EĞİTİM - 17 Nisan 2026 Cuma 14:40

TUSAŞ Kurumsal Yönetim Genel Müdür Yardımcısı Yakup Arslan:

A
A
A
TUSAŞ Kurumsal Yönetim Genel Müdür Yardımcısı Yakup Arslan:

Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) Kurumsal Yönetim Genel Müdür Yardımcısı Yakup Arslan, BTÜ Konuşmaları’nda Türkiye’nin havacılık yolculuğunu ve savunma sanayindeki dönüşümünü anlattı. Aslan, gençlere "Kendi yerli ve milli hikâyenizi yazın, bağımsızlık ancak böyle mümkündür" mesajı verdi.


Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ) tarafından her çarşamba günü düzenlenen "BTÜ Konuşmaları"nın konuğu, TUSAŞ Kurumsal Yönetim Genel Müdür Yardımcısı Yakup Arslan oldu. Mimar Sinan Yerleşkesi’nde gerçekleşen programa; BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Beyhan Bayhan, Prof. Dr. Sinan Uyanık ve Prof. Dr. Barış Tamer Tonguç, akademisyenler ile öğrenciler katıldı. Arslan, "Bağımsızlık Yolculuğu: Teknoloji, İnsan ve Anlam" başlıklı konuşmasında havacılığın tarihi gelişiminden Türkiye’nin savunma sanayindeki hamlelerine, gençlerden beklentilerden hayatın anlamına uzanan değerlendirme yaptı. Havacılığın insanlık için büyük bir anlam taşıdığı söyleyen Arslan, dünyada ve Türkiye’de havacılığın doğuş serüvenini aktardı. İnsanın uçma arzusunun özgürlükle doğrudan bağlantılı olduğunu belirten Yakup Arslan, "İnsan havada olmayı, özgür olmayı her zaman hayal etti. Bu hayal, zaman içerisinde gerçeğe dönüştü ve bugün dev bir endüstri haline geldi" ifadelerini kullandı.


Türkiye’nin havacılık serüvenine ilişkin bilgiler paylaşan Arslan, bu alandaki öncü isimlere dikkat çekti. Vecihi Hürkuş, Nuri Demirağ ve Özdemir Bayraktar gibi isimlerin önemli bir miras bıraktığını belirten Arslan, "Geriye dönüp baktığımızda Türkiye aslında havacılıkta her zaman vardı ve önemli işler başardı" dedi.


Havacılık fikrinin 19. yüzyıla kadar uzandığını belirten Arslan, özellikle 2000’li yıllardan sonra Türkiye’nin savunma sanayinde ciddi bir ivme yakaladığını vurguladı.


Türk Havacılık ve Uzay Sanayii’nin gelişim sürecine değinen Arslan, TUSAŞ’ın kurulmasının sadece bir hedef değil, 1973’lerde başlayan ‘’bağımsızlık ve boyunduruk altına girmeme’’ iradesi olduğunu söyledi. Arslan, şirketin kurulduğu 1973 yılından itibaren geçirdiği dönüşümü şöyle anlattı:


"2005 yılıyla birlikte yerli ve milli savunma sanayii hedefi doğrultusunda önemli adımlar atıldı. Bugüne baktığımızda sadece F-16 üreten bir yapıdan; ANKA, AKSUNGUR gibi özgün platformlar geliştiren bir yapıya dönüştük. TUSAŞ bugün uçak, helikopter, insansız hava araçları ve uzay sistemleri dâhil olmak üzere birçok alanda üretim gerçekleştiriyor. Dünyada tüm bu ürünleri tek çatı altında üretebilen nadir şirketlerden biriyiz. Bugün geldiğimiz noktada dünyanın en büyük savunma ve havacılık şirketleri arasında 47’nci sırada yer alıyoruz."


Savunma sanayinin stratejik önemine dikkat çeken Arslan, "Ne kadar güçlü olursanız, o kadar sağlam durursunuz. Savunma sanayiniz güçlü ise uluslararası masalarda söz hakkınız olur, yaptırım gücünüz artar" ifadelerini kullandı.


Bu gücün yalnızca askeri değil, toplumsal bir güven ve gurur kaynağı olduğunu da vurgulayan Aslan, "Toplumsal olarak bir gururun parçası olmak ve kendimizi güvende hissetmek, güçlü bir savunma sanayii ile mümkün. Biz bunu başardık" şeklinde konuştu.


