SPOR - 08 Kasım 2025 Cumartesi 23:32

Bursaspor, Gebzespor deplasmanına hazır

A
A
A
Bursaspor, Gebzespor deplasmanına hazır

Bursaspor, TFF 2. Lig’in 12. haftasında deplasmanda oynayacağı Gebzespor maçı hazırlıklarını tamamladı. Başkan Enes Çelik, Gebzespor’a gösterdikleri misafirperverlik için teşekkür etti.


Teknik Direktör Tahsin Tam yönetiminde Özlüce İbrahim Yazıcı Tesisleri’nde yapılan antrenmanın ilk bölümünde ısınma hareketleri gerçekleştirildi. Pas oyunlarıyla devam eden idman, taktik çalışmalarla sona erdi. Hazırlıklarını tamamlayan yeşil-beyazlılar, bugün Gebze’ye hareket etti.



Gebze’ye giden kamp kadrosu


Bursaspor’un Güzide Gebzespor maçı kamp kadrosunda şu isimler yer aldı: Anıl Atağ, Kerem Matışlı, Salih Fidan, Ertuğrul Ersoy, Batuhan Yayıkcı, Furkan Emre Ünver, Emir Kayacık, Alperen Babacan, Hamza Gür, Barış Gök, Enes Kaya, Musa Çağıran, Sefa Narin, Hakkı Türker, Tunahan Ergül, Zeki Dursun, Ahmet Hakan Atış, Ali Kerim Yıldız, İlhan Depe, Sertaç Çam, Ertuğrul İ. Furat ve Muhammet Demir.



"Dostluk içinde güzel bir maç olsun"


"Yarın oynanacak Güzide Gebzespor - Bursaspor karşılaşması öncesinde, Gebzespor camiasının hem kulübümüze hem de taraftarlarımıza göstermiş olduğu samimi ve kardeşçe tavır için teşekkür ediyorum. Başta Gebzespor Kulübü Başkanı Sayın Yusuf Öztürk olmak üzere tüm yönetimine şükranlarımı sunuyor, dostluk içinde güzel ve keyifli bir karşılaşma olmasını diliyorum."


Bursaspor Başkanı Enes Çelik, yaptığı açıklamayla karşılaşmanın dostane atmosferde geçmesini diledi.



