ASAYİŞ - 08 Şubat 2026 Pazar 09:44

Otobüsün arkasına tutunan çocuklar yürekleri ağza getirdi

A
A
A
Otobüsün arkasına tutunan çocuklar yürekleri ağza getirdi

Bursa’da seyir halindeki belediye otobüsünün arkasına tutunan çocuklar yürekleri ağza getirdi. Tehlikeli yolculuk, vatandaşlar tarafından endişeyle izlendi.


Olay, merkez Yıldırım ilçesi Millet Mahallesi Yunus Emre Bulvarı üzerinde meydana geldi. Cadde üzerinde ilerleyen belediye otobüsünün arkasına tutunan çocuklar, bir süre bu şekilde yolculuk yaptı. Otobüs hareket halindeyken arkada asılı şekilde ilerleyen çocukları gören vatandaşlar panik yaşadı.


Çocukların tehlikeli hareketleri cep telefonu kameralarına da yansırken, durumun hem kendi can güvenliklerini hem de trafik güvenliğini riske attığı görüldü.



Otobüsün arkasına tutunan çocuklar yürekleri ağza getirdi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hatay Akdeniz’de kaybolup, Kıbrıs’ta cansız bedeni bulunan balıkçıya, eşinin son sözleri ’güle güle’ oldu Hatay’ın Samandağ ilçesinde tekneyle Akdeniz’e açılan ve 12 gün sonra cenazesi bulunan balıkçı Refik Sahiloğulları’nın ölüm nedeni otopsinin ardından belli olacak. 31 yıllık eşine en son ’güle güle’ sözleriyle veda eden Meşure Mine Sahiloğulları, hem kayıp hem de ölüm acısını yaşadığını söyledi. Samandağ ilçesinde yaşayan balıkçı Refik Sahiloğulları (57), 2 Aralık’ta sabah saatlerinde balık avlamak için Kapısuyu Mahallesi Çevlik sahilinden teknesiyle denize açılmıştı. Sahiloğulları’na ait tekne, başka bir balıkçı tarafından boş halde olduğunu görünce, durumu Sahil Güvenlik Komutanlığı’na bildirdi. Kendisinden bir daha haber alınamayan balıkçıyı bulmak için AFAD ve Sahil Güvenlik Komutanlığı ekipleri çalışma başlatmıştı. Ekiplerin 12 gün süren arama çalışmaları sonuç vermezken, kayıp balıkçının cansız bedeni Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Girne kentinin Karşıyaka bölgesinde karaya vurmuş halde bulunmuştu. Kimlik tespiti yapılan ve ailesine bilgi verilen Sahiloğulları’nın cenazesi, Samandağ ilçesi Çiğdede Mahallesi Asri Mezarlığı’nda toprağa verildi. Akdeniz’den teknesiyle açılan balıkçı Sahiloğulları’nın ölüm nedeni yapılan otopsi sonucunun ardından kesinleşecek. 31 yıllık eşine en son ’Güle güle’ sözleriyle veda eden Mine Sahiloğulları, hem kayıp hem de ölüm acısını yaşadığını söyleyerek yaşananları anlattı. "Acımız çok büyük, hem kayıp hem de ölüm acısını yaşadık" 31 yıllık eşine son sözleri ’güle güle’ olan acılı eş Meşure Mine Sahiloğulları, "Refik Sahiloğulları benim eşim olur. Eşim normal gün gibi denize gideceğim diye evden çıktı. Sabah 06.45’te aralık sabahı eşim, ’Mine ben gidiyorum’ dedi ve ben de ona ’güle güle’ dedim. 2 Aralık akşam saat 18.00’da Sahil Güvenlik beni aradı. Eşiniz kayıp, teknede değil dediler. Eşim 12 gün boyunca kayıptı. Eşim 14 Aralık’ta Kıbrıs’ın Karşıyaka kıyısında bulundu. Kıbrıs’ta baba ve oğul balık avlamaya gittikleri esnada gördüler. Onlar askerlere, askerler de polislere haber verdiler. Eşimin cenazesini Türkiye’ye gönderdiler. Eşimin cenazesini herhangi bir şey veya parçalanma olmadı. Kıbrıs’ta bulunduğu bölgedeki insanlar eşimin bulunduğu bölgede tek parça halinde olduğunu söylediler, maalesef çok acı yaşadık. 31 yıllık eşimdi ve 32’nci yılımıza geçmiştik ama çok kısa sürdü. Acımız çok büyük, hem kayıp hem de ölüm acısını yaşadık. İki kızım ve bir oğlum olmak üzere 3 çocuğum var. Eşim iyi bir insandı ve her zaman iyiydi. Ailesiyle ilgili, çocuklarına ve eşine düşkünlüğü, kendi halinde merhametli ve çok iyi niyetli bir insandı. Altın kalpli bir insandı. Bizim için çok büyük bir kayıp ve şu an zaten artık konuşacak halde değilim. Ölüm nedeni belli değil, otopsi sonucu daha henüz çıkmadı. Bize biraz uzun sürer dediler. Yurt dışı olduğu için ondan dolayı. Acımız çok büyük ve Allah hiç kimseye yaşatmasın. Hiç kimse bu acıyı, ne kayıp, ne ölümü yaşamasın. Çok erken bir ölümdü, henüz daha 56 yaşındaydı" ifadelerini kullandı.
