SPOR - 17 Nisan 2026 Cuma 15:57

Nihat Kırmızı: "Westerlo’yu milli mesele gibi algılayıp ülkemize anlatmalıyız"

A
A
A

Galatasaray Sportif AŞ Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Nihat Kırmızı, Belçika Pro Lig ekiplerinden Westerlo ile yaptıkları ortaklık için, "Westerlo’yu da biz bir milli mesele gibi algılayıp ülkemize, iş dünyasına anlatmalıyız. Burası iş dünyası için bence çok önemli bir kapı ve bunu çok iyi değerlendirebileceğimizi düşünüyorum" dedi.

Galatasaray Sportif AŞ Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi ve İstanbul Topkapı Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkan Nihat Kırmızı, İHA muhabirine açıklamalarda bulundu.

GS Store’larda çok çeşit ürün olduğunu söyleyen Kırmızı, "Taraftarlarımız gittiği zaman istediği güzel ürünlerini alabiliyor. Gerek forma, gerekse diğer ürünlere hemen anında erişebiliyor. Zaten talep de çok arttı. Bir an önce taraftarlarımız da gidip bu ürünleri alarak maçları formalarıyla izlemelerini, sokakları sarı-kırmızı renklerle donatmalarını istiyoruz. Taraftarlarımız da bunu çok güzel bir şekilde yapıyor. Ligin sonu, avantaj da bizde. Ligin sonuna önde girdik. Galatasaray son düzlüklerde genelde avantajı yakalar, arkada olsa bile avantajı yakalamaya alışık bir kulüp. Avantaj elimizdeyken bu avantajı bırakmak istemiyoruz. Bu bizim elimizde, tüm maçlarımızı kazanırsak zaten bir sorun yaşamayacağız. İkinci, üçüncü kim oluyor çok da bizim konumuz değil. Bu futbol, kaybetmek de var, kazanmak da var. Rakiplerimiz de kaybedebilir kalan maçlarını. Biz inşallah tüm maçlarımızı kazanarak, elimizdeki avantajı da kullanarak şampiyon olmayı hedefliyoruz" diye konuştu.

"Mağazacılık yönetimi çok planlı bir şekilde çalışıyor"

Taraftarlardan ürünler için çok talep olduğunu ifade eden Nihat Kırmızı, "Galatasaray Mağazacılığın özellikle ne duruma geldiğini zaten konuşuyoruz. Başkanımız birçok kez anlatıyor. İnanılmaz cirolara yükseldi, inanılmaz ürün satışları arttı. Avrupa’nın büyük kulüpleri seviyesine geldik. Hatta birçok büyük kulüpten de çok iyi durumdayız, çok iyi seviyedeyiz. Bu yönetimimizin, özellikle mağazacılık yönetiminin, başkanımız liderliğinde çok iyi organize olması, çok iyi planlaması ve çok iyi çalışmasından kaynaklanıyor. İkinci aşamada da taraftarlarımızın çok büyük ilgi göstermesi. Voleybolda Avrupa şampiyonu olduk. Diğer branşlarda başarılar devam ediyor. Taraftarlarımız da bu başarılar geldikçe daha fazla ürün almak istiyor. Hem takımı desteklemek için, hem de kendini o ürünlerle bir göstermek istiyor. Çok önemli yıldız transferler vardı. Bu yıldız transferlerin ürünlerini de taraftarlarımız çok istedi. Bunların neticesinde zaten mağazacılıkta çok inanılmaz rekorlar kırıldı. Şampiyon olunca talep çok daha fazla artacak. Bu ürünlerin yetmesi için de son derece hızlı bir şekilde çalışılıyor. Çok planlı bir şekilde mağazacılık yönetimi ve oradaki profesyonel arkadaşlar çalışıyor. Başarı gelince biliyorsunuz ki talep de çok daha fazla patlar" şeklinde konuştu.

"Westerlo ile Avrupa kupalarına katılabilirsek önemli bir başarı olacak"

Belçika Pro Lig’den Westerlo’yu satın aldıklarının hatırlatılması üzerine Kırmızı, şunları söyledi:

"Westerlo Kulübü, Belçika Ligi’nin şu anda önemli takımlarından biri. Hem altyapısıyla hem de Belçika Pro Ligi’nde oynayan, orada da kalıcı olan bir takım. Bu takım daha alt ligdeyken iyi bir Galatasaraylı Oktay Ercan isimli bir Türk iş adamı tarafından alınmış, Pro Lig’e çıkarmış. Alt ligden, üst lige çıkmak zor bir iştir. Daha da zorunu yapmış, orada kalıcı olmuş. Bununla da kalmamış, tesisleşmiş. Gittiğiniz zaman hayran kalacağınız tesisleri görebileceksiniz. Bir kasaba takımı olmasına rağmen şu an ligde iddialı. Şu anda işte play-off oynuyor. Ligi 9. bitirdik, play-off’ta da şu an lideriz. İnşallah Konferans Ligi’ne katılmak için mücadele ediyoruz. Avrupa kupalarına katılabilirsek önemli bir başarı olacak. Önümüzdeki sene hedefler daha büyük olacak ama asıl hedef burada oradaki genç oyuncuları Avrupa pazarlarına göstermek. Westerlo aslında baktığınız zaman genç oyuncular için en önemli kulüplerden biri haline gelmiş, yetiştirici kulüp. Bu ülkemizde çok iyi anlatılamamış, çok iyi takip edilmiyor. Westerlo deyince evet bilen biliyor ama birçok kişi onun hangi ligde olduğunu, hangi ülkenin takımı olduğunu bilmeyebilir. Biz de bunları değerlendirdik kendisiyle, konuştuk ve bir ortaklık yapısı kurmaya karar verdik. İşte biz de bunu artık anlatmaya başladık. Oktay Bey’in bu muazzam vizyonuna biz de kendi açımızdan bir şeyler katmaya çalıştık. Bir anlamda bu aslında Belçika Ligi takımı olarak görünse de bir Türk takımı. Yani sahiplerinin Türk olduğu, sportif direktörünün, yöneticilerinin Türk olduğu. Belçikalı profesyonel yöneticiler de var. Türk dünyasına, Türk iş dünyasına da Avrupa’ya açılacak bir kapı. Evet Türkiye’de ihracat yapan, Avrupa’yla, Belçika’yla veya diğer Avrupa ülkeleriyle iş yapan birçok işletmemiz var. Evet muazzam ürünler yapan ama bir türlü Avrupa pazarlarına veya ihracata açılamayan birçok firmamız var. İşte biz de onlara diyoruz ki, ’Gelin, bu Westerlo sizin de kapınız olsun. Siz Westerlo’nun çok iyi bir taraftarı, bir destekçisi olun’. Bu sadece maddi anlamda değil yani gönül olarak Westerlo’ya gönül verin bizler de bu kapıyı size açalım, birlikte iş birlikleri yapalım. Bu Türk iş dünyasının milli meselesi gibi görünsün. Ülkemize döviz artırıcı, ihracatı artırıcı bir faaliyet olsun, firmalarımızın görünürlüğü Avrupa’da, dünya markalarında daha fazla öne çıkmaya başlasın. Çünkü Avrupa, dünya için de çok önemli bir pazar. Oralardaki görünürlük sizi dünyanın her yerine taşıyor. Westerlo’yu da bir milli takım gibi görsünler, milli mesele gibi görsünler."

"Westerlo’yu bir milli mesele gibi algılayıp ülkemize anlatmalıyız"

Westerlo’nun ardından başka projelerin de olduğunu açıklayan Nihat Kırmızı, "Oktay Bey ile beraber takip ettiğimiz bir proje daha var. Premier Lig’de, Fransa Ligue 1’de, Portekiz Ligi’nin en üst liginde takımları olan bir kulüple iş birliği yapacağız. Premier Lig’deki bir kulüple bu iş birliğimiz belki ortaklığa dönecek. Prensipte ticari olarak anlaşıldı ama teknik olarak işin futbol tarafındaki teknik olarak bazı konular görüşülüyor. Onlar da aşılabilecek konular. Aşıldıktan sonra zaten bu iş birliği, bu ortaklık da başlamış olacak ve aslında bir anlamda bir anda Westerlo bütün dünyaya, İngiltere Premier Lig’den tutun bütün dünyaya kapılarını açmış bir kulüp haline gelecek. Daha güçlü, daha vizyoner bir kimlik oluşturacağız. Belki Türkiye’den de birçok oyuncu gelecek, şu anda da Türk oyuncularımız var kulüpte, çok da başarılılar. Önümüzdeki dönemlerde yine Westerlo’da da oynayabilirler, Westerlo baktığınız zaman genç bir kulüp. Oktay Bey’in hayali şuymuş; 25 yaşına kadar olan futbolcuları yetiştirmek, aslında 25 yaşın üstündeki futbolcuların da çok iyi bir transfer yapmış olmasını sağlamak. Yetiştirici kulüp kimliği oluşturmak istemiş. Onun ana projesi oymuş ve gerçekten Westerlo şu anda baktığınızda Avrupa’da futbolla ilgilenen kime sorarsanız sorun, hangi ülkede sorarsanız sorun Westerlo deyince yetiştirici kulüp olarak tanınır. Bu çok önemli bir kimliktir yani bunu bizim anlatmamız lazım, ülkemizde de göstermemiz lazım. Burada Fenerli, Beşiktaşlı, Galatasaraylı, Trabzonlu değil, Westerlo herkesin takımıymış bir Türk takımı gibi algılanması ve takip edilmesi gerekir. Oradan da çok önemli oyuncular hem bizim ülkemize gelecek, bizim ülkemizden gençlerimiz belki oraya gidip çok daha iyi transferler yapacak. Çok önemli bir proje. Bu bir milli mesele. Bizim Galatasaraylılığımız doğuştan gelen, hayatımızın sonuna kadar, son nefesimize kadar hayatımızın bir parçası. Nasıl insanlar soyadını değiştiremiyor, biz de Galatasaraylılığımızı hiçbir zaman değiştiremeyiz. Bu ayrı bir konu. Galatasaray’ın her şeyi oluruz; geçmişte Galatasaray taraftarıydık, sponsor olduk. Bugün yöneticisiyiz yarın yine taraftar oluruz, başka bir şey oluruz, yine sponsor oluruz. Galatasaraylılığımız ölmeyecek, o ömür boyu devam edecek ama Westerlo’yu da biz bir milli mesele gibi algılayıp ülkemize, iş dünyasına anlatmalıyız. Burası iş dünyası için bence çok önemli bir kapı ve bunu çok iyi değerlendirebileceğimizi düşünüyorum" değerlendirmesinde bulundu.