Bursaspor, Gebzespor deplasmanına hazır

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bilecik Güzellik merkezlerindeki 400’ü aşkın tarihi geçmiş ürüne el konuldu Bilecik Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, şehir merkezinde faaliyet gösteren güzellik merkezlerine yönelik kapsamlı denetimler yaparak tarihi geçmiş çok sayıda ürüne el koydu. Halkın sağlığını korumak, güvenli ve kaliteli bir hizmet sunulması amacıyla birçok alanda kontroller gerçekleştiren zabıta müdürlüğü ekipleri bu kez, güzellik merkezindeki usulsüzlüklere müdahale etti. Başta temizlik şartları ve çalışma şartları olmak üzere birçok kalemde kontroller yapan ekipler, son kullanma tarihi geçen ürünlere el koydu. Son kullanma tarihi geçen 400’ü aşkın ürüne el konuldu Bilecik Belediyesi Zabıta Müdürü Mücahit Öndersev, yapılan denetimlerin detayı hakkında verdiği bilgide, "Zabıta Müdürlüğü olarak başta gıda ürünlerinin işlendiği ve satıldığı alanlar olmak üzere halk sağlığını yakından ilgilendiren onlarca ayrı iş kolunda denetimlerimizi sürdürüyoruz. Yaptığımız denetimlerde güzellik merkezlerinde yapılan uygunsuzlukları fark eden ekiplerimiz, gerekli tutanakları tutarak ilgili birimlere rapor olarak sundu. Denetimlerde farklı iş yerlerinde olmak üzere 400’ü aşkın son kullanma tarihi geçen ürüne el koyduk. Bizler Zabıta Müdürlüğü olarak halk sağlığı için bu konuda gerekli hassasiyet ve denetimleri gerçekleştirmeye devam edeceğiz. Bu tür mekanlardan hizmet alan vatandaşlarımızın da daha duyarlı olmaları, karşılaştıkları olumsuz durumları bize bildirmelerini istiyoruz" ifadelerini kullandı.
İzmir Ege Üniversitesi uzmanlarından otizmde "nöroçeşitlilik ve erken tanı" vurgusu Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyeleri, otizmin yalnızca çocukluk çağına özgü bir durum olmadığını belirterek, erken tanının hayati önemi, yetişkinlikte teşhis süreçleri ve toplumda doğru bilinen bilim dışı yanlışlara dair önemli açıklamalarda bulundu. Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesinin farklı anabilim dallarında görev yapan uzman akademisyenler, Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) ile ilgili toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla kapsamlı bir bilgilendirme çalışmasına imza attı. Uzmanlar, otizmin nörogelişimsel bir farklılık olduğunu vurgulayarak, bireylerin çocukluktan yetişkinliğe uzanan süreçte yaşadıkları zorluklar ve sahip oldukları potansiyeller üzerine önemli değerlendirmelerde bulundu. EÜ Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şebnem Pırıldar, otizmin sıklıkla çocuklukta tanınmasına rağmen erişkin yaşlarda da teşhis edilebildiğine dikkat çekti. Belirtilerin çocukluktan itibaren mevcut olduğunu ancak bazen maskelendiğini ifade eden Prof. Dr. Pırıldar, "Belirtiler daha hafif veya silik olabilir. Kişinin sosyal becerileri gelişmişse bu belirtileri kamufle edebilir. Ayrıca anksiyete, depresyon veya DEHB gibi eşlik eden diğer psikiyatrik rahatsızlıklar ön plandaysa, otizmin özgün belirtileri gözden kaçabilir. Kadınların sosyal becerilerinin daha güçlü olması ve duyusal hassasiyetleri maskeleme yeteneklerinin gelişmiş olması, tanının atlanmasına yol açabilmektedir. Tanı süreci klinik görüşmelere ve kapsamlı gelişim öyküsüne dayanıyor. Tanının erken konulması; beceri eğitimlerinin planlanması, tetikleyici faktörlerin belirlenmesi ve eşlik eden rahatsızlıkların tedavisi açısından hayati önemdedir. Tanının ertelenmesi, özellikle ergenlik ve gençlik