POLİTİKA - 28 Aralık 2024 Cumartesi 15:26

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan sosyal konut müjdesi

A
A
A

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2025 yaz aylarında sosyal konut seferberliği başlatacaklarını belirterek, "Deprem bölgelerindeki inşaat faaliyetlerinin önemli oranda biteceği yaz aylarında ülkemizde bir sosyal konut seferberliği başlatmayı planlıyoruz. Sabit ücretli vatandaşlarımızın satın alabileceği fiyatlarla 1+1 konutlar üreteceğiz. Böylece konut ve kira fiyatlarında oluşan balon kendiliğinden sönmeye başlayacaktır" dedi.

2025 yılında enflasyon hedefini tutturacaklarını, faizin düşeceğini de ifade eden Erdoğan, "Faizi kesinlikle indirmeye başlayacağız. 2025 bunun işaret yılı olacaktır. Faiz inecek ki enflasyon da insin. Ben vatandaşlarımızdan fahiş fiyatlı ürün satanları boykot etmelerini istiyorum. Doğalgaz ve elektrikte de ihtiyaç duyanlara daha fazla destek sağlayacağız. Asgari ücret enflasyon hedefinden yüksek olmasına rağmen bizim de içimize sinen, emekçinin alın terinin tam karşılığı tutar değil. Bu rakam istihdam enflasyon ve gelir arasındaki dengeyi gözeten bir rakamdır" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan partisinin 8. olağan kongresinde Bursa Tofaş Spor Salonu’nda coşkulu kalabalığa seslendi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan sosyal konut müjdesi

"Küsenin kapısını biz gidip çalacağız"

AK Parti’nin kuruluşundan itibaren sadece bir erdemliler hareketi olarak değil aynı zamanda bir vefa çınarı olarak da temayüz ettiğinin altını çizen Erdoğan, "Bugüne kadar emektarlarımızın tecrübesini gençlerimizin dinamizmi ile birleştirip siyasi mücadelemizi yürüttük. Görev alsın veya almasın bu çatı altında beraber yol yürüdüğümüz aynı ideallere inandığımız aynı büyük hayallerin peşinden koştuğumuz tüm kardeşlerimizi, yol ve dava arkadaşlarımız olarak gördük. Önümüzdeki dönemde de bu çizgimizi koruyacağız. Saflarımızı daha da sıklaştıracağız. Kırgınlıkları göz ardı etmeyeceğiz. Kalpleri tamir etmeye bakacağız. Her ne sebeple olursa olsun teşkilatlarımızdan ayağı kesilenler varsa onları mutlaka bulacak parti çalışmalarımıza yeniden dahil edeceğiz. Şu noktaya özellikle dikkat etmenizi istiyorum. Yeni isimlerle kadrolarımızı güçlendirirken, yokluk zamanlarında partimiz için elbisesi tozlanmış, ayakkabısı çamurlanmış sırf bu kutlu davaya inandığı için varını yoğunu seferber etmiş, Ömer’leri, Ayşe’leri hiç bir zaman ihmal etmeyeceğiz. Bu partiyi ayakta tutanlar işte o samimiyet timsalleridir. Bu partiyi bugünlere taşıyanlar işte o fedakarlık abideleridir. Gelmeyene biz gideceğiz. Aramayanı biz arayacağız. Küsenin kapısını biz gidip çalacağız. Yorulanı biz yüreklendireceğiz. Yani partimizi Bursa’dan her alanda hak ettiği yere taşımak için ne gerekiyorsa hep beraber biz yapacağız. Burada Roman vatandaşlarımızın şu anlamlı sözünü sizlere hatırlatmak isterim. Evde oturan ölür diyor Roman kardeşlerimiz. Merhum Neşet Ertaş da aşk ile çalışan yorulmaz. ’Ne zaman öldüysem işte o zaman yoruldun’ diyor. Bizim de Bursa ve diğer illerde yapmamız gereken işte budur. Evde veya il ilçe binasında oturmayacak sürekli sahada olacağız. Sokakta, çarşıda, pazarda insanlarımızın arasında olacağız. Bursa teşkilatımızla birlikte kongrelerimizi yaptığımız diğer tüm illerdeki arkadaşlarımızdan bu hassasiyetle çalışmalarını bekliyorum. Gayretler, samimi çabalar için her birinize teşekkür ediyorum" diye konuştu.