"Planlama çerçevesinde Türk takımlarıyla da oynamak mümkün"

Belçika’nın, Avrupa’nın en önemli 6 liginden biri olduğunu söyleyen Kırmızı, "Çok önemli takımlar var Anderlecht gibi, Club Brugge gibi. Geçen hafta deplasmanda Standard Liege ile maçımız vardı, 2-1 kazandık. Yarın da Genk ile oynayacağız. Genk ikinci sırada, Avrupa Konferans Ligi’ne gidebilmek için onlarla yarışıyoruz. Önümüzdeki dönem o Konferans Ligi’nde oynarsak zaten Avrupa’da görünürlüğümüz de çok daha fazla artacak. Gideceğimizi düşünüyoruz, inanıyoruz. Şu anda da avantaj bizde. Planlama çerçevesinde Türk takımlarıyla da oynamak mümkün. Güzel de olur. Belçika Ligi’nin bir Türk takımıyla, Türkiye Ligi’nin Türk takımı oynamış olur ve çok da dediğiniz gibi güzel olur" dedi.

"GSYİAD, Galatasaray’ın her zaman destekçisi olmuştur"

1905 Galatasaraylı Yönetici ve İş İnsanları Derneği’nin (GSYİAD), Galatasaraylılığı yaşayabilecek bir dernek olduğunu belirten Nihat Kırmızı, "Herkes Galatasaray üyesi olamıyor, herkes Galatasaray yöneticisi olamıyor, herkesin sponsorluk gibi bir durumu olamıyor. Herkes Galatasaraylı Yönetici ve İş İnsanları Derneği’nin kanalıyla Galatasaray’a destek olmak istiyor, sadece maçlara gelerek değil, Galatasaray’ın içinde olmak istiyor, Galatasaray’ı yaşamak istiyor, Galatasaray’daki gelişmeleri görmek istiyor. O gelişmelere bir nebze de olsa katkım olsun istiyor. Başkanıyla, yönetimiyle konuşmak istiyor, onlara belki kafalarındaki fikirleri, projeleri anlatmak istiyor. GSYİAD bu anlamda gerçekten çok önemli bir dernek. Çok önemli iş insanları derneği, çok ciddi destekleri de var. Ben hala GSYİAD üyesiyim, daha önce yöneticisiydim. Onların yanında olmaya çalışıyoruz. Galatasaraylı Yönetici ve İş İnsanları Derneği, bu anlamda Galatasaray’ın her zaman destekçisi olmuştur. Kulüp de her zaman bu iş insanları derneğinin hep yanında olmuştur, etkinliklerine katılmıştır, oradaki üyelerle yan yana olmuştur. Galatasaray, tüm dernekleriyle, tüm camiasıyla, taraftarıyla beraber. Zaten bizim başarımız da buradan geliyor. Türkiye’nin en başarılı ve Türkiye’nin Avrupa’da da en başarılı kulübü olmamız camiamızın birlik beraberliğinden geliyor. Çünkü biz bir kültürüz. Sadece futbol takımı, basketbol takımı veya spor branşları olan bir kulüpten ziyade bizde bir eğitimden gelen bir kültür var. Galatasaray Lisesi bu anlamda Galatasaray’a kuruluşundan itibaren çok büyük katma değer katmış ve katmaya devam ediyor. Ne olursa olsun Galatasaray’ın bileğinin bükülmemesinin ana nedeni de bu kültürün devam etmesi. Burada lisede okumuş olup, olmamak önemli değil. O kültürün devam etmesi önemli. Galatasaray’da herkes de bu kültüre çok saygı duyuyor ve bu kültüre uyuyor. Galatasaraylı Yönetici ve İş İnsanları Derneği ve diğer derneklerimiz bizim için çok kıymetli" diyerek sözlerini tamamladı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Yutulabilir mide balonu ile cerrahi dışı kilo kontrolüne modern yaklaşım Medical Point Gaziantep Hastanesi Genel Cerrahi, Obezite ve Metabolik Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Başar Aksoy, yutulabilir mide balonunun uygun hasta grubunda kilo verme sürecini destekleyen etkili yöntemlerden biri olduğunu belirtti. Obezite, günümüzde yalnızca estetik değil; diyabet, hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları ve eklem problemleri gibi birçok sağlık sorununa zemin