Gençlerden beklentilerini dile getiren Arslan, "Sizlerden beklentimiz; yabancı dil, teknik bilgi, staj deneyimi ve teknolojiyi güncel şekilde kullanabilme becerilerini kazanmanız. Bunun yanında doğru iletişim, sosyal beceriler ve disiplinli çalışma da çok önemli. Ancak tüm bu yetkinliklerin ötesinde niyet ve karakter çok belirleyici. Niyetinizin, tutum ve davranışlarınızın samimiyeti; iyi insan olma motivasyonunuz en az diğer beceriler kadar kıymetli" dedi.


"Önemli olan iyi işlerin parçası olabilmek"


Konuşmasını "anlam" kavramı üzerinden tamamlayan Arslan, bireysel ve toplumsal bağımsızlığın da altını çizerek şunları söyledi:


"Hayatın sonunda kendinize ‘Ben bu dünyaya ne için geldim, hangi izleri bıraktım’ diye soracaksınız. Önemli olan, iyi işlerin parçası olabilmek. Eğer kendi hikâyenizi yazmazsanız, başkalarının hikâyesinde yer alırsınız. Kendi yerli ve milli hikâyenizi yazdığınızda ise gerçek anlamda bağımsız olursunuz. Teknolojik bağımsızlığın yanında kültürel bağımsızlık da çok önemli. Sadece teknolojide değil, kültürel anlamda da kendi değerlerimizle var olmalı, kendi anlam dünyamızı inşa etmeliyiz."


Yakup Arslan’ın konuşmalarının ardından etkinlik kapsamında kahoot yarışması gerçekleştirildi. Yarışmada derece alan öğrencilere ödülleri takdim edildi. BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar’ın Türk Havacılık ve Uzay Sanayii Kurumsal Yönetim Genel Müdür Yardımcısı Yakup Arslan’a plaket takdimi ile devam eden program, toplu fotoğraf çekimiyle son buldu. Yakup Arslan BTÜ programı kapsamında Özdemir Bayraktar TEKNOFEST Atölyesi’ni de ziyaret ederek, öğrencilerden projeleri hakkında bilgi aldı.



TUSAŞ Kurumsal Yönetim Genel Müdür Yardımcısı Yakup Arslan:

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Vali Çiçek: "Kayseri’de tüm okullarımızda güvenlik önlemleri tamamen alınmıştır" Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, "Kentte tüm okullarımızda güvenlik önlemleri tamamen alınmıştır" dedi. Vali Çiçek, 8. Kayseri Kitap Fuarı’nın açılışında yaptığı açıklamada Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan olaylara değindi. Çiçek, 85 milyonluk ülkede bütün önlemler alınsa da bu tür olayların olabileceğini söyleyerek, "Hepimizin bildiği gibi bütün önlemleri alsanız da 85 milyonluk ülkede böyle sıkıntılar olabiliyor ve maalesef bu bizi çok yaraladı. Kayseri açısından burada bir şey söylemek istiyorum. Kayseri’de tüm okullarımıza güvenlik önlemleri tamamen alınmıştır. Öğrencilerimiz ve velilerimiz açısından özellikle belirtmek isterim ki hassasiyetle ve büyük titizlikle devam ediyor" dedi. Vali Çiçek, Kayseri’de her okulda polis görevlendirildiğini söyleyerek, "Şu an her okulumuzda polis görevlendirdik. Şu an itibariyle 285 polisimiz, ayrıca bekçilerimizle beraber 325 okulumuzda polisimiz görevli. Jandarma bölgesindeki her okulda da jandarma görevli. Dolayısıyla biz her türlü önlemi almış durumdayız. Ancak bunun için hep beraber ele ele vererek çocuklarımızı sadece yasaklarla ‘sosyal medyaya girme’ diyerek engelleyemeyiz. Çocuklarımızın ilim yuvalarında olması için el birliği içerisinde çalışmamız gerekiyor. Çocuklarımızı sporla meşgul etmek için mücadele içerisinde olmamız gerekiyor" ifadelerini kullandı.
İstanbul Nihat Kırmızı: "Westerlo’yu milli mesele gibi algılayıp ülkemize anlatmalıyız" Galatasaray Sportif AŞ Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Nihat Kırmızı, Belçika Pro Lig ekiplerinden Westerlo ile yaptıkları ortaklık için, "Westerlo’yu da biz bir milli mesele gibi algılayıp ülkemize, iş dünyasına anlatmalıyız. Burası iş dünyası için bence çok önemli bir kapı ve bunu çok iyi değerlendirebileceğimizi düşünüyorum" dedi. Galatasaray Sportif AŞ Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi ve İstanbul Topkapı Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkan Nihat Kırmızı, İHA muhabirine açıklamalarda bulundu. GS Store’larda çok çeşit ürün olduğunu söyleyen Kırmızı, "Taraftarlarımız gittiği zaman istediği güzel ürünlerini alabiliyor. Gerek forma, gerekse diğer ürünlere hemen anında erişebiliyor. Zaten talep de çok arttı. Bir an önce taraftarlarımız da gidip bu ürünleri alarak maçları formalarıyla izlemelerini, sokakları sarı-kırmızı renklerle donatmalarını istiyoruz. Taraftarlarımız da bunu çok güzel bir şekilde yapıyor. Ligin sonu, avantaj da bizde. Ligin sonuna önde girdik. Galatasaray son düzlüklerde genelde avantajı yakalar, arkada olsa bile avantajı yakalamaya alışık bir kulüp. Avantaj elimizdeyken bu avantajı bırakmak istemiyoruz. Bu bizim elimizde, tüm maçlarımızı kazanırsak zaten bir sorun yaşamayacağız. İkinci, üçüncü kim oluyor çok da bizim konumuz değil. Bu futbol, kaybetmek de var, kazanmak da var. Rakiplerimiz de kaybedebilir kalan maçlarını. Biz inşallah tüm maçlarımızı kazanarak, elimizdeki avantajı da kullanarak şampiyon olmayı hedefliyoruz" diye konuştu. "Mağazacılık yönetimi çok planlı bir şekilde çalışıyor" Taraftarlardan ürünler için çok talep olduğunu ifade eden Nihat Kırmızı, "Galatasaray Mağazacılığın özellikle ne duruma geldiğini zaten konuşuyoruz. Başkanımız birçok kez anlatıyor. İnanılmaz cirolara yükseldi, inanılmaz ürün satışları arttı. Avrupa’nın büyük kulüpleri seviyesine geldik. Hatta birçok büyük kulüpten de çok iyi durumdayız, çok iyi seviyedeyiz. Bu yönetimimizin, özellikle mağazacılık yönetiminin, başkanımız liderliğinde çok iyi organize olması, çok iyi