EĞİTİM - 22 Ekim 2025 Çarşamba 11:03

BUÜ’de geleceğin mesleki eğitimi görüşüldü

A
A
A
BUÜ’de geleceğin mesleki eğitimi görüşüldü

Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ), kuruluşunun 50. yılında geleceğin mesleki eğitim yöntemlerinin ele alındığı 13. Uluslararası Meslek Yüksekokulları Sempozyumu’na (UMYOS) ev sahipliği yaptı.


BUÜ Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu tarafından düzenlenen ve 13-17 Ekim tarihleri arasında Mete Cengiz Kültür Merkezinde gerçekleştirilen sempozyum, akademisyenler ve sektör temsilcilerinden yoğun ilgi gördü. Sempozyum da toplam 185 bildiri ve 40 poster sunumu, 4 atölye çalışması ve geleceğin meslekleri ve yeşil işlerin mesleki eğitime adaptasyonu ile ilgili çalıştay gerçekleştirildi. 6 farklı ülkeden katılım sağlanan sempozyum da aynı zamanda milli eğitime bağlı Sektörel Mükemmeliyet Merkezleri de katılım sağladı.


"Uygulamaya dönük öğrenci sayısı en yüksek üniversiteyiz"


Sempozyumun açılışında konuşan BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, MYO’ların stratejik önemine dikkat çekti. BUÜ’nün uygulamalı eğitimdeki konumunu vurgulayan Prof. Dr. Yılmaz, " Meslek Yüksekokullarındaki öğrenci sayımız yaklaşık 19-20 bin civarında. Bu yönüyle Türkiye’de uygulamaya dönük öğrenci sayısı en yüksek üniversite konumundayız. Güçlü bir tecrübeye sahibiz ve bu tecrübeyi Bursa gibi sanayisi ve ekonomisi son derece güçlü bir şehirde, ekonominin istihdamına dinamik bir etkileşimle katkı vererek sürdürüyoruz" dedi. Rektör Yılmaz, meslek yüksekokullarının sektörün dinamik ihtiyaçlarına hızla cevap verdiğini ve Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından bu alana yönelik özel bir gayretin bulunduğunu belirtti.


"Fikirleri işe çeviren bir kuşağın öncüsüyüz"


BUÜ Teknik Bilimler MYO Müdürü Prof. Dr. Mehmet Karahan ise yapay zekadan dijitalleşmeye, sürdürülebilir üretimden yeşil ekonomiye kadar her alanda büyük bir dönüşüm yaşandığını vurguladı. Prof. Dr. Karahan, "Bundan on yıl önce adını bile duymadığımız meslekler bir anda popüler oldu. Aynı zamanda on yıl sonra da bazı mesleklerin yok olacağını ve daha farklı mesleklerin doğacağını öngörüyoruz; ama bir tek şeyin aynı kalacağını düşünüyoruz: Öğrenme, üretme ve sektörle uyum bağlantısı. Biz meslek yüksekokulları olarak tam da bu noktada duruyoruz. Pratiği teoriye dönüştüren, fikirleri işe çeviren bir kuşağın öncüsüyüz" dedi.


"MYO’lar sanayinin ağırlıklı olduğu yerlerde olmalı"


Sempozyumun mesleki eğitim, uygulama ve politika konularının görüşüldüğü uluslararası faydalı bir platform olduğunu belirten UMYOS Danışma Kurulu Başkanı Prof. Dr. Recep Hayri Eren, MYO’ların konumu hakkında değerlendirmelerde bulundu. Prof. Dr. Eren, "Meslek yüksekokulları mutlaka sanayi sektörlerinin ağırlıklı olduğu kesimlerde olmalıdır. Açılacak MYO’lar tematik olarak o bölgenin sanayi ağırlığına bağlı olmalı ve kasaba benzeri küçük yerleşim alanlarında kesinlikle açılmamalıdır. Bu tür yerlerde öğrenciler mesleki ve sosyal gelişimlerini sağlayamazlar" dedi. Eren, öğrencilerin başarılı bir kariyere sahip olması için MYO yönetiminde sanayi temsilcilerinin yer alması ve son sömestrde uygulama alanlarına geçilmesi gibi pratik önerilerde bulundu.


Sempozyum, alanında uzman konukların sunumları ve soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.