hazırlayan önemli bir halk sağlığı problemi olarak öne çıkıyor. Obezite tedavisinde cerrahi yöntemlerin yanı sıra ameliyatsız seçenekler de giderek daha fazla tercih ediliyor. Medical Point Gaziantep Hastanesi Genel Cerrahi, Obezite ve Metabolik Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Başar Aksoy, son yıllarda yaygınlaşan yutulabilir mide balonu uygulaması hakkında önemli bilgiler verdi. "Endoskopi ve anestezi gerektirmiyor" Dr. Öğr. Üyesi Başar Aksoy, yutulabilir mide balonunun kapsül formunda ağız yoluyla yutularak mideye yerleştirildiğini belirterek, "Yutulabilir mide balonu, cerrahi işlem uygulanmadan gerçekleştirilen altın standart kilo kontrol yöntemlerinden biridir. İşlem sırasında klasik mide balonlarında olduğu gibi endoskopi ya da anestezi gerektirmemesi, uygulamanın en önemli avantajları arasında yer almaktadır. Balon, mide içerisinde belirli bir hacim oluşturarak daha erken tokluk hissedilmesine yardımcı olur ve kişinin porsiyon ile iştah kontrolünü destekler. Ayrıca yutulabilir mide balonu mideye kolay uyum sağlar; uygulama sonrası bulantı, kusma gibi şikayetler yok denecek kadar az görülür. Bununla birlikte, yutulabilir mide balonu ek bir işleme gerek olmadan 16. haftadan sonra doğal yolla vücuttan atılır" dedi. "Başarı için yaşam tarzı değişikliği şart" Yutulabilir mide balonunun diğer tüm obezite işlemlerinde olduğu gibi tek başına bir çözüm olmadığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Başar Aksoy, tedavinin mutlaka uzman takibiyle yürütülmesi gerektiğini ifade etti. Aksoy, "Kalıcı ve sağlıklı kilo kaybı için doğru beslenme alışkanlıklarının kazanılması, düzenli fiziksel aktivite ve multidisipliner takip büyük önem taşımaktadır. Yutulabilir mide balonu, bu süreçte hastalara destek sağlayan yardımcı bir yöntemdir" ifadelerini kullandı. "Kişiye özel değerlendirme yapılıyor" Her hastanın bu uygulama için uygun olmayabileceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Başar Aksoy, işlem öncesinde detaylı sağlık değerlendirmesi yapıldığını söyledi. Aksoy, "Hastalarımızın mevcut sağlık durumu, vücut kitle indeksi, yeme alışkanlıkları ve beklentileri değerlendirilerek en uygun tedavi planı oluşturulmaktadır. Amacımız yalnızca kilo kaybı değil, uzun vadede sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kazanılmasını sağlamaktır" diye konuştu.
Ankara Eğitim uzmanı Yolcu’dan, LGS’deki oturumlar arası molada öğrencilere kritik uyarı: "45 dakikalık süre içerisinde birinci oturum sorularını arkadaşlarınızla tartışmayın" Uzman eğitimci İsmail Yolcu, Liseye Geçiş Sınavı’nda (LGS) oturumlar arasındaki 45 dakikalık mola hakkında, "9 buçuk oturumunda girdiğiniz sınavdan çıktıktan sonra ikinci oturuma kadar 45 dakikalık bir süre olacak. İşte bu 45 dakikalık süre içerisinde çıktığınız birinci oturum sorularını koridorda, sınıfta veya okul bahçesinde hiçbir arkadaşınızla sakın tartışmayın" dedi. Uzman eğitimci İsmail Yolcu, LGS’ye günler kala velilerin, öğrencilerin ve öğretmenlerin ne yapması gerektiği hakkında İhlas Haber Ajansı’na (İHA) açıklamalarda bulundu. Her şeyden önce bu sınavın önemli bir boyutu olduğunu belirten Yolcu, öğrenciler kadar velilerin de üzerine büyük bir sorumluluk düştüğünü ifade etti. LGS’nin zeka ölçen bir sınav olmadığını, öğrencilerin hazır bulunuşunu ölçen bir sınav olduğunu aktaran Yolcu, sınav kadar beslenme ve yeterli uyku