planlaması ve çok iyi çalışmasından kaynaklanıyor. İkinci aşamada da taraftarlarımızın çok büyük ilgi göstermesi. Voleybolda Avrupa şampiyonu olduk. Diğer branşlarda başarılar devam ediyor. Taraftarlarımız da bu başarılar geldikçe daha fazla ürün almak istiyor. Hem takımı desteklemek için, hem de kendini o ürünlerle bir göstermek istiyor. Çok önemli yıldız transferler vardı. Bu yıldız transferlerin ürünlerini de taraftarlarımız çok istedi. Bunların neticesinde zaten mağazacılıkta çok inanılmaz rekorlar kırıldı. Şampiyon olunca talep çok daha fazla artacak. Bu ürünlerin yetmesi için de son derece hızlı bir şekilde çalışılıyor. Çok planlı bir şekilde mağazacılık yönetimi ve oradaki profesyonel arkadaşlar çalışıyor. Başarı gelince biliyorsunuz ki talep de çok daha fazla patlar" şeklinde konuştu. "Westerlo ile Avrupa kupalarına katılabilirsek önemli bir başarı olacak" Belçika Pro Lig’den Westerlo’yu satın aldıklarının hatırlatılması üzerine Kırmızı, şunları söyledi: "Westerlo Kulübü, Belçika Ligi’nin şu anda önemli takımlarından biri. Hem altyapısıyla hem de Belçika Pro Ligi’nde oynayan, orada da kalıcı olan bir takım. Bu takım daha alt ligdeyken iyi bir Galatasaraylı Oktay Ercan isimli bir Türk iş adamı tarafından alınmış, Pro Lig’e çıkarmış. Alt ligden, üst lige çıkmak zor bir iştir. Daha da zorunu yapmış, orada kalıcı olmuş. Bununla da kalmamış, tesisleşmiş. Gittiğiniz zaman hayran kalacağınız tesisleri görebileceksiniz. Bir kasaba takımı olmasına rağmen şu an ligde iddialı. Şu anda işte play-off oynuyor. Ligi 9. bitirdik, play-off’ta da şu an lideriz. İnşallah Konferans Ligi’ne katılmak için mücadele ediyoruz. Avrupa kupalarına katılabilirsek önemli bir başarı olacak. Önümüzdeki sene hedefler daha büyük olacak ama asıl hedef burada oradaki genç oyuncuları Avrupa pazarlarına göstermek. Westerlo aslında baktığınız zaman genç oyuncular için en önemli kulüplerden biri haline gelmiş, yetiştirici kulüp. Bu ülkemizde çok iyi anlatılamamış, çok iyi takip edilmiyor. Westerlo deyince evet bilen biliyor ama birçok kişi onun hangi ligde olduğunu, hangi ülkenin takımı olduğunu bilmeyebilir. Biz de bunları değerlendirdik kendisiyle, konuştuk ve bir ortaklık yapısı kurmaya karar verdik. İşte biz de bunu artık anlatmaya başladık. Oktay Bey’in bu muazzam vizyonuna biz de kendi açımızdan bir şeyler katmaya çalıştık. Bir anlamda bu aslında Belçika Ligi takımı olarak görünse de bir Türk takımı. Yani sahiplerinin Türk olduğu, sportif direktörünün, yöneticilerinin Türk olduğu. Belçikalı profesyonel yöneticiler de var. Türk dünyasına, Türk iş dünyasına da Avrupa’ya açılacak bir kapı. Evet Türkiye’de ihracat yapan, Avrupa’yla, Belçika’yla veya diğer Avrupa ülkeleriyle iş yapan birçok işletmemiz var. Evet muazzam ürünler yapan ama bir türlü Avrupa pazarlarına veya ihracata açılamayan birçok firmamız var. İşte biz de onlara diyoruz ki, ’Gelin, bu Westerlo sizin de kapınız olsun. Siz Westerlo’nun çok iyi bir taraftarı, bir destekçisi olun’. Bu sadece maddi anlamda değil yani gönül olarak Westerlo’ya gönül verin bizler de bu kapıyı size açalım, birlikte iş birlikleri yapalım. Bu Türk iş dünyasının milli meselesi gibi görünsün. Ülkemize döviz artırıcı, ihracatı artırıcı bir faaliyet olsun, firmalarımızın görünürlüğü Avrupa’da, dünya markalarında daha fazla öne çıkmaya başlasın. Çünkü Avrupa, dünya için de çok önemli bir pazar. Oralardaki görünürlük sizi dünyanın her yerine taşıyor. Westerlo’yu da bir milli takım gibi görsünler, milli mesele gibi görsünler." "Westerlo’yu bir milli mesele gibi algılayıp ülkemize anlatmalıyız" Westerlo’nun ardından başka projelerin de olduğunu açıklayan Nihat Kırmızı, "Oktay Bey ile beraber