döneminde bireyin özgüvenini ve kimlik gelişimini olumsuz etkileyerek sosyal ilişkilerini bozabilir. Bu noktada ‘nöroçeşitlilik’ kavramını vurgulamak ve farklılıkların birer zenginlik olduğunu kabul etmek, damgalamanın önüne geçmekte yararlı olacaktır" dedi. "Ekran maruziyeti otizmin nedeni değil, bir tercihtir" Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sezen Köse, dil gelişim geriliğinin her zaman otizm anlamına gelmediğini ancak mutlaka uzman bir değerlendirme gerektirdiğini vurguladı. Ailelerin en çok merak ettiği ekran kullanımı konusuna açıklık getiren Prof. Dr. Köse, "Otizm spektrumundaki çocukların bilgi ve uyaran işleme sistemleri farklı çalışır. Bu çocuklar sosyal uyaranlar yerine, daha tekdüze ve sosyal mesaj içermeyen ekran gibi uyaranlara yönelme eğilimi gösterirler. Yani ekran maruziyeti otizmin nedeni değil, otizmli çocukların bir tercihi ve yönelimidir. Tedavi sürecinde sosyal temasın ve göz temasının artırılması, ekran maruziyetinin ise azaltılması önerilir. Özetle; uyaran eksikliğinin otizme yol açtığı görüşü bilimsel olarak kabul görmemektedir; asıl süreç, otizm spektrumundan etkilenen bireyin sosyal olmayan uyaranları tercih etmesidir. Ayrıca, ayrıştırmak yerine kaynaştırma eğitimine odaklanmak bireyin yetişkinlikteki yaşam kalitesini artırıyor" diye konuştu. "Aşılar ve otizm arasında hiçbir bağlantı yok" Erken tanının tedavi başarısındaki kritik rolüne değinen Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burcu Özbaran ise "Otizmde erken tanı ve müdahale, tedavi sonuçlarının başarısı açısından hayati önemdedir. Ailelerin veya bakım verenlerin, çocuğun gelişimiyle ilgili en ufak bir şüphe veya tereddüt duymaları halinde vakit kaybetmeden bir çocuk psikiyatristine başvurmaları gerekir. Amacımız sadece tanı koymak değil, gelişimsel duraksamaları erkenden saptayarak müdahale etmektir. Risk grubundaki çocukları erken dönemde teşhis ettiğimizde, ileride bir tanı almalarına gerek kalmadan normal gelişim süreçlerini tamamlamalarına yardımcı olabiliyoruz. Bu açıdan erken tanı, şüphelenme ve farkındalık çok değerlidir. Otizm, her bireyin farklı özellikler sergilediği çok geniş bir yelpazedir. Nörogelişimsel bir bozukluk olan otizmde, beyindeki hücre bağlantıları normal gelişimden farklılık gösterir; bazı alanlarda bağlantılar çok yoğunken, bazılarında daha gevşektir. Bu durum, bazı bireylerde duyusal hassasiyetlere veya yoğun ilgi alanlarına bağlı olarak özel yeteneklerin gelişmesine zemin hazırlayabilir. Ancak her otizmli bireyin mutlaka özel bir yeteneği olacağı düşünülmemelidir. Önemli olan, çocuğun var olan yeteneklerini ve ilgi alanlarını işlevsel bir şekilde yönlendirebilmektir. Şunu çok net ifade etmeliyim ki; aşılar ile otizm arasında hiçbir bağlantı yoktur. Türkiye, aşılama konusunda köklü ve başarılı bir sağlık sistemine sahiptir. Aşılar otizme yol açmadığı gibi, aşılamanın ihmal edilmesi çocuklarda çok daha ciddi hastalıklara neden olabilir. Bilimsel gerçek şudur: Aşılar ve otizm arasında hiçbir ilişki bulunmamaktadır" dedi. "İş hayatında ve sosyal ilişkilerde başarı mümkün" EÜ Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Cenan Hepdurgun, "Otizmli bireyler doğru yönlendirme ile toplumda çok başarılı roller üstlenebilirler. Otizmin erişkinlikte başlamıyor ancak bu dönemde fark edilebiliyor. Otizmli bireyler güçlü ve zayıf yönlerini tanıdıklarında; arkadaşlık, iş ve aile hayatında mutlu bağlar kurabilirler. Özellikle kısıtlı ilgi alanları, bazı meslek dallarında