durumunun da sınava büyük katkı sağlayacağını dile getirdi. Bunun yanı sıra velilere de çağrıda bulunan Yolcu, sınavda iki oturum arasında uygulanacak mola sırasında velilerin öğrencilerle hiçbir şekilde konuşmaması ve iletişime geçecek herhangi bir harekette bulunmamasını sözlerine ekledi. "Artık son viraj dediğimiz bir zaman dilimine girdik" LGS’nin zeka ölçen değil, öğrencilerin hazır bulunuşunu test eden bir sınav olduğunu öğrencilere duyuran Yolcu, "Artık son viraj dediğimiz bir zaman dilimine girdik. Tam da bu günlerde öğrencilerin asla unutmaması gereken yegane şey, LGS sınavı zeka ölçen bir sınav değil, öğrencilerin hazır bulunuşunu ölçen bir sınav. Buradaki kritik durum, öğrenciler bir test edilme, bir denenme veya sınanma gibi bir sınava girmeyecekler. Bu sınav, öğrencilerin sınavdan önce sabah yapacakları kahvaltıyı da ölçüyor. 1-2 gün öncesindeki uyku durumunu da ölçüyor. Bunun yanı sıra bu sınavın belli parametreleri var. Artık öğrencilerin sınava yönelik yapacak olan hamlelerinin başında deneme sınavları üzerinden eksik kapatma üzerine bir taktikleri olmalı. Onun dışında biyolojik ritim çok önemli. Yani sınava yaklaştıkça gerçek sınav günü sabah 9 buçukta yapılacak sözel oturumdaki saatte, yine öğrenciler LGS’den önce 9 buçukta sözel sorularını artık çözmeye başlamalılar. Gerçek sınav ortamında yapmalılar. Halıya uzanarak veya yatakta yatarak değil, masada oturarak yapmalılar. Gerçek sınavda ne yasak? Kahve yasak. Ne yasak? Müzik yasak. Bundan sonra 11 buçukta da sayısal kitapçığını açmış, matematik ve fen sorularını çözmeye yönelik olarak sınava doğru ilerlemeliler" diye konuştu. "Öğrenciler, sınav akşamı yatacağı saat kaçsa o saatte yatmaya başlamalılar" Öğrencilerin sınav maratonuna şimdiden girmeye başlamaları gerektiğinin altını çizen Yolcu, "Milli Eğitim Bakanlığı’nın yaptığı bir çalışma var. Bakanlık artık örnek sorular yayınlıyor. Hem deneme sınavları hem de geçmiş yılların deneme sınavlarını güncel olarak yayınlıyor. Bu imkan bütün öğrencilerin elinde var. Öğrencilerimiz artık gerçek LGS sınavının soru yazarlarının bakış açısını birazcık yakalamalılar. O bakış açısını yakalayıp, yazarların sınava baktıkları gibi bakmalılar. Onların kaleminden çıkan kelimeleri ve kavramları yakalamaya çalışmalılar. Çünkü sınavın öncesindeki bu bakış açısını yakalama profesyonelliği, aslında sınavın yüzde 50’sini kendilerine kazandırıyor. Geriye kalan yüzde 50’lik dilimde de performans çok önemli. Önemli uyarılarımızdan bir tanesi de öğrenciler, sınavdan bir hafta öncesinde sınav akşamı yatacağı saat kaçsa o saatte yatmaya başlamalılar. Sınav sabahı kaçta kalkılacaksa o saatte uyanmalılar. Çünkü uyku bir alışkanlık süreci. Tutup da sınavdan bir gün önce ’ben erken yatağa gireyim’ denildiği zaman ne yazık ki öğrenciler uykusuz kalıyor ve başarısız oluyor" şeklinde konuştu. "Sınav kahvaltısını son 2 gün evlatlarınıza yedirin" Sınav günü öğrencilerin çoğunun kahvaltı yapmadığını ve bu durumun sınavı ciddi şekilde etkilediğini söyleyen Yolcu, "Sınav kahvaltısı ne yazık ki çoğu çocuklarımız ve özellikle kız öğrencilerimiz tarafından yapılmıyor. Az da olsa, çeyrek ekmeğin yarısı da olsa çocuklarımızın bir beslenme ile sınava gitmeleri gerek. O ekmek, midelerindeki asidi çekiyor. Bu bilgilerin hepsini bilim adamlarından aldık. Yıllardan beri bu işin peşindeyiz. Annelere önerim şudur. Sınav sabahı