takip ettiğimiz bir proje daha var. Premier Lig’de, Fransa Ligue 1’de, Portekiz Ligi’nin en üst liginde takımları olan bir kulüple iş birliği yapacağız. Premier Lig’deki bir kulüple bu iş birliğimiz belki ortaklığa dönecek. Prensipte ticari olarak anlaşıldı ama teknik olarak işin futbol tarafındaki teknik olarak bazı konular görüşülüyor. Onlar da aşılabilecek konular. Aşıldıktan sonra zaten bu iş birliği, bu ortaklık da başlamış olacak ve aslında bir anlamda bir anda Westerlo bütün dünyaya, İngiltere Premier Lig’den tutun bütün dünyaya kapılarını açmış bir kulüp haline gelecek. Daha güçlü, daha vizyoner bir kimlik oluşturacağız. Belki Türkiye’den de birçok oyuncu gelecek, şu anda da Türk oyuncularımız var kulüpte, çok da başarılılar. Önümüzdeki dönemlerde yine Westerlo’da da oynayabilirler, Westerlo baktığınız zaman genç bir kulüp. Oktay Bey’in hayali şuymuş; 25 yaşına kadar olan futbolcuları yetiştirmek, aslında 25 yaşın üstündeki futbolcuların da çok iyi bir transfer yapmış olmasını sağlamak. Yetiştirici kulüp kimliği oluşturmak istemiş. Onun ana projesi oymuş ve gerçekten Westerlo şu anda baktığınızda Avrupa’da futbolla ilgilenen kime sorarsanız sorun, hangi ülkede sorarsanız sorun Westerlo deyince yetiştirici kulüp olarak tanınır. Bu çok önemli bir kimliktir yani bunu bizim anlatmamız lazım, ülkemizde de göstermemiz lazım. Burada Fenerli, Beşiktaşlı, Galatasaraylı, Trabzonlu değil, Westerlo herkesin takımıymış bir Türk takımı gibi algılanması ve takip edilmesi gerekir. Oradan da çok önemli oyuncular hem bizim ülkemize gelecek, bizim ülkemizden gençlerimiz belki oraya gidip çok daha iyi transferler yapacak. Çok önemli bir proje. Bu bir milli mesele. Bizim Galatasaraylılığımız doğuştan gelen, hayatımızın sonuna kadar, son nefesimize kadar hayatımızın bir parçası. Nasıl insanlar soyadını değiştiremiyor, biz de Galatasaraylılığımızı hiçbir zaman değiştiremeyiz. Bu ayrı bir konu. Galatasaray’ın her şeyi oluruz; geçmişte Galatasaray taraftarıydık, sponsor olduk. Bugün yöneticisiyiz yarın yine taraftar oluruz, başka bir şey oluruz, yine sponsor oluruz. Galatasaraylılığımız ölmeyecek, o ömür boyu devam edecek ama Westerlo’yu da biz bir milli mesele gibi algılayıp ülkemize, iş dünyasına anlatmalıyız. Burası iş dünyası için bence çok önemli bir kapı ve bunu çok iyi değerlendirebileceğimizi düşünüyorum" değerlendirmesinde bulundu. "Planlama çerçevesinde Türk takımlarıyla da oynamak mümkün" Belçika’nın, Avrupa’nın en önemli 6 liginden biri olduğunu söyleyen Kırmızı, "Çok önemli takımlar var Anderlecht gibi, Club Brugge gibi. Geçen hafta deplasmanda Standard Liege ile maçımız vardı, 2-1 kazandık. Yarın da Genk ile oynayacağız. Genk ikinci sırada, Avrupa Konferans Ligi’ne gidebilmek için onlarla yarışıyoruz. Önümüzdeki dönem o Konferans Ligi’nde oynarsak zaten Avrupa’da görünürlüğümüz de çok daha fazla artacak. Gideceğimizi düşünüyoruz, inanıyoruz. Şu anda da avantaj bizde. Planlama çerçevesinde Türk takımlarıyla da oynamak mümkün. Güzel de olur. Belçika Ligi’nin bir Türk takımıyla, Türkiye Ligi’nin Türk takımı oynamış olur ve çok da dediğiniz gibi güzel olur" dedi. "GSYİAD, Galatasaray’ın her zaman destekçisi olmuştur" 1905 Galatasaraylı Yönetici ve İş İnsanları Derneği’nin (GSYİAD), Galatasaraylılığı yaşayabilecek bir dernek olduğunu belirten Nihat Kırmızı, "Herkes Galatasaray üyesi olamıyor, herkes Galatasaray yöneticisi olamıyor, herkesin sponsorluk gibi bir durumu olamıyor. Herkes Galatasaraylı Yönetici ve İş İnsanları Derneği’nin kanalıyla Galatasaray’a destek olmak istiyor, sadece maçlara gelerek değil, Galatasaray’ın içinde olmak istiyor, Galatasaray’ı yaşamak istiyor, Galatasaray’daki gelişmeleri