Korona virüsün ardından Rusya - Ukrayna savaşı ile birlikte belirsizliklerin daha da arttığını kaydeden Erdoğan, "Tüm dünya gibi Türkiye olarak biz de bu olumsuzlukları hissettik. Önce döviz kuru ile sonra enflasyon ile başlayan hayat pahalılığı Bursa’yı da etkiledi. İşçi, memur, emekli, çiftçi gibi sabit gelirli vatandaşlarımız bu sıkıntılarla daha çok karşılaştılar. Şu hususun bilinmesini özellikle isterim. Gerek şahsen gerek iktidar gerek AK Parti ve Cumhur ittifakı olarak hiç bir insanımızın serzenişine kulaklarımızı tıkamıyoruz. Yaşanan her sıkıntının her zorluğun farkındayız. Evine ekmek götürmeye çalışan işçimizin de saçlarını ülkemize hizmet uğrunda ağartmış emeklimizin de yazın güneşine kışın ayazına aldırmadan toprağı işleyen çiftçimizin de yatırım yapıp başkalarına ekmek kapısı olan sanayicimizin de her sabah dükkanını Bismillah diyerek açan esnafımızın da, velhasıl hangi işi yaparsa yapsın 85 milyon vatandaşımızın her ferdinin derdi, talebi,. beklentisi sorunlarını çok iyi biliyoruz" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan sosyal konut müjdesi

"Fahiş fiyatla satanları boykot edin"

Erdoğan, AK Parti siyasetinin hizmet ve eser siyaseti olduğunu belirterek, "Bizim siyasetimiz millete karşı dürüst şeffaf olma siyasetidir. Biz de tüm meşakkate rağmen sadece bunu yapmaya çalışıyoruz. Türkiye ve Türk milletine borcumuzu layıkıyla ödemenin derdindeyiz. Partimize ittifakımıza ve iktidarımıza güvenen bu aziz millete hayal kırıklığı yaşatmak istemiyoruz. Günübirlik hesaplar, ülkemizin yakın geçmişinde bu millete çok vakit ve nakit kaybettirdi. Kim ne veriyorsa benden 5 fazlası anlayışı geçmişte Türkiye’ye çok ağır bedeller ödettirdi. Sırf günü kurtarmak için verilen ancak sonra unutulan sözler hem bu ülkeye hem de siyaset kurumuna çok büyük zararlar verdi. Benden sonrası tufan diyenler geride telafisi yıllar sürecek enkaz bıraktılar. Hesap kitap yapmadan bol keseden vaat dağıtanlar arkalarında tamiri imkansız hasarlar bıraktılar. AK Parti olarak bu ucuz siyaseti 2002’den beri elimizin tersiyle ittik. Kendimiz bedel ödesek dahi millete ve ülkeye bedel ödettirmeyeceğiz dedik. Her şartta Türkiye için en iyisini yapacağız zor da olsa en doğru kararı alacağız dedik. Hamdolsun bu duruşumuzdan da şimdiye kadar taviz vermedik. Siyaset kurumuna güveni yeniden biz tesis ettik. Türkiye’nin asırlık sorunlarına çözüm yollarını biz geliştirdik. Ülkeyi küresel şoklara dirençli hale biz getirdik. Ulaştırmada konutta enerjide tarımda çalışma hayatında savunma sanayinde Türkiye tarihinin en büyük şahlanışını bizimle yaşadı. 22 yıl önce hayal dahi edilemeyen büyük dönüşümleri büyük reformları ülkemizde biz gerçekleştirdik. Artık dünyada sözünün ağırlığı olan itibarı artan ay yıldızlı bayrağı başta komşuları olmak üzere tüm dünya için güven veren bir Türkiye var. Tüm bu söylediklerimi ve çok daha fazlasını hep yere sağlam basarak adımlarımızı sağlam atarak yaptık. Bugün de aynı prensipler çerçevesinde hareket ediyoruz. Şahsi çıkarlarımızı değil sadece 85 milyon vatandaşıyla tüm Türkiye’nin menfaatini düşünüyoruz. Açık yüreklilikle dile getirdim. Ekonomi programımızın temel gayesi sabit gelirliler başta olmak üzere milletimizin kur ve enflasyon sebebiyle refah kaybını en kısa sürede telafi etmektir. Hayat pahalılığı mazereti olarak kullanılan hususları ortadan kaldırmamız gerekiyor. Uyguladığımız programın önceliği enflasyonu düşürmektir. Dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de enflasyon adeta tüm kötülüklerin anası konumundadır. Aç gözlü fırsatçıların ne enflasyon ne kurla ne faizle izah edilmeyecek keyfi fiyatlandırma alışkanlıkları elbette bizim işimizi kolaylaştırmıyor zorlaştırıyor. Serbest piyasa ekonomisini başı bozukluk olarak algılayan ve bunu alabildiğine istismar eden bir kesim var. Bunların da üstesinden geleceğiz. Esasen bu konuda en etkili yöntem milletimizin fahiş fiyat artışı yapan ürün ve hizmetleri boykot etmeleridir. Satılmayan ürünün kullanılmayan hizmetin alıcısı olmaz. Gelişmiş bazı ülkelerdeki tüketiciler bunu bilinçli yaparak hükümetlerine yardımcı oluyor. Bizde de bu kültür gelişecek ve oturacaktır. Devletin ilgili kurumları bir taraftan tüketici diğer taraftan çift kanatlı mücadele ile inşallah tamahkarlık meselesini hal yoluna koyacağız. Şunu söylemek zorundayız hem enflasyon artışında hem de onu aşan hayat pahalılığı artışında konut ve kira fiyatları çok önemli rol oynuyor. 2024 yılında bu unsurların enflasyona etkisini gördük"