çocuğunuza fazladan yedireceğiniz bir yumurta ya da bir bardak portakal suyu, çocuğunuzda belki sıkıntı oluşturabilir. Sınav kahvaltısını son 2 gün evlatlarınıza yedirin. Sınavdan önce, perşembe günü öyle bir kahvaltı yaptırın ki çocuğunuz ishal olmuyorsa, midesi bulanmıyorsa aynısını cumartesi günü yedirin" dedi. "45 dakikalık süre içerisinde birinci oturumun sorularını arkadaşlarınızla tartışmayın" Oturumlar arasındaki 45 dakikalık molada öğrencilerin rehavete kapılmaması gerektiğini aktaran Yolcu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ailecek sınava giren bir ülkeyiz. 1 milyon öğrenci tek başına LGS’ye girmiyor. 1 milyon anne ve 1 milyon baba giriyor. Etti 3 milyon. Bu 3 milyon kişinin sınavdan önceki sınav akşamı ve sınav sabahındaki iletişim dilinin pozitif olması gerekiyor. Durduk yere baba çocuğuna ’aslansın sen kazanırsın, kaplansın kazanırsın’ ya da tam tersine ’bu sene son şansın’ dediği zaman çocuk isterse matematiği veya Türkçeyi full yapsın, çocuk bir baskı altına alma durumunu yaşıyor. Ne yazık ki çoğu çocuk daha sınava girmeden kahvaltı sofrasında ya da bir gün önce sınava kaybederek giriyor. Sevgili öğrenciler, 9 buçuk oturumunda girdiğiniz sınavdan çıktıktan sonra ikinci oturuma kadar 45 dakikalık bir süre olacak. İşte bu 45 dakikalık süre içerisinde çıktığınız birinci oturum sorularını koridorda, sınıfta veya okul bahçesinde hiçbir arkadaşınızla sakın tartışmayın. Bir tanesi gelip ’ben full yaptım’ diyebilir oysa yapmamıştır. Bir tanesi gelir ’22. soru A şıkkı diyebilir’ oysa cevap C olabilir. Bütün öğrencilerin düştüğü tuzak o 45 dakikalık arada çıktıkları oturumla ilgili. İkinci oturuma girmeden minik yürüyüş yapabilirler. Temiz hava ve tuvalet ihtiyaçlarını giderebilirler. 45 dakikalık arada anneler ve babalar okulun bahçesinin kenarından örgülere ve tellere tırmanıyor, çocuklarına bağırıyor. Çocuklar o kadar büyük bir sınavdan çıkıyorlar ki, o 45 dakikalık arada annesini veya babasını gördüğü anda ağlama krizini yaşıyorlar. Mide bulantısı yaşayan çocuklar görüyoruz, kusan çocuklar görüyoruz. Anneler ve babalar lütfen o 45 dakikalık arada çocuğunuzla mümkünse görüşmeyin. İşler yolundaysa da çocuğunuzu tek başına bırakın."
İstanbul Hanehalkı bütçesinden en fazla pay konut ve kira harcamalarına ayrıldı Hanehalkı Bütçe Araştırması’nın 2025 yılı sonuçlarına göre; Türkiye genelinde hanehalklarının tüketim amaçlı yaptığı harcamalar içinde en yüksek payı yüzde 29,3 ile konut ve kira harcamaları aldı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı Hanehalkı Tüketim Harcaması verilerini açıkladı. Buna göre, Hanehalkı Bütçe Araştırması’nın 2025 yılı sonuçlarına göre; Türkiye genelinde hanehalklarının tüketim amaçlı yaptığı harcamalar içinde en yüksek payı yüzde 29,3 ile konut ve kira harcamaları alırken, ikinci sırayı yüzde 20,5 ile ulaştırma harcamaları, üçüncü sırayı ise yüzde 17,3 ile gıda ve alkolsüz içecekler harcamaları aldı. Toplam tüketim harcamalarında en düşük payı alan harcama türleri ise yüzde 0,8 ile sigorta ve finansal hizmetler, yüzde 1,8 ile eğitim hizmetleri ve yüzde 2,2 ile sağlık harcamaları oldu. Yüksek gelirli haneler düşük gelirli hanelere göre ulaşıma yaklaşık üç kat daha fazla pay ayırdı Gelire göre sıralı yüzde 20’lik gruplar itibarıyla tüketim harcamalarının 2025 yılındaki dağılımına bakıldığında; en yüksek gelir grubu olan beşinci