EKONOMİ - 30 Nisan 2024 Salı 10:47

Uzmanı konuştu: "Tavuk fiyatlarına yüzde 200 zam haberleri asılsız"

A
A
A
Uzmanı konuştu: "Tavuk fiyatlarına yüzde 200 zam haberleri asılsız"

HasTavuk Yönetim Kurulu Başkanı ve İstanbul Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Müjdat Sezer, tavuk fiyatlarında yıllık artışın yüzde 74,4 olduğunu açıkladı. İhracatın yasaklanmasıyla Türkiye’nin güvenilir ihracatçı olmaktan çıkacağını, bu boşluğun Brezilya gibi ülkeler tarafından doldurulacağını ifade eden Sezer, "Biz üretimi kısmadık, ihtiyacın üzerinde üretim yaptık. Yeteri kadar arzımız var" dedi.


Tavuk ihracatının yıl sonuna kadar kısıtlanması ve son günlerde medyada yer alan tavuk fiyatlarının yüzde 200 arttığına dair haberler üzerine, HasTavuk Yönetim Kurulu Başkanı ve İstanbul Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Müjdat Sezer, İHA’ya açıklamalarda bulundu.


Fiyat artışından tavuk ihracatına, kümes sorunundan yumurta piyasasına kadar sektör ile ilgili geniş değerlendirmelerde bulunan Sezer, bir yıl içerisinde de yüzde 74,4 zam geldiğinin altını çizdi. Türkiye’deki yıllık tavuk üretimi, iç piyasa ve ihracata giden ürünler hakkında da konuşan Sezer, Türkiye’de tüketilmeyen birçok ürünün yurt dışına gittiğini, ihracatın durdurulmasının bu açıdan da doğru olmayacağının altını çizdi.



“Fiyatlara yüzde 200 zam haberi yalan”


Türkiye’de her şeyin enflasyon kadar fiyatının yükseldiğini belirten Müjdat Sezer, “Son zamanlarda gündeme gelen beyaz etin neden daha çok yükseldiği, olması gerekenden daha fazla yükseldiği gibi konuşmalar var. 1 Ocak 2023 tarihinde bütün tavuğun fiyatı 36 lira 40 kuruştu. 14 Mart 2024’te tarihindeki fiyatı 70 lira 30 kuruştur. Bunlar bizim marketlere, bayilerimize nakliye dahil teslim ettiğimiz fiyatlardır. Niye bütün tavuk üzerinden gidiyorum. Bunun çıkış noktası bütün tavuktur. Alt kırılım ve lüks ürünlere kadar fiyatlar değişebiliyor. ‘Sene içerisinde yüzde 200 zam yapıldı’ haberleri asılsızdır. Bu rakamlar bizim faturalandırdığımız rakamlar. Kim istiyorsa gelip, her türlü şirketimizde bunu basitçe ispat edebiliriz. 36 lira 40 kuruştan 70 lira 30 kuruşa gelmesinin manası da şu; 15 aylık yüzde 93, bu da yıllık yüzde 74,4 fiyat artışı demektir. Nerede yüzde 200 fiyat artışı? Bu haberler doğru değil, yalan” diye konuştu.



“Kırmızı et alımlarında düşüş yaşandı”


“Neden fiyatlar yükseliyor kısmına gelecek olursak, insanların alım gücünde bir azalma oldu. Enflasyonun yüksek olmasından kaynaklanan bir şey” diyerek sözlerini sürdüren Sezer, “Bunun dışında Türkiye’ye özel bir durum var. Dünyanın her yerinde kırmızı et bu kadar pahalı değil. Kırmızı et alımında düşüşler yaşandı. İnsanlar da hayvansal protein ihtiyacını karşılamak için ya balık ya da tavuk yiyecekler. Kırmızı et fiyatlarıyla karşılaştırdığınız da tavuk fiyatları uygun kaldı ve talep arttı. Biz hiçbir zaman talep arttı diye fiyat artışı yapmadık. Kırmızı etin 600-800 lira olan bir yerde, bizim teslim fiyatımızın 70 lira olan tavuğun market üstüne fiyat koyuyor. Her marketin fiyatları farklı, biz ona karışamıyoruz. Diyelim ki markette bütün tavuk kilosu 80-90 lira oldu, bu bile alım gücü açısından tercih edilen bir ürün haline geldi” ifadelerini kullandı.