Sosyal konut müjdesi, faizlerin ineceği sinyali verdi

2025 yılı için sosyal konut müjdesini de açıklayan Erdoğan, "Deprem bölgelerindeki inşaat faaliyetlerinin önemli oranda biteceği yaz aylarında ülkemizde bir sosyal konut seferberliği başlatmayı planlıyoruz. Sabit ücretli vatandaşlarımızın satın alabileceği fiyatlarla 1-1 gibi. Bunlarla inşallah sabit gelirli vatandaşlarımızı da konut sahibi yapmanın adımlarını atacağız. Bilhassa yeni yuva kuran gençlerimize bunları tahsis edeceğiz. Böylece konut ve kira fiyatlarında oluşan balon kendiliğinden sönmeye başlayacaktır. Doğalgaz ve elektrikte vatandaşlarımıza sağladığımız destekleri de en fazla ihtiyaç duyanların daha fazla yararlanacağı adil bir modelle yeniden ele alacağız. Akaryakıt fiyatlarının da enflasyonun hedeflerimizi bozmayacak seviyede kalmasına özen göstereceğiz. Lüks ürünler dışında temel ihtiyaç maddelerinin en uygun ulaştırılması için yeni mekanizmalar kuracağız. Para politikası yanı sıra diğer araçları devreye alarak inşallah enflasyonu olması gereken seviyeye indireceğiz. Faizi kesinlikle indirmeye başlayacağız. 2025 bunun işaret yılı olacaktır. Faiz inecek ki enflasyon da insin. Bu adımı atacağız. Bu bizim artık olmazsa olmazımız. Hiç şüphesiz son günlerin en çok tartışılan konusu. 22 bin 104 lira olarak belirlenen asgari ücret rakamıdır. Hemen birileri çatladı, patladı. Kusura bakmasınlar çatlasanız da patlasanız da biz atacağımız adımları hesaplayarak kitabını yazarak atarız. Yüzde 30 artış merkez bankamızın 2025 yılı enflasyon hedefinden yüksek olmasına rağmen açık konuşmak gerekirse bu bizim de içimize sinen, emekçimizin alın terinin tam karşılığı olan tutar değildir ama rakam ortada. Görünen o ki bu hesap yerine oturdu. Bu istihdam enflasyon ve gelir arasında dengeyi gözeten bir rakamdır. Biliyorsunuz asgari ücret çalışana verilecek rakamın en alt seviyesini ifade eden meblağdır. İşveren daha fazla vermek istiyorsa versin. Onların önünü kesen yok. Siz niye bu kadar veriyorsun demiyoruz. Biz tabanı belirliyoruz, daha fazla verebilirsin. Elini tutan yok, cebine müdahale eden yok. Gelişmiş ülkelerde saat ücreti şeklinde belirlenen rakam Türkiye’de aylık maaş olarak uygulanıyor. Büyükşehirde yaşayan kardeşlerimizin çoğu asgari ücret üzerinde çalışıyor. Şu anda 50-60 bin asgari ücret alan işçiler var. Bunlara müdahale edilmiyor. Çalışanlarımız yol, yemek ve sair isimler altındaki ödemelerle fiilen çok daha yüksek ücret alıyor. Biz tüm hesaplarımızı asgari ücret alan bir kişinin rahatça hayatını idame ettirmesi için yapıyoruz. İstihdamda bir kayıp ve gerileme yaşanmasını arzu etmiyoruz. Türkiye’nin rekabet gücünün korunması gerekiyor. Rekabet gücünde bir azalmanın istihdam kaybının faturasını sadece işçi işveren değil millet olarak hepimiz öderiz. Asgari ücret meselesinin bu gerçekler ışığında değerlendirilmesinin hakkaniyete uygun olacağına inanıyorum" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan sosyal konut müjdesi

"Enflasyon saparsa asgari ücrete düzenleme yaparız"