Yozgat Kırgız Ak Sakallıları otağ çadırında geçmişi yad ediyor Yozgat’ın Yenifakılı ilçesinde yaşayan Kırgız Türkleri, ata yadigârı kültürlerini yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla otağ çadırında bir araya geliyor. İlçede kurulan Kırgız otağında buluşan Ak Sakallılar, geçmiş günleri yad ederken genç kuşaklara kültürlerini anlatıyor. Yenifakılı’da yaşayan Kırgızlar, Pamir Yaylası’ndan başlayıp Pakistan üzerinden Türkiye’ye uzanan göç hikâyelerini otağ çadırında yapılan sohbetlerle paylaşıyor. Kırgız kültürünün simgelerinden biri olan otağ çadırında bir araya gelen yaşlılar, hem hatıralarını tazeliyor hem de kültürel değerleri yeni nesillere aktarıyor. "Pamir yaylasından 28 yaşında kaçtık" Kırgız Ak Sakallılarından Abdulhakim Galip, Türkiye’ye geliş süreçlerini anlatarak yaşadıkları göç yolculuğunu şu sözlerle dile getirdi: "Biz Pamir yaylasından 28 yaşında kaçtık. Pakistan’a geldik. Pakistan’da da 2 sene kaldık. Orada da Allah’a razı olsun, Pakistan devleti de bize iyi baktı, iyi yaşadık. Ondan sonra biz Türkiye’ye bir tane dilekçe yazdık. Amerika’ya bir tane dilekçe yazdık. Bizim liderimiz Hacı Rahman Kul Han var idi. Onun liderliğinde bir gün bize haber geldi. İslamabad’a büyük elçiliğe çağırmış. Büyük elçiliğe gitmiş. Amerika’nın büyük elçiliğine gitse biz sizi kabul ettik. Alaska’ya götüreceğiz. Kabul oldunuz demiş." "Müslüman devlet ana vatanımız Türkiye’ye gidelim dedik" Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından da kabul edildiklerini ifade eden Galip, "Bize de telefon geldi. Siz Türkiye’ye mi, Amerika’ya gideceksiniz diye sordular. Sonra aksakallar ve biz de toplandık. 5-10 kişi aksakallı vardı. Toplandık, dedik ki biz Müslüman devlet, ana vatanımız, Türkiye’ye gidelim. Müslümanız Amerika’ya gitsek çoluk çocuk ne olur ne olmaz diye biz karar verdik. Biz de o liderimiz böyle haber verdik. Türkiye’ni kabul ettik. Biz de yazdırdık, çizdirdik. Allah razı olsun. Bizi de Türkiye getirdi. Biz geldiğimizde bir zahmet çekmedik. Biz yine baktı iyi Allah razı olsun. Kara gündüz dediğin yere yerleştirdi. Ondan sonra size yağ yaparız diye Erciş ilçesi Altındağ’a yerleştirdi. Orada iki kat ev yaptı. Aldı hayvan evi. Üstü de kendimiz oturacak yerimiz. Ondan sonra Allah’a çok şükür nüfusumuz çoğaldı. Bir zarar Türkiye’den görmedik. Her tarafa iş bulduk. Çocuklar, gençler her tarafa gitti İstanbul’da, Ankara’da. Allah’a şükür 4 binden fazla nüfusumuz oldu. O zaman geldiğimiz zamanda bin 780 nüfusumuz vardı" dedi. Kırgız Ak Sakallılarından Ahmethan Timur ise otağ çadırının Kırgız kültüründeki yerini anlatarak şunları söyledi: "Buraya Kırgız otağı diyoruz. Kırgızca memleketimizde aynı bu evde yaşıyorduk. Burada geldik şimdi odalı daire yaşıyoruz. Pamir’de aynı bu otağda oturuyorduk. Kırgızca aksakallarımız vardı. Burada sohbet ettik. Burada ortada ateş yakıp burada yaşıyorduk. Şimdi de 20-30 tane Kırgız burada oturuyoruz Yenifakılı’da. Bazen toplanıp geliyoruz. Kırgız evinde oturup birbirimizle sohbet ediyoruz, istişare ediyoruz." Yenifakılı’da kurulan otağ çadırı, Kırgız Türklerinin kültürel mirasını yaşatırken, genç kuşakların tarihlerini ve geleneklerini öğrenmesine de katkı sağlıyor.