büyük bir avantaja dönüşebilir. Bilgisayar sektörü, bilim ve sanat alanında dünyaya yön veren pek çok ismin otizm spektrum özelliklerine sahip olduğu bilinmektedir. Kişi, kendine uygun mesleği bulduğunda, dünyanın gidişatını değiştirecek düzeyde büyük başarılara imza atabilir" diye konuştu. Ege Üniversitesi uzmanları, çocukluktan itibaren takip edilen ve erişkinlikte yeni tanı alan bireyler için sosyal beceri ve eğitim programları geliştirmeye, klinik uygulama ve bilimsel araştırmalarla yaşam kalitesini artırmaya devam ettiklerini belirterek açıklamalarını sonlandırdı.
Kütahya Kütahya’da Seramik ve Çini Tasarım Yarışması ve Festivali Kütahya’da, Dumlupınar Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenecek olan 2. Ulusal Aizanoi Seramik ve Çini Tasarım Yarışması ve Festivali için tanıtım toplantısı gerçekleştirildi. Rektörlük makamında yapılan programa Musa Işın, Rektör Süleyman Kızıltoprak, Kütahya Belediye Başkan Yardımcısı Haşim Ertekin, Rektör Yardımcısı İsmail Yalçın, il protokolü, paydaş kurum temsilcileri ile etkinliğin eş güdümünü sağlayan Pınar Yazkaç ve akademisyenler katıldı. Toplantıda, Aizanoi Antik Kenti’nin sahip olduğu tarihi ve kültürel değerlerin tanıtılması ve Kütahya’nın ulusal ile uluslararası alanda daha görünür hale getirilmesi hedeflendi. Kültür ve Turizm Bakanlığı himayelerinde; Kütahya Valiliği ve Kütahya Belediyesinin katkılarıyla gerçekleştirilecek yarışma ve festivalin, kentin kültür ve turizm vizyonuna önemli katkı sunması bekleniyor. Açılış konuşmasını yapan Rektör Süleyman Kızıltoprak, Aizanoi’nin yalnızca Kütahya için değil Anadolu’nun tarihi mirası açısından da büyük önem taşıdığını vurgulayarak, üniversite olarak festivalin paydaşları arasında yer almaktan memnuniyet duyduklarını ifade etti. Programda konuşan Vali Musa Işın ise Kütahya’nın köklü kültür ve sanat geçmişine dikkat çekerek çininin şehir kimliğindeki özel yerini hatırlattı. Festivalin, kentin önde gelen kurumlarının iş birliğiyle düzenlenmesinin önemine değinen Işın, katkı sunan tüm paydaşlara teşekkür etti. Toplantı sonunda paydaş kurum temsilcileri tarafından yarışma ve festivale ilişkin protokol imzalanırken, Rektör Süleyman Kızıltoprak tarafından Vali Musa Işın’a günün anısına hediye takdim edildi. İkinci Ulusal Aizanoi Çini ve Seramik Tasarım Yarışması ve Festivali’nin, 3 Haziran 2026 tarihinde Kütahya Dumlupınar Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirileceği belirtildi.
Zonguldak Boyundaki şişlik ve yutma güçlüğü kanser belirtisi olabilir Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Deniz Baklacı, baş ve boyun kanserlerine dikkat çekerek ağızda iyileşmeyen yara, ses kısıklığı ve boyunda şişlik gibi belirtilerin önemsenmesi gerektiğini vurguladı. Dr. Deniz Baklacı, baş ve boyun kanserlerinin ağız içi, dil, dudak, diş eti, yanak içi, bademcikler, dil kökü, boğaz, gırtlak, burun, sinüsler ve tükürük bezlerini kapsayan geniş bir bölgeden oluştuğunu belirtti. Baklacı, "Ağız içi, dil, dudak, diş eti, bademcik, dil kökü, yutak, gırtlak, burun, sinüsler, geniz ve tükürük bezlerini içeren geniş bir alanı içermekte. Tabii baş boyun kanserleri dediğimizde kitlesel bir hastalıktan ziyade hastanın yemesini, yutmasını, konuşmasını, sosyal yaşamını etkileyecek önemli hastalıklardan bahsediyoruz. Bu açıdan baş boyun kanserleri oldukça önemli bir yer teşkil etmekte" dedi. Sigara ve alkol birlikteliği riski katlıyor Tütün ürünlerinin kullanımının baş boyun kanserlerinde iki ana