SAĞLIK - 16 Kasım 2019 Cumartesi 14:58

ÇOMÜ’de kireçlenme tedavisinde yeni bir yöntem

A
A
A
ÇOMÜ’de kireçlenme tedavisinde yeni bir yöntem

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Araştırma ve Uygulama Hastanesi’nde kireçlenme tedavisinde yeni bir yöntem uygulanıyor.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Araştırma ve Uygulama Hastanesi’nde kireçlenme tedavisinde yeni bir yöntem uygulanıyor. Türkiye genelinde yalnızca birkaç hastanede uygulanan bu yöntemle, dizlerinde kireçlenme yaşayan hastalar protez yerine dizlerini kurtaran sistemden oldukça memnun.


ÇOMÜ Araştırma ve Uygulama Hastanesi’nde, vidalı ve plaklı tedavi yöntemlerinin haricinde hem masraflı, hem ağrılı protez ameliyatını rafa kaldıran bir yöntem uygulanmaya başlandı. 45 yaş üzerindeki insanlarda meydana kireçlenme problemlerinin tedavi yöntemini anlatan ÇOMÜ Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü Doktorlarından Dr. Öğr. Üyesi Tolgahan Kuru, "Özellikle kadınlarda 45 yaş sonrası kireçlenme olur. Bu neredeyse herkesin problemidir. Bu kireçlenme de diz ekleminde olur ve dizimizin iç tarafından başlar. Eklemin bir aralığı var ve bu aralık iç taraftan daralmaya başlıyor. Daralma başladığında kireçlenme hızlı bir şekilde ilerliyor. Buna da ek tedavi öneriliyor. İç tarafta ilerlemeye başladığı vakit, bazı ilaçlar uygulanıyor. Etkileri hala soru işareti olan dizin içerisinde, enjeksiyonlar, steroidler gibi fizik tedavinin yaptığı bazı tedaviler var ama bunları devlet ödemiyor. Zaten bu tedaviler çok da işe yaramıyor, geçici olarak hastanın ağrısını kesiyor. Burada yapılacak işlem, protez ameliyatına gitmemesi için eklem aralığını müdahale edip genişletmektir. Kireçlenme olduğunda hastayı ağrı kesicilerle tedavi ediyoruz. Dış kompartımanda da kireçlenme başladığı vakit protez ameliyatı yapılıyor. Hastalar bu protez ameliyatından sonra pek memnun kalmıyor. Enfeksiyon kapabiliyor, gevşeyebiliyor. Hastanın çocuğu gibi dizlerine bakması gerekiyor. Otururken hareket fonksiyon kısıtlamaları oluyor. Büyük abdestini yaparken zorlanıyor. Bağdaş kurmak yasak. Anadolu’da tarlaya giden insanlar var. Burada da zeytincilikle ilgileniyorlar. Hastalardan imkanı olanlar çok güzel muhafaza edebiliyor ancak çoğunluğu iyi muhafaza edemiyor. Doktor ne kadar uyarsa da çömelme gibi durumlardan dolayı protezde gevşeme olabiliyor. Enfeksiyon olmadan bir gevşeme olursa da ikinci bir ameliyat gerekiyor. Revizyon ameliyatından sonra da dizde her zaman bir revizyon kısıtlılığı oluyor. Hastalar da bundan çok memnun olmuyor. Hastalar da genelde belli bir yaş üstünde olduğu için diyabeti, romatoid artriti (iltihaplı romatizma) oluyor. Hasta kendine bakmadığında, enfeksiyona meyilli olduğunda dışarıdan konulan her implantın da enfeksiyon kapma ihtimali var. Enfeksiyon kaptığı vakit de bu eklemden bir hayır beklemiyoruz. Protezi çıkartıyoruz, altı hafta bekletiyoruz ve tekrar protez yapıyoruz. Fonksiyon kabiliyeti bitiyor” dedi.