Türkiye ve dünyada olağanüstü gelişme olmazsa 2025 hedefini tutacağını ifade eden Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: "Hazirandan beri istikrarlı düşüyor. Bu düşüş 2025 yılında daha da hızlanacak. Şayet enflasyon oranında çok ciddi bir sapma olursa, tabii ki biz de buna kayıtsız kalmaz gerekli değerlendirmeleri yaparız. İnancımız o dur ki buna gerek kalmayacaktır. Biz enflasyonu daha da düşürerek sadece asgari ücretlileri değil milletimizin tamamını rahatlatacak şekilde alım gücünü arttırmayı refah seviyesini fiyatları stabil tutarak yükseltmek istiyoruz. Özellikle son birkaç yılda ekonomik programımızı ve küresel rekabet gücümüzü riske atma pahasına asgari ücrette tarihimizin en yüksek artışına gittik. Asgari ücret 2023 Temmuz Aralık döneminde 11 bin 402 lira idi. 438 dolara tekabül ediyordu. 2024 ocakta 17 bin 2 lira yani o günkü kurla 575 dolar oldu. 2025 yılı için 22 bin 104 liraya döviz bazında 629 dolara yükseldi. Asgari ücreti Asya ülkelerinin tamamından yukarıya çıkarmamıza Avrupa seviyesine yaklaştırmamıza rağmen arzu ettiğimiz sonuca varamadık. Bunun temel sebebi ise yüksek enflasyon ve onu da aşan fırsatçılık ve fahiş fiyat artışıdır. Enflasyonu dizginledikten sonra bazı şeylere daha rahat konuşma ve çözüme kavuşturacağız. Milletimizden sabır metanet ve ekonomi programımıza güçlü destek istememizin sebebi budur. Son yıllardaki sıkıntılarımızı tarihe gömeceğiz. Eskiler tarlada izi olmayanın harmanda yüzü olmaz der. Biz bugün bu fedakarlıkları yapacağız ki önümüzdeki yıllarda rahata kavuşalım. Bu ülkenin cumhurbaşkanı ve ak parti lideri olarak milletime güveniyorum. Bursa’mıza ve teşkilatımıza güveniyorum."