risk faktörü olduğunu ifade eden Dr. Baklacı, "Tabii bu iki faktör bir araya geldiğinde riski çok daha fazla artırmakta. Bunun dışında son yıllarda bazı viral ajanların da baş boyun kanserlerinde etkili olduğu gösterilmiş. Bunlardan ilki Epstein-Barr virüs, bu geniz eti kanserlerinde; diğeri de Human Papilloma Virus, bu da yine dil kökü, bademcik kanserlerinde etiyolojik faktör olarak gösterilmiş. Bunun dışında kötü ağız hijyeni, tekrarlayan ağız içi travmalar özellikle ağız içi kanserlerinde önemli bir faktör. Güneşe maruziyet, cilt, dudak gibi baş boyun bölgesi kanserlerinde yine önemli bir risk faktörü olarak karşımıza çıkıyor" ifadelerini kullandı. "Semptomları gözle görülebiliyor ve fark edilebiliyor" Baş ve boyun kanserlerinin semptomlarının gözle görülebildiğini ve fark edilebildiğini belirten Baklacı, "Baş boyun kanserleri aslında bu açıdan biraz şanslı olduğumuz bir alan. Çünkü semptomlar gözle görülebiliyor ve fark edilebiliyor. Ne gibi semptomlar? Ağız içinde geçmeyen yaralar, boyunda giderek büyüyen şişlikler, yeme yutma güçlükleri, ses kısıklıkları. Bunun dışında burun kanamaları, tek taraflı burun tıkanıklıkları veya kulakta nedeni bilinmeyen ağrılar, bunlar genelde baş boyun kanserlerinin habercisi olarak karşımıza çıkıyor" diye belirtti. "Hedef sadece tümörü yok etmek değil, fonksiyonları korumak" Hastanın detaylı kulak, burun ve boğaz muayenesiyle birlikte çeşitli tanı yöntemlerine de başvurduklarını söyleyen Baklacı, "Öncelikle hasta bize başvurduğunda genel bir detaylı kulak burun boğaz muayenesi yapılıyor hastaya. Onun dışında göremediğimiz belli alanlar var; burun, geniz, yutak, gırtlak gibi alanları. Bunları daha çok endoskopik görüntüleme yöntemleriyle görmeye çalışıyoruz. Tanı şüpheli lezyondan biyopsi ile konuluyor. Biyopsi olmazsa olmazımız. Bunlar genelde lokal anestezi altında hastayı genelde uyutmaya gerek kalmadan aldığımız biyopsiler. Ancak derin alanlardaki biyopsilerde mutlaka hastaları uyutuyoruz ve derin bir muayene yapıyoruz. Onun dışında görüntülemeden faydalanıyoruz; ultrason, tomografi, MR, PET BT gibi görüntüleme tetkiklerinden de hastalığın evresini veya yaygınlığını tespit edebiliyoruz. Baş boyun kanserlerinde temel hedef aslında tamamen hastalığın yok edilmesi değil. Hastalığın tedavisinin yanı sıra fonksiyonların korunması da önemli. Ne gibi fonksiyonlar? Yeme yutma, solunum, konuşma gibi veya hastanın sosyal çevresiyle ilişkisini sağlayabileceği fonksiyonların korunması esas" şeklinde konuştu. "Merkezimiz, baş boyun kanseri hastalarının en yoğun tedavi edildiği merkezlerden birisi" Baş ve boyun kanserlerinde şikayetlerin "nasılsa geçer" diye geçiştirilmemesi gerektiğinin altını çizen Dr. Baklacı, şöyle devam etti: "Şimdi baş boyun kanseriyle gelen bir hastada öncelikle dediğim gibi temel muayeneler, endoskopik görüntülemeler ve diğer görüntüleme tetkikleri altında hastalığın yaygınlığı, evresi belirleniyor. Bu aşamadan sonra aslında kişiye özel tedavi, hastalığın evresi, hastanın yaşı, genel durumuna göre tedavi modalitelerinden biri veya birkaçı seçiliyor. Bunlar arasında cerrahi, radyoterapi, kemoterapi, bazı immünmodülatör ajanlar veya immünoterapi ajanları, hedefe yönelik tedaviler tedavi seçenekleri arasında. Bunu hastalığın evresi ve dediğim gibi hastanın genel durumu belirliyor. Merkezimizde bu açıdan bütün teknolojik altyapı veya diğer modaliteler açısından uzman ekip bulunmakta. Merkezimiz bu bölgedeki baş boyun kanseri hastalarının en yoğun