BUÜ’de geleceğin mesleki eğitimi görüşüldü

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Atıklar oyuncağa dönüşüyor Mersin Büyükşehir Belediyesi ile Mersinden Kadın Kooperatifi iş birliğinde yürütülen ‘Evimiz Atölye’ projesi, çevre duyarlılığı ile kadın emeğini bir araya getirerek dikkat çeken bir dönüşüm hikayesi oluşturuyor. Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı Gönüllüler Şube Müdürlüğü koordinasyonunda sürdürülen projede, tekstil sektöründe atık olarak değerlendirilen malzemeler geri dönüşüm sürecinden geçirilerek yeniden ekonomiye kazandırılıyor. Kadınların üretim gücüyle şekillenen bu süreç, hem doğal kaynakların korunmasına katkı sağlıyor hem de kadınların sosyal ve ekonomik hayatta daha aktif rol almasına imkan tanıyor. Mersinden Kadın Kooperatifi Tekstil Şube Müdürü Gülten Çavuş, projenin yaklaşık 5 yıldır sürdürülen ‘Evimiz Atölye’ çalışmalarıyla temellendiğini belirterek, başlangıçta firmalardan piyasaya sürülmeyen çorapların toplanarak geri dönüşüme kazandırıldığını söyledi. Süreç içerisinde tekstil atıklarından elyaf üretimi fikrinin ortaya çıktığını ifade eden Çavuş, "Çünkü çok fazla atık değerlendirilmeden çöpe gidiyordu" dedi. Çukurova Kalkınma Ajansına sunulan projenin kabul edilmesiyle üretimin hız kazandığını kaydeden Çavuş, "Gelen atığa göre günde ortalama 200 kilogram elyaf üretebiliyoruz. Makinelerimizi kurmamızın üzerinden yaklaşık 1,5 ay geçti. İlk etapta deneme yanılma sürecimiz oldu. Hangi malzemeden daha iyi elyaf elde edileceğini bu süreçte öğrendik. Elyaf üretimine uygun olmayan atıkları ise minder yapımında değerlendiriyoruz" diye konuştu. Projenin yalnızca çevresel değil, sosyal ve ekonomik faydalar da sağladığını vurgulayan Çavuş, kadın emeğinin daha görünür hale gelmesiyle birlikte katılımcıların kazançlarının artacağını belirtti. Proje kapsamında verilen eğitimlerle katılımcılara çevre dostu yaşam alışkanlıkları da kazandırılıyor. Su tasarrufu ve sürdürülebilir yaşam bilincinin yaygınlaştırılmasının hedeflendiğini ifade eden Çavuş, atıkların yeniden değerlendirilmesinin özellikle yeni nesiller açısından önemli bir farkındalık oluşturduğunu dile getirdi. Çavuş, "Amacımız hem su tasarrufu sağlamak hem çevre kirliliğini önlemek hem de ekonomiye katkı sunmak. Katılımcılara tasarruflu su kullanımı ve çevre dostu yaşam konusunda eğitimler veriyoruz. Bu proje, atıkların dönüşümle yeniden ekonomiye kazandırılmasını anlatmak açısından yeni nesil için büyük bir destek" ifadelerini kullandı.
Bursa Eşrefoğlu Rumi vefatının 557. yılında yad edildi İznikli mutasavvıf Eşrefoğlu Abdullah Rumi İznik’teki kabri başında yad edildi. Program, Eşrefzade Camii bahçesinde sela okunması ve Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Eşrefoğlu Rumi’nin 14’üncü kuşaktan torunu Safiyüddin Erhan "Bazı kişiler, evliyaların kabrinde ’ne buluyorsunuz diye’ bizleri tenkit ediyor. Biz büyüklerin kabirlerinde türbelerinde Allah’a halimizi arz ediyoruz. Onlardan feyz alıyoruz. Büyüklerin kılıcı kabre girdikten sonra daha keskin oluyor. Onun için biz Allah’a olan halimizi arz etmek için onun sevgililerini vesile kılıyoruz. Bugün Çin’de yaşayan Kadiriler Türkiye’ye, Bursa’ya, İznik’e gelip Eşrefzade Abdullah Rumi, Abdülkâdir Geylânî’nin izlerini sürüyor, onların türbelerini arıyor" dedi. Her dönemde insanları ilahi aşka kavuşturan Eşrefoğlu Abdullah Rumi gibi zâtların mevcut olduğuna dikkat çeken Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tasavvuf Ana Bilim Dalı üyesi Prof. Dr. Mustafa Kara, "Buraya gelen davetliler, 6 asır önce onun beyitleriyle sözleriyle buraya çağrıldılar. Onlar Allah dostları aşkı, yaradanı anlattılar. Onun için burada olanlar özel davete icabet edenlerdir" dedi. İznik Kaymakamı Arif Karaman konuşmasında etkinliğin önemine dikkat çekerken her yıl geleneksel olarak gerçekleşmesinde emeği geçen İznik Belediyesi’ne teşekkür etti. İznik Belediye Başkan Vekili Zeliha Peşte gerçekleştirdiği konuşmasında, "2015 yılından bu yana devam eden anma programlarımızda bizleri yalnız bırakmayan herkese teşekkür ediyorum. Niyet edip buraya gelen herkes, isimlerinin önünde ne unvan olursa olsun buraya gelerek bu güzel ortamın bereketinden nasiplenmek istiyoruz" diye belirtti. Programda ayrıca İznik Belediyesi tarafından günün anlam ve önemine binaen hazırlanan köfteli çorba katılanlara ikram edildi. Programa İznik Kaymakamı Arif Karaman, Belediye Başkan Vekili Zeliha Peşte, Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Kara, Eşrefoğlu Rumi’nin 14’üncü kuşaktan torunu Safiyüddin Erhan, belediye başkan yardımcıları, kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve çok sayıda misafir katıldı.