdır" Turan Yemekleri Günü, yalnızca lezzetlerin paylaşımıyla sınırlı kalmayarak aynı zamanda bir kültür aktarımının güçlü ifadesi oldu. Her bir yemek, geçmişten bugüne uzanan bir hikâyeyi temsil ederken; mutfak geleneğinin toplumsal hafızadaki yeri bir kez daha vurgulandı. Bu yönüyle etkinlik, Türk mutfağının yalnızca bugünün değil, geleceğin de önemli bir parçası olduğunu ortaya koydu. Kadim Kahve Yönetim Kurulu Başkan Vekili Abdullah Gölbaşı etkinlik kapsamında yaptığı açıklamada, "Turan Yemekleri Günü ile amacımız, Türk milletinin asırlardır yaşattığı mutfak kültürünü yeniden görünür kılmak, ortak tarihimizin sofradaki izlerini gelecek nesillere aktarmak ve kardeş coğrafyalar arasındaki gönül bağını güçlendirmektir. Yemek kültürü, milletlerin hafızasıdır. Biz de bu hafızayı yaşatmak ve geleceğe taşımak için bu organizasyonu gelenekselleştirmeyi hedefliyoruz." ifadelerini kullandı. Geçmişin mirası geleceğe taşındı Bu anlamlı girişim, Türk yemek kültürünün daha geniş kitleler tarafından tanınmasına katkı sunarken; kadim tariflerin korunması ve yaşatılması konusunda güçlü bir farkındalık oluşturdu. "Turan Yemekleri Günü", yüzyıllardır süregelen mutfak mirasının geleceğe taşınmasında önemli bir adım olarak dikkat çekti ve bu zengin kültürün önümüzdeki yüzyıllara aktarılmasına katkı sundu. "Özellikle Türki coğrafyalardaki yemeklerin misafirlerimize tanıtılması için güzel bir etkinlik oldu" Kadim Kahve Mutfak Danışmanı Erkan Kıyıcıoğlu düzenlenen etkinlikte servis edilen yemeklerle ilgili olarak, "Bugün 3 Mayıs Türkçülük Günü’nde Turan yemekleriyle ilgili bir menü çalıştık. Bu menüde özellikle Orta Asya’da günümüzde servis edilen yemekleri Kadim Kafe’de misafirlerimize sunduk. Burada Nevruz çorbasıyla başladık, bir ciğer ve daha sonra beş parmak yemeği servis ettik. Tatlı olarak da bir rişte baklavası ve bir de helvayla günü bitirdik. Özellikle Türki coğrafyalardaki yemeklerin de misafirlerimize tanıtılması için güzel bir etkinlik olduğu kanaatindeyiz" şeklinde konuştu. "Herkes yemeklerimizi çok beğendi, herkes resmen yıllar öncesine döndü burada" Kadim Kahve Mutfak Şefi İbrahim Halil Öner tüm misafirlerin yemeklerden memnun kaldığını dile getirerek, "Bugün aslında sadece yemek yapmadık. Tarihimizi, binlerce yıl önceki tarihimizi yaşadık Erkan Şefim danışmanlığıyla birlikte. Sadece yemek değil, bir kardeşlik, bir sembol inşa ettik bugün. Çok güzeldi, çok güzel deneyimler yaşadık. Geri dönüşümler çok muazzam, çok sevindirici. Herkes yemeklerimizi çok beğendi, herkes resmen yıllar öncesine döndü burada. Çok güzel bir atmosfer var gördüğünüz gibi, herkes ışıl ışıl, herkes gülüyor" dedi. "Türk kültürüne ait yemeklerimizin ve tatlılarımızın ön plana çıkması hepimiz için gurur verici" Kadim Kahve Pastane Şefi Esra Meral Trük kültürüne ait lezzetleri yaşatmanın gurur verici olduğunu belirterek, "Bu üçlü tatlı tabağında gün yüzüne çıkarttığımız bir rişte baklavası yaptık Azerbaycan’a özgü. Ve bu baklavada kadayıf da kullandık. Gerçek anlamda bizler bu lezzetlere aşina olmadığımızı zannederken aslında özümüzde olan bir tatlı olduğunu fark edip çok lezzetli bir şekilde yenildiğini de gördük. Üçlü tatlı tabağımızın görsel anlamda da güzel bir albenisi vardı; afiyetle yenildi, çok mutluyum o yüzden. Burada gerçekten özümüze daha bir sarmaladık kendimizi, bu benim çok hoşuma gidiyor. Son zamanlarda Türk kültürüne ait yemeklerimizin ve tatlılarımızın ön plana çıkması hepimiz için gurur verici" diye aktardı. "Belki dünyada ilk defa bu yemeklerin hepsinin bir arada olduğu bir menü hazırlandı" Son olarak Kadim Kahve Yönetim Kurulu Başkan Vekili Abdullah Gölbaşı, Türk yemeklerine ve kültürüne sahip çıkmanın önemine değindiği konuşmasında şu ifadelere yer verdi: Bizdeki Türk aile geleneklerinde ocak başı kavramı vardır. Zamanla bu kavram modern dünyayla mutfak kültürüne döndü, masa başına döndü. Bugünkü Turan yemekleri de Türkiye’de ilk defa yapıldı; hatta belki dünyada ilk defa hepsinin bir arada olduğu bir menü hazırlandı. Çorbamızı çok beğendiler, herkes çorbalarını bitirdi. Mutfak kültürünü mutfakta çalışanlar bilir ki tabak dolu dönmüyorsa eğer olmuştur. Bizde bugün bütün tabaklar boş geldi, o yüzden çok mutluyuz. Türk yemeklerimize sahip çıkmamız çok önemli. Çünkü sağlıklı çocuklar, sağlıklı anneler, sağlıklı babalar ve sağlıklı bir ülke olmak istiyorsak Türk yemeklerine sahip çıkmak zorundayız. Dünyaya yön veren Türk mutfağı bugün öksüz kaldı, yetim kaldı, biraz başıboş kaldı. Bence iki tercihten birisi olacaksa Türk yemeği olsun."