Abdullah Çibir - Abdullah Bozkurt

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Bozbey: "Bunlar bizi asla yıldıramaz, yıldırması da mümkün değildir" Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, kendisine yönelik fiziki saldırı girişimiyle ilgili, "Kişisel bir saldırıyla karşı karşıya kaldık. Bunlar bizi asla yıldıramaz, asla yıldırması da mümkün değildir" dedi. Bursa’da vatandaşların talep ve önerilerini dinlemek, sorunları yerinde tespit edip hızlı çözümler üretmek amacıyla başlatılan ‘Başkan Bozbey Burada’ projesinin, son durağı Yıldırım ilçesi oldu. Büyükşehir Belediyesi’nin tüm yönetim kadrosu ile birlikte ilçeye çıkarma yapan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, gün boyunca toplumun tüm kesimleriyle bir araya geldi. İlerleyen saatlerde Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Bozbey ile görüşmek istediği öne sürülen kişi, saldırı girişiminde bulundu. Yumrukla başkana saldırmak isteyen kişi, polis ve zabıta ekipleri tarafından etkisiz hale getirildi. Yumrukla saldırmak isteyen kişi gözaltına alındı. Saldırı sonrası mahalleden ayrılmayan Bozbey, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Saldırı girişiminde bulunan şahsı tanıdıklarını kaydeden Bozbey, "Bugün Başkan Bozbey Burada projesi kapsamında Değirmenönü semt pazarında hep beraber güzel güne güzel başladık. Sabahtan kaymakamımızı ziyaret ettim. Yine bu bölgede yapılacak olan işlerimizi, hizmetlerimizi kaymakamımızla paylaştık. Ardından Yıldırım Belediye Başkanımızı ziyaret ettim. Onunla yine Yıldırım’ın durumunu, gelecekle ilgili projelerimizi paylaştık. Ardından muhtarlarımızla bir araya geldik ve muhtarlarımızın sorunlarını, eleştirilerini, önerilerini aldık. Sonrasında da yani sizlerle buluşmaya geldik. Burada da günü sizlerle paylaşırken maalesef menfur bir saldırıyla karşı karşıya kaldık. İlçe başkanımızla birlikte aynen bulunduğumuz ortamda sizlere, hemşehrilerimize hitap ederken, hemşehrilerimizle hem geçmişi hem geleceği paylaşırken, özellikle bölgemizde yaptığımız hizmetleri paylaşırken menfur bir saldırı, kişisel bir saldırıyla karşı karşıya kaldık. Bunlar bizi asla yıldıramaz, asla yıldırması da mümkün değildir. Özellikle şunu söylemek istiyorum muhtarımız, hemşehrilerimiz çok üzüldü, farkındayım. Gerçekten hepsinin farkındayım. Ben de üzülüyorum. Ancak şunu hemşehrilerimiz bilsin ki bu bölge insanı da Bursalının her biri de bizim için kıymetlidir, bizim için değerlidir. Bugün, hiçbir hemşehrimizin böyle bir hakarete, böyle bir olaya tanık olmasını asla istemem. Çünkü insanız, insan olan ve insanlık düşüncesi olan her bir kişi birbirine sarılır. Tartışabilir, varsa sıkıntısı onu dile getirebilir. Eleştirisi varsa eleştirisini dile getirebilir. Konuşabilir. Ancak fiziki müdahaleye gelince bu insanlık dışına çıkmak demektir. Biz asla, asla insanlık dışına çıkan kişileri asla tasvip etmiyoruz ve onların bir daha böyle bir duruma gelmesine de asla izin vermemeliyiz" dedi. "Bildiğimiz, tanıdığımız bir kimlik, daha önceki vukuatlarını da biliyoruz. Onun için bunları emniyetimizle paylaştık. İlgililerle görüştük" ifadelerini kullanan Bozbey, "İzniniz olursa yine bir hastane ziyaretimiz olacak. Bende bir şey yok ama yine de bir tetkik yapalım diyorlar. Çünkü darbeden kaynaklı sağ tarafta herhalde farkında değilim ama kaçarken mi oldu, bir şey mi oldu, o anda farkında değiliz. Bu sebepten kaynaklı izninizi isteyeceğim. Ancak şunu söyleyeyim. Bizi bu tür olayların yıldırması mümkün değil. Ben bu kentte 20 sene Nilüfer’de, iki seneye yakında burada, 22 sene sizlerle birlikte, sizlerin yanında, pazarda, çarşıda, kahvede sürekli beraber olduk. Beraber çok şey paylaştık. Ben hemşehrilerimin hizmetinde, hemşehrilerimin karşısında dik duran, onun sorunlarını hemşehrilerimle birlikte, onların sorunlarını kendine dert edinen ve çözüm konusunda proje üreten o anlayışta biriyim. Onun için bizi bu olayların yıldırması asla mümkün değil. Tam tersine bizi daha fazla hizmet etmeye, daha fazla işlerimizi, hizmetlerimizi vatandaşımıza götürmeye teşvik eder" diye konuştu. Basın açıklamasında CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, saldırıya uğrayan Bozbey’i yalnız bırakmadı.