Antalya Alanya’da etkili olan sağanak çayı taşırdı, çardaklar sular altında kaldı Antalya’nın Alanya ilçesinde dün akşam saatlerinde ekili olan sağanak nedeniyle Oba Çayı’nın su debisi yükseldi, yakınındaki işletmelere ait çardaklar sular altında kaldı.Alanya’nın Oba Mahallesi’nde Alacami çevresinde dün akşam saatlerinde etkili olan sağanak yağışın ardından Oba Çayı taştı. Kısa sürede debisi yükselen çayın taşmasıyla birlikte dere yatağına yakın konumda bulunan iki işletmeye ait çardaklar sular altında kaldı. İşletmelerde de maddi hasar meydana gelirken, bölgedeki yaşanan su baskını ve işletmelerin zarar gördüğü alanlar dron ile görüntülendi.Yağışın şiddetini artırmasıyla birlikte Alacami yolu üzerinde bulunan kayalıklardan yoğun şekilde sular aktı. Yamaçlardan gelen yağmur suları dere yataklarıyla birleşerek çevrede adeta sel görüntüsü oluşturdu. Ortaya çıkan manzara, bölgede doğal afeti andıran görüntülerin oluşmasına neden oldu.Taşkın nedeniyle dere kenarında bulunan piknik işletmelerindeki çardaklar da sular altında kaldı. Bazı çardakların tamamen suya gömüldüğü, bazılarının ise zarar gördüğü görüldü.15 yıldır Alanya’da olmasına rağmen böyle bir su taşkını görmediğini söyleyen Mehmet Duvarcı, "15 senedir Alanya’dayım. Buralara çok gider gelirdim. Su kuvvetli olduğu için sağı solu yıktı. Suyun debisine bakmaya geldim buraya. Gördüm ki felaket durumda. İlk defa bu kadar suyun aktığını gördüm. Toroslardan gelen sular buradan aşağıya doğru Akdeniz’e gidiyor. İki işletmede zarar görmüş" dedi.
İzmir Sanayinin ’Meryem Usta’sı hayaline kavuştu, artık işinin patronu İzmir’de otomobil tamirindeki titizliğiyle tanınan ve 3 üniversite mezunu olan 28 yaşındaki Meryem Garip, yıllarca süren çıraklık ve ustalığın ardından kendi tamirhanesini açtı. Daha önce çeşitli servislerde usta olarak çalışan Garip, şimdi Buca Otokent’te kendi işletmesinin başında müşterilerine hizmet veriyor. İzmir’de yaşayan 28 yaşındaki Meryem Garip, eğitim hayatı ile mesleki tutkusunu birleştirerek otomotiv sektöründe dikkat çeken bir başarı hikayesine imza attı. İzmir Ekonomi Üniversitesi Radyo ve Televizyon Programcılığı, İstanbul Üniversitesi Sosyoloji ve Atatürk Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümlerinden mezun olarak 3 diploma sahibi olan Garip, baba mesleği olan otomobil tamirciliğini seçti. Sektörde çıraklıktan yetişen ve dünyaca ünlü markaların yetkili servislerinde usta olarak görev yapan Meryem Garip, hayalini gerçekleştirerek kendi tamirhanesini kurdu. "Hep kendi iş yerimi açma hayalim vardı" Buca ilçesindeki Otokent bünyesinde kendi iş yerini açan Garip; kaporta, boya, motor ve genel bakım gibi geniş bir yelpazede hizmet sunuyor. Kendi servisini kurma sürecini ve eğitim hayatını anlatan Meryem Garip, şu ifadeleri kullandı: "Baba mesleği tabii ki bu en büyük etken bana. Daha sonra merak, daha sonra tabii üniversite eğitimlerini tamamladıktan sonra mesleğin içine tamamen girmiş oldum. Elimden geldiği kadar kendimi geliştirmek için çaba sarf ettim. Hep kendi iş yerimi açma, kendi servisimi kurma hayalim vardı. Babam sağ olsun. Bana destekleri sayesinde ailem, çevrem, tüm hepsine teşekkür ederim. Hepsinin destekleri sayesinde kendi servisi başındayım artık. İstanbul Üniversitesi Sosyoloji daha sonrasında İzmir Ekonomi Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema daha sonrasında tabii hepsi birbirinden farklı alanlar ama