“Biz üretimi kısmadık, ihtiyacın üstünde ürettik”


Türkiye’nin 2020 yılında 2 milyon 136 bin 263 ton tavuk eti ürettiğinin altını çizen Sezer, “2021 yılında artarak, 2 milyon 245 ton oldu. 2022’de 2 milyon 400 tona ulaştı. Buraya kadar istikrarlı bir üretim artışımız var. Sektör, olması gereken şekilde insanların talebini sağlamak için gerekli artışını yapmış. Sonra bakıyoruz, 2023 yılında 2 milyon 328 tona düşmüşüz. 100 bin ton düşüş var. Bu da alım gücünün düşmesinden kaynaklanıyor. 2022 yılında üretim fazlaca artınca, sektör o yıl zarar ediyor. Zarar edince, ürettiğiniz malı biraz az üretirsiniz. Ekonomik bir karardır. Gelelim en son duruma, 2023’ün ilk 2 ayında 367 bin 460 ton beyaz et üreten sektör, 2024’ün ilk 2 ayında 404 bin 744 ton üretim yapmış. Biz üretimi kısmamışız. İhtiyacın daha da üstünde üretmişiz. Burada sektörün doğru kararlar aldığı ve tüketiciyi düşünerek işler yaptığını ispat edebiliyoruz” şeklinde konuştu.



“Yeteri kadar arzımız var”


Ürünlere ulaşımla ilgili aksaklıkların yaşandığına dair çıkan söylentileri de yalanlayan Müjdat Sezer, “Ürünlere ulaşım ile ilgili en ufak bir sıkıntı yok. Kırmızı et için kuyruklarda insanlar bekliyor. Siz nereye giderseniz gidin, parasını verirsiniz, beyaz etinizi alır, filenize koyar ve evinize gidersiniz. Ben hiçbir zaman beyaz et konusunda şunu bulamıyorum diyen bir tane tüketici duymadım, görmedim. Yeteri kadar arzımız var” dedi.



“İç piyasaya daha fazla ürün verilmiş”


İhracat konusunun da medyada biraz şişirildiğini dile getiren Sezer, “Olması gerekenin üstünde fiyatlar söylendi. Onların gerçek olmadığını söyledim. Buna bağlı olarak ihracat kapatılır, ya da azaltırsak ne olacağını anlatayım. 2022 yılında Türkiye’nin beyaz et ihracatı 620 bin ton, 2023 yılında 505 bin ton olarak gerçekleşiyor. Zaten düşmüş, yani iç piyasaya daha fazla ürün verilmiş. 2024 şubat ayında 38 bin 793 bin ton, mart ayında da 41 bin 552 ton ihracat yapılmış. İhracata çok gitti de iç piyasada mağduriyet var gibi bir şey de söz konusu değil. Bizim yaklaşık ihracat oranımız son 2 ayda yüzde 20’lere düşmüş. Eskiden yüzde 30 olan oran, iç piyasaya daha fazla mal verdiği için ihracat düşmüş” ifadelerini kullandı.



“İhracatı yasaklamak doğru değil”


Türkiye’de tüketilmeyen tavuk ürünlerinin ihracatının yapıldığını hatırlatan Sezer, “İç piyasada satılamayan tavuk ayağı, tavuk konservesi, kanat ucu, tavuk derisi, yumurtacı tavuğun kesildikten sonra kalan özellikle Afrika’ya giden ürünleri içine alan bir paket daha var. İç piyasada ne yaparsanız yapın, satamayacağınız ürünlerin miktarı bizim ihracatımızın yarısıdır. İhracat yasaklanınca bunlar, atık ürün işlemeye gidecek. Orada büyük bir ekonomik kayıp olacak. Biz 1-2 lira daha iç pazara sattığımız ürünü daha pahalıya mal edeceğiz, bu da tüketici fiyatlarına aks edecek. Türkiye’de göğüs ürünü pahalı ve halkımız pek sevmediği için daha çok yurt dışına gidiyor. Bunun fiyatı daha da pahalı. Dışarıda da göğüs ürünlerine talep daha fazla. İçeride kullanılan ürünle, dışarıda tüketilen ürün farklı oluyor. Bunu da durdurursanız, yine sıkıntı olacak. İhracatta ikincisi durum da finansman. Peşin parayı alırız, malı göndeririz. İhracat durursa, az da olsa finansmanda da sıkıntı çıkacaktır. İhracat yasaklanması doğru bir mantık değil, yasaklanırsa içeriye girecek ürün aylık 20 bin ton, zaten bizim dişimizin kavuğuna bile girmez. Fiyatları da çok etkilemez. Etkilese de bu kadar gürültü çıkartılacak bir konu da değil. Ama ihracatı yasaklarsanız, Türkiye güvenilir ihracatçı olmaktan çıkar. Bir sürü ticari anlaşma yapanlar var. Bugün var, yarın yok. Karşınızda sizin keyfinizle hareket edecek bir müşteri tarzı yok. Brezilya gelir, sizin açığınızı kapatır. Türkiye’ye döviz lazım diyoruz. Karınca kararınca ona da bir desteğimiz var” diye konuştu.