“Hasta ertesi gün normal hayatına devam ediyor”


Yeni uygulanan yöntemle hastaların ertesi gün hayatlarına rahat bir şekilde devam ettiklerini belirten Kuru, "Dolayısıyla bunu protezsiz tedavi etmemiz lazım. İlaçlar da çok işe yaramadığı için başka bir yöntem uygulamamız gerekiyordu. Yüksek tibial osteotomi, denilen bir ameliyatımız var. Bu iyi bir ameliyat ancak şu bahsettiğimiz medial eklem darlığını geniş bir kesiyle kesiyoruz. Burada bir osteotomi (kırık hattı) oluşturup eklem aralığını açıyoruz. Buraya plak ve vida koyuyoruz. Önleyici ameliyatlarından biri bu fakat bunun sıkıntısı da bu tedavi işe yaramazsa veya 6-7 yıl sonra protez gerekirse bu plak ve vidayı çıkarmamız gerekiyor. Ameliyat sırasında kırık oluşturulduğu için 6-8 hafta hastayı üstüne bastırmıyoruz. Bu durum, biz ortopedi cerrahlarını şuna itmeye başladı. Yakın bir zamanda bizim de yapmaya başladığımız Proksimal Fibular Osteotomi ameliyat çeşidi ortaya çıktı. Ameliyatın süresi çok kısa, iki dize birden uygulamamız yarım saatimizi alıyor. Kanama neredeyse hiç yok. İnsizyonumuz (kesi) diz eklemine hiç dokunmadan yaklaşık 3-4 cm’lik bir insizyondur. Ertesi gün tamamen normal hayatına dönebiliyor. Protez ameliyatından sonra veya yüksek tibial ameliyatından sonra bir bakıcı şart oluyor. Ancak bu ameliyattan sonra yürüyebilir, işine gidebilir, ev işlerini rahatlıkla yapabiliyor” diye konuştu.


“Ameliyat sonrası hastalarda ağrı neredeyse hiç olmuyor”


Yapılan ameliyatların ardından kontrole gelen hastalardan olumlu geri dönüşler aldıklarını ifade eden Dr. Kuru, “Ameliyattan sonra diğerlerinden farlı olarak tam tersine yürümesini istiyoruz. Eklem aralığı dardı. Bizim yaptığımız ameliyatta; fibula denilen bizim yedek parça olarak tabir ettiğimiz kemiği 1 cm’lik blok halinde kesip çıkarıyoruz. Burada boşluk olduğu zaman bir arabanın amortisör ayarları gibi düşünürsek, yük vermeye başladığı vakit burası aşağı inecek ve medial eklem aralığı artacak. Kireçlenme olduğunda iç tarafta darlık vardı ancak yürümeye başladığında, eklem aralığı daha da açılıyor. Doğal olarak diğer ameliyatlarda ağrısı bu kadar çok ve radikal bir şekilde düşmüyor. Bu ameliyatın ardından hastalara sorduğumuzda, 10 üzerinden 0 veya 0’a yakın olduğunu söylüyor. Çanakkale Tıp Fakültesi Ortopedi Bölümü olarak bunun bir de hastanın eklemini düzelttik. Var olan kireçlenmeyi azaltıcı ve ağrıyı daha da azaltıcı bir uygulama yapmamız gerekiyor. Ali Hocamızın ameliyattan sonra kendisine ait bir tedavi protokolü var. Hastanın durumuna göre ameliyat öncesi yaptığımız değerlendirme sonucu ameliyatın ardından hastayı çağırıyor ve birkaç seans eklem içerisinde ozon gibi bazı özel yöntemlerle ağrı uygulamasını yapıyor. Zaten hastanın ağrısı, 10 üzerinden 2’ye veya 1’e inmişti. Var olan ağrıyı da Ali Hocanın müdahalesi ile yok ediyoruz” şeklinde konuştu.


“Ozonla 6 seans tedavi ediyorum”