Malatya İnönü Üniversitesi Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Merkezi törenle hizmete açıldı İnönü Üniversitesi Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Merkezi (İBTAM) Bayram Kızılaslan Araştırma Laboratuvarı Ek Binası, düzenlenen törenle hizmete açıldı. Açılış törenine Malatya Valisi Seddar Yavuz, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat, Turgut Özal Üniversitesi Rektörü Recep Bentli, İnönü Üniversitesi Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Süleyman Nihat Şad, Prof. Dr. Mehmet Sağlam ile Prof. Dr. Ali Özer, İnönü Üniversitesi önceki dönem rektörü Prof. Dr. Ahmet Kızılay, AK Parti Malatya İl Başkanı Ali Bakan, Genel Sekreter Abuzer Kalkan, Genel Sekreter Yardımcıları Ömer Çelik ile Yaşar Kalkan, İBTAM Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Ali Erdoğan, dekanlar, akademik ve idari personel ile çok sayıda davetli katıldı. Saygı duruşu İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Rektör Danışmanı Prof. Dr. İbrahim Türkmen, törene katılamayan hayırsever Bayram Kızılaslan’ın mesajını okudu. Mesajında Kızılaslan şu ifadelere yer verdi: "Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Merkezi bünyesinde tamamlanan İBTAM’ın araştırma laboratuvarının açılışında sizlerle birlikte olmayı çok isterdim ancak iş yoğunluğum ve hava muhalefeti nedeniyle aranızda bulunamadım. Bu vesileyle mazeretimi saygıyla arz ediyor, anlayışınıza sığınıyorum. Bilimsel üretimin gelişmesi, nitelikli insan kaynağı kadar bunu destekleyen modern altyapı araştırma imkanları ile mümkündür. Bu laboratuvarın araştırmacılarımıza, öğrencilerimize önemli katkılar sağlayacağına, üniversitemizin araştırma geliştirme kapasitesini daha da ileriye taşıyacağına yürekten inanıyorum. Bu kıymetli yatırımın hayata geçmesinde emeği olan, başta üniversite yönetimimiz olmak üzere tüm akademik idari kadroya, teknik ekiplere ve çalışanlara teşekkür ediyorum. Laboratuvarımızın üniversitemize, şehrimize ve ülkemize hayırlı olmasının, burada yapılacak çalışmaların değerli sonuçlar üretmesini diliyorum. Hepinizi saygı ve muhabbetlerimle selamlıyorum." Törende ilk olarak konuşan İnönü Üniversitesi önceki dönem Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kızılay, hayırsever Bayram Kızılaslan’ın mütevazı kişiliğine dikkat çekti. Kızılaslan’a teşekkür eden Kızılay, "Bugün açılışını yaptığımız bu yer sıradan bir öğrenci laboratuvarı değil; tümüyle ileri düzey bir araştırma laboratuvarıdır. Burası İnönü Üniversitesi Bilimsel Araştırma Merkezi’nin (İBTAM) bir devamı niteliğindedir. Bu kıymetli eseri üniversitemize, şehrimize ve bilim dünyasına kazandırdığı için kendisine şükranlarımı sunuyorum" dedi. "Tesisle bilimsel üretkenlik artacaktır" Rektör Akpolat, deprem sonrası Fen Edebiyat Fakültesinin araştırma bloklarının yıkılmasıyla yaşanan bilimsel altyapı kaybına değindi. Bu yeni tesisin üniversitenin "Araştırma Üniversitesi" olma hedefi için hayati önem taşıdığını söyleyerek konuşmasını şu şekilde sürdürdü: "Deprem bölgesinde umutlarımızın tükendiği anda Bayram Kızılaslan bizlere kapılarını açtı. Fen Edebiyat Fakültemizin 7 bloğunun yıkılmasıyla araştırma altyapımız yerle bir olmuştu. Bu 2 bin 400 metrekarelik modern binada fizik, kimya, biyoloji gibi temel bilim dallarından yaklaşık 50 öğretim üyemiz 14 laboratuvar ve 14 ofiste bilimsel üretkenliklerini artıracaklar. Bu tesis hocalarımızın deprem sonrası hissettikleri akademik mutsuzluğu tamamen giderecektir." Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er de üniversite-şehir entegrasyonuna vurgu yaparak belediye olarak bilimsel projelere tam destek verdiklerini belirtti. Malatya’nın yeniden inşa sürecine ilişkin bilgiler paylaşan Er, "Malatya hızla toparlanıyor. Önümüzdeki yaza yepyeni bir şehirle buluşacağız. Üniversitelerimiz bizim göz bebeğimizdir. Sadece öğrenci yetiştirmekle kalmamalı; şehirle ve sanayiyle entegre çalışarak kente katkı sunmalıdırlar. Belediye olarak üniversitelerimizle sürekli irtibat halindeyiz ve hocalarımızın Malatya’nın geleceği için hazırlayacağı her türlü projeye kapımız sonuna kadar açıktır" diye konuştu. "Bilimsel yapıyı güçlendirmek gerekiyor" Törenin kapanış konuşmasını yapan Malatya Valisi Seddar Yavuz ise bilimin ve teknolojinin önemine değindi. Malatya’nın deprem sonrası toparlanma hızında Türkiye’nin en başarılı şehirlerinden biri olduğunu belirten Yavuz, şu ifadeleri kullandı: "Hür, bağımsız ve onurlu yaşamak istiyorsanız dünyayla rekabet etmeniz, bunun için de bilimsel yapınızı güçlendirmeniz gerekir. Ar-Ge, inovasyon ve dijital çağa yatırım yapmalıyız; aksi takdirde sanayi devrimini kaçırmaktan daha feci bir duruma düşeriz. Malatya, deprem bölgeleri içerisinde en geriden gelip en öne geçen şehirdir. Artık Malatya markasını parlatmaya ve kendimize güvenmeye ihtiyacımız var. Bu vesileyle nezaketi ve zarafetiyle örnek olan hayırseverimiz Bayram Kızılaslan’a teşekkür ediyorum." Konuşmaların akabinde protokol üyeleri merkezin açılışını gerçekleştirdi.