“Canlı hayvan üretimi diğer üretimlere benzemez”


Yumurta konusuna da değinen Sezer, “Bir dönem aynı gürültü yumurta için de çıkarıldı. Canlı hayvandan üretilen ürünlerden söz ediyoruz. Canlı hayvan üretimi, tekstil, otomotiv üretimine benzemez. Hayvan canlı olduğu için yer, içer, yumurtlar. Arkadan eti gelir. Makine değil, dokuma tezgahı değil bu. Düğmeye basalım, kapansın. Yumurtlama, yem yeme, büyüme deme şansı yok. Arz-talep dengesini biraz kurcaladığınızda fiyatlar düşer. Bu tersi için de geçerlidir. Olmazsa da fiyatlar yükselir. Canlı hayvan üretimi, diğer üretimlere benzemez. Uzun vadeli planlamalar yapmak lazım” dedi.



“Dünyada beyaz et tüketimi fiyata bakmadan artıyor”


Sektör olarak ne yaptıklarını bildiklerini ve dünyayı takip ettiklerini anlatan Sezer, sözlerine şöyle devam etti; “Bundan sonra ne yapmalıyız? Buradan bütün yetkililere sesleneyim. Biz sektör olarak işimizi bilen bir sektörüz. Dünyayı da takip ediyoruz. Beyaz et dünyada şöyle; eskiden dünyada en çok domuz yenirdi. Sonra sığır oldu. Beyaz et tüketimi dünyada da ucuzluğuna pahalılığına bakmadan artıyor. 2030 yıllarında beklenen insan başına beyaz et tüketimi dünyada 50 kilogram ön görülüyor. Bunun sebepleri şu; tartışmasız beyaz et daha sağlıklı. Daha kolay bulunabiliyor. Daha çabuk üretim arttırılıp, azaltılabiliyor. Bir diğer konu da karbon salınımı diye bir şey var. Günün birinde dünya kirlendi. Bizim çocuklar, torunlar ne yapacak. Onları da düşünerek bir şeyler yapmamız gerekiyor. Karbon salınımı en az et ve yumurta tavuğunda meydana geliyor. Sığırla karşılaştırdığınızda, sığır üretimde 4 misli diyebiliriz. Süt ineği ile karşılaştırdığınızda 3 katı fark var. Büyük bir oran bu. Siz karbon salınımını yabana atamazsınız. İkincisi su sorunudur. İklim değişimi diyoruz, dolayısıyla suyu az tüketerek üretim yapmamız lazım. Sığır etini üretmek için 20 litre, tavuk etini üretmek için ise 2 litre suya ihtiyacınız var. Türkiye olarak şimdiden tedbirleri almazsak vay halimize”



“Kümes açığı kapatılmalı”


Müjdat Sezer sözlerini şöyle tamamladı; “Tüketim artacak, avantajları var diyoruz. Bizim üretmemiz lazım. Sektör güçlü, kaliteli, bilgili. Fabrikaları var, açık kapasiteleri var. İşçi de biraz zorlanıyoruz ama bir şekilde bulunacak. Gel gelelim kümes yok. Şimdiden biz kümes açığını kapatmamız için makro planlamalar yaparak kararlar vermeliyiz. Avrupa fonları bu tarafa daha çok aktarılabilir. Kümes yatırımı çok büyük. Firmaların tek başına bunu yapması mümkün değil. 1 lira o iş için lazımsa, kümes için 3 lira lazım. Oraya da devletin bir şeyler düşünmesi lazım. Uygun kredilerle desteklenebilir. Bu gün bu tedbirleri almazsak, kırmızı et için ne konuşuyorsak, yarın beyaz et için onları konuşacağız. Şimdiden bildiğim kadarıyla ikaz etmiş olayım”