yüzde 20’lik grupta yer alan hanehalkları, ulaştırma harcamalarına (motorlu taşıt alımları, akaryakıt, yolcu taşımacılığı, araç bakım ve onarımı vb.) yüzde 25, konut ve kira harcamalarına yüzde 25,7 ve gıda ve alkolsüz içecekler harcamalarına yüzde 12,4 pay ayırdı. En düşük gelir grubu olan birinci yüzde 20’lik grupta yer alan hanehalkları ise, konut ve kira harcamalarına yüzde 38,7, gıda ve alkolsüz içecekler harcamalarına yüzde 29,2 ve ulaştırma harcamalarına yüzde 8,6 pay ayırdı. Temel gelir kaynağına göre harcama kalıpları değişti Temel gelir kaynağı maaş, ücret, yevmiye geliri olan hanehalkları; konut ve kira harcamalarına yüzde 26,4, gıda ve alkolsüz içecekler harcamalarına yüzde 16 ve ulaştırma harcamalarına yüzde 21,9 pay ayırırken, müteşebbis geliri olan hanehalkları; konut ve kira harcamalarına yüzde 25,5, gıda ve alkolsüz içecekler harcamalarına yüzde 17 ve ulaştırma harcamalarına ise yüzde 25,9 pay ayırdı. Tek kişilik haneler konut ve kiraya kalabalık hanelerden bir buçuk kattan daha fazla pay ayırdı Hanehalkı büyüklüğüne göre tüketim harcamalarının 2025 yılındaki dağılımına bakıldığında; tek kişilik hanehalkları, konut ve kira harcamalarına yüzde 41, gıda ve alkolsüz içecek harcamalarına yüzde 14,3 ve ulaştırma harcamalarına yüzde 14,4 pay ayırdı. Hanehalkı büyüklüğü 6 ve daha fazla kişi olan hanehalkları, gıda ve alkolsüz içecekler harcamalarına yüzde 23,7, konut ve kira harcamalarına yüzde 24,4 ve ulaştırma harcamalarına yüzde 18,1 pay ayırdı. En fazla israf olan gıda grubu taze meyve ve sebzeler oldu Hanehalkları tarafından en fazla israf edilen gıda grupları incelediğinde; en büyük payı yüzde 39,7 ile taze meyve ve sebze alırken, bunu yüzde 32,5 ile ekmek, yüzde 15,1 ile süt ve süt ürünleri izledi.
Gaziantep Dülük Antik Kenti, ’Moda Tasarım Haftası’ defilesine ev sahipliği yaptı Şehitkamil Belediyesi ve Gaziantep Üniversitesi işbirliğiyle ’3. Moda ve Tasarım Haftası’ kapsamında cosplay ve sürrealizm defilesi Dülük Antik Kenti’nde düzenlendi. Şehitkamil Belediyesi ve Gaziantep Üniversitesi işbirliğiyle ’3. Moda ve Tasarım Haftası’ kapsamında cosplay ve sürrealizm defilesi düzenlendi. Dülük Antik Kenti’nde düzenlenen defilede Güzel Sanatlar Fakültesi Tekstil ve Moda Tasarımı Bölümü öğrencilerinin mitolojik ve kültürel değerlerden esinlenerek tasarladıkları kıyafetler vatandaşlar ve sanatseverlerle buluştu. Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz, defileye ev sahipliği yapan Dülük Antik Kenti’nin önemli bir tarihi değer olduğunu belirterek, "Bugün, böylesine tarihi bir mekanda bu geceyi bize hazırlayan üniversitemize, akademisyenlere ve öğrencilerimize teşekkür ediyoruz. Geleceğin tasarımcı adayı olan öğrenci arkadaşlarıma gelecekte başarılar diliyorum. Şuan bulunduğumuz bu tarihi miras hepimizin. Emeği geçenlere ve buraya gelerek bizleri yalnız bırakmayanlara teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı. Konuşmanın ardından öğrenciler tarafından hazırlanan defile sergilendi, juri üyelerine ve dereceye giren öğrencilere ödül ile plaketleri takdim edildi. Etkinliğe Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Feray Yılmaz, akademisyenler, öğrenciler, aileleri ve mahalle halkı katıldı.