görmek istiyor. O gelişmelere bir nebze de olsa katkım olsun istiyor. Başkanıyla, yönetimiyle konuşmak istiyor, onlara belki kafalarındaki fikirleri, projeleri anlatmak istiyor. GSYİAD bu anlamda gerçekten çok önemli bir dernek. Çok önemli iş insanları derneği, çok ciddi destekleri de var. Ben hala GSYİAD üyesiyim, daha önce yöneticisiydim. Onların yanında olmaya çalışıyoruz. Galatasaraylı Yönetici ve İş İnsanları Derneği, bu anlamda Galatasaray’ın her zaman destekçisi olmuştur. Kulüp de her zaman bu iş insanları derneğinin hep yanında olmuştur, etkinliklerine katılmıştır, oradaki üyelerle yan yana olmuştur. Galatasaray, tüm dernekleriyle, tüm camiasıyla, taraftarıyla beraber. Zaten bizim başarımız da buradan geliyor. Türkiye’nin en başarılı ve Türkiye’nin Avrupa’da da en başarılı kulübü olmamız camiamızın birlik beraberliğinden geliyor. Çünkü biz bir kültürüz. Sadece futbol takımı, basketbol takımı veya spor branşları olan bir kulüpten ziyade bizde bir eğitimden gelen bir kültür var. Galatasaray Lisesi bu anlamda Galatasaray’a kuruluşundan itibaren çok büyük katma değer katmış ve katmaya devam ediyor. Ne olursa olsun Galatasaray’ın bileğinin bükülmemesinin ana nedeni de bu kültürün devam etmesi. Burada lisede okumuş olup, olmamak önemli değil. O kültürün devam etmesi önemli. Galatasaray’da herkes de bu kültüre çok saygı duyuyor ve bu kültüre uyuyor. Galatasaraylı Yönetici ve İş İnsanları Derneği ve diğer derneklerimiz bizim için çok kıymetli" diyerek sözlerini tamamladı.
Bursa Yılmaz Akkılıç Bursa Araştırmaları Ödülleri’nin yeni sahipleri belli oldu Bursa’nın kültürel ve akademik birikimine katkı sunmak amacıyla 2010 yılından bu yana aralıksız düzenlenen Yılmaz Akkılıç Bursa Araştırmaları Ödülü’nde bu yılın kazanan isimleri açıklandı. Nilüfer Belediyesi, Bursa Gazeteciler Cemiyeti ve Akkılıç Ailesi tarafından düzenlenen yarışmada doktora dalında Elif Acar Bilgin, yüksek lisans dalında ise Egemen Deniz başarı ödülüne layık görüldü. Bursa’ya dair çok sayıda kıymetli esere imza atan merhum gazeteci-yazar Yılmaz Akkılıç onuruna gerçekleştirilen ödül süreci bu yıl da büyük bir ilgiyle tamamlandı. Prof. Dr. Feza Karaer başkanlığındaki seçici kurulun yaptığı değerlendirmeler sonucunda, doktora kategorisinde Elif Acar Bilgin’in "Kırsal Mirasın Kültürel Peyzaj Yaklaşımı ile Korunması İçin Bir Model Önerisi: İznik Gölü Havzası Örneği" başlıklı tezi ödüle değer bulundu. Bursa Uludağ Üniversitesi’nde öğretim yapan Bilgin, 2017 yılında da yüksek lisans teziyle aynı ödülü kazanarak önemli bir başarıya imza atmış oldu. Yüksek lisans kategorisinde ise Egemen Deniz, "Bursa Surları" üzerine hazırladığı teziyle başarı ödülünün sahibi oldu. Kurul, akademik alandaki diğer bir önemli çalışma olan Ceyda Şahin’in Bursa’nın su mirasını ve geleneksel konutlardaki yansımalarını inceleyen doktora tezini de Jüri Özel Ödülü ile taçlandırdı. Akademi dışı alanda ise Bursa üzerine yazma konusundaki istikrarı ve son olarak "Bursa ve İlçelerinde Çekilen Filmler" çalışmasıyla başvuran Ekrem Hayri Peker’e, üretim çabası dikkate alınarak teşvik ödülü verilmesi kararlaştırıldı. Bursa’yı temel alan akademik ve sivil çalışmaların özendirilmesini amaçlayan yarışmada, başarı ödülü alan yazarlara para ödülü sunulurken, dereceye giren eserler Nilüfer Belediyesi Akkılıç Kütüphanesi tarafından kitaplaştırılacak. Basılan bu eserler, 28 Nisan Salı gününde düzenlenecek ödül töreninde ilk kez okuyucularla buluşacak. Prof. Dr. Feza Karaer başkanlığındaki seçici kurulda bu yıl Prof. Dr. Tülin Vural Aslan, Prof. Dr. Alpaslan Türkkan, Doç. Dr. Nilüfer Alkan Günay, Doç. Dr. Elifhan Köse Çal, eğitimci Hande Borçbakan ve gazeteci Hacı Tonak yer aldı.