Uzmanı konuştu: "Tavuk fiyatlarına yüzde 200 zam haberleri asılsız"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bayburt Aras Elektrik Bayburt’ta yatırımlarını güçlendiriyor Doğu Anadolu Bölgesi’nin zorlu iklim ve coğrafi şartlarında kesintisiz, kaliteli ve sürdürülebilir enerji arzı sunmak için çalışmalarını sürdüren Aras Elektrik, Bayburt’a yaptığı yatırımlarla dikkat çekiyor. 2013 yılında özelleştirme sonrası devraldığı elektrik dağıtım altyapısını sürekli geliştiren şirket, 2013-2025 yılları arasında Bayburt’a toplam 1 milyar 501 milyon TL tutarında yatırım gerçekleştirdi. Yapılan yatırımlar sayesinde Bayburt’un hem şehir merkezi hem de kırsal bölgelerinde enerji altyapısı modernize edildi. 2026 yılı sonunda toplam yatırım 1 milyar 951 milyon TL’ye ulaşacak Aras Elektrik, 2026 yılı için Bayburt özelinde 450 milyon TL tutarında ilave yatırım planlıyor. Bu yatırımların hayata geçirilmesiyle birlikte, 2013 yılından 2026 yılı sonuna kadar toplam yatırım tutarının 1 milyar 951 milyon TL’ye ulaşması hedefleniyor. Planlanan çalışmalar kapsamında havai hatların yer altına alınması, trafo merkezlerinin yenilenmesi ve kapasite artışları, şehir içi ve kırsal alanlardaki aydınlatma altyapısının güçlendirilmesi gibi birçok önemli proje uygulanacak. Aydınlatma altyapısıyla Bayburt’un geleceği parlıyor Bayburt genelinde yürütülen aydınlatma çalışmaları, şehirdeki yaşam kalitesine doğrudan katkı sağlıyor. Şehir merkezi başta olmak üzere kırsal bölgelerde de yeni aydınlatma tesisleri kurularak tüketicilerin daha güvenli ve konforlu bir ortamda yaşamaları hedefleniyor. Yüzlerce noktada gerçekleştirilen bakım ve yenileme çalışmaları ile mevcut aydınlatma sistemlerinin daha verimli ve sorunsuz çalışması sağlanıyor. Kayıp-kaçak oranında büyük başarı Aras Elektrik’in Bayburt’ta yürüttüğü çalışmalar, enerji verimliliği açısından da önemli sonuçlar ortaya koydu. 2013 yılı öncesinde yüzde 20,37 seviyesinde olan kayıp-kaçak oranı, yapılan yatırımlar ve iyileştirme çalışmaları sayesinde 2025 yılı sonunda yüzde 7,54 seviyesine düşürülerek önemli bir başarı elde edildi. Bünyamin Yıldırım: "Bayburt’un elektrik altyapısını geleceğe hazırlıyoruz" Bayburt İl Koordinatörü Bünyamin Yıldırım, şehir genelinde yürütülen çalışmalarla ilgili değerlendirmede bulunarak, "Bayburt’un sadece bugünkü enerji ihtiyacına değil, gelecekte artacak talebine de bugünden hazırlanıyoruz. 2013 yılından bu yana gerçekleştirdiğimiz 1 milyar 501 milyon TL’lik yatırımla enerji altyapısını önemli ölçüde güçlendirdik. 2026 yılı sonuna kadar planladığımız yatırımlarla bu rakamı 1 milyar 951 milyon TL’ye ulaştırmayı hedefliyoruz. Trafo merkezlerinin kapasitesini artırıyor, havai hatları yer altına alıyor ve hem kırsal hem de şehir içi aydınlatma projeleriyle yaşam kalitesini yükseltiyoruz. Ayrıca kayıp-kaçak oranında sağladığımız düşüş, altyapı yatırımlarımızın ne kadar etkili olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Bayburt halkına daha kesintisiz, güvenli ve sürdürülebilir enerji sunmak için çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