Ankara Bakan Güler: "Hiçbir terör örgütünün bölgede kök salmasına müsaade etmeyeceğimizi bir kez daha hatırlatmak istiyorum" Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, "Biz samimi olarak bu sürecin başarılı olmasını arzu ediyoruz. Ancak bunun için PKK ve iltisaklı tüm gruplar fesih kararı kapsamında Suriye dahil, bulundukları tüm bölgelerde derhal tüm terör faaliyetlerine son vermeli ve koşulsuz olarak silahlarını teslim etmelidirler. Başta PKK/PYD/YPG/SDG olmak üzere hiçbir terör örgütünün bölgede kök salmasına müsaade etmeyeceğimizi bir kez daha hatırlatmak istiyorum" dedi. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Milli Savunma Bakanlığında düzenlenen "Madalya Tevcih, Başarılı Birlik ve Personelin Ödüllendirilmesi Töreni"ne katıldı. Törende Bakan Yaşar Güler’in beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel, Bakan Yardımcıları Alpaslan Kavaklıoğlu, Bilal Durdalı, Musa Heybet ve Salih Ayhan ile birliklerde görevli personel de yer aldı. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, törendeki konuşmasında, "Kahraman personelimizin ortaya koyduğu emeği, gösterdiği fedakârlığı ve sorumluluklarını başarıyla yerine getirmesini taltif ettiğimiz bu özel törende sizlerle birlikte bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bu vesileyle görevlerini üstün bir hizmet aşkı ve sorumluluk bilinciyle ifa eden tüm personelimizi ve birliklerimizi canıgönülden kutluyorum. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz büyük ve güçlü Türkiye vizyonunun güvenlik alanındaki en sağlam dayanağıdır. Bu vizyonumuz, yüksek teknolojiye odaklanan operasyonel kabiliyetleri gelişmiş ve her şart altında görevini eksiksiz yerine getiren güçlü, etkin ve caydırıcı bir orduya sahip olmayı esas almaktadır. Bakanlık olarak bu anlayışla ordumuzun imkan ve kabiliyetlerini artırmak için tüm gücümüzle çalışıyoruz. Çok şükür çabalarımızın neticelerini de sahada açıkça müşahede ediyoruz" dedi. Mehmetçiklerin gayretiyle terörün bitme noktasına geldiğini vurgulayan Bakan Güler, "Nitekim Kara Kuvvetlerimiz terörle mücadeleden sınır güvenliğine uzanan geniş bir görev alanında ortaya koyduğu emsalsiz mücadeleyle asil milletimizin huzur ve güvenliğinin teminatı olmaktadır. Deniz Kuvvetlerimiz; Mavi Vatanımızda, deniz yetki alanlarımızda ve açık denizlerde Türkiye’nin hak ve menfaatlerini kararlılıkla korumakta, uluslararası sularda dünya barışına müstesna katkılar sağlamaktadır. Hava Kuvvetlerimiz ise Gök Vatanımızın emniyetinin sağlanmasından terörle mücadele operasyonlarına ve insani yardım faaliyetlerine kadar üstlendiği pek çok vazifeyi üstün bir başarıyla yerine getirmektedir. Ayrıca kara, deniz ve hava unsurlarımızın müşterek harekât anlayışı içinde uyum ve koordinasyonla görev yapması da Türk ordusunun üstün niteliklerinin en bariz yansımasıdır. Şüphesiz ki ordumuzun bu caydırıcı gücü, en başta terör örgütleriyle mücadelede kendisini göstermiş, kahraman Mehmetçik emsalsiz gayretleriyle terörü bitirme noktasına getirmiştir" diye konuştu. "Samimi olarak bu sürecin başarılı olmasını arzu ediyoruz" PKK ve iltisaklı grupların fesih kararı kapsamında Suriye dahil bulundukları bölgelerde terör faaliyetlerini durdurmaları gerektiğini vurgulayan Bakan Güler, "Bunun sonucunda Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ‘Terörsüz Türkiye’ süreci başlatılmıştır. Biz samimi olarak bu sürecin başarılı olmasını arzu ediyoruz. Ancak bunun için PKK ve iltisaklı tüm gruplar fesih kararı kapsamında Suriye dahil, bulundukları tüm bölgelerde derhal tüm terör faaliyetlerine son vermeli ve koşulsuz olarak silahlarını teslim etmelidirler. Başta PKK/PYD/YPG/SDG olmak üzere hiçbir terör örgütünün bölgede kök salmasına müsaade etmeyeceğimizi bir kez daha hatırlatmak istiyorum. İcra ettiğimiz tüm faaliyetlerde büyük bir adanmışlıkla vazifelerini icra eden personelimizin tamamı, elbette