ÇOMÜ Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü doktorlarından Dr. Öğr. Üyesi Ali Bilge ise ozon tedavisinin yeni uygulamaya oldukça katkı sağladığını belirterek, “Bir sene önce İstanbul’dan gelen, Geyikli’de yazlığı olan bir hastamız ameliyat oldu. Ameliyattan oldukça memnun... Yanında başka bir hasta daha getirdi. Ona da aynı işlemi uyguladık. Yaptığımız işlemin en büyük avantajı, herhangi bir komplikasyon olabilecek veya problem oluşturacak bir durumu yok. Kireçlenme tedavisi için de ozonla altı seans tedavi ediyorum. Ozonun oksidan özelliği ile antioksidan özelliği ile birleştirip enjeksiyon yöntemi uyguluyoruz. Dizdeki kıkırdağın kendisini yenilemesini sağlıyoruz. Ayrıca ağrı kesici özelliği de var. Hastanın aktif olmasını, daha çok yürümesini istiyoruz. Bu şekilde tedavi kombine olunca bize daha iyi sonuç vermeye başladı. İnsanların en büyük problemi aslında budur. Önemli olan diş çekilmeden, implant yapılmadan önce dişi kurtarmaktır. Bizim de amacımız dizi kurtarmaktır. Tedavinin bir diğer adı da Dizi Kurtarıcı Cerrahi olarak biliniyor. Protez son aşamadaki tedavidir. Sevmeme nedenimiz de budur. Yaptığımız şey rezeksiyon, amputasyondur. Kemiğin tamamını çıkartıp yerine konulan başka bir şeyin aynı işlevi görmesini istiyoruz. Etrafınızda duymuşsunuzdur; sonuçlar kötü olunca da kimse memnun olmuyor. Ozon, oksidan bir maddedir. Antioksidan özelliğini çalıştırarak tedavi etme yöntemini uyguluyoruz. Yaklaşık 2 yıldır ozon tedavisi, Sağlık Bakanlığı’nın yetki alanına da girdi. Yeni bir uygulamadır. Daha öncesinde estetikte kullanılmaktaydı. Almanya’da eğitimini aldım. Bütün kronik hastalıklarda uygulanan bir yöntemdir." diyerek uyguladığı tedavi hakkında bilgi verdi” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Karabük Evin çatısına ve önündeki çitlere yazılan yazılar ekipleri harekete geçirdi Karabük’te kendisinin "Mesih" olduğunu iddia eden 61 yaşındaki şahsın evinin çatısına ve önündeki çitlere yazdığı yazılar, polis ve zabıta ekiplerinin kontrolünde kaldırıldı. Edinilen bilgiye göre, Bayır Mahalle Bağlar Sokak’ta M.D. (61) isimli şahsın ikamet ettiği evin çatısına ve çevresine "Peygamber’ "66", "Mesih", "İsa" ve "35" gibi çeşitli yazılar yazıldığını gören vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine polis ve zabıta ekipleri sevk edildi. Ekipler, görüştükleri ev sahibi M.D.’den söz konusu yazıları kaldırmasını talep etti. Şahsın tepki göstermesinin ardından yazılar boya yardımıyla silinerek kaldırıldı. M.D., Allah tarafından kendisine tebliğ yapıldığını söyledi. Erzurum’un İspir ilçesinde yaşandığını öne sürdüğü bir olayın ardından ailelerinin takip altına alındığını iddia eden M.D., kendisinin kamuoyunda bilinen bazı isimlerle ilgisinin olmadığını söyledi. Vatandaşlardan herhangi bir şikayet olmadığını ve bazı kişilerin kendisini tebrik ettiğini öne süren M.D., insanlara tebliğde bulunduğunu, "cihat" çağrısı yaparken bunun şiddet içeren bir anlam taşımadığını, en büyük mücadelenin kalem ve sözle yapılan mücadele olduğunu söyledi. Küçük yaşlardan itibaren ailesinin çevresinin kuşatıldığını düşündüğünü aktaran M.D., Mesihlik iddiasının yaklaşık 5 ila 8 yıl önce kesinlik kazandığını ileri sürdü. M.D., farklı dinlere mensup insanların "Mesih İsa’yı beklediğini" ve kendisinin de bu kişi olduğunu iddia etti. Olayla ilgili inceleme başlatıldı.