İzmir Aliağa’nın özel sporcularından çifte şampiyonluk Aliağa Belediyesi bünyesinde eğitim gören özel sporcular, 2-3 Nisan tarihlerinde düzenlenen şampiyonalarda para masa tenisi ve atlı cimnastik branşlarında elde ettikleri şampiyonluklarla önemli bir başarıya imza attılar. Aliağa Spor ve Yaşam Merkezi Özel Gereksinimli Birey Eğitim Kursları Masa Tenisi Öğrencisi Eren Yüzbaşıoğlu, 3 Nisan 2026 tarihinde İzmir Halkapınar Masa Tenisi Spor Salonu’nda düzenlenen Türkiye Özel Sporcular Federasyonuna bağlı Para Masa Tenisi İzmir İl Şampiyonası’nda birinci olarak Türkiye Finallerine gitmeye hak kazandı. Aliağa Belediyesi Özel Eğitim Antrenörü Mazlum Yılmaz şampiyonluğun ardından yaptığı açıklamada dört yıl önce başladıkları süreçte son üç yıldır para masa tenisi branşında tüm müsabakalarda kaybetmeden üstün performans sergilediklerini belirterek hedeflerinin Türkiye Şampiyonası’nda da birincilik elde etmek olduğunu ifade etti. Aliağalı özel sporcular Atlı Cimnastikte şampiyon oldu Aliağa Belediyesi Alia Atlı Spor Kulübü sporcuları Blue Tolga Noah Ayhan, Doruk Can ve Kerem Güleç, Dünya Otizm Farkındalık Günü kapsamında 2 Nisan 2026 tarihinde Ankara’da düzenlenen Özel Sporcular Binicilik Başkent Ankara Kupası’nda kendi kategorilerinde şampiyon oldu. Dört ilden 23 sporcunun katılım sağladığı organizasyonda Atlı Cimnastik branşında mücadele eden Aliağalı özel sporculardan Blue Tolga Noah Ayhan 8-11 yaş, Doruk Can 12-15 yaş ve Kerem Güleç 12-21 yaş kategorilerinde birincilik elde etti. Aliağa Belediyesi bünyesinde görev yapan antrenör Oğuz Sarıcı, ergoterapist Rümeysa Dölek ile fizyoterapistler Berke Temizkan ve Merve Aktaş’ın gözlemleri doğrultusunda at destekli terapi sonrası binicilik eğitimlerine yönlendirilen sporcular, temel eğitimler ve yarışma için aldıkları eğitimler sonrasında kendi kategorilerinde şampiyon olarak bu süreçte verdikleri emeklerinin karşılığını başarılarıyla aldılar.
İstanbul Ünlü Kazak müzik grubu Alatau Serileri, yeni albümünün lansmanını Bağcılar’da yaptı Kazak kültürünün tınılarını ve Türk ruhunu sahneye taşıyan Alatau Serileri, yeni albümünün lansmanını Bağcılar’da yaptı. Bağcılar Belediyesi BKS Sahne’yi dolduran müzikseverler, ünlü müzik grubunun kartal dansı gösterisi ve söylediği şarkılarla unutulmaz bir gece yaşadı. Kartal dansı başta olmak üzere sosyal medyadaki içerik ve viral olan videolarıyla tüm dünyada tanınan Kazak Müzik Grubu Alatau Serileri, Bağcılar’a konuk oldu. Grup, Bağcılar Belediyesi ve Kazakkent Altay Derneği ile ortaklaşa düzenlediği konsere katıldı. Alatau Serileri’nin gelişi sebebiyle 10 bini aşkın Kazakistanlı Türk’ün yaşadığı ilçede büyük heyecan yaşandı. Salon, müzikseverlerle dolup taştı Ünlü müzik grubunun "Kartal" isimli yeni albümlerinin lansmanının yapacağı Bağcılar Belediyesi BKS Sahne, program başlamadan bir saat önce dolup taştı. Her yaştan ilçe sakini yerini alıp konser saatini bekledi. Bu önemli programa; Konsere, Kazakistan İstanbul Başkonsolosu Nuriddin Amankul, Türk Devletler Teşkilatı Genel Sekreter Yardımcısı Merey Mukajan ve Kazakkent Altay Derneği Başkanı Canımhan Canaltay da iştirak etti. Çocuklar sahnede kartal dansı yaptı Alatau Serileri’nin sahneye çıkmasıyla birlikte salonda büyük coşku yaşandı. Yeni albümlerinde yer alan şarkıları seslendiren ünlü sanatçılar, davetlilere unutulmaz bir gece yaşattı. İlerleyen dakikalarda ise çocuklar, müzik eşliğinde kartal dansı yaptı. Miniklerin koreografisi izleyenler tarafından çok beğenildi. Çok özel ve anlamlı bir gece yaşadık Türk dünyasının ezgileri, kültürü ve ortak ruhunun bu özel gecede sahnede buluştuğunu söyleyen Başkonsolos Amankul, "Bağcılar’da attığımız bu güçlü adım, birlik ve beraberliğimizin güzel bir yansıması oldu. Katılan ve destek veren herkese teşekkür ediyorum" dedi. Programın ev sahipliğini yapan Bağcılar Belediye Başkanı Yasin Yıldız, müzik dünyasında adından söz ettiren Alatau Serileri grubunu tebrik etti.