ki her türlü takdire layıktır. Ancak aralarında temayüz ederek bugün ödül almaya hak kazanan silah ve mesai arkadaşlarımız da başarılarıyla Türk Silahlı Kuvvetlerimizin tamamını temsil etmektedirler. Kahraman ordumuz, sizler gibi personelimizin taşıdığı bu ulvi ruhla güçlüdür. Sizlerin yüksek aidiyet duygusu, adanmışlığı, disiplini ve başarıları ülkemizin bölgesel ve küresel ölçekteki etkinliğini ve itibarını da yükseltmektedir" şeklinde konuştu. Ödüle layık görülen komutanları tebrik eden Bakan Güler, "Özellikle belirtmeliyim ki ödüle layık görülen silah ve mesai arkadaşlarım, Silahlı Kuvvetlerimizin dünya orduları arasındaki mümtaz yerini daha da ileriye taşıyabilmek için meslek hayatları boyunca özverili çalışmalar yürütmüş, taşıdıkları sorumluluğun gereğini her daim yerine getirmişlerdir. Bu gayretleri nedeniyle; Şeref Madalyası ile taltif edilen Genelkurmay Başkanımız Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ile Hava Kuvvetler Komutanımız Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu’nu, Üstün Hizmet Madalyası ile taltif edilen; Kara Kuvvetleri Komutanımız Orgeneral Metin Tokel’i, Genelkurmay İkinci Başkanımız Orgeneral Levent Ergün’ü, Donanma Komutanımız Oramiral Kadir Yıldız’ı, 1’nci Ordu Komutanımız Orgeneral Bahtiyar Ersay’ı, Muharip Hava Kuvveti Komutanımız Orgeneral Rafet Dalkıran’ı yürekten tebrik ediyorum. Aynı şekilde Silahlı Kuvvetlerimizin başarı çıtasını daha yükseklere taşımak için büyük bir gayret ve özveriyle çalışarak madalya ve ödül almaya layık görülen personel ve birliklerimizi de bir kez daha kutluyorum" ifadelerini kullandı. "Sporcularımız da 2025 yılında bize sayısız mutluluklar yaşattılar" 2025 yılında askeriye içinden çıkan sporcuları tebrik eden Bakan Güler, "Bunların yanı sıra sporcularımız da 2025 yılında bize sayısız mutluluklar yaşattılar. Nitekim Spor Gücü Komutanlığımız; 14’üncü Uluslararası Askeri Sporlar Konseyi (CISM) Şampiyonası’nda toplamda 63 rekor kırmış, bu kapsamda takım olarak 231 kupa, ferdî olarak ise 1.402 madalya kazanmış ve büyük bir başarıya imza atmıştır. Atış Takımımız ise ulusal ve uluslararası müsabakalarda 1 dünya rekoru ve 17 Türkiye rekoru kırmış, takım olarak 33 Kupa ve ferdî olarak 137 madalya kazanarak Türkiye Şampiyonlukları elde etmiştir. Kick Boks Takımımız; Ulusal ve Uluslararası müsabakalarda ferdî olarak 150 madalya kazanmış, ayrıca Türkiye Şampiyonluğu elde etmiştir. Modern Pentatlon Takımımız; Ulusal ve Uluslararası müsabakalarda 5 Dünya rekoru kırarken, takım olarak 6 kupa ve ferdî olarak da 50 madalya ile Türkiye Şampiyonlukları, ayrıca Ordulararası Dünya Şampiyonluğu elde etmiştir. Aynı şekilde Güreş, Okçuluk ve Deniz Pentatlon Takımlarımız da Dünya Şampiyonlukları kazanmışlardır. Tüm bunların yanı sıra Paraşüt, Satranç, Triatlon, Tırmanma, Yüzme, Yelken, Kürek ve Yat Takımlarımız da çeşitli ulusal ve uluslararası müsabakalarda şampiyonluklar ve dereceler elde etmişlerdir" dedi. Milli Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin ‘Türkiye Yüzyılı’ hedefleri doğrultusunda çalışmaya devam edeceğini belirten Bakan Güler, şunları kaydetti: "Bugün ülkemizin güvenliği, asil milletimizin huzuru ve devletimizin bekası için güçlü, hazırlıklı ve her şartta görevini yerine getirebilen bir orduyu muhafaza etmek en temel sorumluluğumuzdur. Bu yüzden çalışmak hayatınızın ana felsefesi, sabır ve disiplin ise bu yolda asla vazgeçmeyeceğiniz iki meziyet olmalıdır. Aziz Atatürk bu durumu, ’Zafer, zafer benimdir diyebilenin, başarı; başarılı olacağım diye başlayanın ve başardım diyebilenindir’ sözleriyle veciz bir şekilde ifade etmiştir. Asıl olan elde edilen başarıyı koruyabilmek ve onu daha da ileriye taşıyacak iradeyi diri tutabilmektir. Unutulmamalıdır ki şanlı ordumuzun gücü sahip olduğu imkânlarla birlikte bu imkânları en doğru şekilde kullanacak nitelikli personelinden kaynaklanmaktadır. Bu çerçevede bugün ödüllendirilen siz kıymetli personelimizin ve birliklerimizin, gelecekte de bizlere daha nice gurur yaşatacağına yürekten inanıyorum. Sonuç olarak İstiklal Harbi’mizi yöneten ve bugün de ülkemizin güvenlik mimarisinin başat aktörü olan Milli Savunma Bakanlığımız ve Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; ‘Türkiye Yüzyılı’ hedeflerimiz doğrultusunda; Daha büyük, daha güçlü bir Türkiye için azim ve kararlılıkla çalışmalarını sürdürecektir."