tedavi edildiği merkezlerden bir tanesi. En büyük farkımız ise ’Tümör Konseyi’ uygulamamızdır." "Şikayetleriniz 3 haftayı aşıyorsa vakit kaybetmeyin" Bartın, Karabük, Bolu, Düzce gibi çevre illerdeki meslektaşlarla da iletişim halinde olmayı istediklerini ve hedeflediklerini belirten Deniz Baklacı, "Bu açıdan sadece kendi hastalarımız değil, bölgedeki meslektaşlarımızla da iletişim içinde olmayı istiyoruz ve bunu hedefliyoruz. Baş boyun kanserli hastaların yönetilmesi, yönlendirilmesi veya tedavinin meslektaşlarımıza bilgilendirilmesi anlamında çaba sarf ediyoruz. Baş boyun kanserli hastalarımızda aslında en önemli üzerinde durmamız gereken konu mevcut şikayetlerin ’nasılsa geçer’ tarzında geçiştirilmemesi. Eğer üç haftayı geçen bir ses kısıklığı, boyunda şişlik, ağızda geçmeyen yara, yutma güçlüğü gibi şikayetler varsa bir uzmanın değerlendirilmesi oldukça önemli. Diğer açıdan baş boyun kanserleri önlenebilir kanserler. Sigara, tütün ürünlerinin kullanımının azaltılması, alkol tüketiminin azaltılması oldukça önemli. Ağız içi hijyenine dikkat edilmesi ve güneş ışınlarından korunması yine baş boyun kanserlerini önleyici faktörler olarak söyleyebiliriz." Baklacı, her Çarşamba günü ücretsiz olarak Baş-Boyun Kanseri Polikliniği hizmeti verdiklerine dikkat çekti. Baklacı, hastaların randevu alarak gelebileceğini randevu alamayanların ise doğrudan polikliniğe başvurabileceğini sözlerine ekledi.
Kütahya Tavşanlı’da en çok kitap okuyanlar ödüllendirildi Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde, 62. Kütüphane Haftası çerçevesinde düzenlenen törenle, yıl boyunca kütüphaneden en fazla yararlanan ve en çok kitap okuyan kitapseverler ödüllerine kavuştu. Tavşanlı Kaymakamlığı toplantı salonunda gerçekleştirilen etkinlik, Tavşanlı İlçe Halk Kütüphanesi tarafından "İyileştiren Kütüphaneler" temasıyla organize edildi. Törene ilçe protokolü, ödül alan okurlar ve çok sayıda davetli katıldı. Törende konuşan Tavşanlı Kaymakamı Ömer Faruk Özdemir, okuma alışkanlığının sadece akademik başarı değil, ahlaki bir olgunluk için de şart olduğunu vurguladı. Dünyadaki güncel olaylara ve savaşlara atıfta bulunan Kaymakam Özdemir, bilginin kötüye kullanımının olumsuzluklarına dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: "Bilgi tek başına yeterli değildir. Bir bomba ile kız öğrencileri öldürenleri görüyoruz. Geçmişte atom bombası yaparak binlerce kişiyi katledenler de oldu. Medeniyet olarak dünyaya adaleti ve doğruyu göstermek için okumamız lazım. Ahlaki değerleri asla bir kenara bırakamayız. Bilgi, adalete ve vicdana hizmet etmelidir." Tavşanlı Kütüphane Müdürü Ülkü Bektaş ise kütüphanelerin ruhu besleyen mekanlar olduğunu ifade etti. Bektaş, kütüphane bünyesinde 42 bin 945 kitabın bulunduğunu ve bebekten 65 yaş üstüne kadar toplam 16 bin 741 üyeye ulaştıklarını belirtti. Paylaşılan verilere göre, dönem içerisinde kütüphaneden ödünç alınan kitap sayısı 21 bin 368 olarak kayıtlara geçti. 28 Mart 2025 ile 30 Mart 2026 tarihleri arasında, kendi kategorilerinde en çok kitap okuyarak dereceye giren isimlere protokol üyeleri tarafından hediyeleri takdim edildi. Tavşanlı’nın "En Çok Okuyan" isimleri ise: Bebek Kategorisi: Oğuz Mete Elevli, Okul Öncesi: Huzeyfe Kerem Genç, İlkokul: Zeynep Eylül Elevli, Ortaokul: Sümeyye Çağlı, Yetişkin: İdris Baş, 65 Yaş Üstü: Muhittin Karaduman, Lise kategorisinde birinci olan Muhammet Can Karakuzu’nun mazereti nedeniyle katılamadığı tören, çekilen hatıra fotoğrafıyla sona erdi.