Hatay Turfanda can eriği Avrupa ülkelerine ihraç ediliyor Hatay’da 5 bin metrekarelik serasında 320 ağaçta can eriği üretimi yapan Aladdin Aslan, nisan ayında başladığı hasadı sürdürüyor. Ağaçlardan tek tek elle toplanan can eriğinin kilosu iç piyasada 350 TL iken, yurt dışına 450 TL’den ihraç ediliyor. Türkiye’nin en bereketli topraklarından olan Hatay’da afetzede çiftçiler üreterek hayata tutunmayı sürdürüyor. Samandağ ilçesi Yaylıca Mahallesi’nde 5 bin metrekarelik serasında 320 ağacıyla can eriği üretimi yapan çiftçi Aladdin Aslan, bahçesinde nisan ayında can eriği hasadına başladı. Kış aylarında örtü altında üretilen can eriğinin kilogram fiyatı iç piyasada 350 TL iken, dış piyasada ise 450 TL’den genellikle Avrupa ülkeleri İngiltere, Almanya, Danimarka, Belçika ve Hollanda’ya ihraç ediliyor. Geçtiğimiz yıl Orta Doğu’ya da ihracat yapan Arslan, ABD, İsrail ve İran’ın savaşı nedeniyle bu yıl Arap ülkelerine satış yapamıyor. Can eriği üretiminden memnun olduğunu ifade eden Aslan, bu yıl yağışlarla birlikte can eriğinde rekolteyi yüksek beklediğini söyledi. Çiftçi Alaadin Arslan, "Ben 15 yıldır örtü altı yani serada can eriği yetiştiriyorum. Geçen sene bir kuraklık vardı. Onun zorluğunu bir şekilde çektik ama çok şükür yine atlattık. Bu sene de yağışlardan dolayı biraz erkencilikte geç kaldık ama yine şükür erikte rekolteler güzel oluyor. Burası 5 dönüm ve içinde 320 erik ağacı var. Ben bir hevesle ve sevgiyle başladım. Bizde Akdeniz Bölgesi iklim olarak müsait durumda. Biraz daha erkencilik sağlayalım diye düşündük, yaptık ve başardık. Bu yıl hasat çok şükür rekolte olarak güzel. Kışın bu şekilde soğukların iyi gitmesi etki etti. Çünkü bu sert çekirdekli olan bütün ağaçlar, meyveler soğuğu sever. Soğuğu alacak ki uykuya girsin ve uyandığı zaman rahat uyansın. Bu sene bunu yaşadık ve iyi verim olarak çok güzel oldu. İç piyasa ve ihracat piyasası gibi iki ayrı kalemden topluyoruz. Zaten ihracat olmazsa ciddi bir şekilde bu işi yapamayız. Erik iç piyasada 200 ila 350 TL bandında değişiyor. İhracat olduğu zaman biraz daha kalite gerekiyor. İhracatta ise 350 ila 450 TL arasında değişiyor. Geçen yıl verim az olduğu için biraz daha iyiydi. Geçen sene fiyat 500 TL bandındaydı. Biz her sene aynı ihracat firmalarına verdiğimiz için Avrupa ülkelerine gönderiyoruz. Zaten şu anda Orta Doğu’da vardı ama Orta Doğu’ya savaştan dolayı biraz ihracat yapamıyoruz. Avrupa ülkeleri olarak Almanya, Danimarka, Belçika, İngiltere ve Hollanda gibi ülkelere gidiyor. Erikler ağaçlardan elle tane tane koparılarak toplanıyor" ifadelerini kullandı.
Sakarya Sakaryaspor - İstanbulspor maçının ardından Trendyol 1. Lig’in 33. haftasında oynanan Sakaryaspor-İstanbulspor maçının ardından iki takımın teknik sorumluları açıklamalarda bulundu. Trendyol 1. Lig’in 33. haftasında Sakaryaspor, konuk ettiği İstanbulspor ile 2-2 berabere kaldı. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında mücadeleyi değerlendiren İstanbulspor Teknik Sorumlusu İlyas Öztürk, "Buraya gelirken Sakarya’nın da puanını bildiğimizden dolayı çok zor mücadele olacağını biliyorduk. 2-1 öne geçmemize rağmen Sakarya’nın baskılarına cevap vermek istedik ama Sakaryaspor etkili oldu, golü buldu ve 2-2’ye getirdi. Biz mutluyuz ancak sakatlıklar konusunda sıkıntılar yaşıyoruz. Hiçbir zaman için tam bir kadro çıkamadık ama mutluyuz buradan bir puan aldık. Bundan sonraki maçlara bakıp aldığımız kadar puan alarak ligde kalmayı hedefliyoruz" dedi. "3 puanı hakkettiğimiz bir maçta 1 puan almamız bizi derinden üzdü" Sakaryaspor Teknik Direktörü Mustafa Dalcı ise, "Çok üzgünüz kendi sahamızda kazanmamız gereken bir maçtı. Bütün hafta yaptığımız kazanmak adınaydı. Ön alan baskılarını oyuna başlayıp oyunu domine etmek gibi bir planımız vardı. İyi oynadığımızı düşünüyorum, pozisyon üreten, coşkulu bir takımdık. 2 gol attık ama sadece şuna üzülüyorum; 2 tane gol yemiş olmamız. Sonuna kadar 3 puanı hakkettiğimiz bir maçta 1 puan almamız bizi derinden üzdü. Ama ligin sonuna kadar bırakmadan devam edeceğiz" diye konuştu.