kendimi geliştirmek adına birden fazla şeye, alana giriş yaptım. Biraz daha kendimi geliştirmek, hani akademik anlamda da bir şeyler yapabilmek adına bunlara daha çok dayandım ama tabii ki mesleki alanda bu otomotiv sektörü beni daha çok cezbetti." "Kadınların özverisi daha farklı oluyor" Sektördeki kadın varlığının önemine değinen Garip, "Kadın olarak, tabii ki bu sektörde olunca daha çok dikkat çekiyor ve cezbediyor. Olumlu tarafla bakan tabii ki daha çok insan var. Hani olumsuz insanlara da inşallah ilerleyen zamanlarda bunları da alıştıracağız ve daha güzel yerlere geleceğiz inşallah. Keşke hani benim gibi böyle disiplinli, özverili çalışan daha fazla kadın olsa da onlar da benimle birlikte çalışsalar. Çünkü kadınların verdiği özveri daha farklı oluyor her zaman tabii ki. Gençlerimize de ve arkadaşlarımıza da yollarını açmak, önlerini aydınlatmak isteriz elimizden geldiği kadar" açıklamasında bulundu. Baba Ahmet Garip: "Kızımla gurur duyuyorum" Kızının başarısıyla gurur duyduğunu ifade eden ve Meryem Garip’i yetiştiren tamir ustası baba Ahmet Garip, kızıyla gurur duyduğunu söyledi. Garip kızının başarı hikayesiyle ilgili şu sözlere yer verdi: "Meryem bu mesleğe ilkokuldan sonra başladı. Meryem hem okuluna devam etti, hem liseyi, üniversiteyi sırasıyla okudu. Üç üniversiteyi bitirdi. Aynı zamanda da benim yanıma yardıma geliyordu. Baktım ki benim mesleği sevdi. Mekanik bölümü tercih etti o. Ben kaportacıyım. Bizim mesleğin dalları çok. Kendisi mekanik ağırlıklı çalıştı. Mekaniğe önem verdi. Tamiri daha çok sevdiği için onun tamir bölümüne aldım. Orada da başarılı olduğunu gördüm. Ben önce geçer sandım. Çünkü bizim meslek biraz ağırdır ama şu anki gelişen teknolojide gelişen aletlerle daha kolaylaştı işimiz. Rahatlıkla azimle sonra yapabileceği bir meslek oldu. Yani ben kızımdan bu kadar başarı beklemiyordum. Gerçekten beni de şaşırttı. Herkesi şaşırttı. Şu anda da işinde de başarılı. Çok titiz, çok temiz çalışıyor. Genellikle şaşırıyorlar yani ’acaba yapabilecek mi’ diyorlar. Yaptıktan sonra da özellikle Meryem’i istiyorlar. ’Meryem müsait mi’ diyorlar gelelim. Meryem de müsaitlik durumuna göre randevuyla çalışıyoruz zaten. Kendi özel müşterileri var artık. Başarılı, azimli ve mesleğimizi daha da ileri götürüyor. Daha yeni şeyler arayış içerisinde. Hatta bizi de şaşırtıyor çoğu zaman. Bizim göremediklerimizi görüyor. Daha değişik teknolojik aletler de keşfediyor. Yurt dışındaki servisleri takip ediyor. Oradaki yenilikleri bize tavsiye ediyor. Biz de görünce ’evet bu da varmış’ diyoruz. Yani bizden bu tekniklerde teknoloji olarak daha çok takip ediyor, daha çok araştırmacı. Kızımla gurur duyuyorum. Her insanın da kız çocuklarına bu fırsatı vermesi lazım. Artık çünkü mesleklerde kadınla erkek ayrımı kalmadı. İstedikten sonra, imkan verdikten sonra kadınlar da her şeyi rahatlıkla başarabilir." Müşteriler memnun: "Gönül rahatlığıyla güveniyorum" Meryem Garip’in işçiliğinden duyduğu memnuniyeti dile getiren ve otomobilini Meryem Usta’ya emanet eden müşterilerden Adil Han ise, "Ya en başta derler ki yani bu erkek işi olarak addediliyor ama Meryem’in ben öncesini de biliyorum. Bu babasının yanında yetişti. Sanayide yıllar boyunca bu işi yaptı. Onun dışında bağımsız olarak bayağı bu işle alakalı firmalarda çalıştı ve şu anda da işinde çok iyi. Gönül rahatlığıyla güveniyorum ve herkese de tavsiye ediyorum" ifadelerini kullandı.