Ankara Bayramda müzeler doldu taştı: Efes, Hierapolis ve Göbeklitepe zirvede Kurban Bayramı tatilinde Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı müze ve ören yerlerinde 1 milyon 514 bin 211 ziyaretçi ağırlandı. Ziyaretçiler en çok Efes, Hierapolis, Göbeklitepe, Zelve-Paşabağlar ve Zeugma Mozaik Müzesi’ni tercih etti. Kurban Bayramı tatilinde Türkiye’nin kültürel mirasına yönelik ilgi dikkat çekici seviyelere ulaştı. Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı müze ve ören yerlerinde 1 milyon 514 bin 211 ziyaretçi ağırlanırken Efes, Hierapolis, Göbeklitepe, Zelve-Paşabağlar ve Zeugma Mozaik Müzesi en çok tercih edilen kültür durakları arasında yer aldı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, bayram boyunca müze ve ören yerlerinde yaşanan ziyaretçi hareketliliğine ilişkin verileri sosyal medya hesabından paylaştı. Bayram döneminde oluşan ziyaretçi hareketliliği, Türkiye’nin kültür turizmindeki canlı tabloyu bir kez daha ortaya koydu. Müze ve ören yerlerinde kaydedilen yoğunluk, birçok destinasyonda dikkat çeken ziyaretçi sayılarına ulaşıldığını gösterdi. Kurban Bayramı boyunca müze ve ören yerlerinde yaşanan yoğun ziyaretçi hareketliliğini Bakan Ersoy sosyal medya hesabından paylaştığı verilerle duyurdu. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye’nin kültür rotalarının bayram tatilinde ziyaretçilerle dolduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu: "Müzelerimizde ve ören yerlerimizde hayata geçirdiğimiz restorasyon çalışmaları, ziyaretçi odaklı uygulamalar ve yeni müzecilik anlayışımız kültür rotalarımıza olan ilgiyi her geçen gün daha da artırıyor. Bu ilginin en somut yansımalarından birini de Kurban Bayramı tatili boyunca yaşadık. Türkiye’nin dört bir yanındaki kültür rotaları ziyaretçilerimizle doldu. Tatil boyunca müze ve ören yerlerimizde toplam 1 milyon 514 bin 211 ziyaretçiyi ağırladık. Bayramda en çok ziyaret edilen kültür duraklarımız: Efes Ören Yeri - 119 bin 143 ziyaretçi, Hierapolis (Pamukkale) Ören Yeri - 113 bin 34 ziyaretçi, Göbeklitepe Ören Yeri - 65 bin 446 ziyaretçi, Zelve-Paşabağlar Ören Yeri - 55 bin 492 ziyaretçi, Gaziantep Zeugma Mozaik Müzesi - 48 bin 843 ziyaretçi. Kültürel mirasımıza gösterdikleri yoğun ilgi için tüm ziyaretçilerimize teşekkür ediyorum." En çok ziyaret edilen kültür durakları belli oldu Bayram tatilinde en fazla ziyaretçi ağırlayan kültür durağı 119 bin 143 ziyaretçiyle Efes Ören Yeri oldu. Efes’i 113 bin 34 ziyaretçiyle Denizli Hierapolis (Pamukkale) ve 65 bin 446 ziyaretçiyle Şanlıurfa Göbeklitepe ören yerleri izledi. Göbeklitepe’nin ardından listenin üst sıralarında yer alan Nevşehir Zelve-Paşabağlar Ören Yeri 55 bin 492 ve Zeugma Mozaik Müzesi ise 48 bin 843 ziyaretçiyi ağırladı. Göreme Ören Yeri 48 bin 291 ziyaretçiyle listenin devamında öne çıkarken, Trabzon Sümela Manastırı 37 bin 562, Antalya Phaselis Ören Yeri 33 bin 919, Galata Kulesi 29 bin 587 ve Nevşehir Derinkuyu Yeraltı Şehri 27 bin 626 ziyaretçi tarafından ziyaret edildi. Bayramın her gününde yüz binlerce ziyaretçi Kurban Bayramı süresince müze ve ören yerlerinde ziyaretçi yoğunluğu tatilin her gününde yüksek seviyelerde seyretti. Arife gününde 163 bin 815 ziyaretçi ağırlanırken bayramın birinci gününde bu sayı 150 bin 086 olarak kaydedildi. Bayramın ikinci gününde 208 bin 907, üçüncü gününde 252 bin 127 ve dördüncü gününde 219 bin 017 ziyaretçi müze ve ören yerlerini ziyaret etti. Bayram tatilinin ardından gelen pazar gününde ise 118 bin 310 ziyaretçi kültür rotalarını tercih etti. (FÇ-